ÇOCUKLARIN İÇİNDEKİ KORKULAR GİSELA PREUSCHOFF Türkçesi: Özkan Schulze Beyaz Yayınları: 25 Çocukların İçindeki Korkular Gisela Preuschoff Kitabın Özgün Adı: Kleine Und GtoŞe Ângste Bei Kindern (c) 1995 Kösel-Verlag GmbH & C, München Kösel Bu kitabın tüm Akçalı Telif Hakları Ajansı aracılığıyla alınmış Türkçe yayın hakları Beyaz Yayınları'na aittir. Yayınevimizden yazılı izin alınmadan kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz, hiçbir şekilde kopya edilemez, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Yayıncı: Hidayet & Canan Pınarbaşı Yayın Yönetmeni: Sinan Köseoğlu Kapak Tasarımı: Fatma Mamalı Metin Tasarımı: Fatma Mamalı Kapak Baskısı: Volkan Matbaası Kapak Renk Ayrımı: Diacan Grafik Montaj: Erdiz Selafon: Ayna Selafon Baskı: Eren Ofset Cilt: Güven Mücellithanesi Birinci Basım: Ağustos 1998 / İstanbul ISBN: 975-8261-18-5 Yayın ve Dağıtım: BEYAZ YAYINLARI Nuruosmaniye Cad. Kardeşler Han, No:3, Kat:2 Cağaloğlu/İSTANBUL Tel: (0212) 522 38 68 - 69 Faks: (0212) 522 38 70 Web: www.beyazyayinlari.com. e-posta: sinan@beyazyayinlari.com İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ KORKU NEDİR? ..7 Korkunun Zıttı Nedir? ..... .14 Korku her yerde mevcuttur . .21 Çocuklar, medya ve korkular ..25 Yetişkinlerin korkuları...... ..25 Çocuklar, Tanrı ve korku .... .28 . .vıı . . .1 ÇOCUKLAR NEDEN KORKAR?........... Karmaşık korkular........................ Bedenle ilintili korkular.................... Cinler, hayaletler ve öbür yaratıklar ...............36 Rüyalar korkutunca.............................44 Yalnız kalmaktan korkmak.......................48 Ölümden korkmak .............................52 Çocuğunuz utangaç ise..........................56 Yuvadan ya da okuldan korkmak .................59 Anne ve babanın ayrılmasından korkmak ..........63 Savaşlardan, doğal felaketlerden ve gelecekten korkmak.............................70 EBEVEYNLER ÇOCUKLARINA NASIL YARDIM EDEBİLİRLER? .... 77 Konuşmak: Birbirlerini dinlemek ve beraber konuşmak ....... 77 Karanlık ormandaki prenses: yardımcı masallar ve hikâyeler ... 79 Resim yapmak ve biçim vermek ..................86 Tüm duyularla: Algılama alıştırmaları ve duyuları eğitme .... 94 İçsel resimler ve fantezi gezileri..................104 Yıldızlı göğün altında ..........................109 Korkuya karşı merasimler.......................113 Korkulara karşı beden alıştırmaları ...............115 Kaynaklar....................................121 VI ÖNSÖZ Korkak çocuklar pek sevilmezler. Korkmak cesaretsiz olmak demektir. Ebeveynler de korkak çocuklardan hoşlanmazlar, hatta belki çocukları yüzünden utanırlar ya da kendilerini suçlu hissederler. Acaba nerede bir hata yapmışlardır? Korkak çocuklara çok daha fazla zaman ayırmak ve sabırlı olmak gerekir. Ama genellikle, ebeveynlerin her ikisi için de ayıracak fazla vakitleri olmaz. Her şey çabuk ve kusursuzca halledilmelidir. Bu yüzden çocuklar ebeveynleri tarafından beğenilmek ve onları sakinleştirmek için kendi korkularını bastırırlar. Ama, hasta olmaları ya da zorbalaşmaları istenmiyorsa çocukların korkularından arındmlmaları gerekir, Ancak korkuları hakkında konuşma olanağına sahip olan çocuk- vıı - lar korkularını yenebilirler. Fakat böyle bir konuşmaya nasıl başlanabilir? Bu kitap, ebeveynlerin olduğu kadar eğitmenler ve öğretmenlerin de, çocukların korkularını-aynı zamanda kendi korkularını-kabul etmelerine yardımcı olmak için yazılmıştır. Nasıl ışığı açtığınızda ya da onlarla konuştuğunuzda ve onlara dikkatlice baktığınızda hayaletlerden kurtulursanız, işte bu kitap da bunun gibi, çocuksu korku- - vıu lara ilk önce dikkatlice bakmaya ve sonra da ebeveynlerin ve çocukların nasıl korkuyu aşıp büyüyebileceklerine dair öneriler ve fikirler sunuyor. Çünkü, korkularmı yenebilen kişi ancak kendini iyi hissedebilecek ve yeni provokasyonlara göğüs gerebilecektir. Bunu tüm ebeveynler ve çocuklar için dilerim. - ıx Çocuk/anı? İçindeki Korkular gunlaşınasmda yardımcı olur. Çünkü, yeni olgulara ya da bilinmeyene karşı hissettiğimiz korkuyu her y emsimizde, ileriye doğru büyük bir adım daha atmış oluruz. Tabii ki korkunun insanı kısıtlayan ve engelleyen yanları da vardır. Bu yanlarından kurtulmadan önce korku duygusunu takdir etmek çok önemlidir: Korku duygusunu hiç taşımasaydık hayatımızda büyük bir eksiklik olurdu. Bu kitap çocukların korkularını konu almaktadır. Ama, \ çocukların korkularıyla yetişkinlerin korkuları arasında bir bağlantı olduğunu belki siz de algılamışsınızdır. Bu bağlantı, ya kendi korkularımızı çocuklarımızın korkula- __2 __ Korku Nedir? rmda yeniden keşfetmemizden ya da bir zamanlar içimizde yaşamış çocuğun yeniden karsımıza çıkmasından kaynaklanır. Ya da çocuklarımızın korkularından kendimizi sorumlu tutmaya başlamamız da olasıdır: Onlara, doğanın ve sevginin yok olduğu bir gelecek sunmak gibi. Bu anlamda, bu kitapta kendimizden de bahsedeceğiz. Yaşam ile ilgili sorulara temelden değinebilmemizde çocukların bize ne kadar çok yardımcı olduklarını, çocuklarla iletişimde olan herkes iyi bilir. Korkularımızı kabul etmeyi ve anlamayı öğrendiğimizde, çocuklarımıza da korkularını yenerek gelişmelerinde yardımcı olabiliriz. Psikoloji biliminde korku sözcüğünün altında farklı deyimler toplanır: Ürküntü, belirgin bir tehdit karşısında verilen tepki o-larak tanımlanır; örneğin dişlerini gıcırdatan ve hırlayan bir köpek karşımıza çıktığında ürkeriz. Fobi, normalde korku uyandırmaması gereken bir şeye I karşı aşırı korku hissetmektir. Örneğin bazı insanlar kü-Içük ve tehlikesiz hayvanlardan ürker; farelerden, örüın-jceklerden ya da kuşlardan. Bazı insanlar da asansörlerden da kalabalıktan vs. Panik, daha doğrusu panik nöbeti, korkuyla ya da ür- Çocukların İçindeki Korkular küntüyle beraber sınırlı periyotlarda belirir. Buna göğüste ağrılar, nefes darlığı ya da can sıkıntısı, terleme, ellerde ve ayaklarda karıncalanma, ateş ya da titreme vs gibi bedensel tepkiler eşlik eder. Korku, (bütün diğer duygular gibi) her zaman bedensel bir tepkiyle bağlantılıdır. Bedensel tepkiler vejetatif sinir sistemi tarafından harekete geçirilir. Avuç içleri terler, soluk alıp verme ve kalp atışları sıklaşır, deri tabakasının kan dolaşımı değişir (kızarma ya da sararmalar meydana gelir). Korkuya kapılan insan titrer ya da göğsünde veya midesinde kramplar hisseder; kasları gerilir, kendini zincirlenmiş gibi hisseder ve nefes alamaz, bacakları ve dizleri titrer, bayılacakmış gibi olur ya da tüyleri ürperir. Baş . ağrıları, ishal ve göz yaşları da korku duygusuna eşlik e-debilir. Korkular dışsal ve içsel huzursuzlukla bağlantılıdır. Yoğunlaşma, uyku sorunları yaratır ve felç belirtileri olabilir. Korkular gök gürültüsü, hayvanların ya da insanların somut tehditleri gibi dışsal uyarımlarla olduğu kadar, düşüceler ve imgeler gibi içsel uyarımlarla da harekete geçer. Korkular, hayat boyunca sürekli değişebilirler; bazı durumlarda çocukluktan bugüne kadar taşınabilirler; "geldikleri" gibi gidebilirler. Korkuların bir başı ve bir sonu vardır; korkularımızı incelemeyi öğrendiğimizde, hem Korku Nedir? kendi hakkımızda birçok bilgi ediniriz hem de duygularımızdan daha fazlası olduğumuzu fark ederiz. Her biriniz "üst ben" düzeyimizi ya da "içimizdeki seyirciyi" tespit e-debilir ve hepimizin korkuları ve problemleri olduğunu, ama hepimizin bunlardan daha fazlası olduğumuzun deneyimlerini yapabiliriz. orkunun zıttı nedir? Korku duygusunu araştırırken, "Bu duygunun zıttı nedir?" diye sormak anlamlıdır. İlk olarak güven sözcüğü aklıma geliyor. Çocuklar ebeveynlerine güvenirler-başka seçenekleri de yoktur zaten, çünkü tek başlarına hayatta kalamazlar. Çocuklar kendiliklerinden güven duyarlar. Bunun için de çocuklar yalanlarla ya da sorumluluklardan kaçarak, hayal kırıklılığına uğrahlmazsa daha iyi olur. Bazılarınız belki, "Bu gücü nereden alırım?" diye soracaktır. "Bu çağda çocuklarla yaşamak o kadar zor ve yorucu ki.'" Soğukkanlılık, korku duygusunun başka bir zıttıdır; kendi gücümüze güvenmemize ve yaşamımızı sürdürmemize yardımcı olur ve bizi a-yakta tutar. Kendimi gevşeterek soğukkanlılığı benimsersek, bu gücü hisseder ve kendimizi bir çeşit evrensel enerji ile güçlenmiş buluruz. Uzun bir süre boyunca ve düzenli olarak meditasyon yapan kişiler bu enerjiyi tanırlar. Çocukların İçindeki Korkular Güven duygusunu geliştiren kişi bir gün kendine güvenmeyi de öğrenir. Çocuklar kendilerini sevindiren bir şeyler yaptıklarında, davranışlarıyla bir duruma müdahale ettiklerinde ve değişim sağladıklarında, kendi yeteneklerine ve güçlerine karşı bir güven geliştirirler, böylelikle özgüven oluşur. Korkunun zıttı, gücünün varlığını keşfetmek, bedenin Korku Nedir? kendisi, tüm yetenekleri ve işlevleri ile gurur duymaktır. Cesaretini kaybetmeden yaşayan kişi ne tür bir durum i-çinde bulunursa bulunsun, kendini hem çevresi hem de kendisi bakımından maddi ve manevi olarak iyi hissedecektir, çünkü bu hissin değişimi davranışların değişimine bağlıdır. Korku darlık, korkunun tersi ise enginlik demektir. Bu anlamda hem gövdemizi rahatlatıcı bir şekilde hem de bakış açımızı genişletmeliyiz, hem enginliği merakla a-raştırmalıyız hem de tüm yaşamı keşfetmeliyiz. Çünkü - korkusunu yenmek isteyen, ilk önce dünyayı olduğu gibi görmeye cesaret etmelidir: ayrılıkların, hastalıkların, acı ve ölümün olduğu bir dünya. Enginlik ayrıca, evrene baktığımızda varlığını sezdiğimiz enerjiyi gösterir ve bu enerji tüm insan problemlerinden çok daha büyük ve geniştir. Korku her yerde mevcuttur Sıfır ile üç yaşları arasında yaşanan ilk korku, çocukların ebeveynlerinden ayrı kalmaları ve onların yokluğudur. Doğum-ki bu bazen dramatik bir şekilde de olabilir-bebeği annesinden ayırır ve bebek bundan böyle yalnız kalmanın tehdidini yaşayacaktır. Çocuğun bu tehdide alışmasından ve ebeveynlerinin her seferinde geri gelip onu beslediklerini fark etmesinden sonra kendi büyülü düşün- Çocukların İçindeki Korkular çelerinden yeni tehditler ortaya çıkar: iki yaşında bir çocuğa, tahta küplerle oynadığı ilk rol-oyunu, küpleri aslanlara dönüştürür ve aslanların dolaplarda, timsahların da yatağın altında saklandığını düşündürür. Çocuk aslanı gerçekmiş gibi yaşar-iyi ki ebeveynler de o hayvanları dolaptan çıkartıp, onları evcilleştirecek kadar güçlü ve kuvvetlidirler. Bu yaşlarda anne ve baba dünyayı düzene sokabilirler ve istediklerinde tüm problemleri çözebilirler. Yalnız çocuk büyüdükçe ebeveynin sorunlarına ve korkularına ortak olur ve AİDS ya da atom bombası hakkında soru sorduğunda, işsizlik ve boşanma problemlerini fark ettiğinde, onu "Her şey yolunda" diyerek teselli edemeyiz. Yine de ebeveynler her şeyden önce kendilerini örnek göstererek çocuklarına kokularını aşmaları için cesaret vermelidirler. Çocuklar, medya ve korkular Kasım ayında bir sabah. Hava hâlâ karanlık. Otobüs durağında altı ile on iki yaş arasmda çocuklar beklemekteler. Kimi, elleri ceplerinde sessizce duruyor, kimileri de sohbet edip gülüyor. Bir gurup erkek çocuğu kovalamaca oynuyor. Okul otobüsü geliyor ve kapıları açılıyor. Sürücünün radyosu yüksek sesle çalıyor: Sabah haberleri. Tüm __g__ Korku Nedir? çocuklar günün ölüler, yaralılar ve facialar bilançosunu dinliyor. Bir yaz günü. Yarı yarıya hastalarla dolmuş bekleme o-dası. Kızım yerde tahta küplerle oynuyordu. Bir süre sonra en üste duran bir dergiyi eline aldı. Büyük boy resimlendirilmiş, kan içinde cesetler. Denise'in babası eve geç geliyor. Aile yemek için babayı bekliyor. Televizyonu açıyorlar. Ekranda kurak ülkelerde yaşayan aç insanlar görünüyor. Sonra elleri yukarı kalkmış bazı adamlar silahlı başka bir adam tarafından götürülüyorlar. Almanya'da bir çocuğun günlük yaşamı (başka ülkelerde de olduğu gibi), yani ebeveynleri ve yetişkinler top- - 9 - Çocuklann İçindeki Korkular lumunun genç nesillere gayet normalmiş gibi hazırladığı, hiç bir koruma zırhı taşımayan bir gündelik hayattır. On yıl önce Neil Postman en çok satılan kitabında çocukluğun kayboluşunu sezmişti. Birleşmiş Milletler için bir iddiada bulunmuştu: medya, çocukları küçük yetişkinler haline getiriyor. Bielefeld'den profesör Klaus Hur-relmann bu gelişmeyi Almanya'da da gördüğünü kanıtlıyor: "901ı yılların çocuğu gelişimi için koruyucu bir mekana sahip değil. Çocuklar sosyal, politik, ekonomik ve ekolojik karmaşıklıklara filtresiz bir şekilde terk edilmiş durumdalar. Yetişkinler gibi bu karmaşıklıkları algılamak ve hazmetmek zorundalar." Çocukluğun kayboluşu tezi Sağlık İşlerinin araştırmalarıyla desteklenmiştir. Araştırmalara göre yetişkinlerde teşhis edilen sağlık bozukluklarına çocuklarda ve gençlerde de rastlanmaktadır. Hatta son yirmi yılda sağlığı en çok zarar gören tek halk grubu çocuklardır. Eskiden çocuk hastalıkları olarak kızamık ve kaba kulak bilinirken, bugün çocuklarda yorgunluk, sinirlilik,-kasvet, nefes yollarında ve hazım organlarında hastalık, mide rahatsızlığı ve uyku sorunlarına çok sık rastlanmaktadır. "Bu hastalıklar bilindik tür hastalıklar değildir. Belirgin bir şekilde tüm bağışıklık sisteminin zorlanmasıyla, savunma güçlerinin değişmesiyle, yanlış beslenmeyle, günün yorucu ritmiyle __in__ Korku Nedir? ve tamamen sağlığı yetersiz koruma tutumuyla ilintilidir. Bu rahatsızlıkların bir çoğu psikosomatik olarak tanımlanabilir, Bu rahatsızlıklara ayrıca baş ağrısı, yoğunlaşma sorunu ve yetersiz dinlenme eşlik eder. Çoğu zaman yorgunlukla, sinirlilikle, fazla yüklenilmiş olma, korku ve yalnızlık duygusuyla da bağlantılıdır." Çocuklar yetişkinlerin belirlediği korku ve dehşet u-yandıran bir çevreye tepki gösteriyorlar ve bu çevre aynı zamanda bağışıklık sistemine de saldırıyor. Bu durumu daha yakından izleyelim: Medya, her şeyden önce radyo ve televizyon, okuma bilmeyen çocuklar için de her yerde takip edilebilir haberler saçıyorlar. Gezegenimizde her gün oluşan sayısız gelişme ve olaylardan yalnızca ilgi çekeceği tahmin edilenler seçiliyor. Bunlar da genelde farklı kıtalarda yaşanan savaş ve facia haberleri, kazalar ve sinsice yayılan hastalıklar oluyor. Biz yetişkinler olarak, dehşet saçan bölgelerle bizim aramızda kaç kilometre uzaklık olduğunu biliyoruz. Savaş öncesi hangi alışılmış olayların yaşandığını, uçak düşüşlerinin istatistik sıklığını, ve çoğunlukla insanların neden olduğu doğal facialarının hangi bölgelerde olduğunu biz biliyoruz; ama çocuklar bütün bunları bilmiyor. Onlara bütün bunları açıklamak istesek bile kavraya-mayacaklardır. Kilometrelerin, kıtaların ne olduğunu ya __21 __ Çocuklunu İçindeki Korkular da bunlarla "olasılıkla" neyin tanımlandığını en erken o-kul çağında anlayacaklardır. Örneğin, haberlerde verilen bilgiler, çocukların kafasını karıştıracak ve uzun süreç i-çinde korkutucu etki uyandıracaktır. Her habere bir milyon karşı haber olacağını bilmemektedirler. Televizyon yalnızca yere çakılmış jumboyu gösterir. Ama havaalanına inen binlerce insanı göstermez. Ayrıca medya haberleri mümkün olduğunca "tarafsız" verir, yani duygusuz ve ifadesiz. Haberi yorumdan ayırt etmeye alışık olan yetişkinler için her şey yerinde olabilir. Hiç kimse konuşmazsa, kimse ağlamaz ve üzüntüsünü belirten kelimeler söyle-mezse, bu çocukları korkutur. Genelde yetişkinler televizyon seyrederken suskundurlar ve rahatsız edilmek istemezler. Haberleri sessizce kahvaltı ederken ya da tıraş o-lurken dinlerler. Çocuklar hitap edebilecekleri kimse bulamadıklarında bu tarz bilgilerden susarak etkilenmeyi "normal" olarak hissederler. Fakat, suskunluk korku duygusunu her zaman çok tehlikeli bir şekilde besler. Çocuksu hayal gücünün canlanmasını sağlar ve çocuk olaylarla ilgili kendi "filmini" yapmaya başlar. Çocuk çoğu zaman kendi açısından gördüklerini oyun içinde benimseyecek, ve bilgileri yaratıcı bir şekilde kullanacaktır. Ancak haber selleri büyüdüğünde çocuğun kapasitesini aşan bir yükleme olacaktır. Haddinden fazla sayıda olayı düzenlenmek, denetlenmek ve sindirmek zorunda kalacaktır. Kasvet ve __22__ Korku Nedir? karmakarışık korkular oluşacaktır. Müzik muhabiri Joac-him Behrendt'in dediği gibi, bunlar yalnızca seyredilen şiddet sellerinden değil, görsel bakımdan aşırı derecede tahriş olmaktan da kaynaklanır. Televizyon seyretmeyen halk kitleleri hem daha çok yoğunlaşabiliyorlar hem de konuşulanı hafızalarında çok daha iyi tutabiliyorlar. Herkes bir çocuk grubunun körebe oyunu oynarken, dokunma ve duyma duyusunu çalıştırdığında çocukların hemen sakinleşeceklerini, gözlemleyebilecektir. Eğer çocuğunuz günde bir saatten fazla televizyon seyrediyor (bence üç yaşından küçükler hiç televizyon seyret-memeli, üç ila altı yaş arasındaki çocuklar ise günde en çok otuz dakika seyretmelidir), çoğu zaman ortada hiçbir neden yokken ağlıyor, haberlerden alınan bilgileri sindiren oyunlar oynuyor, ve şimdiye kadar sorun yaratmayan şeylerden artık korkmaya başlıyorsa (örneğin trene binmek gibi), günlük yaşammızda bazı şeyleri değiştirmenin zamanı gelmiş demektir. Benim önerilerim şunlardır: 1. Kendinize ve çocuğun eğitiminden sorumlu olan herkese (dadı, baba, dede, nine, vs) haber programlarının çocuklara göre olmadığını ve kontrolsüzce açıp dinlenmemesi gerektiğini açıklamalısınız. Eviniz, özellikle çocukla- - 13 - Çocukların İçindeki Korkular rrnızın sessizlik ve güç kazanabilecekleri bir mekan olmalıdır. Bu, bence sağlıklı bir dünyada yalıtılmış olmak demek değil, daha çok çocukların iyi veya kötü, gülünç veya üzücü olayları, çocuk edebiyatının seçkin örneklerinde işlendiği gibi anlayabilecekleri bir şekilde yaşamalarını, paylaşmalarını sağlamaktır. 2. Çocuğunuzun yine de anlamadığı ve onu korkutan bilgiler edindiğini fark ettiğinizde onunla konuşun ve korkutanın ne olduğunu bulun. Onun çocuksu yorumunu dinleyin. Bir oyun içersinde ya da bir öykü içinde o bilgiye yer verin, göreceleştirin, açıklayın ya da doğrusunu söyleyin, veya "kötünün" karşısına iyi güçleri yerleştirin. 3. İlkesel düzeyde, sizin bir yetişkin olarak dünyayı nasıl arzuladığınızı ve bunun için neler yapmaya hazır olduğunuzu, çocuklarınızla konuşmanızı çok önemli buluyorum: Çocuklar, eğer ebeveynlerinin fikirlerini, hangi sorumlulukları üstlendiklerini ve dünyanın değişebileceğini öğre-nebilirlerse, o zaman kendileri için güven kazanıp, bilgi e-dinebilirler. Yetişkinlerin korkuları Çocukların korkularıyla uğraşanlar sonunda yetişkinlerin korkularına da varacaklardır. Kendimizi emniyette ve korunma altında hissettiğimizde neler olabileceğini ve nasıl __2 4__ Korku Nedir? davranacağımızı tahmin edebildiğimizde korkmayız. Yalnız: Çoğu yetişkin yaşamı böyle algılamıyor. Çok çeşitli bilgiler tedirgin davranmamıza yol açıyor: - 15 - Çocukların İçindeki Korkular Kontrol edilemeyen durumların haberleri, salgın hastalıklar (AİDS, kanser) ya da kazalar (özellikle nükleer santral kazaları), gittikçe yaşam alanımıza yaklaşan savaşlar, zengin ve fakir ülkeler arasındaki haksızlıklar korku ve dehşet saçıyor. Gün geçtikçe insanların yarattıklarını kontrol edebilmek için çok daha fazla uzmanlara gereksinim duyuluyor ve birey gittikçe kendini çaresiz ve müdahale e-demez hissediyor. Dünyada her şeyin sağlıklı bir şekilde gelişmesine olan güvenimizi artık kaybettik. Çünkü, ormanların öldüğüne, ozon tabakası deliğinin sürekli büyüdüğüne, insanların kontrol dışına çıktığını ve hastalıklara tedavi bulunamadığını söyleyen uzmanlara inanmak zorundayız. Ayrıca zaten artık "12'ye 5 var" ya da "çok geç". Her birimizin bu bilgileri farklı farklı kullanma yöntemleri vardır: • Ya bu bilgiler hiç yokmuş gibi davranıyoruz ya da korkularımızı sevmediğimiz için onlardan bir an önce kurtulmaya çalışıyoruz. • Hayatımızda bir şeyleri değiştirmemize yardım eden ve bize meydan okuyan korkularımızı kendimize dost ediniyoruz. • İçimizde yatan iyi ve yüce güçlere ve mercilere güveniyoruz ya da korkularımızı geçiren ve davranışlarımızdan - 16 - Korku Nedir? pişmanlık duymamak için, hayatımızda doğru kararlar almamıza yardımcı olan bir tanrıya inanıyoruz. Hiç bir yetişkin yalnızca ne böyle ne de şöyle davranacaktır. Bazen duygularımızı bastırırız, bazen güveniriz, bazen çaresiz kalırız. Sonra yine cesaretimizi toplarız. Davranışlarımız ve hissettiklerimiz yalnızca güncel maneviyatımıza bağlı değildir. Ayrıca çocukluğumuzda tembih edilmiş doğrulara da bağlıdır. Kimi çocuklara "bu dünya tehlikeli bir yerdir" denir. Sürekli dikkat etmeye ve uyanık olmaya, kendini ve başkalarını kontrol etmeye, belli başlı şeylerden sakınmaya ve başka şeyleri de uygulamaya çalıştırılırlar. Bu insanlar kendilerini her ne kadar belli bir süre içinde emniyette hissederlerse de, örneğin inandırıcı bir diyet programını yüzde yüz uygulasalar bile yine de büyük bir olasılıkla yaşama sevinçlerini kaybedeceklerdir. Çünkü sürekli kontrollü olmak çok yorucudur. Kimi çocuklar da "bu dünya sevecen ve güzel bir yerdir" düşüncesiyle büyütülür. Er veya geç onlar da bunun tam tersini ispat eden olaylarla karşılaşacaktır. Büyük bir olasılıkla kendilerini güvensiz ve çaresiz hissedeceklerdir. Uzun zamandan beri el yıkamanın ve antibiyotiğin insanı bulaşıcı hastalıklardan koruduğuna bir çok insan ina- - 17 - Çocuk/anı/ İçindeki Korkular nıyordu, ama sonradan AİDS gibi bir hastalığın da olduğunu gördüler. Artık Avrupa'da savaş olmuyor gibi görünmekle birlikte, severek tatil yaptığımız ülkelerde savaşlar yaşanıyor. En sağlıklı besin maddeleri gözle görülemeyen radya-son yüzünden ölümcül olabiliyor... Her birimiz her gün az ve ya çok bir şeyleri bastırarak unutur ve güveniriz. Kesin bir emniyetin olmadığının tecrübesini edinmek zorundayız. Bu yüzden hepimiz kayıtsız kalıp katlandığımız ya da inanıp ümit ettiğimiz bir noktaya geliyoruz. Bu gün çocuk sahibi olanlar, bir gün böyle bir dünyada çocuk doğurmanın doğru olup olmadığını soracaklardır kendilerine. Yine de bilinçli olarak çocuk doğurmaya karar vermişlerse, bu onların ümit ve inanç tarafında olduklarını ve sevgiyi kesinlikle hissettiklerini gösterir. Ancak insanlığın şansı olduğuna ya da her tür mantıktan daha yüce bir anlamın bu dünyanın gidişatını belirlediği bir geleceğe inananlar ve ümit edenler çocuklarına korkunun a-şılabilir bir şey ve yaşamın bir parçası olduğunu inandırıcı bir şekilde aktarabilirler. Sevgili okuyucular, hiç bir kitap size bu inancı veremez. Eğer çocuğunuza güven vermek ve ona örnek olmak - 18 - Korku Nedir? istiyorsanız kendi korkularınızla birlikte inanç ve ümitlerinizi de kabul etmeniz kaçınılmazdır. İnanmayan, ama arayan kişi de inandırıcıdır. Aramak güvenmenin ve bir şeyler bulabilmenin göstergesidir. Çocuklar aramayı severler ve aramak onların merakını ve beklentilerini kuvvetlendirir "Arayan bulur... Kapıyı çal ki, açılsın." Yetişkinler çocuklarıyla beraber arayışa girdiklerinde her ikisi de bir şeyler bulup öğrenebilir. Çocuklar bilmedikleri çok şey olduğunu yetişkinlerden öğrenirler. __29__ Çocukların İçindeki Korkular Yetişkinler bunları artık tanımış ve deneyimini yapmıştır. Bir çok şey yaşamış ve korkularını yenmiş biriyle beraber olmak çocuğa güven verir. Örneğin baba şöyle der: (Biliyor musun, ben küçükken bir şey istediğimde, büyüklere sormaktan çok korkardım. Büyüdüğümde bile hâlâ çekinirdim ve sormaktan kaçınırdım. Ama grup içinde öğrenmeye başladığımda, konuşmak zorundaydım ve zaman içinde anladım ki, korkulacak bir olay yokmuş. Başkaları da en azından benim kadar, hatta benden daha fazla kor-kuyorlarmış." Yetişkinler ise "normal" sandığı her şeyin hayret ve şaşkınlık uyandıran taraflarını da çocuklardan öğrenebilir. Örneğin, dik bir camda bir solucanın nasıl süründüğü ya da kara kavuk gibi bir bitkinin asfaltı delisi gibi. Dünyayı yeniden bir çocuğun gözleriyle görmek, aklımızdan ve korkularımızdan daha fazlasının mevcut olduğunu keşfetmek demektir. Gündelik yaşamda yalnızca "gerçekler" diye tanımladığımız olgular değil, gözle görülemeyen, ancak kalbimizle görebildiğimiz bir çok güzellik de vardır. Korku Nedir? Çocuklar, Tanrı ve korku Yüzyıllar boyunca çocuklar tanrıyla korkutuldular. Bizim ebeveynlerimiz, dedelerimiz, ve ninelerimiz de her şeyi gören ve "günah" işleyenleri cezalandıran sakallı bir adamın varlığına kesin olarak inanırlar. Onlar eskiden dünyayı bugünkü kadar sağlıklı göremiyorlar idiyse de, çocuklar ve yetişkinler tanrıdan korkarak yaşadılar. Ne de olsa inanç, itaatkar olarak, yasaları ve tabuları dikkate alarak sağlık kazanma güvencesini veriyordu. Herkes neyin iyi neyin kötü olduğunu biliyordu. Ancak ne yazık ki, insanlar her gün, insanın yalnızca iyi olabilmesinin imkansız olduğunu da görmektedirler. Sakallı bir tanrı ve iyi kalpli bir İsa tanımlamasıyla yetişen çocuklar, her ne kadar korksalar bile, kefaret, ceza ve pişmanlık içeren emin bir sistemin içinde kendilerini güvende hissediyorlardı. Bugün ise çocuklar bile insanların tanrıyı birbirlerinden farklı hayal ettiklerini, birbirlerine hoşgörülü olduklarını ya da birbirleriyle savaşan bir çok çeşit dinlerin olduğunu güncel yaşamda farklı görünen o ya da bu yasakların olduğunu artık biliyorlar. Bir dinde, "Et yemeye izinli miyiz? Eğer evetse, domuz eti yiyebilir miyiz?" sorusu son derece önemli bir rol oynuyor. Etin nasıl hazırlanacağı - 20 - 21 - Çocukların İçindeki Korkular ve hangi günlerde et yeme izni olduğu bile önemli oluyor. Şu tür başka sorular da sorulabiliyor: Kadınlar çarşaf mı yoksa baş örtüsü mü kullanmalılar, eğer evetse, neden? Tanrı, Buda, İsa var mıdır, yok mudur? Eğer ebeveynlerimizi sevmeli ve saymalıysak, o zaman neden huzur evlerinde yaşamalılar? Hıristiyanlar neden savaşıyorlar? İnsanlar neden başka insanlara ya da hayvanlara işkence çektiriyor ve doğayı neden sömürüyorlar? Bu türden birçok soru çocuklara kendiliğinden musallat oluyor. Çocuklar izlenimleriyle bu tür sorularla yüzle-şiyorlar. Daha birinci sınıfta, sınıf arkadaşları tarafından sorguya çekiliyorlar. Ama bu sorular o kadar zor sorular ki, bir çok yetişkin bile onlara cevap veremiyor. Hatta, birinci sınıf öğrencileri bu tarz soruları tartışırken, öğretmenler duymazlıktan geliyorlar. Tanrı'ya, artık Musa'ya üzerinde insanların ne yapmaları ve ne yapmamaları gerektiğinin yazılı olduğu tableti-Tevrat'ı-veren güç gözüyle bakılmıyor. Bu, insanları tedirgin ediyor, çocukları ve yetişkinleri korkutuyor. Öbür taraftan da insanların Tanrı ve onun koyduğu yasalar konusundaki tasarımlarının çeşitliliği de kendilerine cesaret veriyor. Çok çeşitlilik gezegenimizin ve tüm canlıların bir özelliğidir. Dünya milyonlarca yıllar önce "Büyük patlama" sonucu ortaya çıkan bir gelişme __ 09 __ Korku Nedir? süreci içersinde oluştu. Bu oluşum henüz bitmedi. Bugünün bilim adamları ve dünün bilginleri bir noktada hemfikirler; evrenin temel elementleri bizim içimizde de sürüp gidiyor, tanrısal olan ya da sınırsız enerji, yukarda olduğu kadar aşağıda da mevcut. Tanrı sakallı bir a-dam olmayıp, kendimizden bir parçaysa, sonsuzluğun bir parçasıysa, dünyadaki her şeyde varsa, onu sınırsız sevgi diye tanımlayabiliyorsak, işte o zaman yaşamımızdan tüm korkular geri çekilir. Her ne kadar korkularımız olacaksa da, bizim korkularımızdan daha fazlası olduğumuzu biliyoruz. Biz, bugüne kadar henüz tamamlanmamış ve hepimizin içinde etkili olan bir yaratılma sürecinin bir parçasıyız. Benim inancım şöyle: "Ben korkuyorum, ama cesurum ve içimdeki tanrıya inanıyorum. Benim bu konuda bir fikrim yok, ama her zaman ve her yerden yardım bulabilirim. Dünya korku ve dehşetle olduğu gibi, güven ve sevgiyle de dolu. Buna inanıyorum." ÇOCUKLAR NELERDEN KORKAR? | Karmaşık korkular Ebeveynler, özellikle henüz konuşamayan ya da pek iyi konuşamayan küçük çocukların korkularını anlayamıyor; hatta çocukların kendileri bile bu korkuları anlayamıyor, yalnızca hissediyorlar. Kızım tam bir yaşındayken, rafta duran ağaçtan yapılmış siyah bir heykelden çok korkuyordu. Heykeli görür görmez çığlıklar atıyor, onu ortadan kaldırdığımda hemen sakinleşiyordu. Bugüne kadar bu heykelin kızımda neden korku uyandırdığını hâlâ çözmüş değilim, büyüyünce kızım da bunu açıklayamadı. Bu korku çok somuttu ve yenilmesi kolaydı, "Göz görmeyince, gönül katlanır." __25__ Çocukların İçindeki Korkular Çoğu zaman, özellikle üç yaşın altındaki çocukların korkularını anlamak çok daha zordur. Küçük çocuğun neden ve niçin korktuğunu bilemediğimiz zaman, çocuğa bedensel yakınlığımızı hissettirmek çok önemlidir. Korktuğu zaman, babasının ya da annesinin, kucağında emniyette olmasının getirdiği, o güzel duyguW hayatı boyunca hiç kaybetmez. Dil yetersiz geldiğinde ya da konuşarak açıklayamıyorsa, o zaman bedenin dili gerekenden daha önem kazanır. Bedenimizle çocuğun korkusuna 4carşı ihtiyacı olan her şeyi verebiliriz: sıcaklık, emniyet ve destek. Küçük çocukların en büyük korkuları terk edilmek ve e-beveynlerden ayrı kalmak. Bu durumlarda çocuğun nemden bu kadar çok ağlayıp bağırdığını arılamıyorsak, şun^ bilmeliyiz ki, çocuk anne ve babanın gittiğini ve bir daha - 26 - Çocuklar Nelerden Korkar? geri dönmeyeceği korkusunu yaşar. Küçük bir çocuk için bu gerçek bir felakettir. Yıllar sonra yetişkinler bile küçük yaşta yaşadıkları bu tür korkuların altında ezilip, sıkıntı çekerler. Bu yüzden e-beveynleri, çocuğu uykuya yatırırken teselli etmeyi ve yakınlığınızı hissettirmeyi "çocuğu şımartmak" olarak tanımlamanın tam tersine, mutlu bir geleceğe yatırım olarak algılamaya teşvik etmek istiyorum. Küçücük bir yaratığı "Her şey yolunda" diyerek, çok basit yollarla korumak e-beveynler için de harika bir duygu değil midir? Emniyet, güven ve destek vermek hayatta bir daha bu kadar kolay olmayacaktır. Çocuk az çok büyük bir şok olarak yaşadığı doğumdan sonra, anneyle ya da çocukla ilgilenen kişiyle yakın bir ilişki içinde, yani "sosyal bir ortak yaşam" içinde bulunduğunda, temelde yatan en derin güven gelişir ve çoğalır. Anne çocuğu kucağında tutar, sallar, emzirir, ve o-na bu dünyada ıyı bir yed olduğunu, sevildiğini gösteren bir koruma verir. Küçük insan yardıma muhtaç ve henüz olgun olmadığı için, anneye aşırı derecede bağımlıdır. Böylesine yakın ilişkiden dolayı da annesinin sinirliliği, korkuları, reddedişleri, hassasiyeti, sabrı ve sevgisi de çocuğa geçer. Böylelikle korku da anneden çocuğa geçer. Çünkü bebek annenin hızlanan kalp atışlarını duyuyor ve annenin beden dilini - 27 - Çocukların İçindeki Korkular ondan daha iyi anlıyor. İstenmeyen bir bebek de korku içinde yaşar. Çocuk e-beveynlerine olan bağın kopukluğunu sezer ve yine de onların hoşuna gitmek için sürekli çaba göstermeye çalışır. Çocuk terk edilmekten korkar, ama ebeveynlerini kaybetmemek için tam olarak ne yapması gerektiğinden hiç bir zaman emin değildir. Bu şekilde yetişen çocuklar, birer yetişkin olduklarında eşlerini ya da arkadaşlarını kaybetmemek için-uyum sağlarlar ya da aşırı derecede boyun eğerler. Korkunun sevgiyi öldürdüğü trajedisinin bilincine varamazlar. Kişi, sürekli ilişkinin sağlam kalması için savaşmak zorunda kalırsa, eşini sevemez. Bedenle ilintili korkular Küçük bir çocuk vücudunda olup biten olayları ne anlayabilir ne de açıklayabilir. Çocuk, yakınlık ve tensel temas da dahil tüm bedensel ihtiyaçları karşılandığında kendini iyi hisseder. Bedensel değişiklikler ya da yeni keşifler çocuğu korkutabilir. Küçük bir kızı hatırlıyorum; bezsiz dolaşmayı seviyordu ve lazımlığı kullanmasını öğrenecekti. İdrarını yaptığında hiç bir problem olmadı. Ama vücudunu büyük parçaların da terk ettiğini keşfedince, paniğe kapılarak kalktı. - 28 - Çocuklar Nelerden Korkar? Herhalde vücudunun bazı parçalarının ondan kopup çözüldüğünü sandı. Problem "kaka" beklenildiğinde yeniden bez bağlayarak çözüldü. Buna alışmıştı ve bu iyiydi. Yaşı büyüdükçe ona bedenindeki olaylar açıklandı ve korku, bezlerle beraber yavaşça kayboldu. Gelişim süreçleri zaman alırlar ve ebeveynler sabırlı olmalıdırlar. Buna her zaman değer; çünkü ebeveynlerinin sevgi ve sabrından emin olan çocuk, emin olmayan ve korkan çocuğa oranla kendini çok daha iyi hisseder ve anne babasına daha az zorluk çıkartır. Kan da çocukları korkutabilir. Acının yanı sıra bir şeyler kaybetme, akıp boşalma ya da kusurlu olma duygusu uyanır. Bu yüzden yaraları yara bandı ile kapatmak çok - 29 - Çocukların İçindeki Korkular yardımcı olur. Tıbbi açıdan gereksiz olsa dahi, kan görünmediği zaman korku da kaybolur. Çok somut ve anlaşır olan başka bir korku da, çocuğunuzun, daha önceden bir kere carımı acıtmış olan doktorlardan ürkmesidir. Eğer bugüne kadar çocuklara yaklaşımında psikoloji etmenini de hesaba katan, yani anlayışlı olmasıyla, esprileriyle ve duyarlılığıyla çocuğun korkusu- - 30 - Çocuklar Nelerden Korkar? nu alan bir doktor henüz bulamamışsanız, böyle birini a-ramaya değecektir. Oğlum bir buçuk yaşındayken, çok evhamlı bir anne o-larak, onun bir iğne yuttuğunu sanmıştım, çünkü biraz önce ağzına aldığı iğne birden yok olmuştu. Epey çaresizdim ve arkadaşlarımın tavsiyesi üzerine hastaneye röntgene götürdüm. Bu onun için tam bir işkenceydi. Çünkü, bütün olanları anlayamıyordu. İğne bulunamadı. Ama o günden itibaren oğlum ne zaman beyaz önlüklü birini görse hemen bağırmaya başlamıştı. Çocuk doktoruna gitmek bile dayanılmaz oldu. Ta ki, bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine, beyaz önlük giymeyen ve çok yönlü sağıltım becerisi, sabır ve duyarlılıkla çocuğa yaklaşan bir doktor bulana kadar. Bu doktor, beş dakika içinde oğlumu sakinleştirmeyi, gevşetmeyi ve onunla konuşarak, tedaviye hazırlamayı başardı. Şans eseri her yerde iyi doktorlar bulunur ve güvenilir birini bulmak için uzun yollar kat etmeye bile değer. Ebeveynler yalan söylediklerinde çocuklar onlara olan güvenlerini kaybederler. Aşı ya da ameliyat olurken, çocuğa söylenen "Doktor canını acıtmayacak" gibi bir söz, pek işinize yaramayacaktır. Kelimelerinizin seçimi çok önemlidir. Kelimeler çocuğunuzu ya korkutacak ya da sakinleştirecektir. - 31 - Çocukların İçindeki Korkular "Aşı" ya da "İğne" kelimesine çocuk pek bir anlam veremeyecektir, ama doktor bir "sivri sinek" sokacak diyebilir. Diş doktpru dişi uyuşturacaksa, dişi "uykuya yatıracak ya da o bölgeyi tamamen soğutacak" denebilir. Kelimelerinizi seçerken, çocuğun tanıdığı kelimeleri telaffuz etmeye özen gösterin ve olumsuz ifadeler kullanmayın. Çünkü beynimiz olumsuz ifadeleri kayıt edemez. "Acınızı düşünmeyin" denildiğinde, bunu yapmamanız mümkün olmayacak, ancak size "Çiçekli bir çayırda otlayan koyunları hayal edin" denildiğinde, bunu hayal edebileceksiniz. Çocukların hayal güçleri çok büyüktür ve bu yönden kendilerini kolaylıkla heveslendirirler ve etkilenmelerine izin verirler. Aynı olayı yaşayan hayvanları konu eden küçük hikâyeler anlatılarak rahatlatıcı hayaller kurmaları sağlanabilir, hem küçük hem de büyük korkular yok edilebilir. (Sayfa 79'daki bölümde size fikir veren hikâyeler bulacaksınız). Diş doktorudan duyulan korku, çok özel korkulardan biridir. Hele siz de korkan yetişkinler gurubuna dahilse-niz. Bu durumda size tavsiyem, çocuğu daha dişleri çürümeden güvendiğiniz bir doktora götürmenizdir. O zaman doktor güzel dişlere şaşıracaktır, diş fırçalamasını ve aletlerini açıklayacaktır, belki de ufak bir oyuncak hediye edecektir. Çocuğunuz bu kişiye tekrar gitmek isteyecektir. Artık bazı diş doktorları klinik hipnoz dalın- - 32 - Çocuklar Nelerden Korkar? da da eğitim alıp, korkan kişilerin sağıltımında daha yararlı olmaktadır. Yirmi yaş dişlerini çektirmek gibi acı veren tedaviler bile, uyuşturucu kullanmadan, hipnozla acısız yapılabilir. Eğer hasta kendini hipnoz etmeyi öğrenebilirse iyileşme süreci bile kısaltılabilir. Çocuklarda "sihirli, güçlü hikâyeler" çoğu zaman kusursuz bir tedaviyi mümkün kılar. Çocuğun hastanede kalması başlı başına bir konudur. Bir tedavinin zorunlu olup olmadığından şüpheleniyorsanız, bir kaç çocuk doktoruna danışın; fikirlerde zıtlıklar o-labilir. Hastanede kalması kaçınılmaz ise çocuğun yanında geceleyebileceğiniz ya da uzun zaman boyunca ziyaret edebileceğiniz hastaneler seçin. Çocuk kendini ne kadar çok güvende hissedip, memnun kalırsa, iyileştirmeyi hızlandıran bağışıklık sistemi o kadar çabuk çalışır. Varlığınızla, cesaretlendirmenizle ve hikayelerinizle bunu destekleyebilirsiniz. Resimli bir kitap çocuğunuzu hastaneye hazırlamaya yardımcı olabilir. Çocuğunuza hastanede nelerin niçin olacağını mutlaka açıklamalısınız. Kaza sonucu aniden hastaneye kaldırılma söz konusu olabilir. Çocuğunuzu hemen ve sıkça ziyaret edin; her ayrılışınızda ağlasa bile bunu yapın. Çocuğunuza, bağlantı- - 33 - Çocukların İçindeki Korkular niza ara verildiğini, ama kopmamış olduğunu hissettirmeniz çok önemli. Kendinize ait bir nesneyi çocuğunuza verip, ondan geri alana kadar ona çok dikkat etmesini söyleyin. Bu ona sizin gerçekten geri döneceğinizin güvenini verir ya da en azından buna inanmasına yardımcı o-lur. Tabii ki, kendine ait bir ayıcık ya da sevdiği bir bebek yanından eksik kalmamalı. Çocuğunuza sıkça mektup yazın, eğer henüz okuma yazma bilmiyorsa, resim yapın. A-ma en önemlisi: Ona olan sevginizin hikâyesini anlatın. Hoşlandığınız ve kendinize uyan bir hikâye anlatın. Benim hikâyem şöyle olurdu: Çocuklar Nelerden Korkar? "Beş yıl önce (çocuğunuzun yaşını verin) çok uzaklar-[dan bir ışık üstünde bize geldin, ama içimde büyüyene I kadar uzun bir süre daha bekledik. Kucağımıza aldık, seni jokşayıp, öptük. Küçük yatağında tek basma uyudun. U-I yandığında yanına geldik. Seni kucağımızda taşıdık ve oynaman için yere bıraktık. Bazen hep beraberdik, bazen de ayrı kaldık. Seni bize getiren, gözle görünmeyen, ama j hissedilebilen ışık, o ilk andan itibaren bizi birbirimize bağlıyor. Birbirimize ait olduğumuzu ve bizi birbirimize bağlayanın o ışık olduğunu hissediyoruz. İçinde derinlerde bir yerde bir ışığı hissedeceksin. Belki bu ışık kalbinden geliyor ya da belki sen tamamen o ışığın içindesin. Bu ışığın parlak olduğunu hayal edebilir, onu gümüş ya da altın bir kurdeleye dönüştürebilirsin. Bu sihirli bağ senden bana işiyor ve kalbimizi her zaman ve her yerde birbirine bağlıyor. Bu bağ hiç bir zaman kopamaz ve senden bana parlayarak ulaşır. Yakınında olmadığım zaman bile bu kurdele birbirimize nasıl bağlı olduğumuzu hep hissettirecektir; ve ben nasıl senin beni düşündüğünü hissedebi-liyorsam, sen de benim sana güzel düşünceler gönderdiğimi hissedeceksin. Üzgün olduğun zaman da düşüncelerinle ışığın üstünden bana gelebilirsin. Ne olursa olsun, bizi her zaman bağlayan o kurdelenin üzerindesin." - 35 - Çocukların İçindeki Korkular Cinler, hayaletler ve öbür yaratıklar Herkes hayatında bir kere hayalet görmüştür. Böyle bir durumda çok az insana "hayalet diye birşey yoktur" sözüyle yardım edebiliriz. Çünkü hayaletler vardır: Hayaletler tam göremediğimiz ve isimlendiremediğimiz, ama bizi korkutan şeylerdir. Hayaletlerden korkmak çoğunlukla karanlıktan korkmak ile bağlantılıdır. Karanlık yönelimin kayboluşu, günlük yaşamın değişmesi demektir: Dolap dev bir heykele dönüşür, askıdaki elbise bir bedene, uçuşan bir perde şüphe uyandırıcı dalgalanan bir yaratığa... Karanlıkta her şey farklıdır ve çocukların kendilerini karanlıkta yalıtılmış ve yalnız hissetmeleri normaldir.-Güzel bir gece lambası, tavana yapıştırılmış parlak yıldızlar ya da yastığın yanında bir cep feneri yardımcı olabilir. Işık açıldığında hayaletler kaybolur. Bu yöntem çok basit ve etkileyicidir. "Tuvalette bir hayalet mi var? Gel bir bakalım!" Çocuğun korkusu ciddiye alınınca, ve canavar, cin ve hayaletlerin hiçbir şey yapmadıkları ve görünmedikleri anlaşılınca, korku kendiliğinden ortadan kalkar. Korku, kendiliğinden kaybolur. Ama alay ederek gülerseniz, bu konu hakkında konuşulmasa bile, çocuğun korkusu kalır. Öbür taraftan cinler ve canavarlar, çocuğun kıyafet değiştirmiş "kötü" duygularını da temsil edebilir. Çocuklar - 36- Çocuklar Nelerden Korkar? I çoğu zaman kızdıklarında ve öfkelendiklerinde, bunun I kötü bir şey olduğunu düşünüp, bu duyguları kendiler in-j den koparmayı denerler. Bu duygular çocuklara tehlikeli yaratıklar olarak geri döner ve çocuğu korkutur. Eğer çocuğunuzun bu "canavarca" duygularla dostluk kurmasına, kendine has olan canavarlarını kontrol etmesine izin verirseniz, çocuğunuz o duygular üzerine kontrol kazanabilir. "Her insan zaman, zaman öfkelenebilir. Senin de gerçekten kızmaya hakkın var!" ya da "Sanırım, bu seni çok öfkelendirdi. Öfkelenmeni anlıyorum. Kapıyı çarpabilirsin ya da yatağına yumruk atabilirsin." Yaratıkları ve canavarları idare etmenin, ama biraz da cesaret isteyen, hem yetişkinlere hem de çocuklara tavsiye edebileceğim yolu Şudur: 0 I Çocuklann İçindeki Korkular Saldırmayın! Kaçmayın! Yaratıkla konuşun! Çünkü eğer insanın karşısına bir canavar, cin, cadı ya da şeytan çıkıyorsa, çoğunlukla söylemek istedikleri çok ö-nemli bir şeyleri vardır. Bu yüzden hep, bir kaç soru sormak işe yarar: Neden buradasın? Benden ne istiyorsun? Bana ne anlatmak istiyorsun?... Hemen, hemen hepimizin beyninde yüksek ya da alçak sesle konuşan canavar sesleri vardır. Bizi için için teşvik e-der, kötüler, eleştirir ya da değersiz hissettirir. Ama onlarla konuşabilirseniz hem kendiniz hakkında bir sürü şey öğrenebilir, hem de içinizdeki farklı sesleri konuşturup, içsel bir diyalog kurmasını öğrenebilirsiniz. Umarım arada sırada sevecen bir sese de sıra gelir. Bu tarz içsel bir toplantı her zaman ilginçtir, ama içimizdeki farklı "gruplar" bir orta noktada buluşup anlaşırlarsa, kendinizi rahatlamış hissedersiniz. Çocuklar harika bir şekilde doğal oldukları için, bu tarz sohbetleri açık seçik yapabilirler ve anlayışlı ebeveynler böylelikle çocuğun içsel sorunlarını görme olanağını kazanırlar. Prensip olarak, her tahta oyuncak, her hangi bir yaratığa dönüşebilir ve soru sorup cevap verebilir. Bazen - 38 - Çocuklar Nelerden Korkar? çocuklar gerçek canavar oyuncaklarla ya da tehlikeli görünen yaratıklarla da oynamasını severler ve böylelikle onlara olan korkularından kurtulurlar. Her şeyin karanlıkta farklı görünmesinin açıklanmasının yanı sıra, çocuğunuza canavarlarla yaşayabilmesi için bir yol bularak, çocuğunuza cesaret vererek, onu güçlendirerek yardım etmeniz çok önemlidir ki, çocuğunuz hayaletlerin merhametine bağlı olmadığını bilsin. "Eğer bir gece yine hayaletler gelirse, onları yeni sihirli lambalarla aydınlat ve ne istediklerini sor." Belki de hayaletlerin kuklalarını yapıp asabilirsiniz? Bu kuklaları yaparken çocuğunuzun sizi yönetmesi, ve kesmeden önce bir karton üzerine her bir yaratığın resimlerini çizmesi çok iyi olur. Çocuğunuzun yapacağı hayaletler, satın alabileceklerinizden daha gerçek ve yaratıcı olacaktır. Bir hayalet kuklası yapmak da çok basittir. Beyaz bir ipek kumaşın (90x90 cm) ortasına bir parça pamuğu hayaletin başını o-luşturacak şekilde bağlayabilirsiniz. İki köşesini (eller ve ayaklar) düğümleyebilirsiniz. İki düğüme, ellere, birer iplik ba?lay?p kuklay? hareket ettirebilirsiniz. Ba?a da bir ip ba?lay?p her üç ipli?i bir dala ya da sopaya ba?lad?ktan sonra hayaletle konu?abilir;'(c)ynayabilir ve hayaletler her nerede görünüyorsa oraya asabilirsiniz. Hayalet tam anlamıyla bir dost olabilir. - 39 - Çocukların İçindeki Korkular Kıyafetlerden, karanlıklardan ve kötü suratlardan artık fazla korkmayan çocuklar, korkutucu oyunlar oynayarak, bal kabaklarının içini oyup, üstüne gözler ve ağız delerek ve içine bir mum koyarak, hayalet elbiseleri giyip, elîerin-de cep lambalarıyla gece maceraları yaşayarak, birazcık korku hissetmenin de çok zevkli olabileceğini görebilirler. Grimm Kardeşlerin Korkuyu Öğrenmek İçin Yola Çıkan Çocuk masalı on yaş üstündeki çocuklar için hem uygun hem de komik olabilir. Masalın başlangıcı güncelliğini hâlâ korumaktadır: Bir babanın iki oğlu varmış. Büyük olanı çok akıllıy-mış, ve her emre itaat edermiş. Küçük olanı ise aptal-mış ve hiç bir şey anlamıyor ve öğrenemiyormuş. O-nu gören herkes: Bu çocuk babasının başına bela olacak dermiş. Bu işe yaramaz çocuğun tek bir arzusu varmış: Hayatında bir kere iyice bir korkmak istermiş. Çaresiz kalan baba kilisenin zangocundan yardım istemiş. O da, "Ben ona korkuyu öğretirim. Sen onu bana gönder, onun aklını basma getireyim," demiş. Zan-goç, hayalet kılığına girmiş, ama kahramanımız onu merdivenlerden aşağı itmiş ve korkmayı öğrenememiş. Aptal çocuk yola koyulmuş, az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş; ama ne ipte asılı cesetler ne de - 40 - Çocuklar Nelerden Korkar? lanetlenmiş sarayların hayaletleri onu korkutabilmişler. Tam tersine gözleri ateş gibi parlayan siyah hayalet kedilerle sohbet ediyor, kızgın zincirlere vurulmuş köpekleri kovalıyor ve şöminelerin bacasından aşağı düşen kopmuş insan uzuvlarını görünce dalga geçiyormuş. Kafataslarıyla futbol oynuyormuş ve ölüleri ateşte yakıyormuş; ama korkmayı bir türlü öğrenememiş. Aldırışsızlığı sayesinde şatoyu lanetinden kurtarmış ve prenses ile evlenmiş. Buraya kadar her-şey çok iyi gitmiş, ama yine de bir kere olsa dahi en azından ürküntü duymak istiyormuş! Sonunda, nedimelerden biri yardımcı olmak istemiş. "Ürkmeyi öğrenmesine yardımcı olacağım/' demiş. Dışarı çıkmış, bahçede akan dereden bir kova dolusu çamurlu su almış. Geceleyin, genç kral uyurken, karısı yorganı çekmiş ve soğuk suyla dolu kovayı kralın üstüne dök- - 41 - Çocukların İçindeki Korkular müş. Bütün küçük balıklar vücudunda zıplamaya başlamışlar. Kral uyanıp bağırmaya başlamış: "Ah, çok korktum, sevgili karıcığım, çok korktum! Korkmanın ne demek olduğunu şimdi anladım," demiş. Cinlerle ve hayaletlerle tanışmada aşağıdaki oyunlar da yardımcı olacak, doğum günü partilerinde çocukları çok eğlendirecektir: Hayalet kardan adamlar (dört yaş ve yukarısı için) Kardan adam hayaleti yapıldıktan sonra, gövdesini oyup, içine mum koyabilir, iki kömür parçasından da göz yapabilirsiniz. El feneri (beş yaş ve yukarısı için) Karanlıkta bir el fenerini ağzınıza soktuğunuzda ve ışıklandırdığınızda ürpertici ve ilginç bir görüntü oluşur. Ellerinizi de "korkutucu bir şekilde alttan ışıklandirabilirsiniz. J Hayalet yolu (beş yaş ve yukarısı için) Bir çok çocuk iki sıra halinde durur. Çocuklar hayaletlerdir. İki sıranın ortasından gönüllü olarak geçmek isteyen çocuk, yüzlerini çirkinleştirip, uğuldayıp bağırarak hayalet taklidi yapan diğer çocuklar tarafından korkutulur. Ancak, bu arada çocuğa dokunmak tamamen yasaktır! Çocuklar Nelerden Korkar? Vampir dolaşıyor (sekiz yaş ve yukarısı için) Oyun kapalı ya da bağlanmış gözlerle ya da daha ürpertici olmasını istiyorsanız karanlık bir odada oynanır. Oyunun yöneticisi olan çocuk ya da çocuklar belli etmeden birine dokunur. Dokunulan çocuk bir çığlık atar, cvda artık etrafta dolaşan bir vampirdir. İki vampir karşılaştığında birbirlerinin omuzlarına dokunurlar ve alçak sesle "ah" derler. Vampir olmaktan kurtulurlar ve yeniden kurban rolüne döneler. Oyun ya herkes vampir olduktan sonra ya da daha önceden kararlaştırılmış süre dolunca sona erer. - 42 - - 43 Çocukların İçindeki Korkular JLİayalet bir oyuncak ayıyla karşılaşmış. Ona saatin kaç olduğunu sormuş. Hayalet bir tarla sıçanı ile karşılaşmış, O da öğleden sonra dörde kadar uyurmuş. Fille karşılaştığında, Hayalet hemen dolaba saklanmış. Dolapta timsahla karşılaşınca da, Kendinden geçip, oracıkta bayılmış. Angela VViesner Rüyalar korkutunca Uyku zamanı hem iyi hem de kötü rüyaların çok değerli zamanıdır. Rüyalar bizim gizemli hazinemiz, büyülü ülkemizdir. Bu zaman biriminde özgürce gelişebiliriz. Bu ülkede bizi korkutan durumların da olduğunu bütün çocuklar bilir. Henüz konuşamayan çocuklar hemen kucağa a-lınmak isterler. O zaman ancak her şeyin yolunda olduğunu, rüya-resimlerinin gelip gittiklerini hissederler. Bir insanın kucağında ya da omzunda korunmanın yerini başka - 44 - Çocuklar Nelerden Korkar? hiç bir şey tutamaz. Daha büyük çocuklara rüyalarında yaşadıklarının, gerçekten korkunç olmadığı ayrıca açıklanabilir. Rüyaların özel bir dili vardır, gündüz gördüklerimizi ve yaşadıklarımızı uykumuzda resim dilinde ya da ruhumuzun dilinde tekrar görürüz. Rüyalar, gündüzleri zaman yokluğundan dolayı yeterince inceleyemediğimiz bazı şeyleri bize tekrar gösterir. Resimler bize bazen bir şeyler hatırlatmaya ya da bizi uyarmaya çalışır. Bazen de bize isteklerimizi göstermek ya da bize tekliflerde bulunmak isterler. Rüyalar yaşamımıza sahip çıkmaya ve en kötü tecrübelerimizi bile yenmeye yardımcı olur. Aynı zamanda kâbustan uyanan büyük çocuğunuza en iyi ne ya-Ipabileceğini de söyleyebilirsiniz: Gerçeğe geri dönebilmek için duyularımızı kullanmak en iyisidir; yatağın yanındaki tanıdık saatin sesini duymak ve onu kurmak, odanın kokusunu içimize çekmek, yatağın sıcaklığını bilinçli olarak fark etmek, yanında duran oyuncak hayvanları ya da bebekleri elleyerek yoklamak, tanıdığı mobilyaların hatlarını görmek, sokağın ya da göğün ışığını fark etmek. - 45 - Çocukların İçindeki Korkular Gece sohbeti Kir gece biri pencereni çalarsa, Yukarda, her hangi bir katta, bilirsin işte, gelen bir hayalettir. Uzun uzun çalmasın, aç pencereni, konuş onunla. Adı neymiş, sor. Neler yaparmış, sor. Nereden gelir, nereye gidermiş, sor. Sen de ona bir şeyler anlatırsan, o sana daha da çok anlatır. Bayılır kısa bir sohbete. Sonunda uzaklara, yoluna devam etmesi gerektiğinde, arada sırada sana, yazmasmı ve ürpertici selamlarını, yollamasını söyle. İnan ki, bundan çok hoşlanır. Josef Guggenmos - 46 - Çocuklar Nelerden Korkar? Yatak hayaleti Du sihirli yorgan altında bir hayalet saklı yatar, bir kıkırdar "hü", bir kıkırdar "ho!" bir de kaşır durur poposunu! Sen salla bakalım, ayak baş parmağını! Bekle bak, ne olacak, seni gördüğümde! Yorganı çabucak çekeceğim üstünden, hayalet de kaybolacak korkusundan Roswitha Fröhlich Bütün bunlar yetmezse, kalkıp ışığı açmak, tuvalete gitmek, kâbusu anneye ya da babaya anlatmak, korkutan şeyin resmini yapmak veya onu yazı yazarak betimlemek de iyi gelecektir. En geç ertesi sabah çocuk kâbusunu anlata-bilmeli ve ebeveynlerinden, onların da bazen korkutucu rüyalar gördüklerini öğrenmelidir. Bir ailenin ya da bir gurubun fertleri birbirlerine rüyalarını anlatırsa, birbirlerine gösterecekleri anlayış büyür. Buna zaman ayırmak terbiyenin bir parçası olmalıdır. __47__ Çocukların İçindeki Korkular Sonra, kötü rüyaları delice seven "Kâbus yiyen" (Michael Ende'nin bir masalı) gelebilir-ya da Nana Bu-nilde gelip, kâbuslardan çikolatalı bir pasta yapabilir. Yalnız kalmaktan korkmak Bir çocuğun genelde yaşadığı ilk korku, ayrılık korkusudur. Bu korku, yeni doğan bebek kendisinin annesinden ayrı olduğunu anladığında ortaya çıkar. Bu korkuya Karmakarışık Korkular başlıklı bölümde değinmiştik. Bu bölüm, daha çok büyük çocukların ayrılık korkularıyla ilintilidir. Örneğin, anne ve babadan ayrı bir kaç saat yuvada kalmak için ya da daha sonraları evde yalnız kalması için yaşanan bilinçli ayrılık. Çocuklar ayrılmak zorunda kaldıklarını ve ebeveynlerinin önceden belirtilmiş bir zamanda kesinlikle döneceklerini daha önceden bilirler. Başlangıçta bu tecrübe her çocuk için yenidir. Bu yüzden az çok korkar. Bazı çocuklar başka yerde olmayı ve yalnız kalmayı çok severler, bazıları da ebeveynlerine çok bağlıdır ve daha çok korkarlar. Bütün çocuklar ebeveynlerine güvenebilmelidirler: Bu yüzden çocuğu paniğe sok-maktansa, geç kalabilme olanağından da bahsedin. Çocuklar-başka bir çok duruma da olduğu gibi-ayrılığa yavaş, yavaş alıştırılmalıdır. Bu yüzden çocuğunuzu bir dadıyla yalnız bırakmadan önce, çocuk duruma alışa- - 48 - Çocuklar Nelerden Korkar? na kadar evde kalın. Çocuk ve dadının arasında bir iletişim kurulduktan sonra, uygun bir anda bir saatliğine ya da daha uzun bir süre için tutarlı bir şekilde vedalaşm. Kararlaştırdığınız saatte de kesinlikle dönün. Üç yaşındaki bir çocuğa neden gittiğinizi ve ne zaman döneceğinizi açıklayabilir ve onun anlamasını sağlayabilirsiniz. O zaman çocuk belli bir süre için başka biriyle yalnız kalabile- - 49 - Çocuklann İçindeki Korkular çektir. (Dadıyla çok iyi bir iletişim kurulduğunda, daha küçük çocuklar da yalnız bırakılabilir.) Ebeveynler çocuklarını ne zamandan itibaren tamamen yalnız bırakabilirler? Bu tamamen şartlara bağlıdır. Büyük kardeşler, sevecen vte hemen ulaşılabilir komşular, büyük, tatlı bir köpek ya da yakında oturan bir büyükanne korkuları alır ve güven "erir. Ama ebeveyn olarak siz de kendinizi iyi hissetmelisiniz, yani çocuğunuzun kendi başının çaresine bakabileceğinden emin olmalısınız. Tabii ki, çocuk da bir süre boyunca yalnız kalmaya hazır olmalıdır. Önemli olan çocukların telefon edebilmeleri ve acil durumlarda nasıl davranacaklarını bilmeleridir. Eğer çocuklar yalnız kalmak istemiyorlarsa ya da ebeveynler iyi bir nedenden dolayı yalnız bırakmak istemiyorlarsa, dadı, akraba ya da tanıdık biri büyük çocuklara da yardımcı o-labileceklerdir. Bazen çocuklar bir yerden duydukları ya da okudukları için, hırsızlardan ve çocuk kaçıranlardan da korkarlar. Her zaman bu korkuyu ebeveynlerine itiraf edemezler. Bu yüzden sakin ve güven uyandırıcı bir anda (evden çıkmadan kısa bir süre önce olmaması gerekir) olası bir durumda nasıl davranacağına dair bilgi verin. Polise acil telefon, alarm sistemi, yüksek sesle bağırmak ya da başka somut olanakları konuşun ve alıştırmasını yaptırın-hırsızlık - 50 - Çocuklar Nelerden Korkar? tehlikesi çok sık rastlanan bir gerçektir. Bir şeyi önceden somut düşünüp, hayalimizde canlandırdığımızda, her şeyi daha iyi başarabileceğimizi, sporcuların çalışmaların-Idan örnek verebilirsiniz. Sporcular hareketlerini ilk önce zihinsel alıştırmalarla çalışıyorlar. Başka çocuklar da ebeveynlerini merak ederler. Araba Ikazası geçirmelerinden ya da onlara şimşek çarpmasın-Idan korkabilirler. Gazete haberleri ya da öfke ve nefret gi-Ibi, "kötü" duygular buna neden olabilir. Her çocuk haya-I tında bir kere, ebeveynlerinin ölmüş olmasını ister ve bu I yasak düşüncelerden dolayı da kendini suçlu hisseder. Bu I gizli duygular korku olarak geri dönerler. Prensip olarak da çocuğa onun da öfkeli ve kızgın olmaya hakkı olduğu-jnu açıklayın. "Sen şu an bana kızgınsın. Bunu anlıyorum. Hatta ben de senin yaşındayken bazen ebeveynlerimin öl-I meşini isterdim." Çocukları gizlice ya da onlar istememelerine rağmen I yalnız bırakmak bence büyük bir sorumsuzluktur. Ayrıca bu tür davranışlar kendi ayaklarının üstünde durmasına yönelik gelişimini erteler. Çünkü gece uyanıp, ebeveynlerin rt&rede olduklarını bilmemek etkisi hayat boyu süren travmatik bir deneyim olmakta, ve sürekli yaşanan bir | korku doğurmaktadır. - 51 - I I i' Çocukların İçindeki Korkular Ölümden korkmak Her çocuk bir gün çok bilinçli olarak çiçeklerin, hayvanların ve insanların da öldüklerinin acıklı deneyimini yaşıyorlar. Doğa içinde oluşumu ve kayboluşu yaşama şansına sahip olanlar bu olaylardan korkmayacaklardır. Ölümsüz bir yaşam yoktur. Kar çiçeği topraktan çıkar ve zamanı gelince yine toprağa geri çekilir. Ağaçlar yapraklanır, sonbaharda, bazen meyveleriyle beraber yapraklarını kaybeder. Yaşam bitmez, sürekli biçimini değiştirir. Ölülerin gökte olması yetişkinlere nazaran çocuklar için çok daha doğaldır. Yine de, çocuk ölümle ilgili belirli bir olay yaşadığında, bundan korkabilir ya da korkutucu bir durum ortaya çıkabilir. Bu çoğunlukla kendini suçlu hissettiğinde ya da kendi davranışını ölümle bağdaştırdığında olabilir. Ne var ki çocuk bu korkuyu dile getiremeyecek, ve yetişkinler de çocuğu anlayamayacaklardır. Horst Eberhard Richter, on yaşında bir kız çocuğunun durumunu şöyle betimlemektedir: Çocuk gece kalp atışlarının hızlanmasından ve mide bulantısından dolayı uyu-yamıyormuş. Okula gitmek istememiş. Ebeveynleri çocuğu hastaneye getirmişler. Çocuk teyzesine, ödünç alınan kovayı geri götürürken ayakları çıplak olduğu için, teyzesinden azar işitmiş. Ertesi günü teyze birden ölmüş. Sonraki gece çocukta bazı belirtiler başlamış. Mutlaka doktora - 52 - gitmek istemiş. Ebeveynler çocuğu anlamadıkları, anne duruma hakim olmakta zorlandığı, ve sık sık çocuğu dövdüğü için, terapist çocuğun korkusunu ciddiye almış. "Bana öyle geliyor ki, sen de teyzen gibi ölmekten korkuyorsun. Bu yüzden geceleri gözlerini kapatıp, uyumak istemiyorsun. Bir daha hiç uyanmayacağını sanıyorsun." Çocuk bunu doğrular. Korkunç kalp atışlarından ve mide bulantılarından bahseder. "Terapistin Bettina'yı anlıyor olması, ona güvenmesini sağladı. O ana kadar herkes Bet-tina'nın korkusunu küçümsemiş ve önemsememişti. Şimdi ise birinin onun ölüm korkularmı ciddiye aldığını ve o-na saygı gösterdiğini görüyordu. Bilinçaltında teyzesiyle kendini özdeşleştirmesine değinilmesi onu rahatlatmıştı. Aşırı saldırgan davranan kızın, iyilik bilmez ve aksi teyzeye duyduğu öfke ile onun ölümü arasında fark etmeden büyülü bir bağ kurduğu daha şimdiden tahmin edilebiliyordu. Teyzesine duyduğu öfkenin dışında, teyzenin hastalığını fark etmeyip, yardım çağıramamış olması da kıza suçluluk duygusu veriyordu." Kızın hastalık belirtileri düzelmeye başladı. Bir kaç görüşmeden sonra da Bettina yine okula gitmeye başladı, hatta yalnız basma tatile bile Çikabildi. Bu örnek, çocuklarla konuşmanın, onların korkularını ciddiye almanın ve onları anlamanın ne kadar önemli ol- - 53 - Çocukların İçindeki Korkular duğunu gösteriyor. Yetişkinin, bir çocuğun içinde hangi hayallerin ve imgelerin olduğunu anlamayı öğrenmesi ve bunları gün ışığına çıkartması şarttır. İçine kapanık çocuklara figürlerle ya da el bebekleriyle yardımcı olabiliriz. Eline verilen malzemelerle aklından geçenleri kendiliğinden oynamaya başlayan çocuğun düşünce dünyasına girmeyi başaran kişi, çocukları anlayabilecek ve onlara yardım e-debilecektir. Çocuğun üzülmesini kabullenmek de çok önemlidir. Çağımızın insanı, rahatsızlıkları kabul etmemeye daha çok eğimlidir. Her konuda olduğu gibi çocuklarımız ko- Çocuklar Nelerden Korkar? nusunda da her şey yolunda gitmelidir. Her ölüm hüzün-lendirir. Çocuğumuzun kendi tarzında hüzünlenmesine izin vermeliyiz. Bizi korkutsa da, çaresiz bıraksa da bu duyguları kabullenmek zorundayız. Hüzün, ruhun bir yokluğu hazmedebilmek için gereksinim duyduğu histir. Resim yapmak, heykelcikler yapmak ya da mezarı süslemek, yardımcı olabilecek çok somut çalışmalardır. Ölüm basitleştirilemez-yaşama ait bir şeydir ve yaşa-ım kendisini yaratır. Her ne kadar eninde sonunda bir sır olarak kalsa dahi yine de tüm dünya dinleri bu son soruya bir cevap bulmaya çalışıyorlar. Çocuklar hazırlıksız bir şekilde ölüm olayı ile karşılaş-ladan önce, ebeveynlerin bu konuda birkaç adım atarak bnları aydınlatması çok yerinde bir hareket olur. Yaşam ve Ölüm Üzerine Tibet'ten Bir Kitap bana çok yardımcı olmuştu. İngiliz gazetesi Observer kitap hakkında şöyle yazmış: "Bu kitap dünyadaki tüm dinlerin müritleri-ve hiç bir dine inanmayan kişiler-için de yazılmış bir kitaptır." Kitabın önsözünde Dalay Lama şunu yazmış: 'Ölümden kaçamayacağımı bildiğim için, ölümden korkmakta bir anlam göremiyorum. Ben ölümü daha çok, eski Ve yırtık elbiselerin değiştirilmesi gibi bir şey olduğunu düşünüyorum ve son olan bir şey olarak görmüyorum." Arkadaşım VVichmuth Schafer'in bir yazısı da çok hoşuma 54 - I I I I ,1 Çocukların İçindeki Korkular gitmişti: "Bir de şöyle düşün: Tüm yaşam topraktan geliyor. Toprak bizi besliyor ve giydiriyor. Bunun için ona çok müteşekkir olmalıyız. Bedenimiz de topraktan yaratıldı ve bedenimizi yine toprağa geri veriyoruz. Toprak bize bir elbise vermişti ve zamanı gelince biz de elbiseyi geri veriyoruz." Çocuğunuz utangaç ise Çevremizdeki insanlarla sürdürdüğümüz ilişkilerde yaşa-.; nan bir çeşit korkuyu, utangaçlık olarak tanımlarız. Küçük çocukların, belirli gelişim basamaklarında utangaçlık duygusunu yaşamaları çok normaldir. Beş ila dokuz aylık bebeklerin yabancılık çekmelerinin ve yine küçük çocukların tanımadıkları insanlardan korkmalarının utangaçlık duygusu ile bir ilintisi yoktur. Yabancılara karşı çekingen olmak normal ve anlamlı bir tepkidir. Her çocuk, onunla ilişki kurmak isteyen kişinin nasıl bir insan olduğunu kontrol edebilir. Mesafesizlik, yani çocuğun tanımadığı birine çekinmeden yaklaşması ve ona güvenmesi, kendi ailesi içinde büyük bir sevgisizlik yaşadığının göstergesidir. Bu çocuklar yabancılara atlarlar, ona daha soru sorulmadan kendilerinden anlatırlar ve bedensel iletişim ararlar. Ama, çocuklarına çok ilgi gösteren aile- - 56 - Çocuklar Nelerden Korkar? lerde de başkalarıyla severek ilişki kuran ve çok konuşan, dışa dönük çocuklar da vardır. Yine aynı ailede kardeşlerden biri tek başına oynayabilir, çekingen olabilir, yine de kendisini çok iyi hissedebilir. Utangaç çocuklar ise kendilerine grup dışında kalmış hissederler, yani başkalarıyla iletişim kurmak isterler, a-ma buna cesaret edemezler. Bir çok insan utangaçtır. Amerika'da yapılan incelemeler sonunda, halkın %40'ının kendini utangaç olarak tanımladığı ortaya çıkmıştır. Kendilerini çok çekingen hissediyorlar ve kişiliklerini değersiz buluyorlar. "Hatalarını" çok iyi biliyorlar, ama becerilerini görmekte zorlanıyorlar. Eleştirilere karşı çok hassas oluyorlar ve her sözün altında bir eleştiri arıyorlar. Utangaç çocuklar kendilerini zaten kötü buldukları için, onları övmek ve güçlü olan taraflarını, becerilerini fark etmekte yardımcı olmak çok önemlidir. Güçlü tarafların ve becerilerin listesini yapıp, kimin kimin hangi yönünü beğendiğini, aile ortamı içinde konuşmak, çok yardımcı olabilir. Gündelik yaşamda insanlar birbirlerini yeterince eleştiriyorlar: "Ceketini as! Saçlarını tara!..." Utangaç bir çocuk bütün bunları kişiliğine karşı yapılmış bir eleştiri olarak görüyor. (Ben düzensizim ve kötüyüm). Bu arada iyi taraflarını görmezlikten geliyor. Birbirlerine, neredeyse çok basit görünen övgüler söyleyen yetişkinlerin ve çocukların ne kadar mutlu olduklarına çok rastladım. İyi taraflarının olduğunu ya gerçekten bilmiyorlardı ya da unutmuşlardı! Ayrıca, utangaç çocuklar bir yetişkinin yardımı ile ya da bir çocuk gurubunda sosyal olma becerisini geliştirmek için alıştırmalar yapmalı. Beden diline dikkat etmek ve iletişim kurmaya yardımcı olacak kısa cümlelerin öğrenilmesi bu alıştırmaların içeriği olmalı. Bütün bunlar rol oyunları ile mükemmel bir şekilde çalışabilir. Örneğin, başınıza komik bir şapka takıp, şöyle diyebilirsiniz: "Benim adım Paul. Bana, seninle futbol oynamak isteyip istemediğimi sor." Ya da: "Benim adım Nadine. Üç arkadaşımla beraber oynuyorum. (Yanırûza üç oyuncak hayvan ya da bebek yerleştirin). Sen geliyorsun ve 'sizinle oynayabilir miyim,' diye soruyorsun." Çocuklar Nelerden Korkar? Büyük köpek çok cesurdu ve hiç korkmazdı. Yalnızca kırmızı balondan korkardı. Küçük köpek hiç cesur değildi ve her şeyden korkardı. Ama kırmızı balonlardan çok hoşlanırdı. Büyük köpek küçük köpeği korurdu. Kırmızı bir balon önlerinden geçtiğinde ise Küçük köpek büyük köpeği kucaklardı. Fra uke Nahrgang Yuvadan ya da okuldan korkmak Çoğu insan değişikliklerden korkar. Bu yüzden de, yuva-ya^yeni gidecek olan çocuğun korkusu da normal. Uzun bir süre için, ebeveynlerinden hiç ayrılmamış üç yaşındaki çocukların, ayrılığa alışmak için bir süreye ihtiyaçları vardır. (Sayfa 48 ile karşılaştırınız.) Eğer bir çocuk yuvaya başladıktan aşağı yukarı üç hafta sonra hâlâ çok korkuyorsa, bunun nedenini bilmek gerekir. Yuva öğretmeni nasıl bir açıklama yapılabilir? Siz nasıl açıklayabilirsiniz? Kendinizde ve aile ortamınızda tüm nedenleri açıklayabiliyorsanız, o zaman yuvada çocuğu korkutan bir şeyin olması mümkündür. Belki çocuklar - 58 - 59 - yuvada cezalandırılıyor ya da onlara bağırılıyor; belki, büyük çocuklar küçük çocuklara despotça davranıyor; belki yemekler dayanılmazdır ya da zorla öğle uykusuna yatırılıyorlardır. Ben, bütün gün çocuğumun yanında kalarak, yaşadığı durumu iyice kontrol ederdim. Deneyimlerime göre çocuk korkmakta haklıdır. O zaman başka bir yuva aramakta fayda vardır. Ama siz yuvayı çok beğeniyorsanız, çocuğunuz yine de yuvaya gitmek istemiyorsa, yokluğunda sizin için endişeleniyor olabilir. Yeni bir işe başlamış olup, evde işiniz üzerine sıkıntınızı belirtmiş olabilir misiniz? "Bu iş beni öldürecek!" gibi ya da çocuğunuz belki de bebekle ya da yeni bir dostunuzla "kaçacağınızı" düşünüp, korkabilir mi? Aile içinde geçmiş bir olaydan dolayı çocuğunuz kendini suçlu hissediyor olabilir mi? Çoğu zaman çocuklar suçu üstlerine alınırlar. Ya da olan olaylardan kendilerini sorumlu tutarlar, her ne kadar yetişkinler açısından çocukların bu olaylarla hiç bir ilintisi olmasa dahi. Yetişkinlerin, bunu anlayabilene kadar sabırlı olma ve kendini çocuğun yerine koyabilme becerisine çok ihtiyaçları vardır. Sorunlar kısır bir döngüye girip, tek başınıza çözüm bulamadığınızda, bir uzmana ya da bir terapi merkezine başvurmanızda yarar vardır. Yuvaya gitmek serbesttir, ama okula gitmek zorunludur. Bunun zorunlu olması bile okul \ \. - 60 - Çocuklar Nelerden Korkar? korkusunu bilemeye yeterli bir neden olabilir. Bazen, yalnızca "ufacık" bir durum dahi çocuğun okula gitmemekte direnmesine neden olabilir. Okuldan korkuyorsa, yeniden yatağına çişini yapmaya başlayabilir. Belki de okul arkadaşları tarafından kızdırıldı, belki tehdit edildi ya da şantaja maruz kaldı? Bir öğretmeni onu aşağılayıcı ya da yaralayıcı bir şekilde eleştirdi-önemli olan, neler olduğunu bulup, bu durumda payları olan her kişiyle görüşmektir. Gerçekten öyle öğretmenler vardır ki, onların aslında çocuklarla hiç bir ilintileri olmamalıdır. Eğer ebeveynler korkunun ve dehşetin yayılmasına izin verirlerse, o zaman hiç bir şey değişmeye- - 6ı Çocukların İçindeki Korkular çektir. Bu yüzden, her zaman görüşmeyi ve konuşmayı seçin! '• Korkuya karşı birlik olan tüm ebeveynler her yerde çocuklarına hem örnek olacaklar hem de tartışmalara ve etkilemelere olanak sağlayacaklar. iyi bir okul hiç bir zaman korku uyandırmayan bir o-kul olmalıdır, çünkü korku öğrenmeyi engeller ve uzun zaman zarfı içinde çocukları hasta eder. Çocuklar arasında yaşanan, şiddet ve şantajla ilintili sorunları çocuklar yalnız başlarına çözemezler. Çocukların, hak ve haksızlığı birbirinden ayırt edebilmek ve hakkın geçerli olmasını sağlamak için, yetişkinlerin yardımına ihtiyaçları vardır. Öğretmenlerinin yardımı ile de, özellikle küçük çocuklar, şantajın uzun zaman zarfı içinde hiç bir faydası olmadığını öğrenmelidirler. Yapılan bir haksızlık çocuğa özgü bir şekilde "cezalandırılmalıdır" (örneğin özür dileme mektubu yazdırarak ya da cep harçlığından verilen zararın karşılığını ödeterek). Ancak korkuya karşı bir şey yapmaya başlayan-bu konuda konuşan, bir şeyler yapan, birine güvenip içini döken-biri olduğu zaman atmosfer değişecek ve sorunlar çözülebilecektir. 62 - Çocuklar Nelerden Korkar? Anne ve babanın ayrılmasından korkmak Çağımız çocuklarının, ebeveynlerin sonunda barışmadan kavga etmelerini ve çoğu zaman da boşanmalarını yaşamak zorunda kalmaları, güncel bir olaydır. Bu, çoğu çocuğun, anne ve babanın bıçakla birbirlerine saldırmalarını, ve bu kavgalara çocuklarını da karıştırmalarını yaşamaları anlamına gelmektedir. Özellikle, hissedilebilen, ama henüz gerçekleşmemiş ayrılıklar çocuklarda korku uyandırır: Çocuklar havada bir şeylerin olduğunu, sevdikleri insanların arasında bir şeylerin çatırdadığını çok belirgin bir şekilde hissederler ve sevginin güvenilebilir bir temel olmadığını sezerler. Çoğu zaman, çocuklar evdeki kötü atmosferden kendilerini sorumlu tutarlar ve zararı ortadan kaldırmak için bilhassa sevimli olmaya çalışırlar, çaresiz ve tabii ki verimsiz denemeler yaparlar. Çocuklar, kendi kötü davranışlarının babayı evden kaçırdığı ya da anne ve babanın eğitim üzerine kavga ettikleri için ayrıldıkları düncesine çok kolay varırlar. Çocuklar anne babaları için de meraklanırlar; zavallı babası evinde yalnız başına ne yapıyordur? Ya da anne neden bu kadar üzgün görünüyor? diye sorarlar kendi kendilerine. Parasal konular üzerine yapılan tartışmalar da onlardan gizli kalmaz; öyle ki, anne aldığı nafa- - 63 - i) Çocukların İçindeki Korkular kayla yaşayamayacağından yakındığında, çocuklar bu sefer, hayatta nasıl kalacaklarını düşünmeye başlarlar. Bazen çocuklar da büyük özverilerde bulunurlar. Hastalanırlar ve anne ve babaya kavgayı unutturmak ve tüm dikkatlerin kendilerine yönelmesi için bazı belirtiler geliştirirler. Eğer anne ve baba aralarında geçenleri çocuklarına yaşlarına uygun ve anlaşılır bir şekilde açıklarlarsa, gelecekte onlar için nelerin değişeceğini açıklığa kavuşturmak ya da onları ayrılığa hazırlamak için kendilerinin neler yapacaklarını anlatırlarsa, büyük bir görevi yerine getirmiş olacaklardır. Bunun somut olarak ne demek olduğunu biraz daha açmak istiyorum. Verdiğiniz açıklamaların çocuğunuz tarafından anlaşılır olması çok önemlidir. İki yaşında bir çocuğa: "Baba gitti. Baba yine gelecek. Sen de babayı ziyaret edeceksin. Baban seni seviyor ve annen de seni seviyor," diyebilirsiniz. On iki yaşında bir çocuk ise detayları bilmek isteyecek ve sorular soracaktır. Eşinizin yokluğunda eşinizi kötülemek hiç iyi değildir. Çocuğunuz her zaman için ikinizin çocuğu olacaktır ve hiç bir insan kötü bir insanın çocuğu olmak istemez. Eğer çocuğunuz sizinle yaşamayacaksa, ona, onu ne - 64 - I Çocuklar Nelerden Korkar? kadar sık ziyaret edeceğinizi söyleyin ve mutlaka verdiğiniz sözü tutun! Tutulmayan söz bir çocuğun kalbini her zaman kırar. Ebeveynlerden biri evi terk edip, artık çocukla da ilişkisini sürdürmek istemiyorsa, bunun giden ebeveyne ait bir problem olduğunu çocuğa açıklamak çok önemlidir. Çocuklar çoğu zaman, birden ortadan kaybolmalardan kendilerini sorumlu tutarlar ve anne ya da babanın gitmesine kendilerinin neden olduğunu düşünürler. Bu yüzden çocuğunuza, gidenin anne ya da baba olmak için yeteri kadar yetişkin olmadığını ve anne baba olarak nasıl davranması gerektiğini bilmediğini çok iyi açıklayın. Çocuğunuza kendi becerilerini ortaya koyma fırsatı vererek ya da o-nunla beraber bir şeyler organize ederek, kendisini değerli ve sevecen hissetmesinde yardımcı olun. Önünüzde gitmeniz gereken zor bir yol olduğunu, ama beraberce bu zorlukları yenebileceğinizi çocuğunuza anlatmanız yararlı olur. Günümüzde, evlilik sorunları olan bütün ebeveynlerin yardım alma olanakları var ve çocukları gereksiz korkulara dayanmak zorunda bırakmadan mümkün olabilecek bir ayrılık uygulanmalıdır. Anne ve babası boşanan çocuklar korkunun dışmda acı ve öfke de hissederler. Kendilerinin değersiz ve sevilmeye - 65 - Çocukların İçindeki Korkular değer biri olmadıkları hissine kapılır ya da edilgen bir şekilde geri çekilirler ve önem verdikleri şeylere karşı artık ilgi göstermezler. Bazı çocuklar ise aşırı derecede dışadönük olurlar ve a-cı veren duygularından kaçmaya çalışırlar. Çoğu zaman da ortada bir neden olmaksızın ağlamaya başlarlar ve önceden aşmış oldukları korkuları yeniden yaşarlar. Yani, karanlıktan korkmak, yalnız kalmak istememek ya da yeniden yatağa yatmak gibi davranışlar olabilir. Kesinlikle doğacak en büyük korku ise terk edilme korkusudur. Bu Çocuklar Nelerden Korkar? yüzden çocuğa onun terk edilmediğinin ve hâlâ annesi ve babasının çocuğu olduğunun güvencesini vermek çok ö-nemlidir. Bir ayrılık durumunda bulunan ebeveynler o kadar çok kendi duygularıyla meşgul kalırlar ki, çocukları ile ilgilenmeye yeterli güç bulamayabilirler; ama asıl böyle bir durumda çocukların, kendilerine daha çok zaman ayrılmasına ihtiyaçları vardır. Bundan dolayı yeniden korkular oluşabilir, ya da ihtiyaçları olan ilgiyi alabilmek için bazı belirtiler gelişebilir. Ayrılıkla ilintili korkularını ve endişelerini çekinmeden çocuğunuza sorun ve ona bunların resmini ya da heykelini yaparak, el bebekleri ya da başka figürlerle de ifade edebilmek için olanaklar sağlayın. Ama kesinlikle hiç bir zaman sevgisini ve sadakatini kendi tarafınıza çekmeye, ona bir haberci ya da ispiyoncu rolünü yüklemeye çalışmayın. Böylelikle çocuğunuza büyük işkenceler çektirmiş olursunuz. Her çocuk, her ne kadar bunun böyle olduğunu itiraf edemese de, hem annesini hem babasını sever ve her ikisine de sahip olma hakkı vardır. Çocuğu yedek bir sırdaş ya da duygusal bir destek olarak seçmeniz çok tehlikeli olacaktır. Bu her çocuğun gücünü umutsuzca aşan bir yük olacaktır. Babam Şimdi Heinrich Sokağında Oturuyor adlı, ödül - 67 - Çocukların İçindeki Korkular almış, resimli bir kitapta, yazar Nele Maar ağlayan oğluyla annesi arasında geçen konuşmayı şöyle tanımlıyor: "Anne çocuğunu teselli ederken dayanamayıp kendisi de ağlamaya başlar. Bernd: 'Babama bir şey olacağından öyle korkuyorum ki/ der. Anne de: 'Baban için korkmana gerek yok. Babanı istediğin kadar ziyaret edebilirsin. Sen babana gidiyorsun diye benim üzüleceğimi sakın düşünme. Baban her zaman baban olarak kalacaktır/ diye karşılık verir. 'Her şey o kadar değişti ki,' der Bernd. 'Benim için de/ der anne, 'Benim için de!' "Uzun bir dönem ebeveynlerine karşı hat safhada öfke hisseden ve zamanla iki evde yaşamaya kendini alıştıran çocuk boşanmanın getirdiği gerçekle yaşamayı öğrenir. Bazen Bernd hâlâ üzülmektedir. O zaman odasına çekilir ve düşüncelere dalar. Babasını da seviyordur, annesini de. Ama annesi ve babası birbirlerini artık neden sevmi-yordur! Kapısının açılıp, babasının odasına girip 'Hadi gel, yemek hazır!' dediğini hayal eder. Ama anne ve babası artık boşanmışlardır ve babası artık Heinrich sokağında oturmaktadır." Bir boşanma olayı bütün çocuklar için korkunçtur. A-ma kavga eden ya da birbirlerine tek bir söz bile etmeyen ebeveynler de korkunçtur. Aşağıdaki kurallar herkesin işini kolaylaştırmasına yardımcı olabilir: - 68 - Çocuklar Nelerden Korkar? 1. Her iki tarafa da düzenli bir şekilde temas kurma olanakları sağlayın. Çocuğunuz eski eşinizi ziyaret etmek istediğinde darılmayın ve sinirlenmeyin. Ziyaretten döndüğünde onu sorgulamayın, kendinizi iyi hissettiğinizi göstererek onu sakinleştirin. 2. Ziyaret gününün ertesi gününe bir plan yapmayın ki, çocuk öbür ortama alışabilsin. Gündelik yaşamınızı emin ve önceden görünür bir akış içinde sürdürün. 3. Her gün için küçük bir adet edinin (örneğin: beraber mum ışığında çay için). Çocuğunuzu dinlemeye zaman a-yırın. 4. Okulda ona anlayışlı davranmaları için smıf öğretmenleri ile konuşun. 5. Çocuğunuza böyle durumlarda yoğunlaşma bozuklukları çekebileceğinden ve notlarının düşebileceğinden bahsedin ve onunla beraber gevşemeyi öğrenin. 6. Yeni bir eve taşındığınızda: Çocuğunuza yeni odasının düzenlenmesine katılmasına izin verin. 7. Bu zor zaman süresince kuralları beraber koymaya ve onların tutarlı bir şekilde uygulanmasına dikkat edin. 8- Yalnız başınıza çözüm bulamadığınız taktirde profesyonel kişilerden yardım isteyin. Her şeyin üstesinden tek ba- Şiruza gelmek zorunda değilsiniz! - 69 - Çocukların İçindeki Korkular 9. Tüm problemlerin çok çabuk çözülmesini beklemeyin. Acıyı hazmetmek için hepimizin zamana ihtiyacı vardır. Savaşlardan, doğal felaketlerden ve gelecekten korkmak Yalnızca çocuklar değil, birçok yetişkin de insanların çağırdığı ve onlardan kurtulamadıkları ruhlardan haklı olarak korkarlar. Aptal ozon deliği (çocuk korkulan üzerine yazılmış bir kitap) hepimizi tehdit ediyor; dünyamız, nükleer enerji, tüketim toplumumuzun zarar vermeden artık yok edemeyeceği çöpler, fabrikalar, arabalar ve uçaklar tarafından yok ediliyor. Sayısı bilinmeyen, bu gezegeni bir çok kez yok edebilecek güçte silahlar ve zehirli maddeler! Bu gerçek tehlikeyi hayatımızdan silip atamıyoruz ve çocuklarımız bunu biliyor ya da hissediyorlar. Doğanın yok oluşu yalnızca bedenlerimizde değil ruhlarımızda da iz bırakıyor. Ve çağımızda bir çok yetişkin-gözlerini, kulaklarını ve ağzını kapatan-üç maymun gibi davrandıkları için, çocuklarımız da kendilerini yüksek derecede tehdit altmda hissetmenin yanı sıra yetişkinler tarafından yarı yolda bırakılmış hissediyorlar. Bir çok ülkede yapılan araştırmalar sonucu, çocukların ve gençlerin birincil olarak doğa facialarından korktukları ve büyük bir çoğunluğun da mutlu bir gelecek için çok az - 70 - Çocuklar Nelerden Korkar? şans gördükleri saptandı. Ebeveynlerle yapılan konuşmalar sonunda, çocukların hayvanlar öldürüldüğü için acı çekip gece yataklarında ağladıklarını, Yugoslavya'da ki savaş üzerine ve ozon deliğinin büyümesi üzerine düşündüklerini öğreniyoruz. Çocukları "korkulacak bir şey yok" demekle avutmaya çalışmak çok saçma olur. Sizin kendinizi nasıl hissettiğinizi de dile getirerek doğruyu söylemeniz ve aynı zamanda korkuya karşı ne yapabileceğinizi düşünmeniz hem çok daha inandırıcı olur hem de daha iyi teselli etmiş olursunuz. Her bir çocuğun doğayı korumak için nasıl çaba gösterdiğini görmek insanın kalbini ne kadar yumuşatıyorsa, bu pisliklerden sorumlu o-lan ebeveynlerin çocuklarına destek vermemeleri de o kadar korkunç geliyor. Küçük bir kız çocuğu "Bir kaç sene sonra nasıl yaşayacaksınız? Dünyamız nasıl görünecek? Neler daha iyi ya da daha kötü olacak? Uzak bir zamanda olacak görünenlere seviniyor musunuz ya da gelecekten korkuyor musunuz?" konulu bir kompozisyon yarışmasında, "Ben, küçük bir çocuk olarak, doğayı nasıl koruyabileceğim üzerine düşünüyorum ve payıma düşeni yapıyorum. Tüm ipleri ellerinde tutan yetişkinler ise hiç bir şey yapmıyorlar. Biri biz çocukları dinlediğinde, seviniyorum," diye yazmış. Başka bir çocuk ise şöyle yazmış: "Daha zararsız bir çamaşır tozunu almayı ve alış verişe giderken yanında kağıt torbalar götürmeyi anneme ben öğret- Çocukların İçindeki Korkular mek zorunda kaldım. Ben uğraşqıasaydım annem doğayı koruyan kahve filtresi yerine hâlâ beyazlatılmış kağıt alıyor olacaktı. Yediklerinde zayarlı ya da kimyasal maddelerin olup olmadığı annemle babamı hiç ilgilendirmiyor." Bu kız çocukları dokuz ile on dört yaşları arasındadır. Ama daha anaokul çağındaki çocuklar bile, özellikle kız çocukları-kadınlar savaşmadıkları için-kendilerini birer kurban olarak gördüklerinden, aşırı derecede tedirgindirler. Körfez Savaşı günlerini yaşayan bir anne şöyle anlatıyor: "Kızımız daha konuşkan oldu. Bir yürüyüşe katılıp katılmayacağımı bile sordu. Şehrin pazar yerinde tüm yuvanın yürüyüş yapması arzusundaydı. Savaşı durdurmak için herkesin mutlaka elinden geleni yapmasını istedi." Gerçek tehlikeyi görmezlikten gelmek, bastırmak çocukların hiç bir işine yaramaz. Çocuklar, kendilerini ve korkularını ciddiye alan, hayatı koruyan, savaşları engelleyen ve zararları, mümkün olduğu kadar onaran yetişkinler istiyorlar. Doğayı korumaya yatırımınız ne kadar az olursa olsun: çocuğunuzla bu konu üzerine konuşun! Onlara aciz olmadığımızı, bugün ve burada geleceğe uyum sağlayabileceğimizi gösterin! Eğer şimdiye kadar bir şeyler yapmaya herhangi bir olanak bulamadıysanız, şimdiden itibaren çocuğunuzun - 72 - Çocuklar Nelerden Korkar? yuvasında ya da okulunda bu konular üzerine tartışmalara başlayın. Korku üzerine konuşmaya başladığınızda, korkanın bir tek kendiniz olmadığını ve başkalarını da angaje etmek istediğinizi fark edeceksiniz. Yuva da küçük bir proje ile başlayabilirsiniz: daha önceden betonla dö-j şenmiş yere domates dikin, daha az çöp üretin, karıncaları koruyun-ne yaparsanız yapın. Yaptıklarınız size cesaret verecektir! Eylemler, gözlemler ve projeler için yüzlerce deneyim raporları ve teklifler, çocuk kitapları, model denemeler bulunmaktadır. Doğayı koruma eğitimi korku veren facia pedagojisine dönüşmemeli, daha çok yaşamı korumayı ve güzel olanı elde tutmayı olumlu bir şekilde benimseme olanaklarını vermeye yardımcı olmalıdır. Böylelikle korku, kendinden gurur duymaya ve cesaretli olmaya dönüşebilir, çünkü bir okul ormanı dikmek, bir kirpiyi kurtarmak ya da çöplerden atık kağıt yaratmak çok eğlendirici olabiliyor. Bir çok küçük insan, bir çok küçük yerde, bir çok küçük iş yaparsa dünyanın yüzü değişebilir. gocukların korkuları üzerine konuşulan ve korkuların ciddi alındığı her yerde çocuklar kendilerini iyi hissediyorlar. "Göründüğü kadarıyla, zihinlerini içtenlikle meşgul eden bu sorunları ciddiye almaktan fazlasıyla kazançlı çıktılar. Resmi makamlardan bilgi almak ve onlara eleştirel sorular sorabilmelerine cesaret vermek de olumlu bir etki uyandırdı." Bu bağlamda çocukları ne zaman zorlamış oluruz, ne zaman olmayız sorusuna değinmek istiyorum. Çocuklar ve medya bölümünde haberler programının bir çocuk programı olmadığından bahsetmiştim. Eğer reaktör kazası ya da savaş tehlikesi son haddine varacak olursa, haberleri görmeseler de, duy masalar da çocuklar bunu hemen fark edeceklerdir. Böyle bir durumda herkes tartışmaya başlar. Ayrıca çocuklar yetişkinlerin hangi duyguyu yaşadıklarını hemen hissediyorlar, yani kendi korkularımızı onlardan saklayamayız. Biz korkularımızdan söz etmediğimiz zaman, çocuklar kendi hayal güçlerini çalıştırırlar- bu da çoğu zaman gerçekten daha korkunç sonuçlar doğurur. Bu yüzden çocuklarla, sizi tehdit eden şey üzerine, hisleriniz ve tehdide bakışınız ve buna karşı sizin neler yapabileceğiniz hakkında onların anlayabileceği bir dille konuşmanız çok önemlidir. Cevabınız çok dürüstçe ve size uyan bir cevap olmalıdır: Dua edeceğinizi ya da yürüyüş yapacağınızı söyleyebilirsiniz. Yapacağınız birçok şey olabilir. Bizler yaşama yaratıcı bir saygı gösterebilmek için - 74 - Çocuklar Nelerden Korkar? nem kendi fantezimizin hem de çocuklarımızın fantezisi-ün tümünü kullanmalıyız. Yaşama saygı duymak, evreni korumak demektir. 1919 yılında Albert Schweitzer, Strassburg, St. Nicolai'da çok a-çıkça ifade etmişti: "İyi olan, yaşamı korumak ve geliştirmek; kötü olan, yaşamı kösteklemek ve yok etmektir. Yalnızca yaşama duyulan derin saygı ile sadece insanlarla değil, çevremizdeki tüm yaratıklarla da ilişkiye girebilir, onlara zarar vermeyi engelleyebilmek için kaderleriyle uğraşabilir ve kara günlerinde, elimizden geldiği kadar, yardım etmeye karar verebiliriz. Bu esaslı ve bütünlüklü anlayışın, yalnızca insanlar için geçerli olan anlayıştan çok daha derin ve çok daha farklı bir enerjiye sahip olduğunu çok geçmeden anladım. Yaşama derin bir saygı duyarak evren ile tinsel bir ilintiye ulaşabiliriz. Böylelikle yaşadığımız derinleşme bize tinsel ve ahlaki bir kültür yaratma irade ve becerisini verir. Böyle bir kültür, bugüne kadar yaşadığımızdan çok daha yüce bir tarzda dünyaya sahip ;ıkmamızı ve onu bu yönde etkilememizi sağlayacaktır. Yaşama duyacağımız bu derin saygı ile bambaşka insanlar (olacağız." Çocukların, iyi olana güven besleyebilmeleri için, bu ' ilkeleri kendilerine görev bilen ebeveynlere ihtiyaçları vardır. __75 EBEVEYNLER ÇOCUKLARINA NASIL YARDIM EDEBİLİRLER? Konuşmak: Birbirlerini dinlemek ve beraber konuşmak İstatistiklere inanacak olursak, ebeveynler ve çocuklar güncel konuların kapsamı dışındaki konular hakkında konuşmaya yarım saatten daha az bir zaman ayırıyorlar. Bu yüzden de, birbirlerini dinleme ve birbirleriyle konuşma sanatına sürekli değinmek gerekiyor. Bazı çocuklar daha çok konuşma ihtiyacı duyar, bazıla-rıysa daha içlerine kapanıktırlar. Anlatmaktan hoşlanan çocuklarla konuşurken, Thomas Gordon'un deyimiyle, "pasif dinleyicilik" sanatını uygulamak daha anlamlıdır. Yetişkin dinleyici, hemen kişisel bir görüşünü ileri sürerek patlamak yerine, "ilginç," "dinliyorum," "hım" ya da "bak sen" gibi, küçük ve değerlendirici olmayan sözcük- — 77 — Çocukların İçindeki Korkular lerle çocuğu anlatısına devam etmesinde cesaretlendirmelidir. Bu sözcükler "kapı açıcıları" diye de tanımlanırlar. Özellikle korkular ve yaşanmış tehditler üzerine bir şey öğrenmek isteyen ebeveynler değerlendirme yapmadan ve temkinli bir şekilde dinlemelidirler. "Bundan korkmana gerek yok/' gibi yorumlar konuşmayı daha çok engeller, çünkü korkan çocuk kendisini pek anlaşılmış hissetmez. İçine kapalı çocuklara, onunla beraber el bebekleriyle ya da figürlerle oynayarak yardımcı olabilirsiniz. Yuvada ya da gece yatakta neden korktuklarını bir kedi ya da prenses, bir yunus balığı ya da ayı "rolünde" daha kolay anlatabilirler. "Bebek eviyle —ya da hayvanlarla ya da...)_ oynayalım mı?" diyerek çocuğunuzu konuşmaya çekerseniz, — 78 size tehdit edici durumu çok çabuk oynayarak anlatacaktır. Yatak kenarına konmuş üç ila beş el bebeği hemen konuşmaya başlayıp, onlara sıkıntı veren şeyi anlatacaktır. Yaşanmış tehdide karşı paylaşılan anlayış:—sonrakinin önkoşulu olarak atılan—birinci adım iken, korkuyla birlikte yaşamaya ve sonunda korkuyu aşmaya yardımcı o-lan çalışmalar yapmak ikinci adımdır. Karanlık ormandaki prenses: yardımcı masallar ve hikâyeler Bir çok masal ve çocuk kitapları korku ve korkuyu yenme konusunu işler. Masallarda korku, "Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler" ya da "Henzel ve Gretel"deki karanlık ormanlar türünden simgelerle ifade edilir. Ama kahramanlar her zaman için bu ormanların karanlığından çıkmanın bir yolunu bulurlar. Camdan dağları aşmak ya da yedi başlı bir canavarı öldürmek türünden çözülemez gibi görünen sorunlar da, periler, hayvanlar ya da olağanüstü korkusuz insanların yardımı ve olara duyulan güven sayesinde her seferinde çözülür. Bruno Bettelheim, çocuklar için psikolojik açıdan masalın önemini betimlediği kitabına "Çocukların Masallara Gereksinimi Vardır" adını vermiştir. Eğitimde masallar, e-beveynlerin verdikleri yanı sıra, edebiyat biçimi içinde ve- __-70__ Çociiklann İçindeki Korkular rilen kültürel bir miras olarak önemli bir rol oynar. "Yaşam, çocuğa çoğunlukla karmaşık göründüğü için, bu güç koşullarda kendisini anlaması ve duygularının kaosundan bir anlam çıkartması ona için olanaklar yaratmalıyız. Önce iç dünyasında ve sonra da yaşamında bir düzen kurabilmesi için çocuğun fikirler almaya ihtiyacı vardır. Çocuğun ahlaki bir eğitim alması gerekir—çağımızda bunun altını çizmemize neredeyse hiç gerek yok. Bu eğitim, ahlaki davranışın avantajlarını gösterecektir. Bu da soyut ahlaki düşüncelerden çok, doğru olanın gözle görülmesi ve bu yüzden anlamlı bulunmasıyla oluşacaktır." Masallarda gerginlikler ve korkular öyle ifade edilirler ki, çocuk bunu bilinçaltında anlar. Böylelikle, sorunlarını nasıl çözüleceğine ve korkularını nasıl yeneceğine dair" farklı örnekler bulur. Masallar aynı zamanda sorunların yaşamın bir parçası olduklarını çocuklara öğretir. Korkarak geri çekilmeyerek, ama beklenmedik ve haksız sıkıntılar karşısında sabırla göğüs gerildiğinde, tüm engeller aşılacak ve sonunda savaş kazanılacaktır. Baba çocuğuna masal anlattığında, çocuk en gizli arzularının ve en kötü duygularının anlaşıldığını hisseder. Çocuk, insan olmanın zor görevlerle karşılaşılacağı anlamına geldiğini, ama harika maceralar da yaşayacağını sezer. Çocukluğunda masalları çok seven Astrid Lindgren, 80 — Ebeveynler Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? her ne kadar hiç biri korkuyu dolaysız olarak konu almasa da bütün kitaplarında korkuyu ve onu yenmeyi işlemiştir. Eşkıya kızı Ronja ilk defa tek basma ormana gitmeden önce babası ona pusuya yatmış tüm tehlikeleri açıklar: " 'Sakın ormanda yolunu kaybetme/ dedi Mattis. 'Peki ya kay-bolursam ne yapayım?' diye sordu Ronja. 'Doğru yolu a-ra' diye cevap verdi Mattis. 'Olur' dedi Ronja. 'Ve sakın nehre düşme/ dedi Mattis. 'Peki düşersem ne yapayım?' — 81 — Çocukların İçindeki Korkular diye sordu Ronja. 'Yüz o zaman/ dedi Mattis. Teki/ dedi Ronja." Ama Bullerbü'nün çocukları, Lönneberga'dan Michel, Pippi ve Lövvenherz kardeşler sürekli tehlike içinde, titreyerek korkuyu alt etmenin yarattığı zafer duygusunu yaşamak için kısmen korkunun uyandırdığı tedirginliği a- i rarlar. j Konuşmanın bittiği ve söylenecek söz bulunamayan i — 82 — Ebeveynler Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? yerde masallar ve edebiyat çıkmaz sokaktan çıkmamıza yardımcı olabilirler. Bunun dışında masallar korkunun insanlık tarihinde gülünç veya ciddi bir şekilde işlenen çok eski bir konu olduğunu açıklar. Beş parmak birarada epey güçlü olabilir (Grimm Kardeşler'in bir masalından esinlenerek) Bunlar beş parmak (çocuğunuza elinizi gösterin). Sen u-zunu (orta parmak), sen en büyüklerisin. Ve bu (işaret parmağı) da işaret eden parmakcık (bir kaç nesneyi parmağınızla gösterin); ama hem de tat alan parmakcık (parmağınızı bala batırır gibi yapın ve tadını çıkartarak balı yiyin). Bu (baş parmağınızı sallayın) en güçlüsü. Baş parmaksız bir bardak bile tutamazsın. Bu da, hep meraklı, hep şakacı, ama hiç ciddiye alınmayan ufaklık. Ve bu da (yüzük parmağı) güzel parmakcık. Bir gün, beşi beraber gezmeyi düşünmüşler. Yalnızca en güçlüleri geziye katılmamış. "Evde kalıp, temizlik yapmalıyım," demiş. Böylece öbür dört parmak yola koyulmuş. Önce çok güzel bir çayıra gelmişler, oradan da aşağıdaki nehre inmişler. Nehrin kenarında bir sandal duruyormuş. Sandala binip, karşı kıyıya kürek çekmişler ve eşsiz derecede güzel çiçeklerin bulunduğu bir çimenliğe gel- .— 83 — Çocukların İçindeki Korkular misler. Bir de ne görsünler! Balla dolu arı kovanı! Dikkatlice baldan tatmaya başlamışlar, ta ki arkalarında öfkeyle gürleyen bir ses işitene kadar: "Kim benim balımı yermiş, bakalım?" Ayı dördünü gördüğünde çok öfkelenmiş ve "Şimdi dördünüzü de yutacağım!" diye yeniden gürle-miş. Dört parmak çok kokmuşlar. Ne yapsak acaba? Demişler. En küçükleri: "Biz dört değil, beşiz! Ama en şişmanımız, en güçlümüz ve en lezzetlimiz evde. Gelin, gidelim, onu getirelim. O zaman karnın daha çok doyar!" demiş. Ayı bu fikri kabul etmiş, dört parmak içleri rahatlayarak geri dönmüşler. Ama nehri aşmışlar, çayırdan geçmişler, ve eve varmışlar, ama yol boyunca kendilerini çok kötü hissetmişler! En güçlülerine durumu nasıl açıklayacaklarını bilemiyorlarmış! Boyunları bükük eve girmişler. Güzel parmakcık çekingen bir ses tonuyla "Güçlü..." diye söze başlamış. "Bugün çayırda gezdik, nehirden geçtik ve orada..." küçük parmak "Olayı kendim anlatacak kadar büyüğüm ben" diyerek lafmı kesmiş, ve olanları bir bir anlatmış. "Problem değil, sizinle gelirim!" demiş güçlü. Bu sefer beşi bir arada yola çıkmışlar, Çayırı aşmışlar ve nehre varmışlar. Sandala binmişler ve çiçekli çimenliğe vardıklarında ne görsünler; ayı yatmış yüksek sesle horulduyormuş. "Dikkat edin!" demiş güçlü "Ben şimdi sizin altınıza yatacağım, sonra hep beraber __04__ Ebeveynler Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? geriye çekileceğiz ve..." (elinizi yumruk yapıp kuvvetlice öne doğru vurun). Ayı korkudan müthiş bir gürlemeyle çığlık atmış ve o kadar hızlı kaçmış ki, bir anda ortadan kaybolmuş. Beş parmak güle oynaya eve dönmüşler. Bu masaldan nasıl bir ders çıkartabiliriz? Beş dörtten daha güçlüdür. Ve en küçükler en aptal değildir! Küçük domuzcuk ve kötü kurt Küçük bir domuzcuk kendine bir ev yapmıştı. Kış geldiğinde kurt aç kaldı ve domuzcuğu yemek istedi. Domuzcuğun evine gitti ve bağırmaya başladı: "Domuzcuk, aç kapını!" "Olmaz! Kimseyi evime sokmam" dedi domuzcuk. Ama kurt vazgeçmedi, yalvardı yakardı, bağırdı çağırdı. Sonunda kapıyı kırmaya karar verdi ve domuzcuk da: "Şimdi ben bir şey yapmazsam o içeri girmeyi başaracak." diye düşündü. Domuzcuk bir plan yaptı. Zincir kilidi takıp, kapıyı birazcık araladı. Kurt hemen ön ayaklarını arlıktan soktu, ama içeri giremedi. Bu arada domuzcuk sobaya bir çaydanlık su koydu. Kaynamaya başladıktan sonra da suyu alıp kurdun ayaklarına döktü. Kurt insanın tüylerini ürperten bir ulumayla koşarak kaçtı. Ama ertesi gün yine geldi ve yanında bir çok kötü kurt getirdi. Hepsi birden uluyup bağırdılar ve evi öyle salladılar ki, domuzcuk korkup kaçmaya karar verdi. Hemen — 85 — Çocukların İçindeki Korkular pencereyi açtı, dışarı atladı ve ormana kaçtı. Kurtlar bunu fark ettiler ve peşinden koştular. Kurtlar ağaca tırmana-mayacakları için domuzcuk yüksek bir ağaca çıktı. Kurtlar ise aşağıda öfkeyle uluyarak dört döndüler. Sonra kötü kurdun aklına bir fikir geldi. Öbür kurtlara fikrini anlattı: "Hepiniz teker, teker üstüme çıkın, domuza erişecek yükseklikte bir kule oluşturalım." Ve birbirlerinin üstüne tırmanmaya başladılar. Zavallı domuzcuğun tam ayaklarından yakalayacakken domuz bağırmaya başladı: "İyi ki kaynar suyu yanıma almışım!" En altta duran kötü kurt bunu duyar duymaz öyle bir korktu ki, oradan hemen tüydü. Öbür kurtlar da birden yere üst üste düşünce, paniğe kapılıp dört bir yöne koşarak kaçtılar. Kimse onları bir daha domuzcuğun yaşadığı ormanda görmedi! Resim yapmak ve biçim vermek Çocuklar, onları meşgul eden ve etkileyen şeylerin resmini çizmek için sık sık ve kendiliklerinden boya kalemlerini ya da fırçalarını ele alırlar. Bu yüzden, resim kağıdı ve resim malzemeleri, renkli macun ve kil hiç bir evde eksik olmamalı ve çocukların her an ulaşabilecekleri bir yere konmalıdır. Çocuklar büyük korkular yaşadıklarında er veya geç bunu resimlerinde gösterecek, ve bu yolla problemlerini — 86 — Ebeveynler Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? ifade edecektir. Korku duygusu koyu renkler ve korkunç sahnelerle, çoğu zaman da kara bulutlarla ifade edilecektir. Eğer çocuğunuz genellikle sarı güneş ve evler, gülen yüzler ve hayvanlar çiziyorsa, ki dört yaşından itibaren her çocuğun doğal olarak yaptığı resimler bunlardır, o zaman siz de sakin olabilirsiniz, çünkü çocuğunuzun iç dünyasında her şey yerli yerindedir. Çocukların çevresiyle alışverişte bulunması ve zorlukların üstesinden gelmesi için, resim yapmak—en az oyun — 87- Çocukların İçindeki Korkular oynamak kadar—harika bir olanaktır. Resim kağıdında ya da macun ve kille yapılan çalışmalarda korkular sembolik olarak alt edilebilir. Kilden yapılmış canavarlar ya da insanlar dövülebilir, kağıt üstünde kimseye gerçekten acı vermeden kan akıtılabilir. Bu yüzden ebeveynler bu resimleri değerlendirmek yerine, ilgiyle resme bakıp anlam veremedikleri şeylerle ilgili sorular sormalıdır. İşte o zaman çocuklar küçük düşürüldüklerini değil, ciddiye alındıklarını hissedeceklerdir. Bu, korkular üzerine konuşabilmenin çok önemli bir ön koşuludur. Öyküleri resim ve şekiller yardımıyla anlatmak çok iyi sonuçlar verebilir. Aşağıdaki hayal gezisinde insanı kötü güçlerden, zararlı etkilerden koruyan ve korkunun üstesinden gelmeye yardımcı olacak gücü veren bir kalkanın yapımıyla ilgileneceğiz. Bir şövalyeninkine benzeyen bu kalkan kartondan yapılabilir. Beni koruyan ve korkularıma karşı bana güç veren kalkan (8 yaş ve yukarısı için) Çok rahatça otur ya da yat ve gözlerini kapa. Nefesinin nasıl gelip gittiğini algıla ve gerçekten en rahat şekilde al. Nefesini fark ederken, iki gözünün arasındaki bir noktaya Ebeveynler Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? yoğunlaşmaya başla. Bu noktaya üçüncü göz deriz. Bu noktanın sayesinde kalbimizle görmeyi öğreniriz;. Şimdi bu noktada gittikçe büyüyen bir daire hayal edebilirsin. Nefes alıp verirken, daire büyümeğe başlar. Yavaş yavaş büyür; ta ki sen ve daire bir olana kadar. Şimdi rüyalarını hayal edebilirsin, onları görebilirsin ya da hissedebilirsin. Bir gün sahip olacağın becerilerini ya da arkadaşlarına ya da doğaya karşı nasıl davranacağını rüyanda görebilirsin. Belki de başka rüyalardan tanıdığın özel semboller, hayvanlar ya da eşyalar göreceksin. Sana iyi bir duygu verecek her şeyi hayal edebilirsin. (Bir dakika ara) Şimdi de korkularını görüyorsun ya da hissediyorsun. Bu emniyette bulunduğun yerden seyrettiğin korkular büyük de olabilir, küçük de olabilir. Belki de, senin için sürpriz olacak bir şekilde, bu korkularmı şimdi yenebilirsin. (Bir dakika ara) Şimdi yine becerilerine ve rüyalarına bir daha bak. Gördüğün resimlerden bir şeyler öğrenmeye başla. (Bir dakika ara) Şimdi arzularını görmeye ya da hissetmeye çalış. Bu arzuların bir gün sahip olmak istediğin bir nesneyle ya da — 89 — Çocukların İçindeki Korkular ne olmak istediğin veya ne olacağınla ilintili olabilir. Neyi arzu edersen et, bu hem senin hem de üstünde yaşadığımız bu gezegen için sağlıklı bir şey olsun. (Bir dakika ara) Şimdi kendi temponda ondan geriye doğru saymaya başla. Sıfıra geldiğinde yine gözlerini aç, buraya dön, kendini dinlenmiş hisset ve uyan.... Gördüğün tüm sembolleri, rüyaları, korkuları, becerileri ve istekleri hatırlıyorsun. Bu işaretle kendine bir korunma kalkanı yapabilirsin. Mandala resimleri yapmak Mandalalar zihinsel bir içeriği sembolleştiren daire şeklinde işaretlerdir. Bunlar, doğada çiçeklerde, karda, spiral sis-de... vardır. Nasıl yaşam bir hücre ile spermin orta noktasında başlıyorsa, mandalanın çıkış noktası da bir orta noktadır. Dünyanın tüm kültürlerinden insanlar zihinlerini dinlendirmek ve kendi ortalarmı bulmak için mandalalar yaratmışlardır. Bunları kiliselerde, camilerde, sinagoglarda, levhalarda ve manastırlarda görebiliriz. Pencereler mandalalardan yaratılabilir, mandala şekilleri kumdan dökülebilir ya da taşlardan yerleştirilebilir. Son zamanlarda mandala resim kitapları çok sevilmeye başladı. Yetiş- — 90 — Ebeveynler Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? kinler ve çocuklar bu resim kitaplarında verilmiş örnekleri renk renk boyayabilirler. İnsana hem neşe veriyor hem de gevşetici bir etkisi oluyor. Boyarken güzel ve sakin bir müzik dinlerseniz ve kararlaştırdığınız bir süre boyunca konuşmazsanız etkisi daha özel oluyor. Özellikle kendilerini ifade etmeye korkan yetişkinler ve çocuklar ya da bu güne kadar çok az başarılı olaylar yaşayanlar hazır mandalaları boyamaktan hoşlanıyorlar; çünkü bu resimler her seferinde hem çok güzel hem de bireysel bir çalışma oluyor. Ben, kişisel olarak, mandalaları — 91 Çocukların İçindeki Korkular kendim çizmeyi tercih ediyorum, ancak çocuk güya mükemmel olmayan ya da "kötü" resim yaptığını sanıp, kızmazsa. Mandalalar hiç bir zaman değerlendirilmemeliler, çünkü onlar kendi orta noktamız tarafından yaratılıyorlar. Nasılsalar, öyleler: İçimizden gelen resimler; bilinçaltımı-zın resimleri. Korkularımızı anlamada bize yardımcı olurlar, yanı sıra güç ve cesaret de verebilirler. Serbest resim yapabilmek için dört köşe ya da yuvarlak kesilmiş kağıtlara, sulu boyaya ya da mum kalemlere, tebeşir ya da boya kalemlerine gereksinim vardır. Çocuk yu-vasındayken bile doğal malzemelerle de (çiçekler, taşlar, meyveler) mandalalar yapılabilir ve boyanabilir. Tek şart,' bir dairenin ya da bir noktanın olmasıdır. Aşağıdaki fantezide yapılacak gezi sekiz yaşından büyük çocuklar içindir ve onların mandalanın anlamını kavramalarına yardımcı olacaktır. Mandala Rahatça otur ya da uzan, istersen gözlerini kapatabilirsin. Yavaşça nefesine dikkat etmeye başlayabilirsin. Her nefes verişinde bedenindeki tüm gerginlikleri dışarı verebilirsin. Gerçekten tamamen rahat oturmaya başladığında, gözlerinin arasındaki orta noktaya yoğunlaşmaya başla. — 92 — Ebeveynler Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? Bu noktada, gittikçe büyüyen bir daire hayal edebilirsin. Sakin sakin nefes alıp vermeye devam ettikçe, bu daire seninle bir olana kadar, gittikçe büyür. (Bir dakika ara) Şimdi, bu dairenin oldukça büyüdüğünü ve odadaki herkesi içine aldığını hayal edebilirsin. (Kısa bir ara) Sen nefes alıp vermeye devam ettikçe, daire daha da büyür ve tüm arkadaşlarını, tüm evleri ve sonunda tüm dünyayı içine alır. (Bir dakika ara) Her nefes alış verişinde daire daha da büyür, ve türü evreni içine alır. Her nefes alıp verişinde, evrenle mx olursun ve enerjinle, zihninle ve sevginle her şeyi içine alırsln. (Bir dakika ara) Dairenin içinde nefes alıp vermeye devam ediyorsun ve kendinin, evrenin ortasında bulunan bir mandala olduğunu ve aynı zamanda da evrenin ta kendisi olduğunu hayal edebilirsin. (Bir dakika ara) Hazır olduğun zaman, kendi temponda ondan geriye — 93 — Çocukların İçindeki Korkular doğru say, sıfıra geldiğinde, yavaşça gözlerini aç ve bu o-daya gel. Bir kağıt al, rahatça otur, mandalayı çizerken farklı renkler kullan ve bu arada, evrenle bir olduğunda hissettiğin duyguyu yaşamaya devam et. Tüm duyularla: Algılama alıştırmaları ve duyuları eğitme Kim dünyayı keskin duyularla yaşar ve kendi bedenini iyi tanırsa, tartışmalara ve tehlikelere göğüs gerebilir. Korkak insanların dikkati ya korkularında ya da güya çözülemeyen sorunların üzerine toplanır; bu yüzden görüş alanını genişletmek, doğal merakı eterleştirmek ve algılamayı e-ğitmek çok iyidir. Böylelikle, göçe rüzgarında uçuşan çamaşırları hayaletlerden ayırt edebilmeyi, tahta mobilyalardan çıkan sesin tahtanın doğal genleşmesinden gelen bir se? olduğunu, öğrenebiliriz. Aşağıda, duyularınızı eğitecek ve algılama becerinizi aktifleştirecek bir kaç alıştırmanın listesini yaptım. Renklerle oyun Harika ipek örtüler (dört yaş ve yukarısı için) Çocuğunuza, sarı, turuncu, kırmızı, pembe, mavi, yeşil renklerden pamuklu ya da ipek kumaşlar verin. Çocuğunuz en^tpk beğendiği renkteki kumaşı seçsin. ? —94 — Ebeveynler Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? Bu renk neden güzel? Bu renkte olan neler var (çiçekler, eşyalar, hayvanlar)? Bu renkte olan neyi isterdim? Hangi rengi hiç sevmiyorum? Neden? Hangi renk bana, korkuma karşı yardımcı olabilir? Hangi eşyalar, çiçekler ya da hayvanlar bu renktedir? Onları nasıl bulabilirim? 95 — Çocukların İçindeki Korkular Çocuğunuz örtülerden bir tanesini seçsin, eline alsın ya da başına koysun. Şimdi, ikiniz de sessizce ve rahat bir şekilde oturun. Çocuk, bu rengi nefesiyle içine çektiğini ve yine dışarıya üflediğini hayal etsin. Nefes verirken, renk karnından dışarı çıksın, öyle ki bir süre sonra karnı tamamen bu renkte bir bulutla kaplı olsun. Nefesine ve rengin verdiği rahatlığa dikkatini verirken, oturuşunu daha da rahatlaş-tırabilir ve rengin tadmı daha da çok çıkartabilir. Belki de bu renk bir şeyler anlatmak ya da bir şarkı söylemek... istiyordur, ve rengin anlattıklarını yeterince dinledikten sonra, çocuk yeniden buraya geri gelir, ellerini ve ayaklarını oynatır, yine tamamen uyanık ve dingindir. Renklerin diyalogu (beş yaş ve yukarısı için) Eğer renkler sohbet edebilselerdi, birbirlerine neler anlatırlardı? "Ben sarıyım. Ben güneşin rengiyim..." Renkleri seyretmek (dört yaş ve yukarısı için) Çocuğunuza sünger ile ıslatılmış büyük bir resim kağıdı verin. Çocuk kalın bir fırça ile ya da parmaklarıyla kağıda sulu boya renklerinden yerleştirsin. Neler olduğunu ve renklerin birbirleriyle nasıl buluştuklarını seyretsin. — 96 — Ebeveyn/er Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? Kaleydoskop (altı yaş ve yukarısı için) Oyuncak mağazalarında, sizin de yapabileceğiniz kaleydoskop malzemeleri bulunur. Çocuk, kaleydoskopun içindeki basit renkli cam ya da plastik parçacıklar ve üç aynanın sayesinde nasıl harika desenler yarattığını görebilir. Tonlarla, seslerle ve müzikle oyunlar Sesler duymak (üç yaş ve yukarısı için) Sıcak bir yaz günü, pencerenizi açın ya da çocuğunuzla doğanın içinde güzel bir yere gidin. Çocuk gözlerini kapatsın ve avuçlarını açsın. Bir ses duyduğunda bir parmağını uzatsm. Neler duyuluyor? — 97 — Çocukların İçindeki Korkular Su kaç çeşit ses çıkartır? (dört yaş ve yukarısı için) Bu alanda denenebilecek çok şey var. Kaplarla ve bardaklarla doğanın seslerini dinleyebilirler (nehir, deniz, şelale, yağmur, gök gürültüsü vs). Hazır satılan fotoğraf kartlarından ve kasetlerden de yararlanabilirsiniz. Beni güçlendiren müzik (beş yaş ve yukarısı için) Şarkılar, müzik parçaları ya da kendi bestelerinizin arasından çocuğun, ona güç veren bir müziği seçmesini sağlayın. Örneğin, bu bir sirk müziği olabilir, belki de bambaşka bir müzik. Piyano ya da başka çalgılarla (davul) bu tür "güç veren müzikler" doğaçlanabilir. Deniz kabuğunun içindeki deniz (üç yaş ve yukarısı için) Çocuğunuza iki tane büyük deniz kabuğu verin; kulaklarına dayasın. Denizin sesini ya da deniz kabuğunun anlattıklarını dinlesin. Hava ve rüzgar sesleri (dört yaş ve yukarısı için) Hava ve rüzgarla hangi sesleri çıkartabiliriz ya da taklit e-debiliriz. Bize yaşam gücü veren nefes hangi sesleri çıkartıyor? — 98 — Ebeveynler Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? Hissetmek, ellemek ve dokunmak Hisset (üç yaş ve yukarısı için) Çocuk gözlerini kapatsın. Eline doğal bir cisim verin (sümüklü böcek evi, taş, kayın kozalağı vs). Cismi nasıl hissediyorsun? Bu ne? Sana ne anlatıyor? Gözlerini açıp, şimdi cisme baktığında ne değişti? Kutuda ne var? (dört yaş ve yukarısı için) Büyük bir ayakkabı kutusunun üstüne, içine el girebilecek ama bakılamayacak büyüklükte bir delik açın. Kutunun içine çocuğun dokunabileceği çok değişik cisimler koyun (büyük bir çivi, sünger, taş, kuş burnu meyvesi, sabun). Elma ne anlatıyor? (beş yaş ve yukarısı için) Çocuğun eline bir elma koyun. Gözlerin kapatıp, elmayı okşasın, bu arada elmanın ona ne anlattığını bulmaya çalışsın. Bu alıştırma her çeşit doğal bir cisim ile yapılabilir. Okulda yapılırsa, çocuklar bu alıştırmadan sonra bir hikâye yazabilirler. Dokunma labirenti (üç yaş ve yukarısı için) Ebeveynler eğitmenlerle beraber dokunma labirenti inşa edebilirler. Çocuklar spiral bir form içinde ortaya doğru ___ QQ ___ Çocukların İçindeki Korkular hareket ederler ve koridorun duvarlarına dokunabilirler. Duvarlarda kürk parçalar, midyeler, ayna, metal, odun, seramik vs asılı olabilir. Bu kimdir? (dört yaş ve yukarısı için) Birçok çocuk, gözleri bağlanmış olarak daire şeklinde oturur. Oyunu yöneten (gözleri açık) çocuk, bir çocuğu sessizce başka bir çocuğun yanına götürür, kucağına oturtur. Sandalyede oturan kucağına oturana dokunur ve kim olduğunu bulmaya çalışır. Tersine de olabilir! Gizli yazı (beş yaş ve yukarısı için) İki çocuk birbirlerinin sırtına sayılar ya da harfler yazarlar. Hava haberleri (beş yaş ve yukarısı için) Çocuklar ya daire şeklinde ya da önündekinin sırtına dokunabilecek bir şekilde tek sıra halinde otururlar. Eğitmen/öğretmen ya da anne (tek çocukla da olabilir) hava üzerine bir hikaye anlatır, önceden hangi havada hangi dokunuşun olacağı belirlenir, örneğin; Yağmur: parmak uçlarıyla hafifçe vurmak Şimşek: sırt üstünde zigzag çizgiler Şelale: elle yukarıdan aşağıya okşamak Güneş: iki eli de hafifçe saçların üstüne koymak — 100 — Ebeveynler Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? Bu çeşit yumuşak masajlar sıcak ve samimi bir ortamda yapılmalıdır. Korkan çocuklar için bu tarz oyunlar uykuya yatmadan önce yapılırsa çok teselli verici olur. Masaj yapmak bir çeşit hediyedir ve istekli yapılmalıdır. Bulunduğunuz oda sıcak olmalı, sakin bir müzik ve mum ışığı rahatlatıcı bir ortam sunacaktır. Bir çay kaşığı bitki yağına (örneğin: Badem yağı) bir damla lavanta, gül ya da papatya eteri damlatın. Bu karışımı ellerinizin arasında yağ ısınana kadar ovun ve çocuğunuzun sırtına faz- — 101 — Çocuklann İçindeki Korkular la bastırmadan yumuşak hareketlerle sürün. (Sayfa 101'deki resimde görüldüğü gibi). Sırt masajı \ Gevşek parmaklarla ve iki elinizle aynı anda, omurun sa- 3 ğından ve solundan, aşağıdan yukarı doğru ve omuzlardan dönüp tekrar aşağı doğru hareketler yapın. Hareketleriniz yavaş ve baskısız olsun. Baskısız yaptığınız takdirde, çocuğunuzun hoşuna giden, böylelikle daha da etkili olacak olan herhangi başka okşama hareketleri de keşfedebilirsiniz. Koku alıştırmaları Genelde çocukların koku organları yetişkinlerinkinden daha iyidir. Bu yüzden kötü kokulara karşı çok hassastırlar. Bazı yetişkinler ve çocuklar belirli kokuları alamazlar. Bu gizli bir sorunun ipucu olabilir. Hangi kokudan hoşlanıyorsun? (üç yaş ve yukarısı için) Değişik maddeleri kavanoz kapaklarına koyun, örneğin diş macunu, krem, sabun, vanilya şekeri, mum vs. Hangi kokudan hoşlanıyorsun? Neden? Bu koku sana neyi hatırlatıyor? — 102 — Ebeveynler Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? Koku hafızası (dört yaş ve yukarısı için) Bir çok eşit büyüklerdeki şişelere ya da bardaklara bir parça pamuk koyun. İki şişeye aynı eterden bir damla damlatın. Şişelerin ağzını yeniden kapatın. Çocuk, koklayarak şişeleri yeniden eşleştirsin. Aşağıdaki eterler bu alıştırma için çok uygun: Lavanta, sedir, mandarin, greyfrut, limon ve portakal. Çocuklar hangi kokunun, bir ağaca ya da bir çiçeğe, ya da bir meyveye ait olduğunu talimin edebilir. Burnunu takip eti (üç yaş ve yukarısı için) Odanın bir yerine eterli bir pamuk parçası koyulur. Çocuk ya da çocuklar "burunlarını takip edip," pamuğu bulmaya çalışırlar. Bunun tadı nasıl? (üç yaş ve yukarısı için) Tatlının tadını bütün çocuklar bilirler. Acı, keskin ya da ekşi tatları çoğu çocuk tanımaz. Gözleri kapatıp, bilinçli bir şekilde tat almak yalnızca çocuklar için bir naaöşra değildir. "Fast food" çağında hepimiz az çok değişik tatları unuttuk. Kuruüzümün tadı nasıldı? Alışık olduğumuz zamanın ötesinde üzümü ağzımızda tuttuğumuzda tadı nasıl değişiyor? 103 — Çocukların İçindeki Korkular Aşağıdaki liste ilginç tatlarda bitki isimleri içeriyor: limon içi: (ekşi) Limon kabuğu (aşılanmamış): keskin, aromatik Kara kavuk yaprağı: (bazen keskin) Acı marul: (özellikle alt tarafı keskin) Değişik renklerde biber: (tatlı, ekşimsi) Küçük kırmızı biber: (acı) Farklı tahıllar: (çiğnendikçe tatlı olurlar) Taze nane: (acı, aromatik) İçsel resimler ve fantezi gezileri Birçok çocuğun zengin bir fantezisi ve güçlü bir hayal gücü vardır. Bu yüzden iç gözleriyle gördükleri bazı resimler onları korkutur. Bunun tersi de mümkündür: Güzel resimler ve hayaller korkuyu yenmede de yardımcı olur. Büyük çocuklarla çalışırken "içsel video" ya da "içsel televizyon" kelimelerini kullanabilirsiniz. Küçük çocuklarda ise "içsel resimli kitap" ya da fotoğraf albümü diye anlatabilirsiniz. Çoğu zaman yalnızca anlatmak yeterli o-lur: "Çok güzel bir çayırda olduğunu hayal et... Çimenliği görebiliyor musun?" — 104 — Ebeveynler Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? Çok kısa cümlelerle başlayın ve çocuğunuzun gevşediğini ve sizi takip edebildiğini fark ettiğinizde bu küçük fantezi gezinizi genişletin. Bu tür çalışmaları, yalnızca çocuğunuzun içsel olarak istekli ve içsel olarak sakin olduğunu da hissederseniz, uygulayın. Güç veren hayvan (sekiz yaş ve yukarısı için) Arkana uzan ve kendini rahat bırak; her soluk alışında sana yaşam gücü veren nefesine dikkat et. Kızılderililerin hayvanları kardeşleri olarak tanımladıklarını belki daha önceden de duymuşsundur. Hayvanlar insanlara yardımcı olurlar ve güç verirler. Belki sen de, ihtiyacın olduğun- — 105 — Çocukların İçindeki Korkular da seni korumaya ve sana yardım etmeye gelen güçlü bir hayvanı hayal etmekten hoşlanırsın. Gözlerini kapattığında, iç gözünle sevimli bir hayvan görebilirsin. Belki başlangıçta biraz silik göreceksin, ama zamanla resim gittikçe belirginleşecektir: O senin güç veren hayvanın. Onu se- Ebeveynler Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? kanlayabilir ve ondan ne istediğini ona söyleyebilirsin. (Çocuğu çok dikkatli gözleyin. Korktuğunu ya da istek-sizleştiğini fark ederseniz, çocuğa hayvanı her an gönderebileceğini söyleyin: "Üçten geriye say ve gözlerini tekrar aç.") Ta yukarıda (beş yaş ve yukarısı için) Uçabildiğim hayal et. Ta yukarıya, tertemiz havanın üstüne uçuyorsun. Gökte çok zarif ve kolayca uçuyorsun. Şehrin üstünden uçtun gittin bile, güneş ışıklarını yayıyor ve eğer hoşuna giderse, seni yumuşak beyaz bir sis gibi saran bir bulutun içinden uçabilirsin. Mutlu ve sakin bir şekilde uçuyorsun... Ve istersen, yeniden bulutların içinden dalıp, geçip yere inebilirsin. Güvende olacağın ve iyi inişe geçebileceğin yeri kendin seçebilirsin. Yunus balığı (beş yaş ve yukarısı için) Sıcak ve güneşli bir günde deniz kenarında yürüyorsun. Kumsal yumuşak ve sıcak. Temiz ve mavi su, parlayan a-yaklarının etrafında oynuyor. Ve canın denize girmek istiyor. Şeffaf su havaya sıçradıkça senin kalbin de sevinçten sıçrıyor ve yavaşça suya dalıyorsun. Bir süre sonra arkadaşın yunus balığına rastlıyorsun. O da senin gibi sevinçli. Eğer istersen bugün yeniden onun sırtına binebilirsin. Yu- — 107 — Çocukların İçindeki Korkular nus balığı seninle oynuyor ve ne zaman ona ihtiyacın o-lursa sana yardımcı oluyor. Yeteri kadar oynadıktan sonra yunus balığıyla vedalaşıyorsun. Belki ayrılmadan önce bir sonraki buluşmanızı kararlaştırabilirsiniz? Sonra denizden çıkıp, güneşli kumsaldan buraya dönüyorsun... ve yine tamamen buradasın, dinlenmiş ve uyanık. Her fantezi gezisinde ya da hayal kurma çalışmalarında, çocuğun kendi içinde taşıdığı resimlerden bahsetmek çok anlamlı olur. Örneğin, çocuk eğer siyah bir canavardan korkuyorsa, beyaz bir peri gelebilir ve canavara büyü yapabilir ya da kötü bir şeyden korkuyorsa, önünde sonunda onu yenecek iyi bir şey her zaman vardır. Küçük fareler büyük aslanları kurtarabilirler ve arkadaş olabilirler, — 108 — Ebeveynler Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? devler aptal, cüceler akıllı olabilir ve hiç bir durum kur-nazca-gülünç bir çözüm bulanamayacak kadar içinden çıkılmaz değildir. Yıldızlı göğün altında Çocuğun ebeveynleri sayesinde yaşayacağı emniyeti "Cennetlilerin kusursuz vatanı" diye tanımlamıştır Joseph Campbell. "Dünyayı ve tüm evreni kendi annemiz gibi yaşadığımızda, bu yetişkinlerin deneyimlerinin büyük bir bölümüne de yansıyacaktır. Çocuğun annesi ile yaşadığı bağlılığı biz de evrenle o kadar bütün ve doğal bir bağlantı gibi hissettiğimizde, evrenle kusursuz bir armoni ve a-henk içinde bulunacağız." Böyle bir durum içinde korkunun yeri yoktur, çünkü biz—hem ebeveynler hem de çocuklar—kendimizi büyük bir bütünün içinde emniyette hissedeceğiz. Çocuklar tabiat üzerine anlatılara çok açıktırlar. Hemen, hemen tüm çocuklar bitkileri ve hayvanları severler ve kendilerini onlara yakın ve bağlı hissederler. Sanki gezegenimizin tüm yaratıklarına karşı bu bağlantıyı içgüdüsel olarak hissederler. Bu insanı çok sakinleştirici bir deneyimdir. Doğum ve ölüm, olmak ve yokolmak, yemek ve yem olmak sonsuz bir döngüdür, ve bunun en büyük acı olması yanı sıra en büyük teselli olması, yaşam akışının arkasında bizden çok — 109 — Çocukların İçindeki Korkular daha büyük bir enerjinin olduğunu gösteriyor: sevginin gücü. Evrim süreci ve evren ile ilgilenmiş hiç bir kimse etkilenmeden kalamaz. Bir mucizeye yalnızca şaşılarak bakılabilir. Çocukları, tüm yaratıklara karşı sahip oldukları doğal eğilime engel olmadan yaşama ortak edersek, ne tür güçlerin etkinlikte bulunduğunu görebileceklerdir. Yaşam içinde işbirliği yapabilirler ve yaşama saygı duyabilirler. Bu süreç içinde de korkularını kaybedebilirler. Çocuklarla fasulye ekip yetiştirmiş ya da onlarla beraber karıncaları seyretmiş biri, bundan ne kadar büyük bir mutluluğun ve canlılığın doğduğunu bilir. Özellikle, korkan çocuklar doğanın içinde bir çok şey yapabilmeli, yıldızlarla dolu göğe, ama ufacık bir yuvarlağın içinden kocaman bir ıhlamur ağacının büyümesine de şaşkınlıkla bakabilmelidir. Doğa içerikli masallarda ve hikâyelerde yardıma muhtaç insanlara, eğer insanlar da onlar için bir şey yapmaya razı olurlarsa yardım eden iyi periler ve yaratıklar vardır. Lambadaki cin, ağaçlar, ak saçlı adamlar, cüceler, her çeşit hayvanlar ve melekler insanlara sorunlarında, hatta hiç üstesinden gelinemeyecek gibi görünen görevlerinde yardım etmeye ve olağanüstü becerileriyle yandaş olmaya hazırdır. Çocuklar ve yetişkinler için bu güçlere ve yardımcılara güvenmekten daha büyük bir teselli olamaz. — 110 — Ebeveynler Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? Modern doğa bilimleriyle uğraşan kuşkucular bile, her ne kadar tüm eski uygarlıklar tarafından farklı şekilde tanımlansa büe, yine de enerji akımı olarak, bizim sınırlı aklımızla şimdiye kadar kavrayabileceğimizin çok daha ote- — 111 — Çocukların İçindeki Korkular sinde etkileyebilen benzer güçlerin olduğunu şaşkınlıkla göreceklerdir. Bu yüzden çocuklara bu güçlerden, yaratıklardan ya da enerjilerden bahsetmeyi, onlara bu güçlerin mitolojide ve masallarda yerleşmiş sembolik biçimlerini açıklamayı—ki bunu tüm eski uygarlıklar her zaman yapmıştır—çok ö-nemli buluyorum. O zaman çocuklar kendilerini hiç bir zaman yalnız ve terk edilmiş hissetmeyeceklerdir, çünkü tanrısal koruyucu güç her yerde etkisini gösterir, ve bu düşünceye açık olan herkes tarafından hissedilebilir. Koruyucu melek fikri çocuklara her zaman, bizim bir şeyleri "şans" olarak tanım-layabildiğimizi açıklar. Ama aynı zamanda koruyucu meleklerin etkilerinin bir ispatı olarak da geçerlidir. Okul arkadaşının sopası gözünün kenarına çarptığında, yeşil ışıkta sola sapan araba son anda küçük çocuğun dibinde fren yaptığında, koruyucu melekler yardım etmiş olurlar. Tüm hikâyeler mutlu bir son ile bitmese, ve keder dünyadan yok olmasa da, yine de bütün çocuklar koruyan ve esirgeyen güçlere inanarak kendilerini emniyette ve güvende hissedebilirler. Göremediğimiz anlarda bile yüce güçlere inandığımız zaman, ölüm ve yaşamın trajedisi de anlaşılır olacaktır. Görünenin arkasında saklanan, ama önünde sonunda keşfedilen görünmeyen, yalnızca üç boyutlu resimlerde yer almıyor. — 112 — Ebeveynler Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? Uzun bir süre inancın bir hediye olarak verildiği düşünüldü, bir bakıma da bu böyledir. Bugün bilim adamlarının, büyük bir şaşkınlıktan dolayı, inanca dönük bir yol bulmaları, madde ve akim arasındaki zıtlığın ortadan kaldırılmasından değil, daha çok bugüne kadar henüz tamamlanmamış bir gelişim sürecinde olan evrene karşı duyulan saygı ile ilintilidir. Değişik ülkelerin bilgeliği ve bugünün bilgileri el ele veriyorlar. Bu bağlantıları çocuklara açıklamak gerekmiyor bile. Onlar bunları zaten seziyorlar, yeter ki yetişkinler onların bu bilgilerini, fantezi ve hayal güçlerini kırarak, silmesin-ler. Korkuya karşı merasimler Bu anlamda merasimler, belirgin bir şekilde, tekrar tekrar aynı biçimde yapılan davranışlardır. Belirli bir sıraya göre yapılır, müzikle, sembollerle, kokularla ya da benzeri şeylerle altı doldurulur ve özellikle duygulara hitap eder. Çoğu zaman buna kostümler, maskeler, renkler, belli besin maddeleri, içecekler, danslar ve aksesuarlar da dahil olur. Düğünler ve cenaze törenleri, karnaval ve doğum günleri de merasimlerle belli olur. Aileler de az çok bilinçli o-larak ortak yaşamı kolaylaştıran ve çocuklara güven ve- — 113 — Çocukların İçindeki Korkular ren, güncel merasimler yaratırlar. Örneğin, çoğu ailelerde dini bir günün merasimi vardır, yatağa yatma merasimi, pazar sabahı kahvaltı merasimi vb. Karanlık bodrumda şarkı söylemek ya da şiir okumak, şans getirecek sembollerin asılması ya da muska taşımak, korkuya karşı bir şeyler yapmanın bir parçası olarak, anlaşılabilir. Çoğu zaman çocuklar özel oyunlar icat ederler, örneğin "tehlikelerden" korunmak için yerdeki çizgilere basmamak gibi. Aslında yaptıkları oyun oynayarak korkuyu yenmektir. Korkuya karşı geliştirilen özel merasimin, yabancı, saçma ya da sahte görünmemesi, doğru ve anlaşılır kalması için, ebeveynlere ve çocuğa uygun olmalıdır. Ailelerin kendi dünya görüşlerine ve inançlarına uygun olan ve kendi olanak ve becerilerinin çerçevesinde kalarak merasimlerini yaratmaları çok anlamlıdır. Böyle bir merasimin parçaları şunlar olabilir: Mandala resmi çizmek; Bir mum yakmak; Güzel kokulu ispirto lambası yakmak; Bir şarkı söylemek; Bir dua okumak; Bir hikâye anlatmak; Belli bir meditasyon yapmak; Bir fantezi gezisi yapmak; — 114 — Ebeveynler Çocuklanna Nasıl Yardım Edebilirler? Sevgi dolu bir masaj; Yoga alıştırmaları; Beraberce hayvanlar ve/veya çiçekler yetiştirmek. Eskiden yapılan sabah ve akşam ibadetleri, mevsim geçişlerinde yapılan şenlik merasimleri ve başka örf ve adetler, o zamanın çocuklarına emniyet ve güven vermişlerdi. Çok hızlı, korku dolu ve rezalet geçen çağımızda, yuvalar ya da başka tür okullar gibi, çocuklara güven kazandıran adacıklar yaratmak, aileler ya da topluluklar tarafından da görev olarak üstlenilebilir. Korkulara karşı beden alıştırmaları Korku düşüncelerde, duygularda ve bedende yaşanır. O zaman korkumuzla bedensel olarak da buluşabiliriz. Sanskritçede soluk, "prana" yaşam gücü olarak tanımlanır. Korkuya karşı çok önemli bir destektir. Kendilerine tehlikeli gelen durumlarda, sakince ve karınlarına derince nefes alanlar ve bu arada içten bazı sözler konuştuklarında—örneğin nefes alırken sevgi ve nefes verirken güven sözcüklerini söyleyenler—çok yakın bir zamanda sakinle-şecek ve kendilerini toparlayabileceklerdir. Çocuğunuzla beraber başka kelimeler de seçebilir ve bu sözcüklerle denemeler yapabilirsiniz, örneğin: — 115 — ! Çocukların İçindeki Korkular Nefes alırken: cesaret; Nefes verirken: bana gel; ya da; Nefes alırken: aslan (ya da güç veren başka bir hayvanın adı); Nefes verirken: bana yardım et. Aşağıdaki alıştırmalar da yardımcı olacaktır: Ağaç alıştırması Çocuk, kökleri (ayakları) toprağa sağlam bağlanmış, çok güçlü bir ağaç olduğunu hayal eder. Fırtma çıkar ve ağacı yumuşakça sallar: Nefes alırken öne, verirken geriye. Fırtına şiddetlenir, ama ağaç sapasağlam yerinde durur ve-yalnızca öne-arkaya sallanır. Renk alıştırması Seni güçlendiren ve özgürleştiren rengi nefes alırken içine çek ve kirli havayı gri renkte dışarı ver. Her nefeste için aydınlanacak ve parlayacak. Toprak Ana alıştırması Üst gövdeni öne ve aşağı doğru eğip, kollarını kuvvetlice sallayarak, tüm korkularını yere atabilirsin. Sonra yukarı, — 116 — Ebeveynler Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? güneşe doğru gerin, kollarını göğe uzat, yüzünü güneşe çevir ve ışıkları altında güçlü bir enerji duşu al. Toprak beni taşıyor alıştırması Rahat bir şekilde sırtüstü yere yat, kollarını gevşek bir şekilde gövdenin yanma koy. Her nefes alışında, topraktan güç ve enerji alabildiğini hayal et. Toprak seni taşır. Her zaman. Korkan çocuklara bir hamakta sallanmak da çok iyi gelir. Bu sallanma güven uyandırıcıdır ve ana rahminde yaşanmış sallanmayı çağrıştırır. Bir hocanın eşliğinde atlarla uğraşmak da tedavi etkisi — 117 — Çocukların İçindeki Korkular yapar. Ata binildiğinde, atın büyük ve sıcak gövdesi ve yumuşak sallayıcı hareketleri çocuğun kendine olan güvenini ve memnuniyetini arttırır. Çocuğun kendine olan güvenini arttıran ve bedenini fark ettiren her çeşit spor türleri de korkan çocuklara yardımcı olabilir. Yalnızca denemelerle ve aktif bir çalışmayla, "Ben değerliyim ve bedenimi emin bir şekilde kullanabilirim" duygusu ile bağlantılı olan güç ve kuvvet büyüyecektir. — 118 — KAYNAKLAR 1. Klaus Hurrelmann, Diealten Kinder, Psychologie heute içinde, cilt 10,1994. 2. Horst Eberhard Richter, Umgangmit Angst, Hamburg 1992. 3. Sogyal Rinpoche, Das tibetische Buch vom Leben und vom Sterben, München-Bern 1993. 4. Nele Maar/Verena Ballhaus, Papa wohnt jetztin der HeinrichstraBe, Lohr 1988. 5. Horst Eberhard Richter, Umgang mit Angst, Hamburg 1992. 6. Albert Schvveitzer, Die Ehrfurcht vor dem Leben, München 1988. 7. Brunö Bettelheim, Kinder brauchen Mârchen, Stuttgart 1990. 8. Astrid Lindgren: Ronja, Râubertochter, Hamburg 1982. 9. Joseph Campbell, Mythen der Menschheit, München 1993. — 121 — Olumsuz BİR DÜNYADA OLUMLU ÇOCUKLAR YETİŞTİRMEK ZigZi rlar İngilizce'den çeviren: E. ÖZLEM SUER "Sevgi, BEYAZ YAYINLARI "Korkarım çocuklarımız bu karmaşık dünyada çeşitli baskı ve tehditlerle karşı karşıya kalıyorlar. Olumsuz Bir Dünyada Olumlu Çocuklar Yetiştirmek, bizim modern tuzaklarve gizli tehlikelerle nasıl başa çıkabileceğimizi, bunların oluşumlarını nasıl engelleyebileceğimizi çeşitli yöntem ve kavramlarla bize veriyor. Bu kitabı okumak gerçekten zevkli idi." Paula Hawkins ABD Senatörü Günümüzde çocuk yetiştirmenin bir-iki nesil öncesine göre neden daha zor olduğuna, özel problemleri nasıl önleyebileceğimize ya da bunlarla nasıl başa çıkabileceğimize ve günümüzde başarılı bir ebeveyn olmaya adım adım nasıl yaklaşabileceğimize dair çok önemli ipuçları veren bir eser." Peggy Mann "Üç milyonu aşkın çocuğa, sahip olduğumuz olumlu davranış ve düşüncelerimizi öğıetirken, bu kavramların sadece çocuklar için değil, aynı zamanda tüm aile bireyleri için de önemli olduğunu fark ettik." Mamie McCullough Amerika Olumlu Yaşam Becerileri Başkanı ' "Çocuğumuza evimizde yaşadığımız problemleri açıklamakla kalmayıp, bunun yanında bizlere de daha iyi bir aile yapısı edinmemize yardımcı olacak somut ve basit fikirler öneren bir kitap." Roger Staubacb BAŞARISIZ OLUR? JÖHnHöir İNGİLİZCEDEN ÇEVİREN: GÜROL KOCA "Eğer çocuklara konuşmayı biz öğretmeye kalksaydık, asla öğrenemezlerdi." WilliamHull "Çocuklar neden başarısız olurlar?" sorusu ilk anda başarısızlığın nedenlerini çocuklarda aramayı amaçlayan bir soru gibi çıkıyor karşımıza. Ancak John Holt'un sorunu bambaşka bir yerde, velilerin akıllarının ucundan bile geçiremeyecekleri bir yerde aradığınıçok geçmeden anlıyoruz. OkullardarAslında okullarda verilen eğitimle, velilerin eğitimden bekledikleri şeyler arasında pek bir fark yoktur Holt'a göre. Hatta okulları öğretmenlerle veliler arasındaki danışıklı dövüşün alanı gibi görür. Kendisi de öğretmendir, ama öğretmenlerden çok öğrencilerin yanındadır. Çünkü öğrencilerin sorunlarının giderilmesinin ancak onları anlamakla, onları kendi dünyasında tanımakla mümkün olduğunu düşünür. Öğrencilerinin yaptığı birçok yetişkine komik gelebilecek hataların kaynağını analiz ederken, aslında çoğu insanın günlük yaşamında varolan beceriksizliklerin kaynağına iner, yani zekaya. Bu anlamda mevcut eğitimin sisteminin zekayı geliştireceği yerde adeta sakatladığını, ideal bir eğitim sisteminin zekayı geliştirmeye yönelik olması gerektiğini savunur AİLE İÇİ GÜVEN Sevgî+ilgmilg! rîkilî bir yöntem_________ Etkili İnsanın ? Alışkanlığı kitabının yazarı Steph«n Covey'İn önîözüyle Dnda ve Richardlyre Çeviren: Aydın Çetiutürk Güntr "Aileler kendilerine çeki düzen verdiklerinde toplum da kendine çeki düzen vermiş olacaktır!" Konfuçyüs IAS ? 0.-1 YAŞ. çocuğunuzu kitap gibi okuyun Dr.LpnWeiss Cevirea: Sinan KöimŞIu "Çocuğunuz keşifler yaparak dünyası hakkında bir çok şey öğrenir. Yanlış birçey yapmak niyetinde değildir. Sadece aklına geleni yapar," IEYAZ YAYIKLARI Aile İçi Güven adlı çok satan kitabın yazarları Linda ve Richard Eyre size üç adımlık basit bir program sunuyor. Bu programla aile yaşantınızı daha stressiz ve mutlu hale getireceksiniz. Atacağınız adımlar şunlar: • Cezalandırıcı olmak yerine öğretici ve teşvik edici olmanızı sağlayacak adil ve etkili bir aile hukuku geliştirmek. « Çocuktan aile ekonomisinin bir parçası haline getirmek ve böylece onlara sorumluluk duygusu aşılamak. • Kutlamalar, etkinlikler ve ailevi hedef ve değerleri pekiştiren olaylardan yararlanarak aile gelenekleri yaratmak. Aile içi güven, size istediğiniz aile hayatını kurmak için gereksinim duyduğunuz araçları veriyor. . Tanınmış çocuk gelişimi uzmanı Dr. Lynn Weiss bu yeni kitabında bebeklerin, yürümeye yeni başlayan çocukların ve anaokulu çağındaki çocukların davranışlarının nasıl yorumlanması gerektiğini anlatıyor «, • Bebeğiniz onu kucağınıza almaya çalıştığınızda neden ağlayıp sızlanır? H?iirümeye yeni başlayan çocuğunuz neden çevresindekilere karşı bencilce davranır? • Çocuğunuz neden yaramazlık yapar? • Çocuğunuz neden uyuşukça davranır? > Çocuğunuz neden oyun arkadaşlarının oyuncaklarını ellerinden alır veya kendi oyuncaklarını onlara vermek istemez? • Çocuğunuz, onu denetlemek için koyduğunuz sınırları neden sürekli test eder? Bu kitapta sadece bu soruların ve benzerlerinin yanıtlarını bulmakla kalmayacak, çocuğunuzun hareketlerine bakarak aklından geçenleri anlamayı öğreneceksiniz. Çcrireu: Esiu Sung "Bir çocuk yaratırken tüm yatırımlarımızı gelecekteki 'biz'e yaparız." Beyaz yayıkları (eviren: Stliıu Y«ıl(rri "Küçük şeylerden keyif alın, Bir gün geriye dönüp baktığınızda bunların aslında büyük peyler olduğunu anlayacaksınız." Çocuğunuz olacağını öğrendiğiniz anda, daha önce hiç aklınızın köşesinden bile geçmeyecek türdeiı düşsel bir yolculuğa çıkma fırsatını yakalamış olursunuz. Gözünüzde "baba" olduğunuzu canlandırırsınız. Sizi babalığa götürecek yol önünüzde uzanmaktadır. İlerlemek için yalnızca kararlı ve cesur olmanız yeter. İmdat! Baba oldum size, • hamilelik sırasında ve doğumdan sonra cinsel yaşamınızı nasıl daha keyifli hale getireceğinizi; saklı kalmış duygu ve gereksinimlerinizi nasıl açtğa vuracağınızı; • sevdiklerinizle nasıl daha duyarlı bir iletişimkuracağınızı; • eşinizle aranızdaki sorunları nasıl çözeceğinizi; • doğum sürecine nasıl katılacağınızı; • babalığın erken aşamalarında neler yapmanız gerektiğini gösterecek. Bu rehber kitap, egzersizler ve babaların babalıkla ilgili ilk ağızdan değerlendirmelerinin yanında, yeni bir babalık geleneğinin tohumlarını içeriyor. "Bir bebeğe sahip olmak, bir tünele girmektenpek de farklı değildir. Sonunu göremeyiz ve başımızı nasıl bir derde soktuğumuzu merak ederiz. Beş yıl sonra, dilediğimizden daha az uyumuş olarak, ama artık o kadar da kötü olmadığını düşünerek, zor günlerin hatırlanması zor günlere dönüştüğünü fark ederiz." Vicki Lansky bu başarılı elkitabmda bebek bakımının en önemli ve temel noktaları kadar.ayrıntıları hakkında da okuyucuyu aydınlatıyor. • Çocuğunuzu nasıl giydireceksiniz? • Nasıl uyutacaksınız? • Nasıl besleyeceksiniz? • Vücut bakımında nelere dikkat edeceksiniz? • Huysuzluk nöbeti geldiğinde onu yatıştırmak için neler yapacaksınız? • Başına büyük veya küçük kazalar geldiğinde nasıl ilkyardım yapacaksınız? • Ağabey ya da ablasının yeni bebeğinizi kıskanmalarına nasıl engel olacaksınız? • * * ilene Segalove & Paul Bob Velick Buda BEYAZ YAYINLARI Bir takım sebeplerden dolayı, gerçekte kim ya da ne olduğumuzu öııemseraemeyi tercih ederiz. Ama insan olmak ve insan olmayı sevmek kendini tanımayı gerektirir.Düşüncelerimize ve hislerimize bir titreşim, bir yankı, bir bütünlük verir. İnsanın kendini tanıması eğlencelidir. İnşam meraklandırır, kişisel araştırmaya yöneltip, kendi hakkında yeni buluşlar yapmasına yardımcı olur. Çatlakları aralar, kendimiz hakkında henüz bilmediğimiz lıerşeyin ortaya dökülmesini sağlar. İSİLİKLE] Tim Çnira:CWiBeloıdir "Güçlü aile fertleriyle güçsüzler arasındaki çatışmanın galibi yoktur." Beyaz yayıkları İlişkiler, güçlü ve güçsüz arasındaki ümitsiz çatışmaya indirgendiği zaman, sonuçta herkes kaybeder. Manipülasyon, iktidar oyunları ve hakimiyet insanların birbirlerine olan güven ve bağlılıklarını yok eder. İster kurban ister cellat olun sonuç aynıdır. Ortaya çıkan harap olmuş ilişki ve aile manzaralarıdır. Tim Kimmel'e göre aile kurumunun başındaki en büyük belalardan biri "kontrol" dür. Ailede diğer fertlerin sorumluluğunu taşıyan fert yada fertler onları "kontrol altında tutmalı" ama "kontrol etmemeli"dirler. Güçlü kişilikler: • özgür ve sağlıklı ilişkiler kurmanıza; • korku ve gideriimemiş gereksinimlerin insanı nasıl başkalarını yönetmeye ittiğini anlamanıza; • farklı kişilik tiplerinin nasıl etkileştiğini öğremenize; yardımcı olacak. YASAMDA VK SVOR'OA Başarım» Zihinsel Dinamikleri Tıirpy Biçer.................—™— Aynı ekip içerisinde çalışmaktan zevk duyduğum değerli arkadaşım Turgay Biçer, bu kitapla sporumuzun geleceği olan gençlere doğru yolu gösteriyor. Mustafa Denizli Milli Takımlar Teknik Direktörü Spor yediden yetmişe gönlümüzde de, nedense yıllardır işin bilim tarafını hep ihmal ederiz. Sığ kültürümüzün bu yanını değiştirmek pek işinize gelmez. Doruk Performansla Turgay Biçer bize bilimin köprülerini kurdu. Dilimizden düşürmediğimiz "motivasyon" konusu dahil olmak üzere Turgay Hoca'dan öğreneceğimiz çok şey var. O yalnız Biçer değil, Ekmesini de biliyor... Bilimin tohumlarını, bizim için! Atilla Gökçe TSYD Başkanı Ben şimdi bir Sporcu değilim. Ama bu kitabı okuduktan sonra sporcu olma isteğini hiç bu denli arzulamadım. Sporcu olmasanız da, kendinizi yenmek istiyorsanız, hayatınızın efendisi olmak istiyorsanız, çaresizliklerinizi, umutsuzluklarınızı gidermek ve toplumda saygın bir birey olarak yerinizi almak istiyorsanız, Doruk Performans'* mutlaka ama mutlaka okumalısınız. Salih Sezer Kanal 6 Spor Müdürü İlk kitap her yönüyle mükemmel. Bütün sporcu arkadaşların performansını arttırdığı gibi başarıda ve başarısızlıkta olumsuz yönde etkilenmemelerini, her zaman için ileriyi düşünmelerini, maçlara daha iyi motive olmalarını sağlıyor. Rıza Çalımbay Ümit Milli Takımı Antrenörü Yıllardan beri mentörkavramının'bilinmediği ülkemizde Turgay Biçer'le çok büyük mesafeler katetmeye başladığımız bir gerçek. Cem Pamiroğlu Ümit Milli Takım Antrenörü Alan Loy McGinnis Çevire»: Asude Kayış "Eğer sürekli işlerin kötüye gideceğini söyleyip duruyorsanız, bir kahin olmak için iyi bir fırsat yakalamışsınız demektir." isme Singer >AZ YAYIKLARI İyimser insanlar iyimser olmayanlardan yalnızca daha sağlıklı olmakla, daha iyi evlilikler yapmakla, daha olumlu çocuklar yetiştirmekle, daha başarılı olmakla kalmaz, onlardan daha uzun yaşarlar. Kitapları Amerika'da en çok satanlar arasında yer alan Alan Loy McGinnis, iyimser insanların yaşamsal deneyimlerinden örnekler vererek iyimserliğin gücüne ışık tutuyor. McGinnis'e göre iyimserliğin en belirgin oniki özelliği şunlar: • iyimserler sorunlar karşısında bocalamaz. • iyimserler kısmi çözüm arar. • İyimserler geleceklerini kontrol ettiklerine inanır. • İyimserler sürekli kendilerini yenilerler. • iyimserler düşüncenin olumsuzluğa kayışını engeller. • İyimserler değer yargılarını güçlendirirler. • İyimserler başarıyı hayallerinde canlandırır. • iyimserler mutlu olmasalar bile neşelidirler. • iyimserler hemen hemen sınırsız bir esneme kapasitesine sahip olduğuna inanır. • İyimserler iyi haber alışverişinden hoşlanır. • İyimserler bazı şeylerin değiştirilemeyeceğini kabul eder. • İyimserler yaşamlarına çok sayıda sevgi sığdırır. Beyaz yayınları kitap listesi OLUMSUZ BİR DÜNYADA OLUMLU ÇOCUKLAR YETİŞTİRMEK Zig Ziglar Çev: E. Özlem Suer VİCDANIMIZI YASTIK YAPIP YATIYORUZ Hulki Cevizoğh' TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ (Terimler ve Tanımlar) Kaan Soylu - Ahmet Suer Funda Soylu - Özlem Suer 28 ŞUBAT BİR HÜKÜMET NASIL DEVRİLDİ Hulki Cevizoğlu HERKES İÇİN MATEMATİK John Ailen Paulos Çev: Başak Yüksel İMDAT! BABA OLDUM Jack Heinowitz Çev: Esin Sungur DORUK PERFORMANS Turgay Biçer KENDİNİZİ LİSTELEYİN ilene Segalove & Paul Bob Velick Çev: Gözde Belendir GÜÇLÜ KİŞİLİKLER Tim Kimmel Çev: Gözde Belendir İYİMSERLİĞİN GÜCÜ Alan Loy McGinnis Çev: Asude Kayaş TÜRKÇE İBADET Hulki Cevizoğlu ÇOCUKLAR NEDEN BAŞARISIZ OLUR John Holt Çev: Gürol Koca / 2.Baskı DOĞU HİKAYELERİYLE PSİKOTERAPİ Nossrat Pesesschkia Cev: HUrol Fışıloğlu ÇOCUĞUMU NASIL ANLARIM? 0-6 YAŞ ÇOCUĞUNUZU KİTAP GİBİ OKUYUN Dr. Lynn Weiss Çev: Sinan Köseoğlu SATİŞTA PSİKOLOJİK ENGELLERİ AŞMANIN YOLLARI Bruce King Çev: Osman Akınhay YAŞAR NURİ ÖZTÜRK Hulki Cevizoğlu AİLE İÇİ GÜVEN SEVGİ+İLGİ+BİLGİ ETKİLİ BİR YÖNTEM Linda re Richard Eyre Çev: Aydan ÇetintUrk Günen ÇOCUKLARIN İÇİNDEKİ KORKULAR Gisela Prcusehoff Çev: Özkan Schulze (Baskıda) ANNE BABALIK REHBERİ Vicki Lanksy Çev: Selim Yeniçeri (Baskıda) Arka kapak yazısı: Çocuğun içindeki korkularla mücadele etmek, onun sağlıklı gelişmesini sağlamak bakımından son derece önemlidir. Çocuklar karanlıktan, yalnız kalmaktan, anaokuluna veya okula gitmekten, hastalıklardan, anne babalarının ayrılmasından, güncel olaylardan ve çevresel felaketlerden korkabilirler. Çocukların bu korkularını yenmek, daha doğrusu yenmelerine yardımcı olmak çoğu anne babanın sandığı kadar zor değildir. Önemli olan ebeveynlerin bu korkulara nasıl yaklaşacaklarını bilmeleridir. Gisela Preuschoff bu kitabında size, çocuğunuzun korkularını kendi başına alt etmesini sağlayacak yöntemleri gösteriyor ve korkuya karşı çocuğunuzla birlikte geliştirebileceğiniz çözümleri ele alıyor. DENİZYILDIZI ÖYKÜSÜ Bir adam okyanus sahilinde yürüyüş yaparken, denize telaşla birşeyler alan birine rastlar. Biraz daha yaklaşınca bu kişinin, sahile vurmuş denizyıldızlarını denize attığını farkeder ve"Niçin bu denizyıldızlarını denize atıyorsunuz? " diye sorar Topladıklarını hızla denize atmaya devam eden kişi, "Yaşamaları için "yanıtını verince, adama şaşkınlıkla "İyi ama burada binlerce denizyıldızı var. Hepsini atmanıza imkan yok. Sizin bunları denize atmanız neyifarkettirecek ki? " der. ,ı, Yerden bir denizyıldızı daha alıp denize atan kişi, "Bak onun için çok şey farketti, " karşılığını verir. BEYAZ YAYINLARI "Kıyıya Vurmuş Herşeyi" yaşatmaya çalışır.