|
"Yetenekli Çalışan Her şey Demektir" |
Yetenekli-kalifiye çalışan, gelişmek, büyümek, çağa ayak uydurmak isteyen şirketler için olmazsa olmaz koşullardan biri. Ancak pek çok şirket yetenekli-kalifiye eleman konusunda, yeterli bilince ve bir stratejiye sahip değil. Uzmanlar ise bugünkü rekabet koşulları nedeniyle şirketlerin yetenekleri keşfetmek ve kendilerinde tutmalarının şart olduğunu belirtiyor. Gelecekte şirketler çalışanları değil, çalışanlar şirketleri seçecekler sözleri bir kehanet değil. Neredeyse günümüzde bile gerçekleştiğini gördüğümüz bu sözler, dünyanın önde gelen İnovasyon gurularından Partha Ghosh’a ait.
Ghosh, gelecekte kendini yenilemeyen, günün şartlarına ayak uyduramamış, çalışanlarına özellikle en son teknolojinin kullanıldığı çalışma ortamı sunamayan ve rakipleri ile arasında bir fark yaratamayan şirketlerin, gerçek yetenekler tarafından tercih edilmeyeceğini belirtiyor. Çünkü Ghosh’a göre işlerini daha iyi bir işe geçiş için basamak olarak gören kişiler, çalıştıkları şirketi bu gözle değerlendirip, tercihlerini ona göre yapıyor. Ghos’un söylediklerine bakılırsa kişiler değil, şirketler kendini beğendirilmeye çalışmalı. Zaten yoğun olarak aile şirketlerinden gelen şikâyetlere bakıldığında bu sözler kendini doğruluyor.
“Şirkete yeni biz vizyon katacak, büyütecek, inovasyon konusunda fark yaratacak eleman bulamıyoruz” ya da “Elemanı alıyoruz, yetiştiriyoruz, tam en verimli çalışacağı zamanda, elimizden kaçırıyoruz” gibi şikayetleri, hemen her yöneticiden duyabilirsiniz. Bu noktada yöneticinin bu sıkıntıların nedenini iyi analiz etmesi gerekiyor. Çünkü araştırmalara göre yetenekli çalışan konusunda sıkıntı yaşadıkları halde, bu konuda şirketlerin pek çoğunun bir stratejisi bulunmuyor.
Kalifiye Eleman Sıkıntısı ve İşsizlik
Öte yandan günümüzde kalifiye eleman sıkıntısı ile işsizlik sorununun aynı anda yaşanıyor olması, ekonomi dünyasının belki de en trajik ironilerinden biri. Çünkü bir yanda tüm dünya devletleri ciddi çözüm politikaları üreterek işsizliğin azaltılması için çare arıyor, diğer yanda küçük-büyük tüm şirketler kalifiye eleman sıkıntısı içinde olduklarını ilan ediyor.
Hele de işi rakiplerine fark atarak büyümeyi hedefleyen şirketlerin’ ’yetenekli çalışan’ arayışına gelince, durum artık bir savaşa dönüşüyor. Bunu biz değil son 10 yıldır bu konuda araştırma yapan önde gelen araştırma şirketleri söylüyor. Örneğin Deloitte, "Yıl 2008: Yeteneğinizin Nerede Olduğunu Biliyor Musunuz?" başlıklı raporunda, şirketlerin yetenekli insan kaynaklarını işe alma ve elde tutma stratejilerini irdeledi. Avrupa’da yaşlanan nüfus ve eğitim politikalarının ciddi bir işgücü açığı doğurduğunun belirtildiği raporda, şirketleri rakiplerinin önüne geçirecek az sayıdaki yeteneği i§e alma ve elde tutma stratejileri değerlendiriliyor. Yine önde gelen araştırma ve danışmanlık şirketlerinden Stanton Chase de hazırladığı en son raporlarından birini yetenek avcılığı konusuna ayırdı. ABD ve Kanada’dan 37 bin üst ve orta düzey yöneticinin katıldığı yetenek savaşının iş süreçlerine etkilerinin araştırıldığı çalışmada, katılımcılara şirketlerinin yetenekli çalışana olan ihtiyaçlarının ne düzeyde olduğu ve bu ihtiyacı karşılamak üzere nasıl bir strateji izledikleri soruldu.
Kritik Yetenek Kavramı
İnsan kaynağı, kimi zaman bir şirket için finansal kaynaktan daha kritik bir öneme sahip olabiliyor. Çünkü gerçek yetenekleri bünyesinde toplamı§ olan bir şirketin finansal kaynak yaratma konusunda kendine yeni kapılar açma şansı bulunuyor. Deloitte da çalışmasında, şirketin iş performansında çok yüksek oranda pay sahibi olan, müşteriler ve hissedarlar için ortalamanın üzerinde değer yaratan grup ve bireyleri "kritik yetenek" olarak tanımlıyor. Bu insanlar olmadan, örgütlerin stratejilerini hayata geçiremeyeceklerinin altı çiziliyor.
Kritik yetenekler her zaman şirketin en yüksek maaşı alan ya da en üst kademelerindeki çalışanları olmayabiliyor. Örneğin, ilaç şirketlerinde yeni ilaçlar geliştiren araştırmacılar ya da bir dağıtım şirketinde paketlerin alım ve teslimini etkin ve zamanında gerçekleştiren kuryeler, şirketler için vazgeçilmez elemanlar olabiliyor. Deloitte’un raporu, dünyanın birçok bölgesinde, yüksek işsizliğe rağmen bir i§gücü darboğazı yaşandığına dikkat çekiyor. Batı’da yaşlanan nüfus, Çin’de ise tek çocuk politikası, özellikle kentlerde kalifiye eleman sıkıntısını ortaya çıkartıyor.
Açık Büyüyor
Eğitim alanında yaşanan dengesizliklerin de eleman sıkıntısını körüklediğine dikkat çekilen raporda, bilim ve mühendislik alanında 1998-2008 yılları arasında ABD’de 2 milyon kişi emekliye ayrılacakken yerlerine geçmek üzere ülkedeki üniversitelerden sadece 198 bin kişinin mezun olacağı hesaplanıyor.
Almanya’da ise bu rakamın 1995 yılından bu yana üçte bir oranında azaldığı kaydediliyor. Gelişmiş ülkelerin sağlık sektöründe de büyük bir işgücü açığı ile karşı karşıya olunduğunun altı çizilen rapora göre ABD’de 2012’de 1 milyon hemşire açığı olacağı tahmin ediliyor. Şirketlerin karşılaştığı zorluklar, nüfus eğilimleri ile sınırlı kalmıyor. Çalışanların sürekli olarak eğitilmesi ve geliştirilmesi, bireylerin kariyer yolunda daha fazla esnekliğe sahip olması gerekirken, kuruluşlar da çalışanlarından daha fazla esneklik bekliyor. Birbirini izleyen küçülme dalgaları, çalışanların talepleri, işten memnuniyetsizlik ve çalışanları günün her saati işlerine bağlayan teknolojiler yüzünden, çalışanlar arasındaki memnuniyetsizlik de rekor seviyelere ulaşıyor.
İngiltere’de çalışanların yüzde 80’i, Fransa’da ise yüzde 88’i işinden hoşnut değil. Ortaya çıkan verimsizliğin ekonomiye maliyeti ise ABD’de 350 milyar dolara, Fransa’da 100 milyar euro’ya, İngiltere’de 64 milyar dolara, Singapur’da ise 6 milyar dolara ulaşıyor.
Şirketlerin Bir Planı Yok
Stanton Chase’in yaptığı araştırmada ise yetenekli çalışan, yeni ekonomi içinde en önemli kaynak olarak değerlendiriliyor. Buna göre de önümüzdeki dönemde yetenek yönetimindeki verimlilik, şirketler açısından daha da önem kazanacak. Rekabetin giderek sertleştiği bilgi ekonomisi çağında, insan kaynakları yönetimi ile yetenek yönetiminin farklılıklarından söz edilen araştırmada, yetenek yönetiminin üst yönetim için yeni ve kritik bir alan olduğu belirtiliyor.
ABD’li ve Kanadalı 37.000 üst ve orta düzey yöneticinin katıldığı araştırmada, şirketlerin hemen hepsinin yetenekli eleman sıkıntısı yaşadığı tespit edilirken, bunların sadece yüzde 18’nin bu sıkıntıya ilişkin bir planları olduğu ortaya çıkıyor. Araştırmaya göre yetenekli eleman sıkıntısı hemen her seviyede iş süreçlerini olumsuz etkiliyor. Öte yandan şirketler için organizasyon içinden yönetici yetiştirmek kadar, dışarıdan yetenekli elemanları çekmek de önemli bir mücadele alanı olarak görülüyor.
Yetenekli Olanı Tutmak Zor
Katılımcıların yüzde 49’unun bin ki§iden az istihdamın olduğu şirketlerde, yüzde 16’sının 1000-2999 kişinin istihdam edildiği şirketlerde ve geri kalanın da 3000 üzerinde kişinin istihdam edildiği şirketlerde yöneticilik yaptıklarını belirttikleri araştırmaya göre, yüzde 71’i yetenekli elemanları elde tutmanın zor olduğunu düşünüyor.
Katılımcıların yüzde 65’i şirketlerinin büyük ölçüde eleman bulma ve kalıcı olmalarını sağlama konusunda çeşitli stratejiler uyguladıklarını, yüzde 35’i ise kısmen bu stratejileri uyguladıklarını belirtiyor. Araştırmaya katılanların yüzde 48’i yetenekli eleman sıkıntısının orta düzey yönetim kademelerini olumsuz etkilediğini, yüzde 45’i de aynı sıkıntının üst düzey yönetim süreçlerini de olumsuz etkilendiğini belirtiyor. Araştırmanın bir diğer dikkat çeken bulgusu ise yüzde 35 oranında katılımcının, şirketlerinin yetenek savaşının yeni gerçeklik olması durumunu endişe verici olarak gördüğünü belirtmesi.
Buna karşılık yüzde 49 oranında katılımcı, şirketlerinin yeni ekonomi koşullarına uyum sağlamaya çalıştıklarını belirtirken, yetenek avı konusunda bir strateji geliştirme ve bunu uygulama konusunda henüz geçiş aşamasında olduğunu belirtiyor. Yüzde 36’sı ise bu konuda şirketlerinde söz konusu stratejilerin kısmen uygulandığını kaydediyor. Yüzde bir oranında katılımcı ise yeni ekonomiye her açıdan hazırlıklı olduklarını düşünüyor.
Kaynak: Ekonomist Dergisi Family Business Eki
|
www.ikyworld.com webmaster gavurgeci |