DÜŞÜN VE BAŞAR MUHAMMET BOZDAĞ Hayatı: Trabzon-Akçaabat'ta 1967 yılında doğdu. Kastamonu-Inebolu Lisesini birincilikle bitirdi. ŞerefÖğrencilerinden olduğu ODT() Kamu Yönetimi Bölümü'nden 1990 yılında mezun oldu. Yüksek Lisans Tezini "TBMM'nin Verimliliği" üzerine tamamladı. Doktora tezini, "AİHM Kararları Çerçeue,inde Türkiye'de Siyasi Partilerin Kapatılması" konusunda hazırıçıdı. 12 yıl Yasama Uzmanı olarak çalıştığı TBMM'de halen yöneticilik yapıyor. Kendisi muhtelif zamanlarda ABD, Almanya, Bosna Hersek ve Hırvatistan'da çeşitli incelemelere katılmıştır. Lise döneminde Tercüman Çocuk dergisiyle başlattığıyazarlığını, değişik dergilerde yayınlanan çalışmalarıyla sürflürdü. Bir dönem, köşe yazartığı yaptı. "Düşünce Mühendisliği, Yüksek Yetenek, Tele-terapi, Yüksek Ahlak, Kişisel Değişim, Istemenin Esrar!" gibi isimler verdiği radyo konuşmaları hazırladı. Bu konuşmalardan bazıları zaman zaman bazı radyolarda seri olarak yayınlanıyor. Kurucuları arasında yer aldığı Kültürlerarası Araştırma ve Dostluk Vakfı 'nın, 19992001 yıllarında başkanlığını yaptı. 1995-2002 yılları arasında "Hızlı ve Etkin Öğrenme," "Güzel ve Etkili Iletişim" seminerleri verdi. "Ruhsal Zeka" ve "Istemenin Esrarı" isimli diğer iki kitabı çok satanlar listesinde yer almaktadır. Dr. Nilgün Hanım'la evli ve üç çocuk babası olan Bozdağ, özgün üslı1buyla yeni yazılar ve konuşmalar üretmeye devam etmektedir. Ayrıca "yetenek. com" isimli web sitesi aracılığıyla da okuyucularına ulaşmaktadır. İÇİNDEKİLER Önsöz 11 NasılOkuyacaksınız? 13 Giriş. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 15 1.ADIM:BÜYÜKDÜŞÜNMEK 19 A)KONUNUN ÖNEMİ 19 1.Varlık düşünceyleBaşlar 19 2.DüşüncenizleGelişirsiniz 21 3. HayalleriniziYaşarsınız 24 _TEMELENGELLER ... "'" """ "" """ ... .._ 1.SorunlardanÇıkamamak 26 2.MonotonluklardaBoğulmak 27 3.Medeni Meşguliyetler 28 4.idealsizliğeTeslimiyet 29 5.Zevk Saplantlsl 30 C)ÇÖZÜM TEKNİKLERİ 31 1.UzaylıGibiizleyin 31 2.Israrlı SorularSorun 32 3.PotansiyeliniziAlgılayın 33 4.imkanlarınızIAlgılayın 35 5.HedefleriniziYükseltin 37 ÖzetleyenSözler 39 DR. MUHAMMED BOZDAĞ YAYINLANMIŞ ESERLERİ . Düşün ve Başar . Ruhsal Zeki! . istemenin Esrarı Yazarla İletişim Web: http://www;yetenek.com E-Posta: mbozdag@yetenek.com Mektup: Muhammed Bozdağ, PK 892 Ulus/ANKARA 2.ADIM: COŞKUYU GÜÇLENDİRMEK. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 43 A)KONUNUNÖNEMi 43 1.DayanmaGücünüArttırır 44 2.0etaylarıSevdirir 45 B)TEMELENGELLER 47 1.OlumsuzluklaraOdaklanmak .47 2.ÇirkinliklereSaplanmak 49 3.Tevekkülsüzlük 50 4.KüçültücüKelimeler 51 C) ÇÖZÜM TEKNİKLERİ 53 1.Olumlu Düşünün 53 2.GüzelGörün 60 3.TevekkülEdin 65 4. Güçlü Kelimeleri Kullanın 67 Özetleyen Sözler 71 5.ADIM: ŞİDDETLİ İsTEMEK 127 A)KONUNUNÖNEMi 127 1.ZorluklarıAşarsınız 127' 2. EylemlerinizKolaylaşır 130 3.HareketeGeçersiniz 132 4.lstedikleriniziAlırsınız/ 134 B)TEMEL ENGELLER 135 1.0uygusuzluk 135 2.SonsuzlukYanılglsl 136 3.ZihinselKontrolsüzlük 137 4. Bilgisizlik-ilgisizlik 138 C) ÇÖZÜM TEKNİKLERİ 139 1. Hedeflerinizi Okuyun 139 2.Şefkatleilişkilendirin 141 3.AciliyetHissedin 143 4. "Başarmış Gibi" Görün 144 5. Olumlu Anlatım Kullanın 145 ÖzetleyenSözler 148 3.ADIM: HEDEFBELİRLEMEK : 75 A) KONUNUN ÖNEMi 75 1.Başarı Yolunun Çizilmesi 75 2.Akıl ve Kalp Desteği 77 3.Ruhsal Destekler 79 4.Çevresel Destekler 81 5.ÇalışmaAzmininArtışl 82 B)TEMEL ENGELLER 84 1.Acelecilik-Sabırsızlık 84 2.0kumaYazmaisteksizliği 86 3.Şansa-Tesadüfeinanma 87 C)ÇÖZÜM TEKNİKLERİ 89 1.GenelHedeflerinYazıl.masl 89 2. Özel hedeflerin Yazılması 92 3. Hedeflerin Düzenlenmesi 95 ÖzetleyenSözler 99 6.ADIM: CESARETLİ OLMAK 151 A) KONUNUN ÖNEMi 151 1.Coşkuyu Güçlendirir 151 2.GirişimciliğinTemelidir 153 B)TEMEL ENGELLER 155 1.AyıplanmaKorkusu 155 2.KendiniKüçümseme 157 3.KendiniYeteneksizGörme 159 4. Girişim Korkusu 160 C) ÇÖZÜM TEKNİKLERİ 162 1.Cesur ve DikOurun 163 2. Hızlı Davranın 164 3.BakınveGülümseyin 165 4.GüçMerkezlerineYaklaşın 167 5.SesiniziNetleştirin 168 ÖzetleyenSözler 170 7.ADIM: HEMEN YAPMAK 173 A) KONUNUN ÖNEMİ 173 1. BaşarınızKolaylaşır 173 4.ADIM: YÖNTEM BELİRLEMEK 103 A) KONUNUN ÖNEMİ 103 1.israftanKurtulursunuz 103 2.0üzenliYaşarsınız 105 3.Başarırsınız 106 B)TEMEL ENGELLER 107 1. Kalite BilincininYokluğu 107 2.PlansızlıkHastalığl 108 3.Tembellik-Sorumsuzluk 109 C) ÇÖZÜM TEKNİKLERİ 110 1. Bilgilerinizi Geliştirin 111 2.Hedefleri Detaylandırın 113 3.ÇalışmalarınızlPlanlayın 117 ÖZETLEYEN Sözler 123 2. Kaynaklarınızı Kurtarır 175 3.GücünüzüArttırır 176 4. YetenekleriniziGeliştirir .177 B)TEMEL ENGELLER 179 1. Endişe-Stres 179 2. Amaçsızlık-iradesizlik ..180 3.Yöntemsizlik-Plansızlık 182 C) ÇÖZÜM TEKNİKLERİ : 183 1. Eylemleri Tanımlayın 183 2.AjandaylaYazılıÇalışın .185 3. Kendinizi Kutlayın 188 ÖzetleyenSözler 191 2. Sorunlan Fırsata Dönüştürün. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 234 3. Hayali Sorunlarla Dertleşmeyin 238 ÖzetleyenSözler 242 10.ADIM: ESERİ TAMAMLAMAK 245 A)KONUNUNÖNEMİ 245 1. Emek Boşa Gitmez 245 2. Cesaret Kazandınr 247 3. Eser Üretilir 248 B)TEMEL ENGELLER 249 1.Sorunlar 249 2.HedefiUnutmak 251 3.HedefDeğiştirmek 252 4.Cesaretsizlik 253 C) ÇÖZÜM TEKNİKLERİ 254 1. HerGünilgilenin 254 2. Küçük işleri Bitirin 256 3. BitirmedenDeğiştirmeyin 257 ÖzetleyenSözler 260 SONUÇ 261 8.ADIM: ŞİMDİYİ YAŞAMAK 195 A)KONUNUN ÖNEMİ 195 1.HayatıHissedersiniz 195 2. Performansı Geliştirir ... 197 3.SabnGüçlendirir 198 4.MutluluğuArttırır 200 B)TEMEL ENGELLER 201 1.DikkatinDağılması 201 2.ŞimdikiAcllar 203 C) ÇÖZÜM TEKNİKLERİ 205 1.DuyulanGüçlendirin 205 2.KavrayışIGeliştirin 207 3.HayalveEylemiAyırın 208 4. Bilinci Kontrol Edin 210 5. Kesintisizilerleyin 211 9.ADIM: MAZERETLERİ YIKMA 217 A)KONUNUN ÖNEMİ 217 1. Israr Kazandırır 218 2.AzimKazandırır 220 3.CesaretKazandırı 222 B)TEMEL ENGELLER 224 1.Bencillik 224 2.RahataDüşkünlük 226 C) ÇÖZÜM TEKNİKLERİ 229 1. AnlamlanDeğiştirin 229 ÖNSÖZ Bu kitap acıları ezmeye hazırlanan insanların diliyle yazıldı. 1999 yılının başında, yer yüzünün yüksek ruhlu varlıklarına, coşturucu bir mesaj bırakmak istedi k ve bu kitap size sunuldu. Kitap olağanüstü bir hızla yayıldı; okuyanlardan yansıyan müthiş coşkuları ve duygusal kaynaşmaları mektuplar ve e-postalar formunda almaya devam ediyoruz. Ne yazık ki binlerce mesajın tümüne doğrudan karşılık verebilmemiz imkansız. Böylesi bir coşkunun haddimizin ötesinde olduğunun bilincindeyiz. Sonuçta "Düşün ve Başar"ı 18. baskısından itibaren yeniden yapılandırdık; içerik çerçevesini sistemli hale getirdik; sunumunu değiştirdik. Kitabın yeni kimliğini çok daha coşturucu ve kucaklayıcı bulacaksınız. Kitabı okuyanlardan Hilal Öz, "Her kelimesinin anlamı var. Hiçbir cümlesi boş değil" diye yazıyordu. Ayşegül Yazıcı kitabı okuduğunda, "kendini, uzaya fırlatılmak üzere hazırlanan bir füze gibi hissediyordu." Kitabın sonundaki anket formuna gönderilen olağanüstü değerlendirmeler, hak edilenin çok üzerinde. Belki de bu durum, içimizdeki "başarma" arzusunun patlama noktasına gelmesinden kaynaklanıyor. Basında kitabı değerlendirenlerden Mustaf:ı Ünal, "gizli yeteneklerin keşfine dair vurguları çok çarpıcı" buluyordu. "Değişim Kuşağındakiler" kitabının yazarı Nejat Sezik, bu kitabı "yerli sistem geliştiricilerin ilkieri arasında" sayıyordu. "Ömür Boyu Aşk" kitabının yazarı Cemil Tokpınar, "Kişisel gelişim kitapları içinde böylesine yeterli, etkili ve pratik formüller ihtiva eden yerli bir kitap okumadığımı itiraf etmeliyim" diyordu. çoğuna burada değinemediğimiz yorumların sahiplerine teşekkür ediyoruz. Kitabın iç tasarımını gerçekleştiren ismail Fatih Ceylan'a, kapağını tasarlayan Salih Koca'ya ve hiçbir desteği esirgemeyen Yayınevi müdürü Selahaddin Arslan'a teşekkür ediyorum. Kitabın maddi kimliğini kendilerine borçluyum, ayrıca görüş, uyarı, ilgi ve destekleriyle kitabın şimdiki konuma gelmesine katkı sağlayan Cemil Tokpınar'a, ibrahim Özdemir'e, Mustafa Parıldı'ya, Yaşar Erdoğan'a, Murat Zengin'e, Seyfettin Bulut'a; Konuralp Akgül'e, Tayfun Onmuş'a ve burada belirtemediğim herkese çok teşekkür ediyorum. Bu arada eşi m Dr. Nilgün hanımın çok önemli katkılarını saygıyla anıyorum. Bu kitabın tüm manevi değeri, ona katkı sağlayanlara ve destekleyenlere aittir. Bu kitabı okuduğunuzda şunu anlayacaksınız: insanları yükselttiğiniz kadar yükseltileceksiniz. Bize verdiğinizden fazlasını size vermeye mahkumuz. Her bir iyiliğiniz kopyalanır ve katlanarak size döner. Bir tek sima ile bize gülümsersiniz, biz huzurunuzdaki yüzlerce insan, yüzlerce tebessümle karşılık veririz. Bir tek sevgi dolu kalp, binlerce kalbe sevgi doldurur. Bu kitap ruhunuzu canlandırmanızı teşvik ediyor. Sırtınızdaki yüklerin çoğu hayalidir ve farkında olmadığınız kadar güçlüsünüz. Elinizde, "Iyi ki okudum" diyeceğiniz kitaplardan birini tutuyorsunuz. Muhtemelen siz de bu kitabı önce sıradan sanacaksınız; ancak okuduğunuzda, "sıra dışı olduğunu" göreceksiniz. Yepyeni ufuklara açılmaya ve olağanüstü bir hayata başlamaya hazırlanıyorsunuz. insan tek bir cümleyle yıkılabilir; bir damla gözyaşında cenneti bulabi tir. Karanlıkları dağıtın! Başarmak, düşünmediğiniz kadar kolaydır. Muhammed Bozdağ mbozdag@yetenek.com Dikmen lAnkara NASIL OKUYACAKSINIZ? Kitabın kapsamlı şekilde hafızada kalmasını sağlayacak bir kaç basit adım önereceğim. Adımları sırayla uygulamalısınız. 1. Yüzeysel inceleyin: Okumadan önce, kitap hakkında zihninizde hayali bir dosya açın. Tüm ana ve alt bölümleri ve aralarındaki bağlantıları inceleyerek, bunların kitabın adıyla ilişkisini kurun; kitabın genel çerçevesini algılayın. Böylece okurken edineceğiniz her bilgi, beyin kütüphanenizde adresi belli raflara yerleşir. 2. Derin inceleyin: Her bölümü, alt başlıklarıyla ve başlıklar arasındaki mantıksal ilişkilerle inceleyin. Bölüm sonlarındaki özetleri ve her bölüm boyunca koyu gösterilen cümleleri okuyun. Bu yolla, her bölümün yaklaşık çerçevesini kavramış; bu adımla birlikte eserin zihinsel haritasını çizmiş olacaksınız. Bilginin bütününü bilmeyen, parçasında boğulabilir. 3. Sorgulayın: incelemeleriniz sırasında beyninizi soru yağmuruna tutmalısınız. Böylece, okuma sırasında bilinciniz cevapları yakalayacaktır. Bilgileri siz alırsamz, öğrenirsiniz; bilgiler size verilirse ezberlersiniz. Hayatınızda devrim yapacak bilgiter, sorularınıza cevaben sizin alctığınız bilgilerdir. Sorularınızın cevabı olmayan bilgiler kolaylıkla hatırlanamazlar. 4. Okumayı Planlayın: Her okuma seansında, ne kadar süre ve yaklaşık kaç sayfayı, aralıksız okuyacağınızı belirleyin. Okuma süresini üçe böleceksiniz: Bir saat süreyle 14 . . okuyacaksanız, ilk 5-10 dakikada, hedeflediğiniz bölüm üzerinde yukarıdaki çalışmaları yeniden yapacaksınız. Son 5-10 dakikada ise okuduğunuz bölüm üzerinde, 6. madde de belirtilen tekrarlamayı yapacaksınız. 5. Okuyun: Okuma sırasında, sadece önemli ibarelerin altını çizin. .sayfa kenarlarına, hizasındaki paragrafla ilişkili hatırlatıcı kelimeler yazın: Başlıklara, koyu yazımlara, özetlere ve madde sıralamalarına özellikle dikkat edin. ilişkili gördüğünüz her tecrübenizi ilgili paragrafın yanına kısaca not edin. 6.Tekrarlayın-hatırlayın: Okuduğunuz sayfaları, altını çizdiğiniz cümleleri, yazdığınız hatırlatıcı kelimeleri ve diğer notlarınızı hızla gözden geçirin. Bundan sonraki okuma seansına, bu seansta okuduklarınızı gözden geçirmeden başlamayın. 7. Yaşayrn-Uygulayın: Yaşamadığınız bilgi, size değer katmaz. Yaşantınızda canlanmayan bilginin beyninizdeki soyut formu, ancak kalbinizi kemirir. içinizde ve dışınızda yaşattıklarınız kadar canlısınız. Şimdi öğrendiğinizin şimdi size ait olması, onu şimdi yaşamamza bağlıdır. Yüksek sevgi, sevginin yüksekliğiili bileni değil, yüksek sevgiyi yaşayanı yükseltir. Kitabınızın bölüm sonlarında size verdiğimiz tablolar, öğrendiklerinizi uygulamanızı kolaylaştırmayı amaçlıyorlar. Israrla uygulayın; bu kitabın bir bilim kurgu olmadığını göreceksiniz. 8. Anlatın-Öğretin: Öğrendiklerinizi, öğreterek koruyabilirsiniz. (ömertçe öğretin; cesaretle anlatın. Aldıklarınızı verin. Zihninizde gizledikleriniz, zihninizle birlikte söner; ama verdikleriniz sonsuza kadar kalbinize akar. Dostlarınızın hayatını değiştirecek bir söz söylemekle hem kendinizi, hem de insanlığı değiştirirsiniz. Sizi kimse dinlemiyorsa, bildiğinizi kendinize anlatın. Hayalleriniz boşa gitmiyor: Ruhunuzu dinleyen meleklerin dostluğu, bilgilerinizi korumayı başarmanıza yetecektir. GiRiş Dağlar gibi dalgalarıyla boğuşacağınız bir okyanusta doğarsınız. Yönettiğiniz gemi, buz dağlannın arasından sarsılarak geçecektir. Gece doğar dünyanızda ve kararan gök üzerinize çöker. Güneş döner ve uslu ufkunuzun ucundan yine gün doğar. Kanayan semanın öteki ucundan geminiz gelir. Altınızda buz dağlannı, üstünüzde bulut vadilerini izlersiniz. Geminize bakarsınız: Soğuk bir kış mevsiminde, iki mavi bir beyaz arasında yapayalnız kalan Titank tehlikededir. insanların yolculuklan Titanic'lerin yolculuklanna benzer. Kaptanlar gemilerine rota tayin etmezlerse, uğrayacaklan sonuç aynıolacaktır: Batmak. Dalgalar merhametsiz, derin sular aC1maslzdlr. Elinizdeki kitap başa n yolculuğumuzun temel adlmlannı -bölümlerini- anlatıyor. Her bir bölümde önce (a) o "Konunun Önemini" göreceğiz. Sonra da, o adımda (b) yüzleşeceğimiz "Temel Engeller" karşımıza çıkacak. Ardından, o adımı aşabilmek için (c) kullanabileceğimiz "Çözüm Teknikleri" üzerinde duracağız. Elinizdeki kitabın her ana bölümünü, bu üç temel başhk çerçevesinde algılamahsınlz. Başan yolculuğumuzu, ikişer ikişer birbirine bağh on adımda tamamlayacağlz. Adımlann her biri, üst üste basamaklar gibi zincirleme olarak birbirlerini etkilerler. Bir alt adımı başarıyla yerleştirmeden üst adımda zorluk çekeriz. 16 . DU_UN VE BA_AR . ilk adım "büyük düşünmektir." Önce beynimizde çallşacağız ve düşünce yeteneğimizi geliştireceğiz. ikinci adım, kalbimize odaklanarak, "coşkuyu geliştirmek" olacak. Bu temel yapı üzerinde "hedef belirleme" adımma sıçrayacağız. Sonra da belirlediğimiz her bir hedef için "yöntem belirleme" boyutuna geçeceğiz. Yeni bir sıçrama yapabilmemiz için "şiddetli isteme" adımına geçeceğiz. Şiddetli isteklerimizin üzerini "coşkuyu geliştirme" adımıyla güçlendireceğiz. Birbiriyle bağlantıll diğer iki adımdan biri, "hemen yapma" allşkanllğın1 kazanma; diğeri de "şimdiyi yaşama" bilincini geliştirmedir. Nihayet son ikiliye ulaşıyoruz: 9. adım "mazeretierden kur tulmak"; 10. adım ise, "eseri tamamlamak" olacaktır. TI o &[Q)O_ BÜYÜK DÜŞÜNMEK Büyük olmak, büyük sonuçlara ulaşmak değil; büyük düşünmek, büyük hissetrnek ve büyük davranmaktır. "..: I ADIM:,_ÜYÜK DÜ_ÜNME Giriş Başarının ilk adımı düşünebilmek, başarıyı geliştirmenin yolu da düşünceyi geliştirebilmektir. Beynimizin düşünme kapasitesine yönelen saldmlar hayatımıza yönelen saldırılardır. Başkalarının bize ideal kazandırmasını umarsak kıyamete kadar bekleriz. Sırları keşfedebilecek zihin, düşünmekte ısrar eden zihindir. Düşüncesini sınırlayan, eylemlerini sınırlar. Hayallerini küçültenlerin hayatları da küçülür. Düşüncenizi esnetmeyi öğreneceksiniz: Hiç düşünmediklerinizi, kimsenin düşünmediğini, daha büyük, daha yüksek ve karmaşık düşünmeyi öğreneceksiniz. A) KONUNUN ÖNEMi Büyük düşünmek başarının temelidir: Varlık düşünceyle başlar, düşüncelerinizle gelişirsiniz ve hayallerinizi yaşarsınız: 1. Varhk Düşünceyle Başlar Var oluş düşüncede başlar. Her şey vücut bulmadan önce Ezeli Hakim'in ilminde vardı. Bedeninize yaşatacaklarınızı önce zihninizde yaşarsınız. Geleceğinizi yönetmek istiyorsanız; gele Hayatları sönük geçenlerin aslında düşünceleri sönüktür. 20 . . i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i ceğinizi önce zihninizde izleyeceksiniz; geleceğinizin hayali mimarisini adım adım planlayacaks1nlz. Her hayal ettiğinizi yaşamayacaksınız; ama hayal etmediklerinizi de yaşayamayacaksınız. Zihnimizdeki konu, zamanla detay kazanır; ayrıntıları belirginleşir. Düşündüklerimiz zamanla eylemlerimizi etkiler ve aklımızdan geçenleri arzulamaya başlarız. Bu yüzden'.eylemlerimizi, tercihlerimizi düşüncelerimize borçluyuz. Zübeyir Gündüzalp'in dediği gibi, "insan ne düşünüyorsa odur." r Hayatları sönük geçenlerin aslında düşünceleri sönüktür. Ze kayla ilgisi yoktur bunun; hayal edebilmeyle, düşünebilmeyle il gisi vardır. Dünyanız düşünebildiğiniz kadar genişleyecektir. Zihninizin bakabildiği yere kadar göreceksiniz. Ömrünü ze katacağınız her zenginlik, mutlaka zihinsel zenginliği nizden bir temel almış olacaktır. Başarının yolları üzerine yazılan kitaplar düşünmenin öneminden söz ederler. Hatta bazıları "zihin gücü, beyin gücü, düşünce gücü" gibi kavramlara vurgu yaparken, dü şünceyi "yarat1Cl" olarak görürler. HayaL] olan yaratamaz; ölümlü olan vücut veremez; ama her şey düşünceye daya nır. Mevlana ne güzel söyler: "Kardeşim, varlığın ancak fikir dir, gerisi bir yığın et ve kemiktir." Düşünce yaratmlyor, vücut vermiyor elbette, ama neyin yaratllacağını belirliyor. Yaratıcımız hayatımızın akışına vücut verirken, onu nasıl yaşamak istediğimize bakar. Dimmet der ki "Sistemli düşünmeyi alışkanlık haline getirmedikçe öğrenimin hiçbir değeri yoktur." Rasgele düşünenler düşünmüyorlar. Einstein'ın vurguladlğl gibi, "insan, aklının sınırlarını zorlamadlkça hiçbir şeye ulaşamaz." En büyük saldmlara uğrayan organımız beynimiz olduğu halde, değilonu geliştirmek, korumak için bile çaba sarf etmeyiz. Bu yanlış değil midir? i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i . ı. ADıM: BÜYÜK DÜ_ÜNMEK . 21 .2. Düşüncenizle Gelişirsiniz Düşüncelerimiz eylemlerimizin kaynağıdır. Eylemlerimiz alış kanlıklarımızın nedenidir. Alışkanlıklarımız karakterimizi, kişili ğimizi şekillendirir. Karakterimiz ise geleceğimizi örgüleyen en önemli faktördür. Geleceğimizi seçmekte büyük ölçüde özgür bırakıldık. Herkes yürüdüğü yolun sonunda var olana ulaşır. Tırmandığımz merdivene bakarak sonunda nereye yükseleceğinizi anlayabilirsiniz. Büyük geleceğe giden yol, büyük düşünceden baş'lar. Şimdiye kadar hiç yapmadığınız ölçüde büyük düşünmeye başlamalısınız. "Büyük Düşünmenin Büyüsü" isimli kitabında Dr. David J. Schwartz ilginç bir tespitini aktarıyor: ABD'de büyük bir şirketin yılda 10 bin dolar ödediği işlerine başvuranla- i rın sayısı, yılda 50 bin dolar ödediği işlerine başvuranla rm sayısından 50 ile 250 kat fazlaymış. insanların çoğu daha ucuz işlere başvuruyorlar. Bunun anlamı açık: Kendimizi o kadar küçümsüyoruz ki, yola yüksekten başlamaya cesaret edemiyoruz. KartaUar bizden daha mı yüksek? işe girmek istediğinizde, hangi görevleri düşünürsünüz? çoğu kimse "bir iş olsun da ne olursa olsun" anlayışındadır. çoğumuz büyük işlere layık olmadığımızı düşünüyoruz. insanlar neden po tansiyellerine güvenmezler? Yeteneklerini geliştirerek daha iyi işlerde çalışmayı ve hatta kendi işlerini kurup geliştirmeyi düşünmezler. Yeteneklerine dayanmak yerine, sadece siyasi desteklerin arkasına sığınarak hayata tutunmayı tercih ederler. Kendinizi geliştirebileceğinize inanmazsanız, o yolda çaba harcar mısınız? Büyül gelece: giden y büyül düşünce, başlar i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i , i i i. i i i i Size Van'da dünyaya gelen bir gencin hikayesini aktaracağım. Ankara'ya geldiğinde hiç parası yoktu. Şehir terminalinden Uzaklardaki arkadaşlarının e_ine saatlerce yürüyerek varabilmiş L Hayatta, herkese isteyebildiği kadarı verilecektir. 22 . . i i i i i i , i i , i i i , i i i , i i i i i i i i , i i i , i i i i ti. Anadolu'nun dürüstlüğünü yansıtan o genci gördüğümde başarısını dilemiştim. Ama o zaman, kendim gibi, onun hakkında da çok parlak bir gelecek beklemiyordum. Yanıımışım. Küçük bir tezgahın başında işine başlayan cesur delikanlı, şimdi büyük bir sistemi yqoetiyor. Başında bulunduğu mağazalar zincirini Anka ra' da hemen herkes tanıyor. . . Yan'lı genç büyük düşünmeseydi, işini bu kadar büyütebilir miydi? Nice geceler başkaları uykudayken, yapacaklarını düşünerek sabahladı. Hayalleri oynaşta değil, kurduğu sistemin geleceğindeydi. Kimsenin yapmadığını yapmalıydı ve bu yüzden kimsenin düşünmediğini düşünmeliydi. Hayatta, herkese isteyebil diği kadarı verilecektir. Ezeli mesaj şöyle der: "Benden iste yin, cevap vereyim." 1 "De ki, istemeniz olmazsa Rabbim size ne diye değer versin!" 2 Atalarımız büyük düşündüler. Tarih sayfalarındaki sıra dışı meydan okuyuşlarda, büyüklerimizi görürüz. ilk tü zeyi onlar keşfetmişti. ilk mikrobu onlar bulmuştu. ilk Dünya haritasını Pir] Reis çizmişti. Peki ya biz! Richard Bach'ın "Martı" isimli bir hikaye kitabı vardır. Hikayenin baş kahramanı Jonathan Levingston isimli martı büyük düşünüyordu. Yıllar boyunca uçtukları sahilde nüfusları çoğaımıştı. Bu daracık deniz kenarında artık yeterince balık kalmamıştı. Jonathan, gökyüzünün yükseklerinde uçan diğer kuşlara baktı. Onlar gibi yükseklere uçmalı ve başka dünyaları keşfetmeliydi. Genç arkadaşlarına bu büyük hedefini anlattı. Jonathan'ı heyecanlandıran bu hedef, arkadaşları tarafından alaya alınıyordu. Arkadaşları: "Atalarımız hep burada yaşadılar. Buradan daha iyi bir yer bulamayız. Hem atalarımıza ihanet mi edeceğiz?" dedi i i i i i i i i i i i i i i i i , i i i i i i i i i i i i i i i i i i 1 Kur'an, 40:60 2 Kur'an, 25:77 . i. ADıM: BÜYÜK DÜŞÜNMEK. 2: ler. Jonathan'ın çabaları sonuçsuz kalmıştı. Biliyordu, uzaklarda, yükseklerde, ötelerd_ heyecan dolu bir dünya vardı. Sonunda yalmz da kalsa bu maceraya atllma cesaretini gös . . terdi. Uçtu, yükseldikçe yükseldi. Sıra dıŞı zenginliklerle dolu denizler keşfetti. "Keşke arkadaşlarım, içinde yaşadıkları hapishaneden kurtulabileceklerini görselerdi... Buradaki müthiş zenginlikleri öğrenebilselerdi." diye düşündü. Oy:;a,akrabalarına göre Jonathan ihanet etmişti, atalarım terk_tmişti. Jonathan kaybolmuştu; kurda kuşa yem olmuştu; ona yazık olmuştu. Halbuki Jonathan kaybetmedi. Jonathan, verdiği dersle hala yaşıyor ve onun hikayesini ölünceye kadar hatırlayacağız. Ben, sahillerdeki martIları gördüğümde, aklıma Jonathan geliyor; Jonathan'ın beni martı olmaya davet ettiğini du- i yuyorum. Eğer ötelerdeki değerleri aramazsamz, onları bulamazsın1Z. Uzaya gidebilmenizin mutlaka bir yolu olduğu nu düşünmezseniz, o yolu bulamazsınız. Yüksekliğe, sa dece yükseği arayanlar ulaşabilir. Büyük arayışlarımız _. : yoksa, "büyük" buluşlarımız da olmayacaktır. Büyük insanın her saniyesi arayış içerisinde geçer. Uykusuz kalan Edison gibi, elektrik ampulünü arıyorsunuz. Ampulü bilmiyorsunuz; ama varlığın1 hissediyorsunuz. Azgın dalgalarla boğuşan Kolomb gibi, Hindistan'a Dünyanın öbür tarafından ulaşan yolu henüz öğrenmediniz; ama orada oldyğuna inanıyorsunuz. Aradığınızin üzerine ümitle gidiyorsunuz. Büy insanır sani_ ara) içerisi geç_ Hayallerinize elbette bir gün kavuşacaksımz; kim bilir saat kaçta, bilmiyorsunuz. Hayat bilmediğini aramaktır; aramamak yaşamamaktır. Kuşlar bile sabah gözlerini açt1klarında, o gün karınlarım nerede doyuracaklarım bilmezler. Ama arad1klarını ayaklarınin altında serili bulurlar. 24 . . i i , , i i i , , i i i i i , i i , , , , i i i , i i i i , i i i , i ilkokul mezunu Mehmet Kılınç'ın geliştirdiği elektrikli masaj aletini inceledim. Vücuttaki kirli kam temizleyen bir sistem geliştirdiğini de gördüm. Yıllarca okudum; mastır ve doktora eğitimine kadar ilerledim. Ben Mehmet Kılınç'ın yaptığını niçin düşünemiyordu!])? Birileri yapınca, küçümseyerek, "Bunu ben de yapabilirdim!" deriz. Faydalı bir şeyi yapabilecek idiysek, niçin yapan biz olmadık? Düşüncelerimiz küçülürse, eylemlerimiz de küçülür; üreteceğimiz sonuçlar da küçülür. Düşüncelerimiz büyüdüğünde eylemlerimizin sonucunun da büyüdüğünü göreceğiz. , i , i , , , i i i , , i i , i i i , i i , , i i i , i i i i i 1 i i 3. Hayallerinizi Yaşars1n1Z Hayallerinizle geleceğinizin temelini atıyorsunuz. Aklı nızdan geçirip durduklarınız, geleceğinizi inşa etmek üzere biriken tuğlalara dönüşüyor. ABD'nin Ohio Devlet Üniversitesinden Tanya Chartrand'm araştırmalarıgösteriyor ki, geleceğimiz, derin bilincimize inen, unu tup gittiğimiz hayallerimizle ve düşüncelerimizle de şekillenmektedir. iki kız kardeş, çocukluklarında birbirleriyle oynarken, abla, hemşire rolünü tercih ediyordu. Küçük kardeşe ise doktor rolü kalıyordu. Yıllar sonra doktor-hemşire oyunu gerçeğe dönüştü. Küçük kardeş doktor, büyük kardeş ise hemşire oldu. Küçücük kalpleriyle istediler, arzuladılar, hayal ettiler. S ımrsız Şefkat, oyunlarına bulaştırdıkları dileklerini dinledi ve Kader defterlerine yazdı. iki kardeşi n oyunlarıyla yoğurdukları hayalleri bile gerçeğe dönüşebiliyorsa, sizin göz yaşlarımza bulaştırdığınız hayalleriniz neden gerçekleşemesin? Türkiye'deki kaymakamların %80'inin Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun oldukları m biliyor musunuz? Eskiden sadece iki okuldan mezun olanlar kaymakamlık sınavına Hayallerinizle geleceğinizin temellerini atıyorsunuz. . i. ADıM: BÜYÜK DÜ_ÜNMEK . 25 girebiliyorlardı. Ama 1992 yılından sonra bütün idari bilimler fakültesi mezunlarIna kaymakamlık sınavına girme hakkı verildi. Dikkat ettim. Hala sınavı kazananların büyük çoğunluğu, aynı okuldan mezun olan öğrencilerdi. Niçin? Çünkü bu okulun öğrencileri başından itibaren kaymakam olma hayalleriyle doluyordu. Öğrencilerin Mülkiyeliler Birliği içerisindeki ilişkileri, kendilerine kaymakamlığı sürekli telkin ediyordu. Diğer üniversitelerin öğrencileri ise kaymakamlığı ancak mezuniyetten sonra akıllarına getirebiliyorlardı. Simit satmayı düşünürseniz simitçi olursunuz. Bilgisayar satmayı düşünürseniz bilgisayar satarsınız. Benimle aym üniversitenin aynı bölümünden mezun olan bir dostum, bilgisayar sat mayı kafasına koymuştu. Bilgilerini geliştirdi, toplama bilgisayarlar oluşturarak işe başladı. işini büyüttü. Yıllar sonra bilgisayar parçası almak için Kızılay'daki işyerini ziyaret ettiğim de şaşırdım. Mezun olduğu okuldan birçok (öğrenciyi mühendis olarak, sekreter olarak istihdam ettiğini gördüm. Yeni satış bağlantılarının talimatlarIm verirken nasıl da koşuşturuyordu! Üniversite yıllarında demokrasiye sadık olduğunu sandığım bir partinin gençlik kollarına destek veriyordum. Sonra sı mf arkadaşı m Şerif Çim'i de siyasetin içinde gördüm. O, milletvekili olmayı hedefliyor; bense bunu çok büyük ve imkansız gördüğümden, hayal bile etmiyordum. Mezun olduk. TBMM'de uzman olarak göreve başlamıştım ve çok geçmeden Şerif Çim'in milletvekili seçildiğini gördüm. 1998 yılında bir trafik kazasına kurban giden Şerif Çim'in hedefinin farklılığı,3 aramızdaki farkın temelini oluşturmuştu. Sim satm düşünür simi1 olursuı i i i i i i i i i , i , i i i i i i i i i " i , , , , i i i J "Milletvekili olma süreci" bu kitapta anlatılanlarla anlaşılabilir. Hayatını: noktalama biçimi ise, ancak "ruhsal zeka" çerçevesinde tartışılabilir. : i Büyük düşünmenin inanılmazlığını görüyorsunuz. Richard Bach gibi, büyük düşünerek yazarsamz kitabınız milyonlar satar. 26 + OÜ_ÜN VE BA_AR + i 1 1 i i i i i i i i i 1 i i i i 1 i i i i i i i i i i i i i i i ı--- Alwin Toffler gibi, Napoleon Hill gibi, eserlerinizi büyük düşüncelerle oluşturursanız, dünya tarihinegeçersiniz. Fiziğiniz ve maddi imkanlarınız çok küçük ve sıradan kalabilir. Ama kalbinizi, duygularınızı, içtenliğinizi sınırlayamazsınız. B) TEMEL ENGELLER Düşüncelerimiz yaşayacaklarımızın çekirdekleridirler. Sorunlar, monotonluklar, medeni meşguliyetler, idealsizlik ve zevk saplantısı beynimizin düşünme yeteneğini kilitliyor. Bu engelleri aşmalıyız: <" 1. Sorunlardan Ç1kamamak Başarısızlık Modern iletişim ağları, dünyanın sorunlarını birden yapamamak gözlerimizin önüne seriyor. Kendi sorunlarımız yetmiyor; değil, her gün cinayet veya ihanet haberleriyle sarsılıyoruz. So yapa_a- runları seyrettikçe, seyretmek zevke dönüşüyor. Karam yacagını sarlığa kapılan kalpler, çözümleri düşünmeye fırsat sanmaktır. / bulamaz. .-/ Başarısızlık yapamamak değil, yapamayacağını san ı : maktır. Bilincimizde biriken sorunları devleştiriyoruz; onları i : çözmeyi haddimizin çok üzerinde buluyoruz. Dolayısıyla, düşün i meyi, çözüm aramayı işe yaramaz çabalar sanıyoruz. i i Tolstoy'n dediği gibi, "Herkes insanlığı değiştirmeyi hayal : eder; ama, kimse kendini değiştirmeyi düşünmez." Her defa i : sında papağan gibi, "siyasetçiler kötüdür" diyoruz; ama bir defa : mektupla veya telefonla onlara iyiliği önermiyoruz. Ahlaksızlığın i :, yaygınlaşmasından şikayet edip duruyoruz; ama dilimizdeki gıy i bet için hiçbir girişimimiz yok. Televizyon seyretmekten, çocuk : larımızı eğitmeye vakit bulamıyoruz. 1 i : Bazılarında' sorun bir saplantıya dönüşüyor. Bedenlerinin bir i +" ı. ADıM: BÜYÜK DÜ_ÜNMEK + 2defa yaşadığı problemi hafızalarından çağırıp defalarca ruhlarına yaşatıyorlar. Soruna çözüm aramak yerine, sorunun acısını, beyinlerinde takıtmış plak gibi tekrarlamayı benimsiyorlar. Beynimizi kuşatan sorunlar stres üretirler. Stres, beynin düşünce akışını, öğrenmeyi ve hatırlamayı sağlayan "nörotransmitter" denen mesaj iletici kimyasal maddeleri azaltıyor. Düşünebilme yeteneği hızla yok oluyor; düşünemeyen beynin büyük düşünmesi de imkansızlaşıyor. Bu yüzden, sorunlara saplanmayan gamsız insanlar daha kolay başarıyorlar. Elbette zorluklarla dolu hayat sorunlar üretecek ve elbette zulümler temiz kalpleri üzecektir. Ama ümide sarılarak üzülrnek meşru; karamsarlığakapılarak üzülmek gayri meşru dur. , i i i i J Düş{ yolculu yakıtı di S. Maughiam'ın vurguladığı gibi, "Düşünce yeteneğini \di_at öldüren en büyük düşman alışkanlıklardır." d_ ._ Sürdürüldükçe alışkanlıkları üreten monotonluklar, za- t__i manla düşüncemizi köreltir. Monoton işlerin yönetimini \ tüke otomatik beyin üstlenir. Beynimizin otomatik faaliyetlerinde _ aktif uyarım azalır; dikkatimiz kaybolur, robotlaşırız. Kullanıl- : i mayan kas zayıfladığı gibi, ihmal edilen dikkat azalarak yok: i olur. Düşünce yolculuğunun yakıtı dikkattir; dikkati terk ed e- : nin düşüncesi tükenir. i i Medeniyet, hayatımızı olumsuz alışkanlıklara teslim ederek, i mekanikleştirdi. Biz düşünmüyoruz; bizim adımıza televizyon la- i nmız düşünüyor. işimize veya okulumuza her gün aynı biçimde: i gidiyoruz, aynı biçimde geri dönüyoruz. Her akşam aynı şekilde: . i televizyon seyrediyoruz. Işiniz başanya kapalıysa, akşama kadar: i bir koltuk üzerinde oturtulursunuz; sisteminizi geliştirmeniz, ye- : ni çözümler üretmeniz engellenir. : i i 2. Monotonluklarda Boğulmak _ 28 . DÜ}ÜN VE BA}AR . : Koltuklarını ele geçirmenizden korkan yöneticileriniz, çoğu i : zaman ufkunuzu dondururlar; gelişmenize savaş açarlar. i : Ufuksuz bir görevi seçmek, emir kulluğunu seçmektir; keşfetme : yi terk etmektir; ömür boyu dört duvar arasında hapis yaşamayı : kabullenmektir. Bu cennet hayatı keşfedemeden gelip geçtiği i : miz için üzülüyorum. i . i : Şehirli hayat, yapacağınız her şeyi tanımladığında, artık ek ı siklikleri tamamlama arayışından kopuyorsunuz. Vücudunuzu ı mekanik çarklara teslim ediyorsunuz ve beyninizi terk ediyorsu: nuz. Düşünmeniz ve sorgulamanız gerekmiyor; çünkü her şey si : zin için düşünülüyor. Bir soruyu televizyonlar, başbakanlar, sa i : natçılar sormuyorsa, sizin sormanız da mantıksız geliyor. Çevre i _niz neden seviniyor ve hangi sloganları atıyorsa, onları kop Şh.I.kyalamak zorunda kalıyorsunuz. e ır eştı çe, boyunlarına Mekanik hayatta, yürüyeceğiniz yollar bellicr... işinize tasma takılıp hangi araçla gideceksiniz? Başarının yolu hangi okulu bi sürüklenen tirmektir? Şehirleştikçe, boyunlarına tasma takılıp sü esirlere rüklenen esirlere dönüştürülüyoruz. Ölüm bizi durdu dönüştü- runcaya kadar, günde beş dakikacık olsun, "başka neyi, rülüyoruz. nasıl daha iyi ve farklı yapabileceğimizi" soramıyoruz. 3. Medeni Meşguliyetler Medeniyet her geçen gün yeni bir ilginçlik üretiyor. Tekniğin ve kültürün ürettiği her şeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Televizyon seyretmek zorunda olduğumuzu sanıyoruz. Spor müsabakaları, müzik yarışmaları, eğlence programları, piyangolar, at yarışları hayatımızın her köşesini işgal ediyor. Yapayalnız yürüdüğümüz sonsuzluk yolculuğunda, kendimize ömrümüzün hangi saniyelerinin kaldığına bakıyoruz. Hayatımız işgal edilmiş; onurumuz ele geçirilmiş; organlarımız paylaşılmışi' tır. Ruhumuz kıyma makinesinden geçirilmiş; her bir parçası değersiz bir oyunun lokması olmuştur. . i. ADıM: BÜYÜK DÜ}ÜNMEK . 2Biz kimiz? Kendimize ait neyimiz kaldı? Bu telaşla sahiden nereye koşuyoruz? Sen şimdi neden ağlamak istiyorsun? Neden okul sıraları, neden otobüsler, neden maaş kuyruğu ve neden ölüm? Büyük olanlar, diğerleri gibi saatlerce televizyon seyretmiyorlar; hayatlarını tuttukları takımı takibe adamıyorlar. Günleri gazete okumakla, bulmaca çözmekle geçmiyor. Büyükler yaşıyorlar, koşuyorlar, üretiyorlar ve biz eserlerin üzerinde, onların imzalarını izliyoruz. Medeni meşguliyetterin temel hedefi, bizi dünyevileştirmek; bilincimizde, ölüm sonrasına yönelik zerrecik kazan]1J1 bırakmamaktır. Şu can yakıcı kadınlara bakın ve şu yakışıklı erkekleri izleyin: içine kapatıldıkları mağaralarda, ruhlarından ışığa açı lan her aralık, medeniyetin bir çamuruyla tıkanmıştır. ışığıdinlemek isteyen kulaklarına sanatsal gürüıtüler tıkıştırılmış; görmeye çırpınan gözlerine, ruhu uyuşturan filim- ' ler, resimler savrulmuştur. i i i i i i i i i i i i i i .1 i insar Hayatınızı kaplayan küçük işlerin kuyusu, öyle bir yoğun karanlıkla haya,tınızı kuşatır ki, başınızı kaldırıp, yukarıya nasıl çıkabileceğinizi düşünemezsiniz. Medeniyet, kıyamet asrının insanlarını gönüllü Kunta Kinte'lere dönüştürdü. Son asrın insanlık savaşı, düşünceyi özgürleştirme savaşı olacaktır. 4. idealsizliğe Teslimiyet Niçin düşüneceksiniz? Hayatınızm bir gerekçesi, tamamlanması gereken işleriniz olmalı ki çözümleri için düşünesiniz. Başkalarının size ideal kazandırmasını umarsanız kıyamete kadar beklersiniz. Gençliğinizi ideallerinize borçlu olacaksınız. Mc. Arthur'un vurguladığı gibi, "insanı ihtiyarlatan, geride bıraktığı yılların çokluğu değil, ideal yokluğudur. Yıllar cildi buruşturur, fakat idealsizlik ruhu öldürür." t. 30 . . Düşünmek yük taşımaktır; emek ve enerji harcamaktır; zihinsel bir uzay yolculuğudur. Fiili yolculuklarda güzelliklerle ve çirkinliklerle karşılaştığınız gibi, zihinsel yolculuklarda da aC1h veya coşkulu evrenleri keşfedeceksiniz. Düşünce, bir insanın özel dünyasını yüzlerce insanm özel dünyası kadar genişletir. Yeni diller. öğrenerek dışınızdaki dünyayı büyütürsünüz; oysa yeni düşünceler geliştirerek içinizdeki evreni genişletirsiniz. Şimdi bu düşünceleri okurken dünyamz başkalaşmıyor mu? Coşkuyu düşünceleriniz yüzünden yaşamıyor musunuz? Düşünmek, merak etmenin, sormanın, ilgilenmenin, önemse menin, ciddiye almanın sonucudur. idealsiz insanlar, önemse mezler, merak etmezler, ilgilenmezler. En ortak özellikleri, alaycı olmalandır. Alaycı birisini gördüğünüzde, o andaki zekası, üstünlüğü ve havası sizi yamltmasın. Ona iyi bakın: Karşınızda, gelecek yıllarda kopanlacak fırtınalarla devrilip gitmeye hazırlanan bir çInar görüyorsunuz. Yeryüzünde kimse, alayedenden daha idealsiz; dolaysıyla daha değersiz değildir. Düşünce, bi insanın özel dünyasını yüzlerce insanın özel dünyası kadar genişletir. 5. Zevk Saplant1s1 insan nefsi, çılgınlar gibi zevk aramaktadır. Bu arayış insam çoğu zaman iğrençleştirmekte; zevk saplantısı, utanç verici çirkinliklere tapınmalara dönüşmektedir. Zevk, doğal veya saptırılmış her türlü cinsellikte; ruhları ve bedenleri tahrip edici biçimdeki yemekte, içmekte, müzikte ve oyunda aranmaktadır. Cisimsel zevk saplantısı, her geçen gün insanın açhğını ve azgınhğını arttım; ruhları dünyayı yutmaya çabalayan canavarlara dönüştürür. insanın kalbi ve beyni zevk arayışlarıyla işgal edilir. Hayaller ele geçirilir; çarpıhr insan, ezilir, aşağılamr. Saplantı, düşünmeye fırsat verdirmez; üstelik düşünmek vicdan azabına dönüştüğünden, insanları bilinçlerini uyuşturmaya zorlar. . ı. ADıM: BÜYÜK DÜ_ÜNMEK . 3' Her sabah ve her akşam, vicdanlar sapıtan sahiplerinin yüzüne irinli tükürükler savurur. Böyle insanlardan birinin uyuşturucu aldığı barın tuvaletinde terk ettiği bedeniyle yüzleşeceksiniz. Diğerinin bir bıçak darbesine teslim ettiği veya köprüden denize savurduğu vücuduyla karşılaşacaksınız. Sizce bugün ABD'de neden yılda 40 bin genç intihar ediyor? Sımrh ve kirli dünyanın sınırsızhğa açılan temiz ruhumuzdan kaynaklanan ihtiyaçlanmızı karşılayacağını sanmak yanılgıdır. insan ruhu evreni kuşatabiiecek enginlikte bir sevgi çekirdeği taşır. Ruh, evreni gezip görmek ve ona sahip olmak ister. Vic. dan, milyonlarca yıl da sürse, bir gün sonlanacağını bildiği ömür le yetinemez, sonsuza dek yaşamak ister. Hiç kimse yemekten sonsuza dek doyamayacaktır. Hiç kimse, tüm eşler kendisinin olsa, ruhunun ihtiyacını mut lak surette tatmin edemeyecektir. Zira, dünyadaki kirli zevkler, ebedi hayattaki temiz zevklerin tanıtımı için yaratılmıştır, ruhları doyurmak için değil. Bize düşen, cisimsel ihtiyaçlarımızın zorunlu boyutlarım onurlu şekilde tatmin etmek; ondan sonra da zevki ideallerde, yorulmada, yardımlaşmada ve keşfetmekte aramaktır. insc ruhu e kuşatab enginl bir SE çekirc taşı C) ÇÖZÜM TEKNiKLERi Düşüncenizi özgürleştirmek için, çevrenizi uzayh gibi izlemeli, ısrarh sorular sormah, potansiyelinizi, imkanlarımzı algılamah ve hedeflerinizi yükseltmelisiniz. Şimdi bu teknikleri açalım: 1. Uzayh Gibi izleyin Mars'a ve Ay'a gitseydiniz, çevrenize nasıl bakacaksanız, dünyayı da ölünceye kadar öyle gözlemlemelisiniz. New York'da, Bonn'da bir uzayh gibi dolaştım. Bu yüzden o şehirlerin caddelerinde gördüğüm müthiş renkleri hatırlayabiliyorum. l 32 . DÜŞÜN VE BAŞAR. Çocukluğumuzda baş döndürücü hızla öğreniyorduk. Her gün yeni bir eşyayı, yeni bir kelimeyi-hafızamıza kaydedişimiz inamlmazdı. Yürümeyi öğrenmek, doktora yapmak gibi önemliydi; konuşmayı öğrenmek iki doktora gibiydi. Ergenlik çağına gelinceye kadar beyinlerimiz bilgisayar gibi çalışıyordu. Ancak yaşımız ilerledi; öğrendiklerimizle yetinerek gurura kapıldık, burnumuzu semaya kaldırarak "her şeyi bildiğimizi" düşünmeye başladık. Olmuştok, Etmiştik, pişmiştik. Bu gurur, bilincimizin etrafını karanlık bir ülfet ağıyla kuşattı. Kendimizi, her şeyi bildiğini sanan zır cahillere dönüştürdük. Oysa heyecan verici sırlar, bildiklerimizin arasında, arkasında ve etrafında dolaşırlar. Çevremizdeki küçük bilgi parıltıları, bilgi buzdağlarının küçük uçlarıdırlar. Bildiğini sanmak, bildiğiyle yetinmektir; öğrenmeyi durdurmaktır. Kendimizi yeniden tanımlıyoruz şimdi ve bilgi açlığına saplanan canavarlara dönüşüyoruz. Bilmiyorduk; göz yaş larımız bilgi açlığındandır. Her damlada, her çiçekte, her böcekte gizlenen bilgileri arıyoruz. Bildiğini sanmak, bildiğiyle yetinmektir; öğrenmeyi durdurmaktır. Yeryüzünün en özel uzaylıları bizleriz. Uzaydan gönde rilen Adem(as) ile Havva'nın(as) çocuklarıyız. Yakında dün yamız yıkılacak; atalarımızla birlikte uzaya döndürüleceğiz. Bu sonsuzlukta ruhlarımız sırlara hasret ve ruhlarımızı ancak bilgiyle besleyebiliriz. 2. Israrh Sorular Sorun Düşünmek sormaktır; sorularınızın kalitesi, düşüncelerinizin kalitesini yansıtır. Sormak, balta girmemiş karanlık ormanlarda balta sallamaktır. Cevaplarınızı sorularınızla bulacaksınız. Soru, cevabın yarısıdır. Ne kadar çok sorarsanız o kadar çok bilirsiniz. Sorunuzun cevabı olmayan bilgi, gerektiğinde hatırlayamayacağınız, istediğinizde kullanamayacağınız bilgidir. Haya . i. ADıM: BÜYÜK DÜŞÜNMEK . 3_ tınızı kurtarabilecek bilgiler; gözlerinizin önünden dans edercesine geçecek ve sorularınızın cevabı değillerse, göremediklerinizin arasında kaybolup gidecekler. Seminerlerde yap_ığımız egzersizler, sormanın sanıldığından zor olduğunu gösterdi. Zihnimizi yeterince güçlendirmediğimizde sormamız zorlaşmaktadır. Beyinler eğitildikçe hassas düşünürler ve karmaşık sorular üretirler. Bilim, sorulara çözüm arama çabalarının sonucudur. ," -Sorular ve sorunlur tanımlayın; çözüm arayın. Nedenleri, son"uçları, ilişkileri, beıızerlikleri, farklılıkları, gerekçeleri, iyi yanları, kötü yanları net_rdir? Nasıl görürsünüz? Atom nedir? Madde nasıl vardır? Sevinç n_dir? Zeki insanın beyninin farkı nedir? Sorularınıza çözüm ararken bakış açınızı değiştirin; farklı yaklaşımlar yakalamaya çalışın. Her problemin birden fazla çözüm yolu, her olayın birden fazla anlamı ve sonucu vardır. f i f i i i i i i i i i i i i i i i i i i f i i i i i i i i i i i i i Büy bulu§ man! "iki tane 'I' ile kaç sonuç çıkarılabilir?" şeklindeki soruya matematik açısından bakarsanız, "2, 1, O, -2, 11" cevaplarını verebilirsiniz. Bir başkası, bakış açısını değiştirerek farklı cevaplar verebilir: "II,-V, L, T, >, <, X, +, =, \\, //,L,?,"" gücün önce,lı Mantık dar kalıplıdır; sadece var olandan-bilinenden anlam çıkarır. Oysa hayal gücü, olabileceklerin oluşturduğu alternatiflerin sınırsızlığını gösterir. Bu yüzden Einstein'in dediği gibi, "Hayal gücü bilgiden önemlidir." Büyük buluşları mantık gücünden önce, hayal gücüne borçluyuz. i i i i i i i i i i i i i i i i i f i i i i f f i i i i i f i i i i i 3. Potansiyelinizi AIg11aY1n Yapabildikleriniz, yapabileceklerinizden küçüktür. Sadece yapabildiklerinize odaklandığınızda, düşünce ufkunuzu daraltır l. 34 . . sınız; kendinizi dar bir düşünce alanma hapsedersiniz. işinizi geliştirmek istiyorsanız, ne "yapabildiğinize" değil, ne "yapabileceğinize" odaklanın. Şu anda yapamıyor olabilirsiniz; ama buna saplanarak geleceğinizi esir almamalısınız. Yapabileceklerine odaklananlar, yapacaklarını inşa etmektedirler. " Hatırlıyorum; ortaokulda "güzel konuşma, yaz'1la" dersimden bütünlemeye kaldım. Anlatım yeteneği zayıf birisi yazar olabilir miydi? Ortaokulu bitirdiğimde, eğitimime devam edemeyeceğimi söyl_diler. Hayal kırıklığı karşısında, çare arayan çocuk cesaretiyle yazar olmaya karar verdim. Hedefimi okul müdürümüz Ömer Bakı'ya aktardığımda, "Tabii olabilirsin oğlum; Yaşar Kemalortaokul mezunudur ve dünyaca tanınmış bir yazar dır" demişti. Kapıldığım müthiş heyecanla ilk romanımı köyümde, tavanında farelerin dolaştığı odamda yazdım. Yazar değildim, ama yazar olabileceği mi düşündüm. Liseye geldiğimde yazılarım yayınlanmaya başladı. Üni versiteye geldiğimde yazdıklarım daha geniş kitlelere ulaşıyordu. Belki bugün çok iyi bir yazar değilim; ne fark i eder? Bize düşen sonuca ulaşma yolunda son nefese kadar i çırpınmaya devam edebilmektir. Şoför değilseniz, olamayacak mısınız? Daha fazlasını başaranlar; yaptıklarına değil, yapabileceklerine baktılar. Ben ingilizce konuşamıyorsam, konuşamayacak mıyım? Size 1989 yılında Gazi üniversitesini kazanan Ali'nin hikayesinden bahsedeyim: Kişilik analizlerine ilgi duymuş; bu konuda özel dikkatler geliştirmişti. "Şu sokakta yürüyenlerin görünüşle rine bakarak kişiliklerini tahmin edebilirim." dedi. Anlattıklarınıheyecanla dinledim. Cambridge Üniversitesine bir mektup yazarak çalışmalarını anlattı. Cambridge, yazdıklarından etkilenmişti. Ona burs sağla işinizi geliştirmek istiyorsanız, ne "yapabildiğinize" değil, ne "yapabileceğinize" odaklanın. . i. ADıM: BÜYÜK DÜ_ÜNMEK . 35 dı lar ve üniversitelerine kabul ettiler. Ali ingiltere'ye gitmeye hazırlanıyordu. Hafızanız zayıf olabilir; ama onu güçlendirebilirsiniz. Konuşmanız bozuk olabilir; ama onu geliştirebilirsiniz. Çekingen olabilirsiniz; ama cesaret kazanmanız mümkündür. Zamanınız boşa harcanabilir; ama hayatınızı disipline etmeyi öğrenebilirsiniz. Eksikliklerinize odaklanırsanız, "yapamam" dersiniz; ama potansiyelinize baktığınızda, "yapabilirim" diyeceksiniz. i i i i i i i , i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i 4. imkanlarınızı AIg11aY1n imkanlarımız kişisel potansiyelimize göre genellikle daha sınırlıdır. Ekonomik ve sosyal boyutlar içeren imkanlarımız; kişisel çalışmalarımızın yanı sıra, çevremizin desteğini de gerektirmektedir. Geçrr imkan odakla gele başarı mah etn mantı_ Büyük işler yapabilmek için paraya, çevreye, fırsatlara ve araçlara ihtiyaç duyarsınız. Kendinizi yokladığınızda, gözlerinize önce imkansızlıklarınız çarpacaktır. Fakir siniz veya milyarlarır;!z yok. Kimseniz yok. Torpile ihtiyacınız var, ama tanıdığınız tek mill_tvekili yok. Yok, yok, yok... Önemli olan şimdiki ve geçmişteki imkanlarımız değil; sonraki ve gelecekteki imkanlarımızdır. Çünkü başarılar bizi geçmişte değil, gelecekte bekliyorlar. Geçmişteki imkansızlığa odaklanarak, geleceği başarısızlığa mahkum etmek mantıksızdır. Ben eskiden fakirdim; ama şimdi değilim. Eskiden bilgisayar kullanamıyordum; ama şimdi çok iyi kullanıyorum. Eskiden düzgün konuşamazdım; ama şimdi kelimelerle oynuyorum. Sizin paranız yok mu? Bu yüzden yatırım yapamıyor musunuz? Biricinayete kurban giden genç çaycı Banker Yalçın'ı hatırlayın. Fakir bir memurken, keşfettiği düşünce sayesinde aniden büyük l Ektikleriniz mutlaka biçilecektir. 36 i i i i bankerlerden olmuştu. Zenginliklerle buluşunca yanhşlar yaptı ve kendisine verilen fırsatlar geri ahndı. i Milyonlar satan kitabında Napoleon Hill, Dr. Gunsaulus'un hi kayesini anlatır. 4 Gunsaulus iki yıl boyunca bir üniversite açma- i mn hayallerini kurar. Bunun için birkaç milyon dolara ihtiyacı vardır. iki yıl boyunca düşünür; ama eyleme g_çireceği büyük Ibir dJşünce bulamaz. Bir gün kesin karara varır: PGerekli parayı bir hafta içinde mutlaka bulmahyım." Gazeteleri arayarak, "Bir i milyon dolarım olsa ne yapardım?" konulu bir toplantı düzenle- i yeceğini haber verir. IToplantıda konuşmasım bitirir ve tam oturduğunda bir adam i kendisine yaklaşır: "Benim adım Philip Armour. Yarın sabah Ibüroma gel. Sana istediğin parayı vereceğim" der. Bu söz den sonra, "Armour Teknoloji Enstitüsü" kurulmuştur. i Belki ortamınız sizi gerçekten engelliyordur; ama son suz.a dek o ortamda yaşamayacaksımz. Üstelik zor or tamlarda yaptıklarımz, kolayortamların enerji kaynağı na dönüşecektir. Ektikleriniz mutlaka biçilecektir. Alia izzetbegoviç yıllarım hapishanede geçirmişti; ama kimse onun Bosna-Hersek liderliği ni engelleyemedi. ingilizler Hin distan için bağımsızlık isteyen silahsız Gandi'yi durduramadılar. Rusya'daki Marksist devrim, kitaplarının arasında, Sibirya soğuklarında s?bahlayan Marx'ın eseridir. ister yıkmak için, isterseniz yapmak için yola çıkın; çıktığınız yolda yürütüleceksiniz. Çevremizden binlerce kez "Yapma! Yapamazsm!" e:ıırini aldık. Defalarca aşağılandık, cesaretimiz kırıldı. Siz de bir Jonathan olsamz, arkadaşlarınız sizi ihanetle suçlayabilecekler. Sonra Yozgath bir ressam çobana yapılan sizin de başınıza gelecek. Önce resimleriyle dalga geçtiler; ama eserleri yurt dışında satıl . DÜŞÜN VE BAŞAR. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i 4 Napoleon HiIl: Think and Grow Rich, s.ı 08-110 . ı. ADıM: BÜYÜK DÜŞÜNMEK . 37 maya başlaYlnca, "Meğer aramızda bir dahi varmış; bilmiyorduk. " dediler. 5. Hedeflerinizi Yükseltin İnsanlar hedefleri etrafında düşünürler. Büyük hedefleri olanların düşünceleri de büyük olacaktır. Geleceğiniz hayallerinizle şekillenir ve arzuladıklarınızın hayalini kurarsınız. Hedefleriniz, yıllardır her gün hatırladıklarınızdır. Şimdi düşündüklerinizi önünüzdeki yıllar boyunca düşünmeyecekseniz; onlar hedefiniz olamayacaklar. Bugün akşama kadar ne düşündünüz? Yüksek hedef, yıllarInIzı doldurmayı hak eden hedef-' tir. Gezmek istiyorsanız, sadece Antalya' sahillerini düşünmeyin, Mısır Piramitleri, Amazon ormanları, Afrika parkları sizi bekliyor. ABD'de devlet memurları arasında kırk yaşından sonra başarılı olan pek fazla kimse yoktu. Ama Walter Pitkin milyonlar satan "Hayat Kırklnda Baslar" isimli kitabını yazdıktan sonra ABD toplumu değişti: Kırkından sonra bü _i o ray: " kbL.. LdLld a ışırsıı yu aşan ar ureten insan arın sayısın a pat ama o u. . Üniversitede okurken en büyük hedefim okulumu bitirmek ve bir işe girmekti. Bir gün bir hocanın sohbetini dinledim: "Gençlerimiz mastır-doktora yapmalılar. Eğitimli beyinlere çok ihtiyacımız var." dedi. Heyecanlandım, hedeflerimi büyüttüm. Bugünkü akademik çalışmalarımı o günkü güzel konuşmaya borç luyum. Hayata aşağıdan başlar ve orada beklerseniz, oraya alışırsıniz. Aşağıdaki monotonlukta cesaretinizi yitirirsiniz. Büyük risk lerden ve hedeflerden korkarsımz. Neden kartallar gibi uçmaya zirvelerden başlamayasınız? Ya da neden Martı Jonathan gibi, Yukarılarda uçmayı hedeflemeyesiniz? H aya aşağıd başlar orad beklers_ i i i i i i i i i i i , i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i L 38 . . i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i Acele etmelisiniz. Büyük hedefler bulmak için yarın geç olabilir. Yarın sabahın Güneşini göremeyebilirsiniz. Hayatınız hızla tükehdiği için acele etmelisiniz. Diktiğiniz ağacın büyüyüp meyve vermesi zaman alacağı için acele etmelisiniz. Büyük olmanız için başka-birilerinin küçük olması gerekmiyor. Kimsenin yerini almaya çalışmıyorsunuz. Büyük hedefler, zihninizi küçük hedefler kadar yoramazlar. Düşünce işçiliği açısından büyük işle( küçük işlerden daha kolaydır; çünkü daha eğlencelidir, daha heyecanlıdır. 100 bin li- i ralık simit satmanın yollarını düşünen; 10 milyar liralık araba satmanın yollarını düşünenden daha çok yorulur. Küçük hedefler ruhunuzu sıkar ve çektiğiniz acı, yeteneklerinizi köreltir. Bizi zorlayan iş, büyük olan iş değil, nasıl yapılacağını bilme diğimiz iştir. i . i Simit satmaya karar verirseniz günde 100 simit satabi- i lirsiniz. Simit başına 20 bin lira kazansanız günlük kazan- i cınız 2 milyon liradır. Aynı emekle su arıtma cihazı da satmaya çalışabilirsiniz. Bir cihazdan kazanabileceğiniz para 10 milyon lirayı bulur. Günde 100 adet simit satıp 2 milyon kazanmaktansa, bir adet cihaz satıp 10 milyon ka zanmak daha akıllıca değil midir? Kendimize kahretmemiz gerekmiyor. Doğa büyük i yaratılmıştır. Arı yeryüzünün en güzel çiçekleriyle sevişmesini çalışkanlığına borçludur. Güneş, her zaman doğu ufkundan aynı esrarlı parıltısıyla doğuyor. Gece ulvı'sessizliğinde, aydınlık saatleri boyunca huri yüzlü Ay'ı seyrediyor. Büyük olmak, büyük sonuçlara ulaşmak değil; büyük düşünmek, büyük hisset mek ve büyük davranmaktır. Büyük düşünme yolculuğuna dayanabilmeniz için coşkuya ih. tiyacınız var. Gelecek bölümde anlatılan coşku sayesinde bir mıknatıs gibi etkili olacaksınız. Küçük hedefler ruhunuzu sıkar ve çektiğiniz acı, yeteneklerinizi köreltir. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i _ Zihninizin bakabildiği yere kadar göreceksiniz. . Tırmandığınız merdivene bakarak sonunda nereye yükseleceğinizi anlayabilirsiniz. . Kendimizi o kadar küçümsüyoruz ki, yola yüksekten başlamaya ce saret edemiyoruz. . Hayatta, herkese isteyebildiği kadarı verilecektir. . Büyük arayışlarımız yoksa, "büyük" buluşlarımız da olmayacaktır. . Hayat bilmediğini aramaktır; aramamak yaşamamaktır. . Aklınızdan geçirip durduklarınız, geleceğinizi inşa etmek üzere bi riken tuğlalara dönüşüyor. . Düşüncelerimiz yaşayacaklarımızın çekirdekleridirler. . Karamsarlığa kapılan kalpler, çözümleri düşünmeye fırsat bulamaz. . Başarısızlık yapamamak değil, yapamayacağını sanmaktır. . Düşünce yolculuğunun yakıtı dikkattir; dikkati terk edenin düşün cesi tükenir. . Düşünmek yük taşımaktır; emek ve enerji harcamaktır; zihinsel bir uzay yolculuğudur. . Yeni diller öğrenerek dışınızdaki dünyayı büyütürsünüz; oysa yeni düşünceler geliştirerek içinizdeki evreni genişletirsiniz. . Bildiğini sanmak, bildiğiyle yetinmektir; öğrenmeyi durdurmaktır. . Düşünmek sormaktır; sorularınızın kalitesi, düşüncelerinizin kalite sini yansıtır. . Yapabileceklerine odaklananlar, yapacaklarını inşa etmektedirler. . Ektikleriniz mutlaka biçilecektir. L r -- ;ıı; -, tl) "Q, :i wl on::ı c ır OQ. :;' a.. tt. a.. c. ;ıı; tl) C tl) N -, a.. o-!.:tOC == "< _ OQ( w;ıı; tl) p;ı - p;ı OQ :t :t _ :t C: tl) p;ı -, p;ı N ., ., ::ı ., tl) :;'50-5= a..- ==a..;ıı; :;' tl) tl) ıD , OQ( ., w== S' . ' " C: _n r-O mi.(/) Z_ 2.c _-< J:C m _ _ o _ @J _ ',' 2.,ADIM:CO_KUYU GÜÇLENDiRMEK Giriş Hayallerimizi ateşleyecek güçlü coşkuya ve enerjiye ihtiyacımız olacak. Kimliğimizde duygusal bir devrim yapacağız. Beynimizin en temel sistemlerini çözüp yeniden kuracağız: Olumlu düşünce, tevekkül, güzel görme ve güçlü kelimeler beynimizin yeni düşünce yollanm çizecek. Coşku, duygulanmm titretecek, bedenimizi canlandıracak; bir kişiÜk bedenimizi, yüz kişilik duygu deryasıyla zenginleştirecek. Yaşadığımız olaylarm anlamlanm bizi güçlendirecek, bize coşku verecek şekilde yapllandıracağız. Olumsuzluklardan yllmamayı, yenilmemeyi, vazgeçmemeyi öğreneceğiz. A) KONUNUN ÖNEMi Zorluklara dayanma gücünü ve hayatm aynntılanm sevrneyi coşkumuza borçlu olacağız. Coşkulu insanlarm tebessümlerinde gözleri parlar; coşkulanm kalplerinden okursunuz; yaşama sevincini yayarlar; terk edilemezler. 44 . . 1. Dayanma Gücünü Artt1nr Başarmak çalışmaya, çalışmak emeğe, emek dayanma gücüne ihtiyaç duyar. Dayanma gücümüz ruhumuza yüklenen ruhsal enerjidir. Ruhsal enerji coşkudur ve coşku, çevresini mıknatıs gibi çeker. Başan yolunda ruhunuzdaki heyecana dayanacaksınız. Şu anda acı çekiyor olabilirsiniz ve bu yüzden "coşku" kavramını, ulaşılamaz uzaklıkta veya anlamsız bulabilirsiniz. Öfkenizi şiddetlendiren, sinirlerinizi geren olaylann altında ezilebilirsiniz. Yaşama sevincinizi yitirebilirsiniz. Terk edilmiş, yalnızlığın içerisinde bunalmış olabilirsiniz. Coşkusunu kaybetmiş insanın sorunu nedir? Vücuduna iş kence mi yapılıyor? Boynuna zincir mi takılmış? Açlığa, su suzluğa mı terk edilmiş? Zindana mı atılmış? Hissettiğimiz acılar ve zevkler, yaşadıklarımıza ver diğimiz anlamlardan kaynaklanır. Odaklandığımız olumsuz anlamlar karamsarlığın, olumlu anlamlarsa coş kunun kaynağı oluyor. Karamsarlık zihinseldir, hayalidir, ruhsaldır. Yaşama sevincimizi tüketen yıkıntılar, "kaybe deceğim, beğenilmeyeceğim, kötülük yapıyorlar" gibi cüm leIerin altından çıkıyor. Karamsarlar, coşkulularla aynı şehirlerde yaşıyorlar; aynı haberlerin içerisinde, aynı fırtınalann arasında dolaşıyorlar. Belki de coşkulu olanlar daha fakir, daha hasta ve daha yorgun insanlar arasından çıkıyor. Ama farklan açıkça ortada. Neden? Yazar bayan Helen Keller, küçüklüğünde yakalandığı bir hastalık nedeniyle görme ve işitme yeteneklerini kaybetmiş, konuşmayı öğrenememişti. Eşyalan dokunarak algılayabiliyordu. Aldığı eğitimin yardımıyla, dokunarak iletişim kurma yeteneği kazandı. . Helen Keller, "Görebilmek için Üç Gün-Three Days To See" Odaklandığımız olum-' suz anlamlar karamsarlığın, olumlu anlamlarsa coşkunun kaynağı oluyor. . 2. ADıM: COŞKUYU GÜÇLENDIRMEK . 4isimli yazısında bir tecrübesini anlatır: Bir arkadaşı New York'un çevresindeki ormanlarda, parkıarda geziye çıkar; dönüşünde Helen ona ne gördüğünü sorar. Arkadaşı, "Hiçbir şey, herkesin bildiği sıradan şeyler" cevabını verir. Keller, bu cevaba şaşırır, üzülür ve şöyle yazar: "Ben New York'un müzelerind_ dolaşırken dokunduğum eşyalan keşfetmekten heyecan duyuyordum. Güzellikleri keşfetmekten gelen derin sevinci yaşıyordum. Sen nasıloluyor da gördüğü n harika manzaralan algılamıyorsun?" Keller devam ediyor: "Gaflet yüzünden göremiyoruz. Anlayamıyoruz. Görebilmek için üç gününüz kaldığını düşünün. O zaman tüm güzel görüntüleri yakalayacaksınız. Duyabileceğiniz üç gününüz kaldığını düşünün. Her bir sesin, her bir notanın ruhunuza dolduğunu göreceksiniz. Yaşanacak üç gününüz kaldığını düşünün. Hayatınızın saniyelerini ha_retle yaşayabildiğinizi anlayacaksınız. " Doğru değil mi bunlar? Keller, ağır zorluklarla eğitildi; sınavını kazandı ve adını tarihe altın harflerle yazdırdı. Hayatının Keller' dan daha zor şartlarda geçtiğini kim iddia edebilir? Başka birileri de olabilir; ama o siz değilsiniz! Yeryüzü insanlan mutlu edemiyor mu? Yanlış kullandığınız para hayatınızı cehenneme çevirir. Nasıl yapacağınızı bilmezseniz, en leziz yemekten zevk alamazsınız. Bakışınız bozuksa, ne eş, ne de çocuk sizin için mutluluk kaynağı olabilir. Dayanma gücünüz coşkunuza bağlı olacak. ne eş, çocu_ için m! kayı ola_ i L 2. Detaylan Sevdirir Hayat detaylarda yaşadıklarımızdır; duygularımızın bütünü, ayrıntılarda, hissettiklerimizden oluşur. Coşku küçücük olaylardan mutluluk ve çalışma azmi çıkanr. 46 . OÜ_ÜN VE BA_AR . 1987 yılmm kış mevsiminde, ODTÜ kütüphanesinde sınavlar için yorucu bir çal1şma yaptık. Öğle yemeği vakti gelince arkadaşlarımızla birlikte kafeteryaya yöneldik. Hafif ve ince bir kar yağıyordu. Paltorna tutunan kar kristallerindeki inanılmaz geometrik düzen dikkatimi çekti. Heyecanlandım. Kar kristallerinin pamuk _ğmları gibi rasgele indiğini düşünürdüm. Daha önce okuduğum; ama ciddiye almadığı m bir yazıyı hatırladım. Her kristalin tasarımı farklı imiş ve hepsinin harika geometrik çizimleri varmış. Ayrmtıya dikkat etmem sayesinde, bu gerçeği ilk defa somut şekilde gözlemliyorduııı. C_şklıya kapıl _m. . i i i i i i i i , i i i i i i i , i , i i i i i i i i i i i i i i i i Parm_ ' kesildiği için isyan edenlere, ayaklardan mahrum insanın gülümseyişini savurmak gerekir. i i i i , , i i i i i i i , , i i i , , i i i i , i i i , , i i i i i Gökten adeta altın ve zümrüt yağıyordu ve ben en sevgili evrenle kucaklaşarak çevremde dönü}ordum. Bu soluğumu zorlayan mucizeyi arkadaşlarımla pc.ylaşmaya çabaladım. Gösterdiklerime bakmadılar; sonra Ja güldüler. "Muham med çok çal1şmaktan aklını kaçırmı:" dediler. Hatırlarım; başımın ağrısından _.aderime eseflendiğim Güneşli bir gün, Ankara'nm Kızıla_ meydanında yürüyor dum. Zorluklarıma dayanamayac;;'ğımı düşündüğüm bir dakikada, ayakları olmayan, ellerine bağladığı plastik par çalarıyla yerde sürünerek yürüyen biı' insanla göz göze gel dim. Beni tebessüm le selamladı.' ' Bedeni yarımdı o adamın; ama ruhu beni ezecek kadar tamdı, büyüktü. Çok daha ağır zorlukların içerisinde gülümsüyordu. Kendimi esefler ve kalp çarpıntıları içerisinde bir köşeye savurdum o zaman. Kalbimi ve gözlerimi durduramadım. Parmağı kesildiği için isyan edenlere, ayaklardan mahrum insanın gülümseyişini savurmak gerekir. . Güzelolan yalnızca sevimli bir çocuk veya cazibeli bir kadın değildir. Kaldı ki bir kar kristalinde nakşedilen güzelliği göremeyen insan, bir kadının veya çocuğun alnında nakşedilen güzelliği i nasıl görebilir? Ruhlardaki harikal1ğı nasıl algılayabilir? . 1. ADıM: CO_KUYU GÜÇlENDIRMEK. 47 Maddenin sınırlarında Y3şarsanız, dünyanız ellerinizin ulaşabileceği yere kadar uzanabilir. Ruhunuzun enginliğinde yaşarsanız, hayallerinizin gidebildiği yerlere ulaşabilirsiniz. Sınırl1 insanlar olumsuzluklara odaklanırlar. Güzelliklerin arasmciaki çirkinlikler üzerinde düşünürler. Büyük bir geleceğin hayali ve ümidi içerisinde değildirler. Daha kötüsü, küçük ve küçültücü kelimelerle konuşurlar. Türkiye'de yaşıyorsanız, milyonlarca olumsuz mesajla boğuşacaksmız. Nüfusumuzun yaklaşık %60'ı, tedavi gerektirecek ölçüde psikol,ojik sorun yaşıyormuş. Her gün yüz binlerce insan, hastanelerin mermer merdivenlerini aşındırıyor. SSK Hastanelerinden birinin mermer merdivenlerinin, bir kaç asırl1k Süley maniye Camiinin merdivenlerinden daha fazla aşındığınıgördüm. Neden topyekun hasta bir millet olduk? Hayatımızın ayrıntılarını ıstırap kaynağına dönüştüren biziz. Ayrmtıları yeniden yapılandırarak, coşkuyla dolma: yı da başaracağız. B) TEMEL ENGELLER Ruhu! enginl yaşar hayallE gidet yeri ulaşabi Coşkuya ulaşmak istediğinizde, olumsuzluklara odaklanmak, çirkinliklere saplanmak, tevekkülsüzlük ve küçültücü keli meleri kullanmak gibi hatalar sizi engelleyecektir: 1. Olumsuzluklara Odaklanmak Coşkusuzluğun sebeplerinden biri, odaklandığımız olumsuzlukların yıkıcı hormonlarm salgılanmasına yol açması, sinir sistemimizin yorulması ve ruhsal enerjimizin tükenmesidir. Eleştirildiğinizde ne yaparsınız? Uçağınız veya otobüsünüz yarım saat gecikirse ne hissedersiniz? Hastalandığmızda, paranız çal1ndığında, eviniz yandığında ne düşünürsünüz? Çoğunluk, Evren harika senfonisini icra etmeye devam ederken bize ne oluyor? 48 . . i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i eleştirildiğinde sinirlenir, üzülür, kendini savunmaya kalkış1r Çoğunluk, uçağı geciktiğinde veya otobüsünü kaçırdığmda telaşa kapıhr, öfkelenir. Bu yüzden çoğunluk mutsuzdur. Olumsuz insan, olaylarm muhtemel zararh sonuçlan üzerinde düşünür; yık1Cı sonuçlar üretir. Bazı çaresiz insanlara, hayatlannda hangi iyi olaylar olduğunu; aynca yaşadıklan kötü olaylarm hangi iyi yanlan bulunduğunu sordum. inamlmaz bir şey: Hayatlarmdaki iyi olaylan göremedikleri gibi, kötü olaylarm iyi sonuçlan olabileceğini de düşünmüyorlardı. Muhtemel iyi sonuçlan birlikte keşfettiğimizde şaşkma dönüyorlar. Kabul etmeliyiz ki toplumsal facialar yaşıyoruz. Evine gece yanlan sarhoş dönüp eşini ve çocuklanm döven şefkatsiz ba balar... Kasıth olarak trafiği kilitleyen sürücüler, küçük bir k1Vdcımla bıçağa sanhp kavga çıkaran insancıklar... Ye timlerin mahm zimmetine.geçiren; yıkan, çalan, çırpan, bıkmadan öldüren, öldüren, öldüren, kan kusan, kin ku saninsanlar. Bunlar başanh insanlarm da, başansız insanlarm da çevresinde. Ama bunlar sadece çevremizde. Kötü görün tüleri özel dünyamıza doldurmak bizim elimizde, kovmak da. Allah Cehennemi niçin yaratmış? Karamsarhğımız, katiller yerine masumlarm idammı isteyen savcıdan intikamımızı alabilir mi? Televizyon kanallanndaki cinayet görüntülerini izlemek veya gazetelerin üçüncü sayfatanndaki ihanet haberlerini okumak zorunda değilsiniz. Karmcalarm, anlarm böyle bir derdi yok. Evren harika senfonisini icra etmeye devam ederken bize ne oluyor? Hepimiz dünyaya bir görev için geldik. Bir kötülüğü engelleyebiliyor muyuz? Binlerce kötülüğü izleyerek kırdığımız cesaretimizle hiçbir şey yapamamaktansa, hiçbir kötülüğü izlemeden bir tek olsun kötülüğe -öfkeye, korku ya- engel olmak daha iyidir. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i . 2. ADıM: (O_KUYU GÜÇlENDIRMEK. 49 2. Çirkinliklere Saplanmak Coşkusuzluğumuzun önemli nedenlerinden biri, odaklandığımız çirkinliklerin bilincimizi tamamen ele geçirmesidir. Nasıl düşünmeye devam ederseniz, öyle düşünmeye ahşırsmız. Olumsuz düşünceye ahşmak adaletsizliktir; haksızhktır. Çirkinliklere odaklananlar hakim olamazlar; çünkü adil karar veremezler. Birisinin yüzlerce iyi liğin i görmezlikten gelip birkaç kötülüğü ne göre davranan insan, adaletsizdir. Vicdanlar, adaletsiz sahiplerini mutsuzluğa ve bahtsızhğa mahkum ederler. Bazdan kalplerini kıran birkaç hatayı zihinlerinde yüzlerce defa tekrarhyorlar. Hepimiz hatasız olmayı isterdik; ama Orhan Gencebay'm dediği gibi, "Hatasız kulolmaz." Hatalara odaklanırsanız hatalarınız artar; güzelliklere odaklanırsanız güzellikleriniz gelişir. i Birbirlerinin küçük hatalarma odaklanan eşler arasm daki sevgi kısa süre içinde bu yüzden bozuluyor. Hastahğmızda yardımmıza ilk koşa n kimdir? Ölseniz en çok kimin cam yanar? Ekmeğini sizinle paylaşmakta en istekli olan kimdir? Kim hayatım sizin hayatımza bağlamış; özgürlüğünü size feda etmiştir? Nankör olan kim? Birkaç hata yapan o mu; onun hatalarmı akşama kadar düşünerekkaramsarhğa kapılan siz mi? artaı güzellil( odaklama güzellikl« \ gelişi' Bir TV kanahnda, futbolcu Rıdvan Dilmen'i konu alan bir magazin vardı. Rıdvan -kendisinden özür diliyorum- antrenman sırasmda zaman zaman yere tükürüyordu. Kameraman ne kadar tükürüş yakalayabildiyse kaydetmiş. Rıdvan ekranda bir dakika içinde onlarca defa tükürdü. Bu, güzel bir manzara değildi. Ama herkes de tükürmez mi? Siz hiç sokakta yürürken, lavaboda yüzünüzü yıkarken tükürrnek zorunda kalmadmız mı? Eminim bunu gözlerden saklamak Endişe, olumsuzlukları yok edemez; aksine, endişe, olumsuzluk ihtimalini arttırır. 50 . . i i i i i i i i i i i i i i i 1 i i i 1 1 i i i i i i i i 1 i i i i 1 istediniz. Rıdvan'a yapılan haksızhğın onu bir anda nasıl çirkin gösterdiği ni anhyorsunuz. Bu bize de yapılabilirdi. Dahası çoğumuz bunun benzerini başkalarına yapıyoruz. Öfkelendiğiniz bir an arkadaşınıza kötü davranmış olabilirsiniz. Ama ofla onlarca defa iyi davrandınız. Arkadaşınız kötü olan tek hareketinize odaklandığında sizden uzaklaşacaktır. Dilinizden bir defa çirkin bir söz çıkmış olabilir. Ama yüzlerce defa iyi sözler söylüyorsunuz. Günde birkaç defa burnunuzu temizlemek durumunda kalabilirsiniz. Ama saatlerce burnunuz temizdir. Nereye odaklanıyo_sunuz? 3. Tevekkülsüzlük Karamsarhğın önemli kaynaklarından birisi tevekkül süzlüktür. Tevekkül yoksa endişe vardır; korku vardır, ümitsizlik vardır; vazgeçme ve çaresizlik vardır. işte tevekkülsüzlükten kaynaklanan endişeler: "Ya üniversite sınavını kazanamazsamI Ya sınıfımı geçemez sem! Ya beni sevmezse! Ya işimden kovulursamI Ya iş bulamazsam! Ya fakir olursamI Ya hasta olursamI Ya ölür i i i i i 1 i i i i i i i i i i 1 i i i 1 i i i i i i i i i i i i i i semL. " Endişe, olumsuzlukları yok edemez; aksine, endişe, olumsuz luk ihtimalini arttırır. Dahası, bir defa kaybedecekseniz, bin defa kaybetmişçesine üzülürsünüz. Üstelik, yaşadığınız kötülüklerin çoğunun tek nedeni kendi endişelerinizdir. "Ya dünya yıkıhrsa!" sözü evrensel endişedir. Evrensel endişe evrenin Hakimine güvensizliği ifade eder; böyle bir kimse Yaratıcının korumasını hak edemez. Güvenmeyenin güvencesi kaldırıhr. Bir dönem Halley kuyruklu yıldızının dünyaya çarpacağı endişesi dünyayı sarmıştı. Cehennemden endişelenmeyen insanların . 2. ADıM: (O_KUYU GÜÇLENDIRMEK . 51 küçük bir alev yığınından nasıl korktuğunu görüyor musunuz? Her gün gazete manşetlerinde bu konu yer ahyordu. insanların pek çoğu apartmanların bodrumunda yaşamaya başladılar. Korkularından intihar edenler bile oldu. Korktukları en büyük acı ölümse, niçin intihar edixorlar? "Ya sınavı kaybedersem!" sözü kişisel endişedir. Kişisel endişe ise, insanın kendini yaptıklarının yaratıcısı sanmasından ve sonsuzluğu algılamamasından kaynaklanır. Aklına geleni çekinmeden söyleyen bir çocuğun annesinin endişelerinin, annenin başına neler getirdiğini anlatan bir hikaye okudum. Kocaman burnu olan bir komşuları evlerine misafir geldiğinde, anneyi bir korku sarar. Ya çocuk komşusunun burnu için kıncı bir söz söylerse! Çocuk ağzını açtığında annenin yüreği ağzına gelir, hemen çocuğun konuşmasını keser. Sonunda uykusu gelir çocuğun. Rahat bir nefes alan anne, çocuğunu hemen odasına götürür, uyutur. Salona geri döner ve bir ikramda bulunmak amacıyla komşusuna şöyle der: "Burnunuza ne ahrdınız!" Sırtımı: taşıyama mızbir varsa, on üstlenmi§ Eşinden boşanabileceğinden endişelenen bir kadın, sonunda boşandı. Üniversite sınavını kazanamamak endişesiyle uykuları kaçan çahşkan arkadaşım Mahir bu sınavı kaybetti. Unutmayahm ki, "Allah hiç kimseyi kaldıramayacağı bir yükle Sorumlu tutmaz." 5 Sırtımızda taşıyamadığımız bir yük varsa, onu biz üstlenmişizdir. 4. Küçültücü Kelimeler "Dinlediğimiz, söylediğimiz veya hayalimizden geçen kelimelerin" duygularımız üzerindeki etkileri inanılmazdır. Resimlerle Ve kelimelerle düşünürüz. Bilincimizde canlanan duygular, akluruzdan geçen kelimeler tarafından tetiklenirler. 5 Kur'an. 40:60 Bilincimizde canlanan, duygular, , aklımızdan geçen kelimeler tarafından tetiklenirler. 52 . DÜŞÜN VE BAŞAR. i 1 i i i 1 i i i i i i i 1 i i i i i i i i i i i i 1 i i i i 1 i i i Hayallerimiz, beyin yüzeyinde çarpışan yağmur damlaları gibi duygu serpintileri oluştururlar. Bu serpintiler birikirler ve duygusal dalgalanmalara yol açarlar. Küçültücü kelimelerimiz bizi dalgaların çukurlarına; güçlendirici kelimelerse zirvelerine taşırlar. Karams_r zihin, küçültücü kelimelere ve hayallere saplanan zihindir. _ ,. Bir saat içerisinde neredeyse yüzlerce farklı biçimde duygulanırsınız. Bir an duyarsız, bir an üzgün ve bir an coşkulu oluverirsiniz. Ruhunuz bazen okyanus dalgalarında, bazen sığ suların serpintilerinde dans eder. Olanlar, kelimeıeriniz tarafından taşınmakta; siz kelimelerin ne tarafında olursanız olun, her kelime bilincinizde taşıdığı duyguyu canlandırmaktadır. iğrençliklerden uzak durmanın en iyi yolu, sanıldığı gi bi, iğrençlikleri aşağılamak değildir. insanın içerisine düştüğü iğrençlik, bazen aşağılamaya adandığı iğrençliktir. Çünkü aşağılayıp durduğunuz şey, zihninize taşıyıp durduğunuz, duygularınızı etkilemesine izin verdiğiniz şeydir. Çözüm, kötülüğünü öğrendikten sonra düşünmemek tir; akla getirmemektir, ilgilenmemektir. Sigara düşmanlığına saplanan bir arkadaşım vardı. Gün ler sonra, aşağıladığı sigarayı dumanlayarak yürüdüğünü gör düm. Aşırılıklar yeni aşırılıklar üretirler. Bazı kelimeler tarafsızdır. Bunlar, hiçbir şeye yaklaştırmazlar veya hiçbir şeyden uzaklaştırmazlar. Bunların duygusal etkileri yoktur. Tarafsız kelimelerde olumlu veya olumsuz çağrışım bulunmaz. Örneğin: "Normal, sıradan, şey, iş, önce, sonra, gün, akşam... " Tehlikeli olanlarsa zayıflatıcı kelimelerdir. Bu kelimelere olumsuz anlamlar, olumsuz duygular yüklüdür. Bunları her kul landığınızda ruhsal enerjiniz azalır; yıkıcı bir duygu çöplüğü olu' i şur. Örneğin: "Alçak, şerefsiz, adı, başarısız, çirkin, tiksindirici, i L i i 1 i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i 1 i i i i 1 i i . 2. ADıM: COŞKUYU GÜÇLENDIRMEK. 53 pahalı, korkunç, zor, acı; öldürücü, kanlı, katil, tembel, eski, kötü, hain..." Yüzlerce defa "şerefsiz" diyen insan, şerefsizleri aşağılasa da kendisini bir gün aşağıladığı şerefsizlerin arasında bulabilir. Lanet edenler, çoğu zaman kendilerini lanetlediklerinin farkında değildirler. Kötü hikaye, dinleyen kadar anlatanın da psikolojisini bozacaktır. Küfürbaz çocukların arkadaşları zamanla çirkinleşiyorlar. Ah laklı yetişkinler, genellikle küçüklüklerinde küfretmeyi öğrene- ; meyenlerin arasından çıkıyor. En saygısız çocuklar, en çok çirkin: kelimeyi en erken öğrenen çocuklar arasından yetişiyor. Bir i araştırmaya göre, küfürlerin çirkinliği ve çeşitliliği bakımın- _ dan bizim kültürümüz birinci sıradaymış. Çok ÜZÜCÜ... Lo Zayıf kelirr Biz küfreden bir ecdadın torunları değiliz. Küfredenler . sahipi cinayetten veya terörden başka hangi alanda başarılı sevims olabilirler? Can i çete üyelerini görüyorsunuz. Eşlerine riricy; zulmedenlerin konuşurken kullandıkları kelimeleri bili- sevir yorsunuz. Zayıfiatıcı kelimeler, sahiplerini sevimsizleş- ya_a__ tirirler; onları sevimsiz yaratıklara dönüştürürler. \ d__u ı_ur 1 i i i i i i r i i i 1 i i i i i i i i i i i r 1 i i 1 i r i 1 i i 1 C) ÇÖZÜM TEKNiKLERi Coşkuya ulaşmak için, olumlu düşünmeyi öğrenmeli; evren i güzel görmeyi alışkanlık haline getirmelisiniz. Dahası, elinizden geleni yaptıktan sonra tevekküle dayanabilmeli; güçlendirici kelimeleri özellikle kullanabilmelisiniz. Şimdi bunları açalım: 1. Olumlu Düşünün Olumlu düşünceler, olaylardan olumlu duygular üretir ve bize güçlendirici duygular kazandırır. Olumlu düşünmek; acıdan ;Zevk çıkarmak, yenilgiyi zafere dönüştürmek, kayıptan ka Büyük zevkleri tartıran nedenler, kendilerinden öncekibüyük acılardır. S4 . DÜŞÜN VE BA_AR . i i i i i i i i 1 i i i i i i i i i 1 i i i i , i i i i i 1 i i i i 1 zanç elde etmektir. "Bu acı beni kahredecek" derseniz, o acı sizi kahreder. "Bu aC1dan aldığım dersle sorunlarm üzerine gideceğim" derserıiz, sorunlarm1Z1 çözersiniz. Olumlu. düşünmek için: ." D Gelecekteki Faydalarina Bakın':, Yaşadığmız acmm gelecekte ne gibi faydaları olabilir? Büyük başarıları ateşleyen nedenler, kendilerinden önce gelen büyük başarısızlıklardır. Büyük zevkleri tatt1ran nedenler, kendilerinden önceki büyük acllardır.. Bu gerçeği görmediğimizde acı sadece aC1 üretir. Hatta zevk bile acı verir. Ölümden kurtulmanm sevincini büyüten, ölüm korkusunun büyüklüğüdür. Doğum sanC1S1nı unutturan, ge tirdiği hayatm azizliğidir. Her olumsuz olaydan iyi sonuç lar çıkarabiliriz. Ylllar süren hastalıklarım üzerinde şöyle düşünüyor dum: "Benim suçum ne? Niçin bu hastalık beni bırakmı yor? Bu hastalık yüzünden ders notlarım düşüyor. Hastalık yüzünden gülemiyorum, sevemiyorum, sevinemiyorum. Hastalık yüzünden her şeyden nefret ediyorum. Hastalık la net bir musibet." . . Üniversiteden mezun olduğumda değiştim ve şöyle düşünmeye başladım: "Hastalık sayesinde yaşamanın güzelliğini, önemini daha iyi kavrıyorum. Ruhumun geliştiğini, olgunlaştığmı hissediyorum. ilerde büyük işler yapacağım. Bunun için zorluklara dayanabilecek bir iradeye ihtiyacım var. YaratKım beni bu hastalıkla eğitiyor ediyor. Ayrıca hastalık sayesinde bu dünyada misafir olduğumu anlıyorum. Böylece sonunda mutlaka ulaşacağım Evrenin Hakiminin huzuruna hazırlanıyorum. Üstelik hastalık, geçmişimdeki kusurlarımm temizlenmesi için bana gönderilen güzel bir hediyedir. Karmcalarmı aç bırakmayan şefkatli YaratKmm, Hz. EyyOb i i i i i i i i , i i i i i i i i i i i i 1 i i i i i i i i i i i i i . 2. ADıM: COŞKUYU GÜÇlENDIRMEK. ss (as) gibi büyük bir peygamberini on yıldan uzun süre hastalıkla eğitmesinin nedeni -haşii- intikam veya acımasızlık olamaz. Bütün annelerin kalplerini şefkatle dolduran Sınırsız Sultanın merhameti dayanılmazdır. Bize sunduğu merhamet damlalarma dayanamıyoruz; O'na ait merhamet okyanusunu neden hissedemiyoruz? Uçurumun kenarma gelen koyun sözlü uyarıdan anlarnaYlnca, çoban onu değnekle uçurumdan uzaklaştırır. Hastalık sayesinde kalp kırmaktan, hak gasp etmekten, isyan etmekten kurtuluyo rum. Demek ki beni koruyan şefkat, uçurumdan uzak durmamısağlıyor. " Olumsuz düşünceler yüzünden hastalığı mm acısı on kat şiddetleniyordu. OlUi,ılu düşüncelerle hastalığı mm acısı ondan bire indi. Daha_ı hastalığı sevrneye başladım. Çok geçmeden hastalık s'..:ssizce kaybolup gitti. Bu yüzden hasta.5ndığımda, bazen ağlamaklı bir ça resizlikte kalakalıyorum: Acı çektirdiği için hastalığı istemiyorum. Ama ruhuma kattığı coşkuları ve beni YaratKI ma yakmlaştırışmı hissedince de, hastalıktan kurtuluşu hüzünlü bir vedataşmaya dönüştürüyorum. Olumiı düşüncel4 hastalığır acısı ond bire ind D ŞU Andaki Faydayı Keşfedin: Şimdi yaşadığınız olay, size ve başkalarma şimdi hangi faydaları sağlayabilir? Hatırlıyorum, 1989 yılında Ankara'nın Sıhhiye köprüsünün altında otobüs bekliyordum. Bekleyişim 40 dakika sürdü. Sinirle rim gerildi. Kafese kilitlenen esir gibi yerimde dolaşıp durdum. Omuztarım, boynum, vücudum gerildi. Söylendiğimi gören insan lar belki de aklımı kaçırmak üzere olduğumu düşünüyorlardı. Aniden zihnimde önemli bir düşünce hissettim: "Şu anda sabnm güçlendiriliyor. Gelecekte üstleneceğim işlerde sabır ve ta hammül gücüne ihtiyacım olacak. Sadece büyük sabrı olanlar, Zorlayıcı işlerin üstesinden gelebilirler. 56 . DÜSÜN VE BASAR. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i Nasıl rahatladığımı, nasıl sevindiğimi anlatamam. "Madem beklemem gerekiyor; bari zamanımı faydalı düşüncelerle ve planlarla doldurayım" dedim. Zihnim hemen ideallerimle ilgili planlarla doluverdi. Bir dakika sonra otobüs geldi. Oradaki küçük düşünce tüm günümdeki duygularımı ve enerjimi değiştirmişti. Nasıl değişebileceğinizi görebiliyor musunuz? o Yaniıginizı Keşfedip Düzeltin: Kimi durumlarda aklımıza gelen olumsuz anlamlar asılsızdır; hayalidir, yanılgıdır. Farkına varınazsak kalbimiz ezilir, gereksiz yere enerji kaybederiz: Büyük Millet Meclisi asansörlerinin birinde, dönemin izmir Milletvekili Ahmet Piriştina ile karşılaştığım bir günü hatırlarım. Asansördeki boyaynasına baktığımda, uzun bir insanın yanında kısa kaldığımı gördüm. Üzüldüm. Asansörden indiğimde aniden geri döndüm ve asansördeki aynada kendime bakarak "Yakaladım seni" dedim. O anda, cumhurbaşkanıyla 1985 yılında çalışma odası nın girişinde, omuz omuza çektirdiğim bir resmi hatırla dım. Ondan kısa değildim; demek ki şimdi yanılıyorum. Hem kısa boylu olsam ne çıkar. Kim buna dikkat ediyor? Kısa, boyluluk kimi, niçin küçültsün? Küçük bir kedi bile kendi boyuyla güzeldir. Bir dizi olumlu düşünce üreterek kendimi çelik gibi güçlü hissettim. Özünüz itibariyle kimseden çirkin değilsiniz. Potansiyel yetenekleriniz kimseninkinden aşağı değildir. Siz kuşlardan, balıklardan, okyanuslardan, dağlardan, bulutlardan önemlisiniz. Sizi yaratan, "Biz insanı en mükemmel surette yarattık!" 6 demiştir. Dünyanın parçalanmasını, masum bir insanın öldürülmesinden! önemli sanıyoruz. Oysa, evrenin Hakimine inanan bir insanı öl Sadece büyük sabrı olanlar, zorlayıcı işlerin üstesinden gelebilirler. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i 6 Kur'an, 95:4 . 2. ADıM: COSKUYU GÜÇlENDIRMEK . 57 dürmek, O'nun katında "...dünyanın yok olmasından daha büyük bir olaydır." 7 Bağlandığınız Yaratıcının size tüm dünyadan fazla değer vermesi, evrendeki varlığınızı sevmenize yetmez mi? o Olumlu Anlamı Seçin: Olayların olumlu ve olumsuz yönleri iç içedir. Aynı olayın birkaç tarafı iyi, birkaç tarafıkötüdür. Kötü taraflar da iyi taraflar da zihninizi dolduracak kadar çoktur. Çocuğunuz belki tembeldir; ama ahlaklıdır. Belki göremiyor; ama duyabiliyor. Hava çok sıcak; ama nemli değil. Çiçek kötü kokuyor; ama görünümü güzel. Otobüs gürültütü; ama hızlı ulaştırıyor. Hayatın olumlu taraflarını seçerseniz, hem mutlu yaşarsınız, hem de performansınız katlanır. Edison, yaptığı yüzlerce deneyin her biri bittiğinde, "Bugün elektrik ışığı üretemeyen yeni bir yol keşfettik" dermiş. Başarıyla bitmeyen. her deney, bizi başarıya bir adım daha yaklaştırır. Çünkü hedefe ulaştırmayan deneyler, nasıl başarılamayacağını göstererek hatalı alternatifleri azaltırlar. Başarı) bitmey her den bizi başa biradıı daha yaklaştıı Bilinmeyen bir alfabeyle yazılmış evrene doğarız. Anlamı nı bilmediğimiz mesajları kavrayamayız önce. Bebek tabancadan korkmayı, lüks otomobilleri sevmeyi bilmez. Evrenin bize anlattığı nı değil, bizim evrenden anladığımızı yaşıyoruz. Herkes evrensel dili kendi tercümesine göre yorumlar. Aslında evren bize çok büyük, çok yüce mesajlar verir. o Zararlı Enerjiyi Tersine Çevirin: ihanetin acısı kimisi için yıkıcı, kimisi için canlandırıcıdır. Einstein başarısızlıkla suçtanmanın intikamını olağanüstü başarısıyla aldı. Asıl güçlüdövüşçü, kendisine savrulan yumruğu tersine çevirendir. 7 Hz. Muhammed (asrn), Camiu's Sagir 4:506, Hadis No; 6096 L 58 Asıl güçlü dövüşçü, kendisine savrulan yumruğu tersine çevirendir. . DÜ_ÜN YE BA_AR . Aikido eğitimcisi dostum Mesut Ekinci'nin başarısım izledim. Aikido sporcusuna ne kadar güçlü saldırırsamz, o kadar hızlı devrilirsiniz. Çünkü savurduğunuz yumruğu, hayran bırakan bir ustalıkla boşa çıkarır veya size çevirir. Size çektirilmek istenen acı ne kadar büyükse, gösterebileceğiniz başarı da o kadar yüksek olacaktır. En güçlü. rakibi yenene şampiyon derler. Nasıl yapacağınızı bilirseniz, yediğiniz darbeleri vurduğunuz darbelere dönüştürebilirsiniz. Milyonlarca başarı, haksızlığa uğramışlığın kazandırdığı azmin sonucudur. Siz de hastalığın omuzlarına basıp sıçrayın. retimliğin omuz larında yükselin. Terk edilmişliği, ihaneti merdiven yapın. Başa rısızlıklarımzın üzerinde yürüyün. Aşağıda tersine çevirme ör nekleri göreceksiniz: A-OLUMLU ANLAMLAR B-OLUMSUZ ANLAMLAR Hafızamın zayıflığı bana hafızanın öne- Hafızamın zayıflığı beni kahrediyor. mini hissettiriyor; bu yüzden hafızarnı Öğrenemiyorum; hatırlayamıyorum ve geliştirici çalışmalara adanarak süper bu durum hayat performansımı çok hafızalar geliştirme fırsatına sahibim. kötü etkiliyor. Kahroluyorum. Bu eleştiri sayesinde gururdan kurtul- Bu eleştiri gururumu incitti ve beni dum; hata ihtimalimi azalttım. Önemli aşağıladı. Hiçbir şey beni aşağılamaya olan gururum değil, sonsuzluğa ulaştıra- cüret edemez. Öfkeleniyorum, inti- cağım eserlerimin kusursuzluğudur. kam almalıyım. Fakirlik bana fakirlerin acılarını öğreti- Fakirliğime kahroluyorum. Istediğim iyi şeyleri yapamayacağım, geri kala- yor; israftan, duygusuzluktan, duyarsız- cağım, başarısız olacağım. Eğitim ala- Iıktan beni kurtaracak ve bana amansız çalışma azmi kazandıracak. mayacağım, hayatımı yaşayamaya- cağım! . 2. ADıM: (O_KUYU GÜÇLENDIRMEK . 5C D Geçmişin Anlamını Değiştirin: Geçmişte kalmış acı ve üzücü olayların da duygularınız üzerinde etkileri olacaktır. Geçmişteki acılardan da sevindirici dersler çıkarabilmelisiniz: Tandoğan semtinde kaldırımların buz tuttuğu sokakta zavallı bir kedinin ölü bedenini gördüm. Vicdamm sızladı. Baca dumanlarının ufku kararttığı kış mevsiminin bir gece yarısında, Kubilay Sokağının başında durakladım. Dondurucu soğukta kapalı poşetleri yırtarak yiyecek bir şeyler arayan diğer kedilerin garip hallerini, kimsesizliklerini, donuk ve ürkek bakışlarım izledim. insanlar artık çöplerini poşetlere dolduruyorlar ve betonlaştırdıkları sokaklarda yaşayan kedileri açlığa terk ediyorlar. insanlar aç değiller ve çöpe attıkları ekmek parçalarını da kedilere çok görüyorlar. Sokakları temiz tutmamn bedeli, sokak kedilerini ıssız gecelerin soğuğunda açlıktan titret mek mi olmalıydı? Ölen kedicik bu çaresizlikten artık kurtulmuştu. O \ şimdi soğuktan titremiyordu, aç değildi. Bu zavallı kedi nin bedeni dünyadan ayrılsa da, ruhu büyük bir huzur içindedir. Bunları düşündüğümde acım sevince dönüştü; kedinin artık kavuştuğuna inandığım huzurla mutluluk duydum. Acınızı sevince dönüştürerek ondan intikamınızı alın. Annesini kaybeden çocuk, aile fertleriyle birlikte ağlaşır: "Baba, annerne ne oldu?" diye sorar. Baba, titreyen sesiyle, "Cennete gitti yavrum. O şimdi orada çok mutlu" cevabım verir. "Onu tekrar görecek miyiz?" diye sorar çocuk. "Evet yavrum. Hepimiz ona yeniden kavuşacağız." cevabım alır. Ruhu rahatlar, rahatlığı gözlerinden okunur büyük kalpli küçük insamn. Sonunun iyi olacağını bilirsek, zorluklar bize acı çektirmez. Çünkü asıl gülen son gülendir. Ayrılıkla biten bir film, başından beri yaşanan güzellikleri yok eder. Ama sonu kavuşma olan ayrılıklar boyunca yaşadığın ız acıları unutuverirsiniz. Yaşa Sonı iyi ola bilir zorh bizE çektiı Acınızı sizinle gönülden paylaşmaya hazırız, ama olumsuzluğunuzu payIaşamayız. 60 . DÜŞÜN VE BAŞAR. dıklarınızı değerlendirirken, hayat filminizin sonuna da bakıyor musunuz? o Düşünce Ortamınızı Değiştirin: Hayalleriniz ve düşünceleriniz çevrenizden etkilenirler. Olumsuz insanlar arasında karamsarlığa mahkum olursunuz. Ya olumsuz insanlardan uzaklaşın; ya da uzaklaşamıyorsanız, yaptıklarına bIlincinizi kapatın; onları görmeyin, duymayın, tanımayın. Bazllan çevresel şartlanndan dem vurarak, "Neler çektiğimi bilir misiniz?" derler. Hayır bilmiyoruz. Acınızı sizinle gönülden paylaşmaya hazırız, ama olumsuzluğunuzu paylaşama yız. Siz Hz. Muhammed (asm) gibi yetinı mi büyüdünüz? Hz. Yunus (as) gibi fırtınalı bir gecede tehlikeli denize mi atlldımz? Hz. Yusuf (as) gibi, öz kardeşleriniz tarafından ıssız bir çölün sessiz bir kuyusu na mı terk edildiniz? Onlar tarihe büyük harflerle Yc.zıldllar. Sizin de tarihe büyük harflerle yazılmamza iziıı verildiği halde, sizi engelleyen nedir? inanılmaz kolayhklar içinde yaşad1klan halde, bazı insanla rın şartlarını çok ağır zannetmelerini anlamak güçtür. Ellerini kullanamayan _ir insan, motosiklet tamir etmeyi bile öğrenebiliyor. Göremeyen, duyamayan, konuşamayan Helen Keller mükemmel eserler yasabiliyor. Bedenleri engelsiz yaratılan insanların özürleri nedir? 2. Güzel Görün Ruhların doğasında güzelliğe yöneliş vardır. Ruhların güzelliğe sürüklenişi, pervane böceklerinin ateşe uçuşlarına benzer. Güzellik sebepsiz sevilir; güzelliği duymak, bilmek, görmek . 2. ADıM: COŞKUYU GÜÇlENDIRMEK . 6mutlu ve coşkulu hissetmek için yeterlidir. Biz bu eğilimimizi doğuştan getirdik. Mutluluk, güzelliklerin içinde doğanların değil, çirkinlikIerin bile güzel yanlarını keşfedebilenlerindir. Dünyada, anlayabilenlere olağanüstü güzellikler sunulmuştur. Yüce Kitap şöyle der: "Yer yüzüne bakmazlar mı? Orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirdik. ,,8 "Gökten indirilen suyla bir ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmediği güzel bahçeler bitirdik." 9 Eğer güzel görebilirseniz, evren size zevk verecektir. Yağmurda ıslanmaktan, rüzgarda savrulmaktan zevk alacaksınız. Mutlu değilseniz, enerjiniz tükenir; ne okuyabilirsiniz, ne de yazabilirsiniz. Mutluluğun güzel görmekle mümkün olduğunu söylüyoruz. Şu halde: sevg üzeri o Dolaylı Güzelliği Keşfedin: Güzellik, "doğrudan ve dolaylı" olmak üzere iki boyutludur. Doğrudan olan, hemen gözünüze çarpan, dolaylı olansa, giz lenen güzelliktir. Örneğin, her vücudun kişiliğini oluşturan ruh güzelliği dolayhdır. Geride bıraktığı tohumlarla yeni hayatların temelini atmak amaC1ndaki çiçeğin çürümesindeki çirkinlik, dolaylı güzelliği temsil eder. Güzellik evrenseldir: "O (Allah) ki yarattığı her şeyi güzel yapmış." 10 Bu yönüyle, Mektubat'ta denildiği gibi, "Her şey ya hakikaten güzeldir; ya bizzat güzeldir, ya da sonuçlan itibariyle güzeldir." Belki Einstein gibi, Edison gibi keşfetmeyeceğiz. Ama evrende herkese, "en büyük kaşiflerden olma" kapısı açıktır: Herkes evrenin detaylarında gizlenen güzellikleri keşfedebilir. Bir çiçeği, taç yapraklan nedeniyle sevmezsiniz. Sevgiyi besleyen, sevgilinin üzerindeki şekil ve renk nakışlandır, yani an 8 Kur'an, 26:7 9 Kur'an, 27:60 10 Kur'an, 32:7 62 . DÜŞÜN VE BAŞAR. lamdır. Maddesi itibariyle çocuk, kadın, çiçek aynıdır. Çamurdan doğan çiçeğin maddesi çamurun içeriğine benzer. Öldüklerinde her şey yapılanndaki çamura döner. Yaşantıyı farklIlaştıran, Yarat1Cmm yarattıklarIna yerleştirdiği ruhtur. Dolaylı güzellikler, ölümlü bedenlerde değil, ölümsüz anlamlarda gizle nirler. . Varl1ğmıza kodlu dolaylı güzellikleri keşfettiniz ini? Verilmeseydi gözleriniz, duyamasaydmız kulaklarmız ne kadar değerli olacaktı? Görme engellilerle yüzleştiğimde, onları anlamak için gözlerimi kapatarak yürümeyi denerim. Bu yüzden onları ellerinde çubuklarla yürürken gördüğüm de duygulamnm. Görebilmenin değerini anlanm ve şükrederim. Kulaklanmzm büyük olması mı, hiç olmaması mı daha kötüdür? Görernernek mi, yeşil gözlere sahip olamamak mı daha acı vericidir? Bedenini beğenmeyen nankördür ve herkes nankörlüğün bedelini mahrumiyetle ödeye cektir. O Doğrudan Güzelliğe Odaklanm: çoğu durumlarda güzellik eşyada doğrudan ve nettir. Doğrudan özellikleri itibariyle akrep çirkindir; ama kelebek güzeldir. Sümüklüböcek çirkindir; ama uğur böceği güzeldir. Seçmeci davranacaksmız ve bilincinize daha çok, güzelolanlan dolduracaksmız. Dolayh güzellikler, ölümlü bedenlerde değil, ölümsüz anlamlarda gizlenirler. Bir bahar bahçesinde neye dikkat ediyorsunuz? Çevrede sinekler dolaşlr. Belki de kokuşmuş yapraklar göreceksiniz. Ama aynı bahçede kırm1Z1 beyaz çiçekler, yemyeşil otlar da bulunur. Hangilerine yoğunlaşıyorsunuz? Yol boyunca araba gürültülerine mi, kuşlarm cıvlltılanna mı dikkat ettiniz? Yağmur yağQrken çamaşırlarınIzIn ıslamşInI mı gördünüz, balkonunuzun tozdan kurumdan temizlenişini mi? Salonunuza bir süs bitkisi yerleştirdiğinizde, ilk günler onu . 1. ADıM: (O_KUYU GÜÇLENDIRMEK. 63 sevdiğinizin bilincindesiniz. Bakmadığınız çiçeği zamanla göremez olursunuz. Oysa aynı çiçek belki de daha güzelleşmişolarak, salonunuza renk katmaya devam ediyor. "Neden şuram eğri" derseniz, bir yerlerinizin eğriliğine inanmaya başlarsınız. işin ilginç yanı, eğer inamrsamz bir yerleriniz gerçekten de eğriliyor. O ÖZÜ Eylemden Ayırm: Çirkinlikler özde ve kimlik te değil, daha çok eylemlerde kendini gösterir. Eylemler kötüolabilir; yaratlllşm doğası ayrı, o doğa içerisindeki çirkin eylemler ayndır. Eylemlerin çirkinliğine bakarak yaratılışı çirkinlikle suçladığımızda, evrensel bir karamsarlığa saplamrIz. Siması güzeldir; ama tükürmesi çirkindir. Bedeni estetiktir; ama ter kokusu çirkindir. Konuşması harikadır; ama aşağılaması çirkindir. Köpeğin varlığı değil, ısırması kötüdür. insanın varlığı değil, cinayeti kötüdür. Üzümden yapılan şarabm beyin \ ve sağlık açısından çirkinliği üzümü kötülemez. Ormanı yakmasının kötülüğü, yemek pişiren ateşi çirkinleştirmez. Yaratllmasalardl yaşayamayacağımız bakterilerin vücudumuz için tehlikesi, onları kötü yapmaz. Dolaysıyla, ısıran köpeği kötüleyebilseniz bile, köpekleri aşağılayamazsmız. Bir kişinin kötü eylemi, onun diğer özelliklerini ilgilendirmeyeceği gibi, onun cinsiyetinden olan diğer varlıklan da ilgilendirmez. Küçük çirkinlikleri genelleyenler, hayattaki her şeyi çirkin görürler. ırkçılık bu tip aşağıllk bir çirkinliktir; milliyetçilik, bu yüzden Hitler gibi acımasız katiller üretebilme tehlikesini içinde barmdırır. Çünkü birinin teröründen nefret ediyorsunuz ve sonra masum olanlar dahil, onun tüm türünü düşman ilan ediyorsunuz. Küçül çirkinlik genelleye hayattaki şeyi çirl görürlE 64 . . o Şükredin: Güzel görmek, güzelliğe hayranlığı ve hayranlık da güzelliğin sahibine teşekkürü gerektirir. Şükran duygusu, sunulan bir değeri sevmenin ve sahibine bu cömertliği ne deniyle hayranlık ve bağlılık duymamn ifadesidir. Şükran, tleğeri algılayabilmek ve taktir edebilmektir. Bilinç, uyanıkltk, zeka ve kavrayış gerektirir. Çünkü evre.nsel güzellikleri kavrayamayan, şükrüne kaynaklık edecek coşkuları tadamaz. Şükrü içselleştirmeyen, onu inançla, kalpten ve içtenlikle algılanan bir duyguya dönüştürmeyen, şükrün coşkusunu yaşayamaz. Şükürsüzlükse, nankörlüktür. Şükürsüz kalp, cömertlik, fedakarlık, bağışlama, ikram etme, yükseltme, önemseme, sev me gibi yüksek duyguları temiz formlarında yaşayamaz. Şükürsüz bir kalp, çevresini kuşatan olağanüstü gü zelliklerin ilham ettiği coşku kanallarına giremez. Hz. Ali (kv) der ki, "Kişinin verene teşekkür etmesi, nimetin artmasına sebep olur." Şükran dolu bir kalbi coşturan değerler her geçen gün artar. Şükreden ruhun algıları gittikçe hassaslaşır ve güzelliklerden aldığı coşku artar. Oysa şükürsüzlük hayran kalamamak demektir. Hay ran kalmayan, hayran kalınacak evrensel güzellikleri, sanat ları göremeyendir. Dahası, şükredememek bir insanın yüzleşebileceği en büyük tehlikedir. işte müthiş uyarı: "Ben sizin günah işlemenizden daha çok, size sunulanlara şükretmemenizden korkuyorum. Dikkat edin! Şükredilmeyen nimetler, öldürücü ve yok edicidir." 11 Sağlığına şükredemeyen kanserin tuzağına düşebilir; evladı için şükredemeyen, evladını kaybedebilir. Yaşadığı için şükredemeyen, hayatı m iade etmek zorunda kalır. Evrensel, güzellikleri kavrayamayan, şükrüne kaynaklık edecek coşkuları tad am az. ' 11 Hz. Muhammed (asrn), Camiu's Sagir 5:253, Hadis No: 7197 . 2. ADıM: CO_KUYU GÜÇlENDIRMEK . 65 3. Tevekkü( Edin i i i i i i i i i i i i i i i , i i i i i i , i i i i i i i i i i i i Kendimizi güçlendirmenin bir diğer yolu tevekkül etmek; Sımrsız Kudrete dayanmaktır. Gücümüzü aşan sorunlardan veya tehlikelerden endişelenirsek, huzur bulamayız. Şu halde: o Bilincinizi Dağıtmayın: Bilinciniz gelecekte dolaşırken, muhtemel sorunlar hayallerinizde uçuşur; endişelenirsiniz; cesaretiniz kırılır. O zorlukların ve muhtemel tehlikelerin üstesinden gelememekten korkarsInIz. Gelecek daha doğmamıştır. Geleceğe elbette ümitle bakmalısımz. Ama Sınırsız Kudrete güvenmeyen ve başarıyı salt zenginlik, şöhret, eğlence gibi şeyler sananlar, endişe duymaya mahkum olurlar. Ruh şimdiyi yaşar; dolaysıyla ruhsal güç, şimdiki zamana kablolarla taşınan elektrik gibidir. Ruhsal enerjinizi depolayamazsınız; şimdi kullanmadığınızı geleceğe saklayamazsınız. Geleceği siz yaratmıyorsunuz; bırakın gelsin ve size sunulan rolü en iyi şekilde icra etmeye bakın. enerji depolay; sınız; Ş ku/lanm nızı gel_ saklayar nIz o Evrensel Yönetime Güvenin: Tevekkül edenle etmeyen arasındaki fark, Sözler' de şöyle anlatılır: iki adam büyük ve güvenli bir gemiye yükleriyle birlikte binerler. Bunlardan tevekkül eden, yükünü sırtından indirip yere koyar, üzerine oturur, yolculuğuna güven içinde devam eder. Diğeri, her şeye gücünün yettiğini sanan gururlu adam, malı m sırtından indirmez; geminin olağanüstü güvenliği ni küçümser. Kaptanın adaletine, koruyuculuğuna güvenmez. Yolculuk uzadıkça, gücü tükenir, kendisini bile ayakta tutamaz. Üstelik bu davranışı kaptanın gücünü hiçe saydığı anlamında yorumlamr, cezalandırılır. 66 . DÜ_ÜN VE 8A_AR . i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i Uçağımz düşecek mi; gemiliiz batacak mı? Deprem evinizi yıkacak mı? Dünyaya meteor çarpacak mı ve kıyamet kopacak mı? Savaş çıkacak mı; terör saldırısına uğrayacak mısınız? Bir hortuma tutulacak mısınız; yıldırım çarpacak mı? Bilmiyorsunuz ve kimse bilmiyor. Alabileceğiniz bir tedbir varsa alın; yapabileceğinizi öğrenin ve yapın. En azından sağlam evde oturmaya çalışabilirsiniz; kapkaççılara, saldırganiara ve hırsızlara karşı tedbirli olabilirsiniz. Ama bunları yaptıktan sonra elinizden ne gelir? Güneş'ten gelen parçacıklar Ay yüzeyini sürekli mikroskobik bombardıman altında tutarl_r. Ama dünya bilinçli şekilde korunuyor. Aziz insan dünyaya gönderileli beri, Ay'a yönelen milyon larca saldırının bir kaçı bile dünyaya yapılmamıştır. Binlerce yıldır güvenle korunan dünyanın bir tesadüfe kurban gide ceğini mi samyoruz? Üzerimizdeki ilahı koruma kalkarsa zaten hiçbir endişe bizi kurtaramaz. Bir gün dünya yok olacaksa, endişe ederek bunu değiştirebilecek miyiz? Hiç olmazsa evrenin başıboş olmadığını biliyoruz. Eğer olağanüstü bir olaya kurban gidersek, bunun tesa düf olmadığını; bizim için hayırlı olanın Yaratıcımız tara fından seçildiğini biliriz. Bu tür kazalardan ve tehlikeler den korunmak için ruhsal zekamızı elbette kullanacağız. Ama yine de _aderlerimizin kimi bölümleri bize sorulmadan çizilmiştir. Mutlaka öleceğiz ve mutlaka diriltileceğiz. Kazanmak ve kaybetme k bizi ilgilendirmemeli; biz, "kazanmak için çalışmaya" adanmalıyız. D Çalişmalarinizin Sonucuna Teslim Olun: Temel sorunumuz; elimizden geleni yaptığımız halde, sonuç hakkında endişelenmemizdir. Endişelerimiz tevekkülümüzü yok eder ve coşkumuz kırılır. Bize düşen, yapabileceğimizi en iyi şekilde yapmaktır. Eğer i üzüleceksek, üzerimize düşeni yapmadığımızdan, tembelliğimiz- ' iden üzülmeliyiz. Kazanmak ve kaybetmek bizi ilgilendirmemeli; biz, "kazanmak için çalışmaya" adanmalıyız. L . 2_: (O_KUYU GÜÇlENDIRMEK . Genç ve sempatik bir insanla tamştım. Kan kanseri olduğunu bilmiyordu: Tedavi olmak üzere Hacettepe Hastanesine gelmişti ve sorumlusu olduğum vakfımızda misafirimizdi. Öğretmenliğe başlayalı bir yıl olmamıştı. Tam da yıllarım feda ettiği çalışmalarının karşılığını alacağı bir devrede, ilahi rahmet, sonsuzluğa uçuşunun işaretini veriyordu. Bir gün acil kan gerekti ve hastaneye koştum. iki gün sonra öldüğünü öğrendiğimde, günler süren hüzünlere boğuldum. Sonra da kendimi sorguladım: Adım attığı m her gün, her şeyi olduğu gibi bırakıp göçebileceğimi bilmem ve her gün bu yolculuğa hazır olmam gerektiğini hücrelerimle hissettim. 67 Kaybetmekten telaşlanmayın. Zaten bir gün her şeyi öylece bırakıp aniden gitmeyecek misiniz? Okuldan atılmak sizi üzmesin. Kriz veya bir yangın işyerinizi iflas ettirirse, ne yapabilirsiniz? Şöyle düşünün: Bazen kimileri dünyayı kaybediyor. Bazen de dünya kimilerini kaybediyor. Dünya sizi kaybederse, sizin dünyayı kaybetmenizin ne önemi kalır. Şerefini korumasına yetecek kadar ekmek \ bulabilen, alnı ak ve başı dik dolaşmalıdır. Bahar mevsiminde köyümüzün mısır tarlalarında çalışırken, bir akrabamla karşılaştım. Haftalardır yağmur yağmadığı için koçanlar yetişememişti. Komşum göklere, dağlara baktı. Öfkelendi, küfürler savurdu, tarlaya saldırdı. Korkulu bakışlarımm önünde mısırları kesti, kırdı, tarlayı tahrip etti. "Bir şey yetişmeyecekse ne diye uğraşıyorum!" diye bağırdı. Bir hafta sonra yağmurlar başladı. Mısırlar yeniden dirildi; ama tahrip edilen tarlada koçan verebilecek sadece birkaç mısır kalmıştı. Şer4 korun yetE ka< ekn bulal alnı ci başı dolaşlT 4. Güçlü Kelimeleri Kullan1n Güçlendirici kelimelerle düşündüğünüzde büyülenirsiniz. SÖzlerinizi dinleyenler, güclü kelimelerinizin sihirli güçler yaydı ğını samrlar. . 68 . DÜSÜN YE BASAR. Güçlendirici kelimeleri kullandıkça manevi gücünüzün, coşkunuzun ve etkinizin arttığmı, kendinizi mutlu hissettiğinizi göreceksiniz. Küçük bir engel karşısmda hemen ümitsizliğe kapdan, kendini çaresiz hisseden insan, küçük kelimelerle düşünüyor. Çöküntü amnda güçtendirici kelimeleri beş dakika tekrarladığmızda duygulanmz değişir. Zihniniz, duruşunuz, yüz hatlanmz canlamr. Birinci derecede güçlendirici kelime örnekleri: "Büyük, farkh, şimdi, hızh, fırsat, harika, bedava, kazançh, yeni, kolay, kesin, can/h, güzel, temiz, muhteşem". ikinci derecede güçlendirici kelimeler: "Sır, başan, zafer, ilginç, yapmak, cesaret, önem, sevgi, saygı, banş, oyun, gülrnek, yardım, vermek, yükselrnek, eğlenmek, sevinmek, coşmak, kahramanhk, şeref, dürüstlük, tazelik..." Bu kelimelerin eş anlamhsı olan onlarca kelime bula bilirsiniz. Örnek: "Büyük" kelimesinin yaklaşık eş anlam hlan: "Heybetli, kocaman, koskoca, çaph, cesametli, devasa, muazzam, çarpıcı, azarneW, ihtişamh, muhteşem, şahane, haşmetli, görkemli, göz kamaşt1r1cı, göz ah .. " cı, yuce... Küçük engel karşısında ümitsizliğe kapılan, küçük kelimelerle düşünüyor demektir. o Tanım ve hedeflerinizde kullanın: Büyülü kelimeleri, yaptıklanmzı, hedeflerinizi, özelliklerinizi tammlarken kullanm. Büyük kelimeleri önce kendiniz için kullanacaksmız. Büyük kelimelerle hayal etmenizi öneriyorum. Kendinizle şöyle konuşun: "Hızla gelişebilirim. Yeniden doğdum. Kendimi muhteşem hissediyorum. Harika işler başardım. Güçlüyüm; başanhyım. Kusursuzca görebiliyorum. Başarmak çok kolay. Ne kadar zevkli işler yapmışım! Şimdi mükemmelleşiyorum. Bu evren, bu hayat muhteşem!" Y1. ADIH: COSKUYU GÜÇLENDIRHEK . 69 Böylesi sözleri tekrarladığmızda uçmak isteyeceksiniz. "Yalan söylüyorsunuz!" diyecek size mantığımz. Şimdiye dek kendi yalanlanmızı yaşadık. Güçsüz, bahtsız ve başansız olduğumuzu söyledik. Birileri, coşturucu yalanlan kendimize nasıl söyleyeceğimizi bize çocukken öğretseydi ne olurdu? "Sevinçten coşuyorum, kendimi olağanüstü hissediyorum" derseniz, yalan mı söylemiş olursunuz? Bu sözü söylemeye devam ederseniz, kuşlar gibi uçarsımz. Eğer, "sıkmtıdan içimi kemiriyorum" demekte ısrar ederseniz, padişah koltuğunda da otursamz, fareler kemiklerinizi kemirir. o Sohbetlerinizde kullanın: Dostlarmızla sohbetlerinizde, müzakerelerinizde, seminerlerinizde cümlelerinizi güçlendirici kelimelerle renklendirin. Kötülüklerden söz etmek kötülükleri azaitmaz; ama iyilikleri övmek iyilikleri arttırır. Kusurumuzu yüzümüze savurmakla bize faydamz dokunmaz. Onurumuzu kırdı ğınızda, hatamızı düzeltemezsiniz. Önümüzde, iyilikleri, çahşkanhğı, onuru ve başanyı yüceltın. Vicdammız, değerinizi anlayacaktır. Bize çalışkanlığı sevdirrnek istiyorsanız, bunun için bizi tembel salyangozlara benzetmeniz gerekmiyor. Bize başanmn kolayolduğunu anlatm. Yepyeni bir hayata coşkuyla ve heyecanla başlayabileceğimizi söyleyin. Vicdammızm olağanüstü fedakarhklan göğüslemeye hazır olduğunu hatırlatm. O zaman büyük kelimeleri kullanmış olursunuz ve o zaman siz bize gerçekten faydah olmaya çırpman gerçek bir dost olarak kalbirnizin en önemli köşesini ele geçirirsiniz. sini: o iletişim Çevrenizi Kontrol Edin: Bilinçsiz kulla nacağımz kelimeler, genellikle çok dinlediğiniz kelimelerdir. L 70 . DÜSUN VE BASAR. Trabzon'da "da", Eskişehir'de "gali", Diyarbakır'da "lo" seslerinden kurtulamayız. Aynı şekilde, çevremizin yoğunlaştığı konulara ve konuşma biçimlerine benzer anlatımlar geliştiririz. Eğer aile, arkadaş ve okul çevremiz zayıf ve tehlikeli kelimeler kullanıyorsa; ya kulaklanmızı tıkamalı, ya da o çevrelerden kurtulmanın yollarını aramalIyız. Dahası, kendimiz,e, yüksek konularda konuşmayı seven özel bir "dostlar çevresi" edinmeye de çalışmalıyız. Sanatla ilgilenenlerle sanatı, bilimle ilgilenenlerle bilimi konuşursunuz. Coşturucu sözler ruhsal evrenden enerji taşıyan vagonlar gibidirler. _ . Parmağı kesildiği için isyan edenlere, ayaklardan mahrum insanın gülümse yişini savurmak gerekir. . Hatalara odaklanırsanız hatalannız artar; güzelliklere odaklanırsanız güzel likleriniz gelişir. . Bilincimizde canlanan duygular, aklımızdan geçen kelimeler tarafından te tiklenirler. . Karamsar zihin, küçültücü kelimelere ve hayallere saplanan zihindir. . Lanet edenler, çoğu zaman kendilerini lanetlediklerinin farkında değildir ler. . Olumlu düşünmek; acıdan zevk çıkarmak, yenilgiyi zafere dönüştürmek, ka yıptan kazanç elde etmektir. . Büyük başanlan ateşleyen nedenler, kendilerinden önce gelen büyük başa nsızlıklardır. . Sadece büyük sabn olanlar, zorlayıcı işlerin üstesinden gelebilirler. . Hayatın olumlu taraftannı seçerseniz, hem mutlu yaşarsınız, hem de perfor mansınız katlanır. . Nasıl yapacağınızı bilirseniz, yediğiniz darbeleri vurduğunuz darbelere dö nüştürebilirsiniz. . Sonunun iyi olacağını bilirsek, zorluklar bize acı çektirmez. . Bakmadığınız çiçeği zamanla göremez olursunuz. . Küçük çirkinlikleri genelleyenler, hayattaki her şeyi çirkin görürler. . Evrensel güzellikleri kavrayamayan, şükrüne kaynaklık edecek coşkulan ta damaz. . Ruhsal enerjinizi depolayamazsınız; şimdi kullanmadığınızı geleceğe sakla yamazsınız. . Kazanmak ve kaybetmek bizi ilgilendirmemeli; biz, "kazanmak için çalışma ya" adanmalıyız. . OnurumUlu kırdığınızda, hatamızı düzeltemezsiniz. . Bize çalışkanlığı sevdirmek istiyorsanız, bunun için bizi tembel salyangozla ra benzetmeniz gerekmiyor. L_O &[Q)D_ HEDEF BELiRLEMEK Hayatınıza anlam katacak bir hedef bulmak, ya§ama_ için heyecan ve istek bulmaktır. i _ :_#_;_iı&JEADI M:'\'H E [jEF; BEli RLEME K_,;_:___j ,ı!f_;;k;'1't;:,j,"___-'C' ,- :._",.,_:f_.,_;",., ,c; C,'- -,,':;;:"".-:;"'! -:(-,':;"'::: "'/::f_'_.;r F;:":'/,_:' Giriş Binlerce muhtemel hedef arasmdan hangilerine sahip olacağız? Hangileri yolumuzun üzerinde, hangilerine yeni yollardan ulaşmamız gerekiyor? Nereye gittiğimizi biliyor muyuz ve ne kadar yükseklere ilerliyoruz? Bir dizi genel yeteneklerimizin gelişimine adanmah, kendimize özel büyük hedefler seçmeliyiz. Beynimizin hedefimize çözüm bulma çabası biz uyurken, uyamkken, dalgmken, bilinçli iken çözüm buluncaya kadar devam eder. A) KONUNUN ÖNEMi Hedefinizi belirlerseniz, başarı yolunuzu çizersiniz; aklmızdan, kalbinizden ve çevrenizden destekler ahrsımz; çahşma azminizi geliştirirsiniz. Bu konuları açahm: 1. Başan Yolunun Çizitmesi Hedef belirlemek, yol ve yön belirlemektir. Hedefi belli bir uçak, belirlenen hat üzerinde ilerler. Hedefi belli insanın bilinci, hedefini yıllar boyunca her gün hatırlar ve düşünür. 76 . . Başarı aynı yönde sonuna kadar gitmektir. StarT Jordan'ın dediği gibi, "Nereye giUiğini bilen kişiye yol vermek için dünYA bir yana çekIlJr." Hangi yönde nereye kadar gidiyoruz? Tam ola. rak ne istediğinizi bilirseniz, çevrenizdeki varlıklar size nasll yardımcı ol?s:aklanm bilirler. Zihninize yapmak istediğinizi söylerseniz, onu yapmak için çalışır. . .... insanlar iki guruptur: Hedefi olanlar ve hedefsizler... Sürük. leyenlerl€: sürüklenenler; kazananlarla kaybedenler... insanın hedefini belirlemesi ve kendini ona sabitlemesi gerekir. Ne yap. mak istediğinizi bilmiyorsunuz, ama çevrenizde binlerce fırsat uçuşuyor. Büyük hedefleriniz yoksa fırsatları nasıl kullanacağını zı, yelkenlerinizi ne şekilde ayarlayacağın1Z1 bilemezsiniz. Hedefiniz varsa inanılmaz tecrübeler yaşayacaks1nız. Benim gibi yazar olmaya karar verirseniz, yazar olduğunu evreni, sizi \ zu göreceksiniz. Güçlü bir hafıza istiyorsanız, Dünya Ha istediğiniz fıza Şampiyonu Dominic O'brain'ı geçebildiğinize şahit yere )olacaksınız. . _ötürmek Küçük çocuklar ağladıklarında, anneler koşuştururlar. ıçın. seferb_r Yetişkin çocuklar ağladıklarında ise evren telaşlanır. Yüce edllece_ Yaratıcının evreni, sizi istediğiniz yere götürmek için se i ferber edilecektir. i i : Her başarı, sahibinin ürettiği bir şaheserdir. Başkasının ese i : rini satın alabilirsiniz, ancak kimsenin başarısını satın ala i : mazsınız. Başarıyı alm terinizle üretmekten başka şansınız yok. : Harcına alm teri damlamayan bir bina gösteremezsiniz. Uykula : rımz hiç kaçmamışsa, huzurlu uykularakavuşamayacaksınız. De i : nizlerdeki inciye ulaşmak istiyorsanız, tehlikeli derinlerde dolaş i : mayı göze almalısınız. Başaranlara zarar vermeyen yorgun i : luklar, sizi de incitmeyecektir. i i : Hedefe adandığımzda yaşama biçiminiz aniden değişir. Ge : çen saniyelerinizde zihniniz hedef üzerinde düşünür; konuşma: larımzı, ilginizi ve öğreniminizi hedefiniz belirler. Dikilen bir . L . 3. _.DIH: HEDEF BELIRLEMEK . 77 ağacın beslenerek büyümesi gibi, hedeflerle dolu bir zihinde yaşatılan arzular, içten içe inşa olmaya ve yeşermeye devam eder. Böylece başarı j'olunuzu çizmiş olursunuz. Yazdıklarınız sıradan da olsa, Arnold Beneth'inkiler gibi, yüz binler satacak kitaplar yazmayı hedeflemeniz gerektiğini söylüyorum. Hikayenizin, Richard Bach'ın "Martı"sı gibi dilden dile dolaşmasını arzulamamzı tavsiye ediyorum. Sıradan şeyler de söyleseniz, şarkınız1n Barış Manço'nun "Dağlar Dağlar" isimlı parçası gibi gönülleri titretici olmasını dilemenizi öneriyorum. .2. Ak11 ve Kalp Desteği Hedefiniz, beyninizde çözülmes: gereken bir problem olarak bekler. Beyniniz hedefinizi çözmek ve başarma yolunu keşfetmek için üzerinde odaklanır, dakikalarca düşünür. Sonra dinlenmek üzere ara verir, başka konularla ilgilenir. ilk fırsatta geri döner, yeniden odaklanır. Beyninizin sorununuzu çözme çabası, siz uyurken veya uyanıkken, hedefe ulaşıncaya kadar sürer. -!f Bu süreç, öncelikle beyin kapasitenizi arttırır. Beyin kapasitesi, beynin düşünürken kullanabildiğimiz boyutudur; bazılarına göre beynimizin binde birini kullanıyoruz. Aynı konuya ısrarla odaklanabilen beyinler, zamanın dahileştireceği beyinlerdir. Bu düşünce yoğunlaşması, beyin hücreleri arasındaki bağlantılann yeni bağlantılarla ve çağnşımlarla gittikçe gelişmesine, bey 78 . DU_UN VE BA_AR . nin daha karmaşık düşünebilmesine yol açar. Düşündükçe, düşünmek kolaylaşacaktır. Beyniniz, aldığı her mesajı hedefleriniz açısından tarar. Bu sayede uçuşan fırsatları yakalarsınız. Arşimet gibi "buldum" diye bağırabilmek, onun gibi arayan zihinlerin başarabileceği bir iştir. . . . Hedefiniz yoksa aldığınız mesajlar taranmaz. Kendisini çalışmak zorunda hissetmeyen beyin hızla paslanır. Açılmış yelkeniniz yoksa, okyanus rüzgarları gelip geçerler. Aramadığınız hazineyi bulamayacaksınız. Beyninize ne yajJmak istediğinizi söylemezseniz, nasıl yapabileceğinizi araştırıp size söyleyemeyecektir. Kalbiniz de hedeflerinizi destekler. Evren, Yaratıcısı nın amacına ölümüne adanml':?tır. Her ruh, hedeflerine adanan askerlerini yöneten komutan gibidir. Kişisel ordunuzun komuta merkezlerinden ::ıirinin, kalbiniz olduğunu bilmelisiniz. Kalbiniz hedefiniL.i size sevdirir; ona feda edebileceğiniz çabayı arttırır; çalışmanIzı zevklendirir ve böylece dayanma gücünüzü arttırır. Sevdiğiniz konu, üzerinde ısrada düşündüğünüz konudur. ihanetIeri bile yüzlerce defa düşünseniz, onları düşünmeden yaşayamaz hale gelirsiniz. Aylarca hatırlamadığınız aşkınIzı ise, terk etmek zorunda kalırsınız. Zihinden uzak kalan, kalpten de uzaklaşır. Başarı, yaptığını sevmek veya sevdiğini yapmaktır. Sevmediğinizi başaramayacaksınız. Sevdiğiniz işi yapmak ve sevdiğiniz eseri üretmek istersiniz. Hedeflerinize sımsıkı sarılmamışsanız, hayatınız sevmediğiniz işlerin işgali altında ezilebilir . Sevmediğimiz işlerimiz, bize hedefsiz yıllarımızın hediyesidir. Hedefsiz insanlar, diğerlerinin boş bıraktığı alanların birinde meşgul edilirler. Ortaokulu bitirdiğimde, mısır tarlalarında isteksizce çalışır Aramadığınız hazineyi bulamayacaksınız. . 3. ADıM: HEDEF BELIRLEMEK. 79 dım. Ama "yazar" olmak gibi bir hedefim vardı. Bir an önce işimi bitirmek ve defterimi eli me alıp gün boyu hayal ettiğim sahneleri deftere aktarabilmek için kendimle yarışırdım. Çalışmaya mola verdiğimizde evimize koşar; roman1ma birkaç sayfa daha eklerdim. Benim mutluluğu m buydu. Hayatınıza anlam katacak bir hedef bulmak, yaşamak için heyecan ve istek bulmaktır. Hedefinizi küçük buluyorsanız, heyecanınız sönük kalacaktır. Hiçbir hedefsiz kimse, ormanları temizlemeye adanan karınca kadar mutlu ve heyecanlı çalışamaz. 3. Ruhsal Destekler Ruh, ruhsal zekamızın en önemli boyutudur. Hayatımızdaki pek çok olay, sıra dışı ve olağanüstü müdahalelerle gerçekleşir. Ruhunuz, evrenin gizli boyutlarından yaşantınıza akar; şans, tesadüf, içgüdü gibi maskeler arkasın Idan sonuçlarınızı d_ğiştirir. Ruhunuz hedefinizle yoğrulur; hedefiniz ruhunuzdan akmaya başladığında, canlanmıştır. Hatta hedefiniz başka bir ruh, belki bir melek suretinde evrene açılmıştır. Bu, ruhunuzun hedefinizle özdeşleşmesi, diğer deyişle hedefinizin ruhsallaşmasıdır. Maddesel evrende olduğu gibi, ruhsal evrende de bir mıknatıslanma vardır. 12 Benzer özellikler taşıyan ruhsal anlamlar, birbirlerini çekerler, birbirleriyle bağlantı kurarlar; birbirlerini ortak eylemlere sürüklerler. Ruhunuz, hedeflerinizle özdeşleştiğinde, ruhsal evrenin ücra köşelerinden çektiği anlamlar, hedeflerinizin rengine ve özelliklerine bürünmüş olacaktır. Aradıklarınızın tesadüfen Hedel başka ruh, bel mel_ sureti evre 12 Zira r..addesel evren, ruhsal evrenin Yaratıcımız tarafından cisimlendirilmiş; yaklaşık bir formatından ibarettir. Her iki evrenin temel özellikleri arasında inanılmaz paralellikler görebilirsiniz. BO + DÜŞÜN YE BAŞAR + : karşmıza çıktığmı mı samyorsunuz? Ruhsal içtenliğinizle arama : dıklanmz da tesadüfen karşmıza çıkabiliyor mu? i : Ruhunuzun doğasmda telepati (uzaktaki insanlarla ruhlan i i aracılığıyla haberleşme) yeteneği vardır. Şiddetli hedefleriniz i : hakkında uzaklardaki ruhlarla iletişim kurabilirsiniz; bilmediğini i : zin kalbinize ilham edilişine şahit olabilirsiniz. i . i Ruhunuzun önsezi (meydana gelmeden önce hissetme) yetei neği vardır. Bazen rüyamzda gösterilir; bazen uyanık bilincinize : hissettirilir. Bazen bu hisle sevk edilirsiniz. Önsezi bazen duru i : görü (dairvoyance) formuna bürünür; zihinlerden geçenleri his i : sedebilirsiniz. i i Sizin ruhunuz da psikokinezik güç yansıtır. Nazar örne ğinde olduğu gibi, Sınırsız Kudretin ruhta yansıttığı güçle madôı eşyalan, güncel yaşantı akışlanm etkileyebilirsiniz. Bu güç, peygamberlerde "mucize" ölçeğinde büyük yansır; velilerde "keramet" halini alır. Parapsikolojik özellikler bütün insanlar için geçerlidir. Hedefleriyle özdeşleşenlerin ruhlan, bu ruhsal yetenekleri daha güçlü şekilde kullanmaktadırlar. Akıllan gözlere in diren pozitif bilime kayıtsız şartsız kandığım yıllar boyunca, : bu gücü geliştirmeye girişmemiştim. i i : Bir tamdığımzı andığınızda çıkagelmesinin tesadüf olduğunu i : mu samrsınız? Günlerdir sorduğunuz bir sorunun ummadığımz bir i : zamanda cevaplanmasımn bir açıklaması yok mu? Nazan kuvvetli i : birileri size "Elbiseniz ne güzel" dediğinde düşerek elbisenizi : yırtmamzın nedeni üzerinde düşündünüz mÜ? i : Ruhunuza sunulan gücü, hedefinizle özdeşleşmek yoluyla kul : lamn. O orada, ötenizde. Parmaklanmzı kullanmayı öğrenmek i i yıllanmzı almıştı. Ruhunuza bir günde kontrol etmeyi bekleme , melisiniz. Ruhunuza sunulan gücü, hedefinizle özdeşleşrnek yoluyla kullanın. + 3. ADIH: HEDEF BELIRlEHEl + Bı 4. çevresel Destekler Ruhsallaşan hedefler, ruhsal evrende anlam dalgalan halinde yayılırlar. Rüyamzda gördüklerinize benzer manevi vücutları vardır. Arzularınız bir kere ruhunuzdan çıktılar mı, diğer ruh lara sirayet ederler. Ruh diğer ruhlarla, hatta meleklerle haberleşir. Melekler, dü şüncelerimizi koku formunda algılarlar. Çirkin düşüncelerimiz melekleri rahatsız edecek kokular şeklinde yayılırlar. Her ruh, benzeri eğilimler taşıyan diğer ruhlar tarafından manevi olarak desteklenir. ilim öğrenmek isterseniz, alimlerin ruhsal desteğini alırsımz. Ruhunuz uzayda dolaşan kendisi ninkine benzer arzularla iletişim kurar. Rüyalarımızda gördüklerimiz, çoğu zaman ruhsal i evrenden aldığımız gelecek mesajlarıdır. Anlar bile evrenin Hakiminin gönderdiği ilhamı almak için meleklerle haberleşirler. Siz de bu gerçeği, nereden doğduğu belir siz "içgüdü" kavramıyla mı açıklıyordunuz? Hatırlıyorum; üniversiteyi kazanmayı çok istediğimde, rüyamda sınavı defalarca kazamyordum. Çok geçmeden rü yalanm gerçeğe dönüştü. Yurt dışına çıkmayı çok arzuladığımda rüya aleminde yabancı ülkelerde gezinirdim. Çok geçmeden bu rüyalar da gerçekleşti. iş sınavı m kazanmıştım ve mülakat sonuçlannm ilan edilmesi ni bekliyordum. Siyasal destek alabileceğim hiç kimsem yoktu. Hedefim öylesine ruhuma işlemişti ki, o ben olmuştum. Bir gece rüyamda Meclise gittim. Milletvekilleriyle görüştüm ve Genel Kurul salonunda kürsünün önünde dönemin başbakamyla toka laştım. Aradan iki gün geçti ve yüksek mühendis Alper Özcan vakfı rnızda misafirimiz oldu. Milletvekili adayıydı, seçilmemişti ve Her ben eğiliı taşıyar rut tarafı i L 82 . DUŞUN VE BAŞAR. i i i , , , , , , , , , , i i , , , , , , i i , , , , , , i i , , , , Meclise uğrayacaktı. Gezmek amacıyla, birlikte Meclise gittik. Orada amacımızı aştı k; bazı milletvekilleriyle ve hatta Meclis Başkanıyla makamına oturduğu o ilk gün tanıştım. Unutmamalısınız: Bedeninizi güçlü bir kalp yönetiyorsa, fırtınaların içerisinden, kurşun yağmurları arasından geçirilip hedefe ultaştırılırsınız. Kalbinizi yalnızca büyük hedeflerle güçlendirebilirsiniz. . Ruhtan ruha uzanan yollar vardır. Birbirleriyle Iyi tanışan ruhlar, birbirleriyle uzaktan haberleşirler. Bir çocuk acı çekse, onunla ilgisini kesmeyen annesi dünyanın öbür ucunda da olsa onu hisseder. Nice şehit anaları ve eşleri ciğerparelerinin başına geleni daha kimseler duymadan öğrenmişlerdir. Bir dönem telepatik yeteneğimi geliştirmek için özel egzersizler yaptım. Çok yakın arkadaşlarımı düşündüğüm de beni arıyorlar; ararnasalar da düşündüklerini öğreni yordum. Bir arkadaşım, onu düşündüğüm günün ertesinde, Türkmenistan'dan, bir başkası istanbul'dan beni aramış tır. Hatta, benden istediği bir işi yapmakta geciktiği m bir arkadaşımı hatırlamaktan, düşünmekten çekindiğim günler yaşadım. O kadar sık başıma geliyordu ki, onu düşündüğümde beni hatırlıyor ve telefon aracılığıyla işini soruyordu. 13 Birbirleriyle iyi tanışan ruhlar, birbirleriyle uzaktan haberleşirler. 5. Çahşma Azminin Artışı Hedefiniz ne kadar büyükse, o kadar istekli çalışırsınız. Ne kadar çok çalışacağınızı, ne kadar güçlü ve sağlıklı olduğunuz belirlemez; ne kadar istekli olduğunuz belirler. Hayattaki 13 Burada anlatılanlar özel tecrübelere dayanır. Ben bu tecrübeleri ikna olacak yoğunlukta yaşadığımı iddia ediyorum. Hiç görmeyenlere. görmenin nasıl bir algı olduğunu tam anlatamazsınız. Aktardığımız deneyimleri yaşamayan da, bizi tam anlamayacaktır. . 3. ADIH: HEDEF BELlRLEHEK . 8en büyük harekete geçirici güç, hedefinizle birlikte kavuşacaklarınızın büyüklüğüdür. Aceleci insan, çabalarının meyvesini hemen ister. Oysa büyük hedefler meyvelerini yıllar sonra veren ağaçlar gibidirler. insana yıllar boyunca tahammül gücü kazandırabilecek sır, hedefin büyüklüğünde saklıdır. XYZ Şirketi herkesin başvurabileceği bir iş sınavı açtı. Kazananlar aylık 50 milyar lira maaşla işe alınacaklar. Sınava hazırlanırken, ilgisiz her şeyi terk eder, her saniye kazanmanın heyecanını duyardınız. Eğer önerilen ücret 50 milyon lira olsaydı hangi zahmete katlanacağınızı sanıyorsunuz? Bizi sürükleyen hedef, bizim seçtiğimiz, kararlaştırdığımız ve adandığımız hedeftir. Başkaları kararlarımızı etkileyebilirler, ama. hedeflerimizi belirleyemezler. Her gemi kendi rotasında ilerler; siz de kendi hedeflerinizle ilerliyorsunuz. Bü) hedE meYVE yıllar! veren a gibidi Kim daha büyük istiyorsa o daha yüksekte olacaktır. Ne kadar yüksek isterseniz, yükseğe o kadar yaklaşacaksımz. Eğer başka birisi aynı makamı istiyorsa, evrenin Sahibi kimin daha yoğun duygulu ve daha uzun süre istediğine bakar. Elbette herkes en üstte olamaz. Ama kim ne ise onun en iyisi, en güzeli olabilir. Kedi de güzeldir, kuş ta sevimlidir, karınca da sempatiktir. Bunların her biri kirlenebilecekleri gibi, temiz, disiplinli ve düzenli de olabilirler. i , , , i i i , , , , i i ., , , , , i i i , , , i , i i , i , , , , i Ben meşe miyim, çınar mıyım, gül müyüm? Ne fark eder; üstelik bunlardan herhangi biri olmak da elimde değil. Ama meşeysem dallarımı düzenli budayabilirim; gülsem güzel kokabilirim. Her insana, kendini disipline etme ve insana yaraşır üstün bir onura, yüksek bir ahlaka ulaşma özgürlüğü verilmiş 84 . DUŞUN VE BAŞAR. tir. Çalışma azmi, sonsuzluğa hazırlanan insanın, içselonurunu yükseltme çabasma dayanacaktır. B) TEMEL ENGEllER Hedefe u1aşma aceleciliği, okuma yazma istek_izliği ve şansa, tesadüfe inanma gibi hatalar, hedef belirleme becerinizi baltalayacaktır. Önlem almalısınız: i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i . : Insan nefsi acelecidir; dünyayı cennet sanır, dileğine he men ulaşmak ister. Çocuklar gibiyiz; hayallerimiz, sürekli Hedefsiz değişen "acil isteklerimizle" doludur. Çalışmakta ve üze insan, kökleri rimize düşeni yapmakta acele etmeliyiz; ama sonuçlara kesilmiş ağaç ulaşmakta acele ettiğir.izde sabırsızlaşıyoruz. Sabırsızllk gibidir; istikrarımızı bozuyor ve istikrarsızlık da hedefsizliğimize duyguları yol açıyor. beslenemediği " . . Yanıliyoruz ve basıt hayallerı, çocukça heyecanları he ıçın yeşermez. df... Hdf' , hdf"d,7KIe sanıyoruz: e e ınız var mı ve e e mız ne ır. o aylIkla öğrenebilirsiniz: Her sabah uyandığınızda aklınıza ilk gelenleri ve her aksam uyumaya çalışırken aklınızdan çıkaramadıklarınIzı bir deftere not edin. Bir yıl sonra notlarmızı gözden geçirin: Eğer oradakiler arasmda bir yıl boyunca hatırlayabildikleriniz varsa, işte hedefleriniz onlardır. Eğer bir gün hatırlayıp aylar sonra unuttuğunuz şeyler not etmişseniz, hedefiniz yoktur. Hedefsiz insan, kökleri kesilmiş ağaç gibidir; duyguları beslenemediği için yeşermez. Kökleriniz canlı mı? Her gece uyumadan önce, beslenmek isteyen büyük bir hedef kendisini size hatırlatıyor mu? Kendilerini başar1S1zlığa mahkum edenler, hedefi, geçici ha- i yallerle karıştmrlar. Sonuçta talihsizliklerini suçlarıar. Onlara 1. AcelecUık-Sab1rs1zhk . 3. ADıM: HEDEF BELIRlEMEK . 85 neler yapabileceklerini söyleseniz, inandıramazsmız. Büyük işler başaranların, başarılarını hedeflerine adanmalarma borçlu olduklarını kabullenmezler. Son on yıldır ısrarla tekrarladıklarınızı, şimdi yaşadığmızı görebilirsiniz. Gelecek on yılda uğrunda çabalayacağınız şeyleri başaracaksınız. Uğrunda önemli çabalar harcadığmız neleri buluyorsanız, onların hedefleriniz arasmda yer aldığını göreceksiniz. Şu soruyu sorun: Önümüzdeki 20 yıl içinde neleri gerçekleştirmeyi planlıyorum? Ölüm gelip kapımı çaldığı zaman neleri tamamlamış olmalıyım? Hangi kuruluşları oluşturmalı, ne kadar kazanmalı, kaç çocuk yetiştirmeli, nerede oturmalıyım? Bir ömür boyunca neye adanıyorsunuz? Bazı arkadaşlar hemen şöyle derler: "Siz ne kadar yaşayacağmızı biliyor musunuz? Kaderinizi belirleyen siz misiniz?" Ben de şöyle derim: "Ne kadar yaşayacağınIzı bilseydiniz, bir hedefiniz olacak mıydı? Yoksa ölüm kor- i kusuyla dünyadan çekilecek miydiniz? Zaten herkesten uzun yaşayacağınIzı sanmıyor musunuz?" Hayatm Sahibinin bize sunduğu zorunlu fizyolojik smırlanmızı hariç tutallm. ON YıLDıR uğrunda HER GÜN çalıştığmız halde, hala başaramadığınız kaç tane hedefinizi gösterebilirsiniz? Olağanüstü işler başaranlar bir kaç tane gösterebilirler; ama diğerleri bir tane bile gösteremeyecekler. insanlarm kendilerine hiç sormadıkları sorular aslında her an sarmaları gereken sorulardır: Ben bu dünyaya niçin geldim? Burada ne yapacağım, ne yapabilirim, ne yapmak istiyorum? NereYe uçmak istiyorum? Zira, kanatlarınIzı açmazsanız, rüzgarlara binemezsiniz. açmaz_ rüzgaı binerne i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i On yıl sonra neolacağınIzı düşünmüyorsanız, niçin üniversite öğreniminde yılların1Z1 harcıyorsunuz? Nasıl bir geleceğe ulaş 86 . . mak istediğinizi bilmiyorsamz, niçin fabrikalarda, tamirhanelerde ömrünüzü geçiresiniz? Aslmda bütün mesele burada. Ne olacağınızı dileyerek çalışırsanız, o olacaksınız. Acele etmeyeceksiniz; her gün hedefinize ilerleyeceksiniz. ... 2. Okuma Yazma isteksizliği insanlık tarihindeki büyük değişimlerin sırrım biliyor musu nuz? Atalarımız binlerce yıllar boyunca mağaralarda yaşadılar. : Vücutlarım hayvan postlarıyla örttüler. i i Yeryüzünde büyük şehirler kuruşumuzun, yollar inşa edişimi _ zin ve.sınırsız sandığımız dünyayı bir avuçluk köye dönüştürü \ şümüzün tarihi çok yenidir. insanlık tarihi boyunca öğrene bildiklerimizden kat kat fazlasını, sadece son yüz yılda Yapacakıarını- keşfettik. Neden ve bu hızın sebebi nedir? zı yazarak BhbL'db"" L.. LL v' . . U ızm se ep erın en ırısı, ınsan arın once u usa gelecegınızın ddLd'll L"L'd'Bd . ve ar ın an evren se ı er ge ıştırme erı ır. u saye e harıtasını bk'LLb'l'L"kLkLL. .. aş a mı yon arın ı gı erını azanmanın yo unu o ay aş çızersınız. tırdılar. Bu bilgilenme ve değişme yolculuğu, atalarımızın yaz mayı keşfetmeleriyle başlayan bir süreçtir. Yazmayı keyfederek okumayı keşfettik; okumayı keşfederek diğer dilleri ve iletişim kanallarını evrenselleştirdik; dünyayı tamdık. Eskiden bir avuç insan okuyup yazabilirdi; aralarından, okuma yazma ve yabancı dil bileni padişah yaparlardı. Şimdi hepimiz okuyup yazabiliyoruz; hepimizin bir yabancı dili var ve hepimiz eski filozoflardan daha dahiyiz. Şimdiki çocuklarımız, Ay hakkında neredeyse Ay'a ayak basan Armstrong kadar bilgiye sahipler. Gördüğünüz gibi, devrim gibi değişmenin sırr1 önce okumakta; sonra yazmakta gizlidir. Öğrenmek okumakla, yapmak yaz . 3. ADıM: HEDEF BEliRlEMEK. 87 makla gelişir. Yapacaklarınızı yazarak geleceğinizin haritasını çizersiniz. Bildiklerinizi gerektiğinde hatırlayamayabilirsiniz; ama yazdıklarınız her an gözlerinizin önünde bulunabilir. Not tutmayan ve yapacaklarını yazmayanların büyük başarılara ulaşacaklarını sanmıyorum. Vehbi Koç yazar değildi; hayatını yazmakla değil, ticaretle kazamyordu. Ama hayatına on binin üzerinde iş mektubu sığdırabilen Koç, başarısını yazdıkıarına borçludur. Kimi 'gençler, kitaplardan. etkilendiklerini, ama başarı yolculuğunu sürdüremediklerini söylüyorlar. Heyecanlarmm çabuk sönmesinden şikayet ediyorlar. Onlar yazmayanlardır; yazdıklanm okumayanlardır. Benim sıradan bir çizgide ilerleyen hayatımı hızlandıran yazdıklarım olmuştur. Öne\? yazar olayım diye küçük hikayeler yazıyordum. Sonra günlükler yazmaya başla- . dım. Gün geldi günlüklerimde hedeflerimi karaladığımı, aldığım mesafeyi sorgutadığllm, kendimi uyarıp, kendime yol gösterdiğimi fark ettim. Günlük;hatıra defterlerimin, başarı okyanusundaki geleceğimin rotasını çizdiklerini anlıyorum. Size, kendinizi, geleceğinizi ve düşündüklerinizi yazma ve yazdıklarımzı her fırsatta okuma alışkanlığını öneriyorum. i i i i i i r i i r i i i i i i i i r i i r i i r i i i i i i i i i i Günl hatır defterler geleceğ rotası çizdiklE anhyorı r i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i 3. Şansa- Tesadüfe inanma Bazıları için hedefsizlik, bir tercihtir. Onlara göre, hedefe adanmak safsatadır; özel çabalar boşunadır; herkes hayatın, şansların ve fırsatların kendisine sunduğunu alır. Böyle baksaydınız, bir hedefiniz olabilir miydi? Bazen insanların özel başarılara ulaşamamalarına hayret edersiniz. Çoğunluğun sıradanllğımn sırrı nedir dersiniz? Her şey açık; çoğunluk tesadüfe, şansa, talihe inamyor. Türkiye'de 60 88 . DUSUN VE BASAR. milyonu n 20 milyonu aynı anda; belki de 40 milyonu farklı farklı zamanlarda loto, toto, piyango veya at yanş1 oynam1şt1r. Bu tür bahisler ve şans oyunlan derin bilincimize girerek geleceğimizi karart1yor. Bize alm teri olmaks1Z1n kazanabileceğimizi telkin ediyorlar. Piyango oynayabilen, tesadüfe pay b1rakabilen bilinç, başan yolunda belirlediği hedefe tam adanamaya cakt1r. Başan, şansm eseri olamaz. . Piyangolar birkaç kişiye "para" kazand1rabilir. Birkaç kişi para kazanacak diye, bütün bir toplumun başannm temel felsefesine olan inancm1 yJkmak ak1llıca m1d1r? insanlan şansa inand1rmak mant1klı m1d1r? Dahas1, piyangolar, sadece para kazandmr; piyangolarla ve bahislerle ilgilenenler, zamanla başanY1 sa Tesadüfe pay de_e _araya _ndirgerler. Oysa başan paranm çok ötesindebırakabilen kı degerlerdır. bilinç, başarı Bunlarla birlikte, inanıyorum ki, piyango veya bahis yolunda lerle milyarder olan üç beş kişinin de kalpleri gülemeye belirlediği cektir. Dikkat ettim; gazetelerde bir piyango milyarderi :_defe tam nin tüm parasm1 tükettiğini, diğerinin intihar ettiğini ve adanamaye;,- bir diğerinin cinayete kurban gittiği ni okudum. Piyango cakt;/ dan kazananlann geri kalan hayatlannda saltanat sürdükle i rini mi sanıyordunuz? i i Gerçek adanma, girdiğiniz yolu geri dönüşsüz hale getirmek tir. Başarı, şansa, tesadüfe inanmamak; sadece istemenin, duanın ve çalışmanın sonucuna dayanmaktır. Gerçek, kalıcı ve vicdanlan yüceltici başanlar, sadece doğrular üzerine kurulurlar. Hak etmedikleri değeri torpillerle kazananlar, aslmda kaybettiler. Gün gelecek, onlara haks1z kazanımlannın bedelleri ödetilecektir. Ölümlerin, kazaların, yangınların ve tesadüf gibi görünen acıların çoğunun altında, haksız kazanımların geri ödenimi yatar. Mutlak adilolan Ezeli Hakimin evreninde yaş1yorsunuz. Geleceğe bakamayanlar, evrensel adaleti göremezler. . 3. ADıM: HEDEF BELIRLEMEK . 8C) ÇÖZÜM TEKNiKLERi i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i Hayal gücü ve arzu bir araya geldiğinde hedefler ortaya ç1kmaya başlar. Bu yolda genel ve özel hedeflerinizi yazmalı ve yazd1ğınız hedefleri düzenlemelisiniz. Tart1şalım: 1. Genel Hedeflerin Yaz11mas1 Başannızm temel dayanağı olacak evrenselleşmiş genel hedefler vard1r. Bunlar mutlaka geliştirmemiz ve başan yolculuğu. muza dayanak yapmamız gereken genel yeteneklerdir. Asıl ve özel hayat hedefiniz ne olursa olsun; aşağ1daki "yetenekleri" hemen geliştirmeye başlamalısm1z. Bunlara 'ty'üksek Yetenek" diyeceğim ve herkese evrensel anlamda bu ye- , tenekleri geliştirmeye şimdiden adanmalannı önerece ğim: baş araçla başıı bilgis gel o Bilgisayar Kullanımı: Asnm1Z1n en önemli başan araçlannın başmda bilgisayar gelir. Onunla müzik yapabilirsiniz, resim çizebilirsiniz, grafik tasarlayabilirsiniz. Bilgisayar hayatm1Z1n geçim kaynağ1 olabilir ve hiç bir alanda sağlayamayacağm1z geliri bilgisayara dayalı işlerde elde edebilirsiniz. ilk hedefiniz kişisel bir bilgisayar sahibi olmakt1r. Ardmdan, on parmak yazmaY1, windows gibi ortam programlanna hakim olmaY1, word, excell, access gibi temel paket programlarm etkin ve profesyonel kullanımm1 öğrenmelisiniz. Resim, animasyon ve tasanmla ilgili daha derin konularda uzmanlaşma ise "özel hedef" alanma girmektedir ve aralanndan seçmeniz gerekir. Bu bölümde, hayatm her alanmda kullanabileceğiniz boyutlanyla bilgisayan hedefleyeceksiniz. Bu bilgileri, hangi işte olursa ol 90 . . sun, her türlü yazışmamzda, yazılı iletişiminizde ve ilişkilerinizde kullanacaksınız. o interl'!et Kullanımı: Daimi bir e-posta adresiniz ol malı; asgarf web tasanm bilgisi kazanarak kendtnize ait, en azından ücretsiz bir web sitesi hazırlamalısınız. Oluşturacağınız böylesi bir ortam, yeteneklerinizin gizlenip kaybolmasını önler, sizi 24 saat ulaşılır kılar ve çevreyle müthiş bir iletişim alanına açar. Aym bağlamda internette her türlü araştırabılme ve iletişim kurabilme becerinizi de geliştirmeli; sağlam bir ilişkiler ağıoluşturmalısınız. Bu arada, interneti uzun uzun yazılı sohbet (chat) veya cinselliği kışkırtıcı alanlarda gezinti (sörf) amacıyla kullan mak çok tehlikelidir. Bu ikisi asrın en tehlikeli zaman ve yetenek katilleridir. Böyle bir tuzağa direnemeyecekse niz, bu alam ihmal etmeniz daha iyidir. iletişiminizi uzaktaki insanlara ve gelecek nesillere ulaştıran yeteneklerin başında yazılı anlatım yeteneği gelir. o Yabancı Dil-ingilizce: Herhangi bir yabancı dili öğrenmek "özel yetenek" alamndayken, ingilizce artık genel yetenek alanındadır. internette, turistik gezide, hemen her yabancıyla yazılı ve sözel iletişimde kullanabileceğiniz asnmızın en yaygın ve gittikçe yaygınlaşan dili ingilizce'dir. Kendinizi yazılı ve sözlü olarak anlatmamza yetecek ingilizce alt yapısına odaklanmalı ve bu alanda gelişmelisiniz. Dünya vatandaşlığına doğru ilerlediğimiz çağırnızda, aşırı dil milliyetçisi bazılanmn yabancı dil karşıtlıklarıyla zaman kaybetmemenizi öneriyorum. o Yazılı Anlatım Etkinliği: Başanmzı yaygınlaştıracak yeteneklerin başında iletişim geliyorsa, iletişiminizi uzaktaki insanlara ve gelecek nesillere ulaştıran yeteneklerin başında ya . 3. ADıM: HEDEF BELIRLEMEK . 91 zılı anlatım yeteneği gelir. Yazı becerirniz .zihinsel keskinliğimizin ve bilgi birikimimizin yansıtıcısıdır. Alt ve üst çevrenizle yazışarak iletişim kurmamz gerekecektir. iş ararken, iş yaparken yazınızı kullanacaksımz. Birlikte çalıştığınız insanlara yazımzIa verebileceğiniz destek çok büyüktür. Temizlikçi olarak da çalışsamz, etkili yazım yeteneği statünüzü yükseltmenizi sağlayacaktır. o Sözlü Anlatım Etkinliği: Birlikte olduğumuz veya huzurlarına çıktığımız insanlara sözlü anlatım yeteneğimizle muhatap oluruz. Etkili cümleleri, kısa, öz, anlaşılır, sistemli, inandırıcı ve etkileyici bir dille yapılandırabilmeliyiz. Böylesi bir etkinliğin bizi zam_nla nerelere taşıyabileceğini, çalıştığı- : mız işyerindeki statümüzü nasıl değiştirebileceğini hayal edebilirsiniz. Sözlü anlatım tekniği kapsamında sosyal ilişkilerinizi de düşünebilirsiniz. Sosyal iliş_ileriniz yeteneklerinizin bilinip yaygınlaşmasına yardım eden en önemli faktör dür. Bu anlamda vücut dili, etkileyici tutum ve kişiliğin geliştirilmesi de önemli hedefleriniz arasında yer almalıdır. olaca: günl hayali heyec; ma o Güçlü ve Etkili Beyin: Yatırım yapmamız ve öncelikli genel hedeflerimiz arasında korumamız gereken orgammız beynimizdir. Hafızamızı güçlendirme, mantığımızı, düşünme yeteneğimizi geliştirme yolundaki çalışmalarımız, tüm başarı alanlarımızı etkileyecektir. Şimdiden süper beyin li insanlar olacağımız günlerin hayalleriyle heyecanlanmaya başlamalıyız. o Mükemmel Sağlık: Bir kaç nesil ötedeki "Kıyamet" yaklaştıkça, insanlarda psikolojik ve bedensel hastalıklar yaygın i laşacak; hastalık, insanlığın, gittikçe büyüyen sorunlarından biri 92 . DU_ÜN VE BA_AR . si olacaktır. Dolaysıyla hedeflerimiz arasında, zihinsel ve bedensel sağlımızı nasll koruyacağımızı, bunun için beslenme, uyku, kondisyon gibi alanlarda nasll bir yaşama biçimi seçmemiz gerektiğini belirlemeliyiz. Hastalık, insanın duygusalolarak yeni bir çalışma azmi yakalamasına, kendini disipline etmesine katkı sağlar. Ama uzun süreli ve özellikle psikolojik hastalıklar, insanı başarısızlığa sürükler. Yukarıdaki yetenekleri, yaşama gerekçeleriniz arasına almalısınız. Dünyada olağanüstü bir iz bırakmanız, bu yetenekleriniz sayesinde mümkün olacaktır. Hatta, kendinize özel hedefler seçmemiş olsanız bile, sırf bu genel alanlar, size büyük bir deha kazandırmaya ve sizi hayatın zirvesine taşımaya yete cektir. Genel alanlar, size b_Ü dYÜ hk)Ben öncelikle böylesi hedeflerimle şimdiki noktaya ır e a kazandırmaya ulaştım. Çok eskiden bir daktiloyu dilemiştim. Bir tanıdı ve sizi hayatın ğım satın aldı ve getirdi. Para kazanmaya başladığımda, zirveSi ;) e ilk yaptığım şey bütün param olan beş bin markla ilk bil taşımaya gisayarımı satın almaktı. Web sitesi hazırlamayı öğren yetecektir. dim. Yabancı dilimi koruyorum. Etkili öğrenme, yazılı ve i sözlü iletişim alanlarında ve sağlık konularında hala kendimi i v.. : egıtıyorum. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i 2. Özel hedeflerin Yazılması Özel hedefleriniz, genel yetenek hedefleriniz dışında kalan her türlü uzun ve kısa vadeli amaçlarınızdan oluşur. Bu hedefleri yazmalısınız. Zamanla değişime uğrarlar ya da yeni hedeflerle birleşirlerse, hedef yazılarınızı yeniden kaleme almalısınız. Özel hedef alanlarınızı aşağıdaki başlıklar altında sıralayabilirsiniz: . 3. ADıM: HEDEF BELIRLEMEK . 93 o Eğitim Hedefi: Kurumsal eğitiminizi nereye kadar sürdürmeyi planlıyorsunuz? Herkesin doktora yapması şart değildir. Diğer hedefleriniz, akademik çalışmalarla paralelolmayacaksa, mastır ve doktorayı gereksiz görebilirsiniz. Ama eğitimle, düşünceyle ilgilenecekseniz; formel eğitimde zirveyi hedeflemelisiniz. Ayrıca hangi alanlarda eğitim alacağınızı yıllar öncesinden planlamalı; bu konularda son anda karar vermek zorunda kalmamalısınız. Liseye yeni başlayan gençlere, hangi üniversitenin hangi bölümünde okumak istediklerini hemen şimdi araştırmaya başlamalarını ve bir an önce kararlaştırmalarını öneriyorum. Diğer yandan, kişisel hayatınız elbette son nefesinize kadar kendinizi eğittiğimiz en değerli üniversiteniz olmalıdır. Adandıj hobiler geçiı kaynağı' dönü_ o Mesleki Hedef: En temel geçim kaynağımız mesleğimizdir. Eğitiminizi bitirdikten sonra hangi mesle ği seçeceksiniz? Kimi durumlarda eğitiminiz, mesleğinizi . de belirler; tıpta okuyorsamz; doktor olacaksımzdır. Ama bazen, tıp mezunu olduğu halde aktörlüğü seçen Cüneyt Arkın gibi, eğitiminizin odağında olmayan bir mesleğe de yönelebilirsiniz. Birden fazla hobiniz varsa veya özel-yetenekler geliştirmişseniz, mesleğinizi seçmekte zorlanabilirsiniz. Ama, bu, sevmediğiniz alternatifsiz bir işe mahkum olmanızdan iyidir. Özel hobilerinize adanmayı sürdürürseniz, hobilerinizden biri mesleğinize dönüşecektir. Asıl mesleği Devlet Planma Uzmanı olan Turgut Özal'ın siyaset hobisinin, onu Türkiye'nin başbakanlığa taşıması gibi... Beni de böylesi örneklerden biri olarak görebilirsiniz. "Yazarlığı, Etkili Öğrenme, Etkili Iletişim ve Başarı Stratejileri" Eğitmenliğini, mezun olduğum üniversitenin Kamu Yönetimi Bölü 'Iıı: il,!, ii IIIII ılı ,i illdııı i Illilı" Eseriniz sizi mekansal ve zamansal ) O Sosyal Hedef: Bu konu toplum içerisinde nasıl gö uzaklara rüneceğinizi belirler. Başarının çok önemli bir boyutu, taşıyan etkili ve güçlü insanlarla kuracağınız iletişimleriniz ve gÖnülı :J " dostluklarınızdır. Yazarlarla, sanatçılarla, patronlarla, si elçilerinizdir. yasetçilerle ve hemen herkes__ iletişim kurabilirsiniz. Alarko Holding'in kurucularından Uzeyir Garih, bir röportaj : da "ilişkilerimiz işimizin bir parçasıdır" demişti. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i 94 . DÜ_UN VE BA_AR . mü nde öğrenmedim. Bu birikimleri, özel hayatımın ayrıntılarına kadar genişlettiğim özel ve kişisel üniversitemde geliştirdim. O Eser Hedefi: Hayatta hangi eserleri vermeyi planlıyorsunuz? Eğitil)liniz, mesleğiniz veya hobileriniz, kendiliğinden eser vermenizi sağlamazlar. Her sanatçı beste bırakmaz, her yazarın kitabı yoktur; her fizikçi Einstein gibi bir buluşa sahip değildir. Eseriniz sizi mekansal ve zamansal uzaklara taşıyan gönüllü elçilerinizdir. Eğitiminizle, mesleğinizle ve hobilerinizle uyumlu eserler hedefleyebilirsiniz. Yazarsanız, herhangi bir edebi türde eser, resim, şiir, sanat, tasarım, mimari plan ve orijinal fikir üretebilirsiniz. Bir vakfın, derneğin kurulmasını sağlaya bilirsiniz. Eseriniz kurduğunuz çiftlik de olabilir. O Turizm-Eğlence Hedefi: Hayat, dinlenme, eğlenme ve kültür amaçlı faaliyetleri de gerektirir. Ülkemizin değişik köşelerine ve dünya ülkelerine açılmayı hedeflemeli; farklı tarihleri, toplumları ve kültürleri en azından tatillerde gezip görmeyi düşünmeliyiz. Bu faaliyetler bizi hem dinlendirecek ve hem de mesleki ve eğitim çalışmalarımız, ufkumuzu geliştirerek, eserlerimizi evrenselleştirecektir. Bu başlık altında, müzik enstrümanı kullanımı, amatör resim, spor, bahçecilik gibi dinlenme ve eğlenme amaçlı ilgiler seçebi . 3. ADıM: HEDEF BELIRLEMEK . 95 lirstniz. Bu tür hobileri günlük koşuşturmalarımız arasındaki boşluklara serpiştirerek, hem beyninizi, hem de sağlığınızı ve dayanma gücünüzü geliştirirsiniz. O Özel Yetenek Hedefi: Bu alan 5izi toplumun diğer kesimlerinden en belirgin şekilde ayıracak biricik ve çok özel yönünüzdür. Çok özel bir konuda; çok iyi olmayı hedefliyorsunuz. Bunlar hobilerinizden biri olabilir. Çok iyi bir futbolcu olmak Hakan Şükür'ün yeteneğiydi. Mühendis Süleyman Demirel'in, Necmettin Erbakan'ın, ekonomist Tansu Çiller'in veya gazeteci Bülent Ecevit'in özel yetenek alanları siyasetti. Fizikçi Leonardo da Yinci, ressamlığı seçti. Mühendis Jim Dornan dünyanın en büyük pazarlama örgü tünü kurmaya adandı. Bunlar çelişkili gibi görünen örneklerdir. Öz yetene evren Diğer alanlarınızdan ayrı bir özel yetenek seçmek zorunda değilsiniz. Özel yetenek alanınız, eğitiminizden, mesleğinizden, eserlerinizden veya hobilerinizden her- \ hangi biri olabilir. Sonuçta bu, diğer hedeflerinizin üzeri ne yerleştireceğiniz, ,düşünsel ve bedensel anlamda en büyük meşguliyet alanın ız olacaktır. Özel yetenek alanınız, sizin imajınızı, evrendeki görünümünüzü, anlamınızı ve unvanınızı temsil edecektir. Bunu kararlaştırmak ve kimliğinizi tek bir odakta buluşturmak zorundasınız. görüni n ıi] belir 3. Hedeflerin Düzenlenmesi Hedeflerinizi seçtikten sonra onları planlamanız ve geliştirmeniz gerekiyor. Bu aşamada da gereksizlikleri elemeyi hedefliyorsunuz. Hedefleri gerçekleştirme yöntemlerine ilişkin detaylarsa sonraki bölümde gelecektir. Bu bölümde hazırlayacağınız tablo, gelecek bölümdeki çalışmalarınızın temelini oluşturacaktır: 96 . DU_ÜN VE BA_AR . Hedeflerinizi uygun bir sıraya koymalısınız. HEDEF T ABLOSa Hedef Türü Hedef Alanı Hedef Konusu Genel Tümü Bilgisayar, internet, İngilizce, etkili ya- Yetenek- zılı, sözlü anlatım, beyin gücü, sağlık . Eğitim ı. 2. Meslek ı. 2. Eser ı. 2. Özel Yetenek Sosyal ı. 2. Turizm ı. 2. Özel Yetenek * (tek hedef)... o Hedefleri Sıralayln: Hedeflerinizi yukandaki tablo çerçevesinde önemlerine göre sıralamallsmız. En acil hedef en üstte olmah; diğer hedefler de önem sırasma göre takip etmelidir. Bazen hedefleriniz zamana bağhdır. Örneğin mastm gelecek yıl sonuna kadar tamamlamahsmız. Katılmak istediğiniz seçim iki yıl sonra yapılacaktır. Üniversite smavma bir yıllık süreniz kalmıştır. Bu gibi durumlarda, hedefi n süresini dikkate almanız gerekir. En yakın gelecekte tamamlanması gereken hedef en başta yer almalıdır. Hedefleriniz zamana bağlı olmayabilir. Bilgisayan, yabancı . J. ADıM: HEDEF BELIRlEMEK . 97 dili hemen öğrenmeniz gerekmeyebilir. Bu durumda hedeflerinizi birbirleriyle ilişkilerine göre sıralamalısmız. Örneğin sosyal ilişkilerinizi geliştirme hedefinden önce, etkili iletişim üzerinde çalışmanız; internetten önce bilgisayan öğrenmeniz gerekir. o Gereksizleri Ayıklayın: ilk anda aklınıza bir yığm hedef gelecek; kalbinizden geçen arzulan birer hedef olarak değerlendirmek isteyebileceksiniz. Oysa bazı arzular, anhk heyecanlarm ve etkilenmelerin eseridir. Seçeceğiniz hedef şimdi etkilendiklerinizle değil; ömür boyu etkileneceklerinizle ilişkili olmalıdır. Hedefleriniz üzerinde düşünün. Her biri için ağır birer bedel ödeyeceksiniz. Uykularmız kaçacak; yorulacaksınlz. Değecek kadar önemli midirler? Size anlamh bir değer ka- i zandıracaklar mı? 20 yıl sonra da değerli olacaklar mı? Ebedi hayatınıza sizin adlnlza bir kazanım taşıyacaklar mı? Bu kriterler açısından önemsiz gördüklerinizi ayıkla mahsmız. Amacınız, hedeflerinizi sayısalolarak azaltmak; ama içerik, derinlik ve önem açısından büyütmek olmalıdır. Hayatıı değers hedeflE harcanan cak kad değerli c 200'ün üzerinde film çeviren Cüneyt Arkm'm şu sözünü ha tırlaym: "Hayatım boyunca koşuşturarak yüzlerce film çevirdim. Keşke bunun yerine tüm dünyaya ulaşacak bir kaç film çevirseydim!" Çok ama küçük sonuçlan değil; az ama büyük sonuçlan hedeflemelisiniz. Aynca büyük sonuçlan küçük eylemlerle, tek tek tuğlalarla öreceğinizi bilmelisiniz. o Paralellikler Geliştirin: Hedeflerinizin, hobilerinizin ve ilgi alanlarInIzIn birbiriyle uyumuna dikkat etmelisiniz. Birbirleriyle ne kadar uyumsuzlarsa, sizi o kadar yoracaklar, etkinliğinizi o ölçekte düşüreceklerdir. 98 . DU_UN VE BA_AR . Hedefleriniz uyumlu mu? Kitap yazmak "eser" hedefleriniz arasında yer alıyor olsun. Roman yazmayı tercih ediyorsanız, aym anda bilimsel kitaplar yazmakla çelişirsiniz; etkinliğiniz azalır. Bir türe odaklandığınızda onun en iyisini verirsiniz; ama çok türler arasında dolaştığınızda, ortalamanın üzerine çıkamazsınIz. Dengeyi bir hobiye odaklanarak; ama diğer hobilerle eğlenerek sağlarsınız." Okul açmayı, eğitimle ilgili eserler vermeyi düşünüyorsamz, bu çabamz müteahhit olma isteğinizle çatışır. Ticaret yapan, eğitmenlikte zorlamr; yayıncılık yapanın yazarlığı eksik kalır. Li , ra her yeteneğin gerektirdiği zihinsel ve psikolojik şartlar ve odaklanma alanlan farklıdır. . Hedefi belli insanın bilinci, hedefini yıllar boyunca her gün hatırlar ve düşünür. . Başaranlara zarar vermeyen yorgunluklar, sizi de incitmeyecektir. . Özümüzle özdeşleşen her şeyi onurumuz gibi koruruz. . Beyninizin sorununuzu çözme çabası, siz uyurken veya uyanıkken, hedefe ulaşıncaya kadar sürer. . Aynı konuya ısrarla odaklanabilen beyinler, zamanın dahileştireceği beyinlerdir. . Başarı, yaptığını sevmek veya sevdiğini yapmaktır. . Hayatınıza anlam katacak bir hedef bulmak, yaşamak için heyecan ve istek bulmaktır. . Rüyalarımızda gördüklerimiz, çoğu zaman ruhsal evrenden aldığı mız gelecek mesajlarıdır. . Her gemi kendi rotasında ilerler; siz de kendi hedeflerinizle ilerli yorsunuz. . kanatlarınızı açmazsanız, rüzgarlara binemezsiniz. . Not tutmayan ve yapacaklarını yazmayanların büyük başarılara ula şacaklarını sanmıyorum. . Başarı, şansa, tesadüfe inanmamak; sadece istemenin, duanın ve çalışmanın sonucuna dayanmaktır. . Eseriniz sizi mekansal ve zamansal uzaklara taşıyan gönüllü elçile rinizdir. . Ölümlerin, kazaların, yangınların ve tesadüf gibi görünen acıların çoğunun altında, haksız kazanımların geri ödenimi yatar. . Amacınız, hedeflerinizi sayısalolarak azaltmak; ama içerik, derin lik ve önem açısından büyütmek olmalıdır. ." _O &[Q)O_ YÖNTEM BELiRLEMEK Yöntemini keşfetmediğiniz iş, yapamayacağınız iştir. Nasıl yapacağınızı öğrendiğinizde adeta seri üretime geçersiniz. . . 4. ADıM: YÖNTEM BEliRLEMEK.. Giriş Tam olarak neyi, nasıl, nerede, ne zaman ve ne kadar yapmak istiyorsunuz? Üzerinden geçeceğimiz yolların bütün kıvrımlarını belirlemeye çalışmalıyız. Hedefler uzaklarda; ama yöntemler yanı başımızdadır. Yöntemleri belirlenmemiş hedefler gerçekleşmezler. Nasıl yapacağını belirlemek; işin çoğunu yapmaktır. Bir kere nasıl yapacağınızı öğrendiniz mi, seri üretime geçersiniz. Yöntemini keşfetmediğiniz iş, yapamayacağınız iştir. Bilmediğimizi başaramayız; bildiğimizi ise, zorlanarak da olsa başarabiliriz. A) KONUNUN ÖNEMi Yöntem belirlerseniz, israftan kurtulursu,!luz; düzenli yaşarsınız ve başarırsmız. işte sebepleri: 1. israftan Kurtulursunuz Evrenin Hakimi, mükemmellikle donattığı evrende, "hayatı planlamak" suretiyle gereksizliği önlemiştir. Başmdan sonuna evrenin akışı Kader defterinde yazılmış; böylece evren bütünlü "'" iıı_, , I .j ii .i. i i' Iq.l ..ıt li ıt 104 . DUŞÜN YE BAŞAR. 'ii!i" I,:II! ğü içerisinde tek bir toz bile gereksiz yere uçuşmamıştır. Evren yaratılmadan önce mimari planı çizilmiş; her zerrenin sistem içerisindeki ilişkisi, tek nokta unutulmadan kurulmuştur. Dünyaya geldiğinizde göreceğiniz Güneşi bilen Bilinç, anne rahminin karanhğmdaki kapalı gözlerinizi tasarhyordu. Ağaçlann dallarından .damlatllan her bir meyve, ya bir böceğin, ya bir tırtllm yiyeceği olmuş; yada bakteriler tarafından dönüştürülerek çiçeklere sunulmuştur. insanlarm sebep olduklan hariç, evrende çöpe atılan ve gerçek bir kirliliğe yol açan hiç bir oluşum yoktur. Çünkü evren olağanüstü planlanmıştır. Bugün yumurtalarmdan çıkan yılanlann, yarın hangi farelerin saY1S1m azaltacağı, zamanın dışmda ka rarlaşt1r1lmıştır. Hedefinizi nasıl gerçekleştirebileceğinizi önceden çahşmazsamz, hayatm1Z1 israflarla doldurursunuz. ZamanınIz, emeğiniz, duygularmız boşa harcamr. Oysa hedeflerinizin detaylan üzerinde ne kadar ince çalışırsanIz, so nuçsuz çabalardan o kadar kurtulursunuz. Yöntem belir lemek, neyi nasıl yapacağınızı bilmektir. Detayland1r1lan hedefi n gerçekleşme ihtimali bulanık he defe göre hiç olmazsa yüz kat fazladır. çoğumuzun başa ramama nedeni, hedefsizliğimiz değil, hedefimizin bulanıkhğıdır. Kimilerinin kafasında hedeflerinin sadece çatısı vardır: Örne ğin, sadece "fizikçi olacağım" derler ve gerisini düşünmezler. Kimisi de hedef gökdelenlerinin kaba inşaatım hayallerinde görürler. Fizikçi olmak için, ders çalışmahlar, sınavı kazanmahlar, üniversite diplomalanm almalılar ve işe girmeliler. Ama onların gökdelenlerinin hala duvarlan örülmemiş; sıvası yapılmamış ve boyası sürülmemiştir. Sınavı kazanmak için nerede, hangi dersleri, ne zaman ve ne kadar çalışmaları gerekiyor? Bunlan yapmak için ne zaman harekete geçecekler? Hedefınizi ' nasıl gerçekleşti rebileceğinizi önceden çalışmazsanız, hayatınızı israflarla doldurursunuz. . 4. ADıM: YÖNTEM BELIRLEMEK . ıc Tam olarak neyi, nasıl, nerede, ne zaman ve ne kadar yapmak istiyorsunuz? Bu yönüyle, yöntem belirlemek, haritadaki iki nokta arasındaki ulaşım yolunu çizmektir. Yola çıktığınız yer ve varacağınız nokta bellidir. Ama dağlarla ve nehirlerle karşllaştlğımzda, çukurlarla ve denizlerle yüzleştiğinizde, hangi kıvnmlardan ilerleyeceğiniz de belli midir? Hayat bir okyanustur. Bahklann tümünü birden her yerden avlamaya kalkarsanIz, tümünü kaç1r1rslnlz. Hedefinizin detaylanm netleştirmediğinizde, gereksiz, amaçsız, faydasız eylemleriniz artar. Ani bir heyecanla bir yola girersiniz; kısa süre sonra heyecanınız söner ve yolunuzu değiştirirsiniz; böylece boşuna çabalamış olursunuz. Hedefiniz netleşmediğinde, faydasız ça balar yüzlerce kez tekrarlanır. Kimilerinin ömrü böylesi çabalamalarla son bulur. Israı yaptı_ ne i! 2. Düzenli Yaşars1n1Z Hedeflerinizi başarma yönteminizi belirlediğinizde, her an ne yapmanız gerektiğini bilmektesinizdir. Zihniniz- \ deki netlik sayesinde niçin yaşadığln1Z1 biliyorsunuz. Temel ilgileriniz sürekli değişmez; böylece hayatln1Z1 ve ilgilerinizi her gün korursunuz. Düzenli yaşarsınız. Israrla yaptığınız ne ise, onu en iyi yapan siz olursunuz. Hayattaki hemen her alanın kendine göre bir çekiciliği ve coşturuculuğu vardır. Her çiçek güzeldir; her çocuk sevimlidir. Her meslek kendi içinde ayrı bir coşku barmdınr, her eğitimin ayrı bir onuru vardır. Bir gül doğar, büyür ve gül olarak ölür. Bir an son nefesine kadar andır. Ormandaki çınarsanız, bahçedeki söğüt olamamaktan üzülmemelisiniz. Her varlığı ve alanı kendi parlakhğmda izleyip onlardan zevk almayı; ama seçtiğiniz alandaki en temiz parlakhğı sunabilmeyi seçmelisiniz. onu eı 106 . DÜŞÜN VE BAŞAR. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i Hedeflerinizi ve alamn1Z1 bir kere seçmişseniz, artık geriye bakmamz ve tercih etmediğiniz alanlar için eseflenmeniz mantıksızdır. Seçtiğiniz alan sizi çok rahatsız ediyorsa, bir kaç ay daha düşünün ve yeni bir karar verin. Ama hedeflerinizi değiştirip durmaya devam ederseniz, geçmişinizi tüketerek, geleceğinize sönük bır hayat bırakırsınız. Oysa hedefinizi belirleyerek, yönteminizi tanımladığınızda, artık her şeyiniz düzenlidir. Artık en büyük zevkiniz yaptığınızdır ve yaptığınızla insanlık tarihine geçersiniz. Her türlü meslek ve her alan, herkese tarihe geçme fırsatı tammıştır. isimleri tarihe altın harflerle yazılanlar arasında, ressam, besteci, siyasetçi, din alimi, sporcu, tamirci, çoban, tüccar gibi, hemen her mes lekten ve ilgi alanından insanla karşılaşabilirsiniz. Farklı hedeflerin her birinin cazibesine kapılanlar, her birinden mahrum kalırlar. Kimse seçtiği alanı küçümsememelidir. Başarı yolunda, asıl önemli olan, yüksek bir ruh, sağlam ve evrenle barışık bir kişiliktir. Sonsuzluğa dünyadaki maddesel birikimlerimizi taşımayacağız. Dünya ötesine ilişkilerimizi, duygularımızı, yardımlaşmalarımızı, düşüncelerimizi ve insanlığımızı taşıyacağız. Başarı yolunda, asıl önemli olan, yüksek bir ruh, sağlam bir kişiliktir. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i 3. Başanrs1n1z Yöntemsizlik, başarısızlıktır. Eninde sonunda başaranlar, yöntemlerini eninde sonunda bulanlardır. Yönteminizi buluncaya kadar başarının çevresinde dolaşacaksımz. Nasıl yapacağınızı öğrendiğinizde adeta seri üretime geçersiniz; (süratle üretmeye ve sonuç almaya başlarsınız. Hayat, deneme yamlmalarla yaşanacak kadar uzun değildir. Hedefinizi netleştirmek, başarı haritasındaki iki nokta arasında, mümkün olan en ayrıntılı yolu çizmektir. Ya önce haritayımasanIzIn üzerine koyar, yolunuzu çizersiniz; ya da yola çıkar, yol boyunca yönünüzü belirlersiniz. ikinci taktiğin tehlikelerin den biri, pek çok gereksiz kıvrımda sizi dolaştırmasıdır. Diğeri de sizi öngöremediğiniz çıkmaz bir sokağa veya geri dönüşsüz bir uçuruma ulaştırabilmesidir. çoğu zaman dağlara ve ovalara atılırız. Sorulsa başarı yolunda ilerliyoruzdur. Bu sınavdan sonra hangi sınav var ve bu okulu hangi okul takip edecek? Okuldan sonraki adımlarımız nedir? Bilmiyoruz ve bu soruların cevaplarını geleceğimizdeki o dağlarla, denizlerle yüzleştiğimizde belirlemeyi umuyoruz. Yöntemimizi belirlediğimizde, adımlarımız zihnimizde belirginleşecektir . Eylemlerimizi yapmamız gerekenlere odaklamayıbaşaracağız. Yolumuza odaklanabilirsek, çevredeki ilgisiz ışıklar dikkatimizi çekerek dengemizi dağltamazlar. Dur mayacağız ve durdurulamayacağ1z. Hastalıklar ve sorunlar bedenimizi durdursa veya yavaşlatsa da, zihnimiz ve kalbimiz hedefimizle ilgilenmekten koparılamayacaktır. . 4. ADıM: YÖNTEM BELIRLEMEK . B) TEMEL ENGELLER Kalite bilincimiz gelişmemişse, plana önem vermiyorsak ve nihayet tembellikle birlikte gelişen sorumsuzluğa saplanmışsak, yöntem belirlemekle meşgul olmayız: 107 i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i ...1 öntemi belirled mizdı adımları zihnimi: belirgiı şecekt 1. Kalite Bilincinin Yokluğu Yöntem bilinci, kalite bilinciyle ilişkilidir. Kalite bilincini, "daha iyi olmanın ve daha iyi yapmamn" sürekli aranması olarak tammlayabilirsiniz. Günüm daha iyi nasılolabilir? Daha iyi nasıl kalkabilirim; daha iyi nasıl hazırlanabilirim; evirnden daha iyi nasıl çıkabilirim? Daha iyi nasıl yürüyebilirim? işimi daha iyi nasıl yapabilirim? Yarın neyi daha iyi yapabilirim? Daha iyi ne demektir? Bana göre ve diğerlerine göre daha iyi nasıl bir şeydir? 108 . DÜiÜN VE BAiAR . i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i ) Kalite bilincimiz yoksa, yaşantımızın detaylarını geliştirme derdine düşmeyiz. Birileri bize yapılması gereken bir iş sunduğunda, onu anladığımız kadarıyla yapmanın ötesinde bir zihinsel çabaya girişmeyiz. Bu durumda, gelişemeyen, keşfedemeyen, katkı sağlayamayan, yenileştiremeyen, taklitçi yaratıklara dönüşürüz. . Yöntem alışkanlığı, daha iyiye aşık olanın kalbinde gelişir. iki gününü birbirine denk tutmayan, yöntemin gerektirdiği çabaya katlanır. "Daha iyi!" hayatımızın sloganı olmalı; bu kavramı, çalışmalarımıza, tutumlarımıza, düşüncelerimize ve varlığ1mızın tüm boyutlarına yerleştirebilmeliyiz. Kalite bilincimiz yoksa, yaşantımızın detaylarını geliştirme derdine düşmeyiz. 2. PlanS1zhk Hastahğ1 insanın, nasıl yapılabileceğini araştırmadığ1 bir hedefi istemeye devam etmesi, onu hedeflemesi anlamına gelmez. Aşağıdaki boşluğa, daha önce belirlediğiniz hedeflerinizden birini yazın. ... Şu sorulara cevap vermeyi deneyin: "Bunu ne zaman, kaç ay veya yıl sonra yapmayı düşünmüştüm? Buna ulaştıracak yıllar boyunca, adım ad1m neleri yapacağım? Bunu hangi şehrin hangi caddesinin hangi köşesinde yapmayı planlamıştım? Bu tam olarak nedir? Yani buna ulaştığımda, sabah, öğlen, akşam ve gece hayatımı nasıl etkileyecek? Bunu başardığımda, nasıl yürüyeceğim, kimlerle, neleri, nasıl konuşacağım? Bunu başarabilmem için hangi ek yeteneklere ihtiyacım var? Onları nerelerde nasıl ve hangi zaman planına göre geliştireceğim? Onları geliştirmek için hangi harcamaları yapacağı m? . 4. ADıM: YÖNTEM BELIRLEMEK . 10 Yukarıdaki sorulara daha önce cevap vermiş miydiniz? Vermemişseniz, sorgulamaya ve yapacaklarınızı planlamaya alışkın değilsiniz. Yarın yapacaklarınızı bugün düşünüp not eder misiniz? Gün boyu yapacaklarınızı gruplandırarak, onları en kolay ve en hızlı yapmanın yöntemine zihin yorar mısın1Z? Daha doğrusu, yapacak çok işiniz var mı? Yapacak çok işiniz yoksa, planlayacak çok işiniz yoktur. işlerinizi planlamamak, zamanı verimsiz kullanmaktır. Zamanı verimsiz yaşayanların ömürleri işgal edilir; dolaysıyla ak1llarına gelen işleri de yapamazlar. işler detaylarda gizlidir. Detaylarla ilgilenmeyenler, yapılacak işleri keşfedemezler; keşfedemedikleri için planlayamazlar ve planlamadıkları için de yapamazlar. Hatta belki bazen işlerimiz zihnimize doluşur; onları tamamlamaya söz veririz; ama onları yazarak planlamadığımız için, mesai sonunda yarıdan çoğunun bitirilemediğini görürüz. 3. Tembellik-Sorumsuzluk Yapa çok i_ yok! planla} çok iş yoktı Aceleci insanlar, yönteme çaba harcay_rak zaman kaybetmek yerine, doğrudan eyleme odaklanmayı tercih ediyorlar. "Yapacaksan yap; 'yöntem belirleyeceğim' diye boşuna zaman harcama" diyorlar. Bazıları yöntemi ihmal etmenin bedelini, sonuçsuz çabalar arasında dolaşmakla ödüyorlar. Kitapları belli bir amaç için ve belli bir yöntemle okumadıklarından, öğrendikleri ni nerede kullanacaklarını da bilemiyorlar ve dolaysıyla kullanam1yorlar. Tembeller sorumluluğun önemini kavrayamazlar. Çalışkanlığın getirdiği yorgunluk insana çabasının değerini hissettirir. Çabasının değerini hisseden, sorumluluk bilincini geliştirir. Sorumlu hissettfğinizde, başarıya adanmanız gerektiğini anlarsınız. Yolunu bilmek ve bulmak zorundasınız. Zihniniz bu zo ii' i Im 110 . . runluluğa saplanır ve her gün yönteminizi geliştirmeye, yeni yaklaşımlar bulmaya çalışırsınız. Aksi halde sorumsuzluk, detaylarla ilgilenme zahmetine katlanmamza izin vermeyecektir. C) çözüM TEKNiKLERi Yöntem üç temele dayanır: "Bilgi, yapacaklarımızı detaylandırma ve plan. Bilmezseniz yapamazsınız; detaylar yoksa eylemler de yoktur. Plan yoksa çabaların çoğu israf olacaktır. Bu alanları açalım: 1. Bilgilerinizi Geliştirin Hedeflerinizi detaylandırabilmeniz, bilgi birikiminize bağlıdır. Hem hedeflerinize hangi alt hedeflerle ulaşacağınızı ve hem de o alt hedefleri nasıl gerçekleştireceğinizi araştırarak öğrenebilirsiniz. Her hedefinizle ilgili ayrı bir dosya -veya klasör- oluş turun; dosyanızın kapağına hedefinizi yazın. Aşağıda öner diğimiz yöntemlerle derlediğiniz bilgileri, bu dosyalara yer leştirmelisiniz. Zamanla biriken bilgiler, size hedefinizi ve ilgili alt hedefleri gerçekleştirebileceğiniz detayları gösterecektir. Burada edindiğiniz bilgileri, hedeflerinizi planlama ve eylemlerinizi belirleme bölümünde anlatııanlara göre sıralayacaksınız. En eğitici semineri hayattan alırsınız. o Dikkatle Gözlemleyin Aradığınız bilgiler çoğu zaman yakın çevrenizdedir. Güzel konuşmak istiyorsunuz. Çevrenizde etkileyici konuşan pek çok insan var ve onları incelemiyorsunuz. Bir televizyon ekranında tam sizin merak ettiğiniz konuyla ilgili bir anlatım var ve siz film seyretmeyi tercih ediyorsunuz. . 4. ADıM: YÖNTEM BEliRLEMEK . 111 Dikkatli gözlemleyin. Nasıl yapıyorlar? Farkları ne? Neler söylüyorlar? Görmeyin, bakın. Duymayın dinleyin. Aradığınız yeteneklere kavuşmuş olanlar, yeteneklerini yansıtıyorlar. En eğitici semineri hayattan alırsınız. Berber dükkanında çalışan çıraklar bir süre sonra usta oluyorlar. Lokantacıların hemen hepsi daha önce başka bir lokantada çırak olarak çalışmışlardı. Çıraklar nasıl yapacaklarını ustalardan görerek, onları izleyerek öğrendiler. Çıraklar, hayat okulunun öğrencileridirler. Evreni gözlemleyebilirsiniz. Yaratıcının nasıl tasarladığına, yaratıklar arasındaki bağlantıları nasıl kurduğuna bakabilirsiniz. Evren, kendi başarı sisteminizi üretmeniz açısından size inanılmaz ufuklar kazandırabilir. insanların hayatları kadar, hayvanların hayatlarından ve bitkisel dengelerden önemli dersler alabilirsiniz. Sonra hayal kurun, sorgulayın: Çözümlerinizin çoğunu, belki de en özellerini, kendi hayalleriniz sayesinde keşfedeceksiniz. zama, öldürm amacı) değil, öğrenrr amacı) dinlemel o Dinleyin, Sorun, Damşm Herkesin bilgisi, ayrı bir açıdan amacınızı destekleyebilir. insanları, onlarla zaman öldürmek amacıyla değil, onlardan öğrenmek amacıyla dinlemeliyiz. Toplantılarda, tartışmalarda çok önemli fikirler ileri sürülür, bilgiler verilir. Bu toplantılardan çıktıktan sonra hafızanızda çok az bilgi bulacaks1nız. Dinlediklerinizi öğrenememenizin nedeni, yakıcı öğrenme arzusu na sahip olmamanız, dinlediklerinizi hedefinizle ilişkilendirememenizdir. Konuşmaya ve anlatmaya inanılmaz meraklıY1z. Konuşup, anlat1p duranlar, kendilerini harcıyorlar. Kazananlar ve gelişenler, dinleyenler ve anlamaya çalışanlardır. Ille de söze atlamanın anlamı nedir? Oysa akıllı insan, dinlediğini ilgisiyle gösterir; 112 + DÜSÜN VE BASAR + sorularıyla konuyu açtım, detaylandırır. Böylece dinlediği insamn müthiş deneyimlerini bir çırpıda edinmeyi başam. Kurslarda milyarlar ödeyerek edinemeyeceğiniz tecrübeleri, dostlarımzın sohbetlerinden ücretsiz edinebilirsiniz. Sadece "duyduklarınızı" "dinleyerek öğrenmek" bile, bir profesör gibi bilgilenmenize yetebilir. çoğu insan, tartışırken, muhatabının ne söylediğine hiç dikkat etmez. Onu nasıl mağlGp edeceğini düşünür. Benciller kendi dar benlerinin hapishanesinde yaşamaya mahkumdurlar. Tartıştığı insam en iyi anlayan, onu en fazla etkileyecek olandır. Hızlı ilerlemek istiyorsanız, ilerlemiş insanları bulun, sorun veya anlattıklarını dinleyin. Çevrenizin, ilgi ve uzmanlık alanınızı etkileyeceğini biliyorsunuz. ilgi duyduğunuz alana uygun bir çevre geliştirebilirsiniz. Alanlarında uzmanlaşan insanları dinlernek, onları görmek, onlarm duygularını paylaşmak, başarma yönteminizi geliştirmenizi sağlayacaktır. Sadece "duyduklarınızı'; "dinleyerek öğrenmek" bile, bir profesör gibi bilgilenmenize yetebilir. o Araştırın, Okuyun i Kimileri, okuma sevgisine ve alışkanlığına sahip olmadan i büyük başarılara ulaşacaklarını samyorlar. Öğrenmenin en ola : ğanüstü yolu okumaktır ve okumadan çok büyük başarılar ürete i : ceklerini sananlar, yalancık hayaller kuruyorlar. Gelecekteki ba i : şarınızı, okumaya ve öğrenmeye olan eğiliminize bakarak tah i : min edebilirsiniz. Bilgi çağının kitapları sayesinde, bir ömrün i tecrübesini bir gecede kazanabilme fırsatına sahibiz. i i Hedefinize destek olacak, nasıl yapacağınız konusunda size : 'bilgi verebilecek pek çok kitap bulacaksınız. Kitapları satın ala i : mayabilirsiniz. Okulunuzun kütüphanesi size yeterince kitap su i .. : nacaktır. Oğrenci değilseniz, bulunduğunuz ildeki halk kütüpha i : nelerine gidebilirsiniz. i i . 4. ADıM: YÖNTEI! BEliRlEMEK + 113 Kişisel bilgisayarımz ve özel internet bağlantımz varsa, evinizden her gün, internet ortamında araştırmalar yapabilirsiniz. Pek çok gazete ve dergi internette yayınlamyor. Binlerce web sitesinin her biri de_işik bir bilgi alamnda müthiş bilgiler sunuyorlar. Onları araştırabilir; bilgisayarımza indirebilirsiniz. Hedeflerinizle ilgisiz bilgilerle zaman kaybetmemelisiniz. Değişik konularda çok genel ve yüzeysel bilgilere sahip olmamz gereklidir; ama uzmanlaşacağınız ve detay arayacağınız konular, mutlaka temel hedef alanlarımzla ilgili olmalıdır. 2. Hedefleri Detayland1nn Hedefinizi filme dönüştüreceksiniz. Detaylandırmadığı mz hedef, başarı filminizin en son karesini gösterir. Amacımz filminizin elinizden geldiğince fazla sayıda karelerini, olabildiğince net görmeye çalışmaktır. Bu yolla hede Ifinizi belirginleştireceksiniz. Sade ana ha çiziln harcı hedefi yönte belirlenn beklentil Sadece ana hatları çizilmiş hayali hedefler, yöntemi belirlenmemiş beklentilerdir. Kendinizi bir mimar yerine koyun. Çizdiğiniz geleceğinizdeki klVrımları ve renkleri ne kadar net görüyorsunuz? Tasarladığımz gökdelenin her bir taşım nereye yerleştirdiğinizi görebiliyor musunuz? Hedeflediğiniz zirveye, hangi basamaklardan, ne zaman ve nasıl geçerek ulaşacaksımz? Kendiniz için bir beyin bombardımam yapacaksımz. Yakaladığınız her düşünceyi yazıya aktarmalı, unutulamaz belgelere dönüştürmelisiniz. Bir defa yazmak on defa okumaktan daha kalıcıdır. o Kararınızı Kesinleştirin: Tam olarak ne istiyorsunuz? Mühendis olmak mı? Yönetici ol 114 . DU_ÜN VE BA_AR . i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i mak m1? Sanatç1 olmak mJ? Yüksek bir kişilik kazanmak m1? Beyninizi geliştirmek mi? ilişkilerinizi güçlendirmek mi? Bir gün istediğimizden diğer gün vazgeçersek, her şey baştan başlar. "Hedef belirleme" bölümündeki çahşmalarda edindiğiniz kararlan hat1rlaym ve son kez düşünün. Gelecekte kararlann1Z1 esnetebilirsiniz. Ama _olayhkla kökten değiştiremezsiniz. Bir arkadaş1m eğitim amac1yla yurt d1şma gitti;. memleket hasretine bir y1ldan fazla dayanamad1. Oradaki çahşmalanm b1rakarak geri döndü. Bir tecrübe kazand1 elbette; ama yanm b1rakt1ğ1 için hem yurt d1şmdaki amacma ulaşamad1 ve hem de burada hayatm1 yeniden kurmak için zaman harcamak zorunda kal d1. Bir başka genç, üniversite smavmda istemediği bölümü yazd1; kazand1 ve bir y1l okuduktan sonra terk etti. istediği bölümü kazanmak için yeni bir çahşma başlatt1. Özelikle uzun vadeli büyük kararlanmz için çok iyi düşünmelisiniz. Çok kişiyle istişare etmeli, araşt1rmalar yapmah ve emin olmahsm1z. Hedefinizi önceden belirlemediğinizde, sağhkh karar vermenize yetecek zaman bu lamayabilirsiniz. Şimdiden kararlanmzda ne denli emin olduğunuzu araşt1rmaya başlamal1S1mz. Ne kadar iste_iğinizi bilmediğinizde, beyr'liniz ne kadar çalışacağını belirleye meyecektir. ' o Hedefleri Detaylandırın: Belirlediğiniz hedeflerin anlamlan nedir? Daha doğrusu onlara ulaşmak, aym zamanda nelere ulaşmakt1r? Onlara ulaşmakla, gerçek hayat1mzda nelerin ne şekilde değişeceğini umuyorsunuZ? Yönetici olmak belirsiz, ama vali olmak belirgindir; istanbul valisi olmak daha belirgindir. Ne kadar istediğinizi bilmediğinizde, beyniniz ne kadar çalışacağını belirleyemeyecektir. Hedeflediğiniz temel yetenekler, beraberlerinde hangi alt yetenekleri getirmektedir: . 4. ADıM: YÖNTEM BELIRLEMEK . 115 Beyin GüCÜ: Güçlü ve aktif bir beyin hedefliyorum: "Yüz bin kişinin ismini tutabilecek güçlü haf1zaya sahip olmak, okuduklanmm %80'ini hat1rlayabilmek, çevremden geçen her fayda h bilgiyi tutabilmek; gazetelerden, kitaplardan, televizyonlardan gerekli bilgileri kaç1rmadan yakalayabilmek; olaylara çeşitli aç1lardan bakabilmemi sağlayacak hayal gücümü geliştirmek, bildiklerimden yeni sonuçlar keşfedebilmek, karmaş1k ma- tematiksel hesaplamalan zihinden yapmam1 sağlayacak mate matik zekam1 geliştirmek..." Mesleğim: Mesleğimi icra edeceğim bir mağaza açmaY1 hedefliyorum: "Çocuk giyim mağazas1 üzerinde çahşacağ1m. Çocuk giyimcileri; üreticiler, sat1c1lar, müşteri - i lerin özellikleri, tarihlere göre moda değişimi, on y1l sonraki muhtemel çocuk giyimi, çocuk giyimi pazarlama yöntemleri, rakip firmalarm özellikleri, ürünlerin gelişti rilme yollan, ithalat ve ihracat yollan, finansman konu lan, elemanlan verimli çahşt1rma yöntemi, yöneticilik ve liderlik, muhasebe sistemi, kalite yaklaş1m1..." Elbette detaylar hemen oluşmaz. Yöntem belirmek, bir günde olmaz; bu bir süreçtir; sürekli yeni bilgiler edineceksiniz ve her defasmda detaylann1Z1 yeniden yap1land1racaksm1z. Sürekli ararsanız, sürekli keşfedeceğinizi göreceksiniz. Hedeflerinize ilişkin detaylarm1Z1 geliştirdikçe şimdiki zamanda yapmamz gerekenlere yaklaş1rsm1z. Yazd1klanmz, gittikçe alt hedeflere doğru yaklaş1r ve en sonunda bu gün ve gelecek hafta hangi girişimlerde bulunmamz gerektiğini görmeye başlarS1mz. Süre,I ararsaı sürel keşfede, 116 . DÜŞÜN VE BAŞAR . o Zamanı Netleştirin Hedeflerinize ilerlerken attığınız her adım, zirveye giden bir yolculuktur. Belirleyeceğiniz sürenin sonu, hedefinize ulaştığınız ve yeni bir hedefe atlamanız gereken noktadır. Tam olarak ne zaman gerçekleşmesini istiyorsunuz? Kaç ay veya yıl sonra? Mantıklı bir süre oluşturun. Kendinize ait mağazanIzı 10 yıl sonra açmayı hedefliyorsunuz. Hedeflerinizi detaylandmrken, paralel şekilde, bu alt adımları ne zaman atmayı umduğunuzu daı düşünmeniz gerekiyor. On yıl sonra bir mağazayı açmaya kalktığınızda, gerekli her türlü niteliğe, alt yapıya ve güçlendirilmiş ilişkilere sahip ol mayı hedefliyorsunuz. Hedefinizin büyüklüğü kadar uzun koşacaksınız. ZAMANLAMA YAPILACAK iŞLER Bu Yıl Giyim çeşitlerini, giyim özelliklerini araştıracağım J' i PaZarlama yöntemlerini, rakipleri tanıyacağım Gelecek Yıl Üçüncü Yıl İhracat ithalat konularını, muhasebe konularını araştıracağım Yıllar ...... ... şunu, bunu yapacağım lO. Yıl Mağazamı açıyorum Büyük hedefinizi hangi yıllarda ve ona sizi ulaştıracak olan alttaki küçük hedefleri sırasıyla hangi aylarda gerçekleştirmiş olmayı planlıyorsunuz? Bir sınavı kazanmak için iki ay. Bir kitap yazmak için üç ay. Evlenmek için bir yıl... . 4. ADıM: YÖNTEM BELIRLEMEK. 11: işinizi tamamlamanız gereken belli bir zaman timiti yoksa, kendinizle yarışmazsınız. En büyük rakibiniz kendi gölgenizdir. Hedefinizin büyüklüğü kadar uzun koşacaksınız. Ancak, ara durakları bilirseniz, istikrarla ilerleyebilirsiniz. o Mekanı Tanımlayın: Hedeflerinizle ilgili mekanları da hayalen canlandırarak, net leştirmeye çalışmalısınız. Hangi şehirde, hangi semtte ve büroda çalışmayı hedefliyorsunuz? Üniversitenizi hangi ilde okuyacaksı nız? ilk görevinize hangi şehirde başlamayı planlıyorsunuz? Hedeflediğiniz şehirlerde hedefinizle ilgili hangi kurumlarda çalışabilirsiniz. Seçtiğiniz mekanlarm hedeflerinizle ilgisi nedir? Hangi açılardan amaçlarınıza hizmet edecektir? Kültürel bir amacınız varsa, seçtiğiniz şehir ve cadde bir i kültür merkezi midir? Planı; hedef adım" ayrıni belirlE hede' Ticareti seçmişseniz, seçtiğiniz me_anm özelliklerinin ticaretinize katkısı neler olabilir? Mekan, zihninizdeki so yut hayali somutlaştırmanıza katkısı bakımından çok önemlidir. Çünkü başaracaklarınIzı hayal ederken, gezeceğiniz sokakları, binaları ve ortamları canlandıracaksınız. Ge lecekte yaşayacağımz şehri düşünmezseniz, geleceğinizi can i landıramazsmız. i ı 3. Çahşmalannızı Planlayın PUınlanan hedef, bugünden başlayarak geleceğe doğru tüm adımları ve ayrıntıları tespit edilen hedettir. Hedefiniz ke sin ve anlaşılır olmadığmda, birbiriyle ilgisiz ol_n birçok konuyla ilgilenirsiniz. 20 yıl sonra gerçekleştirmek istedtğiniz büyük he defe ulaşmak için, on yıl boyunca neler yapm\nız gerektiğini bilmelisiniz. \ \ 118 . DU_UN VE BA_AR . insan belli aşamalardan geçerek yetişir. Toprağı önce kazırsımı, sonra tohumlan ekersiniz. Yabancı otlan ay1klarsmız, sularsımz, ilaçlarsmız ve hasat mevsimi gelir. Hayattaki üst düzey başarılar altlarında yığınlarca alt düzey başarılar taşır. Sonraki basamak, önceki basamağm omuzlarma biner. . Hedefiniz yazar olmaksa, bu aşamalan şöyle sıtalayabilirsiniz: Önce yazma yeteneği, sonra bilgilenme, yazma yeteneğinin geliştirilmesi, yazllann gazetelerde, dergilerde yaymlanması, bu yeteneği n kitap şeklinde esere dönüşmesi, yaymcılarla temasa geçilmesi, yaymcı çevresi oluşturulması ve eserin yaymlanması. Bunlarm her biri kendi başlarma birer başan alamdır ve ancak birini başamsamz diğerine geçebilirsiniz. Ekmeden, sula madan, çabalamadan hasat yapamayacağmız gibi, alt basamaklanm belirlemeden hedefinizin sonucuna ulaşamaz sımz. Eğer merdivenin son basamağma bir anda çıkmayı hayal ederseniz hiç çıkamazsmız. i Ankara'da genç! bir kitap sat1Clsı, büyük bir dağıtım şirketi kurmak istediğini; ancak yeterli parası olmadığı i için başarmasmm iıiıkansız olduğunu söylüyordu. Böyle bakması yüzünden başaramayacağmı söyledim. Çünkü en başta, birikmiş parasmm olmamasmı başaramamasmm sebebi olarak görmüş; böylece hiç parası olmayanlarm geçtiği yollardan giderek başarma yolunu k_ndisine kapatmıştı. Ona şunu sordum: "E_er şimdi gerektiği kadar parayı sana verseydim, onunla tam olarak ne yapacağmı bilir miydin? Şirketini nerede açacaktm; kitaplan kimlerden alacaktm, kimlere satacaktm, hangi e1manlarla çahşacaktm; muhasebeni nasll yönetecektin" ve _' er yığmlarla soru... Bunlarm çok azmı biliyordu ve çoğunu hi düşünmemişti. Düşündükleri ise yüzeysel şekilde bilincinden g çmişti. "Param yok, işim yok, yapamam" demeyin. Amacmız, parayı ve işi bulman'n yolunu öğrenmektir. Gerçek başan, nitelikli ha Hayattaki, üst düzey başarılar altlarında yığınlarca alt düzey başarılar taşır. . 4. ADIli: YÖNTEli BELlRLEIIEK . 119 yatta sakhdır. Zihin gücünüzü kullanmadan, sadece beden gücünüzle, köleler gibi çahşarak yaşamak istiyorsamz, elinizden bir şey gelmez. iş varsa niteliksiz işçileri kann tokluğuna çahştımlar; yoksa aç bırakırlar. Nireliğinize önem verirseniz,ülkeniz krizde olsa da dünyamn bir yerinde mutlaka size göre bir faaliyet alam bulunacaktır. Hedefinizi planlarken dikkate alacağımz temel kurallan veriyoruz: Çahşmalarm1Z1 dört adımda planlayacaksmız. ilk iki adımıoluşturan temel hedefi ve üst hedefleri daha önce belirlemiştiniz. Üçüncü adımda, her bir üst hedefe ulaştıracak yöntemleri -alt hedefleri- geliştireceksiniz. Son olarak da, bu yöntemlere ulaştıracak taktikleri ve eylemleri geliştireceksiniz. a) Temel Hedef: En büyük hedefiniz nedir? En son ne olmak istiyorsunuz? Bu makarnda kendinizi, resminizi ve filminizi görüyorsunuz. Asırlar sonraslndan bu güne baktığmızda, -ken dinizi burada nasıl görmek istiyorsunuz? "Sağhğı, zihni, kişiliği, ahlakı güçlü; üretken, çahşkan, faydah, yardımsever; evreni ve Sahibini sevmiş, ilahi sevgiyi hak etmiş yüksek bir kimlik!" Büyı hedel olmayal1 dünya ayrıldıkle "Büyül yıldı ararnı. Ne kadar yetenekli olursanız olun, istemediğiniz ka_ar yükseğe çıkamazsınız. Konfiçyüs şqyle der: "Eğer ağaca tır manmak istiyorsanll, ylldızlara çıkmaya niyet ediniz ki başarabi i lesiniz." Büyük hedefiniz ömrünüz boyunca lŞık saçacak ylldıZl mzdır. Büyük hedefleri olmayanlar bu dünyadan ayrıldıklarında, "Büyük bir yıldız aramızdan kayıp gitti" demezler. b) Üst Hedefler: Temel hedefe v_rmak için ha_gi özelliklere ve yeteneklere sahip olmahsımz? Sizce hangi özetlikler sizi arzuladığmız kimliğe 120 . DU_UN YE BA_AR . ulaşt1rabilir? Hangi eserleri verirseniz ve hangi mesleği seçerseniz arad1ğımz kimliği oluşturabilirsiniz? Bazı örnekler veriyoruz: D Çok iyi yabancı dil bilmek: Yabancı dil sayesinde öteler deki insanlarla iletişim kurabileceksiniz. D Dost çevresı oluşturmak: Dost çevresi dünya çapında ta nınmamz için size destek olacak. D Akademik eğitimi tamamlamak: Bilim adamı olarak belli bir konuda söz sahibi olacaksınız. ıj Bilgisayar kullanabilmek: Bilgisayar kullanarak eserlerini zi üreteceksiniz, tasarlayıp, yazacaksınız. D Özel yeteneklere sahıp olmak: Etkili yazmak, güzel konuşmak gibi yetenekleri geliştireceksiniz. D Rahat geçinrnek: Ev ve araba sahibi olacak; muh taç olmayacak ve yeterli gelir elde edeceksiniz. "Yöntem" tuğlalarıyla "hedef" gökdelenini inşa edeceksiniz. c) Yöntem ler Yöntemleriniz, sizi ana hedeflerinize götüren alt he deflerinizdir. Alttaki amaçlarımz üstteki amaçlarınızı üre tirler. Örneğin yabancı dil öğrenmek için nelere ulaşmış, neleri başarmış olmasınız? Hangi yöntemleri kullanarak yabancı dili. nizi geliştireceksiniz? Önünüzdeki bir veya birkaç yıl boyunca, neleri yapmayı sürdürmenit gerekiyor? D Yabancı dil: XYZ kutsuna gitmek, yabancı kitaplar okumak, CD'lerle bilgisayarınızda çalışmak, BBC ve CNN yayınlarım dinlernek, Turkish Daily News gazetesini düzenli takip etmek, yabancılarla iletişim kurmak, yabancılarla mektuplaşmak, günlükler yazmak, yabancı dilde hayaller kurmak, iç konuşmalar yapmak... D Dostluk: Bunu başarma_ için önümüzdeki iki y1l içinde dostluk kurmanız gereken yön_ticileri, basın mensuplarını, ya . 4. ADıM: YÖNTEM BELIRLEMEK . 121 bancı temcileri, eğitimcileri belirlemek. Onlarla iletişim kurma gerekçeleri oluşturmak ve iletişime geçmek. iletişimi geliştirmenin yollarını bulmak ve tek tek uygulamak. D Akademik: Önümüzdeki iki yıl içinde mastır yapacağınız amacımza uygun bir bölüm bulmak. Mastır sınaV1 için çalışmak, kazanmak, bitirmek ve doktorayı kazanmak için çalışmaya başlamak. Bunun için hangi okullara başvurabileceğinizi, neler bilmeniz gerektiğini, nasıl araştırma yapacağınıZ1 öğrenmek ve eyleme geçmek. D Bilgisayar: Yenisini alamıyorsanız, ikinci el bilgisayar almak. Her gün yaZ1lımların yardım dosyalarını okuyarak öğrenmek ve denemek, bilgisayardan anlayan dostlar edinmek, anlamadıklarımızı sormak, bilgisayar dergilerini takip etmek, bilgisayar kitapları m okumak, bilgisayarda üretim- , lere başlamak, kursa gitmek veya gidenlerden sormak, öğretici CD'ler aramak, pratiği geliştirmek, gelişme amacıyla gönüllü işler ve yardımlar yapmak, bildiklerinizi ihtiyacı olanlara öğretmek... d) Taktikler: "Yön1 tuğlalO! "tak1 çakıllar yapılar caksı Bugün ve sonraki günlerde somut olarak ne yapacaksınız? Önümüzdeki haftalar-aylar içinde neleri yapabilmelisiniz? Yöntemlerinizi bin bir çeşit taktikle gerçekleştirebilirsiniz; hedeflerinize farklı yollarla ulaşabilirsiniz. Hangisini seçiyorsunuz ve bugüne hangi eylem düşüyor? Bugünkü her küçük tercihiniz, önce yöntemlerinizle ve sonra da hedeflerinizle ilişkili olmalıdır. Eylemleriniz hedeflerinize giden yolda oldukları sürece ilerlersiniz. D Yabancı dil: BBC Kanalım saat 17.00'de izleyeceksiniz. Bu sabah okula giderken Turkish Daily News gazetesini satın alacak !i i;_ " Im 122 . DU_ÜN VE BA_AR . smız. Bu akşam arkadaşımzla ingilizce konuşacaksmız. Yabancı dilde, bugünkü günlüğünüzü yazacaksmız. D Dostluk: Bugün köşe yazan B'yi güzel yazısı nedeniyle telefonla veya e-posta ile tebrik edeceksiniz. Sanatçı ('nin adresini araştırmaya deyam edeceksiniz. Eğitimci D'ye bu defa telefonla taktirlerinizi aktaracaksmız. D Akademik: Mastır ilam konusunda bugün A üniversitesi öğrenci işlerinden bilgi alacaksımz. Sınava daha önce giren B'den smav hakkmda bilgi alacaksımz. Yarm eğitimci ('yi ziyaret ederek, hangi konularda çalışmamz gerektiğini soracaksmız. . Yöntemini keşfetmediğiniz iş, yapamayacağınız iştir. . çoğumuzun başaramama nedeni, hedefsizliğimiz değil, hedefimizin bulanık. Iığıdır. . Israrla yaptığınız ne ise, onu en iyi yapan siz olursunuz. . Ormandaki çınarsanız, bahçedeki söğüt olamamaktan üzülmemelisiniz. . Başarı yolunda, asıl önemli olan, yüksek bir ruh, sağlam ve evrenle barışık bir kişiliktir. . Nasıl yapacağınızı öğrendiğinizde adeta seri üretime geçersiniz . Yolumuza odaklanabilirsek, çevredeki ilgisiz ışıklar dikkatimizi çekerek den gemizi dağıtamazlar. . Kalite bilincimiz yoksa, yaşantımızın detaylarını geliştirme derdine düşmeyiz. . Yapacak çok işiniz yoksa, planlayacak çok işiniz yoktur. . En eğitici semineri hayattan alırsınız. . Çözümlerinizin çoğunu, belki de en özellerini, kendi hayalleriniz sayesinde keşfedeceksiniz. . Insanları, onlarla zaman öldürmek amacıyla değil, onlardan öğrenmek ama cıyla dinlemeliyiz. . Kazananlar ve gelişenler, dinleyenler ve anlamaya çalışanlardır. . Bilgi çağının kitapları sayesinde, bir ömrün tecrübesini bir gecede kazanabilme fırsatına sahibiz. . Bir defa yazmak on defa okumaktan daha kalıcıdır. . Sürekli ararsanız, sürekli keşfedeceğinizi göreceksiniz. . Işinizi tamamlamanız gereken belli bir zaman limiti yoksa, kendinizle yarış mazsınız. . Büyük hedefleri olmayanlar bu dünyadan ayrıldıklarında, "Büyük bir yıldız aramızdan kayıp gitti" demezler. rJ) o &[Q)D_ ŞiDDETLi iSTEMEK Bugününüz geçmi§teki arzularınızın eseridir, geleceğinizi de bugünkü arzularınız belirleyecek. .5. ADıM: _iDDETLi iSTEMEK. Giriş ilerlerken yorulacaksımz; enerjiye, tahammül gücüne ihtiyacınız olacak. Hedefinizi ve yöntemlerinizi yakıcı arzularla yoğurmazsamz; çahşmaktan zevk alamazsımz; uzun soluklu başarımaratonuna tahammül edemezsiniz. Arzularımızın şiddeti gayretlerimizin yoğunluk ve kolayhk derecesini belirleyecek. Ne kadar arzularsak o kadar enerjiyi, o kadar gücü, o kadar emeği amacımız uğrunda zevkle feda ederiz. Arzulamadığınızı elde edeceğinize inanmazsınız. A) KONUNUN ÖNEMi En coşturucu enerji, "istek" duygusunda gizlidir: istekleriniz zorluklarınızı ve eylemlerinizi kolaylaştıracak; hareket enerjinizi isteklerinizden alacaksımz; nihayet isteklerinize ulaşacaksınız. Bunları açahm: 1. Zorluklan Aşars1n1z Şiddetli zorluklarınız sizi vazgeçireceği zaman, arzularınız ellerinizden tutar. Arzularınızın şiddeti bakışınızı yeniler; şimdi 128 . DUŞUN VE BAŞAR. ki zorluk düşüncesini gelecekteki mutluluk düşüncesiyle değiştirir. Arzularımz, bilincinizi bulunduğunuz yerden varmak istediğiniz yere yönlendirir. Bulunduğunuz yer yorucu; ama varacağınız yer coşturucudur. Önemli olan nereden başladığınız değil, nereye varmak istediğinizdir. Üzerinde yürüdüğünüz yol, sonuna varacağınız yoldur. Başaranlarm çoğu cehennem gibi bir hayattan yola çıktllar. insanlık tarihini değiştiren leri n çoğunun geçmişi inamlmaz acılarla doludur. Anadolu'nun yürekli evlatları arasmda acı çekenlerin çok olduğunu siz de biliyorsunuz. Sizin de bir hikayeniz yok mu? Önemli i§ler yapmak istiyorsanız, dağları sırtınızda ta§ımaya hazır almalısınız. Zorluk çekmeyenler de zengin anne babanın çocuğu ol malarına güvenmesinler. Ayrıcalıklı ailelerin çocukları olmaları onları gururlandırmasm. Ne de fakir bir ailenin çocuğu olmak kimseyi üzsün. Çocukluklarım yalmzca eğlenerek geçirenler arasmda hayatm ağır yüküne dayanabi lenler azdır. Önemli işler yapmak istiyorsamz, dağları sırtımzda taşı maya hazır olmalısmız. Zorluklar göğsünüzü yumruklama mışsa, çelik gibi dayanıklı bir bağıra sahip alamazsınız. Moliere, "Güçlükler, başarımn değerini artıran süslerdir." der. Korkmaym: Kalbinizdeki sevgi evreni kuşatacak kadar engin yaratllmıştır. Bugün nerede olduğunuza değil; yarın nerede olacağmıza bakm. Bugün sadece yarın ne olacağımızı belirlediği için önemlidir. Yarm ise asll ne olduğumuzu göstereceği için önemlidir. Ben niçin çok arzuladım? Çünkü yokluklar yaşadım. Fakir bir ailenin çocuğuydum. Yalmzdım. Delinmiş ayakkabllarla, buz tutmuş yollarda yürüdüm. Bu yaşadıklarımdan kurtulmak istiyordum. Çocukluğumda güneşli bir günde ormanlara gizlendim; sa . 5. ADıM: ŞIDDETLI ImMEK . 12' atlerce, "Allah'lm beni bu köyden kurtar" diyerek yalvardım. Acllarım beni kırbaçladıkça kurtulma arzum şiddetleniyordu. Rahmetli Salih dedem her defasında gözyaşları içinde bizim için dua ederdi. Köyümüzün kadınları, "Çalış oğlum, kurtul bu dağlardan" derlerdi. Telkinler ruhu mu kaplamıştı. içimden duyduklarımı, tarlalarda çahşan köylülerden "bazlları" da söylüyorlardı. işte benim yakıcı arzumun nedeni budur. insanları gözyaşlarına boğan arzu, dağları dize getirir. Dağlarda sevgilisini arayan mecnunun gözyaşlarına sadece yağmur iştirak etmez. Ağlarsamz üzerlerine göz yaşlarımz damlayan karıl1calar da ağlar. Anthony Robbins, hayatını değiştirmeye karar verdikten on yıl sonra, binlerce insana seminer vermek için helikopterine binmişti. Şehir meydamnda kendini bekleyen kalabahğm heyecam karşısmda gözyaşları na boğuldu. On yll öncesini hatırladı. insanı gözYa§h boğan c! dağla dizE getiri Kitabmda şöyle yazıyor: "California'mn Venice kentindeki küçük bekar dairemde tek başıma oturmuş, Neil Diamond'un bir şarkısının sözlerini dinleyip ağlıyordum. Şöyle diyordu şarkı: 'Karşımdaki boşluğa bakıp, benim, dedim, Ben!' Kendimi daha da yalmz hissettim, nedenini anlayamadım. " Geçmişine bakıyor Robbins: "Geçmiş başarısızhklarım ve çaresizliklerim, aslında bugünkü hayat düzeyimi oluşturan anlayışm temelini atıyormuş" diyor. "işte o anda bir karar verdim ve o karar hayatımı ebediyen değiştirdi." 14 Devrim budur: Hasret duyguları içinde bir karar vermek ve o kararın hayatm1Z1 ebediyen' değiştirmesi... ,. Siz, gelecek zamanda ve uzak bir mekanda bir zamanlar Haz reti Adem'in (as) ruhunda kaynamış olan arzularla kaynaşıyorsu 14 Anthony Robbins, içindeki Devi Uyandır, s. 14-15 130 . DÜ_ÜN VE 8A_AR . i i i i i i i i i i i i i i i i i L i i i i i i i i i i i i i i i i i nuz. Yıllar sonrasındaki büyük zaferlerinizi görseydiniz; şimdiki tahammülsüzlüğünüze eseflenirdiniz. Mezuniyetin mutluluğunu yıllar öncesinden yaşamak zordur. Ama arzularımz güçlüyse, her gün aynI mutluluğu hayal edebilir ve çalışmanm zor luğuna dayanabilirsiniz. . Duyguları yüzeysel insanların eylemleri de yüzeyseldir. Heyecanlı konuşanlar, arzuları sayesinde dikkat çekerter ve kendilerini dinletmeyi başarırlar. Farkmızı ortaya koyacak olan tek gücünüz kalbinizdeki arzudur. Duyumsadıklarımz, istekleriniz ve hayallerinizdir. 2. Eylemleriniz Kolaylaşlr Başaranlarla kaybedenler arasmda, harcadıklan çaba lar aç1S1ndan çok az fark vardır. Oysa onlann dağlar ile taşlar kadar birbirlerinden farklı olduklanm santrIz. Bir cümleyi yazmakla yazmamak neredeyse farksızdır. Bir sigarayı içmekle içmernek araslndaki fark çok küçüktür. Ama bu küçük farklarm biriken sonuçlan arasmda dağlar oluşur. Cümleyi yazmayı sürdürürseniz kitap yazarsınIz. Sigarayı içmeyi sürdürürseniz ömrünüz kısalır. Baş döndürücü bir başanya imza atabilmek için baş döndürücü işler yapmak zorunda değiliz. Büyük iş yapmak, çok iş yapmaktan ziyade, farklı işyapmaktır. iş yapmamn iki boyutu vardır: Biri miktar, diğeri içerik. işlerimizin içeriğini arzulanmızla belirleriz. Çok çalıştığı halde v_rimsiz, az çalıştığı halde üretken olan insanların sırrını, ne kadar yaptıklarında değil, ne yaptıklarında arayın. Başan çok çalışmayıogerektirir belki, ama farklı biçimde ve derin duygularla çalışmayı gerektirir. Rüyalarımz, yaşayacaklarınIzIn habercisidir. Hedeflerimin bazı Büyük iş yapmak, çok iş yapmaktan ziyade, farklı iş yapmaktır. . 5. ADıM: _IDDETlI ImMEK. 131 larım rüyalarımda gördüm ve sonra yaşadım. 1000 bestenin sahibi Orhan Gencebay parçalarmdan ikisini rüyasmda bestelediğini söylemişti. Şiddetli arzuladığmızda rüyalanmz bile emrinize girerler. Arzunun kalbinize doldurduğu heyecan, çalışmayı hayatınızın en tatlı meşguliyetine çevirir. Hatırlıyorum: Ortaokul müdürümüz Ömer Balcı şiir yanşması düzenleneceğini söylediğinde kalbime heyecan dolmuştu. Çok iyi bir şiir yazmalıydım. Günün akşamma kadar bunu düşündüm. Uyumaya çalışırken bunu düşünüyordum. Uykumun arasmdan fırlıyor, aklıma gelen birkaç satırı kaleme alıyordum. Şimdi anlıyorum ki eğer o şiddetli arzuyu yaşamasaydım benim şiir birinci seçilemeyecekti. Liseye başladığım günlerde, matematik problemlerini çö zemiyordum. Okul arkadaşlanma bana öğretmeleri için yalvanyordum; anlayamadığım konular için, ağlıyordum. Benim zekam geri miydi? Herkesin anladığım ben nasll anlayamazdım? Arzulanmm okyanusunda öğrenmeye adandım. Birkaç hafta içerisinde her şey devrim gibi değişiyordu. i Öyle hıZlı ilerledim ki, matematik, en yüksek notlarI aldığım derslerim arasIna girmişti. Okulumuz adına Tübitak i matematik yanşmasIna katılmak üzere Ankara'ya gönderilen üç öğrenciden biriydim. Arkadaşlarım zorlandıklan sorulan getirirlerdi ve sorulan hayatımın en zevkli işi gibi çözerdim. Beni mahcup edebilmek için uğraşanlar, bulabildikleri en zor problemleri getirirler; o onlara odaklanmak sayesinde kavrayışımı müthiş geliştirirdim. Ben çok zeki miydim? Hayır. Arkadaşlanm arasında zekalan gözlerinden fışkıranlar vardı. Onların hıZlı kavrayışlarm_ hayran kalırdım. Eğer başarmak isteyen uyku kaçırıcı arzum olmasaydı ben şimdi bir hiç olacaktım. Arzuladım; çalıştım ve başlangıçta zorluk çektiğim çalışmalar, benim için kolay ve eğlenceli işlere dönüşüverdi. Arzu kalbiı doldur heye4 çalışn hayatı en t. meşguli çeviı i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i I. i i 132 . DÜ_UN VE BA_AR . i i i i 3. Harekete Geçersiniz i : Harekete geçeceğinizde, yüzleşeceğiniz riskin endişesine ka : pıhrsımz. En azından rahatımzm bozulacağını bilirsiniz ve biraz i i cık zorlamnca ,da vazgeçip kaçmak istersiniz. Ya da yeterince : ciddiyealmaz; eylemi geciktirrneye çahşırsmız. i . i : Oysa şiddetli arzu, ayağm1Z1n altındaki ateşe dönüşür. Çaba i larmızı arzu ile ateşlersiniz. Arzu damlalan arzu okyanusunu i oluşturur. Ne kadar arzularsanız, o kadar enerjiyi, _ kadar : emeği amacınıza feda edebilirsiniz. i i : _ Şiddetli istek, o kadar büyür ki, yerine hiçbir şey geçe " \ mez. Öylesine arzularsmız ki, çahşırken açhk hissetmezsi Başarmak niz; akhmza eğlence gelmez, uykulanmz kaçar. Rüyalan isteyen, mzda hedeflerinizi görürsünüz. gemilerini Eduludo 'o L' , tLdTkb , n u us me emyetmm teme ım a an ar an an m yakmalı ve Z'dkL'L'd'k'Itkl L . ıya , as er eny e şım i ıspanya opra anna u aşmış _erı_e donuşu tı. Karaya ayak bastıktan sonra okyanustaki gemileri yak ımkansız h_le Ask LLd.bkki d. U kLd . .. tı. er er tepe er en gerIye a tı .ann a yu se en u getırmelıdır. LUd'o ıkodULd,kkkman an gor u er; artı gerIye onemez er i; açara ur i tulamazlardı. Ya yenilip öleceklerdi ya da galip geleceklerdi. i : Sonunda kazanan onlar oldular. i ı Başarmak isteyen, gemilerini yakmalı ve girdiği yoldan : geriye dönüşü imkansız hale getirmelidir. O zaman alevalev i : yanan bir arzu doğar. Yakıcı arzularmız yoksa gemilerinizi yok i : edemezsiniz; kaçış yolunu kapatamazsımz. i i U : Hacettepe Universitesinde mastır yapıyordum. Dersler bit : miş, tez yazım aşamasına gelmiştim ki, TBMM'de işe başladım. i Tez yazımmı ihmal ettim. Tez hocam Prof. Süleyman Türkel bu : ihmalime çok üzülüyordu. Bir dizi arzusuz çabam sonuçsuz kal i : dı, sürem doldu ve bölümümden atıldım. Dehşet veriCi, ÜZÜCÜ, i . . : ezici bir durum. Çabalanm boşa gitmişti. i . 5. ADIH: _IDDETLI ISTEHEK . 133 Çok geçmeden bir af yasası çıktı, aynı bölümde yeniden smava girdim, kazandım. Bölüm başka m Profesör Ali ihsan Bağış benim kendilerini oyaladığımı düşünmeye başlamıştı. Tez yazımını hala ihmal ettiğimi gören hocam Profesör Süleyman Türkel hayatımı değiştirecek sözleriyle beni sarstı: "Muhammed, ne yapıyorsun? Üç ayhk süren kaldı. Bütün emeklerini çöpe mi atacaksm? Bu gayretlerine yazık olmayacak mı?" Sarsıldım, beynimde fırtınalar koptu. Mahcup olmamn, sözümü tutamamanm ve bunca emeği boşa çıkarmanm acısmı yaşıyordum. Çok başarılı olduğumu samyordum. Arzulanm yeniden şiddetlendi. Kendimi Tank Bin Ziyad'm durumunda hissettim. Ya hepsini kazanacaktım ya da kaybedecektim. Bugün benim kader günümdü. Daha şimdiden mastır çabalartmı çöpe atarsam, yıllar sürecek bir çabaya, sıfırdan girişebilecek kadar uzun ömürlü müydüm? Hedefime saplanmıştım. Yürürken, yemek yerken, her yerde, her zaman hedefimi düşünüyordum. Kalbimde gelişen arzu nedeniyle gunde 20 saat boyunca çahşmayı ' nasıl sürdürebildiğime hala inanamıyorum. Tezimi yazmak akhma geldiğinde heyecanlamr oldum. Ardmdan rüyamda mastır tezimle ilgili çahşmalanmı görmeye başladım. Rüyamda kendimi çahştığım mekanlarda görürdüm. Tezimin bazı bölümlerini rüyamda yazıyordu m, sonra uyamr uyanmaz gördüğüm fikirleri hemen kaleme ahyordum. Sonunda tezimi bi tirdim. 15 Böylesi tecrübeleri siz de yaşayabilirsiniz. Gerçekten büyük eserler üretenlerden olmak istiyor musunuz? O zaman şiddetli istemelisiniz. Rüyalanmza girecek kadar istemiyorsanız, hayallerinizin gerçekleştiğini göremezsiniz. Küçük işler için küçük arzular yeterlidir. Ama büyük işler için bü i i i 1 1 i i i i i i i 1 i i i i i i i i i i i i i I, i i i i 1 i i i Rüyaları girecek _ istemiyor hayalleri gerçekleş göremez: 15 Tezin adı "Yasama Sürecinde Verimlilik: TBMM Ömeği"dir, Bu tezde Büyük Millet Meclisinin verimliliğinin % 50 düşük olduğu tespit edilmiştir, ı34 . . yük arzular geliştirmeye mahkumsunuz. Büyük arzular büyük başarılara, küçük arzular da küçük başarilara izin verirler. 4. istediklerinizi Ahrs1n1z _ Başarıların ortak özelliği, içlerinde güçlü arzular barmdırmalarıdır. Başarı büyükse, ona yol açan arzu da büyüktür. Ne kadar arzuluysanız, o kadar başarılısmız. Evreni yaratan arzu en büyük arzuydu. Küçük arzuyla bir mektup, büyük arzuyla bir kitap yazarsınız. Herkesin hissettiği madan arzulardan, basit beklentilerden söz etmiyorum. Uğrunda ağır riskleri göze alabileceğiniz, bü yük fedakarlıklara layık görebileceğiniz arzularmızı kast ediyorum. "Talih kuşu benim başıma konsa, milyarder olabilsem, Sabancı'nın yerinde olsam" gibi arzulardan bahsetmiyoruz. Dağları delebilen arzuyu bilir misiniz? Ordularıtek başına mağlup eden arzuyu... Ne kadar güçlü olacağınızı ne kadar şiddetli istediğiniz belirler. Evrendeki güç ilişkileri arzu kanununa dayanır. Yalnızca arzularınız ruhunuzdan doğar. Ne kadar çok arzuya sahip olursanız o kadar güçlü olursunuz. Çünkü ruh güçtür. Ruhtan saçılan da elbette güçlü olacaktır. Arzu ne kadar şiddetli ise sonuç o kadar güçlüdür. Bir şeyi istemekle onu elde etmeye hazır olmak arasmda büyük bir fark vardır. Hiç kimse bir şeyi elde edebileceği ne inanmadığı sürece onu elde etmeye hazır değildir. Almaya hazır olmadığınız, size verilmeye hazır değildir. inanç şiddetinde istemekten söz ediyoruz, basit bir ümitten veya dilekten değil. Duygular arzu duygusunda birleşirler. Duygularınıza rağmen yaptığınız ne var hayatmızda? Ya sevdiğiniz için, ya nefretleriniz Ne kadar güçlü olacağınızı ne kadar §iddetli istediğiniz belirler. . 5. ADıM: _IDDETLI ImMU . ı3. yüzünden ya da korkularınızdan dolayı yapıyorsunuz. Kolomb, aylar süren Amerika yolculuğuna arzu(arı sayesinde dayanabilmişti. Gemisinde defa(arca isyanlar çıktı. Tayfalarının çoğu öldü. Yddır1Cı okyanus da(galarıy(a boğuştu. Bu yüzden Ko (omb'u hepimiz tanıyoruz. Yurt dışına çıkmayı şiddetli arzuluyordum. Önce Japonya'ya Mombusho burs programı çerçevesinde gitmeye çalıştım. Pek çok teşebbüsü m sonuçsuz kaldı. Şiddetlenen arzutarım rüya(arı ma girmeye başladılar. Rüyamda Bulgaristan'a gittim; sonra ABD'de dolaştım. Arzulamaktan vazgeçmedim. iki yıl geçmişti ki bana yurt dışı kapıları açddı. Bir yd içinde 35 defa ulusal ve ulustararası semalarda uçağa bindim. Almanya, ABD, Bosna Hersek gibi Ü[keleri dolaştım. Heyecan verici bir tecrübeydi yaşadığım. Unutmamalısınız: Bugü- i nünüz geçmişteki arzularınızın eseridir, geleceğinizi de bugünkü arzularınız belirleyecek. Gerçek arzu aşk gibi sarsıcıdır. Aşk, ruh(arı çelikleşti ren en büyük güç atanı üzerine kurulmuştur. Hedeflerinizi \ hatır(adığınızda ka(binizde heyecan hissediyor musunuz? Rüya(armızda hedeflerinizi görüyor musunuz? Bunlar yoksa, arzu da yoktur. Gelece bugüı güç arzula belirley B) TEMEL ENGELLER Duygusuzluk, dünyada sonsuza dek yaşayacağımız yanılgısı, zihinse( kontro(süz(Ük ve bilgisizliğin getirdiği ilgisizlik arzu ge liştirmenin büyük düşmanıarı arasmdadır: 1. Duygusuzluk Duygusuz(uk isteksizliğin en büyük nedenidir. istek duygudur ve hissetmeyen isteyemez. Duygular vücuttan gelip geçen hor 136 . DÜSÜN VE BASAR. monlardan ibaret değildir. Bir kalbi kuşatan duygu ne ise, kalp odur. Ya sevgidir, ya da nefrettir. Arzularımz büyük bir ağaç gibi dal budak sahneaya ve hücrelerinize işleyineeye kadar onları geliştirmelisiniz. Başarıyla ilt;rlemek istiyorsamz, hedeflerinizin tümünü her gün coşkulu duygularla ve heyecanlarla hatırlamak zorundasımz. Mucize mi olur; sıradan gelişmelerle mi ilerlersiniz,' bilinmez. Ama ilerlersiniz; önünüzdeki dağlar devrilir ve asla unutmadığımz hedefleriniz size sunulur. Hedeflerinizden birini bir gün unutursamz, onu yıllardır hat1r layarak biriktirdiğiniz enerjiyi tüketirsiniz. Sürekli başarmak, sürekli istemeye bağlıdır. Coşkl,J o zaman ruhunuzu kuşata cak; o zaman içinden geçtiğiniz mağaralar, çukurlar, so ğuklar ve gürültüler dikkatinizi hedefinizden koparamaya caktır. Sürekli başarmak, sürekli istemeye bağlıdır. Dikkat etmiş olmalısınız: Duygularınız harekete geçtiğinde aşklarımzı diriltiyorsunuz. Duygulanmak hedef büyütmektir; yaşadığının farkına varmaktır. DuyguIanmak, yaşamaktır. Hayatımzda duygu yeteneğinizi körelten faktörlerin ar zu yeteneğinizi ve dolaylıyla hedefinize adanabilme becerinizi yok ettiğini bilmelisiniz. Odaklandığınız olumsuzluklar, tembellikler, aşırı uyku, aşırı yemek, televizyon, monotonluklar, bencillikler duygu damarlarımzı birer birer keserler. Duygusuzluk duvarını parçaladığınızda özgürlük meydanına açılacaksınız. 2. Sonsuzluk Yan11g1s1 Hedefsizliğe yol açan duygusuzluğun temel sebeplerinden biri, dünyadaki hayatın sonsuz olduğunu zannetmenin getirdiği duyarsızlıklar, riskten kaçış ve tembelliklerdir. . 5. ADıM: SIDDETlI ImMEK . 137 Yeryüzünde sonsuza dek yaşayacağı hissine kapılanlar, dallara tutunup geceleyen hareketsiz koalalara benzerler. Böyle insanlar kahvehanelerde sabahlayabilirler. Her gece televizyonun karşısında uyuyabilirler ve sabahları Güneş tepeye çıkıncaya kadar yataklarından kalkmak istemezler. Oysa yarın dünyadan ayrılacağımızı haber veren bir mektup alsaydık, yerimizde duramazdık. Yolcular, mola verdikleri istasyonlarda, bir yandan saatlerini, diğer yandan otobüslerini kollarlar. Askerler her gün tezkerelerine kavuşacakları günü hesaplarlar. Bizler dünyada da yolcuyuz. Bizler evren ötesi yolcularız; bizler bin yıllar boyu sürecek amansız bir yolculuğun yolcularıyız. Trenimiz annelerimizin rahminde mola vermişti; şimdi dünyada bekletiliyoruz. Köylerimizden çıktık; şehirlerimizden ayrıldık.. Gün gelecek dünyadan da ayrılaca ğız. Ruhsal evrenin bir ucundan geldiğimiz dünyadan, ruh sal evrenin öteki ucuna ilerliyoruz. Bizden önceki asırlar ve bizden sonraki yıllar ne kadar büyük olursa olsun, bizler akışan evren nehrinde parlayıp sönen kıvılcımlardan ibaretiz. Bir solukta dünyaya açılan gözlerimiz, bir solukta kapatılacak. Karıncalarla ve kelebeklerle geldik dünyaya ve kuşlarla, kafilelerle göçüp gidiyoruz. Bizi yüksek geleceklere taşıyabilecek coşku, her an yolculuğumuzun bilicinde olmamıza ve yarınlarımızı asla unutmamamıza bağlıdır. evr4 nehri parla i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i 3. Zihinsel Kontrolsüzlük Zihninizi kontrol edemediğinizde, arzularınızı da kontrol edemezsiniz. Geleceğimizi kurgulayan beynimizi başkalarına su ı38 . . narsak, geleceğimizi de satın alırlar. Güçlü arzular geliştirebil memiz için, zihinlerimizi kontrol etmek; hayallerimizi ve düşüncelerimizi kendi isteğimizle yönetmeyi başarmak zorundayız. Çobanlaşan çevremiz tarafından koyun laştı rı lıyoruz. Çevresel çobanların telkinlerine teslim' oluyoruz; hepimiz herkesle aynı şeyleri yapıyoruz. Eski çağlardan kalma ideolojiler, kimi toplum ları sımsıkı kuşatıyor; insan özünün üretebileceği sıra dışı yükse lişlerin önüne geçiyor. Her ideoloji tarihin karanlık sayfalarına gömülmekten, yaptı ğı telkinler sayesinde kurtulur. Birinin kurtarıcısı Marx, diğerinin ki Hitler, bir diğerinin ki bir başkasıdır. Her toplum ölümlülüğü ne bakmaksızın fani bir sembolü tanrılaştırır. Hepimizin, ço cuklarımızı kahkahalarla güldürecek kurgusal kutsallarımız vardır. Böylece çevre, resimleriyle, müzikleriyle, sesleriyle ve görüntüleriyle bilincimizi belirler. Bilincimize giren telkinleri kontrol etmediğimizde, artık biz bize ait deği lizdir. Kendilerine ait olmayanlar, kendi arzularının eseri olamazlar. Kendilerine ait olmayanlar, kendi arzularının 4. Bilgisizlik-ilgisizlik insanlar genellikle bilgisiz oldukları değerlere ilgisiz davranır lar. Arzularımız bazen hayallerimize, ama çoğu zam!!n bilgi lerimize dayanır. Güzeli bilir, öğrenirseniz, güzelliğine hayran lık duyarsınız. Bilmezseniz, ilgilenmezsiniz. iıgilenmediğimiz harikalığı bilemeyiz ve bilmediğimiz harika Iık da bize istek ve heyecan veremez. Öğrenme isteğini yitirmiş insarıların şiddetli arzular geliştirmeleri imkansızdır. Bilmekle istemek arasında inanılmaz bir bağ keşfedeceksiniz. Başarı ufkunda bir füze gibi uzaya yükseleceksiniz. Güneşi Dünyaya bağlayacak kadar güçlü olan çekim kuwetinden kurtu . 5. ADıM: _IDDETlI ImMEK. ı3' lacaksınız. Ateşleme sisteminiz, sizi atmosferin dışma çıkarıncaya kadar aralıksız çalışmak zorundadır. Motorlarınızı durdurursanız veya yakıtınız tükenirse boşlukta beklemez, yere çakılırsınız. Bunun için bilmek ve ilgilenrnek, bu sayede şiddetli arzulara saplanmak zorundasınız. Heyecan veren bir kitabın iki faydası vardır. Biri verdiği bilgiler, diğeri kazandırdığı duygu yoğunluğudur. Bir defa okuyarak bu kitapta ne anlatıldığını öğreneceksiniz. Bir kitapta size heyecan veren cümlelerle karşılaşmışsanız, onların size duygusal olarak faydalı olmaları için defalarca okumalısınız. Bir defa okuyup öğrendikten sonra amacınız değişir: Artık motive olmak ve heyecanınızı yeniden diriltrnek için okursunuz. 'Tamam, ben yeterince arzu geliştirdim" demeyin. Önemli olan arzuyu her gün canlı tutmayı başarmaktır. iıgilenmek, önemsemek ve bunu istikrarlı şekilde her fırsatta yeniden yapmaktır. Bunu kimse sizin adınıza sizin için yapamaz. çiçe yeş4 kalb beslE hedef C) ÇÖZÜM TEKNiKLERi işte beş yöntem: Hedeflerinizi okumalı, şefkatinize odak lanmalı, aciliyet duygusuna dayanmalı; başarmış gibi görmeli ve hayallerinizde olumlu anlatım kullanmalısınız. Arzularınızı böyle ateşleyeceksiniz: ye! 1. Hedeflerinizi Okuyun Hedeflerinizi yazmak ve okumak suretiyle, onlara şartlanırsınIz. Onlara olan sevginiz aşk şiddetine yükselir ve hedefleriniz hücrelerinizi kuşatır. Kalbinize koyduğunuz hedef, ruhunuza davet ettiğiniz enerjidir. Salonunuzda suladığınız çiçek nasıl yeşerirse, kalbinizde beslediğiniz hedef de öyle yeşerir. ı40 . DUSÜN YE BASAR. Çiçeğin gıdası su, hedefin gıdası tekrardır. Hedefiniz tekrarlandıkça başka hedeflerle, bilgilerle ilişkilenir. Değişik açllardan hedefiniz üzerinde düşündükçe beyninizde inanılmaz bağlantılar oluşturursunuz. Zaman geçtikçe inanılmaz keşifler yaparsınız. Zekanız gelişir. Hedefinizin 'gerçekleşme süreci; diktiğiniz ağacın yetişme sürecine benzer; zaman gerektirir. Edison gecelerini bile tezgahının başında geçiriyordu. Ama ampulü bulabilmek için yüzlerce deneyi yapmak zorundaydı. Hedef bir yolculuk ve başan bir süreç. Hedeflerinizi her gün hatırlamak, başan yolculuğunuzun ilk haftalarında zordur. Yorgunluklar ve yoğunluklar hedeflerini zin kimini unutturacaktır. Onlan, okumak ve hatırlamak için yazmanız gerekiyor. Günlük yorgunluklar hafızanızı yanıltabilir; ama kağıtlarınızdaki notlarınız geleceğini zi unulmazlar. Kağıtlarınızdaki notlarınız geleceğinizi unutmazlar. D Hedef anayasanızı günde iki defa okuyun: Hedeflerinizin her birini bir cümle ile ifade edin. Bunlan konulanna göre sınıflandırarak paragraflar ha linde özetleyin. Fazla uzun olurlarsa, tümünü her gün okumak sıkıcı olabilir. Bu sayfaya, "Hedef Anayasam" başlığını koymalısınız. Anayasanızı günün sabahında ve akşamında en önemli dualannız olarak okumalısınız. D Hedef kelimelerinizi tekrarlayın: Yaklaşık bir ay sonra, hedef cümlelerinizin her birini birer kelimeye indirgemelisiniz. Artık hedef dualarınız daha az alan kaplamış; örneğin 20 cümle 20 kelimeye in miştir. Onlan küçük kağıtlara yazın ve en çok baktığınız her mekana tutuşturun. Bunun için yapışkan kağıtlan kullanabilirsiniz. Arabanızın direksiyonunda, aynanızda, . 5. ADıM: SIDDETlI ISTEMEK . ı4ı masanızın üzerinde, çantanızın iç kapağında, defterinizde ... onlan göreceksiniz. D Şifrelerinizi tekrarlaym: 3-4 ay sonra, artık kelimeleriniz derin bilincinize inmiş olacaktır. Şimdi hedef kelimelerinizin baş harflerinden hedef şifrenizi oluşturabilirsiniz. Örneğin "Hitabet, Bilgisayar, Beyin Gücü, ingilizce" kelimelerinden "HBBi" şifresini çıkarabilirsiniz. Artık hedefiniz, bilincinizi şifrenizle özdeşleştirmek olmalıdır. Onlan her zaman ve her yerde hissedeceksiniz. Grey Walter, bu yolla şartlandığı hedeflerini gerçekleştirebildiğini söylüyor. O, tıraş olurken bile, hedeflerini tek kelimeye indirgeyerek yüzlerce kez tekrarlardı. Arzulannızı düşünmek sayesinde çalışmalannızdan zevk alırsınız. Saniyelerinizi değerlendirmenin yolu hayatınızı büyük arzulara adamanızdan geçer. Ben bu sayede bulduğum her boş zamanı hayatımı coşkuyla dolduran işlere sarf ediyorum. 2. Şefkatle ilişkilendirin Şefkat duygunuz, hedefinize adanmanızı ve hedefiniz uğ runda her türlü zorluğa sevinçle katlanmanızı sağlar. Devrim gibi işler yapanların 'kullandığı bu hazine, sizin de kalbinizde kullanılmayı bekliyor. Jim Dornan'ın çocuğu amansız bir hastalığa yakalanmıştı. Ameliyat için çok miktarda paraya acilen ihtiyacı vardı. Dornan çare ararken Amway işine girdi ve orada müthiş bir pazarlama sistemi geliştirdi. Bunu çocuğunun büyük tedavi masraflannı karşılayabilmek için yapmıştı. Bugün Network 21 olarak bilinen bu sistem dünyanın pek çok ülkesinden binlerce pazarlamacıyı içinde banndınyor. Sizin canınız kadar değerli bir acil ihtiyacınız yok mu? hayat büy arzu i adamar i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i ı42 . . ABD'li Mark Hughes'in annesi yanlışlıkla aşırı dozda aldığı rejim haplarından 36 yaşında ölünce Hughes bu duruma çok üzüldü. Kendini zararsız kilo verme yöntemlerini araştırmaya adadı. Sonunda ürettiği ürünleri geliştirip pazarlayan şirketi Herbalife dünyanın büyük şirketleri arasına girdi. Sizin kendinizi adadığınız bir davanız )tOk mu? Televizyonda eşimle birlikte ağladığımız bir hikaye izledik. Marmara depremi, bir annenin kolunu, tonlarca ağırlıktaki beton yıkıntısı arasında kelepçelemişti. Anne yıkıntılar altındaki çocuğunun çığlıklarını duyuyordu. Kurtarıcılar geldiklerinde önce anneyi gördüler ve onu kurtarmaya koştular. Anne, önce çocuğunu kurtarmaları için yalvarıyordu. Anneyi dinlemediler; anlamadılar. Kurtarıcıların kendisiyle il gilenmeleri zaman kaybettirecek ve belki de bu arada çocuğunu kaybedecekti. işte o kadın, Güneşi hayran bırakan parlak ruhuyla, bez parçasını yırtar gibi kolunu çekip koparmış ve yavrusunun kurtarılmasına koşmuştur. Şimdi ikisi de yaşıyor. Akşam vakti evinize döndüğünüzde, evinizi (:';[evler içerisinde görseydiniz... Alevlere yaklaştığınızda "anneciğim, babacığım" diye çığlıklar atan çocuğunuzu duysaydınız... Siz canın1Z1 hiçe sayar, vücudunuzu alevlerin içerisine savururdunuz. Demir parmaklıklı pencerelerden kaçamayınca devlere sırtını dayayıp evladını kucağında korumaya çalışan, so:ıra da yavrusuyla yanarak Cennete giden çaresiz anneterin yaşadığı 'gecekondularımız vardı bizim. Sizin kendinizi adadığınız bir davanız yok mu? Çocuklarınızı seviyorsanız, onlara onur duyacakları bir babayı veya anneyi miras bırakmayı hayal edin. Eğer milletinizi seviyorsanız, onlara sevgiyle anacakları bir evlada sahip olmanın şerefini tattırmayı hayal edin. Sevecek kimse bulamıyorsanız, bu dünyaya yanlış gelmiş olmalısınız. . 5, ADIH: _IDDETLI ISTEHEK . ı43 3. Aciliyet Hissedin Bizi heyecanla çalışmaktan alıkoyan, dünyadaki hayatımızı sonsuz sanarak, nasılolsa uygun bir zaman bulacağımızı düşünmemizdir. Bu yaklaşım günlerimizin boş ve meyvesiz oyalanmalarla ölüp gitmesine yol açıyor. Oysa, gelecek yıllarımızı nasıl yaşayacağımızı, bugünlerimizi yaşama biçimimizle belirliyoruz. Ankara'da bir mağazada, etiketinde 35 milyon lira yazan kabanlar, 5 milyon liraya satılıyordu. Satın almak isteyenler o kadar çoktu ki, güvenlik görevlileri insanları sıraya koymakta zorlanıyorlardı. Yüzlerce insan kabanlar tükenmeden sıranın ken dilerine geleceğini umuyordu. Kızılay meydanında düzenlenen bir törende belediye başkanı Melih Gökçek'in emriyle halka plastik futbol topu dağıtılıyordu. O toptan alabilmek için insanların birbirleriyle nasıl yarıştığını izledim. O anda dağıtılıyordu ve o anda alınması gerekirdi. Hayatın Hakiminden bir şey istiyorsanız, davranmakta acele etmelisiniz. Çünkü verildiğinde almaya gitmezseniz; artık hiç alamayabilirsiniz. Hayatın çok kısa oldu ğunu, fırsatların hızla geçtiğini düşünün. Size şimdi sunuluyor. Yarın başkalarına başka şeyler sunulacak. Yarın başka bir rüzgar esecek. Şimdi ihmal ederek girmediğiniz sınava, yarın girmeye fır_at bulamayabilirsiniz. Yarın sizin için geriye dönük özel bir sınav'yapılmayacak. Güneş sadece sizin için dönmüyor. Bu sabah size servet kazandırabilecek önemde 24 saat sunuldu. Zamanınızı kullanamazsanız, depolayamazsınız; yedekleyemezsiniz. Vaktinde yapmadığınızı, gerektiği gibi yapamayacaksınız. Bugünün baharı yarının baharından başkadır. Birlikte aynı sonsuzluğa ilerliyoruz ve geleceği birlikte yaşayacağız. Eğer ge sanız, depc yamazsın yedekley, ı44 . . leceğe gidip ölümünüzün bir dakikasını yaşasaydınız, geri döndüğünüzde, sırtınızda alevler tutuşmuşçasına koşuştururdunuz. Bir şeyler yapabilmek için ölümüne çırpmırdınız. 4. "Başarm1ş Gibi" Görün Hayatımızı telkinlerimiz yönetir. Telkinlerini kontrol edemeyen, iradesine hükmedemez. Beynimizi ya biz şekillendiririz ya da başkalarına teslim ederiz. Okuduğumuz gazeteler, dinlediğimiz hatipler, seyrettiğimiz filmler veya boyunca yürüdüğümüz cadde tarafından biçimlendiriliriz. Dinlediğimiz her müzik, her dedikodu, gördüğümüz her manzara, beynimize tutunan birer yönlendiricidir. Krizlerle ve bencilliklerle dolu bir çevrede yaşıyorsa nız, "yıkılmış" gibi hissedersiniz. Gördüğünüz herkes tembelse, çalışmaktan zevk alamazsınız. Hayalleriniz, kötümser, karamsar, kavgacı ve bencil kişiliklerle sarsılır. Bilincinizi yıkıcı çevreden kurtarmak; hedeflediğiniz geleceği sanki yaşadığınızı hissettiren bir bilince kendinizi saplamak zorundasınız. Hayallerinize ilerlemek istiyorsanız, bedeninizin geleceğini, bilincinizin bugününe taşımalı; yaşayacaklarınızı yaşadığınızı hissetmelisiniz. Derin bilinciniz geçmişi ve geleceği şimdiye taşır ve şimdiki zamanda yaşar. "Kitap yazacağım" derseniz, ömrünüz boyunca, yazacağınız geleceği beklersiniz. "Sigarayı bırakacağım" diyenleri ancak kanser durdurabiliyor. Çünkü "gelecek dili", derin bilinç için sürekli uzaklaşa(1 bir gelecek üretir. Gelecek sonsuza dek uzanır. Belirsiz gelecek, sonsuzdaki gelecek demektir ruh için. "Şu anda yapıyorum" demeye devam ettiğinizde, derin bilinciniz şimdi bir şeyler yapmaya sizi zorlayacaktır. "Şimdi alkolübırakıyorum" diyen adam, alkol almaya devam etse de, alkol is Telkinlerini kontrol edemeyen, iradesine hükmedemez. . 5. ADıM: _IDDETLI ImMEK. ı45 teği gittikçe azalacak ve sonunda alkolle bağını koparacaktır. Oysa "Yakında alkolü bırakacağım" diyenin yakm zamanı asla gelmez. Şu halde hedefinizi başarmış gibi hayal ediyorsunuz. "Yapacağım!" demiyorsunuz, "Yapıyorum, yaptım!" diyorsunuz. Yapıyormuş gibi hissediyorsunuz. Zihninizin yalanı, pek yakında bedeniniz tarafından doğrulanacaktır. Çünkü dışınız içinizle çatışmaya uzun süre dayanamaz. Sanki şimdi çok zeki olmayı başardınız. Şimdi beyniniz olağanüstü çalışıyor. Şimdi çalışmaktan inanılmaz zevk duyuyorsunuz. Şimdi sınavı kazanıyorsunuz. Şimdi evreni ve Yaratıcısını daha çok seviyorsunuz: Şimdi yabancı dilinizi geliştiriyorsunuz: Şimdi bir bilgisayar dahisisiniz. Şimdi yurt dışına gidiyorsunuz. Şimdi dünyanın müthiş insanlarıyla tanışıyorsunuz. Şimdi hayatınızın eserini veriyorsunuz. Şimdi çok mutlusunuz. . . 5. Olumlu Anlat1m Kullan1n rımızı on saldıraf yok edeme) Arzularınızı kontrol ederek, zihninize hükmetmek isti yorsanız; (a) olumsuzluklarla meşgulolmamalı; (b) daha çok - olumlu ihtimallere odaklanmalısınız. istemediğiniz yanlarınıza saldırırsanız, saldırmız bumerang gibi döner, sizi devirir. Duygusal derinliklerinize inmiş kusurlarınızı aşağılayarak yok edemezsiniz. Psikolojik saplantıları yok edecek yöntem; onları bilincinizden uzaklaştırabilen yöntemdir. "Sigaradan nefret ediyorum; sigara içmiyorum" diyenler bu yolla sigaradan kurtulamıyorlar. Ama sigaranın zararlarını tek tek sayarak canlandırdıklarında, sigaradan korkmaya, acı çekmeye başlıyorlar ve sonunda bırakıyorlar. Kötü alışkanlıklarımızı onlara saldırarak yok edemeyiz. Kimi okuyuculardan aldığım mektuplarda, hakim olamadıkları irade 146 . DUŞUN YE BAŞAR. leri için kendilerini suçladıklanm, kusurlarmdan nefret ettiklerini gördüm. Bu tutumlan ytzünden ylllarca sorunlanm çözemiyorlar. Kötü al1şkanl1klan akl1mız ve vicdammız reddeder; ama onlar duygulanmızı ye kalbimizi ele geçirmişlerdir. Kötü alışkanlıklardan kurtulmanın yolu, esir aldıkları "kalbimizi" ikna etmek için "aklımızı" kullanmaktır. . Çözüm şudur: Yok etmek istediğimiz kötü ahşkanl1ğm muhtemel olumsuz sonuçlanm ve olumsuz etkilerini öğrenmeli, çoğaltmal1 ve abartmal1yız. Böylece o kötülüğü n ruhsal acısım büyütmeliyiz. O zaman kalbimiz kötülüğü kendiliğinden terk edecektir. Hayalinizde' gördüklerinizin bir gün nefretinize baskın çıkabileceğin den şüphe edin. Diğer önemli konu zihinsel odağımızla ilgilidir. Neyi se vip neden nefret ettiğinizden çok, hedeflerinize hangi açılardan baktığmızı önemsemelisiniz. Aym doğruyu iki farkl1 biçimde ifade edebilirsiniz: "Başansız olmayacağım" demek başansızl1k bilincini, "başanl1 alacağım" demek başan bilincini geliştirir. "Ahlaksız olmayacağım" di yen, ahlaksızl1ğa; "ahlakl1 alacağım" diyen de ahlakl1 bir kişiliğe eğilim gösterir. Sebebi basittir: Kelimeler onlara nasıl baktığımztn yanı sıra, onlara yüklediğiniz görüntülerle birlikte zihninizde canlamrlar. "Kahrolası kumar" dediğinizde, yalnızca kumardan nefret ettiğinizi değil, aym zamanda kumar masalarmı, ihanetleri, insanl1ğm küçülüşünügörürsünüz. Hayalinizde gördüklerinizin bir gün nefretinize baskın çıkabileceğinden şüphe edin. Büyük insanlar, çirkin konuşmalan dinlemernek için bu yüzden özen göstermişlerdir. . 5. ADıM: ŞIDDETLI ISTEMEK. 147 YANlıŞ DOĞRU Başarısız olmayacağım Başarılı olacağım Tembellik çirkindir Çalışkanlık güzeldir Ahlaksızlık kötüdür Ahlaklılık iyidir Bencil olmayacağım Fedakar olacağım Unutkanlığımdan kurtulacağım Hafızarnı geliştireceğim Anthony Robbins der ki, "Literatürünüzden 'başansızlık' kelimesini silin". Eski Japonlarm küfretmeyi bilmemelerinin nedeni dillerinde küfür kelimeleri O _masıdır.16 Mahsun Kırmızıgül'ün "Yıkılmadım, ay ktayım" şarkısmm her dinleyişte kulaklartmı tıkamaya ç l1ştığım en talihsiz kelimesi, "şerefsizlere yenilmedim ayaktayım" nakarattnda geçer. Mahsun ve onu dinleyenler, bu ifadeden zarar görüyorlar. Ne söyledi_ kadar n söylediği dedikl edin 16 Prof. Dr. Mete Tuncoku, Japonca dersinde, "eski Japonların bildiği en saygısız kelimenin 'sen' diye hitap etmek olduğunu" söylediğinde çok şaşırmıştım. @o &wOUW CESARET Li OLMAK . Şiddetli zorluklarınız sizi vazgeçireceği zaman, arzularınız elleriniz den tutar. ... . Önemli olan nereden başladığınız değil, nereye varmak istediğiniz dir. . Zorluklar göğsünüzü yumruklamamışsa, çelik gibi dayanıklı bir bağı ra sahip olamazsınız. . ıllar sonrasındaki büyük zaferlerinizi görseydiniz; şimdiki taham mülsüzlüğünüze eseflenirdiniz. . Duyguları yüzeysel insanların eylemleri de yüzeyseldir. . Büyük iş yapmak, çok iş yapmaktan ziyade, farklı iş yapn;ıaktır. . Çok çalıştığı halde verimsiz, az çalıştığı halde üretken olan insanla rın sımnı, ne kadar yaptıklarında değil, ne yaptıklarında arayın. . Arzunun kalbinize doldurduğu heyecan, çalışmayı hayatınızın en tatlı meşguliyetine çevirir. . Başarmak isteyen, gemilerini yakmalı ve girdiği yoldan geriye dönü şü imkansız hale getirmelidir. . Ne kadar güçlü olacağınızı ne kadar şiddetli istediğiniz belirler. . Almaya hazır olmadığınız, size verilmeye hazır değildir. . Bugününüz geçmişteki arzularınızın eseridir, geleceğinizi de bugün kü arzularınız belirleyecek. . . Duygulanmak hedef büyütmektir; yaşadığının farkına varmaktır. Duygulanmak, yaşamaktır. . Geleceğimizi kurgulayan beynimizi başkalarına sunarsak, geleceği mizi de satın alırlar. Nice yüksek yetenekli insan, cesaretsizliği yüzünden keşfedilememiştir. . Salonunuzda suladığınız çiçek nasıl yeşerirse, kalbinizde beslediği niz hedef de öyle yeşerir. . Çocuklarınızı seviyorsanız, onlara onur duyacakları bir babayı veya anneyi miras bırakmayı hayal edin. 6. ADıM: CESARETLi OLMAK Giriş Yönteminizi eyleme dökerken, cesarete ihtiyacınız olacak. Korkular özellikle sosyal ilişkilerde hareketlerinizi kilitlerler. Eylemlerinizin sosyal boyutlarında cesarete dayanmall, gerektiğinde risk üstlenmeye hazır olmallsınız. Korkularımızın yükü, korktuklarımızdan daha ağırdır. Korktuğumuz acıları yaşasa_rktuğumuz kadar incinmezdik. Başınızı kaldıracaksınız; de_in _ir soluk alacaksınız; tebessüm edeceksiniz ve hızla ileriye fırlayaGiksınız. Herkes korkabilir; ama herkes de cesur olmayı başarabilir. A) KONUNUN ÖNEMi 1. Coşkuyu Güçlendirir Yolda tanımadığınız bir insanla selamlaşır mısınız? Bindiğiniz asansördeki insanlara "merhaba" der misiniz? Belediye otobüsünde yanına oturduğunuz yolcuya selam verir misiniz? Şu söze dikkat edin: "Yaptığınızda birbirinizi seveceğiniz şeyi söyleyeyim mi? Aranızdaki selamı yayınız." 17 17 Hz. Muhammed (asm), Camiu's Sağİr, 3:516, Hadis No: 4170 152 . DÜ_ÜN YE BA_AR . Ne yazık ki her geçen gün selamlaşmaktan daha çok korkuyoruz. iletişimimiz azaldıkça içimize kapanıyoruz. Medeniyet bizi yalnızlaştırıyor. Oturduğumuz apartmanlarda bitişiğimizdeki komşumuzu tanımaz olduk. Günde iki defa uğradığımız bakkalımızm admı bilmiyoruz. Hatta, televizyon yüzünden eşlerimizle, çocuklanmızla bile konuşamaz olduk. Salonumuzun bir köşesi, vuruşup kan döken ekranlardan; diğer köşesi, hipootize olmuş ., donuk bakışlardan ibaret. Nice yüksek yetenekli insan, cesaretsizliği yüzünden keşfedilememiştir. Dahası cesaretsizlik yetenekleri n tehlikeli düşmanıdır. inanılmaz utangaçhklar geliştiriyoruz. Bir araştırma, ABD'lilerin % 40'mm çekingen olduğunu gösteriyor; bizim çe kingenliğimiz daha da yüksektir... Şimdi elinize telefony alıp cumhurbaşkanını arayabilir misiniz? Ona "SayIn cumhurbaşkanı, evrensel ölçüde gelişmiş bir hürriyet ve demokrasi istiyoruz" diyebilir misiniz? Eski cumhurbaşkanmm ev telefonu, 1989 yllma kadar ajandamda kayıtlıydı. Ama bir defa aramaya cesaret edemedim. Cesaretsizlik yeteneklerin tehlikeli düşmanıdır. 1987 yılmda evinde ziyaretine gitmiştik. Telefonu çaldı, ahizeyi kaldırdı, birkaç defa "Gözlerinden öperim" dedi, ahizeyi kapattı ve bize şöyle dedi: "Bir vatandaş... Sesimi özlemiş, duymak için aramış." Sıradan bir vatandaşm gösterdiği cesareti anlayabiliyor musunuz? ABD'nin New York, Washington D.c., Boston gibi şehirlerinde dolaştım. Sokaklarda en çok duyduğum iki söz hala kulaklanmda çmhyor: "Özür dilerirn" ve "merhaba". Bakıştığınız herkesten mütebessim bir selam alıyorsunuz. Durakta bekliyorsanız, yanınıza gelen "merhaba" diyor.. Yolda yürürken yüzleştiğiniz herkes sizinle selamlaşıyor. Coşku cesarettedir; selamlaşmaktadır. Kendinizi, gülümseyen insanlarmm selamlanyla yoğrulmuş böylesi bir ortamda, inanıl . 6. ADıM: CESARETli OLMAK. 15: maz mutlu hissediyorsunuz. insana saygı duyan, önem veren varlıklarm arasmda, önemli bir kimliğiniz olduğunu anhyorsunuz. Cesareti n coşkuolduğunu anhyorsunuz. 2. Girişimciliğin Temelidir iEski milletvekillerimizden biri, bana bir mektup gösterdi. Anadolu'nun bir köyünden ilkokul mezunu köylü bir vatandaş yazmıştı mektubu. Mektupta milletvekiline milletin derdini dile getirdiği için teşekkür ediyor, onu daha fazla hizmet için teşvik ediyordu. Milletvekili, "Bana gelen en değerli mektup bu oldu." dedi ve devam etti: "Kimse bana toplumun ortak dertleri için gelmiyor; herkes kendi k_esabmı takip ediyor. " Bir şey istediğimizde, yalnıica kendi sorunlanmız aklı mıza geliyor. Birisi bizler için bir zahmete katlandığmda, taktir ve teşvik zahmetine "katlanmıyoruz." Bizim adımıza kendilerini tehlikeye atanlar saldmya uğradıklarmda, onlan yapayalnız bırakıyoruz. Dua bile etmiyoruz; hatta alayediyoruz. Bu bencilliktir;" böylesi bir kimlik, çökmeye, sömürülmeye ne yazık ki layık olmuştur. Söylenmeye, suçlamaya sıra geldiğinde en iyisini biz yapı yoruz. Ama niçin bu köylü amcanın cesaretiyle söylemiyoruz? Söylenmek korkuyu, söylemek cesareti arttırır. TBMM Adalet Komisyonu eski Başkanma AvusturyalI bir diş hekiminden mektup gelmişti. Mektupta, başkandan "Türkiye'deki homoseksüellerin haklannı düzenleyen bir kanunu ne zaman çıkarmayı düşündükleri" soruluyordu. Bu konuda daha sonra Meclis Araştırma Servisinde yapılan incelemenin nedeni belki de bu mektuptu. Cesaretin uzaklardan neler yaptırabildiğini görebiliyor musunuz? Mesajlanyla iz bırakan insanlan görüyorsunuz. Cesaretiniz varsa izlerinizi uzaklara taşırsınız. Benjamin Disraeli'nin dediği gibi, "Başan cesaretin çocuğudur." Cesaretiniz yoksa, kendinizi Söylen korklJ söyler cesar arttıı . Şans, fırsatlar geldiğinde, onları tutabilme cesareti gösterebilmekte gizlidir. i154 . DÜ_UN VE BA_AR . iç dünyamza kapatırsmız. Korku, içinizdeki güzellikleri, kara delikler gibi yutar, yok eder. Üzerinden koşarak geçtiğiniz vadide, kokulanm gizleyen çiçekler dikkatinizi çekmeyecektir. isimlerini cesaretle söyleyemeyenler akıllarda kalmazlar. Cesaret gösterebilenler, risk üstlenmeye hazır olanlardır. Risk ve sorumll)luk üstlenmeyenler, başanl1 olamamlşlardlr. Al1şkm olduğunuz hayat size risksiz gelebilir. Aslmda rahatllk içerisinde daha büyük riskler vardır. çoğu insan sineğin ISlrmasmdan kaçarken akreplere yem olur. Değişmezseniz, gelişmezsiniz. Yanlış yapma riskini göze alamazsanız, doğru yapma cesaretini gösteremezsinlz. Ne yazık ki bazen bize başanlar sunulur da, cesaretsizliği miz nedeniyle onlardan kaçarız. Yanlış yapabilme ihtimali nin verdiği korkunun büyümesi, doğru yapabilme ihtimali mizi yok eder. Anthony Robbins, "Şans flrsatlara hazırlık lı olmaktır" der. Aslında şans, fırsatlar geldiğinde, on ları tutabilme cesareti gösterebilmekte gizlidir. Kurumumda uzman olarak çal1şlyordum. Bir yandan çok okumak, diğer yandan çok yazmak zorundaydım. Rahmetli Mustafa Ruşen Hocadan hızlı okuma seminerleri aldıktan sonra, okuma etkinliğimin ilk defa böylesine geliş tiğini gördüm. Bu arada "öğreticilik" mesleğine özen ve hasret duyuyordum. Kısa süre sonra bazı genç öğrenciler bu tekniği kendilerine öğretmemi istediler. Özel ricalanm kırmayarak bir vakıfta gönüllü seminerler vermeye başladım. Kısa sürede tanmmlştlm. Yine de bu konuda profesyonel eğitim almak isteyenleri istanbul'dan Ankara'ya uçakla gelip seminer veren Mustafa Ruşen Hocamm seminerlerine yönlendiriyordum. Ardmdan bana gelen bir teklifle şaşırdım. Bu konuda profesyonel anlamda ders vermem isteniyordu. Önce "yapamam" dedim. Seminer almıştım, konuyu kavramıştım, teknikleri öğrenmiştim, ama ders veremezdim. Mustafa Ruşen Hocamla görüştü . 6. ADıM: CESARETLIOLMAK. 155 i ğümde beni teşvik edişine şaşırdım. Gerçekten yapabilir miy- : i di m? Sonunda karar verdim. Bu konuda bulabildiğim kitaplan: analiz ettim. internet aracılığıyla ABD'li, Kanadalı bazı hocalarla: temas kurdum. Onlarınanlatım tekniklerini inceledim. : i i Kısa süre sonra yeni bir anlatım modeli oluşturdum: Hızdan: i çok okuma etkinliğini ön plana çıkardım. Zamanla yeni araştlr- : i malar yaptım, yeni sorunlan ve çözüm yollarım tespit ettim. Bu- : gün ulaştığı m noktaya bakıyorum. Birkaç yılda birkaç bin öğrenci : seminerlere katılmıştı. i i Cesaret sayesinde flrsatlara sanldlm; üzerine gittim ve iz bl- : i rakabildiğimi gördüm. Bir fırsat size sunulduğunda, gerektirdiği: . i cesarete de sah_p O ; :zabil yi dilernelisiniz. . i sıze sunu B) TEMEL GELLER ğunda ılı Bir dizi sorun cesaretimizi kmyor: Ayıplanma korkusu, gerektirı kendini küçümseme, yeteneksiz görme ve nihayet giri- cesarete şimde bulunma korkusu... Bunlan açalım: sahip olabilme) lemelisir 1. Ayıplanma Korkusu Bazllan çok aYlplandllar; ayıplanma ve aşağılanma onlara çok acı çektirdi. Bu yüzden aYlplanmaktan şiddetle kaçıyorlar. Bir işe kalklşarak sonunda aYlplanmaktansa, o işi yapmamayı, böylece çektikleri psikolojik acıdan kurtulmayı tercih ediyorlar. Hazırlık Smlfmda ingilizce öğrenmeye çalışırken, bazı arkadaşlar cesaretle konuşuyorlar, ama büyük hatalar yapıyorlardı. Telaffuz hatalarmı duydukça onlar adma başımı eğer, utamrdım. Onlardan iyi olduğum halde, "hata yapabileceğimden" korkarak konuşmaktan çekinirdim. Zamanla o arkadaşlar düzgün konuşmaya başladılar. Konuşmayan ben ise gittikçe geriliyordum. Derhal anladım ki, utan i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i 156 . . mayı, yanhş yapmayı ve gerekirse ayıplanmayı göze almanız, cesaretinizi toplayıp konuşmanız gerekiyormuş. Çünkü başarmanın yapmaktan başka bir yolu yoktur. Bu anlayış değişikliğim sayesinde yabancı dil pratiğim seminer sunabilecek ölçüde gelişmiştir . Hatasız kimse yoktur. Eğer yanlış yapma korkuşuyla yaşasalardı, siyasetçiler bizi yönetemezlerdi. Tansu Çiller'in, Süleyman Demirel'in, Necmettin Erbakan'ın, Bülent Ecevit'in dillerinin defalarca sürçtüğünü biliyorsunuz. Bir siyasetçi karpuz festivalinde kürsüye çıktı ve "Sevgili Kar puzlular" diye söze başladı. Bir milletvekili sözüne "Sayın Ko misyon üyeleri" yerine, "Sayın komünistler" diyerek başladı. Böylesi hataları görseniz gülmekten kırıtırsınız. Kusursuz başlayarak mükemmele ulaşan hiç kimse yoktur. Kusur suzluğunuzu hatalarınıza borçlu olacaksınız. Başlangıçta hata yapmadan mükemmele ulaşa:ı hiç kimse yoktur. Mükemmeliyetçi bir insan mısınız? Yani en iyisini yap maya mecbur mu hissediyorsunuz?'Sizce en iyisini kim yapıyor? insan acizdir. Beşer şaşar. insan yanhş yapmak zorundadır. Yanlış yapmazsanız Qoğru yapamazsınız. Kazandığımız her yeteneğe büyük yanlışlarla başladık. Eksikliklerinize bakarak yanhşlarınızdan korkarsanız, gelişe mezsiniz. Doğruyu yapmak için elimizden gelen çabayı göstermeliyiz. Eğer yanhş yapmaktan korkarsak, büyük doğrularımızla insanları tanıştıramayız. Oysa, Adıyaman'lı Ömer gibi, yetersizliklerinizi önemsemeyip, kendinizi aşmaya adanırsanız; Sınırsız Şefkat Sahibi, sizi dilediğiniz geleceğe gönderecektir. 1989 yılında tanıştığım Adıyamanh Ömer Faruk, fakir bir ailenin çocuğuydu. Misafirim olduğu bir gün, Avustralya'ya göçmen olarak gitmek istediğini söyledi. Önce onu hafife aldım. "ingilizce bilmiyorsun. Eğitimin yok. Be kardeşim, neyine güveniyorsun! " diye düşündüm. Ama onu kırmamak için, tebrik ettim. Kazandığımız her yeteneğe büyük yanlışlarla başladık. . 6. ADıM: CESARETli OLMAK. 157 Teşvik ettim. inanmasam bile, "inan bana, sen bu uğurda çabalamaya devam edersen büyük işler başaracaksın." dedim. Günler geçti. Yanıma geldi. Elinde başvuru formları vardı. Şok oldum. Ben büyükelçiliklerin birinin bile yolunu bilmiyordum. Bu çocuk bu belgeleri nasıl bulmuştu? "Muhammed abi" dedi. "Bu formların çoğu bölümlerini doldurdum. Ama ingilizce'm yeterli değil. Bana yardımcı olur musun?" Ömer ingilizce de mi biliyordu? Onun dolduramadığı bölümlerden bazılarını ben de dolduramadım. Güya ingilizce eğitim veren üniversitede okuyordum. Ömer'in kelime hazinesi çok zengin değildi, ama derdini anlatacak kadar düzgün ve seri konuşabiliyordu. Nereden ders aldığını, hangi kursa gitti ini sordum. Kursa gidecek parası nın olmadığını söyledi. . gilizce öğrenmeyi çok istiyor muş. Bu yüzden turi rle konuşmaya çalışmış. Kısa dalga bandından yayın yapan BBC radyo istasyonumı bulmuş. Geceleri bu istasyonu bol bol dinleyerek ingilizcesi ni geliştirmeye çalışmış. Bundan sonradır ki ben de i BBCnin yayınlarını geceleri dinlerneye başlamıştım. Zaman geçti, Ömer beni aradı. "Askere gittiğini, beni özlediğini" söyledi. "Hala yart dışına gitmek isteyip istemediğini" sordum. "Mutlaka gideceğini" söyledi. "Ömer sen harikasın." Aradan birkaç yıl daha geçti. Bir kandil gecesi telefonum çaldı. Kendisini unuttuğum Ömer, beni unutmamıştı. "Abi, bana Avustralya'dan davet geldi; hakkını helal eL" dedi. Ömer'in izini ondan sonra kaybettim. 1 i 1 i i i i i i i i i i i i i 1 i i i i i i i i i i i i i i i i i ! aşm; adanır_ Sınırsız Sahibi diledi: gelec gönd cek1 2. Kendini Küçümseme Bir insanın kendisini küçük görmesi, kendisine yapabileceği büyük kötülüktür. Küçük görmesinin sebebi ırkı veya cinsiyeti midir? Bizden büyük olan insansa, biz de insanız. Cinsiyetimiz i i i i i i i i i i i i i i 1 i i i i i i 1 i i i i i i i i i 1 i 1 i iii Ayaklarınızın' altına aldıklarınızın, mezarınızın üstünde yeşereceği günleri unutmayın. ' 158 . DÜŞÜN VE BAŞAR. i i i i r i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i den çekiniyorsak, insanlarm yansıyla aynı cinsiyetteniz. Bilgisizliğimizden mi küçümsüyoruz? Kitaplar önümüzde ve beynimiz omuzlanm1Z1n üzerinde bekliyor. Bilmiyorsak öğrenebiliriz. Kendilerini küçümseyenler, y1llarca küçümsendiler. Yetiştiklerinde onlar da başkalannı küçümseyecekler. Küçümsemek iki taraflı bir hastalıktır. Küçümseyebilen, her zaman küçümseyecek birini bulacaktır. . Bazılan çocuklan adam y_rine koymazlar. Başkalarını küçük görenler, aslında kendilerini küçük görenlerdir. Bir insanın zihninde "kendini küçük görme" anlayışı varsa, beyninde yer alan kalıp birilerini küçük görmesine yol açar. Bunu öğrenmek benim gururumu sarstı. Çünkü gerçekten bazılarını küçük gö rüyordum, bu yüzden aşağılık psikozu içinde olduğurnun söylenmesini, kendime bir hakaret olarak kabul ettim. Tek yüksek ve yüce, Yaratıcıdır. Her şey Yaratıcısına yakmlığıyla yükselir. Hiçbir ırk, hiçbir tür, doğası nedeniyle üstün değildir. Doğuştan getirdiklerinizle değil, çabalarınızia, geliştirdiklerinizle ve eserlerinizle yük selirsiniz. Üstün .ahlak üretirseniz üstün olursunuz. Buluş yaparsanız üstün olursunuz. Lider olursanız üstün olursı._ nuz. insanlığa hizmet ederseniz üstünsünüz. Yine de bir kritere göre üstün olmak, diğer kritere göre de üstünlük anlarnma gelmeyebilir. Varlıklan, ulaştıklan özellikler kadar, ulaşabilecekleri özellikleriyle de değerlendirmelisiniz. Baktığmız gözler bebeğin değil, geleceğin büyük aliminin gözleridir. Ayaklarınızın altına aldıklarınızın, mezarınızın üstünde yeşereceği günleri unutmayın. Sizinle cesaretsizliğin acı azabInI çekenlerden biri olarak konuşuyorum. Geçmişinizin benim kadar büyük korkularla dolu olduğunu sanmıyorum. Benim aştığı m engelleri, siz niçin aşamayacakmışsınız? 1991 yılmda Japonya'ya gitmek istediğimde iki adet tavsiye . 6. ADıM: CESARETLIOLMAK. 159 mektubuna i htiyacı m vardı. Bölümümüz hocalarmdan Prof. Mehmet Gürkaynak'tan rica ettim. Yazdığı mektupta benim idealist; ama çok utangaç olduğumu vurgulama ihtiyacı duymuştu. Utangaçlığım ve çekingenliğim vücut dilime hükmetmişti. BöLÜm koridorunda bir defasında iki büklüm yürürken yanından geçiyordum. Bir eliyle omuzlanma, diğer eliyle alnıma dokundu: başımı yukanya kaldırdı: "Oğlum derdin nedir? Başmı böyle dik tutacaksm!" dedi. içe dönüklüğüm, kambur yürümeme neden olmuştu. O küçük uyan, hayatımdaki büyük değişikliklerin nedenlerinden biri olmuştur. 3. Kendini Yeteneksiz Görme Elirnden gelseydi, "yeteneksizlik" kelimesini ezer, ateşte yakardım.l'Ô"E'r".;J'..","".k;c Giriş "Şimdiki zaman" bilinci, şu andaki işinize ne kadar odaklanabildiğinizi gösterir. Bir işi ona odaklanabildiğiniz oranda iyi yaparsınız. Bilinçlerini geçmiş-gelecek arasında dağıtanlar, şimdiki işlerini yüzeysel yaparlar. Şimdik_ enerjimizi geçmişin acısı ve geleceğin endişesiyle tüketirsek, simdi çaresizleşiriz. Toparlanamayan zihin, düşünemeyen, hatırlayamayan, analiz yapamayan, en iyisini üretemeyen zihindir. Şimdiye odaklananlar tüm saniyelerini verimli hale getirirler. A) KONUNUN ÖNEMi Şimdiyi yaşayabilirseniz, hayatın anlamını hissedersiniz; performansınız ve sabrınız gelişir; mutluluğunuzu arttırırsınız. Nasıl olduğuna bakalım: 1. Hayat1 Hissedersiniz Yaşadığınızı hissetmenin yolu, şimdiyi yaşamaktır. Şu anda ne yapıyorsunuz? Hayalen geçmişte ve gelecekte yaşamak, hayali yaşamaktır. Çünkü gerçek hayat sadece şimdidir. Zihinlerini ölmüş geçmişte ve doğmamış gelecekte yaşatanlar, şimdiki za Şimdiyi yaşamak, şimdi hissettiklerinizin, şimdi yaşadıklarınızın eseri olmasıdır. ' 196 . DÜŞÜN VE BAŞAR. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i manda yaşamaya mahkum olan bedenlerini öldürürler. Beden giderse beyni de beraberinde götürür. Yaratllış kum saati gibidir; evren, kumun akışını temsil eden hareketliliktir. Akan gitmiş; akmayan gelmemiştir. Geçmiş, göçmüştür. Yüz yıl önceki insanlar şimdi yoktur. Yüz yll sonra sokakların nasıl bir şekil alacağını da bilmiyoruz. Şimpiyi yaşamak, şimdi hissettiklerinizin, şimdi yaşadıklarınızın eseri olmasıdır. Yaratılış, geçmişten geleceğe uzanan uzun bir yol üzerinde seyreder. Sonsuzluk yolcusu yaratıklar, gözüküp kaybolurlar. Dünya milyarlarca yıldan beri yaşıyor. Bu akış içerisinde bir çekirge varlığa koşar; bir mevsim boyunca en iyi nağmelerini sunar doğaya, sonra göçüp gider. Yakamozlar gibidir hayat. Varlığa çıkış şimdiki andır. Sevmek şimdidir; ağlamak şimdidir. Nehir suyunda parlayan ışık gibi, evren nehrinde görünüp kayboluyoruz. Şimdiki saniyecik içindeki evreni tanımak, her şeyi bu anda yaşamak istemez miyiz? Şimdiler kaçırılamayacak kadar önemlidir. Şimdiler, tembellere yer veremeyecek kadar hızlı akıyor. Yok olan bir hücre, doğan iki hücrenin çekirdeği olmuştur. Bazı bakteriler de bir saniye yaşayıp, yerlerine yenilerini bırakarak ayrılırlar bu hayattan. Bitki ölür, yeni mevsimde yavrularına kaynaklık yapacak tohumlarını bırakır. Bir örümcek ölür, bedeni dünyaya doğan yüzlerce yavrusunu doyurur. Dünyadan ayrılan insanın ruhu semaya, bedeni kabrine gönderilir ve vücudu bir çiçeğin vücudunda dirilir. Canlılığı korunan ruh, büyük diriliş günü geldiğinde, yeni maddı bedeninin kaptanı olmak için, ebedı alemin açılacağı mevsimi bekler. Hepimizin hayatı, parılt1 gibi anlıktır. Goncanın güle dönüşünü hızlandırabilseydiniz, taç yaprakların süratle açıldığını; rengini, kokusunu ve güzelliğini aleme gösteren çiçeğin oracıkta ku i i i i i i i i i i i i i i i i i i 1 i i i i 1 i i i 1 i i i i i i i ). 8. ADıM: ŞIMDIYI YAŞAMAK. 197 ruyup kaybolduğunu görürdünüz. Hayatın akışını hızlandırarak izleyebilseydik, insanların ışık hızında dünyaya gelip gittiklerini görecektik. Şimdiyi yaşarsanız en güçlü insanların gücünün size de verildiğini fark edersiniz. Bulunduğunuz anda yaptığınız iş nedir? Ona öylesine girin ki dünya parçalansa haberiniz olmasın. Bazen okurken ve yazarken işimde öylesine kaybolurum ki, çevremde olup bitenlerin farkına varmıyorum. işime dald1ğımda, dışımda olup bitenlerden uzaklaşıyorum. Çalışırken eşim bana seslendiği halde duymadığım zamanlarım olmuştur. çalışmanıza iyice odaklanırsanız, ürettiklerinize ruhunuzu nakşedersiniz. Derinlerden ve uzaklardan getiri len hazine daha değerlidir. 2. Performans1 Geliştirir Çalışm iyic odaklanı ürettiklE ruhun "Şimdi zaman bilincinde" yaşarsanız tüm enerjiniz işinizde odaktaşır. Bu odaklaşma sayesinde gücünüz yükse lir. insan, gücünü geçmişe, geleceğe ve birden çok konuya dağıttığı için, belli bir ana ve işe düşen dikkat enerjisi azalıyor. Bu yüzden çalışmaya dayanamıyor, verimi düşüyor ve hemen yoruluyor. Şimdiki anı yaşadığınızda, bilincinizi seçtiğiniz konuya odaklandırabilirsiniz. Böylece saniyeleriniz tek bir konuyla ilgili düşüncelere yoğuntaşır. Bu şekilde geliştireceğiniz zihinsel performans inanılmazdır. Geçmişte ve gelecekte dolaşan zihinle kitap okuduğunuzu sanırsınız? Oysa her 60 dakikanızın yarısı gereksiz hayaller tarafından işgal edilmekte; dikkatinizin %90'ı ilgisiz konulara dağılmaktadır. nakşede PerformansımızIa dikkatimiz ve odağımız arasında tam bir paralellik vardır. Dikkat ölçeği, performans ölçeğidir; yarım 198 . DÜŞÜN VE BAŞAR. dikkat, emeğinizin yarısını yok eder. Tam dikkatsizlik emeklerinizi meyvesizleştirir. Şimdiki am yaşadığımzda dikkatiniz aym konu üzerindedir. Beyniniz bildiklerini bilincinize çağırır. Şu andaki hayatı yaşamak, coşkulu yaşamaktır. istekleriniz, sevgileriniz, arzu ve ümitleriniz rüzgar olup yelkenlinizi uçurur. Olumlu duygulara dayanan ruhumuz, önünüze çıkan dağdan engelleri keskin bir kılıç gibi biçer, geçer. Dişlerinizi slkmak yerine kalbinizi korumalısınız. Stres, vücudu gerer, hormonal dengeyi bozar; beyin aşırı enerji tüketir, dahası beyindeki bazı kimyasallar stres yüzünden ölür ve beyin küçülür. Oysa "şimdi" bilinci, geçmişin acılarından ve geleceğin endişelerinden sizi_zaklaştırır. Moralinizi yüksek tutarsamz, beyninizi küçülmekten kur tarırsınız. Bu sayede beyniniz hayatınızın hizmetkarı olur. Daha hızlı öğrenirsiniz, daha hızlı keşfedersiniz, daha hızlı üretirsiniz. En önemlisi, çalışmaya ve üretmeye daha uzun süre tahammül edebilirsiniz. Büyük işleri başarmak, küçük işleri başarmanın sonucudur. 3. Sabn Güçlendirir işleriniz çok büyük olduğunda, onları bir bütün olarak düşünmek cesaretinizi kırar. Bu işler ne zaman bitecektir? Oysa elinizde uzun yıllarımz var. Kimse bir kitabı bir gecede yazmamıştır. Ama insanlar bir gecede meşhur olmayı bekliyorlar. Pek çok insan, "Bu çektiklerim bitmeyecek mi?" diye düşünür. Geçmişteki sıkıntılara bakar ve geleceğin de öyle olacağını hayal eder. Sonunda dayanma gücü kaybolur. Büyük işleri başarmak, küçük işleri başarmanın sonucudur. Bin basamağı birer birer çıkacaksınız. Hayatın beni yıldırdığı zamanları hatırlarım. Her sabah erkenden traş olup işe gitmek, her gün aynı ibadet, önünüzdeki yüzlerce kitap... . 8. ADıM: ŞIMDIYI YAŞAMAK. KÖYÜmÜz_ığımız iki katlı evin kumunu, çakılını ve bri ketlerini an_e:;_k küçük kardeşimle birlikte bir kaç kilometre boyunca sırtımızda taşıdığımızı hatırlarım. Belki bir kaç yüz sefer düzenlemişizdir. Sırtımız kanardı, s1rt kemiklerimiz ezilirdi. Çaresizliğimizi gören annem, bize sürekli bir şeyler anlatarak zihnimizi meşgul eder; bilincimizi mola vereceğimiz yere kadarki birkaç adımlık yola odaklandırırdı. O eve bakıyorum ve her şeyini çocuk bedenimizle sırtımızda taşıyışımıza inanamıyorum. Ağır ve yorucu işler yapıyor olabilirsiniz. Dayanmak istiyorsanız, daha ne kadar yorulacağınızla ilgilenmemelisiniz. Bu sayede beşer dakikalık küçük zaman kesitlerine bir hazine gibi sarılabilirsiniz. işiniz bittiğinde bitirdiklerinize siz de inana mazsınız. ı99 Baş mara1 Daraltılmış zaman bölmelerinde yaşamak, işleri bölerek küçültmek demektir. Bir saatte 120 sayfa okumak zor olabilir, ama bir dakikada 2 sayfa okumak kolay gelir. Oysa ikisi aym şey. Akşam iki bardak su içmek ve bir tabak patates yemek zor mudur? Ama 60 yıllık bir ömür- \ de iki kamyon patates yiyoruz, 60 ton su içiyoruz. Yaratıcımız hayatımızı bölümlemiş; ömrümüzü yıllara, mevsimlere, günlere, saatlere ayırmıştır. Bir ömrü bize sü rekli yaz veya devamlı kış gibi yaşatsaydı, bu hayata kaç gün dayanabilirdik? Bölümlendirilerek kolaylaştırılan hayatı neden hayalimizde toplulaştırıyoruz? Başarı maratonunuzu bölümlere ayırmazsanız, doğanın ritmiyle bütünleşemezsiniz. Küçük kalbiniz günde 100 bin defa atar; her yıl damarlarınızda tonlarca kan dolaştırır. Küçük bir karınca ailesi, bir yaz mevsiminde çalıların arasından 5 milyon ölü böcek temizler. Bir sinek tek başına her gün yüzlerce bakteriyi yok eder. Küçücük lenfositler vücudunuzdaki trilyonlarca hücreden her birini, her gün en az on defa kontrol ediyor. Küçüklerin başarabildiğini, büyükler de başarabilir. nu: bölün ayırma: doğ. ritm bütürı Düne göre bugün yeni bir bilgi öğrenmişseniz, doğru yoldasınız. 200 . . Başarımn sım sabırda gizlidir. Büyük işlerin küçük zamanlara düşen dilimleri küçülür. Büyük zaman bloklarında hayal ediyoruz; oysa küçük zaman dilimlerinde yaşıyoruz. işlerimizin yaşadığımız dilimler kadar bölümlerinde düşünürsek, her yükün altından kalkabiliriz. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i , i i i i i i i i i 4. Mutluluğu Arttınr Şimdiki zamana odaklamrsamz, sıkıntılarınızın da azaldığını görürsünÜz. Acılarımızı hayallerimizle büyütüyoruz. Eski yaşadıklarımızı, gelecekte yaşamayı umduklarımızIa birleştiririz; kendimizi güçsüz hale getiririz. Bir yıllık hastalığınızı düşünürseniz 365 günlük hasta lıkları aynı anda yaşarsınız. Oysa çektiğiniz gerçek acı sadece şu saniyededir. Yıllarca acı çekenler, tüm geçmiş acıları aynı zamanda topluyorlar. Geçmişin sınırlarında yaşamaya mahkum muyuz? Kapağı kapatılan kavanoza hapsedilen pireler üzerin de yapılan ,bir deney vardır. Bir süre sıçrayıp kavanozun kapağına çarpan pireler, sınırlı sıçramaya alıştılar. Kapak kald1f1ldıktan sonra bile pireler bir daha eskisi gibi yükseklere sıçrayamadılar. Herkesin geçmişinde, kavanoz kapağı gibi bir kafes vardır. Ama gün gelir kapaklar açılır. Her gün aynı kavanozun içinde yaşamıyoruz. Niçin esareti alışkanlığa dönüştürelim? Yaptıklarınız arasında yapamadıklarınızı görmek sizi üzer. Pişman olduğunuz eylemlerinize de üzülürsünüz. Geçmişe ve geleceğe bakıp, sizden daha zengin veya daha güzelolanları düşünür müsünüz? Her yönden aşabileceğiniz tek kişi sizsiniz. Kendinizi kendinizle.karşılaştırın; düne göre bugün yeni bir bilgi öğrenmişseniz, doğru yoldasınız. Yer yüzünün en mutlu varlıkları hayvanlardır. Çünkü onlar sadece şimdiyi yaşıyorlar. Kurbanlık koyun üzülmez. Sunduğunuz . 8. ADıM: _IMDIYI YA_AMAK . taze otu ke_ yer. Ama idam edileceğini bilen insan her sani ye ölür. çü__nsan bedeniyle yaşamadıklarını bilincine yaşata bilecek kadar geniş bir manevi evrenin varlığıdır. Size şu anda işkence yapılmıyor. Niçin gelecekteki işkencenin acısını çekiyorsunuz? 20 Şimdiki anda yaşarsanIz, sadece şimdi çektiğiniz yükü hissedeceksiniz. Şimdi ise üzerinizde neredeyse hiçbir ıstırap yoktur. Bizi Yaratan, hiç kimseye kaldıramayacağı yük yüklenmeyeceğini taahhüt ediyor. Hayatta ezilmemizin nedeni, hayatın sırtımıza zorla yüklediği çakıl taşları değil, bizim istekle altına girdiğimiz dağlardır. Dale Carnegie, "Sıkıntıyı Bırak Yaşamaya Bak" isimli eserinde, mutlu hissedebilmek için, "Gün geçmez bölmelerde yaşayın" diyor. Nitekim moral yüksekliği, vücudun hasta lıklara karşı savunma sistemini güçlendirir; yıkıcı hastalıkları önler. Bir insan kanser olmuyorsa bunun öncelikli nedeni, savunma sisteminin güçlü olmasıdır. Vücudunuz, zayıf düşeceğiniz am uykusuz gözlerle kollayan milyon larca öldürücü düşmandan korunur. Eğer savunma sisteminiz çalışmasaydı, ölümcül bir hastalık hemen şimdi sizi yakalardı. Acıyı çekmek zorundaysak, onu geldiği zaman çekmeyi öğrenmeliyiz. A4 çek zorun, oı gel zar çekı öğrenr B) TEMEL ENGELLER Dikkatimizi toparlayamadığımızda ve şimdiki acılarımıza odaklandığımızda şimdiki andan uzaklaşmak isteriz. Üzerinde duralım: 1. Dikkatin Dağılması Hayallerimizi biz sürüklersek; dikkatimizi biz yönetiriz. Ama hayallerimiz bizi sürüklerse kontrolümüzü kaybederiz. Ha i 202 . DÜ\ÜN VE BAŞAR. yatlarım hayallerine teslim edenler, gerçekleri yaşayamazlar. Hayallerimiz geleceğimizi n yolunu çizdikleri ve zihinsel zaman boşluklarını coşkulu anlamlarla doldurdukları sürece değerlidirler. Değilse, tehlikeli saplantılara dönüşürler. Ruhumuz dünyanın ölümlülüğünü bize unutturur. Ruhumuz sonsuzluk için yaratılmıştır. Zaman ise sadece maddeyi sınırlandırır. Maddenin akan nehir veya damlayan yağmur gibi art arda yaratılması, film karelerinin ardışık sırada gösterilmesi gibi bir şeydir. Film seyrederken zamam yaşarsınız. Hareket ve değişim olmasaydı zaman olmazdı. Ruh bizi zamanın ve mekanın dışına taşır. Yıllar öncesindeki ölü geçmişe gideriz. Geleceğe gider, yıllar sonra yaşayacak larımızı tahmin edebiliriz. Bedenimiz hapishane gibidir. Şu anda oturduğunuz yer, bedeninizi çekim gücüyle tutuklayan yerdir. Eğer ruhunuz bağımsız olsaydı -Cennette olacağı gibi- istediğiniz ovalarda uçabilirdiniz. Duvarlar bedeninizi durduramazdı. Ölümsüzlük ruha ait olduğu halde, onun bedene de ait olduğunu sanmak, bedeni yokluğa mahkum eder. Ruh için fırsat kaçmaz. Geçmişe ister şimdi gidersiniz, ister başka zaman. Oysa bedenin ikinci şansı yoktur. Zira anı yaşamayan beden, anı öldüren bedendir. Şu anda bir şey yapmıyorsamz, bedensel varlığınızı çöpe atıyorsunuz. Önemli olan, şu anda bedeninizin yaşadığını ruhunuzun veya zihninizin paylaşmasıdır. Yaptığımzın bir amaca hizmet etmesidir. Anı yaşamayan beden, anı öldüren bedendir. Bugün sabah hazine sandığınıza sunulan 1440 dakikayla uyandınız. Saniyeleriniz boyunca ticaret yapacaksınız. Yarın sabah doğduğunuzda, aynı sermayeyi sandığınızda bulamayabilirsiniz. Sermayeniz manevi ordunuzdur ve siz cephenin merkezindesiniz. Sağ tarafınızdaki gelecek doğmamıştır, Güneş yarınlarınızı . 8. ADıM: \IMDlV! VA\AMAK . 203 henüz aYdın __amıştır. Sol tarafınızdaki geçmişte ise güneşler batmış, ölü şeh rler ulaşılamaz dağların ardında kalmıştır. Şimdi siz tam burada nIz. Şimdi iki sonsuzluk yokusu, iki can dostu, iki gönül ortağı olarak birlikteyiz. Şu anda yaptığınız şey, BU SAYFADA ne yazddığını en iyi şekilde anlamak değil 'midir? Niçin geçmişteki ölüacılarınızia, toprak olmuş zevklerinizle .meşgul olasmız? Niçin gelecekle ilgili endişelerinizle, şu amnızı karanlığın ıssızlığına terk edesiniz? Geçmişe ve geleceğe elbette ihtiyacımız var. Geçmişe, üzülmek için değil, oradaki tecrübelerden ders almak için bakmahyız. Geleceğe, orada yapacaklarımıza şimdiden hazırlan mak için yönelmeliyiz. Ama geçmişle gelecek arasındaki geçişleri kontrollü yapmalı; asla şimdimizi bu iki ölü deniz içerisinde yok etmemeliyiz. Zira eser üretirken kullandığımız tek an, şu andır. Yumruğumuzu tüm gücümüzle şu andaki düşmana savurmahyız. Tehlikede olan, hayatımızın merkezindeki bilincimizdir. Bilincimizi geçmişe ve geleceğe dağıtmamalı, böyle bir alışkanlığımız varsa da, savaştığımız en büyük düşmanlardan olmalıdır. değ orad tecrübel ders al ii 2. Şimdiki AC11ar "Şimdiki zamandan" kaçtığımızda, ruhlarımız ötelerdeki mekanlarda gezinirken, bedenlerimiz sokaklarda sürüklenen robotlara dönüşür. Şu andan kaçarız; çünkü şu an acı vermektedir. Şu anda fakirsiniz. Fakirliğinizi düşünmekten kaçınıyorsunuz. Utandığınız şimdiki halinizi unutmaya çalışıyorsunuz. Ya da ertelediğiniz işleriniz var. Onları yapmak için patronunuzIa görüşmeniz, sokaklarda dolaşmanIz, risk almanız gerekiyor. Erteliyorsunuz; hatırlamaktan korkuyorsunuz. Çünkü yapacağınız zaman 204 . 8. ADıM: _IMDIYI YA_AMAK . 20 . . aC1 çekeceksiniz. Hayalleriniz bilincinizi uzaklaştıramıyorsa, alkole, uyuşturucuya, sigaraya sanhyorsunuz. Yaşadığı m kaçışları hatırhyorum. Tezimi yazamadığım süreler boyunca, yazacaklarımın zorluğunu düşünerek acı çekiyordu m ve hemen konuyu kapatıp, zaman ötesi hayallere sığınıyordum. Cevaplarnam gereken mektupların çokluğuna baktığımda yılgınhğa kapılıyor; cevaplanmın gecikmesinden de üzülüyordum. Sorunu şimdi çözmenin zorluğuna katlanmaya hazır olmadığımı düşünerek, yine zaman dışına kaçıyordum. Bu tutum tekrarlandıkça, ruhunuza musallat olmuş bir kene ye dönüşür. Bekleyen görevlerin yol açacağı riskler, yorgunluk lar elbetteki vardır. Ama onları beklettikçe, onlardan kur tulmak için "güncel zamandan" kaçtıkça, daha da güçsüz leşiyoruz. Kaçtığırnız düşman peşimizden koştukça az gınlaşıyor. Bir kere üzüleceksek bin kere üzülüyoruz; bir defa kaybetmenin acısını bin defa yaşıyoruz. Elbette çoğumuzun geçmişinde acılar vardır. ihanet ler , yalnızhklar, terk edilmişlikler, saygısızhklar vardır. Acılan şimdiye her çağırışımızda, ruhumuza onları tekrar yaşatıyoruz. Sevincimizi harcıyoruz. Zamanımızı tüketiyo ruz. Dikkatimizi azaltıyoruz. Geçmişimizdeki faydasız eğlencelerimiz de şimdiki zamanda acıya dönüşür. Ya onlara hasret duyduğumuz için, ya da bize kaybettirdikleri fırsatlar yüzünden acı çekeriz. Gençliğinizde kimsenin bükemediği bilek artık yoktur. Oyalandığımız yıllarda eğlenmek yerine, geleceğimizi inşa edebilirdik. 19 Acı alışkanhğı geleceği de boyatır. Bir deprem olursa çatı ba şıma çöker mi? Bir defa çökecekse, çatının altında bin defa ezeriz kendimizi. Bir defa aç kalacaksak bin defa açhk çekeriz. Böyle bir insandan verim ve üretim bekleyebilir misiniz? Böyle bir genç, hangi üniversite için okuyor; yetişkin, hangi mutlu aileyi kuracağını sanıyor? Mutluluğu gerçekler yerine hayallerinde arayanlar, mahkum oldukları gerçekler tarafından reddedilirler. C) ÇÖZÜM TEKNiKLERi Şimdiki zamanı etkili yaşayabilmek için, duyulanmızı güçlendirmeli; kavrayışımızı geliştirmeli, hayallerimizle eylemlerimiz arasında ayrım oluşturmah, bilincimizi kontrol etmeli ve kesintisiz ilerlemeye çahşmahyız: Yaşac hisSE istiıa şim odakı: Kaçtığımız düşman peşimizden koştukça azgınlaşıyor. 1. Duyulan Güçlendirin Hayalleriniz, bilincinizi geçmişe ve geleceğe, duyula rınız ise şimdiye taşır. Şimdiki zamanı etkin yaşamak istiyorsanız, şu anda yaptığınıza beş duyunuzu alabildiğince katabilmelisiniz. Yaşadığınızı hissetmek istiyorsanız, şimdiye bakmalı, dokunmalı; şimdiyi koklamalı, dinlemeli ve tatmalısınız. SiL 19 Eğlenmek, domino taşlarını sıralayarak ömrü tüketrnek değildir: Öğrenci evimize aldığım bilgisayara yüklediğim oyunlarla saatlerini geçiren iki öğrenci bu yüzden hazırlık sınıfında kaldılar. Kendimi suçlu hissettim. Oyunları yasakladım ve o günden beri ben de oynamıyorum. Şimdi en zevkli işlerim arasında, bilgisayar programları konusunda kendimi geliştirmeyi buluyorum. Ruhunuz, "şimdiki evrene" duyularınızın pencerelerinden ba. kar. Gülü şimdi koklayabilirsiniz; elmayı şu anda yiyebilirsiniz. Teniniz tene şimdi dokunabilir; şimdi görebilir, şimdi öpebilirsiniz. Sevmek ve sevişmek şimdinin sınırlarında saklanır. Biz iki evrende birden yaşıyoruz. Bedenimiz dünyanın aydınhğında, ruhumuz ruhsal evrenin ışığında panIdıyor. Her iki evren kendi içerisinde kendi vasıflarına göre ışıklandınlmıştır. Evrenlerin birinden diğerine bakmak istediğinizde, bağlantıyı sağlayıcıpencereniz yoksa, kendinizi karanlık hapishanede hissedersiniz. 206 . DÜŞÜN VE BAŞAR. Gözlerinizle ruhunuzun evrenine bakarsanız, dünyanın ötesini karanlık görürsünüz. Kulaklarınız melekleri duyamaz; ellerinizle hurilere dokunamazsınız. Oysa, ruhunuz kenGi evreninde bağımsız kalsaydı, bunları eksiksiz yaşayabil_cekti. Kapatın gözlerinizi ve ruhunuzu dinleyin. Arıları, böcekleri yöneten ruhsal bilinçlerin şefkatlerine yönelin. Kalbiniz_ sevinci ve coşkuyu yağmur gibi damlatan meleklerin tebessümlerini hissetmeye çalışın. Hayalinizdeki Cenneti izleyin. Ruhunuz göğüz kafesinizden kurtulabilseydi, şimdi hayalen hissettiğiniz bu son suzlukları tam bilincinizle yaşayacaktınız. Tersine dönün, duyusal pencerelerinizi kapattıktan sonra dünyaya bakın. Gözleriniz kapandığında, bahar bahçelerini göremiyorsunuz. Kulaklarınızı tıkadığınızda, evrenin senfo Hayatı ne nisini dinleyemiyorsunuz. Teninizi kullanmadan bir kediye kadar canlı d_ dokunamıyorsunuz. yaşa ıgınız, duyularınızın Hayatırnın en coşkulu çocukluk günlerinden birini, çi ne kadar çek açmış lahanalar tarlasında çalışırken yaşadım. inek uyanık lerimiz için yapraklarını topladığı m lahanaları hala elle olduğuna rimde hissediyorum. Çiçeklerin kokuları burnumda tütü bağlıdır. yor. Sarı, mor, beyaz ve kırmızı renklerin arasında kanat i çırpan kelebekleri, arıları hala görüyorum. Yamaçtaki tarla i : mızda esen rüzgarın sesini, bedenimdeki serinleticiliğini, kuşları i ve böcekleri hala duyuyorum. i i Duyularınıza yatırım yapın. Duyularınızı daha net algılayabil i meniz için dikkatinizi geliştirmeniz; estetik ve anlam konusunda i bilinçlenmeniz gerekiyor. Sizi şimdiki zamana bağlayan duyuları : nızdır. Şu anda baktığınızı daha net görün. Şimdi duyduğunuzu i : daha net dinleyin. Hayatı ne kadar canlı yaşadığınız, duyulan : nızın ne kadar uyanık olduğuna bağlıdır. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i . 8. ADıM: ŞIMDIYI YAŞAMAK. 207 2. Kavrayışı Geliştirin Kavrayışımız dikkat yeteneğimize ve öğrendiğimiz anlam bilgisine bağlıdır. Daha dikkatli olan, daha çok kavrar. Ayrıca olaylardan daha çok anlam çıkarabilen de daha çok kavrar. "Dikkatinizin ve Kavrayışınızın" gelişmesi, şu anda yaptığınızın iyice içine girmenize, onu tam ve kapsamlı algılamanıza yol açar. O öylesine dünyanızı doldurur ki, başka şeyleri düşünmeye ne ihtiyacınız ve ne de fırsatınız kalır. o Dikkat Dikkat, aynı konunun birim zamanda bilincinizde tekrarlanma sayısıyla ifade edilebilir. Yediği elmanın lezzetine kimisi dakikada 50 defa; kimisi 5 defa odaklanır. Tekrar arttıkça olgunun bilinçteki değeri ve yoğunluğu artar. Dikkat düzeyiniz, aldığınız duyusal içerikleri fark et me düzeyinizi belirler. Görüş alanınızdaki her şeyi görüyorsunuz; ama fark ediyor musunuz? Çevrenizdeki her i sesi duyuyorsunuz; ama dinliyor musunuz? Dikkat zayıflığının etkisi uyuşturucu etkisine benzer. Uyuşmuş el, dokunduğunu hissetmez. Tamamen başka konulara odaklanmış beyin de dilinin tattığını algılamaz, burnuna gelen kokuyu kavrayamaz. Dikkatimiz ne kadar zenginleşirse, aldığımız duyusal algılar o kadar güçlenecek, dolaysıyla hissettiğimiz haz gelişecektir. Dikkatinizi eyleminize odaklandırın. Bunun için sorgulayıcı bakın: Bu nasıl bir koku, bu nasıl bir tad, bu nasıl bir ses? Bedenin "yaşadı şimdi) ruhunuz: tartırma Bedeninizin "yaşadığı" şimdiyi, ruhunuza da tattırmanızı öneriyorum. Bilincinizi uyanık tutun; böylece pencerelerinizden görünenlere ruhunuzun da bakmasını sağlayın. Kuru ekmek yemekten zevk almanın yolu, onu yerken Türk dönerini hayal etmek değildir. Ekmeğin her bir zerresini hisset 208 . . i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i 1 i i 1 i i 1 i i mektir. Hayalleriniz şimdi hissedeceklerinizi çalmasmlar, mutluluğunuzu kaçırmasınlar. Hayallerinize mutluluğunuzu çaldırırsanız, sizi zaman ve ömür hırsızına dönüştürürler. Karamsarlaşırsmız ve karamsarlığın yayıcılanna kanştmllrsmız. o Anlam bilinci: Kültürsüz ve eğitimsiz insanlarm şimdiyi yaşayabilme potansiyelleri düşüktür. Evrenden en büyük coşkuları alanlar, evreni en iyi tanıyanlardır. Şiirdenanlamayan çocuğa en güzel şiir bile anlamsız gelir. Resim sanatmdan anlamazsanIz, tablolara duygusuz bakarsmız. i 1 i i i i i i i i i i 1 i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i Anlamlanm bilmediklerinizi güçlü duyularla algllaya mazsmız. Salonunuzdaki çiçekleri cansız şeyler sandığmız da ne hissedebilirsiniz? Ya onları arkalannda gizlenen meleklerin yüzleri gibi görürseniz... Yediğiniz elma, ağacın dalından tesadüfen düşmüş bir meyveyse onu ne kadar önemsersiniz? Yoksa o, evrenin Hakiminin, incecik ve bilinçsiz sapmda yoğurduğu ve ko ruyucu bir kabukla paketleyerek size sunduğu bir hediyey se, ne kadar zevk allrsımz? Evreni, eşyalan, özelliklerini, estetik anlamlarını ve değerlerini tamdıkça şimdiyi daha canlı yaşayacaksmız. Evrenden en büyük coşkuları alanlar, 3. Hayal ve Eylemi AYlnn Hayallerinizi yaşamakla, eylemlerinizi yaşamak arasmda ay nm oluşturmalı, her iki alanı ayrı ayrı algllamal1S1mz. Böylece hayallerinizin enginliği, yaşantmmn zenginliğiyle savaşmamış olur. "Şimdi bilinciniz," şu andaki hayali veya fiili tüm yaşadıklanmza değil, şu anda yapmayı seçtiğinize odaklanmalıdır. Kitap . 8. ADıM: _IHDIYI YA_AHAK . 209 okurken, akşam izleyeceğiniz maçı hayal etmemelisiniz. Oturduğunuz parkta, gelecekte yapacaklarınıza ilişkin planlar kurmaya karar vermişseniz, ağaçlarda ötüşen kuşları duymamalısınız. Ruhunuz, potansiyelolarak, "sonsuzlukta" yaşamak uzere yaratılmıştır. Sonsuzluk, "şimdinin sonsuza dek" devam etmesidir. Sonsuzluk, gelmeyenden ve gidenden oluşmaz. Gerçek sonsuzluk, tüm zamanlan şimdiye taşıyabilen; insanı, zamansal ve mekansal genişlikte dolaştırabilen sonsuzluktur. Evrenin YaratıC1S1nm sevgisini kazananlar, gönderilecekleri Cennette böylesi bir sonsuzluğu yaşamaya hazırlamyorlar. Dilediklerinde asırlar öncesinde, dilediklerinde de asırlar sonrasmda bulacaklar kendilerini. Arzuladıklarmda, ahiret evreninin bir köşesinde veya aynı anda pek çok köşesinde uçuşacaklar. Dünyevi evrense, yokluk üzerine kurulmuştur. Şu saniye dışındaki saniyeler yoktur. Geçmiş henüz yok olduğundan, gelecek de henüz var olmadığından yoktur. An cak bu evrende geçmiş ve gelecek, varlık çizgisinden bir i an geçmiş olacak ve o anın adı "şimdi" olacaktır. Dünyevi evrende, dünyanın cinsinden olmayan, ruhsal uzaydan getirdiğiniz bir boyut taşıyorsunuz: Ruhunuz, kendi evreninin cinsine paralel özellikler gösterir: Ruhunuz sizi Mars'tan Venüs'e götürür; dinozorlar çağından, kıyamet gününe gönderir. Zamanlar ve mekanlar arasmda çapraz yolculuklar yaparsmız. Olağanüst eserler çalışmayc odaklandığıı ilgisiz işlere! kopabilenlE sunulmuştı Mutlak surette şimdiyi yaşayamazsmız. Bunu en iyi başaranlar, ölüm, açlık ve yokluk korkusu yaşamayan, hayatı, anmdaki zevkiyle tadan hayvanlardır. Oysa Evrenin Hakimi bizi ruhumuz aracılığıyla sonsuzluk bilincine allştmyor. Hayal kurmaliyız; geçmişimizi, dostlarımm hatırlamalı, deneyimlerimizden ders almalıyız. Geleceğimize ilişkin planlar yapmalı, ümitli olmalıyız. Ancak bir eser üzerinde çalışıyorsak, sadece şimdiyi yaşamalIyız. 210 . DÜ_ÜN VE BAŞAR. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i Olağanüstü eserler ve buluşlar, bir şeye odaklandığında, ilgisiz her şeyden kopabilen bilinçlere sunulmuştur. 4_ Bilinci Kontrol Edin Disiplinsiz 6ilinçler şimdiki zaman bilincini koruyamazlar. Tehlike, hayal gücünün kontrolünü kaybetmekte gizliCHr. Beyniniz sürekli akışan film şeritleri gibi görüntüleri gün boyunca izlemeye devam eder. Bilinç boş durmaz; hayalleriniz, aldığınız mesajlar ve bunların çağrışımları, beyninizi gürültüler, görüntüler bombardımanına tutulmuş bir karmaşaya büründürür. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i Bilincinizi kontrol etmezseniz, çevresel imajlar nere ye iterse oraya sürüklenecektir. Böylesi bir hayata, "uyanık uyku hall" diyebilirsiniz. Beyniniz, ilgisiz bağlan tılar kuruyor, daldan dala at lıyor. Düşünmüyorsanız; sürükleniyorsunuz: Çevrenizdeki konu değişince beyninizdeki konu değişiyor. Beyniniz uyarılmıyor bu durumda; lokomotif gibi sürüklemiyor; va gon gibi sürükleniyor. Düşünce geminizin kaptanı değil, yol cususunuz, hangi buzdağına çarptırılacağınızı bilmiyorsunuz. Böylesi bir beyniniz varsa, siz size ait değilsiniz. Bilincinizi disipline etmek için şunları yapabilirsiniz: Bilincinizi kontrol etmezseniz, çevresel imajlar nereye iterse oraya sürüklenecektir. o Hatırlatıcı pusulalar kullanın: Bir kağıda önünüzde boş kalacak bir saat boyunca düşüneceklerinizi yazabilirsiniz. O kağıdı gördükçe dikkatinizi kontrol edebilir; konunuza dönebilirsiniz. o Hayatımza amaç ve iş bulun: Amacınız ve yapılacak işleriniz yoksa, teknikler işe yaramaz. Zihninize onu meş . 8. ADıM: ŞIMDIYI YAŞAMAK. 211 gul edecek, ilgilenecek, uğrunda uğraşacak amaçlar ve işler sunmalısınız. Zorunlu işiniz yoksa gönüllü işler üretmelisiniz. o Sorumluluk hissedin: Kendinizden, akrabalarınızdan sorumlu olduğunuzu düşünebilirsiniz. Şimdi değilse, gelecekte anne/baba olabileceğinizi hatırlayarak, kendinizi sorumluluk duygusu içerisinde yetiştirmeniz gerektiğini düşünebilirsiniz. o Faydalilik sorgulaması yapın: Kurduğunuz bu hayalin ve yaptığınız bu işin herhangi bir faydası var mı? Faydasız meşguliyetlerle ömrünüzü tüketrnek size acı vermiyor mu? Düşünün. Hayat telkindir. Hayatınızı telkinlerinizi kontrol ederek yönetiyorsunuz. Şi bilinc telı düş çalışı kes uğı paraz 5. Kesintisiz ilerleyin Şimdi bilincinin en tehlikeli düşmanı, çalışmanızı ke sintiye uğratan parazitlerdir. Bir konuya odaklandığınızda, yarım kalan veya unutulan diğer işler aklınıza gelmeye başlar. Şeytanın son çaresi olan bu taktik tuzağa düşebilirsiniz. Bazen çalışmanıza ara verir, yarım kalan işleri tamamlamaya çalışırsınız. Bir saat okumaya karar vermişseniz, kararınızı ancak hayati bir sorun çıkarsa bozabilirsiniz. Okurken, bulaşıkların yıkanması, arkadaşınıza telefon etmen'iz, elbisenizin söküğünün dikilmesi gibi işler aklınıza gelecektir. Zihniniz işinize odaklanmak için zamana ihtiyaç duyar. Tam odaklanmışken, yeni bir işle ilgilenmek için ara verirseniz, odağınızı kaybedeceksiniz. Bu durum zaman ve verimlilik kaybına neden olur. 212 Hatırladığınız sorunların çalışmanızı bölmesine izin vermeyin. . . Belli bir iş üzerinde çalışırken aklınıza gelen diğer işleri, yanınızda hazır tuttuğunuz ajandanıza not edin. Böylece onlar için daha sonra özel zaman planlayabilirsiniz. Sözünüzde durmay1 ahşkanhğa dönüştürdüğünüzde, bilinciniz yapt1ğm1za odaklanmaY1 ve tüm kaynaklarm1Z1 kullanmaY1 öğrenecektir. Dahas1 iradenize bu yolla hükmedeceksiniz ve bu yolla ürettiğiniz eser ka liteli olacakt1r. . Başlad1ğ1m1z bir işe ara vermemizin nedeni başka işi ondan önemli görmemizdir. Prensip olarak en önemli iş, başlad1ğm1z ve bitmesi gereken iştir. Bir amaC1 varsa, hiçbir işinizi önemsiz görmeyiniz. Büyük sonuçlar üretmemize yol açan işler küçük işler dir. işinize ne kadar önem verirseniz onu o kadar iyi yapars1 nIz. En iyisini yapamamamızın nedenlerinden biri tecrü besizlikse, diğeri işimize hak ettiği önemi vermememiz dir. Şu anda yapt1ğ1mza ne kadar önem verirseniz, kendi nizi gereksiz meşguliyetlerden o kadar kurtanrsm1z. . Hayalen Reçmişte ve gelecekte yaşamak, hayalı yaşamaktır. . Şimdiyi yaşamak, şimdi hissettiklerinizin, şimdi yaşadıklarınızIn eseri olma sıdır. . Dikkat ölçeği, performans ölçeğidir; yarım dikkat, emeğinizin yarısını yok eder. . Dayanmak istiyorsanız, daha ne kadar yorulacağınızla ilgilenmemelisiniz. . Başarı maratonunuzu bölümlere ayırmazsanız, doğanın ritmiyle bütünleşe mezsiniz. . Hayatta ezilmemizin nedeni, hayatın sırtımıza zorla yüklediği çakıl taşları değil, bizim istekle altına girdiğimiz dağlardır. . Hayallerimiz geleceğimizi n yolunu çizdikleri ve zihinsel zaman boşluklarını coşkulu anlamlarla doldurdukları sürece değerlidirler. . Anı yaşamayan beden, anı öldüren bedendir. . Yumruğumuzu tüm gücümüzle şu andaki düşmana savurmalıyız. . Kaçtığımız düşman peşimizden koştukça azgınlaşıyor. . Oyalandığımız yıllarda eğlenmek yerine, geleceğimizi inşa edebilirdik. . Mutluluğu gerçekler yerine hayallerinde arayanlar, mahkum oldukları ger çekler tarafından reddedilirler. Önemi nasıl m1 artt1racaksmız? Tez mi yaz1yorsunuz? Şöyle düşünün: Şu anda okuyacağınız makale sayesinde adeta tüm tezi yazmış gibisiniz. On kilo mu vereceksiniz? Şimdi bir dilim ekmeği yemezseniz bunu başaracaksınız. Mant1ğ1mza, çok küçük bir işin çok büyük sonucu olacağı dü şüncesini önermeli; sonra bu öneriyi korumahsmız. . Hayatı ne kadar canlı yaşadığınız,duyularınızın ne kadar uyanık olduğuna bağlıdır. . Hayallerinize mutluluğunuzu çaldınrsanız, sizi zaman ve ömür hırsızIna dö nüştürürler. . Olağanüstü eserler ve buluşlar, bir şeye odaklandığında, ilgisiz her şeyden kopabilen bilinçlere sunulmuştur. . Bilincinizi kontrol etmezseniz, çevresel imajlar nereye iterse oraya sürük lenecektir. _ o &[Q)D_ MAZE RETLE Ri YI KM AK Mazeretiere inananlar sarhoşlar gibi dertlerini unutmaya değil; başlarını toprağa gizleyen devekuşları gibi kendilerini kandırmaya çalışıyorlar. eş) o &[IDD_ MAZERETLERİ YIKMAK Mazeretlere inananlar sarhoşlar gibi dertlerini unutmaya değil; başlarını toprağa gizleyen devekuşları gibi kendilerini kandırmara çalışıyorlar. 9_ ADıM: MAZERETLERi YIKMAK Giriş Mazeret, aYlplanmaktan kurtulmak için yalan uydurmaktır. Mazeretlere sığmanlar, sorunlan çözmek yerine örtmeyi terCih ediyorlar. Mazeretlere sığmanlarm beyinleri hem kendilerinin ve hem de başkalannm başanlanyla savaşırlar. Bir başanslzhğl mazerete dayandlrdlğmlzda, artık haklı çıkmaya çabalar; mazereti büyütmenin ve başanslzl1ğl sürdürmenin yollanm ararsmlZ. Başaramamakta haklı olabilirsiniz; ama mazerete sığınmakta haklı olamazsınız. Başaramamak ayıp değildir; çalışamamak, çlrpmamamak ayıptır. Başanh insanlar, her zamanda, her ortamda, her şartta çahşabilmeyi başaran insanlardır. A) KONUNUN ÖNEMi Mazeretlere slğmmayanlar, başan yolunda ısrar edebilirler; azimlerini koruyabilirler ve ihtiyaçlan olan cesarete sahip olurlar. Mazeret tanımamak, engel tanımamaktır. 218 . DÜŞÜH VE BAŞAR. i i 1. Israr Kazandırır i i : Başarılı insan, her türlü engele rağmen çalışmaya devam i . : eder. Ilerlemenin durdurulduğu yer, engel/erin mazerete dö : nüştüğü yerdir. Mazeretieriniz, vazgeçmenizi haklılaştıracak : nedenlerinize dönüşürler. i i . : Dünya kar ve tipi ile boğuşmadığı bir kış yaşamamıştır. Başarı : yolu engellerle doludur; ilerleyenler bir gün mutlaka o engeller i i le yüzleşeceklerdir. Zengin veya fakir, meşhur veya unutulmuş i : olsun, herkes aynı geçit vermez dağıarta yüzleşecektir. i : BazItarı hayatın dağlarıyla erken yaşlarda yüzleşirler. Onlar : erken yaşlarından geleceğe baktıklarında, bazItarının kendi lerini geçtiklerini düşünür; kendilerine adaletsiz davranıldı iıerıemenin ığım sa mrlar. Ama yıllar geçer; çıktıkları zirveden aşağıda durdurulduğu ki geçmişe bakarlar. Bir zamanlar çok yukarıda gördükIe yer, ri insanların küçük tepeleri bile aşamayışlarına hayret engellerin ederler. d__er___ )Başarının gerektirdiği ücreti ödemekten korktuğu onuştugu . d' muzda ınandırıcı mazeretler buluruz: "Ben yapamadım, yer ır. çünkü çok haklı nedenlerim vardı. Eğer bana fırsat veril i seydi neler yapacaktım. Ne büyük işleri başaracaktım." de i : riz. Size fırsat verilmedi mi? Arının başardığını bile başaramayan i insanlar vardır. insanlardan daha iyi fırsatlar içinde doğan bir : canlı tanımıyorum. i i : Mazeretiere sığınanlar hem kendilerini engelliyorlar, hem i : de başkalarını yıldırıyarlar. Bir insana, "yapamazsın" demek, i : ruhuna vurulabilecek ağır bir prangadır. Düşmanın yapmadığı bu i : telkini, bizim için hayırlı olacağını sanarak çoğu zaman aileleri ! miz bize karşı yapmıştır. Hem de Çocukluğumuzda, yürümeye : başladığımızda bizi tökezletmişlerdir. i i : Başarılı insanlar, her zamanda, her ortamda, her şartla ça i : Iışabilirler. Diğerleri ise çalışabiirnek için yüksek morale kavuşa i . 9, ADıM: MAZERETlERI YIKMAK. 2ıç cakları günleri beklerler. Kavuştuklarmda da, eğlencelerinin zevki, kalplerini çalışmanın yoruculuğundan uzaklaştmr. Hasta iken çalışabilir misiniz? Herkesin sizi eleştirdiği, size hakaret yağdırdığı bir ortamda doğrulann1Z1 savunmaya devam edebilir misiniz? Hayat yolculuğunun, gözlerimizin kapatılmadığı bir gecesi, üzerimizde Güneş'in yükseltilmediği bir sabahı yoktur. Başan yolculuğu, hayat yolculuğudur. Güzergahında çukuru, dağı, vadisi, denizi olmayan uzun yolculuk gösteremezsiniz. Uzun yollara düştüğünüzde, Güneş her zaman semanızda bulunmaz. Nice ıssız geceleri n altından, sessiz çöllerin üstünden geçmek zorunda kalırsınız. Karla, tipiyle, yağmurla, çamur la, depremle, fırtınayla boğuşmaya mecbur olursunuz. Yer yüzünde acı çekmeden yaşamış bir insan gösteri/emez. Yeryü::ı acı çel den ya: bir in göste me Başanlı insan kış uykusuna yatamaz. Yürürken o da bir vefasızlık bataklığına rastlar. Çamurlara bulamr, ama yürür. Karşısına kocaman bir ihanet denizi çıkar. Bir hendek çıkar karşısına trafik kazası gibi; üzerinden atlar. Serin bahar yağmurlannda ıslanır; dondurucu kış gecelerinde üşür. Sırtında paltosu olmasa da, aşına n ayakkabılarmdan giren çamur sulan kemiklerini titretse de, yürür. Çocukluğunda aşağılanan bir genç tanıdım. Ona, liseye başladığı sıralard,a zekasının geri olduğunu söylemişler; buna inanmış; liseyi bitiremeden zekası iyice tükenmiş ve okulunu terk etmek zorunda kalmıştı. Birlikte yeni bir zihin ve düşünme biçimi kurgulamaya çalıştık. Düşünceleri ve inançlan değişince, aylar içerisinde diğer özellikleri de değişim gösteriyordu. Değişme yolunda ısrar edebilmiş ve sonunda değişmeyi başarmıştı. insanlan neye inandırdıklanna dikkat ediyor musunuz? Kimi gençlerimizin büyük talihsizliklerinden biri şudur: Onlara, "yüksek zeka ve özel yetenekler doğuştandır" derler. Böylece, do Başaranların mazareti yoktur. Mazaret varsa mücadele yoktur. 220 . DÜiÜN VE BAiAR . . 9. ADIH: HAZERETlERI YIKHAK. 221 layh şekilde, "Engellerini aşmak için boşuna uğraşmamalanm" söylerler. Gençler bu telkinlerden etkilenmekle kalmazlar; bu telkinleri benimserler. Böylece sorumluluktan kurtulurlar; arzuladıklan tembelliği iyi bir mazeretle örterler. Artık üstün yetenek için uykulanm feda etmeleri gereksizdir. Zira karşılarında suçlayacaklan bir kader vardır. Bu tuzağa düşmeyenlerir\ uçarak ilerlediklerini görmüyorlar. Mazeretler hangi engellere inanacağın1Z1 belirleyecekler ve hayatımz inandıklanmz uğrunda göstereceğiniz ısrarlarla ilerleyecektir. Başan yolunda bir uçak gibi ilerliyorsunuz ve yönünüzüduruşunuz belirliyor. Mazeretler yönü aşağıya çevirir; mazeretsizliklerse semaya yönlendirir. kirdi. Bu fırsat bana verildiyse, ihmal edemezdim. Direndim. Bedenimi taşımak, bir kamyonu sırtlayıp götürmek kadar zor geldi bazen. Azimle devam ettiğimde ortaya önemli eserler çıkı yordu. insanlann ruhlanndaki sırlan keşfedişlerini görmek heye can vericiydi. Hayatımda defalarca kitap 'yazmaya kalkıştım. Pek çok kitap projesi yanm halde tamamlanmayı bekliyor. Çahşmaya başladığımda heyecandan yerimde duramıyordum. Geceyi geç saatlere kadar okumakla, yazmakla geçiriyordum. Ardından yorgunluğun esaretine düşüyordum. Hasta oluyordum veya moralim bozulu yordu. Bir dağ görüyordum önümde, üzerinden aşamıyordum. Gülünç mazeretlere defalarca sığındım. Kendimi defalarca yan yolda bıraktım. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i Yazmayı bıraktığımda ilerlemeyi durdurmuş oluyordum. Çalışmaktan vazgeçtiğimde heyecan verici işimin zevki değil, acı verici işsizliğimin ıstırabı üşüşüyordu üzerime. Dertten kaçtığımı sanarak derdin kalbine savruluyordum. Elinizdeki kitabı yazmaya karar verdiğimde eşim, "Bu da yanm kalan diğer kitaplardan biri gibi olacak mı?" diye sormuştu. Bu defa dersimi almıştım ve mazeretlere teslim 01mayacaktım. "Neredesin ey büyük dağ. Sen yükseksen, yol üze rinden geçiyor." diyorum. Elbette bir taşa takılıp düştü§üm olu yor. Ama güreşten vazgeçmeyen pehlivan yenilmez. 2 Harika sesi ve yorumuyla şiiri bize sevdiren ibrahim Sadri'yi gözlemledim. Bir defasında Dünya Radyo'nun tamnmış sunucusu Talha Bora Öge'nin eski programlanndan birine telefonla katıldı. Sadri'deki coşkuyu ve cesareti algılamaya çalıştım. Onun nAdam Gibi" şiirinin yer aldığı kaset sokaklara kadar taştı. ibra 2. Azim Kazand1r1r Güreş1 vazgeçı yen pehliv yeniim Mazeretleri reddedenlerin ruhlan, müthiş bir azim kazamr. Başaranların mazereti yoktur. iki sonuçtan birini tercih edeceksiniz; ya başan, ya da mazeret. Mazeret varsa mücadele'yoktur. Herkes gibi yetenekli olabileceğimize inanacağız. Engel lerimiz elbette olabilir; ama onlar bizi ilgilendirmiyorlar. Biz yapabileceğimizi yapmaktan sorumluyuz. Bizi durdurmak isteyen her şeyle mücadele edeceğiz. Mazeret hiçbir başansızlığıgizleyemez. Başkalanm kandırmak zorunda değiliz. Kendimizi kandırmak ise bize hiçbir şey kazandırmaz. Dost FM'de haftada üç gece başa n teknikleri üzerine konuşuyordum. Soğuğu şiddetli kışlar, fırtınası sert geceler yaşadım. Hastalandım, yoruldum, üzüldüm, vazgeçmek istedim. Bu engellere rağmen, beni zorlayan nedenlerim de vardı. Binlerce dinleyici orada bekliyordu. Onlara saygısızhk yapamazdım. Onlan seviyordum. . Engellerimizi aşabileceğimizi birilerinin bize anlatması gere i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i 20 Bu kitabı tamamladıktan sonra Çernobil virüsü 26 Nisan'da bilgisayarımı ve hafızadaki son şekline gelen kitabı yok etti. Bazı bölümleri yeniden düzenlemek zorunda kaldım. Hiç düşmeyeceğinizi söyleyernem. Ama her defasında kalkarsanIz hiç yenilmeyeceğinizi söyleyebilirim. Başaranların mazareti yoktur. Mazaret varsa mücadele yoktur. 220 . 9. ADıM: MAZERETlERI YIKMAK. 221 . DÜŞÜN VE BAŞAR. layh şekilde, "Engellerini aşmak için boşuna uğraşmamalarım" söylerler. Gençler bu telkinlerden etkilenmekle kalmazlar; bu telkinleri benimserler. Böylece sorumluluktan kurtulurlar; arzuladıkları tembelliği iyi bir mazeretle örterler. Artık üstün yetenek için uykularım feda etmeleri gereksizdir. Zira karşılarında suçlayacakları bir kader vardır. Bu tuzağa düşmeyenlerjn uçarak ilerlediklerini görmüyorlar. " Mazeretler hangi engellere inanacağınızı belirleyecekler ve hayatımz inandıklarınız uğrunda göstereceğiniz ısrarlarla ilerleyecektir . Başarı yolunda bir uçak gibi ilerliyorsunuz ve yönünüzüduruşunuz belirliyor. Mazeretler yönü aşağıya çevirir; mazeretsizliklerse semaya yönlendirir. kirdi. Bu fırsat bana verildiyse, ihmal edemezdim. Direndim. Bedenimi taşımak, bir kamyonu sırtlayıp götürmek kadar zor geldi bazen. Azimle devam ettiğimde ortaya önemli eserler çıkıyordu. insanların ruhlarındaki sırları keşfedişlerini görmek heyecan vericiydi. Hayatımda defalarca kitap 'yazmaya kalkıştım. Pek çok kitap projesi yarım halde tamamlanmayı bekliyor. Çalışmaya başladığımda heyecandan yerimde duramıyordum. Geceyi geç saatlere kadar okumakla, yazmakla geçiriyordum. Ardından yorgunluğun esaretine düşüyordum. Hasta oluyordum veya moralim bozulu yordu. Bir dağ görüyordum önümde, üzerinden aşamıyordum. Gülünç mazeretlere defalarca sığındım. Kendimi defalarca yarı yolda bıraktım. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i Yazmayı bıraktığımda ilerlemeyi durdurmuş oluyordum. Çalışmaktan vazgeçtiğimde heyecan verici işimin zevki değil, acı verici işsizliğimin ıstırabı üşüşüyordu üzerime. Dertten kaçtığımı sanarak derdin kalbine savruluyordum. Elinizdeki kitabı yazmaya karar verdiğimde eşim, "Bu da yarım kalan diğer kitaplardan biri gibi olacak mı?" diye sormuştu. Bu defa dersimi almıştım ve mazeretlere teslim olmayacaktım. "Neredesin ey büyük dağ. Sen yükseksen, yol üze rinden geçiyor." diyorum. Elbette bir taşa takılıp düştü_üm olu yor. Ama güreşten vazgeçmeyen pehlivan yenilmez. 2 Harika sesi ve yorumuyla şiiri bize sevdiren ibrahim Sadri'yi gözlemledim. Bir defasında Dünya Radyo'nun tamnmış sunucusu Talha Bora Öge'nin eski programlarından birine telefonla katıldı. Sadri'deki coşkuyu ve cesareti algılamaya çalıştım. Onun "Adam Gibi" şiirinin yer aldığı kaset sokaklara kadar taştı. ibra 2. Azim Kazand1nr Güreş1 vazgeçı yen pehliv yenilm Mazeretleri reddeden leri n ruhları, müthiş bir azim kazamr. Başaranların mazereti yoktur. iki sonuçtan birini tercih edeceksiniz; ya başarı, ya da mazeret. Mazeret varsa mücadele.yoktur. Herkes gibi yetenekli olabileceğimize inanacağız. Engel lerimiz elbette olabilir; ama onlar b.izi ilgilendirmiyorlar. Biz yapabileceğimizi yapmaktan sorumluyuz. Bizi durdurmak isteyen her şeyle mücadele edeceğiz. Mazeret hiçbir başarısızlığıgizleyemez. Başkalarım kandırmak zorundadeğiliz. Kendimizi kandırmak ise bize hiçbir şey kazandırmaz. Dost FM'de haftada üç gece başarı teknikleri üzerine konuşuyordum. Soğuğu şiddetli kışlar, fırtınası sert geceler yaşadım. Hastalandım, yoruldum, üzüldüm, vazgeçmek istedim. Bu engellere rağmen, beni zorlayan nedenlerim de vardı. Binlerce dinleyici orada bekliyordu. Onlara saygısızlık yapamazdım. Onları seviyordum. . Engellerimizi aşabileceğimizi birilerinin bize anlatması gere i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i 20 Bu kitabı tamamladıktan sonra Çemobil virüsü 26 Nisan'da bilgisayarımı ve hafızada ki son şekline gelen kitabı yok etti. Bazı bölümleri yeniden düzenlemek zorunda kaldım. Hiç düşmeyeceğinizi söyleyernem. Ama her defasında kalkarsanIz hiç yenilmeyeceğinizi söyleyebilirim. En kötü ihtimali göze alanlar, mazaret ralarıına sığınmazlar. 222 . . i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i him Sadri de yoruluyordu; ama mazeretsizliğin kazandırdığı azme dayanıyordu. Aynı başarıyı bir başkası niçin gösteremesin? Hafta sonları "Etkili Öğrenme" seminerlerimiz erken saatlerde başlardı. Bazen zamanında yetişemezdim. Bir sabah gecikmemin sebeplerini sı_alayacakken sözü mü yarıda kestim ve itiraf ettim: "Göstereceğim hiçbir mazeret kusurumun gerekçesi olamaz. itiraf ediyorum, gerekli özeni gösterseydim, burada 15 dakika beklemeyecektiniz." O zamandan sonra mazeretler beni kolaylıkla mağlup edemediler. Yok arabamın lastiği patladı, yok trafik yoğundu, yok uykusuz kalmıştım. Bir gün Komisyonumuzun Başkanı için bir rapor hazırlamıştım. Raporu incelediğinde, geleneksel üslubumdaki sistematik düzeni ve başarıyı göremedi. Gözlerime baktı; istediği dü zeltmeleri aktarırken, beni mahcup etmemek için, "Bu sı ralar çok yoğun çalışıyorsun, yorgunsun sanırım" dedi. Söyledikleri doğruydu; ama raporumun başarısızlığına sunduğu mazereti onaylamadım. Raporumun bu kadar başarısız olmasını böylesi bir mazeretle gizleyemezdim. Bir daha bu hataya düşmememin yolu, hatarnı derhal gör mek, acımı çekmek ve gelecek sefere aynı hatayı tekrarla mamaktır . i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i 3. Cesaret Kazand1nr Mazeretleri reddettiğinizde, ayıplanmaktan utanmazsınız. Amacınız, başkalarının sizi onurlu sanması değil, gerçekte ve vicdanınızda onurlu olmayı başarmak olur. ihmale veya ertelemeye kurban gitmişseniz, gerçeği kabul eder, yeniden denersiniz. Cesaret, en kötü ihtimali göze almaktır; kötü ihtimali göze alanlar, mazeret yalanina sığınmazlar. Cesaretle üzerine gittiğiniz korku sizden kaçacak; kendisinden kaçtığınız cesaret, sizi korkuyla baş başa bırakacaktır. Hendeklerin üzerinden atlayamayan develer, dağları zapt eden komutanların bineği olamamıştır. Yüksekten korkan uçamaz, kılıçtan korkan savaşamaz. Ölmekten korkan yaşayamaz. Şimdi dağlarda yuva yapan kartaUar bir zamanlar oraya "uçma" zahmetine katlanmışlardı. Kendisinden beş kat büyük ölü sineği taşıyan karıncayı gördü nüz mÜ? On defa, yüz defa, bin defa dener. Cüssesi ne oranlansa, karınca Naim Süleymanoğlu'ndan daha güçlü çıkacaktır. Mazereti yoktur karıncanın. Ya başaracaktır ya da başarı yolunda ölecektir. Bir karınca ailesi, bir mevsimde 5 milyondan fazla ölü böceği yer altına indirir. Eğer karıncalar mazeretlere sığınsalardı, çimen yeşilliğinin yerine, böcek leşlerinin üzerinde yürürdük. Fırtınalar karıncaların yuvalarını dağıtır. Yüzlercesi selle re kapılır gider. Ama sürüklenirken bile mücadeleye devam ederler. Karşılaştıkları ota, rast geldikleri taşa tutunurlar. Yağmur tükenir; hayatta kalanların yarım saat sonra yüzeye yeniden kapı açtıklarını görürsünüz. i Hayatın karıncalara sunduğu zorluklar, bizi yüzleştirdiği zorluklardan küçük değildir. Bir damla yağmur, çelikten bir külçe gibi sırtlarına iner. Doluya tutulan karıncaların görüntüleri, Çanakkale harbinde bedenleri savrulan şehitleri andırıro Her yağmurda evleri başlarına yıkılan karıncalar vazgeçmezken, biz hangi deprem yüzünden vazgeçeceğiz? insanların vurdumduymazlıkları yüzünden aylardır çadırlarda kalıyorsanız, çamurdan evler yapabilecek kadar güçlü olduğunuzu görmelisiniz. Bazı böceklerin 50 metre yüksekliğinde çamurdan kuleler bile inşa edebildiklerini biliyor musunuz? Kimse aşağılanmayı, başarısız görülmeyi kabullenmek istemez. Hepimiz onurumuzu canımız gibi koruruz. Oysa başaramamak ayıp değildir; üzerine düşeni yapamamak ayıptır. Onurumuzla bağdaşmayacak işler yaptığımızda, mazeretlere sığınarak kendimizi savunmamız gerekmiyor. Nefsimiz ezilecekse ezilsin, akıUansın ve böylece bizi bir daha mahcup etmemeyi öğrensin. . 9. ADıM: MAZERETLERI YIKMAK. 223 Yüksekten korkan uçamaz, kılıçtan korkan Boğuştuğu- . nuz şartların ağırlığı, gelecekteki başarınızın büyüklüğü nün r ipuçlarıdır., 224 . DÜŞÜN VE BAŞAR. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i Ailesi tarafmdan sistemli şekilde aşağllanan bir üniversite öğrencisi merkezimize gelmişti. Görüşme sırasında hıçk1r1klanm tutamamış; intihar etmeyi düşündüğünü söylemişti. Genç, güzel ve akllh bir bayan, ölmeyi nasıl isteyebilir? Siz de sarhoş bir babaya veya işkenceci bir anneye mahkum olabilirsiniz. Öıüm belki kaçıştır; ama, kurtuluş mudur? Şiddetli zorluklanmz bileğinizi bükemez; yeter ki si2 bükmeyin. Boğuştuğunuz şartların ağır"ğı, gelecekteki başarınızın büyüklüğünün ipuçlarıdır. Yeter ki isyan etmeyin. isyan ederseniz, gaybdan sert bir taş gelir, başmız k1r1hr. Aşağılanmaktan korkarak mazeretlere sığımrsak, yükselme nin yoluna adanamayız. Mazeretlerimize inanacaklanm veya dikkate alacaklarını samyorsak yanılıyoruz. Nefsimiz suçlu ise tembelliğinin cezasını çeksin. Eleştiriler çoğu zaman cesaretin kaynağıdırlar. Cesur olun; kimsenin gözüne gir mek zorunda değilsiniz. En doğru sözü vicdammızdan dinleyeceğiz. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i B) TEMEL ENGELLER Bencilliğe saplananlar ve ra hata düşkünlükten kurtulama yanlar, çevrelerini mazeret ağlanyla örerler. Detaylandırahm: 1. Bencillik Mazeretlere slğınmam1Z1n en büyük nedeni bencil olmamız; evreni yalnızca kendi penceremizden görmemizdir. Başkalan hata yaptıklarında gerekçeleri olabileceğini düşünmeksizin yerden yere vururuz. Ama biz hata yaptığımızda nefsimizi derhal temize çıkannz. Bize de ayn1S1m yaparlar. Bu çirkin bir bencilliktir. Mazeretierin olduğu yerde, başarı yokluğa mahkumdur. . 9. ADIH: HAZERETlERI YIKHAK. 225 Kurduğumuz hayali mahkemelerde hakhhğımıza hükmederiz; kendimizi başkalarının gözünden görmeyi ihmal ederiz. Bu dar bakış, gerçekleri olduklan gibi algllamam1Z1 engeller. inanılmaz yanhşlanmız, eleştirilemez doğrulanmıza dönüşür. Hayalimizde kurduğumuz mahkemelerde, hakim, savcı ve samk rolünü birlikte üstleniriz. Mahkemenin kararlarını taktir edecek halk da biziz. Savcı biz, sanık biz hakkında konuşur: "Sanık, bugünkü görevlerini ihmal etti. Bugün ailesini üzdü. Herkesi suçladı, gıybet yaptı. Bugün çocuğu na bir kelime öğretmeye üşendi." SavC1 biz,. "sanık biz"in cezaland1r1lmaSını ister. Samk biz konuşur: "Hasta oldum. Yerimden nasll kalkıp çahşacaktım? insanlar bana zerre kadar saygı göstermediler. Her zaman hakaretle ve ihanetle karşllaştım. Param i yok. Zekam yeterli değil. Bana diğerleri gibi fırsatlar verilmedi. Onlar gibi yetenekli yaratllsaydım elbette başarabilirdim. Göğe kadar hakhyım BEN!" Ardından hakim biz, "sanık biz"in suçladığı savcı bize karşı, "halk biz"in karş1S1nda karar verir: Hakim biz konuşur: "Senin zerre kadar suçun yok. Elinden gelen her şeyi yaptın. Değil senin cezaland1r1lman, senin ödüllendirilmen gerekir. Buna karşllık asıl senin şansım çalan kaderin suçlanması gerekir. Diğerlerinden intikam almahyız. Getirin onları mahkemeye!" Halk biz, sevinçten çığhklar atmaya başlar: "Yaşa, var ol. Yapabileceğin buydu. Rahat ol. Biz seni takdir ediyonJz. Sana engelolanlara ölüüüm! Asahm onlan!" MazerE oldlı yere baş. yokh mahkOı Mazeretlerimiz sayesinde, hareketsizliğimizin hakhl1ğına inamnz. "O dağı aşmaya çırpmmadım; çünkü o dağ aşılamaz." deriz. Biz en iyisini yapmışızdır. Mazeretlere sığındığımızda daha iyiye ihtiyacımız olduğunu bilemeyeceğiz; bilmeyince aramayacağız; aramayınca da bulamayacağız. 226 . DÜŞÜN YE BAŞAR. i i i i i i i i i i i i i i i i 1 i i i i i i 1 i i i i i i i i i i i Eşini kaybetmiş bir anne, dört çocuğunu aç bırakmamak için çırpmır. ISS1Z gecelerini gözyaşlanyla geçirir. Çocuklarmm açhktan ve hastahktan her ağlayışlan anne yüreğini ezip parçalamaktadır . Gürültülerimiz arasmda iki apartman ötedeki bu yakanşı duymamız mümkün olmaz. Zaten çevremizdeki ihtiyaçlan bi!ip hafifletmeye istekli değilizdir. Ardmdan, o masum anne Cennetin zirvesine taşmır, manevi eğitimi sonland1r1hr. Televizyondan duyurulan bu olaym iki apartman ötedeki komşusu olan bizim hala suçumuz yok. Küçük çocuğumuz bir gün komşunun ağacmdan meyve çalar. "Seni gidi yaramazcık" demekle yetiniriz. 21 Bir gün komşu nun yumurtasmı getirir evimize. Sesimiz çıkmaz. Bir gün devlet hazinesini zimmetine geçirir. Gün gelir tarihe hırsIz olarak geçer. Bizim suçumuz yoktur bu olanlardan. Çalan çocuklanmız şehrimize geldiklerinde, partimizin bayrağmı büyük meydanda toplanan kalabahkla birlikte kaldınr, "Yaşa, var oH" naralan atanz. Mazerete inanmak, _özümsüzlüğe inanmaktır. i 1 i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i 1 i i i i i 2. Rahata Düşkünlük Vicdanımız rahata düşkünlüğümüzü eleştirdiğinde, ona mazeretlerimizi sunuyoruz. Böylece mazeretler sorumluluktan kaçışımızm, görevimizi ihmal edişimizin hayali dayanaklanna dönüşüyorlar. Mazeretiere inananlar sarhoşlar gibi dertlerini unutmaya değil; başlarını toprağa gizleyen devekuşları gibi kendilerini kandırmaya çalışıyorlar. Onlann hali sarhoşlardan daha gülünçtür. 2] Komşumuzun neredeyse yetişkin çağa gelen çocukları komşu apartmanın çocuğunun bisikletini çalıyor. Polisin aramaları sonucunda bisiklet evde bulunuyor ve ne yazık ki koynunda bir canavar yetiştiren anne, çevreye haykırarak şunu söylüyor: "Ne olmuş, çocuktur yapar." Yavrusunu yarın bir cinayete kurban verirse acısını ne ile telafi edecek? . 9. ADıM: MAZERETLERI YIKMAK. 227 Doğru olan tek mazeret var: "Rahata düşkünlük". RahatmlZ1 bozmak istemiyorsanız, mazeret arayarak kendinizi kandırmanıza gerek yok. Mazeret anyoruz, çünkü zorluklardan kaçmdığımızı kendimize itiraf edemiyoruz. Milyonlarca insan hayatm akışlndan sıynhp nereye gittiklerini düşünecek vakit bulamazlar. Medeniyet, ruhlannı çelik halatlarla bağlamıştır. Tam düşünmeleri gereken vakitte televizyon seyretmek zorundadırlar. Tam düşünecekken telefonlan çalmıştır; uykulan gelmiştir. Tam düşünecekken kahvaltılannı bile yapamadan evlerinden işlerine veya okullarIna koşmak zorundadırlar. Mazereti biz üretiyoruz, sonra da ona çocuğumuzmuş gibi sahip çıkıyoruz. Çünkü onunla şerefimizi, gururumuzu birleştirmişiz. intihan düşünen lise öğrencisi genç bir bayana hayat sevgisine nasıl geri döneceğini anlatırken bana öfkelendi: "Hasta olmadığımı söylüyorsunuz. Yalan mı söylüyorum? Hastayım! Hastayım! Hastayım! Neden anlamak is temiyorsunuz?" "Güzel kardeşim, vücudunuz hasta değil. Ama düşünme biçiminizde hastahk var. Asıl siz neden anlamak istemiyorsunuz?" Mazeretlerini terk ettikten aylar sonra, bir zamanlar ağlayan gözlerinin içi gülüyordu. Kimseyi kmamaya kalkışamam. Çünkü sorunlanmla boğuştuğum yıllanmda, yazdığım mektubun mürekkebinin gözyaşlanyla birbirine kanştığmı hatırlanm. Yakmda öleceğimi sanarak vasiyetler yazdığımı, hayattan aynlacağım günü beklediğimi hatırlanm. RahatCl düşkünlü; O zamanlar Smırsız Şefkatten başka kimsenin içimdeki fırtınalardan haberdar olduğunu mu sanıyorsunuz? insanlann derdinize kulak vermeyişleri sizi eseflendirmesin. Hayatımm hiçbir saniyesinde, Yaratıcımdan daha şefkatli, daha vazgeçmez ve daha sürekli bir dostla tanışmadım. 228 . . 229 . 9. ADI H: HAZERHlERI YIKHAK. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i Şimdi anhyorum ki, ac1larımm çoğu kendi hatalarımdan kaynaklanıyor. Hatalarımdan kaynaklanmayanları ise kimse "benim başarısızhklarım" olarak gösteremez. Yüce kitabın "Bugün herkese kazandığının karşıhğını verdik" 22 mesajını iyi anlamahyız. Hatalarımızdan kaynaklanmayan acılar, belki bedenimizi yorabilir; ama vicdanımızı incitemez. Eflatun der ki, "En büyük zafer insanın kendisini fethetmesidir. insanın kendi nefsine esir olması, yenilgilerin en utanç vericisidir." Rahata düşkünlük, insanın nefsine yenilmesidir. Mazeretlere sığınırız; çünkü nefsimiz zorluklara göğüs germemize izin vermez. Elbert Hubbard şöyle der: "insanların başarısızllkları konusunda kendilerini aldatmak için mazeret aramaya bu ka dar zaman harcamaları anlaşılmaz bir durumdur." Mazeret bulmak için harcadığımız enerji, sorunlarım1Z1 çözmeye yetebilirdi. Çatlayan duvarlarını mazeret balçığıyla sıvamak, kimseyi yaşayacağı yıkıntıdan kurtaramadı. Eğer mazeretler sizi kaybedeceğinize inandırmışsa, kazanmak için çırpınmazsınız. iki kurbağa derin bir yo ğurt kasesinin içine düşerler. Kurbağalardan biri sıçrayarak kaseden kurtulamayacağını düşünür. Ölümünü geciktirerek acısını arttırmaktansa, hemen ölmeyi daha akıllıca bulur. Çırpınmayı bırakır, boğularak ölür. Diğer kurbağa mutlaka bir kurtuluş yolunun var olduğunu düşünür. O anda yapabileceği tek şey çırpınmaktır. Gücü tükenin ceye dek çırpınmaya devam eder. Sonunda ayaklarının altında tereyağından bir adacık oluşur. Üzerine çıkarak kurtulur. inanılmaz kurtuluşlar, dayanılmaz çaresizliklerle boğuştuğumuz anda gelir. Gücünüzün tükendiğini sandığınız yer, bir D Parasızılk: adım daha direnirseniz kurtuluşun aniden kolunuzdan tutacağı yerdir. ibrahim Peygamberin (as) oğlu ismail'i (as) kurban ederkenki şefkatini ve çaresizliğini düşünün. ibrahim'in(as) elindeki kıhç sert taşları biçip parçalayabiliyor; ama oğlu İsmail'e(as) zarar vererniyordu. C) ÇÖZÜM TEKNiKLERi Mazeretlere sığınmaktan kurtulmak için, zorlukların anlamlarını değiştirerek, olumlu sonuçlar aramah; sorunları nasıl fırsata dönüştüreceğinizi düşünmeli, hayali sorunlarla dertleşmeyi terk etmelisiniz: Hatalarımızdan kaynaklanmayan acılar, belki bedenimizi yorabilir; ama vicdanımızı incitemez. 1. Anlamlan Değiştirin Herkesin hayatında mazeretleştirebileceği sorunlar vardır. Sorunların bazıları, hemen hepimizin en genel olarak sığındığımız mazeretlerdir. Sorunların anlamlarını değiştirdiğimizde bizi sandığımız gibi engellemediklerini göreceğiz. Mazeretlere sığındığımızda, çevremizi kuşatmalarına yol açıyoruz. Onları vazgeçmemizi hakhlaştıran sebepler olarak görüyoruz. Böylece çalışma azminden, kendimizi geliştirme tutumundan mahrum kalıyoruz. Bu mazeretIerin anlamlarını değiştirdiğimizde , tembelliğimizi meşrulaştıramayacaklarını göreceğiz. Bazı temel mazeretlerimiz: Parasızllk, eğitimsizlik, hastalıklarımız, anlaşılmamak, zamanımızın yetersizliği, işsizliğimiz ve genel şartlarımızın kötülüğü... Şimdi bu mazeretlerimizi tartışalım: inanılm. kurtuluşl dayanlım çaresizliki, boğuştuğuı anda gelir. 22 Kur'an, 40:27 Kaç tane zengin çocukluğuna zenginlikle başladı? Babalarının mirasına konan pek çok çocuk, hayatları boyunca miras tüket 230 . . . 9. ADıM: MAZERETLERI YIKMAK. 231 i i i i i i i i i i i i i i i i i i 1 i i i i i i i 1 i i i 1 i i i i mekten başka ne yaptllar? Sakıp Sabancı'nın zengin doğduğunu mu sanıyorsunuz? taraftan hastalığın arkasına sığInIp, diğer taraftan hasta olmak için elinizden gelen her şeyi yapar mısınız? Örneğin çok yer, çok uyur, öfkeyle, stresle, kıskançlıkla kendinizi boğar mısınız? Sağlıklı olmak için nasıl yaşamanız gerektiğini öğrenmek sizin elinizde. Ne duruyorsunuz? Kaldı ki büyük insanların bazlları en büyük eserlerini en hasta oldukları zamanlarda verdiler. Geçmişime bakıyorum: Hastalığın üzerine giderek çalıştığımda, kısa süre sonra iyileştiğimi görüyordum. Hastalığa sığınarak çalışmaktan uzaklaştığımda hastalığımın arttığını ve canımın gerçekten sıklldığını gördüm. Çaresi olmayan hastalığa bile yakalansanız, çalışmanın verdiği zevk sizi durduramaz. Yeter ki uykularınızı kaçıran büyük hedefleriniz olsun. Sonsuzluğu istiyorsanız, birkaç dakika sonra öleceğinizi anlasanız bile, hala öğrenmeye çalışırsımz. o Eğitimsizlik: . Ne olmuş okuyamadıysanız? Üniversite diploması almak sizi başarının zirvesine çıkarmaya yetecek miydi? Diploma aIdıysanız şimdi zirvede misiniz? Binlerce genç, üniversite mezunudur; ama can tokluğuna bir iş bulsatar çalışacaklar. Onlarca ortaokul mezunu sanatçı vardır. Pek çok buluşçu ilkokul mezunu bile değildir. Pek çok dünyaca tanınmış yazar resmi eğitim kurumların da okuyamamıştır. Yaşar Kemal veya Bülent Ecevit gibi niceleri üniversite okuyamadılar. Üniversite kapısında bir buçuk milyon öğrencimiz var; hepsi süper eğitimli de olsa, kontenjan yetmediği için bunların % 90'ı üniversiteye giremeyecek. Üniversiteye girememek her şeyi kaybetmekse, gençlerimizin çoğunluğunu kaybetmiş mi oluyoruz? Ülkemizdeki imkanlar sınırlıysa başka ülkelerde eğitim imkanları ararsınız. Ancak, başarı için resmi kağıtlara da mahkum değilsi niz. Öğrenmek, deha geliştirmek ve adını tarihe yazdırmak herkes için, her yerde ve her zaman mümkündür. Hayat bir okul değil midir? Öğrenmek istiyorsanız binlerce fırsat karşınıza çıkacaktır. SanatınızIn resmi okuluna gitmek zorunda değilsiniz. Eğitiminiz yoksa niçin duruyorsunuz? Hemen şimdi öğrenmeye başlamanıza engelolan nedir? Sadece gözlerinizi coşkulu bir dikkatle açıp, insanların neyi nasıl yaptıklarını seyrederek de öğrenebilirsiniz. Dostlarınıza hava atmak için üniversite istiyorsanız; zaten bunun adı eğitim değil, vicdanı küçültmektir. Vazgeçmezseniz ya bir fırsatı yakalarsınız; ya da sizin için bir fırsat yaratılır. Zorlukıcı ruhsa direnişir geliştir4 egzersizle o Anlaşılmamak: Sizi anlamamışlar da ne olmuş? insanların sizi anlama ları ve takdir etmeleri niçin çok önemli olsun? YaptığınızIn doğru olduğunu bilmek size yeterince heyecan vermiyor mu? Vicdanınızı dinleyin: Evrenin Sultanı ve O'nun melekleri güzel eylemlerinizden dolayı sizden övgüyle söz ediyorlar. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i Hangi büyük insanı zamanında anladılar ki? Hz. Muhammed(asm) büyük hakaretlere uğradı. Kimi yakın akrabaları bile kendisini terk etmişken, o bunları mazeretkabul etmedi. Hz. EyyGb (as) en dayanılmaz hastalıkların pençesindeyken, eşi Rahmet dışındaki dostları onu terk etmişti. Toplumları yöneten insanlara bakın. Nelson Mandela 20 yılını hapislerde geçirdi. Alia izzetbegoviç'in hayatı hapislerde geçti. insanlar sizi anlamıyorsa, size haksız yere ihanet ediyorlarsa ne olmuş? Hedefiniz büyükse sonunda zafer size verilmeyecek mi? Tarih bunun binlerce örnekleriyle dolu değil midir? o Hastalık: Hastalık çekmeyen kim var? Hastalık varsa çaresi de var. Bir 232 . . 233 . 9. ADıM: MAZERmERI YIKMAK. i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i Kötü, ilgisiz veya idealsiz insanlar sizi asla takdir etmeyeceklerdir. Hayatlarını kurtarsanız yüzünüze tüküreceklerdir. iyiliklerinizin karşılığını katlayarak verebilecek olan Sınırsız Kudret varken, pazarlıkçı ve bencil insanlardan hala isteyecek misiniz? Şuna bakın. Yafatıcımız bize sürekli oksijen verdiği, kalbimizi çalıştırdığı, beynimizi yönettiği halde.. Güzel eşleri kalbirnizin arzusuna göre yarattığı, doğayı heyecan verici renklerle süsleyip bize sunduğu halde O'nu defalarca küçümsüyoruz. O'nun damak ve göz zevkimize göre paketleyip akılsız ağaçların elleriyle bize şefkatle sunduğu elmayı hırsız gibi çalıp yutuyoruz. Eğer nankörlüğümüz yüzünden bizi terk etseydi şu saniyede nefesirniz kesil mez miydi? Eğer Yaratıcımız kullarınm takdirine dayansaydı, bunca güzellik var olabilir miydi? Eğer biz, insanların he men ve her zaman bizi anlamasına ve takdir etmesine dayansaydık hiçbir eser üretemezdik. Inançlarımı ve değerlerimi küçümseyerek onuru mu aşağılayan insanları bilirim. Ama benimle paylaştıkları değerleri coşkulu gözyaşlarına katarak dualarıyla yoğu ran insanları da tanırım. Birileri sizi anlasa bile; anlama yanlar mutlaka bulunacaktır. Zaten herkes sizi anlasaydı, kendinizi daha iyi anlatmaya çabalamazdınız. Bırakın sizi an lamayışlarma üzülmeyi! Taif şehri çocuklarınm, kendilerine Cenneti öğretmeye giden Hz. Muhammed'i (asm) acımasızca taşladıklarını ve Peygamberin karşılığında kurtuluşları için dua ettiğini hatırlayın. Bu bilgi size yetecektir. Eğer geçinrnek istiyorsanız, kalbinizi, beyninizi ve ellerinizi kullanmaya ihtiyacın ız var. Iş bulamıyorsanız, kendi işinizi oluşturmaya çalışıyor musunuz? Sabancı 'ya kim iş verdi? Bu kitabı ben niçin yazıyorum? iş arıyorsanız milyarder olmanızı sağlayacak binlerce iş gazete sayfalarında dolaşıyor. Ticaretten daha büyük iş olur mu? Çaresizlik içinde oturup bekleyen fakir öğrenciler bilirim. Bazıları da boş zamanlarında uyumak veya TV seyretmek yerine bir şeyler üretmenin ve satmanın yolunu ararlar. Hayata tutunmak kadar yaşıyoruz. Bugün akşam olduğunda aynı süre içerisinde bazılarımız yüzlerce işi bitirmiş olacak. Bazılarımız birkaç işi kocaman bir günlük ömre nasıl sığdıracağını bile bilemeyecek. Ne kadar dolu olursanız olun, hala çok büyük işler yapmanıza izin verecek zamanı bulabilirsiniz. Kimsenin zamanının sizinkinden fazla olduğunu sanmayın. Otobüse binip işinize giderken yapacağınız düzenli çalışmalarınızın hayatınızı değiştirmeye yetebileceğini bilmelisiniz. Sadece sabretmeye, istikrarlı olarak çalışmaya devam etmeye ihtiyacımız var. Günde 15 dakika kendi geleceğiniz için özel bir çalışma yapsanız ne kaybedeceksiniz? 15 dakika bile bulamayacağınızı mı sanıyorsunuz? o işsizlik: Sizi anlıyorum. Milyonlarca insan iş arıyor. Ben de iş arıyordum. Toplumumuz geçim derdine düştü. Hayatı sadece maddi geçim olarak görenler geçimsizlikle eğitilirler. Geçim gerekçesiyle diğer sorumluluklarını ihmal edenler, geçimden de mahrum bırakılıyorlar. Herkes sizi anlasaydı, kendinizi daha iyi anlatmaya çabalamazdınIz. geçiı olar. görer geçimsi \ eğitiliı Nasıl iş arıyoruz biliyor musunuz? Bir ayın 20 günü evi- _ mizde oturup televizyon seyrediyoruz. Sonra da on gün el : . i ucuyla gözlerimiz kapalı iş arıyoruz. Işi size birileri vermek zo- : runda mı? Kendi işinizi kendiniz oluşturamaz mısınız? : ı i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i i oZaman Yokluğu: Zamanınızı kim çalıyor elinizden? Sizin gününüz 24 saatse, ALmanya başbakanının günü 48 saat midir? Zamanınız yoksa bunun sizden başka nedeni kimdir? Benim günlük ömrüm sizinkinden fazla değildir. Siz ve ben her gün büyük işler yapanların yaşadığı 234 . OÜ_ÜN VE BA\AR . . 9. ADıM: MAZERETLERI YIKMAK. 235 istediğinizde, erkek veya bayan, herkes için mutlaka iJir fırsat alanının mevcut olduğunu görürsünüz. Yapabileceğiniz yüzlerce iş sizi bekliyor, ama onların hiçbiri kendiliğinden, bir gece ansızın odanızın penceresinden girecek değildir. Sadece yola çıkmaya ve inatla ısrar etmeye ihtiyacınız var. Başarı yolunda ilerlemekten vazgeçtiğiniz anda, başarı da sizi ilerletmekten vazgeçecektir. Oysa siz yerinizde saymak istemiyorsunuz. Engelleri mazerete dönüştürenler teslim olurlar. Engelleri fırsata dönüştürenler ise sorunlardan çözüm üretirler. Başaranlar , başanlarını savaştıklan engellere borçludurlar. Cenneti, şeytanla savaşmak sayesinde kazanıyoruz. Şimdi akllmızı nasıl kullanabileceğimizi görelim: o Yaşlıllk: Yaşlılığı engel görürseniz, beliniz bükütür: Hafızası zayıflamış; kasları erimiş, iki büklüm yürümeye mahkum insanlardan olduğunuzu düşünürsünüz. Moraliniz bozulur; köşenize çekilirsiniz; karamsarllğa kapıllrsınız, gücünüz gittikçe tükenir ve çev renizin maddi ve manevi sorunu haline gelirsiniz. Oysa yaşllllk fırsata dönüşürse size güç kazandırır: 1. Yaşlllar, gençler gibi duygularının esaretinde kavgalara, saygısızllklara dalarak vicdanlarını ömür boyu mahkum edecek yanlışlar yapmazlar. 2. Yıllar içinde biriktirdikleri tecrübeleri sayesinde daha az hata yaparlar. Gençler çoğu zaman kötü örnek olurlar; oysa yaşlllar gelecek nesillere en insani başarı örneklerini sunabilir; tecrübeleriyle pek çok gencin geleceğini değiştirebilirler. Sorunlara odaklandığınızda içinize kapanırsınız. içinize kapandıkça diğer insanlardan koparsınız. Diğer insanlar yoksa, heyecan, çalışma azmi, gayret ve sosyal başarı da yoktur. Binlerce insan maaş esasına dayanan ve özel sorumluluk gerektirmeyen sınırlı işleri arıyor. Maaş garanti olunca, böylesi işlerde çallşmak bize daha güvenli geliyor. Böylesi bir iş ortamında kendimizi gece gündüz geliştirmeye zorlayan bir neden bulamıyoruz. Karın tokluğuna bir ömür yaşamayı göze alan 1.5 milyon kişi, Devlet Memurluk Sınavına girdi Türkiye'de. Güvenli bir işte çalışınca, kendiniz için yeni bir şeyler yapar mısınız? Yoksa kazandığınız rahatlığın etkisiyle, gele ceğinizi aramaktan vazgeçer misiniz? çoğumuzun yaptığı budur. Sonunda emekli olursunuz belki. Maaş kuyruklarında acılarınız devam eder. Kendi işinizi I