|
|
OKUL BAŞARISI ’ndan HAYAT BAŞARISI’na
Yazar: Doç. Dr. İlhan KASATURA
Yayınevi: Altın Kitaplar Yayınevi
1-Giriş
Yazar kitabına yapmış olduğu bir otobüs yolculuğunda
yanındaki ve otobüsteki bazı ailelerle olan konuşmaları ile başlıyor. Bu
konuşmalar okul ve hayat başarısı üzerine. Devamında yazar 1970 yılında
yapmış olduğu bir anketi ve 20 yıl sonrasını anlatıyor.
1970 yılında 15-18 yaşlarında 258 lise öğrencisini içeren
bir anket yapılmış. 20 yıl sonra bu öğrencileri yazar araştırmış ve 32
kişiyle okulun geleneksel çay gününde tekrar bir araya gelip görüşmüş.
Olaylar 20 kişilik bir grup arasında geçiyor. Anket sonuçları 1970 yılında
144 ve 1990 yılında ise 32 kişi üzerinden değerlendirilmeye alınmış. Sonuçlar
rakam olarak ifade edilmiş. % olarak ifadesini kendim yaptım. Seçilen adaylar
belirli bir sosyal yaşam düzeyinde.
Elde edilen sonuçlar gerçekleri yansıtma yönünden isabetli.
Sonuçlara ilişkin yazarın önerileri ve çözümleri gerçekçi görünüyor. Uygulanabilir
bir his uyandırıyor. Anket sonuçlarında genel olarak iki konu ele alınmış.
Öğrencinin okul başarısı ve okul sonrasındaki hayat başarısı. Okul hayatında
başarılı öğrenciler ve başarısız öğrencilerin bu durumlarını sağlayan
sonuçlar anketlerde ele alınarak araştırılmış. Başarı ve başarısızlık üzerine
öğretmen görüşleri alınmış. Başarı -başarısızlık üzerinde öğretmenin rolü
anlatılmış. Öğretmenlerin sorunları dile getirilmiş. Zeka durumu, aile
ilişkileri, arkadaş ilişkileri ve çevrenin başarı ve başarısızlıktaki rolü
araştırılmış.
20 yıl sonra bazı adayların bazı görüşleri:
“Çağdaş yönetici bir ekip çalışmasını gerçekleştirebilen,
varılmak istenilen hedefler doğrultusunda işleri organize ederek, en verimli
sonuçların alınmasını sağlayan kişidir. Ancak tümüyle kendi görüşlerini
uygulamaya koyması, yatay ve dikey etkileşim ile bilgi alışverişini önler. Bu
nedenle iyi performans ve yaratıcılık gösteren kişilerin ödüllendirilmesi ve
görüşlerine yer verilmesinden yanayım. Bazı şirketlerde toplantılarda
gözlediğim şey, üst düzey yöneticilerin astlarına hiçbir yaratıcılık şansı
tanımadıklarıdır.”
“İnsanın başkaları üzerinde bıraktığı etkileri bilmesi bence
başarılı olabilmek için atılacak en önemli adımlardan biri.”
2- Yirmi Yıl Sonra Yapılan Anket Sonuçları Ve İçeriği:
AİLE HAYATI BAŞARISI:
- Aile içi ilişkilerin iyi olması; rahat iletişim
kurabilme
- Sevgi ve saygı ortamı
- Paylaşabilme özellikleri
- Birbirlerine destek olabilme, dayanışma
- Güven duymak
- Birlikte olmaktan mutluluk duymak
SOSYAL HAYAT BAŞARISI:
- Toplum içinde geçerli bir mesleği ve yeri olmak
- Arkadaş ilişkilerinde aranılan bir kişi olmak.
- En az iki kuruluş veya grubun üyesi olmak.
- Ekonomik olarak rahat geçinme standartlarına sahip
olmak.
- Kültürel etkinliklere katılmaktan zevk duymak ve aktif
olarak yaşamak.
İŞ HAYATI BAŞARISI:
- İşinde yerini bulmuş olduğuna inanmak
- Kendisine ihtiyaç duyulan bir kişi olduğunu kabul
etmek.
- İşyerinde astları ve üstleriyle iyi geçinmek.
- İşinde kendi bireysel yaratıcılıklarını da gösterebilme
şansını bulmak.
Başkalarına ters düştüğü durumlarda bile kendisini ifade
edebilecek cesarette olmak.
1970 Yılında Okulda Başarılı Ve Başarısız Öğrencilerin 1990
Yılındaki Hayat Başarılarının Görünümleri
Toplam 32 Kişi
|
|
Okulda
|
Başarılı
|
Öğrenciler
|
Okulda
|
Başarısız
|
Öğrenciler
|
|
Ba?ary
Durumu Değerlendirme
|
Aile
hayatında
|
Sosyal
hayatında
|
İş
hayatında
|
Aile
hayatında
|
Sosyal
hayatında
|
İş
hayatında
|
|
Kendisi
|
% 62,5
|
% 78
|
% 65,5
|
% 56
|
% 53
|
% 53
|
|
Ailesi
|
% 53
|
% 59
|
% 78
|
% 69
|
% 63,5
|
% 56
|
|
Arkada?lary
|
% 81
|
% 87,5
|
% 84
|
% 62,5
|
% 69
|
% 40,5
|
Tablo - 1
Hayat başarısı gösteremeyen kişiler 1990 yılından geriye
dönük olarak yaptıkları değerlendirmede kendilerini başarılı olmaktan
alıkoyan nedenleri şöyle göstermişlerdir.
- Başarılı olmak için hırslarının bulunmaması.
Kendilerine ortalama bir hayatın yetmesi
- Kendilerine destek olabilecek kişilerin bulunmaması,
gidebilecekleri yönü kendi kendilerine çizememek.
- Kendilerine yeteri derecede güvenmedikleri için görüş
ve düşüncelerini ortaya koyamamak.
- Günlük streslere tahammül edememek.
- Kendileri için önemli kayıpları yaşamak.
- Zamanın farkında olmadan akıp gitmesi
- Olaylar ve kişiler hakkında hep olumsuz düşünmeye
koşullandırılmış olmak.
- Zekasına işlerlik kazandırmayı öğrenmemiş olmak.
- İnsan ilişkilerinde başarısızlığa uğradıkları için
gereken atılımları yapamamak.
- Kendilerini mutlu hissetmemek.
- Mutlu olmadıkları halde etrafa mutluluk oyunu
oynamaktan yorgunluk duymak.
- Kendilerini sevmemek.
- Psikolojik olarak kendilerini güçlü görmemek.
3- Başarının Hammaddeleri: Zeka Ve Kişilik Özellikleri
Okulda başarısız öğrenciler için ilk akla gelen neden,
başarılı olmak için zekalarının yeterli olup olmadığıdır. Oysa ilkokulu
normal koşullarda başarılı bir şekilde bitirmeye yeten zeka, orta öğrenim,
hatta yüksek öğrenim için bile yeterlidir. Okulda başarısızlık, zeka
faktöründen çok, zekaya işlerlik kazandıramayan etkisiz bir eğitimden
kaynaklanmaktadır.
Bir başka deyişle, zekanın hammaddesine işlerlik
kazandıracak olan, çevredeki etkileşimlerdir. Öğrenilen yeni kavramları yeni
durumlara uygulayabilmek, yani zekaya kıvraklık kazandırabilmek sürekli
işleme ve eğitimle gelişir. İleri derecede eğitim eksikliği, ekonomik ve
coğrafi nedenler, zeka potansiyelinin gelişmesini engelleyerek, zekaya
yeterli düzeyin altında bir görünüm verebilir.
4-Duygusal Sorunlar Zekice Davranışları Engelleyebiliyor
Ailelerin çocuklarıyla yeterince ilgilenememeleri, aile
içinde yaşanan huzursuzluklar öğrencinin zekasını olumsuz yönde etkileyerek,
geçici bir süre için de olsa zekaya işlerliğini kaybettirebilir. Çevreyle iyi
bir uyum içersinde olmak ise zekayı daha verimli hale getirebilir. Bireyin
heyecansal olarak dengeli ve uyumlu bir kişiliğe sahip olması, zeka
özelliklerini olumlu bir şekilde yönlendirir. Bu nedenle daha önce çok iyi
uyum ve belirli bir potansiyel gösteren öğrencilerin birden bire başarısız,
dikkatsiz hale gelmelerinde bazı duygusal nedenler araştırılmalıdır.
Ergenlik çağında zekalarına duygularıyla yön vermeye alışmış
olan bireyler, bu konuda eğitilmezlerse, daha sonraki yaşamlarında
zekalarından istenildiği ölçüde yararlanamazlar. Bireyin duygusal sorunların
yüklülüğüne rağmen, zekasıyla yönünü bulabilmesi zeka düzeyinin ortalamanın
üzerinde olması gerekmektedir. Ortalama zeka özelliklerine sahip olan
bireyler, duygusal sorunlarla karşılaştıklarında gerilemektedirler.
5- Başarı İçin Zeka Kişilikle Bağdaşmalıdır
Başarılı ve başarısız öğrencileri seçerken, zeka belirleyen
ölçütleri göz önüne alarak, onların hepsinin liseyi, hatta üniversiteyi
bitirmeye yeten bir zeka düzeyine sahip oldukları varsayımıyla hareket ettik.
Bunun için de araştırmaya aldığımız öğrencilerin tümüne WAIS ZEKA TESTİ SÖZEL
BÖLÜMÜ nü uyguladık.(el maharetlerini içermeyen bölüm)
- Genel bilgi
- Muhakeme
- Aritmetik yetenekleri
- Dikkati odaklaştırabilme yeteneği
- Kavramlar arasındaki ilişkiyi araştırarak, soyut
düşüncenin ne kadar gelişmiş olduğunu gösteren bölüm.
- Bellek işlevleri
Tablo - 1 incelendiğinde başarılı ve başarısız olmak üzere
iki ana gruba ayırdığımız öğrencilerin zeka bölümleri bakımından anlamlı
faklılıkları bulunmadı. Başarılı öğrenciler sadece başarısız öğrencilere göre
daha yüksek puan aldılar. Zeka yönünden 20 yıl sonra yapılan araştırma,
ortaya anlamlı bir farklılık koymamıştır.
6 -Önemli Olan, Kişinin Zeka Özelliklerini Bilmesidir
Kuşkusuz, zeka bölümünden söz ederken, zeka bölümünü
oluşturan faktörlerin hangisinin başarıda daha fazla etken olduğunu
söyleyebilmek pratik hayatta pek kolay olmaz. Günlük yaşamda biliriz ki, uzun
zaman gitmediğimiz bir çevrede, adımızla hitap edilmesi, unutulmadığımızı
göstermesi bakımından bizi memnun eder, hatırlayanlara da olumlu puan
kazandırır.
Birey başarı kazanabilmek için kendi zekasının özelliklerini
bilmek zorundadır. Örneğin bir politikacı, bir avukat el maharetlerini
geliştirmese de olabilir. Ama konuşma yeteneklerini ve topluluklara
ulaşabilme yetilerini geliştirmek zorundadır.. ... gibi. Gençlik dönemindeki
yetenekler daha sonraki yıllarda anlamlı bazı değişikliğe uğramamaktadır.
Yani kişi zeka yetenekleri bakımından gençliğinde neyse, orta yaşlılığında da
odur. Ancak kendilerini geliştirmek için sürekli çaba harcayan bireyler
düşünce ve davranış esnekliği kazandığından, varolan zeka potansiyeli daha
verimli hale gelmektedir.
- Ailelerle, Başarılı Ve Başarısız Öğrencilerin Mizaç
Özellikleri
|
Aileye
göre başarılı öğrenci
|
Aileye
göre başarısız öğrenci
|
Başarılı
öğrenciye göre aile
|
Başarısız
öğrenciye göre aile
|
|
Neşeli
Kolay uyar
Hırçın
Sosyal, girişken
Mantıklı
İyimser
|
Durgun
Uysal
Öfkeli
Uyumsuz, çekingen
Duygusal
Kötümser
|
Neşeli
Sosyal
Koruyucu
Arkadaşça
İyimser
İşbirlikçi
|
Huysuz
Sosyal olmayan
Koruyucu
Arkadaşça olmayan
Kötümser
Anlayışsız
|
Tablo - 2
8 - Benzerliğin Nedeni: Özdeşleşme
Çocuk geliştikçe anne baba davranışlarına benzeyen birçok
özellik kazanmaya başlar. Bazen genç bir çocukla anne babanın yürüyüşleri,
jestleri ve konuşma tarzlarındaki benzerlik o kadar çarpıcıdır ki, çocuğun
anne babayla tam özdeşleştiği düşünülür. Örneğin, çocuklar anne babalarını
her konuda taklit etmezler. Bir genç, annesinin sosyal davranışlarını, mizah
anlayışını taklit edebilir; ahlak değerlerini benimseyebilir. Anne baba
çocuğun ilk ve en sık olarak ilişki kurduğu kişiler olduğu için özdeşleşme
kaynağı onlardır. “ Bu sebeple ailenin eğitimi ve geleneklerine, kendi örf
-adetlerine bağlı olması çocuğunda bu doğrultuda yetişmesini sağlayacaktır.”
9- Başarılı Öğrenciler Daha Çok Anneye Benziyor
Anne babalarıyla davranış benzerlikleri araştırılan
üniversite öğrencileri mizaç ve eğlenme ilgilerinde karşı cinsle olan
ebeveynle daha çok benzerlik göstermişlerdir. %40 dan fazla erkek çocuk
anneleriyle, aynı oranda kız çocuk da babalarıyla benzerlik göstermişlerdir.
|
|
Başarılı
|
Öğrencilerde
|
Başarısız
|
Öğrencilerde
|
|
Benzeyen
Özellikler
|
Mizaç
|
Eğlenme
ilgileri
|
Mizaç
|
Eğlenme ilgileri
|
|
Sadece babaya
|
% 25
|
% 27
|
% 29
|
% 31
|
|
Her iki ebeveyne
|
% 19
|
% 31
|
% 33
|
% 25
|
|
Sadece anneye
|
% 52
|
% 32
|
% 35
|
% 33
|
|
Hiçbir ebeveyne
|
% 3
|
% 8
|
% 3
|
% 10
|
|
Doğrusu bilinmeyen
|
% 1
|
% 2
|
% -
|
% 1
|
|
TOPLAM
|
% 100
|
% 100
|
% 100
|
% 100
|
Tablo - 3
10- Değer Ölçüleri Ve Tutumlarda Da Tutarlılık Var
Danimarka ve Amerika’da yapılan bir araştırmada, anne ve
ergen tutumları arasında büyük bir benzerlik olduğu göze çarpmıştır. Her iki
ülkede de ergenlerle annelere yöneltilen, “Başarılı olmak ve hayatta
ilerleyebilmek için ne gerekir?” sorusuna aşağıdaki cevaplar alınmıştır.
İki ülke arasındaki farklılıklar anne - çocuk farklılığından
daha önemlidir. Amerikalılar çok çalışmayı, Danimarkalılar ise hoş bir
kişilik ve başkalarıyla beraber olma yeteneğini başarı için birinci planda
görmüşlerdir.
|
Cevaplar
|
Birleşik
Devletlerde
|
Danimarka’da
|
|
|
Ergenler
|
Anneler
|
Ergenler
|
Anneler
|
|
Çok çalışmak
|
% 52
|
% 56
|
% 13
|
% 9
|
|
Hoş bir kişiliği olmak
|
% 22
|
% 17
|
% 43
|
% 50
|
|
Gerekli kişiyi tanımak
|
% 4
|
% 2
|
%12
|
% 10
|
|
Para biriktirmek
|
% 1
|
% 2
|
% 5
|
% 3
|
|
Yüksek öğrenim
|
%18
|
% 22
|
%23
|
% 27
|
|
Özel yetenek
|
% 3
|
% 1
|
% 4
|
% 1
|
|
TOPLAM
|
% 100
|
% 100
|
% 100
|
% 100
|
Tablo - 4
11- Yaşıt Grupların Etkisi Ne Zaman Güçlü Olur
Yaşıt gruplarının en etkili olduğu durumlar, aile ile
eksikliği ve doyurucu olmayan bir ilişki söz konusu olduğu hallerdir.
Özdeşleşme sorunları ergenlik dönemiyle bitmez. Otuz yaşına gelip nasıl olmak
istediğine, hayattan neler beklediğine karar vermemiş kişi pek çoktur.
12- Liderlik Başarılı Öğrencilerin Kişilik Özelliği
Kişiliğin liderlik özellikleri de başarıyla yakından ilgisi
görülen bir olgudur.
- Öğrencinin arkadaşlarını etkileme gücü var mıdır?
- Yoksa sınıfta çok sessiz olarak bir yer işgal eden biri
midir?
- Arkadaşlarının onu lider seçme fikrini ve onayını alma
dereceleri nedir?
- Okuldaki çeşitli organizasyon ve grup faaliyetlerine
katılma oranları nedir*
Liderlik özelliklerinin ortaya koyan bu sorulara göre
başarısız öğrenciler klikler ve mahalle arkadaşlarını, başarılı öğrenciler
ise okuldaki kulüpler ve organizasyonları tercih etmekte, okul
faaliyetlerindeki liderlik görevlerini de çoğunlukla başarılı öğrencilerin
üstlendiği görülür. Liderlik için çoğunlukla başarılı öğrenciler grubunda yer
alan öğrenciler seçilmektedir. Lider olmak, kişileri yönetmek, fazla şeyler
ummak gibi özelliklerde başarısız öğrencilerin değil, başarılı öğrencilerin
beklentileri arasındadır.
- Kişilik Ve Davranışlar Temelde Aile
Tutumlarına
Göre Biçimleniyor
Kişilik özelliklerinin başarı ve başarısızlıkla ilgisi
araştırılırken ilk akla gelen, bu niteliklerin oluşup biçimlenmesinde ana
babanın ne ölçüde rolü olduğudur.
Kendilerine uygulanan disiplin çeşidinin otoriter,
demokratik ve gevşek türden hangisine uyduğunu ve disiplin türü için
düşüncelerini sorduğumuz öğrencilerin büyük çoğunluğu, kendilerine uygulanan
disiplinin otoriter olduğunu, ancak demokratik şekli tercih ettiklerini
söylemişlerdir.
|
Uygulanan
disiplin türü
|
Başarılı
öğrenciler
|
Başarısız
öğrenciler
|
TOPLAM
|
|
Otoriter
|
% 40
|
% 51
|
% 91
|
|
Demokratik
|
% 47
|
% 18
|
% 65
|
|
Gevşek
|
% 13
|
% 31
|
% 44
|
|
TOPLAM
|
%100
|
% 100
|
|
Tablo - 5
14- Başarılı Ve Başarısız Öğrencilerin Zeka Faktörü
Bakımından
20 Yıl Sonraki Görünümleri
|
Wais
|
Başarılı
Öğrenciler
|
Başarısız
Öğrenciler
|
|
Zeka Testi
|
1970 (144 kişi)
|
1990 ( 32 kişi)
|
1970 (144 kişi)
|
1990 (32 kişi)
|
|
Genel
Bilgi
|
|
Yüksek
|
% 31
|
% 44
|
% 14
|
% 25
|
|
Orta
|
% 52
|
% 31
|
% 67
|
% 44
|
|
Düşük
|
% 17
|
% 25
|
% 26
|
% 31
|
|
Muhakeme
|
|
Yüksek
|
%28
|
% 47
|
% 12,5
|
% 25
|
|
Orta
|
% 55,5
|
% 28
|
% 65
|
% 47
|
|
Düşük
|
% 17
|
% 22
|
% 29
|
% 28
|
|
Aritmetik
Yetenek
|
|
Yüksek
|
% 29
|
% 50
|
% 13
|
% 31
|
|
Orta
|
% 53,5
|
% 25
|
% 62,5
|
% 37,5
|
|
Düşük
|
% 17
|
% 25
|
% 24
|
% 25
|
|
Soyut
Düşünce
|
|
Yüksek
|
% 28,5
|
% 56
|
% 13
|
% 50
|
|
Orta
|
% 54
|
% 25
|
% 62,5
|
% 31
|
|
Düşük
|
% 17
|
% 19
|
% 24
|
% 12,5
|
|
Bellek
|
|
Yüksek
|
% 29
|
% 53
|
% 12,5
|
% 37,5
|
|
Orta
|
% 55
|
% 28
|
% 67
|
% 25
|
|
Düşük
|
% 17
|
% 19
|
% 24
|
% 37,5
|
Tablo - 7
- Zeka Faktörü Hayat Başarısı İlişkisi
|
Hayat
Başarısı
|
Zeka
Bölümleri (32 kişi)
|
|
|
Yüksek
|
Orta
|
Düşük
|
|
Aile
Başarısı
|
% 56
|
% 12,5
|
% 31
|
|
İş
Başarısı
|
% 59
|
% 31
|
% 9
|
|
Sosyal
Başarı
|
% 69
|
% 6
|
% 6
|
Tablo - 6
16 - Ne Kadar Ve Nasıl “Sorumluluk” Verelim?
Orta öğretim dönemi ergen için kişiliğinin biçimlendiği bir
evredir. Kişilik gelişimi için çok gerekli olan sorumluluk duygusunun
gelişmesi de bu dönemde son şeklini alır. Sorumluluk duygusuyla başarı
arasında olumlu bir ilişki olduğu gerçektir. Sorumluluğun çeşitli konularda
çok iyi gelişmemiş olması, hayata hazır olmayış, gencin kendini bir boşluk
içinde hissetmesi gibi duyguları da beraberinde getirmektedir.
Anne babanın bu konuda bilinçli davranması yada
önemsememesi, ilgisiz kalması, çocuğun bu duygusunu geliştirebilir veya
körletebilir. Örneğin, çocuğun yaşı için ağır gelebilecek bir sorumluluğun
verilmemesi ve zamanından önce sorumluluktan yıldırılmaması gerekir.
17 - “Değersizlik” İnancı Güvensizlik Doğurur
Araştırmamızda başarılı öğrenciler grubunda oldukları halde,
değersizlik inancı ve güvensizliği bir kişilik özelliği olarak taşıyan
öğrencilere de rastlanmıştır. Bütün öğrencilerin birbirini tanıdığı bir
sınıfta “Eğer lider seçmeniz isteseydi kimi seçerdiniz” sorusuna cevap
olarak; kendini değerlendirme puanı yüksek olanların %47 si 1.derecede lider,
kendini değerlendirme puanı orta olanların % 32 si 2.derecede lider, kendini
değerlendirme puanı zayıf olanların % 15 i lider olarak seçilmiştir.
Kişinin kendini değerlendirme ölçüsünün temeli büyük çapta
ailesinin yetiştirme tarzında yatar. Bu konunun devamında şu başlıklar yer
alıyor.
- Çocuğunuzun arkadaşlarına göstereceğiniz ilgi, ona
değer verdiğinizi gösterir.
- Cezalandırma bile bir ilgidir.
- Kişiliğin değişimine yol açan koşullar.
- Ana baba beklentileri: Ölçüsüz verme isteğinin faturası
18 - Başarı Güdüsünü Yaratan Ya Da Engelleyen Etkenler
Bir ZEN ustası yanında öğrencileriyle birlikte gezinirken,
tilkiden kaçan bir tavşanı gösterir ve şöyle der: “Eski bir hikayeye göre,
tavşanlar tilkilerden daha hızlı koşarlar”
“Hayır” diye itiraz eder bir öğrenci.”Tilkiler daha hızlı
koşarlar”
“Ama tavşan tilkiden kurtulacak “ der bu kez usta.
“Bundan nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?” diye sorar
öğrenci.
“Çünkü tilki sabah kahvaltısı için, tavşan ise canı için
koşuyor “ diye cevap verir ustası.
Birçok psikolog, güdülenmeyi(motivasyonu) davranışı harekete
geçiren ve ona yön veren olgu olarak niteler. Başarı güdüsünün gelişmesinde,
toplumsal çevrenin rolü birçok yazarca anlatılmıştır. Başarı güdüsünün gücü
önce kişinin genel enerji düzeyine bağlıdır. İkincisi, kültürel etkiler, okul
eğitimi ve başarı konusundaki aile değerleriyle ilgidir. Üçüncüsü, bireyde
bağımsızlığı, kendine güveni, kusursuz olma isteğini geliştirecek çocuk
eğitimidir.
Bu konunun devamında şu başlıklar işlenmektedir.
- Ailenin ilgi yada ilgisizliği, ödüllendirme -
cezalandırma
- İhmal edilen çocuğun savunma silahı yoktur.
- Anne babanın davranışlarında tutarlı olmaları
- Anlaşan eşler çocuk eğitimi konusunda da uzlaşıyor
ama...
- Çocuğunuzdan olabileceğinden daha fazlasını istemeyin
19 - Olumsuz Güdülenme İnadına Başararak Kendini Kanıtlama
Övgü ve yapıcı eleştiriler çocuğun başarı güdüsünü harekete
geçirmekte olumlu rol oynarken, kişiliğe yönelen olumsuz eleştiriler,
küçümsemeye yatkın olan ifadeler çocukta bunlara karşı tepki oluşturur.
Kişiliğine yönelmiş olumsuz eleştirilerden rahatsız olan, kendini aptal ve
beceriksiz hissetmeye itilen genç, bu değerlendirmeyi gerçek olarak kabul
ederse, kendine güvenini, dolayısıyla da girişimde bulunma, deneme cesaretini
yitirir. Sonuçta olaylardan kaçmak için “eğer denemezsem başarısızlığa
uğramam” gibi yanlış bir düşünceye kapılabilir. Örneğin, şişman görünüşünden
dolayı çeviklik gerektiren bir uğraşta, “ Sen mi yapacaksın?” diye küçümsenen
genç, kırgınlık ve öfke duygularını biriktirerek hiçbir sosyal etkinliğe
katılma cesaretini gösteremeyebilir.
Çocuğunuzu yola getirmek için kullandığınız kırıcı ve
olumsuz ifadeler o anda kırgınlık ve öfke yaratırken, ileriye yönelik olarak
da öç alma ve kendini kanıtlama şeklinde bir tepki oluşturabilir. Böyle bir
küçümsemeye karşı bu tür bir meydan okumayla tepki vermek, özsaygıyı koruma
çabasından başka bir şey değildir.
20- Ana Babaların Ve Diğer Önemli Kişilerin Umut Ve
Beklentileri
Araştırmamızda liseli öğrenciler ana babalarının
gençliklerinde sahip olamadıkları araba, arkadaşlar, para ve iyi bir eğitim
gibi olanaklara çocuklarının sahip olmasını istediklerini belirtmişlerdir.
Öğrenciler bunların bir kısmını yaparken hoşnutluk duydukları gibi bir
kısmının da altında ezilip kalınca aşağılık duygusuna kapılarak varolma
yeteneklerini de kullanılamaz hale geldiklerini belirtmişlerdir.
Ergenin ilgileri, başarı umma düzeyini iki yönden etkiler:
Birincisi, aspirasyonların hangi alanda gelişeceğini belli eder, ikincisi
başarı umma düzeyini sınırlar.
21- “Amaç Edinme” yi Neler Etkiler
Amaç edinme davranışını etkileyen faktörler şunlardır.
Kültürel idealler, Aile çeşidi ve zeka faktörü.
22- Kendini Gerçekleştirmeye Götüren Davranış Ve Kişilik
Özellikleri
- Hayatı yoğun bir şekilde ve özümleyerek yaşamak
- Güvenilir yollardan çok yeni bazı şeyleri denemek
- Çoğunluğun, otoritenin ve geleneğin sesinden çok,
deneyimlerini geliştirmek için kendi duygularını dinlemek
- Dürüst olmak, oyun oynamaktan ve yapmacıktan kaçınmak
- Düşünceleri çoğunluğa uymadığı zaman sevilmemeye hazır
olmak
- Sorumluluk alabilmek; ne yapmaya karar verirse üzerinde
fazla çalışmak
- Savunma silahlarını tanımaya çalışmak ve onları
bırakabilecek güçte olmak
- Gerçeği olduğu gibi algılamak
- Kendilerini ve başkalarını oldukları gibi kabul etmek
- Düşünce ve davranışlarında içten olmak
- Kendine yönelik olmaktan çok, soruna yönelik olmak
- İyi bir mizah anlayışı olmak
- İleri derecede yaratıcılığı olmak
- İnsanlığın yararıyla ilgili olmak
- Temel yaşam deneyimlerini değerlendirebilecek güçte
olmak
- Birçok kişi yerine birkaç kişiyle doyurucu ilişkiler
kurmak
- Hayata tarafsız açıdan bakmak
23- Ailenin Sosyo - Ekonomik Durumu Öğrencinin Başarısını
Nasıl Etkiliyor?
Öğrencinin sosyo - ekonomik durumu incelenirken, ailenin
gelir düzeyi, anne babanın öğrenim ve meslek durumları, oturdukları evin
bulunduğu yer, içinde kaç kişi yaşadığı gibi değişkenler, geniş anlamıyla
“sosyal sınıf” ı belirlemektedirler. Toplum içinde sosyal sınıf farkları
olmadığı kuramsal olarak ifade ediliyorsa da, kişinin ait olduğu sosyal
sınıf, kişiye sağladığı kolaylıklar ya da engellemelerle çok çeşitli
biçimlerde varlığını göstermektedir.
Bu bölünde yazar konuyu anket sonuçlarıyla da ele alarak
yorumluyor. Devamında şu başlıklar bulunuyor.
- Sosyal sınıfları yaratan, çocukların öğrenme
ortamlarının farklılığıdır.
- Kültürel yoksulluk zeka yetersizliğini andırıyor.
- Sosyal durumu neler belirliyor: a-Oturulan evin
yerleştiği bölge b- Aile reisinin iş konumu c- Aile reisinin okulda
tamamladığı yılların sayısı
- Çalışan anneler iyi örnek oluyor.
Annenin sabahtan akşama kadar çocuğun yanında olması değil,
verilen eğitimin kalitesi önemlidir. Yalnızca ev kadınlığı ve anne rolüyle
yetinmek durumunda olan, hayattan bezmiş kadınlar, çocuklarına düşüncesiz ve
ilgisiz davranmaya daha yatkındırlar.
- Babanızın işini kaybetmesi yada sınıfta kalmanız sizi
nasıl etkiler?
- Aileler gelir düzeylerini nasıl değerlendiriyorlar.
Başarılı Ve Başarısız Öğrencilerin Ailelerinin Öğrenim
Düzeyleri 144 Kişi
|
|
Başarılı
Öğrencilerin
|
Başarısız
Öğrencilerin
|
|
Öğrenim
Düzeyi
|
Anneleri
|
Babaları
|
Anneleri
|
Babaları
|
|
1- Hiç okula gitmemiş
|
% 4
|
% 1,5
|
% 2
|
% 2
|
|
2- İlkokula gitmiş
|
% 10,5
|
% 4
|
% 14
|
% 7
|
|
3- İlkokulu bitirmiş
|
% 14
|
% 14,5
|
% 26
|
% 28
|
|
4- Ortaokul, enstitü ve ya sanat okuluna gitmiş
|
% 17
|
% 7
|
% 14,5
|
% 9
|
|
5- Ortaokul veya dengini bitirmiş
|
% 13
|
% 10,5
|
% 16
|
% 14
|
|
6- Lise veya dengine devam etmiş
|
% 12
|
% 8
|
% 16
|
% 14
|
|
7- Lise veya dengini bitirmiş
|
% 13
|
% 17
|
% 3,5
|
% 13
|
|
8- Üniversite veya yüksek okula devam etmiş
|
% 3,5
|
% 8
|
% 5
|
% 1,5
|
|
9- Üniversite veya yüksek okul bitirmiş
|
% 12,5
|
% 26
|
% 3
|
% 12
|
|
10-Üniversite sonrası eğitim görmüş
|
% --
|
% 3
|
% --
|
% --
|
Tablo - 8
24- Okul Ve Öğretmen Başarısı Da Başarılı Öğrencilerinin
Sayısıyla Ölçülür
Okul faktörü, öğretmenin tutumu ve kişiliğiyle ilgili olarak
hem öğrenci, hem de öğretmene aynı soruları değişik biçimlerde sorarak her
iki tarafın da görüş açısını değerlendirmeye ve eğitim sisteminin okul
başarısı üzerindeki rolünü saptamaya çalıştık.
25- Eğitim: Kişiyi Bilinçli Etkileme
Çok geniş bir kapsamı olan bu konuyu kişiye yapılan bilinçli
bir etkileme olarak kabul edersek, bu etkilemenin amaçlarını da değişik
şekillerde açıklayabiliriz. Şöyle ki:
- Kişide varolan yeteneklerin son sınırına kadar
geliştirilmesine çalışmak
- Kişinin, toplumun ihtiyaç ve koşullarına uygun bir
biçimde etkilenmesi
- Kişinin hayattan en iyi şekilde yararlanmasını sağlamak
(bu amaç, bir başka deyişle, kişinin geçimini sağlamak şeklinde de ifade
edilebilmektedir.)
- Demokrasinin gereklerini yerine getirecek vatandaşlar
yetiştirmek, yani kişinin kendisinin ve başkalarının hak ve
özgürlüklerine saygılı olma yeteneklerini geliştirmek
- Geçmiş ve geleceğin değerlerini birbirlerine olumlu bir
şekilde bağlayarak toplum için daha ileri bir gelişmeyi sağlamak
26- Herkesin Eşit Başarı Olanağına Sahip Olduğunu Söylemek
Daha Büyük Eşitsizlikler Doğurur.
Türkiye de eğitim eşitliğinin hukuki yönden teminat altına
alınmasına rağmen, ekonomik, coğrafi, sosyal ve politik etkenler eğitimde
eşitsizliği doğurmaktadır. Bu etkenlerin meydana getirdiği eşitsizlik yaygın
bir ayırıma neden olmaktadır. Ailelerinin ekonomik durumlarından dolayı
zorunlu eğitimi bile tamamlayamayan öğrenciler vardır.
Konunun devamında şu başlıklar işlenmektedir.
- Öğrenciler bireysel farklılıklara göre eğitim istiyor
- Disiplinin amacı özdenetimi geliştirmek olmalıdır: İyi
bir disiplin, öğrencinin bağımsız bir şekilde, öğretmenin ve okul
idaresinin denetimine gereksinim duymaksızın, kendi kendisini
yönetmesini amaçlamalıdır.
- Okul disiplininde rol oynayan etkenler: a-Çevreye bağlı
etkenler b- Öğretmene bağlı etkenler c- Öğrencilerin kişiliğine bağlı
etkenler
27- Öğrencilere Göre “İyi Öğretmen”İn Nitelikleri
Birleşik Amerika da bir öğretmenin sınıfından beğenilmesini
sağlayan kişilik çizgilerini belirlemek üzere yapılan bir araştırmaya göre,
öğrencilerce en çok vurgulanan 12 nitelik şöyledir:
- İşbirliğine dayanan demokratik tavır
- Her çocuk için sevecen ve saygılı olma
- Sabır
- Geniş ilgiler
- Hareket ve görünüş
- Doğruluk ve taraf tutmamak
- Esprili olmak
- Tam itidal ve metanet
- Öğrencilerin sorunlarına ilgi duymak
- Esneklik
- Cesaret verme ve takdir etme konusunda iyi niyet
- Özel bir konuyu öğretmede olağanüstü başarı
Değişik ülkelerde yapılan araştırmalara göre saptanan bu özelliklerle,
bizim araştırmamızdaki öğrencilere göre “iyi öğretmen” özelliklerinin nasıl
bir paralellik gösterdiğini görmek için sorulan sorulara verilen yanıtlar
şöyledir:
- Öğretmenin sınıfta her öğrenciye eşit davranması
- Öğrenci dersini çalışamadığı ve sözlü sınavlarda
başarısız olduğu zaman öğretmenin sert eleştiriler yapmaması, hakaret
edici sözler söylememesi
- Sınıfta öğretmenin çok otoriter davranarak rahatsız
edici bir sükunet istememesi; normal hareket ve konuşma serbestliği
tanıması
- Kendi sorunları ve sıkıntıları olduğu zaman sınıfa
haşin davranmaması
- Dersleri soyut olmaktan çıkarıp güncel örnekler
vermesi, çevre kaynaklarından ve örneklerinden yararlanarak daha cazip
hale getirmesi
- Derste bir davranışı beğenmediği öğrenciyi sınıf önünde
küçültmeden, hesap sormadan, yalnız olarak karşısına alıp onu tanımaya,
davranışının nedenlerini anlamaya çalışması
- Sınıfta keyifsiz veya huzursuz olan öğrencileri fark
ederek onları psikolojik dünyalarıyla da tanımaya çaba göstermesi
- Sınıfta bazı öğretmenlerin disiplin kuruluna
gönderebilecekleri olayları öğretmenin kendi olanaklarıyla aydınlatmaya
çalışarak, öğrencileri maddi cezalardan koruması ve istenilmeyen
davranışlarını düzeltmelerine yardımcı olması
- Sınıfta şakacı mizacıyla esprili bir hava yaratması,
ciddi dersin içine ilginç örnekler ekleyerek öğrencilerin dikkatlerinin
dağılmasını önlemesi
Bu konuların devamı şu başlıklar altında işlenip
değerlendiriliyor:
- Öğretmen - Öğrenci ilişkileri neden çok önemli?
- Öğretmen ne tür öğrencilere yardımcı oluyor? 1-
Başarılı bir öğrenci ise 2- Zeki bir çocuk tembelse 3- Öğrenci yardım
isterse
- İletişim aksaklığının öğretmene bağlı nedenleri:
- Öğretmenin kişisel sorunları
- Öğrenciyi yetiştirmek için gerekli psikolojik
yatırımları yapamaması
- Ekonomik sorunlar
- Öğretmenin kişilik yapısının öğrenci - öğretmen
ilişkilerindeki rolü: Bu kişilik oluşumunda da, kuşkusuz öğretmenin
şikayet konusu ettiği sosyo - ekonomik nedenlerin yanı sıra, kalıtım ve
çok çevresel etkenlerle şekil kazanmış psikolojik yapısının büyük payı
vardır.
- “Evde kendimi huzursuz hissediyorum”: Başarısız
öğrenciler kendi başarısızlık nedenlerini incelerken hiçbiri “yeteneğim
olmadığı için başarısızım” yanıtını vermemiştir. Başarısız öğrencilerin
büyük çoğunluğu başarısızlıkta aile etkenini birinci plana almışlardır.
Aile konusu içinde önem sırasına göre belirttikleri nedenler şöyledir:
- Anne babanın sinirli mizaçları yüzünden evde huzurlu
bir hava olmaması
- Anne baba arasındaki anlaşmazlığın sık sık sert ve
kırıcı tartışmalarla ortaya konması
- Babanın içkiye düşkünlüğü
- Anne babanın anlayışsız davranması
- Anne babanın yaşlı oluşu
- Kardeş geçimsizliği
- Maddi yönden güvensizlik hissetmeleri
- “Duygusal sorunlarım yüzünden aklımı derslerime
veremiyorum”: Başarısız öğrencilerin 2. derecede başarısızlık nedeni
olarak ortaya koydukları duygusal etkenler şunlardır:
- Kötümserlik
- Bir şeye üzülünce dikkatini çalışması gereken konu
üzerine toplayamama
- Fazla hassas olmak
- Erkek arkadaşı yüzünden üzülmek
- “Öğretmenim benimle ilgilenmiyor, sosyal etkinlik
olanaklarım yok”: Başarısızlık nedenleri arasında 3. sırayı alan okula
ilişkin etkenleri, öğrenciler öğretmenin ilgisizliği, yeterli sayıda
derse kalkamamak, evlerinden okula bazı arkadaşları özel olarak tutulan
otomobilleriyle gelirken kalabalık otobüslerle gelmenin çok yorucu
olduğu şeklinde sıralamışlardır.
- “Disiplinli çalışmayı bilmiyorlar, sınıflar çok
kalabalık, tek tek ilgilenemiyorum”: Öğretmenlerin büyük çoğunluğu
öğrencilerin başarısızlık nedeni olarak çalışma alışkanlığının henüz
kazanılmamasını ya da disiplinli bir şekilde çalışılmamasını
göstermişler ki, bunda çok büyük bir gerçek payı vardır. Bu sonuçları
yaptığımız anketle de gözledik.
- Sebep ne olursa olsun okul psikoloğunun yardımı gerek:
Öğretmen, öğrenci ve anne babanın önem derecesine göre sıraladıkları
etkenler ne kadar değişik olursa olsun, hepsinin üzerinde ayrı ayrı
durmak ve öğrencinin yetenekleriyle en iyi verimi sağlayacak yolu
aramak, öğrenciyi başarıya itecektir.
- Rehberlik hizmeti öğrenciye tanıtılmalı
28- Meslek Seçiminde Son Sözü ” Bireysellik ” Söylemeli
Aile meslek seçiminde çocuğu yönlendirmeli fakat kararı
kendisine bırakmalıdır. Kendi hayalindeki mesleği çocuğa dayatmamalıdır.
Meslekleri tanıtarak ona yol göstermelidir.
Meslek seçiminde çocuklarının istek ve tercihleri konusunda
ailenin vurdumduymazlığı, genellikle başarısız öğrencilerde çok belirgindir.
Aileler genelde çocuğa meslek seçimi konusunda kendi hayalindeki meslek
konusunda dayatma uygulamaktadırlar.
Meslek seçiminde ana babanın soruna yönelik tutumu, önceden
karar vererek açıklama yapmak değil, çocuklarıyla birlikte çözüm yollarını
araştırması, en doğruyu birlikte bulma çabası olmalıdır.
29- Stres, İnsanın Dünyaya Bakış Açısından Kaynaklanır
Stres, bedensel ve ruhsal olarak bizi zorlayan tehditler
karşısında yeni bir uyum yapma çabasına girmemizdir. Kişiye stres duyuran
şeyler dış koşullardan kaynaklandığı gibi, insanın olaylara bakış açısından
da kaynaklanabilir. Stres, yaşamın ve insanın yapısında olan bir şeydir.
Yaşantıyı üzücü olaylardan soyutlayarak, hep mutlu, neşeli, olumlu olaylarla
dolu düşünmek mümkün değildir. Yaşadığımız sürece stres yaratan olaylar hep
varolacaktır.
Konu başlıkları:
- “Önemli olan, sizin hayattan bekledikleriniz değil,
hayatın sizden bekledikleridir.”:
Yazar bu bölümde 1972 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından İngiltere ye
gönderildiğinde vizesinin bitimine yakın başından geçen anısını
anlatıyor. Sonu şöyle. Polonya‘lı arkadaşı anlatıyor. Toplama
kamplarında ağabeyim ölüme mahkum edilmişti.15 gün içinde infaz
edilecekti. Ümitsiz bir şekilde her şeyden elini çektiği bir sırada
arkadaşı ona ısrarla şöyle der: “ Hayatta her şeyini kaybetmişsin, başka
neyi kaybedecek olabilirsin. Beklediğin her şey kaybolabilir. Ama önemli
olan senin hayattan beklediklerin değildir ki. Hayatın senden
bekledikleridir”. “ Ben ölüyorum, hayat benden ne bekleyebilir. “ diye
sormuş ağabeyim. Arkadaşı ısrar etmiş. Her şeyi kaybettiğin zaman bile
geride iyi bir iş bırakabilirsin. Sen potansiyeli, yaratıcılığı olan
zeki bir kişisin. Şanssızlığın seni her şeyini kaybetme noktasına
getirmiş olabilir. Ama kaybetmediğin yeteneklerinle bir şeyler
bırakabilirsin yakınlarına.”
Ağabeyi bu sözlerden sonra bu kadar kısa bir süre içinde
daha önce başlayıp da yarım bıraktığı kitabı yazmış ve ölümünden sonra
kardeşi “Yağa’ya verilmek üzere, kitabı şu ithaf cümlesiyle bırakmış.” Önemli
olan, sizin hayattan bekledikleriniz değildir. Hayatın sizden
bekledikleridir. Ben hayatın benden beklediklerini bu kitabımla verebildim mi
acaba?”
- Belli bir düzeyde stres başarının itici gücüdür.: Belli bir oranda stres yaşamın tek düzenliğinden
kurtarabilmek için gereklidir. Aşırı çalışmak, aşırı stres ortamı içinde
olmak kadar, amaçsız olmak ve stres yaratan hiçbir uyarıcının
bulunmaması da insanı bir boşluk duygusuna iter. Bu nedenle stresten
uzak kalmayı değil, onunla birlikte, ancak daha az etkilenerek yaşamayı
öğrenmek gerekir. Her insanın kendi kapasitesine göre fazla yüklenmeden
taşıyabileceği bir stres değeri vardır.
- Kimler strese dayanıklı ?
- Stresle başa çıkanların kişilik özellikleri
- Stresle başa çıkma yöntemleri
- Sorunlarınıza büyüteçle bakın
- Kendinize acımayın
- Sorunu önemsizleştirmeye çalışın
- Sorunu parçalara bölün
- Sevilen ve seven kişi olmaya çabalayın
- İlgilerinizi genişletin
- Kendinize vakit ayırın
- Başkalarına danışmaktan ve yardım istemekten kaçınmayın
- Kendinize bir meşguliyet bulun
- Olayları kabullenin
- Yaşamda kayıplar: Her yaşamda yanlış şeylerle
karşılaşılır.
- Eleştirilere açık olun
- Küçük, unutabileceğiniz şeylerin sizi rahatsız etmesine
izin vermeyin
- Kin gütmeyin
- Birileriyle konuşun
- Yalnızlık: Mümkün olduğu kadar yalnızlıktan uzak kalın.
- Sinirliliğinizi yenin
- Kederleriniz geçecektir.
- Uykusuzlukla mücadele
- Kaygı kişilik özelliği midir.?
- Rekabetçi kaygı: Başkası kadar başarılı olamama korkusu
- Kaygı, gelişme karşılığı yapılan ufak ödemelerdir
- Kaygı ruhsal sağlığınızı bozarsa başarınızı
sürdüremezsiniz: Bu bölümde ruhsal sağlığın bozulmaya başlayıp
başlamadığını kontrol edebilen fiziksel ve psikolojik işaretlerden
oluşan test yayınlanmış.
- Korkularla iyi geçinin
- Kendimizi ele vermekten neden korkarız.: İnsanlar neden
maskeye başvururlar? Çünkü yaşadığımız çevrede beğenilmek, sosyal
itibarımızı kaybetmemek için olduğumuz gibi değil, olmamız gerektiği
gibi görünerek başkalarının bizi kabul edeceği bir kalıba girmeye
çalışırız.
- “Temel kaygı” nasıl gelişir?
- Belirsizlik kaygısı:Test sonuçları başarılı
öğrencilerdeki kaygı düzeyinin, başarısız öğrencilerden daha yüksek
olduğunu göstermektedir.
- Gelecek kaygısı: Yani öğrenciler aile yaşamlarındaki
aksaklıkları, gelecekte de yaşayacakları korkular olarak görmektedirler.
- Kaygı zeka ilişkisi: Zeka düzeyleriyle dün, bugün ve
geleceğe ait kaygılar arasındaki ilişki incelendiğinde, yüksek zeka
düzeyinde olan öğrencilerin yaşamlarında kaygı duyuran olayların çokluğu
ve aile iletişimi yetersizliği görülse bile, bu olumsuzluklar zekayla
yenilmekte, geçmişte yaşanan korkular geleceğe pek yönelememektedir.
Ancak ortalama zeka özellikleriyle düşük zeka özellikleri, geçmişte
yaşanan kaygıları, daha büyük bir yoğunlukla geleceğe yöneltmektedir.
- Başarının yolu kaygının yok edildiği duyarsız bir
dünyadan geçmez.
30- Psikolojik Savunmamızı Kişisel Özelliklerimize Ve
Kültürel Etkenlere Göre Seçeriz.
Günlük hayatın getirdiği sorunların ciddi psikolojik
rahatsızlıklara yol açmaması için birey bazı çıkar yolları bulmak zorundadır.
Gerilime dayanma yeteneği kişiden kişiye değişir. Ama herkesin kendine göre
bir sınırı vardır. Bu farkı oluşturan şey, şu üç sorudur.
- Tehlikeye giren nedir? B- Tehlikenin kaynağı nedir? C-
Tehlikeye karşı çaresiz olmaya ne sebep olur?
Bu üç sorunun cevabını vermek, savunma mekanizmaları
arasındaki farka ışık tutar.
Konunun içerdiği alt başlıklar:
- Olumsuz da olsa yaşamamız gereken duygu ve deneyimler
vardır.
- Düşle gerçeklik arasındaki o tehlikeli sınır...
- Yok saymak ve karşı saldırı çözüm amacını saptırır.
- Kendinizi haklı görmek çok önemli bir ihtiyaçtır.
- Neden inkar ederiz?
- Eksikliği başka araç yada yollarla giderme:Yerine koyma
bir çeşit kaydırmadır. Asıl amacın yerine bir başka amaç konularak dürtü
boşalması sağlanır. Çok kızdığı zaman hırsını gideremeyen bir kişinin
yumruklarını sıkması, tırnaklarını yemesi ya da karşısındakine vurmayıp
masayı yumruklaması böyle bir boşalmaya örnektir.
- Kendini ya da başkalarını suçlama
- Çocukluğumuza sığınma
- İlkellikten uygarlığa yönelmenin bir nedeni de...
- İnsan İlişkilerinde Başarının Anahtarı:İletişim
- İletişimin üç kuralı: Duygudaşlık, saydamlık ve etkin
dinleme
Duygudaşlık başkalarının duygularını anlama yeteneğidir. Ana
baba çocuğun
sorunlarıyla ilgilenirken kendilerini onun yerine
koyabilmeye çalışmalıdırlar. Onun yaşı ve durumunda neler hissedilebileceğini
anlamaya çaba göstermeleridir. Ana baba çocuklarının özel dünyasını kendi
dünyalarıymış gibi algılayabildiğinde, iki taraf arasında iletişim daha rahat
kurulabilir.
- Neden “ben “ dilinde mesaj göndermek ?
- Savunucu iletişim ne zaman artar?
- Kendinizle ne ölçüde barışıksınız?: Bu bölümde
yayınlanan 30 soruluk teste verdiniz cevapları değerlendirerek kendi
kendinizle ne ölçüde iyi ilişkiler içinde olduğunuzu saptayabilirsiniz.
- Aile iletişiminde paylaşılmış deneyimlerin olumlu rolü
büyük: Yaptığımız inceleme de iyi bir iletişim sağlanabilen evden gelen
öğrencilerin kişisel ve sosyal uyumları daha kolay olmakta, bu olumlu
niteliklerde başarıyı doğrudan etkilemektedir. Aileleri ile iyi bir
iletişim kuramadıklarını söyleyen öğrenciler ; başarılı öğrencilerde %
35, başarısız öğrencilerde
% 72 olarak saptanmıştır. Bu bölümde iletişimi engelleyen
nedenler üzerinde duruluyor.
- Ergenlikte mutluluk kendi kendini kabul etmeyle
eşanlamlı
- Ana babayla arkadaşlık
|
SORULAR
|
Başarılı
Öğrenciler=144 kişi
|
Başarısız
Öğrenciler=144 kişi
|
|
|
Evet
|
Hayır
|
Bazen
|
Evet
|
Hayır
|
Bazen
|
|
Anne babanızla aranızda arkadaşlık
varmıdır?
|
% 59
|
% 28
|
% 13
|
% 31
|
% 51
|
% 17
|
|
Anne babanızla her türlü konuyu
tartışamamaktan şikayetçimisiniz?
|
% 50
|
% 28,5
|
% 21,5
|
% 48
|
% 31,5
|
% 17
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Tablo - 9
32- Duygusal Olgunluk, Hoşgörü ve Çatışmaları Başarıyla
Çözmek
Yaşamın anlamı, sağlıklı düşünen herkes için mutlu
olabilmektir. Mutluluk ise bireyin çevresiyle kurduğu ilişkilerin başarılı
olmasına bağlıdır.
- Davranışlarınızı yönetin, yoksa onlar sizi yönetir. Çin
Ata sözü
- Heyecanlarınızı kontrol etmek öğrenilmiş bir
davranıştır.: Olaylar karşısındaki kişinin vereceği tepkiler
anlatılıyor. Çözümler gösteriliyor.
- Yıkıcılıktan yapıcılığa: Tartışma ve kavgalardaki
davranış bozuklukları anlatılıyor. İkili ilişkileri yıkıcı davranışların
nasıl yapıcı hale dönüştürülebileceği açıklanıyor.
- Çatışmayı çözme biçimini söyle sana kim olduğunu
söyleyeyim: Bu bölümde yıkıcı olaylar karşısında kişilerin yaptıkları ve
olması gereken davranışlardan bahsediliyor. Yazar sorularıyla okuyucunun
olaylar karşısındaki tavrını değerlendirmesini sağlıyor.
- Kişiliği değil davranışı değerlendirin. Bu bölümde
kişilerin değerlendirilmesinde yapıcı kıstaslar örneklerle açıklanmış.
- Çatışmayı başarıyla çözmek iyi ve yapıcı yönlendirmeye
bağlıdır.: Kişiler davranış, duygu ve düşüncelerinde birbirlerine ters
düştüklerinde ya da karasızlık durumunda kaldıklarında genellikle iki
olasılık vardır. Ya bu durumdan zarar görmeden sıyrılabilmek için yapıcı
bir yaklaşımla çözüm arayacaklar yada iletişimi zayıflatıp kopararak
büsbütün çıkmaza gireceklerdir. Çatışma konusunda yapılan birçok çalışma
iyi yönlendirilen çatışmaların kişiyi başarılı bir çözüme götürdüğünü
göstermiştir.
- Çatışma insana neler kazandırır?: Çatışmanın sadece
olumsuz değil olumlu yanlarını da düşünmek gerekir. Şöyle ki:
- Dozu ayarlanmış bir baskı, üretimi harekete geçirir.
- Mücadele koruyucu görev yapabilir.
- Mücadele bir beraberlik duygusu oluşturabilir.
- Mücadele görüş açımızın gelişmesini sağlar
- Mücadeleyi yaşamak kendimiz hakkında bilgi edinmemizi
ve güçlükler karşısında başkalarıyla sürekli etkileşim içinde olmamızı
sağlar
- Çatışmayı çözmek ne zaman güçleşir?
- Güç sadece “ güçlü “ kişilerin tekelinde değildir.
- Çatışmayı çözme biçimleri
- Karşımızdaki kişilere nasıl davranacağımızı iyi
öğrenelim
- Mücadele sırasında gösterilen herhangi bir tepkiyi ya
da söylenen bir sözü şahsınıza karşı yapılmış olarak yorumlamayın.
- İyi bir dinleyici olun
- Karşınızdakileri şaşırtmayın
Mücadelede iletişim biçimini ağırlık, anlaşma ve pazarlık
olarak üç ana temele bağlayabiliriz.
İşte size başarılı çözüm için akılda tutulması gereken
birkaç nokta:
- Bir şeyin yarısını elde etmek hiç yoktan iyidir.
- Birisi saldırdığında yol değiştirin
- Sen bana yardımcı olursan, bende sana yardım ederim
- Konunun derinliğine indikçe, gerçeği daha kolay elde
edebilirsiniz
- İyi sözler iyi yollar açar
- Başkalarının sizin gibi düşünmelerini sağlayamazsınız;
ancak başkalarının düşündüklerinizi yapmalarını sağlayabilirsiniz.
- Olasılıklar doğru sonuç yaratabilir.
- Haklılık içeren durumları yansıtabilmek kavgayı önler.
- Nazik kelimeler daha çok kazanç sağlar
- Dilinizi tutun. Çok şey kaybetmezsiniz.
- Ayağınızı basacağınız noktayı iyi seçin
- Karşınızdakinin işini bozmaya kalkmayın
- Ortak nedenler bulun
- Güven çok şey kazandırır.
- Çocukluk ve aile yaşamındaki olumlu ya da olumsuz
deneyimler evliliğe yansıyor
- Evlilik yaşamının duygusal yanları iş başarısını
etkiliyor
- “Güvencede olmak şans değil sizin yarattığınız bir
şeydir.”
- Başarılı evlilik “genelde “ nasıl olur?
- Boşanma yeni bir uyum gerektirir.
- Tek ebeveyn ve çocuk bugün bir aile türü sayılmaktadır.
- Paylaşılamayan çocuklar ve “tebeşir dairesi”: Tebeşir
dairesiyle yazar Pekin mahkemesinde geçen bir olayı anlatıyor.
Peygamberimiz (SAV) döneminde de aynı olay var. Bir çocukla alakalı
annesi olduğunu söyleyen iki kadından gerçek olanının bulunması olayı.
- Ailesi boşanmış çocuklara farklı davranılmamalı
- Boşanan kadın hem parasal, hem toplumsal, hem de ruhsal
sorunlarla başetmek durumunda
- Yaşantıyı suçluluk duygusu yönetmesin
- “Cici baba “ davranışı neden zararlı?
33- Her Şey Gibi Başarının da Bir Bedeli Vardır
Günümüzde insanlar hangi sosyal sınıf içinde olursa olsun,
bir üstteki sınıfın yaşam biçimlerini, onlarla aynı harcamalar ve tüketim
düzeylerine ulaşırlarsa, gerçekleştireceklerine inanıyorlar. Ne var ki, böyle
büyük bir çalışma çabası içinde kendilerine ayıracak zamanın azlığı yüzünden
insan ilişkilerinde başarısızlığa uğrayabiliyorlar. Çalışmayla elde edilen
teknik kolaylıklar artarken, psikolojik yorgunluk ve gerilimler de kişiyi
önlenemez boyutlarda bir yalnızlığa itiyor.
Sonuçta, birey gençliğinde derslerin dışında bir hayatın
varolduğunu öğrenmemişse, yetişkin yaşamında da işin dışında bir hayat
olduğunu genellikle kabul edememektedir. 20 yıl sonra kaygı düzeyleriyle
başarı alanları arasındaki ilişkiyi araştırdığımız zaman, lise döneminde
benlik bütünleşmesini tam yapamadığı ve iç benden gelen sesleri iyi
duyamadığı için genel kaygı düzeyi yüksek olan öğrenciler, yetişkin
yaşamlarında da aile ve sosyal başarı yönünden düşük puan almışlardır. Sözün
kısası, okul başarısı çok yüksek olan öğrenci, eğer sosyal yaşamını nasıl
değerlendireceğini öğrenmemişse, potansiyel bir işkoliktir.
- Başarının bedelini hesaplı ödeyin
- Düşük gerilimli yaşam biçimini öğrenin: Bu bölümde
gerilimli yaşam tarzının özellikleri ve düşük gerilimli yaşam tarzının
özellikleri anlatılmaktadır. Yazar bu başlıkları madde madde açıklamış.
- Geçmişte ya da gelecekte yaşamayın
- Girişken olun.: Girişken olabilmenizin en önemli
yardımcılarından biri, girişimde bulunacağınız olayı cesur
karşılayabilmektir. Bir başka şekilde söylersek, bizi bir şeyleri
başarma girişiminden alıkoyan şey korkudur.
- Ödüllendirici davranışlardan yararlanın, cezalandırıcı
olanlardan sakının: İnsan ilişkilerinde ödüllendirici olabilirseniz,
kısa bir süre içinde aranılan, sevilen, başarılı bir kişi olabilirsiniz.
Ödüllendirici ve cezalandırıcı davranışlar bu bölümde sıralanmış.
- Dar bir amaçta başarılı olmak yerine çok yönlü bir kişi
olmaya çalışın.
Kitabın Sonu: Anket
- Anne Babaların Çocuklarıyla İlgili Tutumları
- Öğrencilerin Ana - Baba Ve Öğretmenleriyle İlgili
Tutumları
- Öğretmenlerin Öğrencilerine Karşı Tutumları
|