ÖNSÖZ HAYATTA örnek davranışlarıyla, hoşgörüsüyle ve yaptığı hizmetlerle gönüllerde iz bırakmış insanın sahip olduğu ayrıcalığı hiçbir madde satın alamaz. Bu insanlara imrenmeyen ve gıpta etmeyen kimse yoktur. Ancak, bu insanların mutlaka bir başarı öyküsü vardır. Toplum içinde yaşayan her insan, başarılı olmak için çırpınmaktadır. Ama asıl çaba, başarılı olma isteğinden ziyade, "Nasıl başarılı olunur?" temeli üzerine yoğunlaştırıl-malıdır. Son yıllarda toplumda, "başarı" adına belli bir eğilimin oluştuğunu görmek çok sevindirici bir gelişmedir. Yeni neslin, kendisim geleceğe hazırlama konusundaki isteği, "başarı" kitaplarının ilgi görmesine sebep olmuştur. Piyasada sayısı gittikçe artan "başarı" kitaplarının büyük kısmının yabancı kaynaklı ve tercümeye dayandığı görülmektedir. Bunun ise, insanımızın temel değerleri ve beklentileriyle örtüşmediği de bir gerçektir. Çünkü bu tür kitap- KENDİMİZl NASIL YETİŞTİRELİM • 5 ların sunduğu başarı modelleri ve alternatifler, bize özgü değildir. Ya dar gelmiştir, ya da geniş olmuştur. Yabancı kaynaklı "başarı" kitaplarındaki bu boşluğu gören birçok değerli bilim adamı ve eğitimci, birbirinden güzel eserler vermeye başlamışlardır. Bu da sevindirici bir gelişmedir. Devletin bana verdiği eğitim imkânlarını yirmi beş yıla yakın bir süredir kullanmaktayım. İlkokuldan üniversiteye kadar eğitimin her kademesinde görev yapmak kısmet oldu. Bu sorumlulukla, bugüne kadarki birikimimi; "Kendimizi Nasıl Yetiştirelim?" adıyla kitaplaştırıp sizlere sunmak istedim. Bunu yaparken de, konulan, yalınızca kuru bir "başarı" üzerine kurmadım. Aynı zamanda, ilim-din, kafa-gönül, madde-mânâ ve dünya-ahiret dengesini ide esas aldım. Bu çalışmaların yürütülmesinde bana yardımcı olan, değerli öğrencim Muzaffer Emare'ye teşekkür ediyorum. "Kendimizi Nasıl Yetiştirelim?" kitabı, bizim insanımıza özgü, onun beklentilerine ve isteklerine uygun modeller sunmaktadır. Faydalı olması dileğiyle... 10.01.2000 HoCU ERTUĞRU.C 6 • KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM BU KİTABI NİÇİN OKUMALISINIZ? Kendinizi yetiştirmek istiyorsunuz. Bundan dolayı bu kitap ilginizi çekti, okumayı düşünüyorsunuz.Öyleyse çok isabetli bir seçim yaptınız. Niçin mi?Bunu anlamak için aşağıdaki soruları cevaplandırmanız yeterli olacaktır: 1. Kendinizi iyi tanıyor musunuz? QEvet QHayır 2. Niçin yaşadığınızı biliyor musunuz? QEvet QHayır 3. Hayatta istediğiniz yerde misiniz? QEvet £~jHayır 4. Eksikliklerinizi tamamlamak için, ciddî bir çabanız var mı? QEvet QHayır 5. Yaptığınız işte, aranan bir insan mısınız? ,, Q Evet Q Hayır 6. Öğrenci iseniz, okul hayatınız düzenli ve sıkıntısız yürüyor mu? QEvet Q Hayır 7. Başarı için motive olduğunuza inanıyor musunuz? QEvet QHayır 8. Geleceğinize ümitle bakıyor musunuz? , QEvet (7J Hayır KENDİMİZİ'NASIL YETİŞTİRELİM • 7 9. Çabucak kırmayan, kızmayan, iradeli ve sabırlı bir insan mısınız? QEvet QHayır 10. Günlük koşuşturmaların dağınıklığından ve stresinden korunabiliyor musunuz? QEvet j~]Hayır 11. Karşınıza çıkan problemleri zorlanmadan, tek başınıza.çözebiliyor musunuz? QEvet QHayır 12. Moral dünyanız ve inancınız, sizi yanlışlardan koruyabilecek kadar güçlü mü? '~'[~JEvet QHayır 13. Candan dostlarınız ve emin bir çevreniz var mı? QEvet QHayır l 14. Düzenli bir hayat anlayışınız var mı? QIEvet 15. Uykunuzu kontrol edebiliyor musunuz? Q Evet Q Hay ir 16. Zararlı alışkanlıklardan yeteri kadar uzak durduğunuza inanıyor musunuz? '"QEvet QHayır 17. Günlük hayatınızda stresten ve vesveseden kolayca uzaklaşabiliyor musunuz? QEvet QHayır . 18. Düzenli bir kitap okuma alışkanlığınız var mı? QEvet QHdyır 19. Sağlıklı yaşamın inceliklerini biliyor musunuz? QEvet QHayır 20. Ailenizde huzurlu bir ortam oluşturmak için, mutluluk sırlarını biliyor ve uyguluyor musunuz? QEvet QHayır 21. Çocuk yetiştirme konusunda yeterli olduğunuza inanıyor musunuz? QEvet QHayır 22. Elde ettiğiniz imkânları yeterli görüyor musunuz? QEvet QHayır 23. Kendinizi yetiştirmeye ve geliştirmeye ihtiyacınız var mı? x, QEvet QHayır Sorulara verdiğiniz cevaplardan sonra, kendinizi yeterli görüyorsanız, bu kitabı okumaya ihtiyacınız yok demektir. 8 • KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM Ama, birçok alanda yetersiz olduğunuza inanıyorsanız, bu kitabı mutlaka okumalısınız. Unutmayın ki, karar vermek, başarıya başlamak ve başarıyı yakalamak demektir. Hayata yeniden başlamanın ve kendinizi yetiştirmenin yaşı yoktur. Toplum içinde "iyi ve faydalı insan" olmak dururken, "zararlı ve cahil insan" olmaya gerek var mı? Öyleyse buyurun... Hayırlı olsun. KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM Hedefini doğru belirleyememiş bir gemiye, , hiçbir rüzgar yardım edemez. Kojtjıiiçgüa BİR AMAÇ VE HEDEF BELİRLEYİN Bilindiği gibi amaç, yapmak istenilen bir işi sonuçlandırmaktır. Hedef ise, ulaşılmak istenilen yerdir. (Aslıhan, 1998: 41) Görüldüğü gibi bu iki kavram, birbirini tamamlayan iki önemli unsurdur. • İnsanın istediği sonuca ulaşması için şu iki soruya açık.ve net cevap vermesi lâzımdır: 1- Doğru bir amaç ve doğru bir hedef belirleyebilmiş miyim? 2- Hayatımı, bu amaca ve bu hedefe ulaşmaya göre plânlayabilmiş miyim? İşte, bir insanın üzerinde durması gereken asıl nokta burasıdır. Bu sorulara kesin cevaplar vermesi lâzımdır. KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 11 Doğru amaç ve hedef belirlenmelidir Bir insanın öncelikle hayatta ne olacağına, ne yapmak istediğine karar vermesi lâzımdır. Ne için okumaktadır? Tercih ettiği okul bitince ne olmak istemektedir? Olmak istediği yere gelince mutlu olacağına ve problemlerinin çözüleceğine ne ölçüde inanmaktadır? Geleceğiyle ilgili bilgileri kimden veya kimlerden alması gereklidir? Arkadaş grubunun, öğretmenin, anne-babanın, dost ve akrabanın önerileri ne derece doğru ve isabetlidir? Bunlardan hangisinin veya hangilerinin dikkate alınması lâzımdır? Bütün bu sorular insanın kafasını doldurur, bazen de içinden çıkılmaz bir bunalım ve çözümsüzlük oluşturur. Peki ne yapılmalıdır? Bunalmaya ve bunları problem etmeye gerek yoktur. Yapılacak şudur: 1- Önce kendi yeteneklerinizi belirleyin. 2- Bu yeteneklerle ne yapabileceğinize karar verin. Yani, hangi alanda başarılı olacağınıza inanıyorsunuz? Bu konuda görüşünüzü netleştirin. Sayısal derslere yeterince ilginiz yoksa sözel alanda karar kılmak gerekecek demektir. Sözel alanda karar kıldıysanız, doktor olmayı amaçlamanız yersizdir. 3- Seçtiğiniz alanla ilgili istediğiniz meslekleri belirleyin. 4- Alanla ilgili amacınızı ve hedefinizi belirlerken de şu noktaları dikkate alın: - Seçtiğiniz alanda çalışan bir meslek sahibiyle konuşun. - Kendi yeteneklerinizin o işe uygun olup olmadığını iyi hesaplayın. - Uzman öğretmenlerinizin görüşlerini alın. 5- Tespitlerinizi yan yana getirerek bir alanla ilgili kararınızı oluşturun. 6- Karar oluştururken de, amacınızın ve hedefinizin her yönü tatmin olmuş olsun. Yani, seçeceğiniz amacınız ve hedefiniz iki yönden tatmin olmalı. Bunlar: - Seçeceğiniz meslek veya istediğiniz iş size yeteri kadar para kazandırmalıdır. - O işi yaparken zevk almalısınız ve isteyerek yapmalısınız. Aynı zamanda o işi yaparken, topluma da faydalı olmalısınız. 7- Tespit ettiğiniz amacınız ve hedefiniz, yüzde yüz sizi tatmin etmemiş olabilir. Zaten, yüzde yüz tatmin etmesi de beklenemez. Getirileri daha fazla ve zararları en az olmasının bir tercih sebebi olacağını unutmayın. Seçtiğiniz amacı gerçekleştirmek ve hedefe ulaşmak için neler yapılmalıdır? Amaç belirlenmiş ve hedef tespit edilmişse, işin önemli bir bölümü geride kalmış demektir. Bundan sonra iş çalışmaya kalmıştır. Çalışma ise, belli bir düzen ve disiplin dahilinde olmazsa, istenilen sonuç alınamaz. Bazı öğrenciler amacını belirleyip, hedefini tespit ettiği halde bir türlü bunu gerçekleştirememektedirler. Yani bir isteksizlik ve çalışmama duygusu içindedirler. 12 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM 13 Bunu sık sık şöyle ifade ederler: "Çalışmam gerektiğini biliyorum ama, çalışamıyorum." "Kitabımı açıyorum ve bir türlü okuyamıyorum." "Masama oturmak ve kitapları açmak, bana bir ölüm gibi geliyor." "Eğer anne ve babamın baskısı olmasa hiç çalışmam." Derse çalışmanın zor gelmesinin bazı sebepleri vardır. Bunları şöyle sıralamak mümkündür: 1- Sağlık problemleri vardır. 2- Psikolojik problemleri vardır. 3- Herhangi bir olayın etkisindedir. 4- Arkadaş grubu düzensizdir, kendisini etkilemektedir. 5- Okulunu, sınıfını veya öğretmenini sevmemektedir. 6- Düzenli çalışma alışkanlığı oluşmamıştır. 7- Başarısız olma stresi içindedir. 8- Kendisine rehber olacak bir kimse bulamamaktadır. Amacının gerçekleşmesi ve hedefine ulaşması için, yukarıdaki problemlere bir çözüm bulunması gerekmektedir. Hedefinize ulaşmak için, şunları yerine getirmemiz lâzımdır: 1- Hedefinize ulaşmak için yapacağınız çalışmaları belirleyin, plânlayın. Günlük, haftalık, aylık, yıllık ve öğretim süresi olmak üzere, çeşitli şekillerde çalışma plânları yapın ve mutlaka uygulayın. 2- Başarmak için gerekli çalışmaları yalnızca kendinizin yapacağını, başkasının sizin için bu işi yapamayacağını, bunun bir şansla da mümkün olmayacağına inanmalısınız. 14 • KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM 3- Çalışmalarda ne kadar başarılı olduğunuzu, sonuçlara bakarak tespit edin. 4- Arkadaş grubunu iyi seçin. Grubunuz sizi çalışmaya teşvik mi ediyor, yoksa sizi engelliyor mu? Buna dikkat edin. Eğer alıkoyuyorsa, derhal o grubu terk edin. 5- Öğrenmeyi, öğrenme kurallarını elde edin. Sıradan ve rastgele değil, bilimsel ve metotlu bir çalışma sergileyin. 6- Uzman öğretmenlerinizin önerilerini dikkate alın. 7- Anne-babamzla ters düşmeyin, onların maddî ve manevî desteğini alın. Düzenli bir aile hayatınız olsun. Düzenli aile hayatı başarıyı arttırır. 8- Başarısız olduğunuz zaman yılmayın. Çünkü başarısızlık, başarı için çok önemli bir başlangıçtır. 9- Başarının, programlı, sürekli ve dengeli bir çalışmayla gerçekleşeceğini unutmayın. 10- Zamanı çok iyi kullanın. "Sonra yapılacak işin, yapılmamış bir iş" olduğunu unutmayın. 11- Uzman kişilerden yardım isteyin. 12- Mümkün olduğu ölçüde eğitim teknolojisini kullanın. Her zaman, kişiyi asıl hedefinden alıkoyacak boş eğlence ve zaman öldürme isteği bulunabilir. Başta insanın nefsi ve hisleri bunu ister. İnsan, devamlı olarak gayesini ve hedefini zihninde, aklında ve kalbinde tuTabiîlirse, bunların tesirinden kendisini kurtarabilir. Aksi takdirde zihin ve nazar, nefsin hoşuna gidecek boş şeylerle meşgul olur. Çalışmak istedikleri halde çalışamadıklarını söyleyen öğrencilerin büyük çoğunluğu, çalışmak için kendilerine ait, gerçekten benimsedikleri bir sebepleri olmayanlardır. Bu durumda olan öğrencilere doğru bir arkadaş grubu seçerek, çalışma programlarını yapma ve uygulamalarını tavsiye ede- riz. KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 15 Bir büyük yarışta başarmak için terlemek ve zorlanmak kaçınılmazdır. Terlemeden ve zorlanmadan başarıya ulaşmak imkânsızdır. Bir yarışa başlarken bunu göze almak gerekir. Çalışmaya başlamakta veya sürdürmekte büyük güçlük çeken öğrenciler bir veya iki arkadaşıyla birlikte günlük veya haftalık çalışma programı oluşturup, bu programı beraberce uygulamaları lâzımdır. Eğer doğru arkadaşlar seçilmişse, çalışmaya başlamayı kolaylaştırır, dikkatleri toplar ve başarıyı arttırır. Zaman, çölde akan suya benzer. Onu iyi kullanırsanız hayat bulursunuz. Hangi ünlünün hayatını incelerseniz inceleyin, zamanı çöldeki su titizliğiyle kullandığını göreceksiniz. Ünlülerle aranızdaki tek fark da budur. Zütcyrt GiiuMzafy Unutulmamalıdır ki, başarmaktan başka çaresi olmayan bir devirde yaşanılmaktadır. Başarısız olunduğunda, hiç kimse ödünç başarı vermemektedir. Başkasının başarısına sığınmak ve onunla övünmek ise, geçici, kısa ve çoğu zaman da faydasızdır. BİR HAYAT PROGRAMI OLUŞTURUN Dönüşü olmayan ve telâfi de edilmeyen tek kazanç, zamandır. "Geleceğim kurtarmak" isteyen her insan, zamanını çöldeki su gibi büyük bir titizlikle kullanmalıdır. Onun bir damlası bile zayi olmamalı, meşguliyet çölünün sıcaklığı tarafından yutulmamalıdır. "Başarı" adına ortaya konan bütün görüş ve önerilerin ortak noktası, "zamanı plânlı" kullanmak ve bunu bir ömür boyu sürdürmektir. Daha net bir ifadeyle, hayatını iyi programlayan ve bu programların uygulanması konusunda itina gösteren her insan, istediği başarıyı elde edecektir. 16 • KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM 17 Bir insanın hayat programında neler bulunmalıdır? 1- Kendinizi, yaptığınız programa uyacağınız konusunda ikna edin. Başarınızın bundan geçeceğine kesinlikle inanın. 2- Günlük hayatınızda telâş ve panikten uzak durun. Sessiz, sakin ve kararlı olun. 3- Kendinizi bir amaca, bir hedefe ve bir ideale yönlendirin. Çok şey yapmak hiçbir şey yapamamak demektir. Her şeyi yapmak isteyen insan hiçbir şey yapamaz. 4- Evinizde, elinizden geldiği ölçüde hoşgörü ortamı oluşturmaya çalışın. Huzurlu bir ev ortamı, başarılı insanlar çıkarır. 5- Aile içinde, birbirinizi kollayın, çalışmaları aksatma-maya ve yardımcı olmaya özen gösterin. 6- Ekonomik gücünüzü tasarruflu kullanın. Parasızlık, her programı aksatır. 7- Bir eve sahip olmaya çalışın. Aile huzursuzluğunun önemli bir kısmı, kiracılık nedeniyle ortaya çıkar. 8- işinizi çok iyi yapın. Çalışmalarında örnek olan kişi, saygı ve ilgi uyandırır. Bu, başarınızı arttırır ve yüceltir. 9- Arkadaş grubunuzu oluştururken itina gösterin. Arkadaşınız çalışmalarınıza omuz vermeli ve desteklemelidir. Zamanınızı çalan ve çalışmalarınızı engelleyen arkadaşı derhal terk edin. 10- Vefalı, samimi ve riyasız dostlar edinin. Dar günün dostları gerçek dostlardır. 11- Günlük programı odanıza asın. Sabah kalktığınızda ne yapacağınızı not alın. Akşam geldiğinizde de, ne yaptığınızın, kendi kendinize hesabını verin. 12- Gelen telefonları, mektupları, ziyaretleri karşılıksız bırakmayın. Dostlarınızı sık sık arayın, onlara ilgi ve desteğinizi tazeleyin. 18 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM 13- Çevrenizdeki fakir ve yoksul talebeleri kollaym. Talebe okutmak veya talebenin okutulmasına yardımcı olmak gibi, çok güzel bir alışkanlığınız olsun. Bu iç dünyanızı huzurla doldurur. 14- İbadetlerinizi asla aksatmayın. Çünkü siz kulsunuz. Bir kulun en önemli görevi, Yaratıcısına karşı sorumluluğunu yerine getirmektir. 15- İnsan ilişkilerinde, alış verişte, komşulukta ve çalışmalarınızda örnek davranışlar sergileyin. Huzurlu yaşamanın yolu, insanların takdir ve duasını almaktır. 16- Her gün, belli bir sayfa Kur'an-ı Kerim okuyun. Allah'ın kelâmını telaffuz etmeniz, sizi manevî bir huzura götürür. Ayrıca, Kur'an okuyan ve Kur'an'a göre hayatını programlayan bir kişi, umumî hasenattan hisse alır. 17- Günlük olarak "Gevşen" okuyun. Gevşen, peygamberlerin ve bazı büyük zatların dualarını konu etmektedir. Her gün Allah'a bu zatların ifadeleriyle yönelip, dilekte bulunmak, fevkalâde manevî kazanca mazhar olur. 18- Her gün, Kur'an tefsirinden de okuyun. Özellikle Risale-i Nur okumayı ihmal etmeyin. Çünkü, Risale-i Nur, din ve fen ilimlerini birleştiren orijinal bir Kur'an tefsiridir. 19- Uykunuzu disiplin altına alın. Uykuyu kontrol edemeyenler, kontrolsüz yaşamak zorunda kalırlar. Başarılı bir çalışma, uykuyu disiplin altına almakla mümkündür. Yaşı yirminin üzerindeki insanlar için en ideal uyku 5 saattir. 20- Büyüklerinizi sık sık ziyaret edip, gönüllerini alın, ellerini öpün. Ölülerinizi de, yaşayanlar gibi ihmal etmeyin. Bu şekilde, gideceğiniz asıl vatanınızı da hatırlamış olursunuz. 21- Helâl kazanın ve helâl yiyin. Kazancmızdaki haram, helâl kazancınızı da lekeler. Ayrıca, haram kazanç, kalp KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 19 ve ruhu huzursuz eder, aile ortamının saadetini kirletir, karartır. 22- Başarılı olmuş kişilerin hayat hikâyelerini okuyun. Eğer çevrenizde yaşayanlar varsa ziyaret edin, onların önerilerini dikkate alın. Çünkü başarılmış hayat, başarmak isteyenler için birtakım fırsatlar sunar. Hayat programınızı, hayatı size veren ve bu nimetleri sunan zatın görüşleri ışığında oluşiurursanız, hem kulluk görevinizi yerine getirmiş olursunuz, hem de "başarı merdivenini" hızla çıkarsınız. • Okuma öyle bir tattır ki, o tada başka bir tat, yetişemez. Okumanın tadını alan, hayatın da tadını almaya başlar. 20 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM OKUMA ALIŞKANLIĞI KAZANIN Okuma alışkanlığını ilerletmek amacıyla bugüne kadar çeşitli yöntemler geliştirilmiş ve bunların birçoğu ciddî başarılar kaydetmiştir. Ancak, bu metotların bazı ortak esaslarına dikkati çekerek, bu esasların ışığı altında asıl çabanın okuyucuya düştüğünü de belirtelim. Her kabiliyetin olduğu gibi, okuma kabiliyetinin de geliştirilmesi, sabırlı ve sürekli uygulamayla mümkündür. Okuyucu da, belli esasları gözeterek bu çabayı gösterdiği takdirde, okuma alışkanlığını gerçekleştirmek için, başkasının yardımına ihtiyacı olmadığını görecektir. Bir kitabı bir defa okumakla kenara atmamalı, zaman zaman tekrar okumalıyız. Öğrenmenin, bellemenin ilk şartı tekrardır. Her okuduğumuzu ve gördüğümüzü aklımızda tu-tamayışımız, psikolojik ve fizyolojik bir gerçektir. Bir ki- KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM 21 tap, şehir gibidir. Yalnız bir kere gezmek yeterli olmayabilir. Mümkünse şehirde biraz kalmak, bazı mühim yerleri dikkatle ve tekrar gezmek faydalı olur. (Ünal, 1989: 73) Alelade okuma biçimi, bilgi açlığımızı gidermez. Bunun için, hayatın her kademesinde olduğu gibi, okuma ve anlamada da bir plân ve program gerekir. Okumayı sürekli bir davranış biçimine dönüştürmek ve okunanlardan en üst düzeyde istifade edebilmek için birtakım prensipleri bilmek ve uygulamak artık kaçınılmaz olmuştur. Gördüklerimiz ve yaşadıklarımız, tecrübeyi; okuma da bilgiyi kazandırır. Başarının ilk sırrı, tecrübeyi bilgiyle desteklemek, yahut bilgiyi tecrübelerle pekiştirmektir. İşte bunun için her insanın bol bol okumaya ihtiyacı vardır. Ancak zihnin istenilen olgunluğa erişmesi, okunanların anlaşılmasına bağlıdır. Bir yazıyı tam manâsıyla anlamak, başlı başına bir sanattır. Biz bunun adına "okuma-anlama" diyoruz. Okunan bilginin özümlenmesi ve kültüre dönüşmesi, anlamakla mümkündür. Bu bakımdan okuma ve anlama, kurallara uygun bir davranış biçimi olmalıdır. (Eser, 1993: 550) Okuma alışkanlığının oluşması ve sürdürülmesi için bazı noktalara dikkat edilmesi gerekir. Bunlar kısaca şöyledir: 1- Çağımızda, az okuyan insanla, çok okuyan insanın kişisel ve toplumsal rollerini kıyaslayın. 2- Okumanın size getireceği çok yönlü artıları düşünün. 3- Okumanın birçok problemi çözdüğünü, psikolojik rahatlık sağladığını, en yakın ve en sadık dost olduğunu, ömür dakikalarının boşa gitmesine müsaade etmediğini bilin. 4- Bir alışkanlık, ısrar, rahat ve süreklilikle kazanılır. Okuma konusunda, kendi kendinize söz verin ve bunu inatla sürdürün. Bir süre sonra bunun sonuçları alınacaktır. 5- Kitap okumaya, size ilginç gelen bir konudan başlayın ki, ilginiz uyansın ve istekli olasınız. 6- Arkadaşlarınıza kitap hediye edin. 7- Kitap okumak için kuvvetli bir arzu oluşturun. Bu kitap okuma arzusu şöyle oluşabilir: - Arkadaş grubunuzda söz sahibi olmak için, - Rahat konuşmak ve orijinal düşünceler sergilemek için, - Sınıfın veya okulun en iyisi olmak için, - Geleceğinize en iyi yatırımı yapmak için, . - Gazeteci, yazar olmak veya bir kültür alanında çalışmak için, - Bir bilen insan olmak için, 8- Boş zamanlarınızı kitap okumakla doldurun. 9- Kitap okumayı bir plâna bağlayın. Günde şu kadar, şu saatlerde... Hafta-sonu şu şekilde, gibi... Ayrıca "haftada veya ayda, şu kadar kitap okuyacağım" gibi, kendinizi bağlayacak bir hedef çizin. 10- Okumanın ilk aşaması, okumaya hazırlıktır. Okuma işlemi sürekli ve önemli ise, öncelikle plân yapmak gerekir. Özellikle ders çalışma amacıyla okumak mutlaka plânlı olmalıdır. Söz gelişi, okuma işlemi her gün aynı saatte başlamalı, kararlı ve sabırlı çalışma temposu uygulanmalıdır. Ne okuyacağımızı, ne amaçla okuyacağımızı iyi bilmemiz gerekir. 11- Okuma işlemi, bir ders çalışma biçimi ise ve sürekli olacaksa mekânın önemi büyüktür. Oturduğunuz iskemleden, duvardaki resimlere dek her şey bizi etkileyecektir. Genellikle pencere kenarına oturmamak gerekir. Gürültüden uzak ve boş duvara çevrili bir çalışma masasında çalışmak daha verimlidir. 22 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM 23 12- Okurken bir şey yemek veya içmek dikkati dağıtır. Özellikle kuruyemiş yemek sakıncalı olabilir. (Eser, 1993: 562) 13- Kitap, okumak içindir. Kitaba asla yazı yazılmaz. Ancak önemli kısımların altı çizilir. 14- Okuma işlemi dik olarak oturulan iskemlede daha yararlı olur. 15- Kitabın sayfaları orta parmak ile ve sayfanın sağ üstünden açılır. Parmak ıslatılarak, alttan sayfa açılmaz. 16- Sayfa kenarları kıvrılıp yıpratılmaz. Okuma işlemine devam edilecekse kaldığımız sayfaya küçük bir kâğıt konur. Bazı ciltli kitaplarda bu amaçla ip bulundurulur. 17- Ödünç kitaplar, daha büyük bir özenle kullanılır. 18- Kütüphane kitapları zamanında iade edilir. 19- Evde okurken el altında bir sözlük bulundurulur. 20- En iyi yolculuk arkadaşı kitaptır. Kitapsız uzun yola çıkılmaz. 21- Kitap en iyi dosttur, korunması gerekir. 22- Okuma ile ilgili olarak öğrendiklerinizi uygulamak ve alışkanlık olarak yerleştirmek için, günlük okuma faaliyetlerinizden de yararlanmaya çalışın. Gazeteden kitaba kadar okuduğunuz her şey, kazanmaya karar verdiğiniz "iyi okuyucu" özellikleri için bir araştırma sahasıdır. Toplum içinde yaşayan her insan, özellikle de öğrenci olan bir kişi, düzenli ve sürekli okuma ahşkanhğt kazanmak zorundadır. Bilginin ve teknolojinin hızla arttığı günümüzde, hayatla başka türlü başa çıkmak ve başarılı olmak mümkün değildir. 24 • KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM İŞİNİZİ CİDDİYE ALIN Toplum içerisinde, giyinişinden çalışmasına; oturup kalkmasından konuşmasına kadar, her hareketini ve davranışını takdir ettiğimiz bazı kimseler vardır. Bunları gerçekten sever ve takdir ederiz de, bu vasıfları nasıl kazandıkları üzerinde pek durmayız. Halbuki, yaptıkları her işi ihtimamla yapanlar, dikkat ve itina gösterenler, kelimenin tam anlamıyla her şeyin hakkını verenler gerçek anlamda örnek insanlardır ve izlenmesi gereken kimselerdir. Noksan ve baştan savma işler, başkalarından ziyade, sahibine ruh sıkıntısı getirir. Mükemmel bir işin getireceği takdir ve tebrikler de sahibine sevinç ve huzur verir. Onun için, teşebbüs edilen her işte dikkat ve ihtimam gösterilmeli, mükemmel bir şekilde olması için gayret sarf edilmelidir. Bir paket mi yapıyorsunuz, bir tezgahtar zarafetinde yapmaya gayret ediniz. Bir toplantıya mı gidiyorsunuz, çekime hazırlanan bir aktör gibi giyinişinize dikkat ediniz. Çünkü, zamanımızda, dış görünüşe gerçekten büyük ehemmi- KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 25 yet verilmektedir. Baalı bir politikacının şöyle bir sözü vardır: "Saçlarımı tararken, yalnız saçlarımı düşünürüm." Hiçbir zaman, "Canım, bu kadarı yeter işte!" deyip işi bırakmayınız. Muvaffakiyette, yapılan iş ve çevreyi sevmenin ve çevredeki insanlara iyilikte bulunmanın büyük rolü vardır. Çalıştığınız işi sevmiyorsanız, sevdiğiniz bir işi yapmaya çalışınız. Eğer seçme şansınız yoksa ve siz o işte ve o mevzuda çalışmak mecburiyetinde iseniz, onu sevmeye çalışınız. Cenab-ı Hak, insanı birçok işte çalışabilecek, birçok işte başarılı olabilecek kabiliyette yaratmıştır. Çok sevdiğiniz bir işte muvaffak olmak için, az bir çalışma kâfi gelebilir. Sevmediğiniz ve yapmak mecburiyetinde olduğunuz bir işte de, daha çok çalışmak suretiyle muvaffak olabilirsiniz. İradenizi ve duygularınızı zorlayarak, yaptığınız işin iyi ve güzel yönlerini bulup sevmeye çalışınız. Bir müddet sonra o işi gerçekten sevdiğinizi göreceksiniz. Bununla, "Sevmediğiniz ve hoşlanmadığınız işleri yapınız." demek istemiyoruz. Şartlar gereği tercih imkânınız yoksa, o işi yapmaya mecbursanız, "Onu sevmeye gayret ediniz." diyoruz. işi sevmek yanında, çevreyi ve insanları sevmenin de başarıda büyük rolü vardır. Kin, ihtiras, düşmanlık ve nefret gibi duygular, maddî vücudumuzda ciddî aksamalara, bozukluklara yol açıp organlarımızın faaliyetlerinin zorlaşmasına sebebiyet verdiği gibi; iyi duygular, sevgi ve yardımlaşma da organlarımızın güzel ve ahenkli çalışmasına vesile olurlar. (Uşşak, 1999: 38) Yapılan işin şekli, kişinin kimliğini ortaya koyar. Bir başka ifadeyle, kişi yaptıklarıyla ölçülüp, tartılır. Toplum hayatında başarının ve iyi not almanın en önemli yollarından birisi, yapılan işi ciddiye almaktır. Çağımızın delirmiş aklının tedavisi için, sevgi neşteri ve sevgi ilâcı lâzımdır. Çünkü, sevgi hem ilâçtır, hem hayattır, hem de güçtür. SEVGİNİN GÜCÜNÜ KULLANIN, GÜÇLÜ OLUN Sevginin çok büyük bir güç olduğu, zaman ilerleyince daha iyi anlaşılmaktadır. Para, mal, kuvvet ve otorite insanları mutlu etmeye yetmemiştir. Daha çok insanları bireyseileş-tirmiş, ayırmış, çok zaman da düşman etmiştir. İnsanları birbirine bağlayan, dayanışma ve yardımlaşmayı arttıran, paylaşma ve birlikte yaşamayı öğreten güç, sevgidir. Sevginin azaldığı yerde kin, menfaat, düşmanlık ve isyan ortaya çıkar. Bugün en çok şikâyet edilen konu bu değil midir? Sevgi dolu bir tebessümden, şefkat yüklü bir bakıştan, sıcacık bir dilden daha etkili, daha kuvvetli ne olabilir? Bugün insanlar "çok şey" elde ettiğine sevineme-mekte, "sevgi" y i yitirdiğine üzülmektedir. 26 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 27 "İnsanlık öldü mü be kardeşim/' diye şikâyet edilen hususun temelinde, yitirilen "sevgi" yatmaktadır. Sevgi, Yaratanı sevmekle başlar. Yaratılanı sevmek ise, Yaratandan dolayıdır. Öyleyse her şey ve herkes sevgiye lâyık ve sevgiye muhtaçtır. Tabiî ki sevginin en durusu, en temizi ve en uzun ömürlüsü, hiçbir menfaatin karışmadığı bir sevgidir. Dünya ağır sıklet boks şampiyonu Muhammed AH Clay'in şu tespiti, konumuza güzel bir derinlik katmaktadır: "Şampiyon olduğum zaman, eski kot pantolonumu üzerime geçirip, eski bir şapka takıp, sakal bırakarak, beni kimsenin tanımadığı bir kasabanın sokaklarında yürüyüşe çıkacağım ve beni, sadece ben olduğum için sevecek bir insan bulana kadar da yürüyeceğim. Bulduğumda da, onu bir milyon dolarlık arazime tepeden bakan, 250 bin dolarlık evime götürüp, Cadillac arabalarımı, havanın yağmurlu olduğu günlerde kullandığım kapalı havuzumu göstereceğim ve ona 'İşte bunların hepsi senin, çünkü beni ben olduğum için seviyorsun/ diyeceğim." . Sevgi nedir? Nasıl bulunur ve nasıl kullanılır? 1. Sevgi bir hazinedir, bir sermayedir, bir güçtür. Bu gücü elde eden insan toplumun en zenginidir. Böyle zengin bir insan olmak istemez misiniz? 2. Gerçek sevgi, hiçbir menfaatin bulaşmadığı, temiz ve durudur. Korundukça kıymetlenir, harcandıkça çoğalır. 3. Yüreğin yakıtı sevgidir. Sevgisi tükenmiş bir yürekle hayat yolculuğuna çıkarsan, kurda, kuşa yem olursun. 4. Ana dilinden başka bir dil öğrenmek istiyorsanız, önce yürekleri birbirine bağlayan evrensel sevgi dilini öğrenin. 5. Çok sevilen bir kişi olmak istiyorsanız, çok seven bir kişi olmalısınız. 6. Düşmanlarınızı da sevmesini bilin. Çünkü kusurlarınızı yalnız onlar açıkça söylerler. 7. Allah, sevilenleri sevenlerin duasıyla korur. 8. Sevdiğiniz insanın iyi ve güzel taraflarını keşfedip, destekleyerek, sevginizi ortaya koyun ve yeşertin. 9. Sevdiklerinize, dostlarınıza sevginizi belli edin. Çocuklarınızı kucaklayın, öpün. Bu, sevgiyi yeşertir, tazeler ve artırır. 10. Sevmediğiniz insanların da sevilebilecek bir yanını bulmaya çalışın. Yoksa, dünya, birbirine düşman insanlar için cehenneme döner. Ayrıca yalnız sizi sevenleri sevmek, sevgi değil, bir değiş tokuştur. 11. Eğer sevilmek istiyorsanız, siz de sevmesini bilmelisiniz ve sevilmeyi hak etmelisiniz. 12. Öğrenilmesi gereken en önemli şeylerden biri, her zaman sevecek bir şeylerin var olduğu gerçeğidir. 13. Sevgide her zaman aşırılıklardan kaçının, dengeyi muhafaza edin. Çünkü sevgi ile nefret arasında çok ince bir çizgi vardır. Bundan dolayı bazen düşmanlıklar, nefretler, dengesiz ve şiddetli sevgiden doğar. 14. Kolay ele geçen sevgi, uzun yaşamaz. Çünkü insan, katlandığı fedakârlıklar, çektiği ıstıraplar nispetinde sever, sevgisi olgunlaşır ve uzun ömürlü olur. Yeterince sevgi alamamak insana acı çektirir. Uzmanlar, nörotik davranışların, hatta zihinsel bozuklukların, sıklıkla, sevgi eksikliğinden kaynaklandığını belirtmektedirler. Ayrıca yapılan araştırmalar, fiziksel hastalıkların da 28 • KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 29 yüzde 87 gibi yüksek oranının yeterince sevgi alamamaktan kaynaklandığını göstermektedir. (Refik, 2000: 69) Sevgi hem en büyük sermaye, hem de en büyük güçse; bir insanın en önemli önceliği "sevgi"yi elde etmek, onunla yaşamak ve onunla ölmek olmalıdır. Öfkelendiğiniz zaman, çevrenizdekierden daha ziyade kendinize zarar vermiş olursunuz. Psikolojik dünyanızın öfkeden daha büyük düşmanı yoktur. Gaftı) Ewuw ÖFKEYİ YENMESİNİ BİLİN Öfke, kişinin kendi içinde ve başkalarıyla olan ilişkilerinde ortaya çıkan "can sıkıcı" davranışlardır. 30 • KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM İnsanlar niçin öfkelenirler? Normal bir insan yeri ve zamanı geldiği an öfkelenir. Bu elbette gayet doğal bir olgudur. Ancak bazı insanlar sinirlendikleri zaman ele avuca sığmaz olurlar. Kontrolü tamamen kaybederler. Çocukluklarını yaşayamayan, ailede anne ve babanın, okulda öğretmenlerin ve toplumda büyüklerin baskısına maruz kalan insanlar, ileride sorunlu ve hırçın olarak görürlerken, başkalarına karşı son derece tahammülsüz ve hoşgörüsüz davranırlar. Kendi yönetimleri altındaki KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM 31 n insanlara karşı sinirli ve baskıcı olan bu insanlar, çevrelerindeki herkesi farkında olmadan her an mutsuz ve perişan ederler. (Russianeff, 1991: 202) Bazen bağlı bulunduğumuz kültür âdeta bizi öfkeli olmaya zorlar ve hatta deyim yerindeyse, şartlandırır. Bazı anlarda, kızmak zorunda olduğumuz inancına kapılırız. Okullarda, öğretmenler öğrencilere karşı bazen beklenmedik bir tavır takınırlar. Ciddiyetlerini, asık suratlı ve öfkeli davranarak kanıtlamaya çalışırlar. Bu yüzden de hiç yoktan öğrencilerle veya velileriyle tartışmaya yol açarlar. Tabiî bizim bu öfkeli davranışlarımız zamanla psikolojik dünyamızda büyük çatlaklar açar; artık beğenmediğimiz kendimizden uzaklaşmaya başlarız. Bundan sonra kendinden emin olmayan, tedirgin ve çekingen veya tam tersi saldırgan bir hayat yaşamaya mecbur kalırız. Bir kere öfke hayatımıza damgasını vurduktan sonra, artık felâketlerin ve yıkıntıların sonu gelmez. Ve geçmişin etkisiyle, gün geçtikçe daha da öfkeli duruma geliriz. (Russianeff, 1991: 203) Öfke, herhangi bir nedenle kızan kişilerde uyanan şiddetli bir duygu olduğuna göre, o anda kişinin ne hâle geldiğini daha yakından incelemeye çalışalım. Öfke anında insan, âdeta bir akrep gibi kendi kendini sokar. Çoğu zaman öfke açıkça kendini gösterir; hatta bazen hiddet şiddete dönüşür. Bundan sonra duyulan pişmanlık baskı altında tutulur. John VVebster'in dediği gibi, "Tabiîatta bir insanı kontrolsüz öfke kadar hayvanlaştıran, sakatlaştıran başka bir şey yoktur." Öfke denizlerdeki fırtınaya benzer. Fırtına dindikten sonra bile dalgalar devam eder. Öfkelenen kişiler, alkol veya uyuşturucu kullanmış gibi sarhoş olur ve iradelerine hakim olamazlar. Aniden öfkelenen ve kendine hakim olamayan insanlar, tıpkı uyuşturucu bağımlıları gibi kendilerine olduğu kadar başkalarına da zarar verebilirler. Bunları tedavi etmek, kötü alışkanlıkları olan diğer insanları tedavi etmek kadar zordur. (Kopmeyer, 1997: 106) Peki öfke nasıl yenilir? Sükûnet nasıl muhafaza edilir? Öncelikle öfke ânını anlamak gerekir. Öfke hiçbir zaman durup dururken gelmez. Mutlaka bir işaret verir, geldiğini belli eder. Isıtılan suda önce kabarcıklar oluşur; öfkelenen insanda da buna benzer öfke kabarcıkları görünür. İnsanın hâl ve hareketleri değişmeye başlar; öfke o insanın konuşmasına, sözcüklerine yansır. Öyle ki bu insanların ruh halleri neredeyse yüzlerinden okunur. Kopmeyer çok doğru söyler: "Bir konuşma bir çanın çalması gibi bir şeydir. İnsan bu kişinin sesinden konuşanın çatlak olup olmadığını anlar. Öfkelenen insanın ses tonunun nasıl değiştiğini müşahede etmeyen yoktur." Öfkeyi hissettiğimiz an onun emrinden çıkmaya çalışmalıyız. Bir anda geçnüş ve gelecek kaygısından uzaklaşmalıyız. O anda olan olaylar büyütülmeden, öfkenin nedeni anlaşılmaya gayret edilmelidir. Öfkelenen insan, bu öfkeli anında mümkünse konuşmamalı, illâ da konuşmak mecburiyetinde hissediyorsa kendini, o zaman yumuşak bir ses tonuyla konuşmalıdır. Hz. Süleyman der ki: "Yumuşak bir cevap, öfkeyi söndürür. Fakat ağır sözler öfkeyi biriktirir." Unutmamalı ki öfke bir duygudur ve diğer duygular gibi kontrol altına alınabilir. Hakim huzurunda sanıklar, "kendimi kaybettim" diyerek âdeta o haksız sözün veya davranışın öfkeli bir anın sonucu olduğunu kabul ederler. Oysa bu sanıklar, öfkeli anlarında biraz sabırlı olsalardı belki de kendilerini kaybetmeyecek ve söz konusu suçu da işlemeyeceklerdi. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî, "Dayan, çünkü sabır, darlığın anahtarıdır. Dayanmadan, 32 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM 33 'Ilı önü ardı kollamadan hiç kimse bu pusudan kurtulmadı." der. Bilmek gerekir ki, hiç kimsenin söylenen her söze anında cevap verme zorunluluğu yoktur. Bir atasözümüz, "Bir öfkeyi, bir dakika baskı altında tuTabiîlen bir insan, bir günlük ıstırabı önleyebilir." der. Hatta bir anlık bir öfke, bazen bir ömür boyu sürecek bir acıya bile neden olabilir. (Özkan, 1998:99) Öfkenin geciktirilmedi insan anatomisi ve fizyolojisi açısından mümkündür. Şöyle ki: Beynin altında hipotalamus adında bir sinir hücreleri demeti vardır. Hipotalamus duygularımız için bir yönlendirme istasyonudur. Görevi, duyguları tepkiye dönüştürmek üzere beynin ön lobuna göndermektir. Hipotalamus duyguların, beyin ise muhakemenin merkezidir. Biri bize hakaret eder ve biz de bu duruma öfkelenirsek, bu durumda mesaj önce hipotalamusa gelir. Eğer öfke anında orada takılıp kalırsak, bunun sonucu kötü olabilir; öfkemiz şiddete dönüşebilir. Buna karşın o anda her şeyi birkaç saniye geciktirebilirsek, hipotalamus mesajı aklın merkezi, beyine gönderecektir. Eğer maruz kaldığımız hakaretle beynin merkezinde ilgilenirsek, o zaman problem muhakememiz sonucunda çözülecektir. Oysa öfkeye yatkın kişilerde problemler beyinde değil, hipotalamusta çözülmeye çalışılır. Birine bağırmadan önce 10'a kadar sayabilme iradesine sahip olsak bağırmaya hiç gerek kalmaz. Böyle anlarda kendine hakim olabilenler, fırtınalı denizlerdeki kaptanlara benzerler. Ve unutmamak lâzımdır ki, iyi kaptanlar fırtınalı denizlerde yetişirler. Öfkeli anımızda, hep karşımızdakinin neden böyle hareket ettiğini düşünmeliyiz. Bu itibarla onu, bir an için bir robot olarak görmemizde bile bir mahzur yoktur. Başka türlü davranma imkânı olmadığı için ve tutkularının yönlendirmesiyle öyle davranmak zorunda olduğunu rahatlıkla kabul edebilmeliyiz. Kendimizi onun yerine koyarak, onu mazeretli kabul etmeli ve hoş görmeliyiz. Böyle bir durumda kendimizin ne kadar haklı olduğunu düşünmemeliyiz bile. Çünkü haklı olmak, mutlu olmaya yetmez. Haklılığı savunmak uğruna, mutluluğu feda edemeyiz. Böyle durumlarda karşımızdaki kişiyi affederek kendimizi yüceltmeliyiz. (Özkan, 1998: 101) Şüphesiz ki, öfkenin ilâcı sabırdır. Sabrın öfkeyi frenlemesi için, öfkenin bir çare olmadığım, faydadan ziyade zarar verdiğini, öfkenin haklı bir davayı, haksız duruma düşürdüğünü düşünmek lâzımdır. Çok zorlanıldığında "Seni Allah'a havale ettim" deyip, rahatlamanın yolu seçilmelidir. 34 • KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM iğ 35 Hayatı kolaylaştırmak ve huzurlu yaşamak, hayatın kolay ve pratik yönlerini bilmekle mümkündür. Yoksa, zenginlik ve parayla değildir. HAYATINIZI KOLAYLAŞTIRIN İnsanlık için hayat, birtakım zorluklarla doludur. Zorlukların ve problemlerin aşılması için de, bazı kolay ve pratik yollar vardır. Bu yollar bilinmezse zorluklar ve problemler daha da artar, bazen de insanı ezer ve bitirir. Hayatta istenmeyen sonuçların ortaya çıkmaması için, muhtemel tehlikelere ve beklenen problemlere karşı hazırlık yapılmalıdır. Bu hazırlık sonunda alınacak tedbirler ise, el altında bekletilmelidir. Hayatı Kolaylaştırmak İçin Başvurulacak Tedbirler: 1- Problem karşısında paniklemeyin, soğukkanlı olun. 2- Problemlerin kolay tarafından başlayın, zora doğru bir yol izleyin. Kolay tarafından başlarsanız ümidiniz artar, zor yönüne karşı sabır ve direnç kazanırsınız. KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 37 3- İyi arkadaş edinin. Çünkü, başarı veya başarısızlıkta, arkadaşın etkisi büyüktür. 4- Dostlarınıza karşı vefalı olun. kötü günlerinde yanlarında bulunun ki, size de zor gününüzde destek olan çıksın. 5- Düşmanlarınıza karşı müsamahalı olun. Af ve iyilikle onları kazanabilirsiniz. 6- Başkalarını sık sık affedin. Ama, kendinizi asla... 7- Ahlâkınızı sevgi ve saygıyla güzelleştirin. Güzel ahlâk her yaştaki insanı güzel gösterir. 8- Büyüklerinize saygı gösterin, yardım edin, dua alın. Küçüklerinize ilgi ve sevgi gösterin, teşekkür alın. Bu şekilde çevreniz sevgiyle örülmüş olur. 9- Fakiri, düşkünü ve hastayı kollarsamz, muhtaç olduğunuz bir zamanda da sizi kollayan çıkar. 10- Kulluk görevlerinizi yerine getirin. Allah'a sık sık dua ve tövbe edin. Bu şekilde içiniz temizlenir, psikolojik dünyanız rahatlar ve sizi huzura kavuşturur. 11- Her an, bu hayatı bitirecek olan ölümü unutmayın. Ölümü unutmayan ve ölüme hazırlıklı olan insan, hem kendisine, hem de topluma faydalı olmak isteyen insandır. 12- Büyük insanlar affederler, küçük insanlar kin tutarlar. 13- Zorluklardan, problemlerden ve sıkıntılardan kaçan insan, bunun bedelini en büyük sıkıntıya düşmekle öder. 14- Hayattaki en büyük hazine, Allah sevgisi ile dolu bir kalptir. Bu kalbe sahip olan insan, hiç kimseye kötülük edemez. 15- Zaman zaman büyük adamların ibretli hayat mücadelelerini anlatan kitapları okuyun ve bunlardan kendinize dersler çıkarın. 16- Her gün, bilhassa sabahları, yüksek sesle, bir sayfa kitap okumayı alışkanlık hâline getirin. Zamanla konuşma ve kelimeleri doğru telaffuz etme yeteneğinizin muazzam geliştiğini göreceksiniz. 17- Temel kaynaklar başta olmak üzere, her zaman müracaat edebileceğiniz bir kütüphaneye sahip olun. Thomas Carlyle'ın dediği gibi: "İyi seçilmiş bir kitap koleksiyonu hakiki bir üniversite değerindedir." 18- Arkadaş seçer gibi kitap ve yazar seçin. Tadı damağınızda kalacak güzel eserler okuyun ve tavsiye edin. 19- Öğrenmeyi öğrenin. Çünkü öğrenmeyi öğrenmek, hayatı oldukça kolaylaştırmaktır. 20- Bilgi çağına ayak uydurmaya çalışın. Bu da bilginin nasıl üretildiğini, bilgiye nasıl ulaşılabileceğini ve onun nasıl kullanılabileceğini öğrenmekten geçer. 21- Beynini, bilgiyi taşımak için değil, işlemek için kullanın. Söz konusu olan, hayatta gerçekten istediğin sonuçları üretme yeteneğini geliştirmendir. 22- Bilgi sermayedir. Bu sermaye, akıl fabrikalarında işlenerek fikirlere, projelere, sistemlere ve ürünlere dönüşür. 23- Ne kadar çok bildiğiniz değil, bildiklerinizin ne işe yaradığı, size ne verdiği önemlidir. 24- Hayatı kolaylaştırmanın bir yönü de, aile fertlerinizi, muhtemel problemler ve bunlara karşı alacakları tedbirler konusunda sürekli uyarmamzdır. 25- Evinizi, yangın, sel, tüp tehlikesi ve hırsızlık gibi afetlerden korumak için çareler geliştirin. 26- Evde, acil durumlar için, ecza dolabı, acil telefonlar bulundurun, bunların kullanımı için, aile fertlerinizi bilgilendirin. 27- imkânlarınızı tasarruflu kullanın. Kendinizi borç almaya alıştırmayın. Mevcutla yetinmeyi ilke edinin. 28- istekleri değil, ihtiyaçları dikkate alın. Moda ve reklam olanı değil, ucuz ve kaliteli olanı tercih edin. . KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 39 38 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM 29- Ucuz mal alacak kadar zengin olmadığınızı bilin. Her pahalı malın, kaliteli olacağını düşünmeyin. 30- Kendinizi tüketim kölesi hâline getirmeyin. Ne kadar az kullanırsanız o kadar hür olursunuz. 31- "Satarken tartarak verin, alırken tartarak alın." (Hadis) Bitirilmeyen işe para ödemeyin. Görmediğiniz bir şeyi satın almayın. 32- Okumadığınız kâğıtları imzalamayın. Kâğıdı okurken de acele etmeyin. 33- Asla sözlü anlaşma yapmayın. Kişilere güveniniz yazılı anlaşma ve şahitler huzurunda pekişsin. Yoksa hem paranızı, hem de dostlarınızı kaybedersiniz. 34- Alışveriş yaparken, parayı sizin vereceğinizi unutmayın. Aç karnına alışveriş yapmayın. Aldığınız malın kullanma tarihlerini ve garantisini gözden geçirin. 35- Acil durumlar için mutlaka yedekte para bulundurun. 36- Bir malı satın alırken, ne kadar istekli olduğunuzu belli etmeyin. 37- Komşularınızı iyi seçin. Çocuğunuzun öğretmenini araştırın. 38- İyilik edin. Çünkü insanlar iyiliğin kölesidir. 39- Size söylenen her söze itibar etmeyin. Kararlan tek taraflı vermeyin. (Refik, 2000: 163) Hayatı kolaylaştırmanın yolu sizin elinizdedir. Tabiî ki hayatı zorlaştırmak da... Unutmayın ki, hayatını kolaylaştırmayı, düzenlemeyi ve plânlamayı isteyen bir insan bunu mutlaka başaracaktır. Teknolojinin ilerlemesi ve hayat standartlarının yükselmesi, sağlığı ve huzuru değil; hastalığı ve problemleri getirmiştir, Artık insan çok bilinçli yaşamak ve seçici olmak zorundadır. İ Dt. Aylwı« " 40 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM SAĞLIKLI YAŞAMANIN KURALLARINI BİLİN İnsanların işlerinde, ibadetlerinde ve hususî hayatlarında, huzurlu bir hayat sürmesinin başlıca nedenlerinden birisi de, sağlıklı olmalarıdır. Sağlıklı olan bir insan dünyevî ve uhrevî vazifelerini daha kolay yapar ve bundan huzur duyar. Sağlıklı yaşamanın kurallarını şöyle sıralamak mümkündür: 'I- Anne sütü almalı: Çocuklarımızı ilk altı ayda sadece anne sütü ile beslemeliyiz. Bebek beslenmesinde benzeri olmayan anne sütünde (tek başına, su bile vermeksizin) bebekler altı aylık olduktan sonra da ek gıdalarla birlikte iki yaşma kadar devam edilmesi oldukça gerekli ve faydalıdır. Anne sütü, çocuğun birçok hastalığa yakalanmasını ön- KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM ler. Daha sağlam ve dirençli olmasını sağlar. Anne sütü alan çocuklar kansızlık çekmezler ve daha zeki olurlar. 2- Çocuğa sevgi ve şefkatle muamele etmeli: Çocuğa şefkatle, hatta büyük sevgi ile muamele etmek çok önemlidir. Bu duygu, hoş ve sıcak bir hava meydana getirir. Şefkat, aşağılık duygusunun panzehiridir. Çocuk, yalnız sevilmek ve sevmek için yaratılmıştır. Çocuğun sevilmesi demek, dışa dönük ve sosyal bir birey olarak yetişmesi demektir. Böylece çocuk başkalarının arasında yerini almakta, kendini diğerleriyle dayanışma hâlinde hissetmektedir. 3- Aile ortamında yaşamalı: Aile, insanlığın başlangıcından beri var olan ve bütün toplumların temeli sayılan kurumdur. Neslin devamlılığı başta olmak üzere, aile üyelerine sıcak bir ortam sağlayarak korur. Bu yüzden dengeli bir aile içinde bulunmak, rahatsızlıkların panzehiridir. 4- Hareketli olmalı: Vücudumuz öyle bir yapıya sahiptir ki hareketli olmaya egzersize ihtiyacı vardır. Düzenli egzersiz, bünyemiz için şarttır. Yürüyüş, hafif koşma, merdiven çıkma, yüzme, bisiklete binme en güzel egzersizlerdir. Ama bunları düzenli yapmak şarttır. Yaparken de, kendimizi zorlamamalı ve aşırı yorgunluktan kaçınmalıyız. Fizikî aktivitenin azalması ile birçok hastalıklar ortaya çıkmıştır; kalp ve damar rahatsızlığı, aşırı şişmanlık, yüksek tansiyon, psikosomatik bozukluklar, sık görülen baş ağrıları, sinirlilik, bel ağrıları, kas krampları... 5- Şişmanlıktan kaçınmalı: Şişmanlık, bedende aşırı yağ depolanması neticesi, vücut ağırlığının artışına denmektedir. Gelişmiş ülkelerde şişmanlık en mühim sağlık meselelerinin başında gelmektedir. Şişmanlığın sağlık açısından pek çok mahzuru bulunmaktadır. Şişmanlık ve getirdiği sağlık problemlerine karşı en iyi çare, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şu tavsiyesidir: "Acıkmadan sofraya oturmayın, doymadan sofradan kalkın." 6- Dengeli ve yeterli beslenme: Yapılan araştırmalar, sabah kahvaltısını erken saatlerde almanın faydalı olduğunu göstermektedir. Öğle yemeğini vaktinde yemeli, ancak aksam yemeğinde az ve hafif yiyecekler almalı. Akşam yemeğini, yatmadan en az dört saat önce yemeli. Gıdalar tek tip değil, değişik olmalı. Yani, Rabbimizin insanlara ihsan ettiği ve helâl kıldığı her türlü gıdadan yemeliyiz. Aşırıya kaçmadan, fakat çok az da olmadan tüketmeliyiz. 7- Gıdaların Tabiîîsini tercih etmeli: Gıda yerken Tabiîî olanını tercih etmeliyiz. Sunî şeker yerine bal ve pekmezi, tatlılar yerine meyvelere ağırlık vermeliyiz. Margarin yerine zeytinyağını ve tereyağını seçmeliyiz. Rafine gıda yerine saf ve Tabiîîsi tercihimiz olmalıdır. 8- Uykuyu dengeli ve yeterli almalı: Uyku, yemek, içmek ve teneffüs etmek gibi fizyolojik bir ihtiyaçtır. İnsanın vücut ve ruh dengesini sağlar. Sinir sistemimizi düzenler, vücudumuzu dinlendirir. Günlük meselelerimizden bizi uzaklaştırır. Sabah, zihnimizin daha berrak olduğunu ve her zamankinden daha iyimser bulunduğumuzu fark ederiz. Fakat az uyku kadar, gereksiz, fazla uyku da zararlıdır. Ayrıca güneş ışımadan kalkanlar daha aktif ve daha zinde olur. 9- Kendimizle ve çevreyle barışık olmalı: Hem kendimize, hem de çevreye karşı sevgi dolu olmalıyız. İyi hasletlerimizi Allah'tan bilmeli, kötü yönlerimizi düzeltmeye çalışmalıyız. Ailemize, komşularımıza ve hemşehrilerimize karşı şahsî kinler duymamalıyız. Sevgimiz de, nefretimiz de ulvî gaye için olmalıdır. 10- Stres, gerginlik ve sıkıntılardan uzak durmalı: Ruhî dengesizlikler hem bedenimizi hem de zihnimizi yorar. Bir- 42 • KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM M 43 çok sıkıntılara yol açar. Bu yüzden aşırı gerginliklerden kaçınmalıyız. 11- Sigara, alkol ve uyuşturucu asla kullanmamalı: Bu üç maddenin de sayılamayacak kadar zararları vardır. Sağlıklı olarak yaşamak isteyen muhakkak bunlardan uzak durmalıdır. 12- Kumar ve şans oyunlarından kaçınmalı, 13- Zina, fuhuş ve gayrimeşrû ilişkilere yaklaşmamak: Bu tür ilişkiler hem ruhî dengeyi altüst eder ve kalbi yorar, hem de AİDS başta olmak üzere zührevî hastalıklara yakalanma riski bulundurur. 14- Güneşte fazla kalmamalı: Özellikle öğle saatinde güneş ışınları deri üzerinde olumsuz tesirde bulunur. Cilt kanseri ve kırışıklık başta olmak üzere birçok zarar doğar. 15- Seyahate çıkmalı: Hava ve ortam değişikliği insan sağlığı üzerinde faydalı etkiler bırakır. (Saygılı, 1999: 175-178) Sağlıklı yaşamanın ne anlama geldiğini anlamak isteyen bir insan sık sık hastaneleri ve kabristanları ziyaret etmelidir. Oralar, sağlık konusunda büyük derslerle doludur. Hiçbir güç, dürüst yaşamak kadar etkili değildir. Hayat, insana mutluluk ve başarıyı vermez. Onları almasını siz bileceksiniz. MUTLU OLMANIN YOLU, DÜRÜST YAŞAMAKTIR Hayatta huzur arayan ve mutlu olmak isteyenler, "dürüst ve doğru" yaşayarak, vicdanlarmdaki huzura ermelidirler. Vicdanı rahat olan bir kimsenin, hayatı huzurla doludur. Yokluktan ve fakirlikten gelerek, hatırı sayılır bir zenginliğe ulaşan bir dostumun şu itirafları oldukça düşündürücüdür: "Bir insanın helâl kazandığına inanması, işlerini dürüst ve doğru yaptığını bilmesi kadar onu mutlu eden, kalbini ve vicdanını huzurla dolduran bir başka husus yoktur. işlerim büyüdükçe, yapılanlar kontrol dışına çıktıkça, daha fazla para kazanma hırsı arttıkça, içimde de gizli bir sızı ve beni kemiren bir huzursuzluk başladı. Bu öyle bir hâl 44 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM 45 aldı ki, tam anlamıyla hayatın tadını kaçırdı, beni psikolojik bunalıma itti. "İnsanın vicdanı, bir terazidir Yaptığı işin doğruluğunu ona sormalıdır. Hayatta vicdanını ve kalbini rahat ettirmek isteyen insan dürüst yaşamalı, harama girmemelidir. Mutluluğun yolu da budur." Dürüst yaşamanın ı/e mutlu olmanın sırrı nedir? l- Güzel gören, güzel düşünür; güzel düşünen hayatından lezzet alır. Hayatından lezzet alıp, mutlu olmak istiyorsanız; güzel görün, güzel düşünün. Hayata hep olumlu bakmayı alışkanlık edinin. Geleceğe yönelik endişe denizi içinde boğuşmak yerine, bir an için sahip olduğunuz nimetleri düşünün ve bunların neler olduğu üzerine bir fikir jimnastiği yapın. O zaman, farkına varamadığınız ne kadar çok şeye sahip olduğunuz kendiliğinden ortaya çıkacaktır; - Yokluktan varlık âlemine çıktığınızı düşünün. - Allah'ın sizi bir insan olarak yarattığını düşünün. - Dahası, insanlar içinde, inanmış bir mümin olarak yaşadığınızı düşünün. - Dahası, hür bir insan olduğunuzu düşünün. - Dahası, uzuvlarınızın yerli yerinde, tam olduğunu, bunların değerini düşünün. - Dahası, akıl, ruh ve beden sağlığınızın yerinde olduğunu düşünün. - Dahası, sevebilen bir kalbe sahip olduğunuzu ve sevildiğinizi düşünün. 2- İnsana, hayata ve hadiselere doğru bakmayı öğrenin. Yarı su dolu bardağın dolu tarafını görecek bir bakış açısı geliştirin ve bunu bir hayat felsefesi hâline getirin. İnsana 46 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM baktığınızda onun imanı, aklı, kalbi, cesareti, erdemi, güzellikleri aklınıza gelsin. Eğer ilk bakışta onun kusur ve ayjplarını görüyorsanız, bakış açınızda bir bozukluk var demektir. 3- Her zaman sevdiğiniz şeyleri elde etmeniz mümkün değildir. Bundan dolayı elde ettiğiniz şeyleri sevmeye çalışın. O zaman mutluluğu yakalayabilirsiniz. 4- Mutluluğun sırrını arıyorsanız, ihtiyarlık gelmeden gençliğin, hastalanmadan sıhhatin, fakirlik gelmeden zenginliğin, ölüm gelmeden hayatın ve meşgul olmadan önce zamanın kıymetini bilin. 5- Hayatın elem ve acıları karşısında bedbinliğe kapılıp pes etmeyin. Hiçbir acı sonsuz değildir. Hiçbir şeyin hik-metsiz cereyan etmediği bu kâinat sarayında, bu acılardan ders çıkarıp iç dünyanızı çelikleştirmeye bakın ve ondaki "İlâhî Mesaj"ı anlamaya çalışın. Unutmayın, insanları sevinçler değil, kederler eğitir. 6- Dışarıdan mutluluğun gelip sizi bulacağım sakın beklemeyin. Herkes kendi mutluluğunun hazırlayıcısıdır. 7- Şu imtihan dünyasında, başınıza gelen zahirî kötü şeylerden dolayı üzülüp durmayın. Zira bu üzüntü, yarının sıkıntısından bir şey eksiltmez; sadece bugünün gücünü tüketir. 8- Sık sık kalbinizi yoklayın! Acaba, "Başkalarının mutluluğundan kendime pay çıkarabiliyor muyum?" diye kendinize sorun. Eğer bunu başarabiliyorsanız, gerçekten mutlu bir insansınız ve kendinizi aşma yolunda epey yol kat etmişsiniz, demektir. 9- Mutluluk, kim olduğunuz ya da nelere sahip bulunduğunuza değil, ne düşündüğünüze bağlıdır. 10- Parayla ölçülebilen tüm varlıkları kaybettiğinizde geriye gerçek "siz" kalırsınız. Bu gerçek, "siz"i faziletlerle KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM 47 donatsın ki, hiç kaybetmeyeceğiniz bir varlığa, servete sahip olabilesiniz. 11- Tebessümünüzü insanlardan esirgemeyin. Bol bol tebessüm edin. Çünkü gülümseme yüzün zekâtıdır. Ayrıca hem maliyeti sıfırdır, hem de bedeline paha biçilemez. 12- Üzüntü, öfke, ıstırap gibi duygularından biri yükselmeye başladığında, onları bastırıp görmezden gelmeye kalkmayın. Onlarla açık açık yüzlesin, onları kabul edin ve eğer gerekiyorsa onları dindirmek için ne yapmanız gerektiği konusunda seçenekleri ortaya koyarak, karar vermeye kendinizi zorlayın. 13- Acıyı, hayal kırıklığını, zorluğu hayatın bir parçası olarak kabul edin ve sakın ola ki şikâyet etmeyin. Zira onlar bize hayatın nimetlerinin değerini öğretir. 14- Dünya ticaretiniz ahiret ticaretinize mâni olmasın. Bu dengeyi kuramazsanız, bir çömlek için altın kupa veren ahmaklardan olursunuz. 15- Her şahsiyetli birey gibi mutluluk ve mutsuzluğun sorumlusunun kendiniz olduğunuzu bilin. Böylece dertlerin dermanının kendinizde olduğunun farkına vararak, etrafı suçlamaya kalkmayın. Böyle yapıp, içe dönük sağlıklı bir muhasebe yaparsanız, yüreğinizin gücünün, yeteneklerinin, imkânlarının farkına varacak ve onları daha da geliştirmenin yollarını arayacaksınız. 16- Mutluluk etrafınızda dolaşıyor ama siz farkında değilsiniz. Acele etmeyin, etrafınıza dikkatli bakın. Mutluluğun peşinden koşup da, aceleden pas geçenlerden olmayın. 17- Olumlu insan olun. Tepkici olmayın. Enerji ve sermayenizi, bütün aktif insanlar gibi bir şeyler yapabileceğiniz, yani tesirde bulunabileceğiniz daire içinde sarf edin. 18- Parayı, ayakta kalmak ve hayatınızı devam ettirebilmek için bir araç olarak görün. 19- Sizi çok mutlu eden şeylerin aynı zamanda sizin felâketinizin de kaynağı olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Unutmayın, en aşırı keyifler, sonradan en dayanılmaz acıları doğurabilir. 20- Size bahşedilen hayat serüveninde mutlu olmak ve kendi kendiniz ile barışık yaşamak istiyorsanız; sevdiğiniz, yetenekli olduğunuza inandığınız ve tutkuyla yapabileceğiniz bir işi yapın. Aşçıysanız aşçılık, mimarsanız mimarlık, öğretmenseniz öğretmenlik... Çünkü yapılan araştırmalar, insan metabolizmasının istemediği bir işi yaparken bozulduğunu, istediği bir işi yaparken de düzeldiğini göstermiştir. (Refik, 2000: 166-169) 21- Hayır bulmak istiyorsanız işleri hayra yorun. İyi yaşamak istiyorsanız, yaşamayı iyi bilin. Mutlu yaşamanın yolu, mutluluğu bilmekten geçer. Birçok mutsuz insanın arasında muttu olmak zor değildir. İnsanların niçin mutsuz olduklarına bakmak bile mutluluk için yeterlidir 48 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 49 f Hayatta başarı; akıl, bilim, tecrübe, tedbir ve düzenli çalışmayla kazanılır. Plânsız bir yaşam, boşa kürek çekme, işleri şansa bırakma eğilimi, başarı değil, hüsran getirir. Daüe Comegie BAŞARILI OLMANIN YOLLARINI ÖĞRENİN Toplumun ve çalışma hayatının gittikçe karmaşık bir hâl alması, insanların başarı şanslarını da düşürmüştür. Bunun içindir ki, son yıllarda başarı ile ilgili bir dizi çalışmalar yapılmaktadır. Günümüzde başaramama, eski yıllardakinden daha vahim sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Geçmiş yılların dayanışma içindeki toplum yapısında, başarısız olan insanların yardımına koşan insanlar bulunurken, günümüzde başarısız olmuş kimselere bu ilgi gösterilmemektedir. Bu durum da, insanların başarılı olma zorunluluğunu ve başka seçeneklerinin olmadığını ortaya koymaktadır. Eskiden başarısız duruma düşmüş insanların kayıplarını telâfi edecek bir ruh ve bir anlayış vardı. Ama bugün başa- KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 51 rısız insana âdeta sevinilmekte, onun ezilip, bitmesine seyirci kalınmaktadır. (Refik, 2000: 25) Bu ise başarmadan başka bir yolun olmadığım çok iyi anlatmaktadır. Başarılı olmanın sırrı nedir? Nasıl başarılı olunur? 1. Başarı, başarıya inanmakla başlar. "Başaracağım" demeniz, başarı yolundaki ilk ciddî dönemeci geçmeniz demektir. 2. Başarıda, istek, kararlılık ve sabır çok önemlidir. İstekle başlayan her çalışma, kararlılıkla sürdürülüp, sabırla bitirilebilir. Yoksa yarı yolda kalırsınız. 3. Başarıda plânlı çalışma en önemli unsurdur. Plânlı çalışırsanız mutlaka başarıyı yakalarsınız. 4. Hemen pes edip, başladığınız işi yarıda bırakmayın. Yenilginin sebeplerinden en büyüğü, sabırsızlıktan dolayı işi tamamlayamamaktır. 5. Çok çalışmalısınız. Gelecek, boş duranın değildir. 6. Can sıkıntısının ilâcı, çalışmaktır. Boş zaman, can sıkar. 7. "Büyük adam" olmanın bedeli vardır. Büyük adamlar, "büyük adam" olmak isteyenler arasından çıkar. 8. Büyük adamların büyük idealleri, küçük adamların ise, küçük istekleri vardır. 9. Başarısızlık görülmeden başarı gelmez. Başarısızlık, başarı için bir başlangıçtır. 10. Yenilgiden korkan, başarıyı uzaklardan seyretmek zorunda kalır. 11. Büyük düşünüp, büyük ideallere talip olun. Büyük düşünmek, beyni ve bilinci büyütür, kapasiteyi artırır. 52 H KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM 12. Kusursuzluğu değil, başarıyı hedefleyin. Kusursuzluk kusurlarla, başarı da başarısızlıklarla başlar. 13. Başkasını örnek alın. Ancak aynısı değil, kendiniz gibi olmaya çalışın. 14. Uykunuzu kontrol altına almanız, yeterli bir uyku alışkanlığı kazanmanız, başarınızda çok önemli rol oynayacaktır. Uykuya esir olmayanlar, uykudan çaldıkları saatleri çalışmaya ayıranlar, başarının ayağına gitmeleri gerekmez. Çünkü başarı onların ayağına gelir. 15. Sizi başarıya götürecek arkadaş grubu seçin. Çalışmanızı engelleyecek dostlarınızdan uzak durun. 16. Aile içinde huzur ve düzen oluşturun. Çünkü huzurlu aileler, başarıya en uygun ortamı oluştururlar. 17. Ne kadar zengin olursanız olun, paranızı tasarruflu kullanma alışkanlığı elde edin. Çünkü gelir ne kadar fazla olursa olsun, gider hanesine para yetiştiremez. 18. Herkesin dünyasında bir kabiliyet vardır. Onu bulun ve çıkarın. 19. Herkesin ruhunda uyandırılmayı bekleyen bir dev yatar, o devi uyandırın. 20. Bugünün işini asla yarına bırakmayın. Çünkü yarının da kendine yetecek işleri vardır. 21. Sağlıklı olmaya özen gösterin. Sağlığın başarıdaki rolü asla tartışılamaz. 22. Gereksiz korku ve endişelerden uzak durun. Basit kızgınlıkları çabuk unutun. Sizi kızdıran olayın, değip-değme-diğini iyi düşünün. 23. Sıkıntılı işlerle karşılaştığınız zaman, o yerden uzaklasın, gezintiye çıkın. Abdest alıp, namaz kılmak sıkıntının en iyi ilâcıdır. KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 53 24. Kabiliyetinize göre bir hedef belirleyin. Çalışmalarınızı bu hedefe göre plânlayın. Başladığınız işi asla yarına bırakmayın ve plândan vazgeçmeyin. 25. Bir konuda uzman olmaya çalışın ve yalnızca bir alanda yoğunlaşın. Unutmayın ki, her şey yapmak isteyen, hiçbir şey yapamaz. 26. Yaptığınız çalışma plânınızı karşınıza asın. Her akşam, neler yaptığınızı değerlendirin ve plânınızla karşılaştırın. 27. Çalışmak için uygun bir saat ve uygun bir yer aramayın. Başarmak isteyen bir insan için her saat ve her yer uygundur. 28. Problemlerinizi ve başarmanız gereken işlerinizi parçalara ayırın. En küçüğünden ve en kolayından başlayarak en zoruna doğru bir yol izleyin. Küçük işler yapıldıkça büyük ve karmaşık işler için azim ve istek artar. 29. Çalışırken dinlenin, dinlenirken çalışın. (Balzac) 30. Çalışmalarınızda zorluklarla karşılaştığınız zaman yılmayın. Unutmayın ki, en önemli başarılar, en zor engellerden sonra elde edilmiştir. Hayatta başarı yollarını bilmek, başarmak kadar önemlidir. Başarı yollarını bilen bir insan, bir defa değil, her defa başarır. 54 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM Plânlı ve düzenli ders çalışma alışkanlığı olmayanların, başarıları düşük ve geçici olur. Uzun ömürlü başarılar, uzun soluklu çalışmalar ister. PİMİ. Di. Heuzat DERS ÇALIŞMA SİSTEMİ OLUŞTURUN Bir kişi, çalışmalarını iyi plânlamış, gereği kadar kaynak ve materyal elde etmiş olabilir. Ama, çalışma ortamı iyi düzenlenmemişse veya çalışma sırasında bazı kurallara dikkat edilmiyorsa, beklediği başarıyı elde etmesi mümkün olmayacaktır. Başarılı bir ders çalışma yapılabilmesi için, şu kurallar göz önünde bulundurulmalıdır: 1- Ders çalışırken bazı problemlerden kurtulmalısınız. Zihninizi dağıtan birtakım endişelerden ve hayal kurmaktan arınmalısınız. 2- Çalışma ortamını yabancı etkenlerden arındırınız. Arkadaşların, konukların, büyüklerin konuşmaları; televizyon, müzik sesi, telefon veya kapı zili gibi dışarıdan gelen sesler KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 55 ahenginizi bozar, çalışmalarınızı olumsuz etkiler. Bunlardan uzaklaşmalısınız. 3- Aç iken veya tıka basa dolu bir mideyle çalışma yapmamalısınız. 4- Sizi etkileyen olaylar, kaygılar, 'endişeler, heyecanlar veya bazı beklentiler ders çalışma havanızı bozabilir. 5- Aşırı uykusuzluk, yorgunluk, sürekli çalışma havanızı bozabilir. 6- Çalışma odanız mümkün olduğunca, fazla sıcak ya da fazla soğuk olmamalıdır. 7- Ders çalışırken müzik dinlemek konsantrenizi bozabilir. 8- Ders çalışma odasında resim, afiş, poster gibi dikkat çeken şeyler sürekli ilginizi dağıtıp motivenizi etkileyebilir. 9- Ders çalışırken, sürekli kalkıp oturmamanız için, kaynaklarınız ve malzemeleriniz elinizin altında bulunmalıdır. 10- Ders çalışırken zamanı doğru ve etkili kullandığınıza emin olmalısınız. 11- Çalışma yaparken, kendinizi sürekli kontrol ederek, kendi kendinize hakim olmalısınız. 12- Zamanı iyi kullanmak için, televizyondan uzak durmaya çalışın veya ille de izleyeceğiniz program varsa, o program saatini dinlenme saatine denk getirin. 13- Çalışma aralarındaki dinlenmeler ne çok uzun ve ne de çok kısa olmalıdır. Dikkati dağıtmayacak biçimde olmalıdır. 14- Yaptığınız plâna uyup uymadığınızı mutlaka takip etmelisiniz. 15- Plânı göreceğiniz bir yere asarak, ondan kopmamaya çalışınız. ; .. 16- Çalışma mekânında çok sıkılırsanız mekânı değiştirebilirsiniz. 17- Çalışmaya yemeklerden hemen sonra değil, biraz dinlendikten sonra başlamalısınız. 18- Çalışma süresini 45-50 dakika, ara süresini de 10 dakika civarında ayarlayabilirsiniz. 19- Zorunlu olmadıkça bir dersi çalıştıktan sonra, o derse yakın bir başka derse geçilmemelidir. Farklı dersleri arka arkaya getirmeye çalışırsanız, bıkkınlık ve usanma duymazsınız. 20- Her gün çalışmak şarttır. Hiç ara vermeden, arayı açmadan ve soğumadan çalışmaya devam etmelisiniz. Aklınıza gelen bahaneleri reddetmelisiniz. 21- Herkesin zihninin müsait olduğu ve okunanları daha iyi kavradığı zamanlar değişiktir. Bu saatleri belirlemeli ve muhakkak kitabın başına geçmelisiniz. 22- Ders kitabına başlamadan önce, kitabı çeşitli yönleriyle gözden geçirin ve bir fikir edinin. 23- Çalışılan bölüm, yavaş ve tam bir dikkatle okunmalı. Okurken önemli fikirlerin altı çizilebilir. 24- Öğrendiklerini arada bir tekrar etmeli ve unutmanın önüne geçmelisiniz. 25- Çalışırken özel notlar tutmak, öğrenmeye büyük fayda sağlar. Bilgi, hafıza pekişir ve hatırlama kolaylaşır. 26- Dersleri ilgi ile takip etmelisiniz. Öğretmenin vurguladığı noktaları not almalısınız. Çünkü muhtemelen sorular oralardan çıkacaktır. Zamanın plânlı bir şekilde kullanılması, her şeyden önce bu alışkanlıkları ve kararsızlıkları önleyecektir. Yaşayışını programa bağlayan ve belli zamanlarda belli işleri 56 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM 57 yapmayı âdet edinen bir kimse, artık kendisini günlük hayatın ayrıntıları üzerinde, her gün defalarca karar vermek zorunda hissetmez. Fikrim, gayretini ve zamanını daha verimli şekilde kullanmak imkânına kavuşur. İnsanın, işe giderken hangi yolu seçeceğini, hangi vasıtaya bineceğini her sabah yeniden düşünüp, her gün defalarca ayrı ayrı kararlara varmaya çalışması da en az o derece verimsiz, vakit öldürücü, enerji tüketici ve endişe doğurucu bir yoldur. Programlı bir hayat, insanın endişelerinden büyük çoğunluğunu ortadan kaldırmak gibi büyük bir potansiyele sahiptir. Sıra bekleyen ve bekledikçe gözümüzde dağ gibi büyüyen işler, uzun zamandır girişmeyi hayal edip de el atamadığımız projeler, programlı bir yaşayış sayesinde, sanıldığından çok daha kısa bir sürede devreden çıkarılabilir. (Şimşek, 1996: 33) Kısacası, zamanı plânlamak ve en iyi şekilde değerlendirme alışkanlığı; bir insanın elde edebileceği en büyük güç, en zengin sermaye ve en sağlıklı başarı aracıdır. Bu araca bugün, her insanın her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır. 58 • KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM Çevresinde güzellikleri arayan, hem güzellikler görür, hem de iç dünyasını güzelliklerle doldurur ve rahatlar. Çevresinde çirkinlikler arayan insan da, çirkin şeyler bulur; kalbini üzer ve ruhunu daraltır. . Keti Keya» İYİMSER BİR BAKIŞ AÇISINA SAHİP OLUN Mutlu yaşama kurallarından biri de, iyimser bir bakış açısına sahip olmaktır. Zihinsel yaklaşımı iyi olan kişiler, her olayda başarılı oldukları gibi başkalarının başarılarına da katkıda bulunurlar. İyimserlik değerinin yüksekliği oranında, başarı ve mutluluk artmaktadır. Olumsuz düşünce ve bakış açısı ise, beraberinde üzüntü ve hastalık getirecektir. Demek ki, yarınki sağlığımızı ve başarımızı belirleyen, bugünkü düşüncelerimizdir. Her insanın kendine has bir düşünce tarzı vardır. Hz. Süleyman (a.s.) der ki: "İnsan, kişiliğini düşünceleriyle oluşturur." Bu bakımdan sağlık, mutluluk, başarı ve güzellik için yapmamız gereken ilk iş, uygun zihinsel bir yaklaşım tarzı KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM 59 geliştirmektir. Kafasında birçok düşünce taşıyan kişi, öncelikle bu düşünceleri bir düzene sokmalıdır. Düşüncelerine şekil verdikten sonra diğer işlerini yapmaya çalışmalıdır. Büyük başarılara imza atmış kişiler, mutlaka metotlu düşünmenin meyvesini görmüşlerdir. Her davranış gibi olumlu düşünce, belirli bir gayretin neticesidir. Bazı insanlar, başkaları tarafından söylenen her sözde, çevrelerinde cereyan eden her olayda gizli maksatlar bulmaya çalışırlar. Üzüntü verici, rahatsız edici olaylar üzerinde gereğinden fazla dururlar. Acı haberleri abartır, iyi haberlerin neredeyse hiç üzerinde durmazlar. Her günün kaybolup gittiğini, yarının dünden kötü olacağını savunmayı alışkanlık hâline getirirler. Geleceklerini karamsar tahminlerle, peşinen zehirlediklerinin farkında bile olmazlar. Karamsar insanlar çevrelerinde kabul görmez ve pek sevilmezler. Çünkü insanlar, pek Tabiîî olarak, geleceği fethetmek eğilimindedirler. Onun için de, geleceğe iyimser bakmak mecburiyetindedirler. İyimser düşünmek, gelecek hakkında ümitli olmak hayatı kolaylaştırır. Kendinden hoşnut olan insan, âlemi bütün çelişkileriyle kucaklar. Karamsar insanlar ise çevrelerinde sürekli huzursuzluk kaynağıdırlar. Geçimsiz, kötümser ve tutarsızdırlar. Esasen olumsuz düşünce, geçmişte karşılaşılan hayal kırıklıklarının ve üzücü olayların neticesidir. (Özkan, 1998: 142) Olumsuz düşünceler, günümüzü ve hayatımızı karartır. İyimserlik ise sosyal değişmeye ayak uydurmada bize kolaylık sağlar. O yüzden, mümkün mertebe hayatın olumlu yönlerini görmeye gayret sarf etmeliyiz. Geçmişte yaşadığımız olayların hoşumuza gidenlerini, hoşumuza gitmeyenlere kıyasla daha sık hatırlarız. Bu itibarla işimizi sevmeli ve onu ihtirasla yapmalıyız. 60 • KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM Olumlu düşünce, her türlü felâketi ve acıyı mutluluğa dönüştürecek bir dinamizm ve tekniktir. Bütün insanların içinde, hayatı zenginleştirmek için yeterli psikolojik kaynaklar mevcuttur. İnsan bünyesindeki güçlü duygular bu kaynakları uyandırabilir. Unutmamak gerekir ki, herkes kendisi için çizdiği sınırların içinde kalmaya mahkûmdur. Büyümek ve ilerlemek isteyen kişi, sınırların dışına çıkmak zorundadır. Herhangi bir dersten başarılı olacağına inanmayan bir öğrenci, o dersi öğrenemez. O kendini kilitlemiş ve "başaramayacağım" düşüncesine mahkûm olmuştur. Hayata atıldıklarında başarısız olacaklarına inanan insanlar, gerçekten de başarısız olurlar. Türkiye'de, orta öğretim kurumlarında, fizik ve matematik derslerinin zor olduğu kabul edilir. Okula yeni gelen öğrenciler, bu derslerden başarılı olamayacakları korkusuna kapılırlar. Bir kere kendini bu şekilde şartlandıran öğrencilerin artık bahaneleri de hazırdır: "Anlamıyorum, çalışsam da yapamam." Tabiî bu ön yargı ve şartlanmayla, daha eğitimin başında başarıyı kaçırırlar. İşin en vahim yanı da, bu gençler cevherlerinde saklı olan daha'birçok yeteneği açığa çıkaramazlar. Çünkü başarılar bir dantel gibi birbirine bağlıdır. Bazı derslerden başarılı olamayan bu gençler, ne yazık ki, hayatlarının en verimli çağında, hiç farkında olmadan parlak istikballerinin önünü tıkamış olurlar. (Özkan, 1998: 136) r Olumlu düşüncenin insan sağlığı üzerinde büyük etkisi vardır. Günümüz dünyasında tıp bilimi, düşünce ve duyguların olumlu veya olumsuz olmasının insan sağlığı üzerinde büyük etkisi olduğunu kabul etmektedir. Düşünce ve duygular ise insanın manevî hayatıyla ilgilidir. Bu bakımdan, sağlıklı ve mutlu olabilmek için modern tıp bilimiyle manevî hayat bilimlerinin beraber çalışması gerekir. İç dünyaları korku, KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 61 kızgınlık, öfke, suçluluk ve aşağılık duygularıyla dolu insanların sağlıklı olmaları da mümkün değildir. (Peale, 1997) içinde kızgınlık duygusu olan insanların, mide rahatsızlığı çektiklerini bilmeyenimiz yok gibidir. Duygusal patlamalarda insan bedeninde birçok değişiklik olmaktadır. Bu değişiklikler de kişiyi hasta etmektedir. Bu duygusal patlamaları engelleyebilirsek, hastalanma riskimizi de azaltmış oluruz. Kin ve nefret yüzünden ölen insanlar vardır. Kin ve nefret uzun süre canlı tutulursa, bedenin hastalıklarına karşı direnci azalır. Böylece fiziksel bir hastalık kişiyi ölüme kadar götürebilir. Öfkelenen bir insanın tansiyonu altı dereceye kadar artar. Bu tansiyonun kalp üzerinde büyük baskısı vardır. Demek ki bir insanı hatasından dolayı suçladığımız zaman, o insanın kalbi üzerinde büyük bir baskı yapmış oluruz. Kalp, duygularını kontrol eden neşeli ve huzurlu insanlardan hoşlanır. Bu yüzden, sağlıklı olmak isteyen kişi kızgınlık ve sinirliliği bir tarafa bırakmalı, kendini dinleyerek kötü duygulardan arınmalıdır. Unutulmamalı ki kötü duygular, bu duyguları taşıyan kişiye zarar verir. Olumsuz duygular insanı tüketir. Hastalıkların baş nedeni alınan besinler değil, bu olumsuz duygulardır. Olumsuz duyguların neden olduğu ruhsal bozukluklar, kişinin enerjisini tüketir, verimliliğini azaltır ve mutsuz eder. (Özkan, 1998: 142-145) Bir insan, suçluluk duygusu, korku ve tedirginlik yüzünden birçok hastalığa yakalanabilir. Eğer düşüncelerini olumlu yönde değiştirebilirse sağlığına kavuşabilir. Bu düşünceleri değiştirmek de günümüzde zor değildir. Amerikalı yazar VVilliam James diyor ki: "Benim kuşağımın yaptığı en büyük keşiflerden biri, insanın düşüncelerini değiştirerek yaşamını da değiştirebileceği gerçeğini bulmasıdır." (Peale, 1997: 193) Sağlıklı olmak için kafamızı insana huzur veren düşüncelerle doldurmalıyız. Bedenimizin sağlıklı olması için her sabah nasıl spor yapıyor, banyo alıyor ve dişlerimizi fırçalıyorsak, zihnimizin huzurlu olması için de gayret etmeliyiz. Bunun için, huzurlu ve özellikle yeşil bir alanda kendimizi dinleyip, zihnimizi huzur verici düşüncelerle doldurmalıyız. Örneğin, çağlayan ve etrafında yeşil ağaçlar olan bir dereyi gözümüzün önüne getirelim. Bu canlandırmadan hemen sonra zihnimizde olumlu düşünceler oluşmaya başlar. Kâinatta güzellikler ve çirkinlikler iç içedir. Yaratıcı, kullarını imtihan için bu düzeni böyle kurmuştur. Kötülükleri ve çirkinlikleri ne saymaya, ne de düşünmeye zamanımız yeter. Hem kötülük ve çirkinlik gibi görünen şeyler de, güzelliklerin ve iyiliklerin birer vesilesidir. Gül ağacının hemen dibindeki gübre olmasaydı, kokusu ruhlara huzur ve sükûn veren güzel gül olur muydu acaba? Haşin fırtınalar, dondurucu soğuklar ve yağmurlar olmasaydı, o güzelim meyveler ve çiçekler varlık sahasına çıkabilirler miydi? Doğum sancıları olmasaydı, nur topu gibi evlâtlar dünyaya gelir miydi? Başarı yolunda ilerlemek isteyen bir kimse, hayatın güzel taraflarına bakmalı, kötülükleri dikkate almamalıdır. Be-diüzzaman bunu şöyle ifade eder: "Güzel gören, güzel düşünür; güzel düşünen, güzel rü\f} görür; güzel rüya gören, hayatından lezzet alır." 62 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM 63 insanın sahip olduğu en önemli zenginliği, zamandır. EcÜAOH ZAMANI ARKADAŞ GRUBUYLA DEĞERLENDİRİN Zaman sermayedir Hayata gözlerini açan her insanın, eşit zaman sermayesi vardır. Her insan için, bir gün 24 saattir, bir yıl da 365 gündür. Zamana karşı yarışan insanlardan, başarılı olanlar; zamanı en iyi şekilde kullanan, plânlayan ve düzenleyenlerdir. Çünkü, akıp gitmekte olan zamanı durdurmak ve geriye döndürmek mümkün değildir. Kullanılsın kullanılmasın, değerlendirilsin değerlendirilmesin zaman sermayesi erimektedir. Bunun için başarının ilk şartı, bu sermayeyi akıllıca kullanmasını bilmektir. Zaman darlığından şikâyet etmeyen kimse yoktur. Hep bu bahaneyle işler askıya alınır, yahut unutulmaya terk edilir. Nice ömürler, bu bahane ile ardında bir iz bile bırakmadan tükenir. Nice kabiliyetler, bu bahane altında külle- KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 65 nir. Elimize kalemi ve kâğıdı alır da birkaç gün süreyle, günlük hayatımızı dakikası dakikasına kaydedersek, bu söze hak vermekte güçlük çekmeyiz. Vaktini en iyi şekilde değerlendirdiğini zanneden pek çok kimsenin bile, bu birkaç günlük kontrol süresi içinde, boşa giden vaktinin her gün saatler tuttuğunu görmesi mümkündür. Günde yaklaşık iki saati boşa akıp giden bir kimsenin bir yıl içinde heba olan zamanı ise toplam 700 saati aşar. Sadece akşamları televizyon başında kaybedilen zamanın kaç dil, kaç kitap, kaç doktora tezi anlamına geldiğini hesaplamaya kalkarsak, içler acısı sonuçlara varabiliriz. Bir ömre nasıl sığdığına hayret ettiğiniz çalışmalarıyla tarihe geçen kimselerin bir yılında 365 gün, bir gününde 24 saati vardı. Mesele, zaman bulmaktan ziyade, var olan zamanı değerlendirebilmektir. Zamanı değerlendirebilenler için, günlük işler ne kadar yoğun olursa olsun, ciddî bir araştırma faaliyetine vakit ayırmak imkânsız değildir. Dört çocuk annesi olan Amerikalı yazar Holmes, yoğun işi arasında yüzlerce makale ve on yedi kitap yazabilmiştir. Bunu nasıl başardığını, Holmes iki kelime ile açıklıyor: "Disiplinliyim ve plânlıyım, o kadar. Heveslerime karşı koymayı ve zamanımı düzenlemeyi erken öğrendim. Bir evin işleri bellidir, ben de yazma saatlerimi bu işlere göre plânladım." (Şimşek, 1996: 38) Çalışma ve başarma azmi içinde olan her kişi, kendisine mutlaka zaman bulmasını becerecektir. Bunun aksi düşünülemez. Zamanı ekiple değerlendirmenin önemi Disiplin ve plân; size aradığınız zamanı günün 24 saati içinden bulup çıkaracak iki sihirli kelime. Bu iki kelime 66 • KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM ir ile, günde bir-iki saatlik zamanı şaşılacak kadar büyük işlere çevirmek mümkündür. En geniş çaplı bir proje için bile bu bir-iki saatlik zaman, fazlasıyla yeter. Zaten çoğumuzun günlük işleri arasında ayırabileceği vakit de bundan fazla değildir. Yeter ki her gün bu vakti belli bir hedef için ayırmasını ve plânlı bir şekilde kullanmasını bilelim; o zaman ortaya koyacağımız çalışma bizi bile hayrete düşürebilir. Bu tür çalışmaları başarabilmek için, sık sık toplanmaları mümkün olan birkaç arkadaş, sadece çalışmaya ayıracakları belli vakitlerde bir araya gelebilirler. Böylece, dikkatleri dağıtacak etkilerden kendilerini bir ölçüde kurtardıkları gibi, belirlenen vakti sadece çalışmaya ayıracaklarına dair, kendilerine olduğu kadar birbirlerine karşı da bir sözleşme içine girmiş olurlar. Ya da, ayrı ayrı çalışmalarını yürüten bir grup arkadaş, belirli aralıklarla bir araya gelerek; yaptıkları çalışmalar, kaydettikleri gelişmeler hakkında birbirlerini haberdar edebilirler. Meselâ, her hafta bir öncekine göre daha fazla gelişme kaydetmeye zorlayacak bir yol olarak düşünülebilir. Akla gelebilecek bir başka yol da, bir araştırmanın grup hâlinde yürütülmesidir. Kendi aralarında yaptıkları görev dağılımına göre, araştırmacıların her biri, projenin kendisine düşen bölümünü yürütür ve çalışma el birliği içinde gerçekleştirilir. Böyle ekip çalışmalarıyla insan, her şeyden önce, "bir şeyler yapmış olduğunu" görmek, göstermek ve başarılarını başkalarıyla paylaşmak imkânını bulur. Bunların moral üzerindeki etkisi pek büyüktür. Ayrıca, her araştırmacı, diğerlerinin bilgi ve deneyimlerini kendisine yardımcı bulur. Tartışmalarda, tek başına bir KENDİMİZİ NASİL YETİŞTİRELİM 67 "*•' - •' ı ı.nılrfM düşünce faaliyetleriyle kolayca üretilmeyecek orijinal fikirlerin ortaya çıkması pek muhtemeldir. Hepsinin önemlisi, insanların bir araya geldikleri zaman dedikodu, gıybet gibi hiçbir üretime yönelik olmayan, tam tersine ömür tüketici meşgaleler etrafında dönüp dolaşmaları yerine, vakitlerini verimli bir şekilde değerlendirebilmeleridir. Böylece sohbetlerinizi de fazla zevk verici, tatmin edici ve gelişiminiz için yararlı hâle getirmiş olursunuz. Stresten uzaklaşmak, insanı ve dünyayı doğru yorumlamakla mümkün olur. Bunu yapmanın yolu insanın ve dünyanın yaratılış gayesini iyi bilmekten geçer. Doğru bakan ve doğru yorumlayan insan en az stresle yaşayan insandır. Üt. H. Sefye STRESSİZ YAŞAMAYI ÖĞRENİN Stresle başa çıkma yolları Çağımızın en önemli problemlerinden birisi olarak gösterilen stresten uzaklaşma, daha az bir stresle yaşamayla mümkün olabilir mi? Bu soru günümüzde stres içinde yaşayan her insanın en önemli meselesidir. Özellikle de çalışma, gayret ve başarı beklentisi içinde günlerini geçiren bir öğrenci için de önem kazanan bir husustur. Stresten uzaklaşmak, en azından daha az stresle yaşamak veya stresle birlikte yaşamayı sürdürmek mümkündür. KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 69 Bunları ana hatlarıyla şöyle sıralayalım: 1- Kişi kendini tanımalı, bilmeli, başka bir ifadeyle kendini keşfetmelidir. Daha az stresle yaşamanın en önemli adımlarından birisi, kişinin kendi sınırlarını ve gücünü tanımasıdır. Sınırlarını tanımayan insanı birçok tehlike beklemektedir. Çünkü stres, kişinin psikolojik ve biyolojik gücünü zorlamasıyla ortaya çıkar. Daha çok da dış şartlardan değil, iç şartlardan kaynaklanır. İnsanın sınırlarını ve gücünü tanımaması ve beklenti düzeyini çok yüksek tutması, iç gerginliği arttırır ve stres yükünü fazlalaştırır. Kişi, hayatı kapasitesi kadar sırtlamak, olaylara çözeceği veya sıyrılacağı kadar bulaşmalı, hedefi ulaşacağı yere koymalıdır. 2- İnsanın, hayatında karşılaştığı olayları doğru değerlendirmeyi, geniş açıdan bakmayı, hoş karşılamayı öğrenmesi lâzımdır. Her olayın mutlaka güzel bir yanı bulunabilir. Her olaydan iyi dersler almak her zaman mümkündür. Ancak olaylara hep dar açıdan bakmak, üzüntü ve acı yönleri görmek, sıkıntı verecek yorumlar getirmek stresi arttırır, kişiyi hayattan bıktırır. Unutulmamalıdır ki; "Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen de hayatından lezzet alır." 3- Kişi kendisiyle, ailesiyle, toplumla ve dünyasıyla barışık yaşamalıdır. Kendisine ve çevresine düşman olan bir kişi dost kazanamaz. Yalnızca içindeki ve çevresindeki düşmanları büyütür ve arttırır. 70 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM İnsan kendisiyle ve çevresiyle barışık değilse, görme ve düşünme açısı normal değildir. Kendi iç dünyasında kaybolmuş, psikolojik sıkıntılarından kurtulamamış, iç dengesini kuramamış ve bir türlü kendisiyle barışamamış olan bir kişinin düşünce yapısı, dünya görüşü, bakış açısı ve değerlendirme teknikleri eksik ve hatalı demektir. Bu kişi ne yapabilir? Cevap çok basittir. Kendisiyle barışmalıdır. Kendisiyle barışan bir insan çevresiyle çok çabuk kaynaşır ve bütünleşir. İnsan kendisiyle barışmak için, kendisini sık sık imtihandan geçirmeli, görüşüne değer verdiği dostlarının eleştirilerine kulak vermelidir. Kendisiyle ilgili ortaya çıkan eksiklikleri ise, telâfi etme yoluna gitmelidir. 4- Hayatınızı, amacınız ve hedefinizle bütünleştirmelisi-niz. Eğer bir yere varmak istiyorsanız, bazı beklentileri elde etmek istiyorsanız, hayatınız, düşünceniz ve amacınız bir bütünlük oluşturmalıdır. Eğer anlayışınız davranışlarınızla, davranışlarınız ise amacınızla uyuşmuyorsa beklediğiniz kazanca, hayattaki beklentilerinize asla ulaşamazsınız. Düşünceniz, konuşmanız, davranışlarınız ve amacınız uyumlu ve koordinasyon içinde olmalıdır. 5- İnsan, dünyaya ve çevresindeki insanlara, kafasında oluşan saplantı ve düşünce kalıplarıyla bakmamalıdır. İnsan ilişkilerinde ve olayları yorumlamada esnek ve rahat olmalıdır. Kişileri kendi penceresinden görme alışkanlığı, insana sürekli olarak stres verir. Çünkü hiç kimseyi, görmek istediği KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM 71 "»f7 şekilde göremeyecektir. Kişi, farklı insanlarla farklı düşüncelerle ve farklı davranışlarla yaşamayı öğrenmelidir. 6- İstemediğiniz ve o an için sıkıntı veren bir işle karşılaştığınız zaman bunu ertelemeyin. Hemen üstüne gidin, yapın ve bitirin. Böylece hem gecikmenin getireceği, hem de o işi üzerinizde taşımanın getireceği stresten kurtulmuş olursunuz. Unutmayın ki, mutluluk yolunda en önemli adım, iradenizin dışındaki şeylere üzülmekten vazgeçmekle atılır. 7- İnsanların bazıları, stres yapan olayların etkisinden uzaklaşmak için alkol veya ilâç almak yolunu tercih ediyor. Âdeta, sinir bozucu olayların, aile sorunlarının, ekonomik sıkıntının, korku, yalnızlık ve iş gerilimi gibi hadiselerin ardından alkol alma âdet hâline geliyor. İlâç ve alkol problemleri olan insanlar rahatlamaya teşebbüs eder, fakat sonuçta alkol ve ilâçlarla dolu bir şişeye dönüşerek, ilâç müptelâsı, uygun şekilde nasıl rahatlayacağını öğrenmekten ziyade, ilâçların rahatlatacağına inanır. O, problemlere yanlış bir şekilde karşı koyar. İlâca itimat, ilâç alışkanlığını geliştirerek bir yığın başka hastalıklara yol açar ve stresi ortaya çıkarır. İlâç kullanıcısı, bir kısır döngü içine düşer. Stresle başa çıkmak için daha fazla ilâç kullanır. Ve bu kullanım gittikçe daha fazla stresle kamçılanır. Artık kişi öyle hâle gelir ki, stresten kurtulmak için, alkol stresine yakalanır. Alkol stresi ise, normal hayat stresinden daha tehlikelidir. 8- Stresli şahıs çoğu zaman bu gerçeği kabul edemez. O kendi aklında problemlerinin oranını büyütür. Zorlukların içine öylesine saplanır ki, gerçek ve hayali birbirinden ayıramaz. Kişinin problemleri gerçek ve ciddî olabilir; bozul- muş bir evlilik, işsizlik, parasızlık ve hasta bir çocuk gibi sorunlara sahip olabilir. Fakat âdeta felç oluncaya kadar bunlara saplanma çözüm getirmez. Çözümler, akıl öğüdü ve hayatın kontrol altına alınmasını gerektiren duygusal olgunluktan gelir. 9- Kitap okuma, yazı çalışmaları, spor yapma, temiz havada gezinti, düzenli egzersizler ve seyahat etme stresin azaltılmasında önemli rol oynar. Devamlı yüksek ses, ahenksiz gürültü, kötü şeylerle zihnin yorulması stresi arttıran önemli nedenlerdir. 10- Kişideki inanç ve ahlâk gücünün etkili olması ve moral değerlerinin hayatla bütünleşmesi, stresi azaltan diğer bir önemli husustur. Kişinin stresle başa çıkmasında moral değerleri önemli bir rol oynar. Özellikle dinî telkinlerin bütüncül bir anlayışa ittiği ve koruyucu bir şemsiye rolü gördüğü bilinmektedir. (Yılmaz, 1998:41) İslâm, insanın içinde yaşadığı her şeyin bir Yaratıcı tarafından yaratıldığını öngörmektedir. Böylece tesadüf, başıbozukluk gitmekte; belli bir ilim, irade ve kudretle iş yapma fiili ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede her canlı ve cansızın vazifeli olduğu kendi iç güdülerine göre yaşayamayacağı ortaya çıkmaktadır. Evrenin kendi kendine olduğunu kabul eden ve kendi ekseninde yaşayan insanın stresle başa çıkması zordur. Fanatizmden ve taassuptan arınmış gerçek insan; cereyan eden olayların görünen cephesine değil, ardındaki hikmetlere bakar. Güzel görür, güzel düşünür, hayatından lezzet alır. 72 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 73 "Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler" der. Her şeyi kendine dert edinmez. Dünyanın gamını, kasavetim sırtına bindirmez. Stresten uzaklaşmak ve kurtulmak, günümüz insanının önemli bir problemi durumundadır. İnsanın önce kendini, sonra sıkıntı veren olayı tanımadan ve iradesini kullanarak yeneceğine inanmadan stresten kurtulması çok güç olur. 74 • KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM Amerikan Cumhurbaşkanlarından Abraham Lincoln'in, düşmanları hakkında kullandığı yumuşak dil, dostlarının tepkisini çekmişti." Neden onları yok etmek dururken, böyle okşuyorsunuz?" Lincoln 'in cevabı çok manidardır: "Düşmanlarımı kendime dost etmek/e, zaten onları yok etmiş oluyorum." B. A. Se«ccft DOSTLUK KURMANIN İNCELİKLERİNİ BİLİN İnsanlarla iyi diyalog kurmak, dostluklar oluşturmak, kin ve nefreti kaldırmak ve sulh içinde yaşamak, her insanın idealidir. Ama bu arzu çok zaman gerçekleşemez. Bunun nedeni, hem kişiden, hem de karşı taraftan kaynaklanıyor olabilir. Ancak, kişi, dostluk ve iyi niyet adına kendine düşeni yaptığı zaman, amacına büyük ölçüde kavuşacaktır. Peki nasıl başaracaktır? Bunu bir misalle açıklayalım: Yazdığım bir yazıyı, son derece yanlış yorumlayan ve yanlış değerlendiren, tanımadığım bir meslektaşım beni telefonla aradı. KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 75 Üslûbu son derece sert, ağır ithamlara dolu ve kırıcı idi. Kavgacı bir ses tonuyla, bana cevap hakkı bile tanımadan bağırıp çağırdı. Sabırla dinlemek zorunda kaldım. Söyleyeceklerini söyledikten sonra, yelkenleri indi, bir derece yumuşadı. Ona ilk sözüm şu olmuştu: — Sizin gibi tanınmış ve kıymetli bir insan beni muhatap kabul ettiği için çok teşekkür ederim. Binlerce okuyucusu olan bir yazar tarafından adam yerine konulmak, son derece onur verici. Birden sustu. Bu iltifatın altındaki iğneleme canını yakmıştı. Devam ettim. — Gözümde çok büyüttüğüm ve çok büyük bir hayranlık duyduğum sizin gibi bir insandan, size yakışır bir üslûp ve yaklaşım beklerdim. Kafamdaki ve gönlümdeki kadar ağır olmadığınıza çok üzüldüm. — Ama bunları söylemek zorundaydım. — Bu eleştirilerinizi kırmadan ve dökmeden söylemenizi beklerdim. Konunun doğrusunu anlattım. Beni sessizce dinledi. Telefonu kapatırken de: "Bunları duyduğuma çok sevindim", demişti. "Galiba bir hata yaptım, özür dilerim." Bu kıymetli meslektaşım, bugün değerli dostlardan birisidir. İnsanlarla iyi diyalog kurarak, onların dostluğunu kazanmak ve onların gönüllerine girmek, Tabiî ki bir uzmanlık 76 • KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM işidir. Bunun için insan özel bir çalışma ve çaba göstermelidir. s Bunlar nelerdir? 1. Toplum içinde saygın, itibarlı ve dost canlısı insanları izleyin, onların nasıl başarılı olduklarını araştırın. Elde ettiğiniz sonuçları, hayatınıza uygulamaya çalışın. 2. ibadetlerinizi ve kulluk görevinizi eksiksiz sürdürün. Çünkü kulluk görevi, insanın zararlı yönlerini yontar, faydalı yönlerini artırır ve olgunlaştım. 3. Diyalog, dostluk, başarı ve başarılı kişiler üzerine yazılmış kitapları okuyun. Onlardan gerekli dersleri alın. 4. Faydalı komşu ve iyi bir çevre edinin. 5. Kibar ve nazik olun. Temizliğe dikkat edin ve özenli giyinin. 6. Çevredeki insanlara gülümseyin, selâm verin ve iltifat edin. Çünkü, her insan iltifattan hoşlanır. 7. İnsanları mecbur kalmadan eleştirmeyin. Eğer eleştirmek zorundaysanız, önce iyi yanlarını övün, sonra da kibarca eleştirisini yapın. 8. Dostlarınızı, özel gün ve gecelerde arayın, ziyaretlerine gidin. Onların sizi aramasını beklemeyin. 9. Dostlarınıza hediye verin. Hediye gönüllerde yankı bulur. Onlardan size gelen en küçük hediyeye de, değer verdiğinizi gösterin. 10. Muhatabının seviyesine uygun konuşun. Anladığı dili kullanın. Yoksa yanlış anlar ve yanlış değerlendirmede bulunur. 11. Birisiyle konuşurken, karşınızdakinin sözünü kesmeyin. Bu ona karşı bir saygısızlık olur. KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 77 12. Bir dostunuzla sohbet ederken başka bir yere bakmayın, başka bir şeyle meşgul olmayın. Bu davranışınız ona az değer verdiğinizi ima eder. 13. Dostlarınızla münakaşa etmeyin. Unutmayınız ki, hiçbir münakaşanın galibi yoktur. 14. Konuşurken "rica ederim, lütfen, teşekkür ederim, çok naziksiniz, memnun oldum" gibi kulağa hoş gelen ve insanı memnun eden kelimeleri sık sık kullanın. Bu kibarlığınızı ve beyefendiliğinizi gösterir. 15. Sözünüzde mutlaka durun. Güvenilir bir insan olduğunuzu başka türlü gösteremezsiniz. 16. Vaatlerinizi mutlaka yerine getirin. Aksi halde dostlarınızın güvenini yitirirsiniz. 17. Size nasıl davranılmasını istiyorsanız, başkalarına öyle davranın. 18. Kusursuz dost, kusursuz evlât, kusursuz eş aramayın. Çevrenizdeki bu insanların kusurlarını gördüğünüzde onları bütün bütün dışlamayın. Nasıl kendinizi "kusurlarınızla, eksiklerinizle" kabulleniyorsanız, çevrenizdeki o insanları da oldukları gibi kabullenin. 19. Dostlarınızın arkasından konuşmayın. 20. İyi günde sadece davete icabet eden, fakat kötü günde davetsiz gelen gerçek dostlar edinin. 21. Dostluğun gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirin. Onlardan biri de, dostunun hatalarını uygun bir üslûpla söyleme cesaretine sahip olmaktır. Çünkü kusuru kendine söylenmeyen insan, ayıbını hüner sanır. 22. Dost ve arkadaşlarınızla olan ilişkilerinizde şakanın dozunu çok iyi ayarlayın. Çünkü şaka ile çok arkadaş kaybedilmiş, fakat tek bir arkadaş edinildiği görülmemiştir. 78 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM 23. Ara sıra telefon rehberinizi gözden geçirin. Çoktandır aramayı unuttuğunuz dostlarınızın sesini duyun, gönüllerini alın, muhabbetinizi pekiştirerek eski dostlukları tazeleyin. 24. Her şeyi usulüne uygun yapmayı öğrenin. Dostunuzun alnındaki sineği yok etmek için balta kullanmaya kalkmayın. 25. İki dostunuzun arasındaki ihtilaflı bir meselede aracılık etmeye kalkmayın. Çünkü iki dostu arasında aracılık yapan, birini kaybetmeyi göze almış demektir. 26. Her sırrınızı dostunuza söylemeyin, günün birinde, düşmanınız olmayacağını nereden bilebilirsiniz? 27. İnsanların, dünya ve hayat hakkında düşüncelerini ileri sürerlerken, karakterlerini de ortaya koyduklarını bilin ve oluşturacağınız dost çevreniz için bu süzgeci kullanmayı ihmal etmeyin. 28. Yeni dostlar edinin, ama eskilerinin de kıymetini bilin. 29. Dostlarınızla yolda karşılaştığınız zaman, ilk selâm veren siz olun. 30. Dost ve arkadaşınızın ayıplarını görünce ihtar edenlerden olun, ifşa edenlerden değil... 31. "Bana arkadaşını söyle senin nasıl biri olduğunu söyleyeyim." sözü ne kadar doğru. Bundan dolayı, sizin bir anlamda geleceğinizi belirleyecek arkadaşlarınızı seçerken dikkatli olun. Unutmayın, aktarla arkadaşlık eden gül yağı, kasapla arkadaşlık eden iç yağı kokar. 32. Dostuna da düşmanına da yardım elinizi uzatın. Çünkü o zaman, dostunuzla daha yakın, daha samimî bir dost, düşmanınızla da dost olursunuz. KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM 79 33. Hatasız dost aramayın. Hatasız dost arayan dostsuz kalır. Toplumun içinde güvenilen, itibar edilen, sevilen ve sayılan bir insan olmak, hiç de zor değildir. Yeter ki, niyet edilsin, bunun için de çaba gösterilsin. Unutulmaması gerekir ki, uzatılan her dostluk eli sıkılır, her dostluk kalbi ve dostluk gönlü baş tacı edilir. 80 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM Merak, ilmin hocasıdır. Huiie-i Şantiye NELERİ MERAK ETMELİSİNİZ? İnsanın en kuvvetli duygularından biri meraktır. Çünkü bilmediğimiz şeyleri, bu duygumuzun hareketlenmesiyle öğreniriz. Merak ettiğimiz her konuyu araştırırız. Böylece kendimizi, etrafımızı, dünyayı ve içindeki her çeşit varlıkları daha iyi tanırız. Öğrendiğimiz her yeni bilgi bize yeni sorular getirir. Öğrendikçe, bilmediğimizi daha iyi anlarız. Böylece, önümüze sonu olmayan bir gelişme yolu açılır. Zira öğrendiğimiz her yeni bilgi şahsiyetimize yeni değerler kazandırır, hayatımıza istikamet verir. Ne var ki, merakımızı her zaman yerli yerince kullanabildiğimiz pek söylenemez. Ne dünyamıza, ne da ahireti-mize faydası olmayacak pek çok merakımız vardır. Bu meraklarımız, çoğu zaman hayat sermayemizi boşa harcama- KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 81 mızı sonuç vermekten başka bir işe yaramaz. Çünkü, asrımızda, merakı asıl hedefinden saptıran konuların alabildiğine yaygınlaştığına şahit olmaktayız. Halbuki, merak duygusunun insana veriliş amacı, dünya hayatının lüzumsuz işleri değildir. İnsanların her şeyden önce, varlığın ve hayatın temel meselelerini merak etmeleri lâzımdır. "Ben kimim? Nereden geliyorum? Nereye gidiyorum? Burada işim ne?" gibi hayatın asıl konularına inmeleri lâzımdır. Biri gelip bize dese: "Bana malının yarısını ver, karşılığında şu andan itibaren, öleceğin dakikaya kadar başına gelecek hadiseleri doğru olarak haber vereyim." Böyle bir şey mümkün olsaydı ve o zatın gerçekten doğru söylediğine samimî bir şekilde inansa idik, herhalde merakımızı gidermek için malımızın yansını, hatta belki de tamamını ona verecektik. Ne için? Hayatımızın bundan sonraki devrelerinde olup bitecekleri öğrenmek için. Peki, ya ölümden sonraki geleceğimiz hakkında en doğru haberleri bize getiren Resulullah'ın (a.s.m.) sözlerini niçin merak etmiyoruz? "Halbuki Hz. Peygamber, öyle bir istikbalden haber veriyor ki, şu dünyevî istikbal ona nispeten bir katre serap hükmündedir. Hem öyle, bir saadetten pek ciddî olarak haber veriyor ki, bütün dünya saadeti ona nispeten bir berk-i zailin (bir anda yanıp sönen bir şimşeğin) bir şems-i sermede (sönmeyen güneşe) nispeti gibidir." (Nursi, 1979: 222) Gerçekten insanoğlu tuhaftır. Küçük ve belki de çoğu zaman hiç kimseye bir fayda sağlamayacak bir merakı için, en tehlikeli maceralara atılmaktadır, ancak, geleceğini ve saadetini alâkadar eden haberlere kulak asmamaktadır. 82 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM l Evet neden insanlar ebedî hayatlarını ilgilendiren bu çok önemli meseleleri merak etmiyorlar? Aktüalite ve genel kültür adı altında en akla gelmedik lüzumsuz konuları merakla takip ediyorlar? Sanki bütün hayatî meselelerini halletmiş gibi, kendilerini en az alâkadar etmesi gereken konulara büyük bir dikkatle yöneliyorlar? Bununla elde etmeyi umdukları ciddî bir kazanç söz konusu olabilir mi? Öyle görünüyor ki, bütün bu ve benzeri suallerin cevapları yine kendi içlerinde gizlidir. Şu halde, asıl merak edilmesi gereken konuların dikkatle düşünülüp takip edilmesi, inşam ister istemez ciddî bazı me-s'uliyetlerle karşı karşıya getirecektir. Çünkü, kim olduğunu, buradaki görevinin ne olduğunu düşünen insan, sonuçta birtakım kulluk yükümlülüklerini omuzlamak durumunda kalacaktır. İrade zaafı sebebiyle bu görevlerini yerine geti-remeyince, vicdanî bir huzursuzluk baş gösterecektir. İşte o zaman da "iptal-i his" yani hislerin uyuşturulması olarak nitelendirilen geçici zevk ve alışkanlıklara başvurulacak ve insan bir müddet bunlarla kendisini oyalayacaktır. Böylece kişi o huzursuzluğu bastırdığını zannedecek, ama bu tesellinin kabir kapısında hiçbir işe yaramadığını görecektir. Ne yazık ki, o zaman da iş işten geçmiş olacaktır. Merakın verilişindeki asıl maksat, insanı Rabbine ulaştırmada itici bir kuvvet olması içindir. İnsan bu hissinden istifade ederek sualler soracak, o suallerin cevabını arayacak ve şanı yüce Yaratıcı'sımn irşatları ışığında, bulduğu cevaplar doğrultusunda hayatım tanzim ederek İlâhî rızaya uygun bir hâle girecektir. İnsan bu maksat için kendisine verilen merak duygusunu, gayesine uygun olarak kullanmak durumundadır. KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM • 83 Bu, insanın başka mevzulara, ilimlere, aktüel olaylara, siyasî gelişmelere ve kültürel faaliyetlere ilgi duymamasını gerektirmez. İnsan elbette ilgi duyduğu ilimleri merakla öğrenecektir. Elbette günlük olayları takip edecektir. Elbette içinde yaşadığı dünyadan haberdar olacaktır. Ama bütün bunları yaparken daima göz önünde tutacağı esas, yine dünyada bulunuş gayesi olacaktır. Diğer meraklanyla bu temel maksat arasında mutlaka irtibat arayıp bulacaktır. Böylece, meselâ gazete okuyup bir mevzuu araştırırken veya seyahat ederken de Allah'ın rızasına uygun hareket etmiş olacaktır. Yeter ki, niyet yine Allah'ın rızasını elde etmek olsun. 84 KENDİMİZİ NASIL YETİŞTİRELİM Toplumda saygı duyulan ve itibar edilen insanlar "saygın" insanlardır. Saygın insan olmanın yolları ise; saygı, sevgi ve hoşgörü dolu bir kalpten geçer. S