"Çocuğunuzun eğitiminde sevginizi kullanmadan başarılı olamazsınız." Babıali Kültür Yayıncılığı: 86 Eğitim: 1 Beni Anlayın Ercan Nar Tasarım BKY Ajans (c) Yayın hakları Babıali Kültür Yayıncılığı'na aittir. Birinci Baskı: Haziran 2005 ISBN: 975-8486-87-X babıali kültür 29 Ekim Cad. No: 23, 34530 Yenibosna/İSTANBUL Tel: (0212) 454 21 65 • (0212) 454 21 67 • (0212) 454 21 69 Faks: (0212) 454 21 71 www.bky.com.tr • bky@bky.com.tr Baskı ve Cilt MAPSAN Matbaacılık Davutpaşa Cad. Güven Sitesi C Blok 278 Topkapı/İSTANBUL Tel: (0212) 544 36 66 • (0212) 544 77 74 • Faks: (0212) 544 72 64 Çocuk Psikolojisi Adına Merak Edilen Her Şey ERCAN NAR Eğitim babıali Kültür Yayıncılık Teşekkür Bu kitabın yazımı sırasında benden desteğini esirgemeyen Ahmet Yıldız'a, beni yalnız bırakmayan eşim Gülten Nar7a, düşünceleri ve görüşleri ile katkı sağlayan Özer Bülbül'e, Murat Genc'e, Güngör Bağ'a, Şükrü Akkaya'ya, Murat Doğruyol'a, öğrenci ve öğretmenlerime, eğitim hayatımda beni sürekli destekleyen annem Şerife Nar ve babam Selahattin Nar'a, teşekkürü bir borç bilirim. Ercan NAR Psikolojik Danışma Rehberlik Uzmanı ercannar@yahoo.com s İçindekiler ÇOCUKLARIMIZ NEDEN ÖNEMLİ? 9 ÇOCUKLARIMIZI ANLIYOR MUYUZ? 13 OKULLA İLGİLİ MERAK EDİLENLER ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU ve OKULDAN KAÇMA 19 OKUL BAŞARISIZLIĞI 24 AİLEVİ PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER ÇOCUKTA TUVALET EĞİTİMİ 33 ÇOCUĞUNUZ YEMEK YEMİYOR MU? 37 TELEVİZYON ve ÇOCUK 41 BOŞANMA ve ÇOCUK 45 ÜVEY ANNE BABA ve ÇOCUK 48 KARDEŞLER ARASI KISKANÇLIK ve KAVGALAR 51 PSİKOLOJİK PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER ' ÇOCUKLARDA ALTINI ISLATMA 57 TIRNAK YEME 60 PARMAK EMME 63 ÇOCUKLARDA TİKLER ve TAKINTILI ALIŞKANLIKLAR 67 TİK İLE ALIŞKANLIK ARASINDAKİ FARKLAR 68 ÇOCUKTA ÖLÜM DÜŞÜNCESİ 70 ÇOCUK VE OYUN 75 ÇOCUKTA ÖFKE 79 ÇOCUKTA KAYGI 83 DİKKAT EKSİKLİĞİ ve AŞIRI HAREKETLİLİK (DEAH) 87 ÇOCUKTA DEPRESYON 94 ÇOCUKTA KORKULAR 99 ÇOCUKTA KEKEMELİK 102 ',? İNDİGO ÇOCUKLAR 105 ^: DAVRANIŞ BOZUKLUKLARIYLA İLGİLİ MERAK EDİLENLER GİRİŞKEN ve UTANGAÇ ÇOCUKLAR 111 ÇOCUK ve YALAN 116 ÇOCUKLARDA ÇALMA DAVRANIŞI 120 ÇOCUKTA SALDIRGANLIK VE ŞİDDET 125 ÇOCUKLARDA İNATLAŞMA 132 ÇOCUKTA KÜFÜRLÜ KONUŞMA 136 KAYNAKLAR 139 h i ÇOCUKLARIMIZ NEDEN ÖNEMLİ? Geleceğimizin garantisi, varlığımızı sürdürecek neslimizin devamı ve mirasçılarıdır çocuklarımız. Anne baba olarak evlenmemizin sebeplerinden biri de bu değil midir zaten? Yıllarca çocuklarımıza en iyisini vermek için gece gündüz çabalar; onları en iyi şartlarda yetiştirmek, en güzel okullarda okutmak için uğraşırız. Hasta olduklarında gecelerce uykusuz kalır, bir yerleri acıdığında bizler de onlarla birlikte acı çekeriz. Kısa süreli ayrılıklarımızda bile onları çok özleriz. Bütün bunlar göstermektedir ki çocuklarımız bizim için değerlidir. Anne babalar, çocukları için bu kadar olumlu düşünmelerine rağmen, neden onların yetiştirilmesi sırasında birçok problemle karşılaşırlar. Ya da çok önem verdikleri halde çocukları kendi düşündüklerinden farklı yetişirler. Bugünün çocukları yarının gençliği olacaktır. Bir düşünür, "Bir milletin yükselip alçalması, o millet içindeki genç kuşakların alacakları ruh ve şuura, görecekleri talim ve terbiyeye bağlıdır. Gençleri iyi yetiştirilmiş milletler, her zaman ilerlemeye adayken onları ihmal etmiş milletlerin bir adım ilerlemesine dahi imkân yoktur" demektedir. Evet, ne yazıktır ki bugün bizlerle gençlerimiz arasında inanılmaz derecede farklılık ve anlaşmazlık var. Anlaşmazlıkların temelinde onlara küçüklüklerinden itibaren yönelttiğimiz yanlış davranışlarımızı ve yaklaşımlarımızı göreceğiz. Çocuk doğduğundan itibaren söz konusu olan, "Hep anne babanın dediği olsun, çocuğun isteklerinin önemi yok çünkü, o çocuktur, bilmez." anlayış tarzı onu hiç önemsemediğimizi gösterir. Halbuki ^üçük yaşlardan itibaren çocuklarımızın duygu ve düşüncelerini önemseyerek onlara yaklaşırsak, daha sonraki zamanlarda baş edilmesi zor problemlerle uğraşmak zorunda kalmayız. Küçük yaştan itibaren anlaşılmayan, değer verilmeyen çocuk, öz güvenden yoksun, kaygılı, içine kapanık olacaktır. Çocuk büyümeye başladığı gençlik dönmelerinde ise kendini ispatlamaya çalışacak, bunu yaparken de toplum ve aile tarafından kabul görmeyen davranışlar sergileyecektir. Çocuklarımızın bu olumsuz davranışlar içine girmesini istemiyorsak, onların bizler için öneminin ve değerinin şuurunda olarak gerekli önemleri şimdiden almamız yerinde bir davranış olacaktır. Tanınmış bir eğitimci olan Francis W. Parker’a bir kadın sorar: - Çocuğumun eğitimine ne zaman başlayabilirim? - Çocuğunuz ne zaman doğacak? - Doğacak mı? Çocuğum şimdi beş yaşında. - Aman hanımefendi, burada benimle konuşarak boşa zaman harcamayın. Hemen evinize gidip eğitime başlayın. Çocuğunuzun eğitiminde en iyi beş yılını kaybettiniz. Bu küçük hikâyede de belirtildiği gibi çocuklarımızın en iyi şekilde eğitilmesi için zararın neresinden dönersek kârdır. Çünkü çocuklarımız bizim için değerli ve önemlidir. Unutmayalım ki, başarılı ve mutlu bir toplumun oluşması, ancak çocuklarımızın ruhen ve bedenen sağlıklı yetiştirilmesi ile mümkün olacaktır. 11 ÇOCUKLARIMIZI ANLIYOR MUYUZ? Anne babalara, "Çocuklarınızı tanıyor musunuz?" diye sorduğumuzda, onları tanıdıklarını dile getirirler. Çocuklarının hangi yemeği sevdiğini, hangisini sevmediğini ya da hangi elbisesinden hoşlanıp hoşlanmadığını kendilerinden emin bir şekilde hemen söylerler. Çoğumuz anne baba olarak çocuğumuzu tanıdığımızı zannederiz; fakat onu ne şekilde tanırız ve nelerini biliriz? Bir anne olarak çocuğumuzun hangi yemekten hoşlandığını gayet iyi biliriz ve ona göre hazırlık yaparız. Peki onun kaygılarını, korkularını, özlemlerini ve hayallerini ne derece bilmekteyiz? Bir baba olarak okula giden çocuğumuzun notlarını iyi biliriz ve onu dersler konusunda sürekli takip ederiz; fakat çocuğumuzun geleceğe dönük beklentileri nelerdir gerçekten biliyor muyuz? Belki de hiç sormadık kendisine! Çocuklarımızı iyi anlamak için onların gelişim dönemleriyle ilgili özelliklerini bilmemiz gerekir. Onlara yaklaşımımızın bu sürece uygun olmasına dikkat etmeliyiz. Bu doğrultudaki davranışlarımız, onların kendilerine güvenen, nerede nasıl davranacaklarını bilen ve sorumluluklarının farkında olan bireyler olarak yetişmelerini sağlayacaktır. 13 hekimhan Çocuklarımızı ne şekilde anlamamız ve onlara nasıl davranmamız gerektiği ile ilgili güzel bir mektubu sizinle paylaşmak istiyorum: Sevgili Anneciğim ve Babacığım, Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim size şunları söylemek isterdim: Sürekli bir büyüme ve gelişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın. Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Bana oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşılarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her işimde koruyup kollamaya çalışmayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Bana yanılma payı bırakın. Beni kendi işimi kendim görmeme alıştırın. Büyüdüğümü nasıl anlarım sonra? \ Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdar\ küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor. Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kural ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem; ancak hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyorum hem de bundan yararlanmadan edemiyorum. 14 Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve açık olsun. Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlıklar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder. Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır . "Ben senin yaşında iken" diye başlayan nutukları hep kulak ardına atarım. Küçük yanılgılarımı büyük bir suçmuş gibi ileri sürmeyin! Beni korkutup sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak usandırmaya çalışmayın. Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın. Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim. Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın, ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Başarmam için beni destekleyin. Hiç değilse çabamı övün. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni başkalarıyla kıyaslamayın, umutsuzluğa kapılırım. Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın. Bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın, yalana sığınmak zorunda kahrım. Sizi çok bunalttığım sırada bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim. Ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben de sizi yabancıların yanında güç durumlara düşürebilirim. 15 Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyebilirsiniz size olan sevgimi azaltmaz, tersine beni size daha çok yaklaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur. Benden "örnek çocuk" olmamı beklemezseniz ben de sizden kusursuz anne baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter. Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim. Sevgilerle, Çocuğunuz. 16 OKULLA İLGİLİ MERAK EDİLENLER Bilindiği gibi gelişim süreci içinde çocuklarımızın eğitiminde okulların büyük rolü vardır. Bizler çocuğumuzun okulunu ve derslerini ne kadar önemsersek de onlar bazı sebeplerden dolayı başarısız olabilmektedirler. Ya da birtakım geçerli mazeretlerini öne sürerek okula gitmek istemezler. Hatta öylesine direnç gösterirler ki siz anne baba olarak ne yapacağınızı şaşırırsınız. Bu bölümde, - Çocuklarımız neden okula gitmek istemezler, - Neden okuldan kaçarlar? - Ders başarısızlığının altındaki sebepler nedir ve ne yapılabilir? sorularına cevap bulacaksınız. 17 ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU (FOBİSİ) ve OKULDAN KAÇMA Okul, kendisi ve toplumu ile uyumlu, bilgi ve görgü düzeyi yüksek, zihinsel ve yaşamsal problemlerin çözüm yöntemlerini öğrenmiş bireyler yetiştirmeyi hedefleyen kurumlar olarak tarif edilir. Okulların bu güzel işlevleri varken, çocuklar neden okuldan korkar ve okuldan kaçma davranışı gösterirler? Korku, çocuklar için diğer duygular gibi normal yaşamın bir parçasıdır. Normal korkular çocuğun çevreye uyum sağlamasının ve kaygılarını yok etmesinin bir yoludur. Çocukların çevreye uyum sağlamasını engelleyen korkular da vardır. Tabii ki, bunlardan biri ve en önemlisi de okul korkusudur. Okul korkusu kuvvetli bir endişe sebebiyle çocuğun okula gitmek istememesi ya da bu konuda isteksiz görünmesidir. Bu korku her çocukta rastlanan bir durum değildir. Çocuğun okuldan korkmasının altında yatan asıl sebebin aileden (anne babadan) ayrılma korkusundan kaynaklandığını söyleyebiliriz. Bunun yanında okulun yapısı, ortamda bulunan diğer öğrencilerin davranışları ve çevreden gelen korkutucu ve saldırgan davranışlar da çocuğun okuldan korkmasına sebep olan etkenler olarak sayılabilir. 19 hekimhan Anne, çocuğu kendine bağımlı olarak yetiştirmiş ise çocuk ondan kopamayacaktır; anneden ayrılmak istemeyecektir. Anne okulla ilgili 'olumsuz tavırlar, endişeler geliştirir ve bunu çocuğa hissettirirse, çocuk da zaten anneden kopamadığı için okula gitmeyi reddedip annesinin yanından ayrılmayacaktır. Çocukta ev yaşamına ilişkin bir güvensizlik uyandıran, endişeye yol açan şu durumlar okul korkusunun başlamasında etkendir: Anne babadan birinin şehir dışında çalışması Anne ile babanın sürekli kavga etmesi Aileye yeni bir bebeğin gelmesi " Ailede bir kişinin hasta olması Anne babanın çocuğu çok koruması ve üstüne düşmesi " Anne babanın boşanması Annenin endişelerini çocuğa yansıtması Ailenin yeni bir çevreye taşınması Okul korkusu çocukta; mide bulantısı, kusma, baş ve karın ağrısı, baş dönmesi gibi psikosomatik belirtiler şeklinde görülür. Çocuğun bu şikayetleri genelde pazar akşamları ya da sabahları okula gitmeden önce görülür. Okul servis aracı gidince siz evde kalmasını istediyseniz, bu şikayetleri hemen ortadan kalkacaktır. Okul fobisi ile okuldan kaçma farklıdır. Bu iki durumu birbirine karıştırmamak gerekir. Okuldan kaçan çocukta okul korkusu yoktur. Bu çocuklar okulu sevmezler, saldırgan davranış sergilerler ve umursamazlık huyları vardır. Akademik başarıları düşüktür. Disiplin problemleri fazladır ve okul idaresini bu konuda zorlarlar. Bu problemi yaşayan ailelerde çocuğa karşı ilgisizlik ve sevgi azlığı vardır. Çocuğun okula gitmediğinden ailenin haberi yoktur. Çünkü bu çocuklar okula gitmedikleri zaman evde durmazlar. Okul fobisi yaşayan çocuklarda ise aile çocuğun okula gitmediğini bilir; çünkü çocuk okula gitmediği zaman gününü evde, ailesinin yanında geçirir. Okulda disiplin problemi yoktur. Bu çocuklarda akademik öğrenme ve başarı genellikle yüksektir. NELER YAPILABİLİR? $ Öncelikle anne babalar, çocuklarında korkuya sebep olacak davranış ve tutumlar sergilememelidir. Çocuğunun okulda rahat edemeyecek kadar küçük olduğu endişesini taşımamalı ve bunu çocuğa yansıtmamalıdırlar. Aksi taktirde çocuk bu durumu, "Okul ortamı güvensiz, annem de orada olmamı istemiyor" şeklinde yorumlayacaktır. Çocuk okula gitmediğinden dolayı suçlanmamalı, yargılanmamalı ve kendisi ile alay edilmemelidir. Bu durumun geçici olduğu, başka çocuklarda da bu durumun olabildiği, aslında bu durumun kolaylıkla üstesinden gelinebildiği anlatılmalıdır. $ Çocuğun okula gitmesi konusunda aile fertleri ısrarlı olmalı ve taviz vermemelidirler. Okula gitmemesi durumunda derslerden geri kalacağı ve bu yüzden 20 ders başarısında düşme olabileceği kendisine anlatılmalıdır. Çocuğunuzla okula gitmemesi konusunda konuşmanız ve onun bu konuda kendi duygularını anlatmasını sağlamanız, empati yaparak (kendinizi karşıdaki kişinin yerine koyup olaylara onun gözüyle bakıp onu anlamaya çalışarak) hem sıkıntısını paylaşmanız hem de anlaşıldığını hissettirmeniz onun rahatlamasını sağlayacaktır. & Çocuğun okul korkusu evdeki problemlerden kaynaklanıyorsa öncelikle bu meselelerin kaynağına inilmeli ve problemler çözülmelidir. -y* Çocuklarınızın diğer arkadaşlarıyla etkileşimini ve sosyal becerisini artırması için arkadaş toplantıları yapmalarına ve onlarla oynamasına izin verebilirsiniz. -y* Çocuğunuz okul korkusu konusunda öğretmeni ve okuldaki psikolojik danışmanları ile görüşerek, bu konuda ortak plan yapıp uygulamaya koyabilirsiniz. y^ Çocuk kendini rahat hissedinceye kadar sınıfta oturabilirsiniz. Daha sonraki günler okulda öğretmenler odasında veya bahçede bir iki saat durabilirsiniz. İlerleyen zamanlarda da çocuğu sadece okul bahçesine bırakıp geri dönerek aşamalı olarak korkusunu yenip okula alışmasını sağlayabilirsiniz. y- Öğretmenlerin çoğu bu gibi durumlarda tecrübeli olduğundan, sınıf içinde sıcak bir ortam oluşturarak onların okula karşı duydukları korkuları azaltacaklardır. Öğretmen, çocukların birbirleriyle arkadaşlık kurmasına yardımcı olacak, çocuklara tehditle ve 22 alaycı şekilde davranan arkadaşlarını engelleyerek onların destekçisi olduğunu hissettirerek okula alışmalarını sağlayacaktır. Eğer çocuğunuz korkularını ifade edemiyor ve okula gitmek konusunda sizi çok zorluyorsa, okulundaki psikolojik danışmandan yardım alabilirsiniz. 23 BENİ ANLAYIN OKUL BAŞARISIZLIĞI Okul başarısızlığını, çocuğun var olan potansiyelini tam olarak kullanmayarak ders ve diğer faaliyetlerde yeteneğinin altında başarı göstermesi ve belli bir süre başarısızlığı telafi edememesi olarak tanımlanabilir. Anne baba olarak değer verdiğimiz çocuklarımızın başarılı olmalarını isteriz ve bu konuda çocuklarımıza sürekli telkinlerde bulunur, öğütler veririz. Bu telkinlerle çocuklarımızın başarıya ulaşmasını bekleriz. Fakat çocuğumuzun başarısı bizim beklentimizin çok aşağısında olabilir. O halde bunun sebepleri nelerdir? Çocukların okul başarısını etkileyen temel faktörler vardır: 1. Bireysel sebepler 2. Aileye bağlı sebepler 3. Okula bağlı sebepler 1- Bireysel Sebepler: Bilişsel, fiziksel ve duygusal olarak yetersizlik duru- / mu; çocuğun tam yaşını doldurmadan okula kayıt ettirilmesi bu konuya iyi örnektir. Çocuğunuzun yaşma göre gelişimini tamamlamadan başladığı okul hayatında başarılı olma ihtimali düşüktür. Çocuk diğer arkadaşlarından, gelişim yönünden bedenî olarak ufak 24 OKULLA İLGİLİ MERAK EDİLENLER kalmanın sıkıntısını ve ezikliğini yaşamanın yanında, sınıfta sunulan bilgileri kavrama yönünden de diğer arkadaşlarından zayıf olma olgusuyla karşılaşacaktır. Çocuk dersleri anlayamamanın ezikliğini de yaşarken artık anlayamadığı derslere karşı ön yargılı davranacaktır. Dersleri anlayamadığı için zamanla kendine olan güvenini kaybedecek, bu güvensizlik durumu onu başarısızlığa doğru götürecektir. y/ Çocukların ders çalışma konusunda zamanı iyi kullanmamaları. J Kendilerine amaç ve hedef belirlememden. J Motivasyon eksikliği ve ders çalışırken konsantre olamamaları -J Özgüven eksikliği •J Derslere karşı ön yargılı olmaları "J Arkadaş ilişkileri J Düzenli uyumama, dengeli beslenmeme / Öğrenciden yeteneklerinin üzerinde başarı beklenmesi ve bu konuda zorlanması. 26 OKULLA İLGİLİ MERAK EDİLENLER -J Sürekli ders yapılması ve diğer etkinliklere zaman ayrılmaması. J Öğretmenin öğrencilerin bireysel farklarını göz önüne almadan kullanması. J Öğrencilere ders çalışma teknikleri ile ilgili bilgilerin verilmemesi. Çocuklar hangi derse nasıl ve ne şekilde çalışacaklarını bilmemekte ve öğrenme başarıları düşük olmaktadır. *J Sınıf içinde çocuğun başarısızlığından ve düşük not almasından dolayı küçümsenmesi ve alay edilmesi. Başarısız olan bu çocuklarda şu durumlar görülür: Sınıfta ya bir köşeye çekilip sessiz bir şekilde dururlar ya da çok yaramazlık yaparlar, sürekli arkadaşlarıyla kavga ederler. Ev ödevleri konusunda duyarsız ve dikkatsizdirler. Genelde ödevleri kendileri yapmaz. Arkadaşlarından hazır alırlar. Sınıfta derse katılmaz ve ilgisizdirler. Derse yoğun-laşamazlar, kendi dünyasmdadırlar. Sürekli dersten kopuk hayaller kurarlar. Anne baba olarak çocuğunuzun başarı durumu konusunda sınıf öğretmeninden uyarılar alıyorsanız, artık onunla ilgilenme zamanınız gelmiş demektir. NELER YAPILABİLİR? $- Öncelikle çocuğunuzun okuldaki başarısızlığının altında yatan temel etkenleri araştırın ve çocuğunuzla birlikte ortak çözümler bulun. 27 BENİ ANLAYIN $- Anne baba olarak çocuğunuzun kapasitesinin farkında olmalısınız ve bu kapasitesini zorlayıcı beklentiler içinde olmamalısınız ya da "Nasıl olsa bu işi halleder." düşüncesiyle serbest de bırakmayınız. -$ Çocuğunuzu ilgileri ve yetenekleri doğrultusunda yönlendirin. Ona bu konularda destek olun. $ Çocuğunuzun başarılı davranışlarını ödüllendirin. Ödüller verirken de ona yapamayacağınız vaatlerde bulunmayın. Okulda yapmış olduğu müspet günlük faaliyetler sonrasında çocuğunuzu mutlaka övün ve onu cesaretlendirin. Mesela, çocuğunuz bugün sınıfta arkadaşlarına ders anlattıysa kendisiyle gurur duyduğunuzu belirtip onu yüreklendirebilirsiniz. $• Çocuğunuzu arkadaşları ve kardeşiyle asla kıyaslamayın. "Sen kötüsün, o iyi" mesajını alan çocuk özgüvenine karşı, "Ben yeteneksizim, ben başara-mam" gibi olumsuz duygular geliştirecektir. -$ Çocuğunuzun günlük faaliyetlerini (ders çalışma, televizyon izleme, oyun oynama) düzenli bir şekilde yapması için birlikte ortak bir çalışma planı hazırlayarak zamanı iyi kullanmasını sağlayabilirsiniz. $ Çocuğunuza kendi odasında ders çalışacak imkânlar sunun ve çalışmalarını takip edin. Çalışmaları1 nı takip ederken de onun konsantresini bozacak davranışlar sergilemeyin. Sık sık odasına girerek, "Ödevin bitti mi? Kaçıcı sorudasın?" gibi hareketlerinizle çocuğunuzu rahatsız etmemelisiniz. i $ Eğer çocuğunuzun bir çalışma odası yoksa ona evin bir yerinde ders çalışma köşesi hazırlayabilirsi- 28 OKULLA İLGİLİ MERAK EDİLENLER niz. Çocuğunuzun dikkatini dağıtacak dış uyaranları kullanmayın. Televizyon seyretmek ya da müzik dinlemek gibi... <> Çocuklarınıza ödev konularında yardım edin. Fakat bunu yaparken de kesinlikle onun yerine ödevlerini siz araştırmayın ve tek başınıza oturup yapmayın. Bu şekilde yardım ederek onun sorumluluk almasını engellemiş olursunuz. Böylelikle çocuğun o konuyu bilmeyerek öğrenmemesini sebep olursunuz. Ödevlerini yapması konusunda çocuğunuza yol gösterir ve onunla sıcak, içten, samimi iletişim kurarak yaklaşırsanız başarı sağlamış olursunuz. *v- Çocuğunuzun başarısı ile ilgili motivasyonunu artırıcı faaliyetlerde bulunun. Ona en iyi model, anne babasıdır. Model alması konusunda ona yardımcı olunmalıdır. ^ Çocuğunuzun uyku saatlerini düzenleyin ve gereken uykusunu günlük olarak düzenli bir şekilde almasını sağlayın. $ Düzenli yemek yeme ve beslenme alışkanlığına dikkat etmelisiniz. Sabahları özellikle okula gitmeden önce mutlaka kahvaltı yapmasını sağlayınız. Sabah alınan gıdalar, çocuğunuzun zinde ve enerjik durmasını sağlayacaktır. Çocuğunuz aktif olarak dersi dinlemeye ve algılamaya hazır olacaktır. Okula kahvaltı yapmadan giden çocuk abur cubur yiyerek açlığını giderecektir. Gerekli gıdaları alamadığından enerjik ve zinde olamayacak, dersi aktif olarak dinleyemeyecektir. 29 Hc :r^ Ij "Î5 •l " - m*. ^V....; /i y'.. ..a^^ JV?":.**-iv BENİ ANLAYIN •$ Anne babalar sınıf ve ders öğretmenleri ile iletişim kurarak çocuğunun ders durumlarını takip etmeli, çocuğun başarısı için öğretmeni ile birlikte ortak kararlar almalı ve hareket etmelidir. Okulda: -$ Öğretmen, sınıf içinde iyi bir "öğretmen-öğrenci diyalogu" kurarak başarılı öğrenme ortamının oluşmasını sağlayabilir. $ Öğrencinin bireysel özelliklerinin farkında olan ve başarılı olduğu zaman ondan övgüyle söz eden, başarısız olduğunda da destek veren öğretmen, çocuğun kendisine olan saygısını ve özgüvenini sağlamış olur. $ Çocuk başarısız durumlarda kendi arkadaşlarının içinde küçük düşürülmediği için ortamdan kendini soyutlamayacaktır. Diğer arkadaşları gibi başarılı olmak için çaba gösterecektir. Başarısız öğrencilerin mutlaka sınıf içersinde yapabilecekleri bir "etkinlik" ya da "konu" vardır. Sınıf içinde öğretmen çocuğa bu fırsatı vererek onu cesaretlendirmelidir. v- Sınıf öğretmenleri ve ders öğretmenleri çocuklara verimli ders çalışma yöntemlerini anlatmalıdırlar. Matematik, fen Bilgisi, Türkçe ve sosyal bilgiler derslerine nasıl ve hangi yöntemleri kullanarak çalışacağını çocuğa anlatırlarsa bu dersleri başarmaları konusunda yardım sağlamış olurlar. 30 AİLEVÎ PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER Bu bölümde, anne ve babanın tutumlarının çocuklar üzerinde ne tür etkiler yaptığına ve bu problemleri ortadan kaldırmak için hangi yöntemlerin kullanılabileceğine dair tavsiyelere yer verilmiştir. - Yemek yemeyen çocuğa nasıl yaklaşılmak? - Tuvalet eğitimine ne zaman başlanılmalı? - Kardeşler arasındaki kıskançlık ve kavgalarda anne ba- • banın rolü ne olmalı? gibi önemli soruların cevaplarını bulacaksınız. 31 AİLEVİ PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER ÇOCUKTA TUVALET EĞİTİMİ Anne babaların kararsız kaldığı konulardan biri de çocuklarının tuvalet eğitimine ne zaman başlamaları gerektiği konusudur. "Çocuğum tuvaletini ne zaman söyleyecek? Bu masraflı bezlerden ne zaman kurtulacağız?" gibi sorular kafalarını sürekli meşgul eder. Çocuklardaki tuvalet alışkanlığı kültürden kültüre, çocuktan çocuğa farklılık gösterdiği için tuvalet eğitiminin belli bir yaşı yoktur. Çevrenizdeki arkadaşlarınızın (anneler) "Bizim çocuk çoktan bezlenmeyi bıraktı, sizinki hâlâ bez mi kullanıyor?" şeklindeki sözleri sizin moralinizi bozmasın ve kaygıya kapılmayın. Çünkü her çocuğun tuvalet eğitimini alacağı dönemle ilgili bazı belirtileri vardır. Çocukların çoğu 18-30 aylık dönem arasında tuvalet eğitimine başlarken bazı çocukların bu eğitime başlamaları 4 yaşma kadar gecikebilir. Yapılan araştırmalar kızlarda ortalama 2,5 yaş, erkeklerde ortalama 3 yaşlarında tuvalet eğitimi alınmaya başlandığını ortaya koymaktadır. Çocuğunuzun tuvalet eğitimine hazır olup olmadığını anlamanız için bazı belirtiler vardır. Çocuğunuzun mesane kontrolü ne düzeyde? Bedensel ve zihinsel gelişimi açısından tuvalet eğitimini almaya hazır 33 BENİ ANLAYIN mı? Öncelikle bunların çocuk üzerinde gözlenmesi gereklidir. Bu belirtileri şu şekilde sayabiliriz: ^ Gün boyunca bezi birkaç saat kuru kalabiliyor mu? (2-3 saat) $• Tuvalet ihtiyacı duyduğunda mimiklerinde ya da bedenî duruşunda farklılık oluyor mu? ^ Sizin bazı basit isteklerinizi yerine getirebiliyor mu? •$ Tek başına evin değişik birimlerine gidiyor mu? •$- Tek başına pantolonunu (ya da iç çamaşırını) çıkarıp giyebiliyor mu? -$ Bezi ıslandığında rahatsızlık duyuyor mu? Bu sorulara çocuğunuzun durumunu değerlendirerek "evet" cevabını verebiliyorsanız, çocuğunuz tuvalet eğitimi konusunda hazır demektir. NELER YAPILABİLİR? •$- Tuvalet eğitimine başlayan anne babalar için en önemli iki kural "sakin ve sabırlı" olmaktır. -$- Eğitimin ilk zamanları çocuğunuza bir oturak (lazımlık) alınız. İster banyoda dursun ister çocuğunuzun odasında dursun, önemli olan çocuğu yavaş yavaş oturağa alıştırmaktır. İlk zamanlar çocuk bezli iken bu alıştırmalar yapılmalı, daha sonra bezi ve ça- maşın olmadan çocuk bu oturağa alıştırılmalıdır. Oturakta durma süresi az da çok fazla da olmamalıduf (1-10 dk. arası). ' 34 AİLEVİ PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER $* Tuvalet konusunda ailenizde birlikte kullandığınız kelimeleri çocuğunuza öğretininiz. Tuvalet kavramı çocuğunuzda gelişsin ki, tuvaleti geldiği zaman bunu rahatça dile getirebilsin. $ Tuvalete birlikte gidip yanında kalabilirsiniz. Çocuğunuzun tuvalette iyi vakit geçirmesi için onunla ilgilenebilir ya da ona ilgisini çeken bir oyuncak verebilirsiniz. - Çocuğunuz tuvaletini zamanında ve uygun şekilde yaptıysa onu övün. Yalnız övmek demek ona şeker, çikolata almak gibi ödül davranışı olmasın. Sadece güzel sözlerle onu yüreklendirin. "Aferin sana artık bezine yapmıyorsun tuvaletini, sen bir ağabey/abla oldun" ifadeleri çocuğunuzun kendisini daha iyi hissetmesini sağlayacaktır. ^ Çocuğunuz ara sıra tuvaletini altına yapıyorsa sakın onu yargılamayın, küçümsemeyin ve bir başkasıyla kıyaslamayın. Uygun bir dille çocuğunuza bu işi tuvalette görmesi gerektiğini belirtin ve konuyu fazla irdelemeyin. Çünkü tuvalet eğitimi boyunca bu tür hadiseler sık sık olabilir. Kendinizi bu durumlara hazırlayın. Kesinlikle çocuğunuzu tekrar bezlemeye başlamayın. -y" Çocuğunuz tuvalet eğitimi sırasmca altına kaçırmaya devam ediyorsa, "Altın ıslak ve kirli olduğu zaman bulunacağın yerler tuvalet, banyo vb. temiz olduğu zaman oynayacağın yerler ise oda ya da mutfaktır" şeklinde anlaşma yapmalısınız. "v* Kendi elbisesini kendisinin değiştirmesini ona öğretmelisiniz. 35 BENİ ANLAYIN •$ Çocuğunuz tuvalet kullanmayı reddediyorsa, "Altın ıslak ve kirli iken kendini nasıl hissediyorsun? Problemi çözmek için fikirlerin ne?" gibi ifadelerle onu bu konuda konuşmaya teşvik etmelisiniz. Büyük bir ihtimalle kendi kendine bu konuda anlayış geliştirecektir. A Çocuğunuza tuvalet ihtiyacının giderilmesinden sonra temizliğin neden gerekli olduğunu anlatınız. Tuvaletten sonra ellerin mutlaka temizlenmesi alışkanlığını çocuğunuza kazandırmaya çalışınız. 36 AİLEVİ PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER ÇOCUĞUNUZ YEMEK YEMİYOR MU? Anne babaların çocuklara karşı aşırı ilgi göstermesini ve yemek yeme konusunda üstüne fazla düşmelerini, çocuklar koz olarak kullanırlar. Öyle ki, anneler elinde yemek tabağı odadan odaya koşturup dururlar, çocuğum bir şeyler yesin diye. Aslında çocuk anne babanın bu davranışını önceden yorumlayabilmektedir-ler ve hareket tarzını da o yönde sergilemektedir. Mesela, anne çocuğun önüne yemek koyar ve yemesini ister, çocuk mızmızlanarak ağır hareket eder; anne tekrar üsteler, çocuk aynı davranışı devam ettirir. Baba devreye girer, çocuktaki hareket aynıdır. Çocuk belli bir süre sonra nasıl olsa yemek peşimden gelecek deyip sofradan mızmızlanarak kalkar ve televizyon seyretmeye koyulur ya da odasına oyuncaklarının yanma gider. Anne de peşinden yemekle gelir. Zaten çocuğun istediği de budur. Çocuğa karşı fazla ilgi onu bu duruma getirmiştir. Çocuk ilgi ve önemsenmeyi burada koz olarak kullanacaktır. Çocuğa karşı geliştirilen otoriter tutum da yemek yememe davranışına sebep olmuştur. 37 BENİ AKLAYIN NELER YAPILABİLİR? "v* İki yaşından itibaren çocuğunuzun kendisinin yemesine izin verin. Bu zamanlarda kaşığı tam olarak ağzına götüremez. Çünkü o davranışı kazanabilmesi için bir süre bu şekilde yemek yemesi gereklidir. Bırakın çocuğunuz yemeği üzerine döksün, önemli değil. Burada önemli olan çocuğun kendini bir birey olarak kabul etmeye başlamasıdır. Çocuk kendi başına yeme davranışını geliştirdikçe kendine güven duygusu oluşacaktır. ^ Çocuğunuz yemek yeme konusunda problem çıkarıyorsa, "Yemeğini bitirmek zorunda değilsin. Karnın toksa bir sonraki öğünde yersin" şeklindeki yaklaşımınıza çorak muhtemelen itiraz edemeyecektir. Burada unutulmaması gereken bir nokta var ki kesinlikle çocuğunuza bir sonraki yemek öğününe kadar hiçbir şey vermeyin. Korkmayın, çocuğunuz birkaç gün bazı öğünlerde aç kalabilir ama yemek yeme konusunda güzel bir davranış geliştireceğinizden şüpheniz olmasın. *$ Evdeki büyüklerin, çocukların yanında yemek seçmemeleri gerekmektedir. Aynı davranışı onlar da sergiler ve ev mutfağında kişilere göre yemek yapıl-: ması zorunluluğu doğar. Her yemek vakti sizin için kabus olur ve sürekli problem çıkar. "Ona neden rafadan yumurta pişirdin?", "Bana neden sütümü kakaolu vermedin?" gibi tartışmalar içinde kalırsınız. $ Çocuğunuza yemek vaktinden bir iki saat önce atıştırması için aperatif bir şeyler vermeyin. Bu çocu- 38 AİLEVİ PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER ğun iştahını kapatır ve öğün vaktinde alması gereken gıdaları alamaz. & Çocuğun belli yaş dönemlerinde alması gereken gıdalar vardır. Bunları çocuğunuza doğrudan veremiyorsa-nız dolaylı yollardan mutlaka almasını sağlayın. Aksi takdirde, çocuğun erken yaşlarda kemik erime rahatsızlığına yakalanma tehlikesi doğabilir. Çocuğa sütü doğrudan içi-remiyorsanız, bu gıdayı sütlaç yaparak yemesini sağlayabilir ya da süte kakao katarak verebilirsiniz. $ Okul çağındaki çocuklarınıza, okula gitmeden sabahları mutlaka kahvaltı yapma alışkanlığı kazandırmalısınız. Çünkü yapılan sabah kahvaltısı çocuğu okulda abur cubur yeme konusunda engelleyerek düzensiz beslenmesinin önüne geçecek ve aldığı gıdalarla zihin fonksiyonlarının daha iyi çalışması sağlandığı için ders başarısı da yüksek olacaktır. ^ Sofrayı çocuğunuzla birlikte kurun. Yapılan bu işte emeği olduğundan, yemek yeme konusunda zorluk çıkarmayacaktır. y- Sofrada kardeşler arasında sürekli kavga çıkıyorsa, oturup birlikte karar alın. Yemek vaktini ve yemek yeme süresini birlikte kararlaştırm. Mesela, "Akşam yemeği için saat 18.00'de yemeğe başlanacak, 18.15'te bitecek ve sofra kaldırılacak." "Bu karara anne baba olarak pes etmeden uymanız gerekmektedir. Belli bir süre sonra bu olumsuz davranış ortadan kalkacaktır. Çünkü çocuklarınız aç kalmamak için o süreyi oyun oynayarak veya kavga ederek değil yemek yiyerek değerlendireceklerdir. 39 BENİ ANLAYIN YEMEK SEÇEN ÇOCUK 6 yaşındaki Hasan, çalışan bir anne babanın tek çocuğudur. Ona gündüzleri büyükannesi bakmaktadır. Altı yaşına gelmesine rağmen suyunu ve sütünü biberondan içmektedir. Günlük yemek saatleri ise aile için tam bir facia ve işkencedir. Sofra kurulur herkes yemek için oturur. Hasan yemeğini yiyeceği yerde yemekle oynamaya başlar. Herkesin gözü Hasan'dadır. Sofradaki herkes sıra ile ona yemek yemesi için ısrar eder. Hasan bu ısrarlara kulak asmaz ve yemek de yemez. Kendinden emin bir şekilde sofradan kalkar ve televizyon izlemeye başlar. Biliyordur ki annesi elinde yemek tabağı ile gelecek ve ona kendi elleriyle yemek yedirmeye çalışacaktır. Hasan yine de yemezse, o zaman onun sevdiği yemek pişirilip verilecektir. Bu duruma dayanamayan anne baba daha sonra bir uzmana giderler. Yukarıda belirttiğimiz tavsiyeleri Hasan için uygularlar. Hasan üç-beş gün aç kalmıştır ama yemek yeme saatleri düzene girmiştir. Artık daha önce yaptığı davranışları sergilememektedir. 40 AİLEVİ PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER TELEVİZYON ve ÇOCUK Televizyon, bazı ailelerde çocuğu pasifize etmek amacıyla kullanılmaktadır. Çocuk sağa-sola gitmesin, etrafı dağıtmasın, hareket etmesin, ayak altında dolaşmasın düşüncesiyle televizyonun karşısına oturtulur ve saatlerce orada kalması sağlanır. *J Annenin çalışması, -J Babanın evi geçindirmek için ek işlerde çalışması, J Aile içi problemler, •J Evde sürekli hasta birinin olması gibi sebeplerden dolayı anne babalar çocuklarına yeterince zaman ayıramamaktadırlar. Sağlıklı bir şekilde gelişmeleri için 0-3 yaş dönemindeki çocukların kucaklanması, okşanması ve gezdirilmesi gerekir. Ayrıca onlarla oyun oynanmalı ve karşılıklı konuşmalıdır. Anne baba olarak çocuğunuza bu sevgiyi göstermezseniz, sj İnsanlara ve yaşıtlarına ilgisizlik, *J Göz teması kuramama, J Çağırdığınızda bakmama, J Etrafına karşı ilgisizlik, -J Konuşmama, •J Kendi dünyasında olma, •J Cümle kuramama 41 BENİ ANLAYIN gibi bazı psikolojik problemler oluşur. Çünkü bu dönemde yalnızca televizyonun karşısında kalmak demek, çocuğun karşılıksız iletişime geçmesi demektir. Çocuk televizyondan gelen ses ve hareketlere tepkide bulunacak, fakat istediği geri dönüşü alamayacaktır. Çocuk karşılıksız iletişim süreci içinde çevreyle iletişimini koparacak ve kendi dünyasına çekilecektir. Bütün bu problemlerle özellikle bu dönemde karşılaşılmaması için anne babalar çocuklarına mümkün olduğunca fazla vakit ayırmalıdırlar. Kesinlikle televizyon izletilmesin demek değildir bu. Çocuğun seviyesine uygun olacak şekilde, günün belli zamanlarında bir saati geçmemek üzere kısa süreli televizyon izlemeler normaldir. 0-3 yaş grubunda olduğu gibi okul çağı çocuklarında da gelişim dönemi biraz daha hızlanmıştır. Çocuk; -artık daha fazla sosyalleşmeye başlar ve çevresiyle, arkadaşlarıyla etkileşimini arttırır. Bu dönmedeki çocuklarda soyut düşünce gelişmediği için onlar özellikle televizyonda seyrettikleri görüntüleri somut olarak algılarlar. Dolayısıyla, bu hareketleri olduğu gibi uygulamaya çalışabilirler. Bu sebeple, çocuklarımıza bu dönemde şiddet içerikli film veya çizgi film izletme-meye özen göstermeliyiz. Çocuklarınız için eğitici çizgi filmler ve animasyon filmleri bulunmaktadır. Günde bir veya iki saati geçmemek üzere izlemeleri, gelişim açısından faydalı olacaktır. Anne baba olarak çocuklarınızın geç saatlere kadar televizyon izlemelerine izin vermeyin. Geç saatlere 42 AİLEVİ PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER kadar televizyon izlemek çocukta uyku bozukluğuna yol açtığı gibi o saatlerde televizyonda yetişkinler için filmler olduğundan, çocuklar bunlardan etkilenerek gece korkulan yaşayabilirler. Okul çağındaki çocuklar için televizyonun aslında eğitim bakımından faydası vardır. Televizyon kanallarında uygun saatlerdeki eğitici çocuk programlarının izlenmesi çocuğun yeni bilgiler öğrenmesi açısından güzeldir. Televizyonda gösterilen belgeseller de onun dış dünyaya karşı merakını giderecek niteliktedir; bilmediği yeni bilgileri öğrenmesini sağlarlar. Okul çağındaki çocuklarda geçmişten gelen televizyon izleme alışkanlığı (bağımlılığı), çocuğun ders yaparak geçireceği vakti elinden almaktadır. Anne babalar bu durumdaki çocuklarıyla güzel bir ders çalışma planı yaparak, televizyon izleme ve ders çalışma zamanlarını ayarlayabilirler. Bu plan yapılırken de çocuğun hoşlandığı televizyon programının zamanına ders çalışma saati konulmamalıdır. Çocuğunuz hangi saatte hangi programın olacağını bilir. Eğer siz çocuğunuzun belgesel izleme ya da çizgi film izleme vaktine ders çalışma saati koyarsanız, amaca uygun bir plan yapmamış olursunuz. Çünkü çocuğunuzun aklı hep televizyondaki programda olacak ve derse konsantre olamayacaktır. Aile içinde bir plan yaparak haftanın belli günlerinde ailece kitap okuma zamanı oluşturun. Birlikte yapılan bu faaliyetler, çocukları televizyondan uzaklaştıracaktır. 43 BENİ ANLAYIN TELEVİZYON BAĞIMLISI Beş yaşındaki Burak, anne ve babası çalıştığı için gündüz anneannesinin yanında kalmaktadır. Gündüz saatlerinde sık sık canı sıkılmakta olup, yapacağı bir şey bulunmadığı için fazla televizyon izlemeye başlamıştır. Önceden ara sıra spor yapan, sokakta arkadaşları ile oynayan Burak, arkadaş grubundan kopmuş ve aşırı derecede televizyon seyretmeye başlamıştır. Zaman içinde televizyonda gördüğü şeylerden etkilenen Burak'ta daha fazla şiddete eğilim, gece geç saatlerde uyuma, gecenin ilerleyen saatlerinde korku ile uyanma veya sayıklama gibi belirtiler görülmeye başlamıştır. ilerleyen süreç içinde çocukta problemler olduğunu fark eden anne ve babası Burak'ı bir uzmana götürmüş ve problem tespit edilerek Burak'ın yaşına uygun sosyal aktiviteler yeniden düzenlenip televizyonun Burak üzerindeki olumsuz etkisi azaltılmıştır. Burak zamanla daha rahat uyku uyumaya ve çevresiyle uyumlu hâle gelmeye başlamış ve eski arkadaş grubuna tekrar kavuşmuştur. 44 AİLEVİ PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER BOŞANMA ve ÇOCUK Ekonomik ve cinsel problemler, iletişim bozukluğu, aile içi şiddet ve eşler arası sosyokültürel farklılıklar gibi sebeplerden dolayı eşlerin birbirlerinden ayrılmasıyla sonuçlanan boşanma durumu, aile fertlerini etkilemektedir. Fakat hiç şüphesiz en çok etkilenen birey, çocuktur. Çocuklardaki etkilenme, yaşa göre farklılık gösterir. 3-5 yaş dönemindeki çocuklar, ilgi ve sevgiye muhtaçtır. Bu dönemde anne babanın huzursuz ve hırçın davranışları, çocuklarına, gerekli ilgiyi göstermelerine engel olur. Yeterli ilgiyi görmeyen çocuklar; saldırgan, sinirli ve hiddetli olurlar. Sevgi ve ilgi yetersizliği çocukta gerileme davranışının görülmesine etkendir ve çocuklarda bebeksi davranışlar görülür. Anneden ayrılma çocukta korku ve panik duygusu oluşturur. Bu dönemdeki çocuklar sebep ve sonuçları kavrayabilecek olgunlukta olmadığından, anne babalarının boşanma sebebi olarak kendilerini suçlu hissederler. 5-6 yaş dönemindeki çocuklarda, anne babaların boşanmasından sonra öfke nöbetleri ve huzursuzluklar ortaya çıkar. 45 BENİ ANLAYIN AİLEVİ PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER 7-10 yaş dönemindeki okul çağı çocuklarında görülen durumlar daha farklıdır. Bu çocuklar sürekli üzüntü yaşarlar, gelecekten kaygılıdırlar; duygularını dışa yansıtmayıp kendinde saklarlar. Boşanma ve ayrılık üzerinde konuşmak istemezler. Boşanma olayına utanç gözüyle bakarlar. Çocuğun okul başarısı düşer. Arkadaşlarıyla arası gittikçe kötüleşip bozulabilir. Kavgacı ve yıkıcı tutumlar sergileyebilir. Bazen eşler birbirinden ayrılmak istese de aile büyüklerinin engel olmasıyla boşanma gerçekleşmez ve eşler beraber yaşamaya devam eder. Çocuğun bu iki durumun hangisinde psikolojik olarak daha çok zarar gördüğünün muhasebesi iyi yapılmalıdır. Eğer aile içinde sürekli kavga ve huzursuzluk varsa, çocuklar ister istemez şiddete maruz kalıyorsa, tabii ki çocuk bu durumdan daha çok zarar görecektir. NELER YAPILABİLİR? ^ Anne babanın mutlaka boşanması gerekiyorsa ve bu yönde karar alınmışsa bu durumu çocuğunuza uygun bir zamanda yaşma uygun bir dille açıklamanız gerekmektedir. Anne baba tarafından alman bu kararın çocuğa birlikte açıklanması yerinde bir davranış olur. ^ Çocuk anne babasının boşanmasından kendini sorumlu tutabilir. Bunu önlemek için anne babaların bu kararı kendi aralarındaki anlaşmazlıktan dolayı aldıklarını açıklamaları çocukların bu şekilde olumsuz düşünmelerini engeller. $• Boşanma sonrasında ayrılacak eşin çocuğun ortamından birdenbire gitmemesi gerekir. Bu işlemi bir sürece bağlaması ve alıştıra alıştıra uzaklaşması çocuğun bu duruma daha kolay adapte olmasını sağlar. $ Eşlerin birbirlerini kötüleyici veya aşağılayıcı sözlerden kaçınmaları gerekmektedir. Eşler çocukları birbirlerine karşı kullanmaktan kaçınmalıdır. $ Çocuklara boşanmadan dolayı aşırı sevgi göste-rilmemeli veya taviz verilmemelidir. Bu konuda denge iyi sağlanmalıdır. •$ Boşanma sırasında mahkeme kararı, nafaka, malların paylaşımı gibi durumların çocuklara anlatıl-mamasmda yarar vardır. -$- Boşanma sonrası çocuğun velayeti eşlerden birinde olsa da diğer eşin de çocuğu sık sık görmesine izin verilmelidir. Özel günlerde, mesela çocuğunuzun doğum gününde yanında olmanız onu çok sevindirecek ve mutlu edecektir. Son olarak şunu belirtmekte fayda var ki, boşanma sürecine girildiğinden itibaren psikolojik yardım desteği alınmasında fayda vardır. 47 BENİ ANLAY ÜVEY ANNE BABA ve ÇOCUK Üvey anne baba konusunda gerek filmlerde olsun, gerek masal ve hikâyelerde olsun önümüze genellikle kötü imajlar sergilenmiştir. Üvey anne baba çocuğunu döver, aç bırakır, bütün işleri çocuğa yaptırır ve benzer kötü davranışlar. Aslında toplumda tüm üvey anne babalar böyle değildir. Bu konudaki ön yargıların ortadan kaldırılması ve olaylara gerçekçi mânâda bakılması yerinde olur. Çünkü öyle üvey anne babalar vardır ki, çocuklara öz anne babalarından daha iyi bakmaktadırlar. İkinci evliliğin kaçınılmaz olması durumunda eşlerin dikkat etmesi gereken birtakım noktalar vardır. Bunlardan en önemlisi çocuğa bir başkasıyla evlenme haberinin uygun bir dille baş başa konuşularak verilmesidir. Çünkü çocuğun nasıl tepki vereceğini önceden kestiremezsiniz. Çocuk kendi duygularına tepki verirken yalnız olması onun açısından iyi olacaktır. Haberin çocuğa verilmesinden sonra üvey anne veya babasıyla çocuğun tanıştırılması gerekir. Birlikte çocuğun sevdiği faaliyetlerin yapılması sağlanmalıdır: Parkta oynama, sinemaya gitme, uçurtma uçurma gibi etkinlikleri birlikte yapabilirsiniz. 48 AİLEVİ PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER Çocuklar hiç tanımadığı bir insana birden alışamaz ve onlara karşı sıcak duygular besleyemez. Özellikle de bu kişiler anne ya da baba yerine gelecek ise çocukların bunu kabullenmesi çok zordur. NELER YAPILABİLİR? $ Üvey anne baba, ne yaparsa yapsın çocuklar tarafından sıcak karşılanmayacak ve hatta çocukların onlara karşı hırçm, nankör, güvensiz ve tedirgin bakışlarından rahatsız olacaklardır. Çocukların bu davranışlarının altındaki sebep, karşısındaki insanda samimiyet aramasıdır. İşte bunun için anne baba bu davranışlara hazırlıklı olmalı ve iyi niyetini samimi duygularla göstermelidir. Mutlaka çocuklarınıza karşı saygı gösterin. -& Aileye yeni katıldığınız için kendinizi yapılacak faaliyetlerden geri çekmeyin. Aksine aile içindeki ilişkilerinizi kuvvetlendirmek için yeni faaliyetler geliştirin. Kendi duygularınızı saklamayın; yeni aile içinde bu duygularınızı ifade edin. Ayrıca onların da kendi duygularını ifade etmeleri için güven verin. Aile içinde çocukların ilgi alanlarını öğrenerek onlara vakit ayırın. Okul ödevleri konusunda onlara yardım edin. Çocuklar için yapacağınız alışverişlerde onları da yanınızda götürün. Kendileri için almacak eşyalar konusunda onların fikirlerini almanız, aranızdaki samimiyeti ve iletişimi daha çok kuvvetlendirecektir. / 49 BENİ ANLAY AİLEVİ PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER -$ Çocukların gerçek anne babalarının yerine geçmeye çalışmayın. Çünkü bu konuda çocuklar çok hassastır. Çocukların gerçek anne babaları kendi dünyalarında sağlam bir yerdedir ve kimse onların yerini değiştiremez. -y* Çocukların gerçek anne babaları hakkında hiçbir zaman aşağılayıcı sözler söylemeyin. Çocuklar size saygı duymaz ve öfke beslerler. $ Çocukları size karşı hitapları konusunda serbest bırakın. Çocuğu size "anne" ya da "baba" diye hitap ettirmeye çalışmanız doğru bir davranış olmayacaktır. y- Samimi ve içten davranışlarınız zaten onların size karşı ister istemez "anne" ya da "baba" ifadesini kullanmasını sağlayacaktır. $ Çocukların gerçek anne babaları hayatta ise onlarla zaman geçirmelerini sağlayın. •$ Eşinizle muhakkak münakaşa edecekseniz, bunu çocukların olmadığı bir yer ve zamanda yapın. Şunu da unutmayın ki, onlar çocuktur. Onlarla kuracağınız iyi iletişim yaşayacağınız problemleri önlemede size faydalı olacaktır. KARDEŞLER ARASI KISKANÇLIK ve KAVGALAR Kardeş kıskançlığı, çocuğun verdiği normal bir tepkidir. Sevilen kişinin başkasıyla paylaşılmasına katla-namamak "kıskançlık" olarak tanımlanır. Kardeşler arasındaki yaş farkı ne kadar az ise kıskançlığın görülme ihtimali de o kadar fazladır. İlgi ve sevgi önceleri çocuğun kendi üzerinde iken, birden bire ortaya çıkan bebeğe yöneltilen ilgi, şefkat ve sevgi, kıskançlığın oluşmasında büyük etkendir. Kardeşler arasında var olan kıskançlık ve rekabetten dolayı çıkan kavgalardan çoğu aile yakınmaktadır. Bazı çocuklar kardeşlerine fiziksel saldırılarda bulunur ve onu sevmediğini, ondan nefret ettiğini söyler. Aslında çocuğun bu davranışı bir yansıtmadır. Tepkisi küçük kardeşine karşı değil, anne babaya karşıdır. Bazı çocuklar da anne babanın gözünden düşmemek ve onların takdirini kazanmak için kardeşini sevmediği halde onu seviyormuş gibi rol yaparlar. Çocuklar arasında yaşanan kıskançlık ve kavgaların artması da azalması da anne babanın elindedir. Dengeli bir tutum bunların en az seviyeye inmesini ve ortadan kalkmasını sağlar. 50 51 BENİ ANLAYIN NELER YAPILABİLİR? -y- Kardeşi dünyaya gelmeden önce bu durumun çocuğa uygun bir dille anlatılması ve yeni duruma alıştırılması gerekmektedir. Yeni doğan bebeğe kardeşinin yanında aşırı sevgi gösterilmemelidir. Anne baba burada sevgi ve ilgilerini çocuklarına eşit şekilde dağıtmalıdır. Anne küçük çocuğa zaman ayırırken, babanın da aynı zamanda diğer çocukla ilgilenmesi yerinde bir davranış olacaktır. $ Yeni doğan bebeğin bazı ihtiyaçlarının karşılanmasında çocuğa sorumluluk verilmelidir. Biberonla süt içirmek, bebeğin mamasını birlikte hazırlamak gibi. -y- Anne baba, çocuklar arasında ayrım yapmamalı onların her birinin ayrı bir birey olduğunun farkına varmalıdırlar. Bireysel farklar göz ardı edilirse kardeşler arasındaki kıskançlık ve rekabet daha çok artacaktır. Burada yapılması gereken, çocuğun bireyselleşme-sine ve ayrı kişiliğinin gelişmesine yardımcı olmaktır. $ Kardeşler arsındaki anlaşmazlık ve kavgalarda anne babalar hâkim ya da hakem rolünde olmamalıdır. Mesele çok büyümüş ve içinden çıkılması zor durum almışsa müdahale edilmelidir. $ Kardeşler arasında bir kavga çıktı ise "kim başlattı?" sorusunu sormayın. Çünkü çocuklar birbirlerini suçlayarak içinden çıkılması zor bir problemin içine sizi de çekerler. Böyle bir mesele karşısında kavganın içinde olan her çocuğa, kavganın başlamasına sebep oldukları için eşit şekilde sonuçlarına katlanabilecekleri bir yaptırım uygulanmalıdır. Mesela, ortada pay- 52 AİLEVİ PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER laşılmayan bir top varsa onu ortadan kaldırıp, "Siz aranızdaki problemi çözene kadar bu bende kalacak" diyerek onları çözüm arama teşvik edebilirsiniz. $ Kardeşler arasındaki anlaşmazlıklarda sürekli büyük çocuğa, "Sen büyüksün, ablasın, ağabeysin" şeklinde yüklenilmesi doğru bir davranış değildir. Genelde küçük çocuklar kavga sonucunda ağlayarak annelerinin yanma gelirler ve aranızdaki duygularını kullanarak diğer kardeşlerini suçlamaya çalışırlar. Anne baba olarak böyle bir durumda kesinlikle taraf tutmamalıyız. Çünkü diğer kardeşlerin sürekli olarak küçük kardeşlerinin anne babaları tarafından kollandığı ve korunduğu yargısını geliştirmesine sebep olur. $ Aile içinde birlikte olma mesajları verilmelidir. Bazı konularda çocuklarla birlikte hareket etmeli, onların da fikirleri alınmalı ki karşılaşılan problemlerin konuşarak ve birlikte hareket edilerek çözülebildiğini çocuklar kavrayabilsinler. - Kardeşler arasındaki iyi geçinmeler ödüllendiril-meli ve çocuklar, "Sizler çok güzel anlaşıyorsunuz" şeklinde sürekli övülmelidir. 53 PSİKOLOJİK PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER PSİKOLOJİK PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER Bu bölümde çocuklarımızda görülen birtakım psikolojik problemleri bulabilirsiniz. Söz konusu problemlere anne baba olarak nasıl yaklaşmanız gerektiği hakkında önemli bilgiler edineceksiniz. - Çocuğum altını ıslatıyor, ne yapabilirim? - Çocuğumun tırnak yeme alışkanlığını nasıl önleyebilirim? - Çocuğum çok öfkeli ne yapabilirim? - Çocuğumun yalnız kalma korkusuyla baş etmesini nasıl sağlarım? gibi soru ve problemlere çözüm bulacaksınız. 55 PSİKOLOJİK PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER ÇOCUKLARDA ALTINI ISLATMA Çocuklarda alt ıslatmanın birçok sebebi vardır. Burada önemli olan bu durumun hangi yaştan sonra problem oluşturduğudur. Çocukların gelişim dönemlerine baktığımızda, 2-3 yaşlarına kadar altlarını ıslatırlar. 2 yaşından sonra gündüz, 5 yaşma kadar da gece kontrolün sağlanması gerekmektedir. Eğer çocuğunuz 5 yaşmdaysa ve halen altını ıslatıyorsa, artık bu probleme karşı bazı önlemleri almanızın zamanı gelmiş demektir. Çocuklarda Alt Islatmanın Sebepleri Nelerdir? *J Ateşli hastalıklar, böbrek ve idrar yolları enfeksiyonları. Oyuncak seçiminde çocuklarınızın cinsiyetlerini de göz önünde bulundurmalısınız. Erkek çocuğunuza oyuncak bebek almanız doğru değildir. Onun gelişim evresi içinde kişiliğinin göstereceği davranışları tam tersi yönde geliştirebilir. ^ Anne babalar, çocuklarının dünyalarına inerek oyun oynamalı ve aralarındaki duygusal bağı kuvvet-lendirmelidirler. Anne baba ve çocuk arasında gelişen bu kuvvetli iletişim ile birlikte anne babalar çocuklarını daha iyi tanıyacaklardır. Çocukları bir problemle karşılaştığı zaman, onların meselelerini bu kuvvetli iletişim sayesinde keşfedip hemen çözüm yollarına başvuracaklardır. $ Çocuğunuzla oyun oynamanız bir zaman kaybı değil, tam tersine sizin onu daha iyi tanıyabilmeniz için bir fırsattır. •$ Günümüzde bilgisayar destekli oyunların çoğalması ve çocukların bu oyunlara aşırı ilgi göstermesi, anne babaları ister istemez düşündürmektedir. Bilgisayar oyunları seçilirken çocukların yaş grupları mutlaka dikkate alınmalıdır. Okul çağındaki ve öncesindeki çocuklara bilgisayar oyunları seçilirken, şiddet içerikli oyunlar yerine eğitici oyunların tercih edilmesi onların gelişimi açısından daha faydalı olacaktır. 77 BEN A N L A Y ÇİÇEK DEĞİL, ÇOCUK YETİŞTİRDİĞİMİZİ UNUTMAYIN! Kapı komşum David'in beş ve yedi yaşında iki çocuğu var. Bir gün yedi yaşındaki oğlu Kelly'ye benzinle çalışan çim biçme makinesiyle nasıl çim biçildiğini öğretiyordu. Makineyi çim üzerinde nasıl döndüreceğini öğretirken eşi Jan, David'i bir soru sormak için içeri çağırdı. David içeri girince, Kelly makineyi çalıştırdı ve çimlerin ortasındaki çiçek tarhına daldı. Çiçek tarhı bir anda mahvolmuştu. David döndüğünde gördüğü manzara karşısında çılgına döndü. Bütün komşuların çok beğendiği, emek vererek kendi elleriyle yaptığı çiçek tarhı yoktu artık. Tam sesini yükseltmeye başlamıştı ki, Jan dışarıya çıktı ve David'e, "David, çiçek değil, çocuk yetiştirdiğini 'unutma!" dedi. Jan bu sözleriyle bana anne baba olarak önceliklerimizin ne olduğunu çok güzel hatırlattı. Çocukların kendileri ve benlik saygıları, kırabilecekleri ya da hasar verebilecekleri herhangi bir fiziksel nesneden çok daha önemlidir. Bir futbol topunun kırdığı bir cam, dikkat edilmediği için kırılan bir lamba . ya da mutfakta elden kayıp, kırılan bir tabak zaten kırılmıştır. Çiçekler zaten ölmüştür. Verilen bu zararı, bir de siz çocuğunuzu inciterek, yaşam sevincini öldürerek iki katına çıkartmayın. 78 PSİKOLOJİK PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER ÇOCUKTA ÖFKE Öncelikle çocuğumuzu gözlemleyip şu sorulara cevap verelim: "J Çocuğunuz nerede ve ne zaman öfkeleniyor? Mesela, oyun oynarken mi? Gelişi güzel mi? Ya da belli nesnelere mi öfkeleniyor? -J Öfkesini nasıl dışa vuruyor? Ağlayarak, bağırarak ya da tehdit ederek mi? -J Öfke patlaması öncesinde ve sonrasında neler yaşanıyor? Bu soruları cevapladıktan sonra, anne baba veya bir eğitimci olarak aşağıda yer alan birtakım tavsiyeleri uygulayabilirsiniz. Öfkeli bir çocuğa yardım ederken onun öncelikle Oneden öfkeli olduğunu anlamalı ve eğer çocuk bu öfkenin farkında değil ise onun bu öfkesinin farkma varmasını sağlamalısınız. Bunu yaparken de kullanacağınız en iyi yöntem, onu olduğu gibi kabul edip dinlemeniz olacaktır. Öfkeli çocuklar çevrelerinde sakin, anlayışlı ve kendilerini anlayacak yetişkinleri isterler, onlara ihtiyaç duyarlar. Çocuğunuzun öfkeli anında ona kızmanız, bağırmanız veya azarlamanız öfkesini azaltmayacak aksine 79 BENİ ANLAYIN PSİKOLOJİK PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER bastırılmış bu duygular ileriye dönük olarak daha büyük öfke patlamalarına sebep olacaktır. Çocuğunuzun sakin olduğu bir anda neyin onu bu kadar öfkelendirdiğini sorarak olayla ilgili duygularını ortaya çıkartabilirsiniz. Böylelikle öfkenin asıl kaynağına inebilirsiniz. Çocuğunuzun sakin olduğu, az da olsa öfkesine hakim olduğu ve fakat zor bir durumla başa çıktığı bir anda takdir edin ve ödüllendirin. Çocuğunuza duygularını anlattığı bir günlük tutmasını tavsiye edebilirsiniz. Kendini öfkelendiren olaylar karşısında nasıl davrandığını, bu davranışın sonuçlarını ye yapmış olduğu davranışın problemi çözmek için iyi bir yol olup olmadığını anlatmasını isteyebilirsiniz. Çocuğunuz yazı yazmayı sevmiyorsa bu duygularını resim yaparak da ifade edebilir. Ana baba olarak öncelikle çocuğunuzda görmek istediğiniz davranışı sizler sergilemelisiniz. Mesela, öfkenizi sağa-sola bir şeyler atarak göstermek yerine, öfkenizi kelimelere dökebilir ve onlara asıl problemin öfke olmadığını, bu öfkeyi ifade edebilme biçimi olduğunu gösterebilirsiniz. Ayrıca çocuğunuzun bir sporla uğraşmasını sağlayabilirsiniz. Mesela, karate veya aikido gibi kişinin kendini kontrol edebileceği ve enerjisini çok rahat bir şekilde boşaltacağı spor dallan olabilir. ONLARIN PARASINI BEN VERMEDİM Mİ? Banu'ya babası oyuncak bir mutfak takımı almıştı. Pırıl pırıl parlayan bu küçük madeni kapları çok sevmişti. Ona bundan daha güzel bir hediye verilemezdi. Mutfak takımına kavuştuğu gün, sevincine diyecek yoktu. Onları yıkamış, kurulamış, kutusuna yerleştirmişti. Arkadaşları kendini ziyarete geldikçe mutfak takımlarını çıkarır, onlara yemek pişirir, ziyafet verirdi. Kardeşi ismail, sık sık oyunlarını bozuyorsa da Banu fazla ses çıkarmıyordu. Bir gün, Banu okulda iken, kardeşi ismail onun mutfak takımlarıyla oynamak istediğini söyledi. Babası da verdi, ismail kıskanç bir çocuktu. Niyeti oynamak değil, ablasının oyuncaklarına zarar vermekti. Nitekim oynuyor-muş gibi yaparak bardaklardan birini ayağı ile ezdi. Banu, eve gelip mutfak takımının dağılmış olduğunu görünce heyecanlandı. Onları düzeltmek isterken ezilmiş bardağı fark etti. Üzüntüden gözlerine iri yaş taneleriyle doldu. Annesi oyuncakları İsmail'e babasının verdiğini söyleyince sesini çıkartmadı. Acısını kalbine gömdü. Ertesi gün iki tabak daha aynı akıbete uğrayınca Banu dayanamadı. Ezilmiş bardağı ve tabakları alıp babasına koştu: "Babacığın, görüyor musun; ismail oyuncaklarımı ne hâle getirmiş!" dedi ve ağlamaya başladı. Babasının cevabı ne oldu biliyor musunuz: "Ne olmuş yani! Onların parasını ben vermedim mi? Çekil git şimdi başımdan, seninle uğraşacak zamanım yok!" 80 81 .fi.ı BENİ ANLAYIN Banu, kendisi için çok değerli oyuncakların ezilmiş olmasına aldırış etmeyen bu babaya içinden çok kırıldı. Aradan bir hafta bile geçmemişti ki, küçük kızın pembe yanakları soldu. Eski neşesini kaybetti. O olaydan sonra, Banu'nun babasına sevgi ile baktığını gören olmadı. PSİKOLOJİK PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER ÇOCUKTA KAYGI Kaygı ve dış dünya dan kaynaklanan bir tehlike ihtimali ya da kişi tarafından tehlikeli olarak algılanıp yorumlanan herhangi bir durum karşısında yaşanan bir duygudur. Kişi kendisini bir alarm durumunda ve sanki bir şey olacakmış gibi hisseder (BALDIK,Ö. 2004). Aynı olay, farklı çocuklarda farklı kaygı durumları oluşturabilir. Korku ve kaygı birbirine karıştırılmamalıdır. Korku, bilinen ve görünen dış uyarıcılara karşı verilen heyecanlı tepki durumudur. Kaygı ise, kişinin bilinmeyen ve belli olmayan tehlikelere karşı verdiği tepkilerdir. Kaygı, korkuya göre genel durumu ifade eder ve uzun süreli etki gösterir. Anneye bağımlı olarak yaşayan ve tüm ihtiyaçları annesi tarafından sağlanan çocuğun aileden uzaklaşması sonrasında kaygı oluşabilir. Çocuğun alışılagel-diği, yaşadığı çevreden birden bire koparılması (taşınma gibi), okula başlama, yeni kardeşin dünyaya gelmesi, arkadaş ortamına girememe, başarılı olamama gibi durumlar çocukta kaygıya sebep olabilir. Çocukta kaygıya sebep olan ve etkileyen faktörler şöyle sıralanabilir: 82 83 BENİ ANLAYIN • Yaş: Çocuklarda gelişim dönemlerinin birtakım özellikleri vardır. Çocuktaki kaygı durumları yaş dönemlerine göre farklılık gösterir. Bebeklik döneminde anneden ayrılma veya okul zamanında derslerle ilgili başarı durumu gibi. • Cinsiyet: Kızlar erkek çocuklara göre daha duygusal olduğundan, kaygı düzeyleri erkek çocuklara göre daha yüksektir. Yapılan araştırmalar bunu desteklemektedir. • Anne Baba Tutumları: Küçük yaştan itibaren çocukların baskı ve şiddet altında tutulması, aşağılanması, dövülmesi, alaycı tavırlarla kişiliğinin rencide edilmesi çocukta kaygının oluşmasına sebep olabilmektedir. Bunların yanında anne babaların tutarsız davranışları, aile içinde kavga etmeleri ve boşanma gibi durumlar da kaygının oluşmasına sebep olmaktadır. • Anne babanın eğitim düzeyi, mesleği, sosyoekonomik durumu, çocuklardan beklenen başarı durumları gibi faktörler de çocukta kaygının oluşmasına sebep olabilmektedir. Kaygının az yaşanması, özellikle başarı için fayda sağlarken çok yaşanması ise hayatımızı olumsuz yönde etkiler, hayatı yaşanmaz hale getirir. Çocuğunuz günlük olarak yapması gereken faaliyetleri yerine ge-tiremiyorsa, kaygı durumu fazla demektir. Bu durumda, çocukla ilgilenerek bir şeylerin yapılması gerekir. Ayrıca, J Anne babasının veya sevdiği kişinin hastalığını sürekli düşünmesi, 84 PSİKOLOJİK PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER •J Arkadaşlarının onu sevip sevmediği hakkında sürekli endişe duyması, •J Ev ödevlerini yaparken abartılı şekilde üstünde durması, •J Kılık kıyafeti ve etrafındaki her şeyiyle aşırı ilgilenmesi, J Uyumakta güçlük çekmesi ve anne babanın yanından gitmesini istememesi, V Sınavlarda veya okulda kendisine verilen bir görevde meydana gelmemiş olaylar hakkında aşırı endişe duyması, -J Karın ağrısı, titreme, terli veya soğuk eller, aşırı konuşma, gezinme, kıvranma gibi "kaygılı" olduğunu gösteren fiziksel şikâyetlerin sık yaşanması, çocukla hemen ciddi bir şekilde ilgilenmeyi gerektirir. NELER YAPILABİLİR? Çocuğunuza bu konuda evde ve okulda yardımcı olmak istiyorsanız, öncelikle onu dinlemeli ve anlamalısınız. Bunun içinde aktif dinleme tekniğini kullanmalısınız: Kendisini kaygılandıran durum hakkında çocuğunuzu konuşmaya teşvik etmelisiniz. Konuşmasını yarıda kesmeyin ve onun adına konuşmayın. Söyledikleri ve hissettikleri hakkında onu sorgulamaym. Anlattıklarını dinledikten sonra, hayatta birçok problemin olduğunu ve bu problemlerle baş edebilmek için mücadele edilmesi gerektiğini ona anlatabilir 85 BENİ ANLAYIN ve sizin de başınızdan bu tür bir olay geçti ise bunu evladınızla paylaşabilirsiniz. Ayrıca çocuklarınızın kaygıyla başa çıkmalarında aşağıdaki etkinlikleri uygulayabilirisiniz. •$• Çocuğunuza gevşeme tekniğini öğretebilirsiniz. , Bazı çocuklar için derin ve yavaş soluk alıp verme yeterli olabilmektedir. $ Çocuğunuzdan olumlu hikâyeler okumasını ve anlatmasını isteyin. $ Hayal gücünü olumlu bir şekilde kullanmayı öğretin. Kaygıya yol açan bir durum karşısında, sakin ve hoş bir hatırayı hayal ederek gevşemeyi çabucak öğrenebilir. 0- Kendi kendisini motive edecek, yüreklendirecek konuşmalar öğretmelisiniz. "Bu sınavda yapabileceğimin en iyisini yapacağım, başarılı olacağım!" gibi. Bazı çocuklar için konuşmanın yanı sıra onu kucaklamanız ve sarılma gibi fiziksel yakınlıkta bulunmanız ve yanında olduğunuzu hissettirmeniz güven duygusu oluşturacak ve kaygısının azalmasını sağlayacaktır. 86 PSİKOLOJİK PROBLEMLERLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER DİKKAT EKSİKLİĞİ ve AŞIRI HAREKETLİLİK (DEAH) Anne babalar ve öğretmenler genelde çocukların yaramaz olduğunu dile getirirler. Çocukların yerlerinde durmadığını, söyleneni dinlemediğini, arkadaşlarını itip kaktığını, diğer çocukların oyuncaklarını ve eşyalarını ellerinden aldığını, sürekli dikkatlerinin faklılaş-tığmı söylerler. Anne babaların "yaramaz" olarak niteledikleri bu çocuklarda DEAH olabilmektedirler. DEAH, çocukların yaşlarına uygun düzeyde dikkatini toplayamaması ve aşırı hareketli olmasıdır. Çocuklara DEAH teşhisi koymak kolay ve basit değildir. Bir çocuk üzerinde bu teşhisi koyabilmek için öncelikle onun süre gelen davranışlarının incelenmesi gerekmektedir. Çocuğunuz, aşağıda belirtilen davranışlardan en az sekizini altı aydan fazla bir süredir sıklıkla yapıyor ise DEAH olma ihtimali yüksektir. El ve ayaklarını sürekli oynatır ya da okuldaki sırasında kıpır kıpırdır. Oturması gerektiği zamanlarda kendini zorlamasına rağmen oturamaz. Dış olaylardan daha çabuk rahatsız olur. Oyun ya da grup ortamında sırasını beklemekte zorlanır. 87 BENİ ANLAYIN Bir soru bitmeden cevabını söyler. Talimatları izlemekte zorlanır. Çalışırken ya da oynarken dikkatini toplamakta güçlük çeker. Çoğunlukla bir işi bitirmeden diğerine atlar. Sessizce oynamakta zorlanır. Genellikle çok konuşur. Oyun sırasında ya da sohbetlerde sıksık başkalarının sözünü keser, işlerine karışır. Kendine söyleneni dinlemez. Kalem, defter gibi okul ihtiyaçlarını sık sık kaybeder. Birden caddeye fırlamak gibi tehlikeli fiziksel eylemleri sonuçlarını düşünmeden yapar. Hiperaktif neden olur sorusuna cevap bulmak zordur. Yapılan araştırmalar hiperaktife sebep olan durumları şöyle açıklamıştır: -J Anne babadan birinin veya her ikisinin aynı şekilde hiperaktif olması bir sebep olabilir. *J Hiperaktif çocukların beyinlerindeki mesaj alışverişi sağlayan kimyasal maddelerde problem bulunabilir.