Prof. Herbert. N. Casson Para kazanma ve kullanma Sanatı Arka kapak yazısı: Hırslı ve azimli olan her insanın en önemli şahsi meselesi, para kazanmanın ve parayı kullanmanın yolunu bulmaktır. Zira bir çok kimse paraya sahip olmasına rağmen kullanmasını bilemiyor, yada parayı kullanmayı bildikleri halde onu elde etmenin, kazanmanın yolunu bilemiyorlar. Bu yüzden bu tür insanlar, ömürleri boyunca, para dünyasının kırıntılarını topluyorlar. Para kazanmayı sağlayan hüneri edinmek için çok çalışmak, uğraşmak ve bu konuda azimli olmak gerekir. Para insanı fakirliğin bütün baskılarından azad eder. Azim sahibi insanlara para kazanma ve kullanmak ile ilgili bir çok kıymetli bilgi vermekte olan PARA KAZANMA VE KULLANMA SANATI isimli bu eseri Hayat yayınları olarak siz değerli okuyucularımıza iftiharla takdim ediyoruz. ISBN 975-8243-11-X Hayat 789 PARA kazanma ve kullanma sanatı Hayat Yayınları 01. Birinci Baskı / Ocak 1997 ISBN/975 -8243 - 11 -X Yayına Hazırlayan Nebiye Yaşar Dizgi Zehra Demir Tashih Suat Ergün Kapak Tasarımı Paralel Tanıtım Kapak Baskı Emirler Ofset İç Baskı Çalış Ofset Cilt Sistem Mücellit HAYAT YAYINCILIK, İLETİŞİM, EĞİTİM HİZMETLERİ VE TİCARET LTD. ŞTİ. Klodfarer Caddesi, Kültür Apartmanı, No: 27/5 34400 Sultanahmet / İSTANBUL Tel: (0.212) 517 09 57 (Pbx) Fax: (0.212) 516 23 21 Prof. Herbert N. Casson PARA kazanma sanatı ve kullanma Hayat İstanbul/1998 YAYINCININ NOTU Goethe, "Bilgi arttıkça huzursuzluk da artar" diyor. Bacon, daha sert bir yaklaşımla, "Bilgi azaptır" uyarısıyla, bilgiden doğan sorumluluğunu hatırlatıyor insanlara. Düşünce alanlarının kodlarını magazin değerler üzerine oturtan günümüz insanını, yeniden uyandırıp, kendi gerçeğine döndürebilmek için ortaya atılan ciddi çalışmalar karşılık görüyor. Televizyon seyretme, radyo dinleme ve eğlence yerlerine gösterilen ilginin insan ihtiyacının bir parçası olan kitap okumanın önüne geçtiği bir dönemde okurla buluşan bu eser, fikir payandasını pratik düşünme, gerçeği arama, okunanları hayata geçirme alışkanlığı olanlar için ciddi bir kaynak eser olacaktır. Hayat okulunda pişmek, yaratılışın merak hamulesini kendi dışındaki düşüncelerle pekiştirmek, ölümü, inancı, hayatı yorumlayıp anlamaya çalışmak isteyenler, bu eserden önemli ipuçları çıkaracaktır. Bu kitap, düşünme yeteneğini sığ uğraşılara emanet eden insanımızın önüne yeni ufuklar açacaktır. İÇİNDEKİLER Prof. Herbert N. CASSON Diyor ki.....................................7 Para Nasıl Kazanılır?.........................................................9 İşe Dürüst Başlamanın Yolu............................................19 Çok Çalışmak Ve iyi Düşünmek.......................................29 Harcamalarınızda Bilinçli Olunuz....................................39 Sağlam Borç Oranı..........................................................45 Kâr Sağlamak.................................................................53 Cesaret Ve işbirliği..........................................................61 Verimli Çalışmanın Önemi...............................................71 Sermaye Sisteminin Önemi.............................................81 Parayı Ziyan Edenler.......................................................91 Paranın Kullanılması.......................................................99 Başka insanlarla ilgilenmek..........................................107 Başarının 10 Kuralı......................................................115 Prof. Herbert N. Casson diyor ki: •Bu eser, para kazanmak ve parayı kullanmak sanatı ile ilgili bir esere duyulan ihtiyacı karşılamak amacıyla yazılmıştır. Eser, okuyan her kişinin anlayacağı üzere, azim sahibi insanlara para kazanmak ile ilgili birçok kıymetli bilgiler vermektedir. Hırslı ve azimli olan her insanın en önemli şahsi meselesi; para kazanmanın ve parayı kullanmanın yolunu bulmaktır. Zira, birçok kimse paraya sahip olmasına rağmen kullanmasını bilmiyor. Ya da parayı kullanmayı bildikleri halde onu elde etmenin, kazanmanın yolunu bilmiyorlar. Hatta bazı ülkelerin insanları da ne para sahibi olmayı ne de kullanmayı biliyorlar. Bu yüzden bu tür insanlar, ömürlerini, para dünyasının kırıntılarını toplamakla geçiriyorlar. Şüphesiz para kazanmak, hüner ister. Malesef insanların çoğu, bu hüneri kazanmak için çalışmaya dayanamıyorlar. Para kazanmayı sağlayan hüneri edinmek için çok çalışmak, uğraşmak ve bu konuda azimli olmak gerekir. Bir işi idare etmenin ve yürütmenin spor sahalarında oyun oynamaktan daha kolay olmadığını biliyoruz. Büyük bir servet kurmak için elde edilmesi gereken bilgiler, büyük bir köprü kurmak için gerekli olan bilgiler kadar geniştir. Bunun farkında olan insanlar ise çok azdır. Genel görüşe göre, her isteyen dükkan açabilir, 8 her isteyen perakendecilik yapabilir. Halbuki, bugün iş hayatına ait bilgiler, birçok meslek grubu meydana getirecek derecede gelişmiştir. Amatörlük, bütün iş ve faaliyet sahalarında aksamalara sebebiyet verir. Para sayesinde insan, istediği yerde, istediği gibi yaşama imkanını elde eder; bütün arzularını karşılayabilecek hale gelir ve ailesine rahat bir yaşantı sağlayabilir, kendisi de bağımsız olur ve başka kimselerin kontrolü altında bulunmaktan kendisini kurtarır. Para, fakirliğin baskılarından insanı kurtarır. Örneğin, seyahate çıkarak dünyayı gezebilir, çocuklarının iyi eğitilmelerini sağlar, kısacası hayatını yüksek bir seviyede geçirir. Fakirlik lehinde söylenebilecek söz yoktur. Fakirlik; açlık, sefalet ve mahrum kalmadır. Gençlik yıllarımda fakirliğin sıkıntılarını çok çektim. Fakirlerin yaşadıkları sefalet yuvalarını görüp buraları tetkik etmiştim. İnsanların pislik ve çamur içinde yaşadıklarına tanık oldum. Hatta bu yerlerde yaşamaktansa, hapishanede yaşamak daha isabetlidir. Acaba insanlar niçin bu yaşayışa tahammül gösteriyorlar. Çünkü içlerindekilerin onda dokuzunun parası yoktur. Bu yerlerde yıllarca süren maceralarımın neticesi, hayatımın sonuna kadar herkese para kazanmanın yollarını öğretmek oldu. Binlerce kimseye para sahibi olmayı ve sahip oldukları parayı kullanmayı öğretmek, bana mutluluk vermektedir. Prof. HerbertN. Casson --- Birinci Bölüm PARA NASIL KAZANILIR? Şüphesiz para kazanmak, hüner ister. Malesef insanların çoğu, bu hüneri kazanmak için çalışmaya dayanamıyorlar. Para kazanmayı sağlayan hüneri edinmek için çok çalışmak, uğraşmak ve bu konuda azimli olmak gerekir. 11 Para niçin gereklidir? Para sahibi olmanın üç yolu vardır. Çünkü para: 1) Ya miras yoluyla elinize geçer, 2) Ya zengin bir kadınla evlenirsiniz, 3) Ya da çalışarak kazanırsınız. Birincisi; talihin yardımıyla gerçekleşen tesadüflerin neticesidir. Bunun hüner ve meziyetle ilgisi olmadığından para kazanmanın en az hoşnutluk veren şeklidir. İkincisi, bazen talih bazen de hüner neticesinde gerçekleşebilir. Bu yol hoşa gittiği kadar bazen de nefrete sebeb verir. Üçüncüsünün talihle ilgisi yoktur. Sadece meziyet ve hünere bağlıdır. Bu yol nefse saygı sağladığı gibi, en hoşnutluk veren durumdur. Bu şekilde para sahibi olmak güçtür ve birçok engelleri aşmak gerekir. Bu nedenler birçok insan bu yolun dikenleriyle uğraşmaktan hoşlanmaz. Para şüphesiz herşey demek değildir. Fakat, dünyadaki insanlara ve olaylara baktığımızda, insanın azda olsa parası olmalı veya aç kalmayı göz önüne almalıdır. Paranın ele geçirilmesi en önemli meseledir. Paraya 12 sahip olduktan sonra diğer meseleleri düşünmek gerekir. Zira bizler, giyime ihtiyaç hissetmeyen, istediği yerde yatan, yiyeceğini ormanlardan karşılayan Afrika vahşileri gibi değiliz. İnsanların her konuda muhtaç olduğu üç şey vardır: 1) Yiyecek, içecek, 2) Giysi 3) Barınılacak, oturulacak yer. Bu üç şeyin herbirinin kalitesi arasında büyük ayrılıklar vardır. Bir insan ufak bir ekmek parçası ve katıkla doyabileceği yani gıda alabileceği gibi üzüm suyu, domates, çorba, et, patates, yeşil sebze, komposto ve kahveden oluşan yemekle de doyulması mümkündür. Bir insan başkasının attığı elbiseleri giyebileceği gibi, yeni ve pahalı elbiseler de giyebilir. Kirası çok az olan küçük bir odada yaşayabileceği gibi, geniş bahçeli havuzlu bir villada da oturabilir. Eğer bir insan en iyi yemeği yiyor, en iyi elbiseyi giyiyor ve en güzel yerde barınıyorsa da para ile alabileceği daha birçok ihtiyaçları olabilir. Bu durumdaki insanlar seyahat ederler, en güzel şeylerle evlerini süslerler hatta ekonomilerine göre birden çok eve de sahip olurlar. Eğer bir adam zenginse, kendi hayatını da o oranda geliştirmesi ve düzenlemesi gerekir. Örneğin yardım kuruluşlarına, okullara, yardım etmekten mutluluk duyması... Zira para, bir kuvvettir. Bu kuvvet iyi kullanıldığında insana mutluluk getirecek ve kullanan kişinin ruhunu olgunlaştıracaktır. 13 Ev kurmak nasıl öğretilebiliyorsa, para kazanmak, paraya sahip olmak da öyle öğretilebilir, hatta kolayca öğrenilebilir. Bunları öğrenmeye heves etmeyecek kadar uyuşuk ve tembel olanlar, daima fakir olmaya mahkûmdurlar. Para kazanmak yolunda maharetli olanlar birçok işte geniş bilgi edinerek, insanlara kâr bırakan işlerin sebeblerini anlamış olurlar. Reklamcılık, vitrincilik, iş idaresi, büro işleri, para idaresi (muhasebe) bu işlerden birkaçıdır. Bu ve buna benzer birçok işi tetkik eden kişiler, hem zekâları hemde bilgileri ile çalışarak başarılı oluyorlar. Genellikle insanlar para sahibi olma sanatının, çok istenmiş olmasına rağmen pahalıya çıkacak bir sanat olduğunu düşünürler. Bu sanat devamlı ve kuvvetli bir çalışma istediğinden dolayı, bu sanatta muvaffak olmak için nefse hakim olmak, zekâ ve hüneri kullanmak gereklidir. Bu uğurda insanların başarısızlıklarının nedeni, başarılı olmanın karşılığında hiçbir şey ödemek istememeleridir. Çünkü insanların çoğu öğrenmek için çaba sarfetmezler, çalışmazlar ve daha çok kazanmağa değer vermezler. Bilâkis başkalarının kazancına göz dikerler, kıskanırlar, kaderden şikayet ederler. İspanyollar'ın meşhur atasözü bu konu için güzel bir örnektir, "Allah der ki; her ne istiyorsanız bedelini ödemek şartıyla alın." Dünyanın sayılı şirketlerinden birinde çalışan bir kişi başarısızlığa uğramış. Bunun sebebini araştırdığında kendi işini ihmal ederek, bunun dışındaki birçok alakasız işlerle meşgul olduğundan başarısız olmuş O halde önce kendi işimizi düzenleyip, güzel bir şekilde işlemesini sağlamak. Bunun içinde önce yapmamız 14 gerekeni başa almalıyız. ' Çocukluğumda borcu olmayan ya da bin altın biriktiren kimseye zengin derlerdi. Bazen bir eş, para kazanma konusunda kocasına yardım edebilir. Eşi şoför olan ufak- tefek zeki bir kadın çocuklarını büyüttükten sonra antika ile uğraşmaya başladı. Beyi haftada 3 sterlin o ise 750 sterlin kazanıyordu. Çünkü bu kadın para kazanmayı ve kullanmayı biliyordu. Amerikalı bir araştırmacı iki yüz ailenin durumunu inceleyerek para ile ilgili sıkıntılarını araştırmış. Sonuçta kadınların erkeklere oranla para yüzünden daha hoşnutsuz olduklarını görmüş. Çünkü, kadınların para ihtiyacını erkeklerden daha çok hissetmesi ve kadınların erkeklerden daha yüksek seviyede yaşamak istemeleri bu sonuca ulaştırmış. Erkekleri zengin eden nedenlerden biri de eşlerinin para konusunda onların duygu ve düşüncelerine yaptıkları manevi baskıdır. Zira ev sahibi olma isteği ve merakı da hanımları sebebiyle olmaktadır. Erkek genelde dinlenmesi ve rahatı ile meşgul olurken kadın ise eşinin sosyal durumunu, çocuklarının ve kendisinin istikbalini en ince ayrıntısına kadar düşünür. Kadın erkeğinin fakir olmaması için elinden geleni yapmak ister. Nice aileler vardır ki, büyük evlerde yaşamalarına rağmen gelirleri yoktur hatta para bulmak için yapmaları gereken işlerden bile habersizdirler. Nice milyonerler vardır ki, gelir almak bir yana, vergilerini bile ödemekten acizdirler. Çünkü insanın milyonlar kıymetinde hisse senetleri olabilir fakat bu senetler kar yapmayabilir. Böyle geçici fakirliğe uğrayan kimselerin yapması gereken açlığa katlanmak mıdır? 15 Bunun böyle olmayacağını hepimiz biliriz. Bu durumdaki hisse senetlerini kârsız satarak ele geçen parayı kârlı işte kullanmaktır. Eğer bir adamın binlerce dönüm arazisi varda parası yoksa ancak kendisi suçludur. Parasını kaybeden insan onu daha fazla kazanmaya çalışmalıdır. Yerinde oturup, tırnaklarını yemek, hiç bir fayda sağlamayacaktır. Zengin babaları olmayan gençler, para kazanmanın yollarını öğrenmelidir. Bu sayede hem zihnini hem de şahsiyetini geliştirmiş olur. Şayet insan kendi geçimini sağlayacak kadar para kazanırsa, kabiliyetlerini keşfetmeye ve geliştirmeye zamanı olmayacaktır. Böylesi başkalarına yardım edemez. Çünkü insan, başkalarına yardım ederken kendini geliştirebilir. Şayet genç basit ve küçük işlerle geçimini sağlıyorsa, bu durum onu tembelliğe sevkederek, cahilliğe sürükleyecektir. Çünkü insan karnını doyuracak sırtını örtecek kadar kazanıyorsa hem fakir hem de cahil kalacaktır. Cehalet de fakirlikten daha kötüdür. Genç bir insan, birşey biriktirebilecek konuma geldiğinde, yaşam seviyesini de yükseltmelidir. İyi yemesi, iyi giyinmesi saygı görmesine vesile olacaktır, însan kendisini tanıdığı ve nefsi hakkında bilgi sahibi olduğu zaman, kafasında beliren ihtiras ateşi, onu mesleği hakkında daha fazla bilgi sahibi yapacaktır. Bu bilgiler onu geliştirecektir. Carnegie, ilk parasını topladığında, kendi tahsilini tamamlamak için elinden gelen herşeyi yapmış ve parayı kendisi için harcamıştır. Daha sonraki servetinde, ihtiyacı olanlara dağıtmakla kalbinin şefkat ve merhamet cephelerini geliştirmiştir. Bu hırslı, gençlere güzel 16 bir örnektir. Çünkü parasının çoğunu kendisini geliştirmeye harcayarak kendini geliştirmiş daha sonra da parasını kütüphanelere, hayır kuruluşlarına, ilmi araştırmalara vakfetmiştir. Kısacası insan, kendi hayatını zenginleştirmek için para kazanmanın yolunu öğrenmelidir. Zira para, insanın akıllı, verimli, ve cömert olmasına hizmet eder. John Welsley'in kaideleri iş hayatına önemli ışık tutmaktadır. Ona göre para hakkındaki en mantıklı hareket tarzı şu üç kuraldadır: 1) Ne kadar kazanabiliyorsan kazan, 2) Ne kadar biriktirebiliyorsan biriktir, 3) Ne kadar verebiliyorsan ver. Welsley'in paraya ait sözleri çok değerlidir. Zira ona göre para; insanın kendi hayrı ve başkalarının hayrı için kullanacağı bir kuvvettir. Biz onun bu kaidelerine şu kaideyi ekleyebiliriz: 4) Ne kadar kullanmak mümkünse o kadar kullan. İş aleminde bulunan her adam şu dört kelimeyi altın anahtar kabul etmelidir: Kazan, kullan, biriktir, ver. Bu özellikler paraya karşı en dürüst siyaseti yapmağa yardımcı olur. Bir insan ne kadar kazanabiliyorsa o kadar kazanmalıdır. Fakat namus ve şerefiyle... Kazanmak için çalıştığında, kazancından başkalarına hisse vermeyi unutmamalıdır. Kıskanç kimseler kazanmak için çalışan insanları, katı yürekli insanlar olarak görürler. Bu son derece yanlıştır. İstisnaları bir tarafa atıldığında, genellikle sermaye, hizmet ölçüsüdür. Bu parayla ilgili akılda tutulması gereken hayati bir noktadır. 17 Bir insan biriktirebildiği kadar para biriktirmelidir. İşini yürütmek için ayırdığı para, işi dışındaki hisse senetlerine yatırdığı para, ihtiyaç için ayırdığı para bunun içindedir. Yine insan verebildiği kadar vermelidir. Hükümete vergi ödüyoruz diye başka şeyleri kısmak yanlıştır. Bir hastahaneye, fakir çocuk yurtlarına, çocuk esirgeme kurumlarına v.b. gibi yerlere mutlaka vermeliyiz. Kuvvetli ve güçlü olduğunu hisseden her kişinin zayıf olanların yüklerini hafifletmek için birşeyler yapması gerekir. Paramızla, merhamet ve cömertliğimizi geliştirmeliyiz. Her iş yerinin üç büyük görevi vardır: 1) Hisse ortaklarına karşı, 2) Hizmetlilerine karşı, 3) Halka karşı. Her işyeri önce hisse payları dağıtır. Bunu yapmazsa ya tekrar kurulmalı, ya da satılmalıdır. Çalıştırdığı insanların maaşlarını insaflı vermelidir. Onların hastalık ve yaşlılık hallerini gözönünde bulundurmalıdır. Kısacası, bünyesinde çalışan bütün adamlarını mahrumiyetten korumalıdır. Yine halka karşı sattığı mallarda yardımcı olmalıdır. Günümüzde bu üç esasa saygı gösteren müesseseler ülkenin belkemiğini teşkil etmektedir. Bunların çoğalması için her çareye başvurulmalıdır. 18 Para Kazanma ve Kullanma Sanatı Forma:2 İkinci Bölüm İŞE DÜRÜST BAŞLAMANIN YOLU Bana iş projelerini gösteren kimselere genellikle şu nasihati tavsiye ederim." Teşebbüsünde acele ile fazla ileriye gitme. Emniyetle ve kararlı bir şekilde adım atarak ilerle. Piyasayı araştırarak, olumsuzlukları yok ederek, doğru dürüst ilerle..." 21 irmisine varan her dinamik genç, iş hayatına nasıl başlayacağı konusunda derin derin düşünerek "Nereden başlamalıyım?" der. Önce zihni bu düşünceden kurtarmalıyız. Çünkü hangi iş olursa olsun hayata başlamak açısından iyi olacaktır. İş adamlarının hayatları incelendiğinde ortaya çıkan gerçek şu olmuştur: Her biri, karşısına ne çıkmışsa oradan başlamıştır. "Her yol, Roma'ya çıkar" sözünü "Her yol, başarıya çıkar" diye söylememiz bu konunun önemini hissettirecektir. Amerika' daki bir magazin dergisinde "Elli meslekte ilk adımlar" başlıklı yazısında Whitmore'un yazdıkları çok ilginçtir. Seçtiği elli büyük iş adamının hayatlarını araştırarak işe nasıl başladıklarını sormuştur. Bu kişilerden sadece yirmi ikisi yüksekokul veya kolej eğitimi almış diğerleri lise veya çok az tahsil görmüş. Bunların içinden yedisi katiplik yaparak, beşi gazetecilik ile uğraşarak hayata atılmış. Yine beşi satıcı, üçü avukat, üçü mühendis, ikisi muhasebeci, ikisi öğretmen, ikisi hademe, ikisi çırak, ikisi ilancılık yapmışlar. Ayrıca biri makineci çırağı, biri telgrafçı, biri de kimyagerlik ile hayata atılmış. 22 Buradanda anlaşılacağı üzere, gencin hayata nereden başladığı önemli değil. Yani makinacı çırağı olarak işe başlayan gencin günün birinde, Amerika'nın gümüş ithalatında bir numara olan şirketin başında olacağını kim bilebilir ki? Bu yüzden gencin ilk işi, onun ilerleme merdivenindeki ilk basamağıdır. Fakat en önemli şey, ele alınan işi önce yapıldığından daha iyi ve güzel yapmaktır. Örneğin, Whitmore'nun listesindeki hademeler çok iyi hademelik yaptıklarından ve kendilerine güvenen, eli çabuk kimseler olmalarından dolayı günün birinde zengin olmuşlardır. Bir diğeri araba sürücüsü olarak hayata atılmış, fakat, arabasına iyi bakmış, dikkatli davranarak kaza yapmamıştır. Kısacası işe sadakat gösteren gençler, büyük iş sahibi olmaya adaydırlar. Bu gençlerin ilk yaptıkları iş ne olursa olsun önemli değildir. Önemli olan o işi mükemmel yapmalarıdır. Eline aldığı işi istemeyerek, gönülsüzce yapan gençlerden asla hayır gelmez. Zira bunlara göre, işleri bir yüktür. İşin bir an önce bitmesi için fırsat kollarlar. Bu tür gençlerden başarı beklemek son derece yanlıştır. Zira eline aldığı işe değer verip onu daha iyi yapmağa çabalayan kişiler yüksek basamaklara ulaşabilirler. Bu konuda meşhur Japon tarihçisi Seiji Noma'nın sözü güzel bir örnektir: "Bir adam işine bağlılıkta samimi ise ve işde başarılı olacağına inanıyorsa, o adam şüphesiz istikbalde, yükselmeye adaydır." Bir gence sağlam ve kârlı bir işte ortaklık teklif edilirse onu kabul etmekle akıllıca davranmış olur. 23 Şayet kendi kendine işe başlıyorsa ve o işi kendi hesabına yapmak istiyorsa, ortak almadan çalışması daha uygundur. Çünkü ortak, kârın yarısını paylaşır ve dertleri iki katına çıkarır. Bundan dolayı ortaklıkların çoğu ayrılmakla sonuçlanıyor. Genel kaidelerden biri de, en az beş seneden beri tanımadığımız kişiyi ortak olmamaktır. Çoğunlukla ortaklık ilişkilerin bozulmasına neden olur. Büyük baş hayvan ticareti ile uğraşan ve 500 bin sterlinlik iş yapan bir Avusturyalı, bu işte çalışmak isteyen gence şu güzel öğüdü vermiştir: "10 bin sterlinin varsa kendin işe başla. Tecrübeli bir kişiyi yanına alarak, işi ondan öğren. Şayet 10 bin sterlinin yoksa, bu işi yapan birinin yanına gir ve çalış tecrübe sahibi ol." Avusturyalı tüccarın anlatmak istediği şudur. Bir genç adamın yapacağı iş hakkında tecrübe kazanmasının gerekliliğidir. Yani bilmediği, cahil ve tecrübesiz olduğu işte parasını kaybetmemesidir. Kendi hesabına işe başlayan bir adam, zeka, sermaye ve tecrübe sahibi olmalıdır. Eksiğini gerekirse parayla temin etmelidir. Örneğin, sadece parası varsa, zekâ ile tecrübeyi kiralamalıdır. Fakat yalnız zekâ ve tecrübesi varsa o zaman parayı ödünç bulmaya gayret etmelidir. Bana iş projelerini gösteren kimselere genellikle şu nasihati tavsiye ederim." Teşebbüsünde acele ile fazla ileriye gitme. Emniyetle ve kararlı bir şekilde adım atarak ilerle. Piyasayı araştırarak, olumsuzlukları yok ederek, doğru dürüst ilerle..." Fakat projeleri kuvvetlerinden daha ileri olan sağlam çeneli, keskin ve kararlı bakan insanlara da, "Hemen işe koyul. Bütün kuvvet ve hız ile işi yürütmeye 24 başla." tavsiyelerinde bulunurum. Amerikalı bir mizahçı Napolyon hakkında, "Çok şeye teşebbüs etmiş sonuçta hepsini de başarmıştır" diyerek iş aleminde başarılı olan simaların yükselebilmek için yutabileceklerinden fazlasını ağızlarına aldıklarını ve hazmettiklerini belirtmiştir. Zira bu tür kimseler imkansızı başararak, olumlu neticeler elde etmişlerdir. Her insanın karakterine göre başarma seviyesi ve sınırı vardır. Örneğin, bazı işleri başarır fakat ileriye gidemez. Bu tür insanlar güçlerini aşmamalıdırlar. Daha fazla sermaye, kabiliyet ve hız isteyen işe girişmemelidirler. Bazıları vardır ki çabuk öğrenmeleri bir yana, sonsuz ve müthiş bir gayreti vardır. Enerji ve azmi fazladır. Gerektiğinde 24 saat çalışır ve başkaları duruken o devam eder ve yorulmaz, yenilmez. Bu tür insanlar, büyük bir projeyi uygulamaya giriştiklerinde hiçbir akıllı adam, ona gerektiğinden fazla büyük bir işe girişmiş olduğunu söylememelidir. Zira tenkitçiler ve hasetçiler onu başarı yolundan uzaklaştırmak için çaba sarfederler. Zira bu tür dinamik insanlar, bir uçak kudreti ve hızıyla ilerlerler... İşin çoğu "Teşebbüse" dayanır. Bu güce sahip olan insanlar nadirdir. Teşebbüs güçleri az olan bazı insanlarda büyük işlere girişirler, kendilerini bu işte kuvvetlenmiş zannederler. Fakat sonunda işi başarmak için çalmadıkları kapı kalmaz. însan tabiatının en garip hallerinden birisi de, işe başlayan gencin kendisini o işte devamlı kalacağını zannetmeyip, bir başka yere gidecek sanmasıdır. Aklına 25 getirmediği şey, onun birleşebileceği en mükemmel yerin başladığı yer olduğudur. Bu yüzden bu tür insanların çoğu, kendi kökünü kazarak, tanımadıkları bir şehre veya ülkeye giderler. Bunu yaptıklarına göre, mantıklı bir sebebi olmalıdır. Şehir ve ev tesiri, girişimci genci geri tutmuş ta olabilir. Her ne olursa olsun, esaslı kurallardan biri şudur: "İşe bulunduğun yerde başla!" Zira insanın kendi öz yurdunda yaptıkları takdire değer şeyler olacaktır. Bugün Amerika'nın en lezzetli dumanlanmış salamlarını üreten iki kardeş, işe, kendi küçük köylerinde başlayarak yükselmişlerdir. Daha birçok büyük işler köylerde başlamıştır. Örneğin Clark'lar ayakkabı fabrikaları, Bota meşhur ayakkabıları, köylerde kurulmuştur. Meşhur operatörlerden Mayo Kardeşler, doğdukları köyden ayrılmamışlardır. İsviçre'nin meşhur saat fabrikaları da küçük kasabalardadır. Bundan dolayı, hırslı genç adam kendine ilk önce şu soruyu sormalıdır: "Çalıştığım yerde ne kadar yükselebilirim?" Zira çalıştığı yer, yükselebilmesi için her fırsatı hazırlayabilir. Kendi başına iş yapmasına gerek yoktur. Genç, yükselme imkanlarını çalıştığı yerde bulamazsa, başka bir iş aramalı ya da kendi kasabasında kendi hesabına bir iş kurmalıdır. Her insan, tanındığı yerde başarılı olabilir. Uzaktaki tarlalar, yemyeşil görülebilir. Fakat yakındaki tarlalar kadar yeşil değildir. İnsan elinin altındaki fırsatları kaçırmamalıdır. Fırsatlar hakkında birçok söz söylenebilir. İlim adamları fırsatlar hakkında, "kendilerini yakalayacak kimseleri yığın yığın bekleyen olanaklar" derler. 26 Fırsatlar hakkında şu dört maddeyi söyleyebiliriz. 1) Fırsatlar çabuk kaybolurlar, 2) Büyük adamlar için büyük fırsatlar vardır, 3) Küçük adamlar için küçük fırsatlar vardır, 4) Her insan kendine elverişli olan fırsatı yakalamalıdır. Bazen büyük bir adam, küçük bir fırsatı yakalar ve elinden geleni yapar. Fakat vaktini boşa harcamıştır. Kendisi para kazanmıştır fakat kabiliyeti ve ilgisini ödeyecek derecede kazanamamıştır. Bazen de küçük bir adam, büyük bir fırsat yakalar ve cesaretle işe atılır. Fakat büyük işi idare edebilecek bilgisi, sermayesi ve gücü olmadığından büyük bir adam işini elinden alır. Küçük adamlar küçük işleri başarabileceğinden onlarla uğraşmalıdır. Amerika'da iş yapıcılığı ile tanınmış meşhur John D. Rockfeller'in sözleri bu konuya güzel bir örnek teşkil etmektedir: "Bazen biz ihtiyarlar, gençlerden daha çok fırsatlarla karşılaşmış gibi konuşuruz. Bu doğru değildir. Ben gözümü kapkaranlık bir gece yarısında açmıştım. Bugün ise apaydınlık öğle vakti... Bugünün genci, bizim yaşadığımız zamanı hayal bile edemez. O zamanlar yapacak iş olmadığı gibi, iş yapmayı kolaylaştıracak vasıtada yoktu. Öyle ki geçmişlerin tecrübelerinden faydalanma imkanı da yoktu. Oysa günümüz ve gelecek, zihinleri büyüleyecek, hayali durduracak ihtişamdadır." 27 Eğer insan kendini geliştirmeye devam ederse iş meseleleri de çözülür. Genç iş hayatına atıldığında, ilk karşılaştığı mesele, patronu tarafından faydalı olunduğunun hissedilmesi... Gençlerin çoğu bu meseleyi halledemediğinden ömürleri boyunca ilerleyemiyorlar. İkinci mesele; paranın biriktirilmesi... Bu, birinci meseleye bağlıdır. Üçüncü mesele; gencin başkalarına karşı başa geçirilmesi... Bu durumda idare etme sanatını öğrenmesi şarttır. Bu konuda kararlaştırması gereken en önemli nokta tek başına iş sahibi mi olacağı yoksa teşkilat adamı olarak mı kalacağıdır... Şayet çalıştığı yerde başarılı ise, en iyi yapacağı ve alacağı karar olduğu yerde kalmaktır. Genç, işyerinde şef konumuna geldiğinde, görevi çalıştığı yerin menfaatlerini incelemek olmalıdır. Yükselmek için de kendi bölümünden ziyade işyerinin bütününü düşünerek kârı arttırmanın çarelerini aramalıdır. Bu konumda kendisine teşebbüs imkanları verileceğinden, fırsatları güzel değerlendirip, kendini ispat etmelidir. Bu tarzda hareket eden genç, işyerinin idare müdürlüğüne atandığında, daha önce karşılaşmadığı zor ve büyük problemlerle karşılaşacaktır. Bu noktada ileriyi görmesi, büyük planlar hazırlaması gerekir. İdare adamı olarak, en değerli şahsiyetleri seçmek, fabrikanın dış yönüyle de ilgilenmek ve piyasadan haberdar olmak zorundadır. Mali konularla yakından ilgisi olacağından, finans hakkında da bilgi sahibi olması gerekir. 28 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı İnsan, işi ile orantılı büyümelidir. Büyümediği takdirde, işinin neticesi kötü olur. İş hayatında ilerlemekle kazanılan tecrübe, büyük işe ve o işin sahibine fayda vermeyebilir. Bu gerçeği insanlar genelde ihmal ederler. İnsanın işi ilerledikçe ve genişledikçe yeni fikirler ve yeni metotlar öğrenmesi gerekir. Çünkü insan her yeni aşamada yeni problemlerle karşılaşacağından, o konuyla ilgili deneyim ve bilgi edinmelidir. ¦ ¦ ¦ ¦ - Üçüncü Bölüm ÇOK ÇALIŞMAK VE İYİ DÜŞÜNMEK Yanlış yolda yürüdüğünü anlayan kişi, durmamalı ve aynı yoldan gitmemeli bilakis doğru yolu aramalıdır. Zarara sebebiyet veren bütün nedenler tek tek incelenmeli, işe yeniden başlanıyor edasıyla her bölüm araştırılmalıdır. Bu durumda üzülmenin, kızmanın ve kötü söz söylemenin hiçbir faydası yoktur. Yapması gereken iyice düşünmektir. Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 31 nceden bütün okul defterlerinde "çok çalışan kazanır!" yazıyordu. Bu doğru fakat eksik bırakılmış bir söz. Bunun tamamı şudur: "Çok çalışmak ve onunla beraber öğrenmek, düşünmek ve planlamak sayesinde insan başarıya ulaşır." Öyle insanlar vardır ki, çok çalışmalarına rağmen, işlerinde iflas etmişlerdir. Zira bu adam belki günde oniki saat çalışmış olmasına rağmen borç içindedir. Çok çalışmak da, bir iş adamını iflasa sürüklenmekten kurtaramaz. Hatta düşmesini çabuklaştırır. Örneğin bu durum, yüzme bilmeyen bir insanın, derin suya düşmesi gibidir. Bu insan kurtulmak için çılgınca kollarını sallar ve yüzme bilen bir adamın tepesine çıkarak ikisininde boğulmasına neden olur. Bazı iş adamlarıda aynı şekilde kendilerini bitirirler. Fiyatları düşürmekle kalmayıp memurlarına kötü davranırlar ve lüzumsuz şeylerle uğraşırlar. Oysa bu tür insanların ihtiyacı, biraz düşünmektir. Yapılan iş kâr getirmiyorsa, şüphe yok ki o işin, metodunda, malında veya kendinde bir hata vardır. Bunun istisnaları da olabilir. Yanlış yolda yürüdüğünü anlayan kişi, durmamalı ve aynı yoldan gitmemeli bilakis doğru yolu aramalı- 32 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı dır. Zarara sebebiyet veren bütün nedenler tek tek incelenmeli, işe yeniden başlanıyor edasıyla her bölüm araştırılmalıdır. Bu durumda üzülmenin, kızmanın ve kötü söz söylemenin hiçbir faydası yoktur. Yapması gereken iyice düşünmektir. İş adamlarının çoğunluğu, lokomotif sürücüleri gibi çalışmak isterler. Halbuki treni yürütmek başka, işi idare etmek başkadır. Lokomotifi kullanan emirlere göre hareket eder, girişimci değildir. Kullandığı tren raylarda gitmeye mecburdur. İşaretler, anayol gösterdiğinden kullanan makinist, kendi başına kararlar veremez. Zaten vermesine gerek yoktur. Verilen işaretler doğrultusunda yol aldığından ne yapacağını iyi bilir. Bir iş adamı böyle olabilir mi? Olması asla mümkün değildir. Zira onun işi ne ray üzerinde yürüyor ne de yol gösterecek işaretleri var. İş adamının güvenmesi gereken şey bilgisi ve muhake-mesidir. Kendisi karar vermek zorundadır. Bazı du-rumlardada ani kararlar vermesi gerekir. Lokomotif sürücüsünün şansla ilgisi yoktur. Fakat işadamının hayatı plan ve program üzerine kuruludur. Kısacası, doğuştan lokomotif sürücüsü olan bir adam, hiçbir zaman iş hayatına atılmamalıdır. Ciddi bir hastalık neticesinde küçük iş sahibi olmaktan çıkarak büyük iş adamı olan Frank W. Wool-work'un anlattıkları gayet ilginçtir. "Hastalanmadan önce her işimi bizzat kendim yapıyordum. Sanki alışverişi, malların vitrine dizilmesini mağazanın işletmesini benden daha iyi yapan yoktu. Hastalığım sayesinde her arkadaşımın bu işleri benim gibi başarabileceğini anladım. Ve neticede işimi azami Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 33 derecede genişlettim. Bundan sonra yaptığım işler ileriye yönelik planlar ve mühim projeler oldu." Woolwork, hastalığı neticesinde kendini teferruatlardan ayırıp, başka işler üzerinde durmayı öğrendi. Fakat bunu pahalıya mal olan şahsi tecrübesi ile öğrenmiş oldu. Sıhhati pahasına, bu dersi aldı ve bu dersten faydalandı. Bugün hastahanelerde bulunan birçok işadamı bu dersi aidimi almadı mı bilemeyiz. Gerçek şudur ki; yardımcılarına güvenmeyen, her işe karışan, işlere devamlı müdahale eden her iş adamı, işlerinin daima küçük kalmasına neden olur. Büyük adamlar, yalnız büyük işlerle uğraşırlar. Küçük işleri küçüklere bırakırlar. Herhangi bir iş adamının ne ile uğraştığına bakarak onun hacmini tayin edebilirsiniz. Bir işin başında bulunan kişi, katiplik, muhasebecilik, v.b. bütün işlerle aynı anda meşgulse o iş büyü-meyecektir, gelişmeyecektir. Bunu görmeniz zor olmayacaktır. İnsan çalışması neticesinde işini belirli bir noktaya getirdikten sonra az çalışıp çok düşünmelidir. Bu eserimde özellikle bu konu üzerinde ısrarla duruyorum. Çünkü bu çok önemli bir noktadır. İşadamları bunu anlamakta zorlanmaktadırlar. Oysa öyle zaman vardır ki, insan teşkilât ile meşgul olup yanında çalışacak iyi eleman yetiştirmelidir. Yoksa işi aksar. Bu konumda insan gündelik işlerden uzaklaşmalıdır. Bu takdirde işinin büyümesini ve gelişmesine imkan vermiş olur. İş adamı, kıymet takdir etme hususunda son derece maharetli olmalıdır. Bu maharet bütün faaliyetlerini kaplamalıdır. İşinde ve evinde en küçük şeylere karşı Para Kazanma ve Kullanma Sanatı Forma:3 34 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı dürüst bir tavır takınmalıdır. Yani bazı ufak tefek şeylerin önemli, bazılarının da önemsiz olduğunu bilmelidir. Önemsiz bir takım ufak-tefek işlerle uğraşan insanlar, "yaygaracı" insanlardır. Bu tür kimseler, önemli olan şeyleri ihmal ederler. Örneğin bir senede kaybettiği müşterileri düşünmez, hizmetlinin bir camı kırmış olması yüzünden uzun uzadıya üzülür, durur. İnsanların çoğu sert bir deniz üzerinde çalkalanan ve her dalgayla sürüklenen çöp gibidirler. Başkaları ise bir Okyanus vapuru gibi durmadan ilerlerler. Dalgalar onlara tesir etmezler. İnsan değer ve kıymet verme bakımından hünerli olmalıdır. Vaktini kendisi ve işi için önemli olacak, hizmet edecek işlere harcamalıdır. Örneğin müşteriye gösterilecek küçük bir nezaketsizlik bile çok önemlidir. Para biriktirmek her zaman akıllılık değildir. Bazı durumlarda delilik olur. Örneğin harp zamanında hükümet askerlere şu ilanı veriyordu: 1) Herkes kendisi traş olacak, 2) Herkes iş elbisesi giyecek, 3) Herkes ütüsünü kendisi yapacak, 4) Herkes yaş tütün içecek, 5) Herkes kendi çamaşırlarını yıkayacak v.s. Bütün bunlar hoş olmayan tasarruflardır. Yani memlekette terzilerin, kuaförlerin, çamaşırhanelerin işsiz kalması, ülke ekonomisine fayda veren özellikler değildir. Para biriktirmenin en kötü şekli budur. Her işi kendin yaparak para toplamaktır. , Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 35 Bazı insanlar plansız, programsız bir şekilde kâh oraya kâh buraya atılarak daima telaş içindedirler. Bunlar az iş görmeleri yanında ne bir şey okuyabilirler, ne de sağlıklı düşünebilirler. Kendilerinden kaynaklanan karışıklık içerisinde, kendilerine gelemiye-cek kadar işle doludurlar. En çok hoşlarına giden söz: "Ne kadar meşgul olduğumu görmüyor musunuz?" demektir. Gerekli-gereksiz, kârlı- kârsız birçok iş yaparlar fakat aradaki farkı anlamazlar. Genellikle İngiliz iş adamları, diğer milletlerin işadamlarına göre, daha fazla fırsat kollarlar ve yakalarlar. Yakaladıkları zamanda elinden bırakmazlar. Onun kendine göre tuttuğu bir yol vardır ve bu yoldan asla ayrılmaz. Ortaya atılarak daireler çizmezler. Hâdiseler karşısında yıkılmayan bir millettir. Örneğin iş aleminde ne kadar büyük problem yaşarlarsa yaşasınlar, kıyamet kopacakmış gibi üzülmezler ve aldırış etmezler. Onlar işi yapmaktan daha çok planlamaya muktedirler ve plancılığı ihmal ettiklerinde hız ve güvenlerine güvenirler. "Verimlilik" kelimesinin manası, az enerji harcayarak, daha iyi neticeler almaktır. Her kampanya işinin yüzde doksanı, her gün tekrarlanan işin aynısıdır. Bu iş, keskin dikkat, ciddiyet ve nezaket ister. Bu iş, herkes tarafından yapılabilecek bir iştir. Fakat işin yüzde beşi devamlı yapılan iş değildir, yaratma işidir. Yani, düşünmek, tasarlamak, düzeltmek ilerletmek işidir. Birçok işyerinde yönetim dikkate alınmaz. Bu iş düşünce, hüner ve sağlam düşünmeyi gerektirir. m 36 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı Devamlı aynı işte çalışan işçi, şirketi idare edemez. Bölüm şefleri, devamlı aynı işte çalışan işçi olmalarından dolayı, yönetim konusunda başarısızdırlar. Bunlar işin yüzde doksanbeşine devam eden, yüzde beşini ihmal eden kimselerdir. Bütün şirketlerin getirdiği net kâr yüzde doksan beşi dolduran devamlı aynı işe bağlı olan değil, fakat bu yüzde beşin teşkilettiği yaratıcı çalışmaya bağlıdır. Rutin işi yapıpta başka iş yapmayan şirketler gerilerler, büyüyemezler. Şirketleri canlandıran etken, yaratıcı faaliyettir. Bu faaliyet, damla damla bir havuza akan taze su gibidir ve suyu durgunlaşmaktan kurtarır. Sağlam ve verimli işadamları kendilerini rutin işlerden ayırarak verimi arttırır. Birçok ülkenin kazanç bırakan, başarılı olan işyerlerinin başarmalarının nedeni rutin işlerden ziyade yaratıcı iştir. Yani, düşünmek, planlamak, düzeltmek ve ilerletmektir. Bunda asla şüphe yoktur. Yahudilerin iş dünyasında başarılı olmalarının nedeni, kafalarını kullanmalarıdır. Bütün başarıları bu yöndeki çalışmalarına bağlıdır ve bu yüzden çalışmalarında atiktirler ve düşünen insanlardır. Yaratıcı işle uğraşan her insan için en mükemmel çalışma tarzı bazan çalışmak, bazan dinlenmektir. Kuvvetli, sağlam ve düzenli çalışmak ve yeterince tatil yapmak. Buna "pandül usulü" denir. Ben bunu uyguluyorum ve kırk yıldır ne bir zihin yorgunluğu ne de sinir gerginliğine uğradım. Günlerini gerginlik içinde geçiren insanların çoğu saatlerce aynı iş üzerinde uğraştıklarından nasıl dinle- Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 37 neceklerini bilmezler. Yemek yerken gergin oldukları gibi, uyandıklarında da yumrukları sıkılıdır. İnsan en mükemmel verimi almak için günde beş-altı kere dinlenme nöbetleri yapmalıdır. Bu insanı başarıya ulaştıracaktır. Ruhi, zeka ve enerji kuvveti verecektir. ¦ ¦ ¦ ¦ 'Dördüncü Bölüm! HARCAMALARINIZDA BİLİNÇLİ OLUNUZ Parayı harcarken dikkat edilecek nokta: "Parayı kâr ile birlikte nasıl geri getirebilirim?" olmalıdır. İş hayatındaki amaç iki - üç kuruş ile tasarruf olmamalıdır. Bu yüzden işadamları daima kendilerine şu soruyu sormalıdır: "Paramı kâr getirecek şekilde nasıl harcayabilirim?" Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 41 '! ¦ *" & • ,**1 **» (,,y % • «¦ 5 4 -i i > * nsan harcamalarına karşı da dürüst bir tavır al- malıdır. Zira, biriktirmede de, harcamada da aşırıya gidebilir. Londra'da meşhur yazarlardan biri "Bir işi iflasa sürükleyecek en kuvvetli yol. insanın harcamaları kısmaktan başka düşüncesi olmamasıdır" diyerek insanın en başta harcamalarında dikkatli olması gerektiğini belirtmiştir. Harcamalar üzerindeki en doğru hareket şekli, kazanç getiren harcamaları, kazanç getirmeyenlerden ayırmaktır. Harcamalarımızı incelediğimizde, elimize siyah ve kırmızı kalem alarak, kâr getirmeyenleri kırmızı ile, kâr getirenleri siyah ile çizelim. Genelde zarar için kırmızıyı kullanmamız adettendir. Sonunda kâr getirmeyen harcamaları durdurmaya gayret etmeli ve aynı hatayı tekrar etmemelidir. Parayı harcarken dikkat edilecek nokta: "Parayı kâr ile birlikte nasıl geri getirebilirim?" olmalıdır. İş hayatındaki amaç iki - üç kuruş ile tasarruf olmamalıdır. Bu yüzden işadamları daima kendilerine şu soruyu sormalıdır: "Paramı kâr getirecek şekilde nasıl harcayabilirim?" Tasarrufun en güzel şekli, en yeni alet ve makinala-rı almaktır. Örneğin bir yazı makinası, hesap makinası 42 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı v.s. insanın net kârını artıran şeylerdir. Buna dikkat etmeyen birçok işadamı, her yıl kayba uğramaktadır. Asıl meselemiz parayı harcamak veya harcatmak olmamalıdır. Meselemiz kazancı arttırmaktır. İnsanlar bu gerçeği öğrendiklerinde, harcamalarında daha mantıklı hareket edeceklerdir. İş hayatında yaptığımız her işi aydınlatacak en önemli sebebi her malı dürüst ve doğru olarak fiyat-landırmaktır. Harcamalarını bilemeyen imalatçılar, karanlıkta çalışıpta ne yaptıklarını göremeyen insanlar gibidirler. Masrafların ne olduğunu bilemezsek, kısamayız. Zararı anlamamız için önce sebebini öğrenmemiz şarttır. İdare işindeki ilk esas; toplayacağımız bilgilerdir. Gerçi, masraflar ile ilgili sağlam, eksiksiz ve dürüst bilgi edinebilmemiz kolay olmayacaktır. Fakat toplayacağımız bilgiler bize kâr getirecektir. Ne yazık ki, imalatçıların çoğu bu gerçeğin farkında bile değildir. Bir perakendeci, harcamalarına baktığında en büyük masrafın ücret olarak verildiğini görür. Çünkü, ona yardım edenler, yapılan işin hasılatından daha fazla para çekmiş olmaktadırlar. Haftada 30 şilin alan bir satıcı kızın yağmurlu günde beş müşteri ile meşgul olduğunu düşünelim. Demek ki her müşteriye hizmet için bir şilin alıyor. Şayet bu kız haftada 18 müşteri ile meşgul oluyorsa, müşteri başına 2 pezi düşer. Bunun için her sabah 20 şilinlik mal satıp kendi yevmiyesini çıkarması gerekir. Şayet müşteriye değer vermeyip kaybederse, mağaza her yıl 10 sterlin kâr bırakan bir müşteriyi kaybetmiş olur. Fakat tezgahtar kız buna karşılık ücretini alır. Sonuçta mağaza zarardadır. Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 43 Mağazada çalışanlar, masrafları bilirlerse, işlerine daha çok dikkat ederler. Ellerindeki malın kirlenmesine ya da zarara uğramasına karşı gelirler. Bunun dışında malların iade ve teslimindeki masrafları düşürmeye çalışırlar. Böylelikle mağazanın net kârını arttırmayı akıllarından çıkarmazlar. Bu konuda örnek verirsek olay daha iyi anlaşılacaktır. Bir perakendeci yirmi el çantası almıştır. Herbiri sekiz şilin tutuyordu. Bunların herbirini 12 şiline satıyordu ve 16 adet satmıştı. Bu iş için yapılan masraf %25'ti. Masraflar çıkarıldıktan sonra her çanta 11 şiline mal oluyordu. On altı çanta satıldığına göre net kâr 16 şilindir. Diğer dört çanta hasarlı olduğundan 9.5 şiline satılmıştı. Sonuçta 4 çantadan yarımşar şilinden 2 şilin zarar edilmişti. O halde yirmi çantadan alınan net kâr on şilin olmaktadır. Yani kazanç %6 idi. 8 sterline karşılık 10 şilin kazanılmıştı. Hatta %6 alınan kâr değildir. Vergi parası da buna dahildir. Mağazadaki yardımcılara bunları anlatmak zorunludur. Yardımcıların çoğu, her yaptıkları satışın şirkete kâr bıraktıklarını zannederler. Oysa ki, onlann kendi ücretlerini çıkarabilmeleri için saatlerce alış-veriş yapmaları gerekir. Sonra vergilerini vermek için de mesaide kalmaları lazımdır. Daha sonra da, kira ile diğer masraflar için de birkaç saat çalışmaları gerekecektir. Bunları mağazada çalışanlara bildirmek faydalı olacaktır. İsraflara, gereksiz harcamalara engel olmak için, çalışan her elemana, bütün malzemelerin, ışığın, elektriğin v.s. sarfedilen para olduğunu göstermek iyi olur. Bütün malzemenin para gibi korunması gerektiğini de söylemeliyiz. Kasa hesabında iki şilin açık çı- 44 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı kınca kıyametleri koparan bizler, iş hayatında her yarım saatte bu parayı kaybediyoruz da ruhumuz duymuyor. Her israf göterilmelidir. Çünkü israf, net kârı düşürür, şirketin borç alacağı paraya engel olur. Zira bankalar israf edilen mala göre borç verirler. İmalatçıya israfın yüzdesini sorduğunuzda ya bilemez ya da hayali bir rakam atar. Onun bildiği şey malzeme ve çalışma parasıdır. Diğer masraflar ise bilinmemektedir. Aslında bunlar daha önemlidir. Alman kârı yok eder. İki çeşit para vardır. Çabuk yürüyen ve yavaş yürüyen... Eğer perakendeci aldığı malı bir ay için de satarsa parası çabuk yürüyen şeklini alır. Şayet bir yılda satarsa yavaş yürüyen para olur. Gazete satan çocuğun parası en çabuk yürüyen paradır. Zira para bir günde iki misli olabilir. Manav mallarım çürütmemişse, zararı yoksa parası çabuk yürüyen paradır. Aynı şekilde bakkalın parası, bir kuyumcudan bir demirciden ve ev eşyaları satan kimseden daha çabuk yürür. Perakendeci birşey almadan önce paranın nasıl yürüyeceğini sormalıdır. Perakendecilikte ençok kazanç getiren etken, paranın çabuk yürümesidir. Bu hususta en ileri giden müesseseler, sigortalardır. Bir imalathanenin idare sistemi de onun masraflarını hemen anlamaya imkan vermelidir. Tahminlere dayanarak yapmak yanlıştır. Masrafı gerçeklere dayanarak çıkarmamız gerekir. Beşinci Bölüm SAĞLAM BORÇ ORANI "Borcun tesirleri hem fizyolojik hem de psikilojiktir. Yani borç, hem bir gıdadır hem ilaçtır, hem uyandırıcıdır hem uyutucudur hem insanı hareketlendirir hem yavaşlatır. Fertlere hem yardım eder hem yıkar. Hem devlet kurar hem tepe taklak yuvarlandırır." ¦ ¦ jPÂRA KAZANMA VB KÜUİANMA SANATİ «47 redi; manası iyice düşünülmesi gereken bir kelimedir. Kredi, borç demektir. Borçlanmak kimsenin hoşuna gitmediğinden dolayı kredi kelimesi kullanılıyor. Bu kelimenin cazibesine kapılarak borca giriyor neticede de iflasa sürükleniyoruz. Freman Tildem'in "Borç içinde yüzen bir dünya" adlı eserinde; "Borcun tesirleri hem fizyolojik hem de psikilojiktir. Yani, borç hem bir gıdadır hem ilaçtır hem uyandırıcıdır hem uyutucudur hem insanı hareketlendirir hem yavaşlatır. Fertlere hem yardım eder, hem yıkar. Hem devlet kurar, hem tepe taklak yuvarlandırır." Bazı kimseler o kadar çok borca girerler ki onların bu konudaki problemleri insanı yapratır. Örneğin adamın biri bin dolar sermaye ile ev eşyası ticareti yapıyordu. Eşyayı kira ile alıyor ve yığın yığın satış yapıyordu. Görünüşte iş yapıyor havası vardı ama gerçek öyle değildi. Çünkü masrafları kazancını bitiriyordu. Yani 5.000 dolar borçlu ve 5.000 dolar alacaklı idi. Kısacası ne iş yaptığı belliydi ne de yapmadığı. Bu çeşit perakendecilerin unutmaması gereken nokta, mal satmanın iş teşkil etmediğidir. İş hayatındaki en önemli mesele, net kâr yapmaktır. Örneğin bir Para Kazanma ve Kullanma Sanatı Forma:4 48 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı perakendecinin senede 3000 dolar fakat peşin olarak mal satması ve 500 dolar kazanması onun 6000 dolarlık mal satmasına daha tercih olunur. Küçük perakendecilerin çoğu bir takım kurallara uyrriaları gerektiğini unuturlar, kredi alarak büyük iş yapmak isterler. Oysa ki kredi açacak durumda olmamalarına rağmen krediyle küçük olan sermayelerini bağlarlar. Bu tür insanlar çabuk satabilecekleri şeyleri almalı ve kâr etmelidir. Bu konuda kural şudur: Hiçbir zaman gücünüzün üstünde kredi açmayınız. Perakendecinin ilk görevi yaptığı iş karşılığında, yüksek kazanç sağlamaktır. İkinci görevi, bankada yedek mevduat bulundurmalıdır. Bu iş yapmağa en çok yardım eden paradır. Bazı insanlar ipotek ve faizlerle para çekerek iş yaptıkları halde, sonunda iş kurmamış olduklarını görürler ve anlarlar. Çünkü iş yerine borç kurmuştur. Zira, alıcıların, binanın dayandığı tuğlayı çekmesiyle bina yere yıkılır ve o işle meşgul olan kişide bütün çalışmalarının boşa gittiğini görür. Eğer bu kişi ayağını yorganına göre uzatmış olsaydı, küçük ve sağlam bir iş yapmakla yetinseydi, iyi bir iş sahibi olur ve kendini idare ederdi. Bir insan faiz vermeden önce, safi kârıyla meşgul olmalıdır. Zira harcayacağı veya borç alacağı para bu kâra bağlıdır. Borç iş kurar ya da iş yıkar. Önemli olan, işin getirdiği net kârdır. Bir iş adamının aldığı borç faizleri sebebiyle büyüdüğünde banka müdürü "Kusura bakmayın, sınırı asmışsınız, size borç veremeyeceğim" diye borç isteğini reddettiğinde borç isteyenin durumu ne olacağını tahmin edebilirsiniz. Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 49 Bu durumda yapılacak en doğru iş, fabrikaya geri dönerek bir miktar tasfiye yapmak yani ayağı yorganına göre uzatmayı öğrenmektir. Bu durumda işini boyuna göre ayarlayabilirse ne âlâ... Zira, sermayesinin birazını nakite çevirerek durumunu kurtarır. Nedense bu nasihat çoğu kimsenin hoşuna gitmez. Fakat bu konuma düşen insanın iki seçeneği vardır. Ya bu nasihate göre hareket etmeli ya da zengin ve cömert bir finansöre güvenmeli. İşi kötüye giden her insanın ağzında şu sözler çıkar: "Ah, biraz daha sermaye bulabilsem" oysa daha fazla sermaye peşinde koşması son derece yanlıştır. Onun ihtiyaç duyacağı şey, verimin ne olduğunu öğrenmesidir. Öyle insanlar vardır ki, kendilerine 5000 dolar verecek bir dost bulsalar, birkaç yıl sonra aynı duruma düşerek tekrar 5000 dolar isterler. Bu şu hikayeye benzer. Ağır suçtan dolayı hakimin huzuruna çıkan adama hakim sorar: Avukat ister misiniz? Suçlu: "Hayır" demiş. "Kendimi müdafa etmeyi tercih ederim. İhtiyaç duyduğum şey ise iki iyi şahittir." Para işide bunun gibidir. Para yüzünden sıkıntıya düşen insanlar para peşinde koşmak yerine malının bir kısmını nakde çevirmelidir. Yani, malının azım tasfiye ederek durumunu kurtarmaktır. Bundan sonra yapması gereken iş, nasıl verim alacağını araştırmalıdır. Bu durumda ya işi yoluna koymalı ya da başaracak birini bulmalıdır. Böylece net kârın nasıl kazanıldığı öğrenilmiş olacaktır. 50 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı Babasından 1000 dolar miras kalan bir kimseye amcalarından biri, onun iş sahibi olabilmesi için 2000 dolar borç vermeyi teklif etse o kişi ne yapmalı? Cevap gayet açıktır. Bu kişi 1000 doları biriktirmemiş ve kazanmamıştı. 3000 dolarlık sermaye ile işe başlamak istiyordu. Fakat sermayenin üçte ikisi borç olduğundan dolayı bu iş yürüyemez. Şayet 2000 doları veren finansör işi üzerine alıp idare ederse mesele olmaz. Emniyetli bir borcu iki etken tayin eder. Borcu alanın iş kabiliyeti... İşin elde ettiği net kazanç... Borçlu olan kimse borcunu zamanında ödemek zorundadır ki, itibarı ve şerefi sarsılmasın. Şayet borçlunun borcunu hemen ödemek için parası yoksa, aklını ve nezaketini kullanmakta kusur etmemelidir. Bu ona itibarını kaybetmemesini sağlayacaktır. Zira birçok kimseler borç ödemenin usûlünü bilemediklerinden şöhretlerini ve itibarlarını kaybediyorlar. Parayı kullanmaya başlayan bir insanın ilk yapacağı şey, alabileceği malı almaktır. İlk anda alabileceği şeyler ufak-tefek şeylerdir. Şayet bu genç masraflarını kısmazsa, kazancı ne olursa olsun, mutlaka sıkıntıya uğrar. Küçük bir hamle ile her türlü iflası, önlemek mümkündür. "Parasını veremiyeceğin bir şeyi sakın alma!" Bu kuralı paraya, mala, borç almağa ve herşeye tatbik edebiliriz. Çünkü bütün iflaslar borç yüzündendir. Eğer herkes ancak alabileceği şeyi almış olsaydı, para sıkıntıları ortadan kalkardı. Bir insan, bütün ihti- Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 51 yaçlarını kontrol altında bulundurmalı ve ona göre hareket etmelidir. Örneğin haftada 30 dolar kazanan bir kimsenin otomobil almak istemesi... Bu vazgeçmesi gereken bir sevda olmalıdır. Çünkü ancak bu parayla elden düşme bir motosiklet sahibi olabilir. Hatta bisikletle yetinirse akıllılık etmiş olur. Zira bisiklete sahip olabilmek için haftalığından az bir miktar ayırabilir. Sekiz yaşına gelen her çocuğa parayı harcamayı ve biriktirmeyi öğretmeliyiz. Çocuğun kendisine ait kumbarası olmalıdır. Tatil günlerinde harcamak doğum yıldönümlerinde kardeşlerine hediye almak için para biriktirmelidir. Ona Sekiz yaşındayken bile para sahibi olma zevki duyurulmalıdır. Her genç adam şu gerçeği bilmelidir: "insan baharda ekin biçemez, baharda toprak sürülür ve ekilir. Sonbaharda ürün alınır. Hayata yalnız sarfedici olarak giren, borçlu olmak pahasına da canının her istediğini yapan delikanlı, hayatının sonbaharında biçebileceği hiçbir ekin bulamaz." Bazı basiretli (ileriyi gören) gençler, her şeyi istemeyi ve sarfetmeyi öğrenmekten kaçınırlar. Hayatlarını planlarlar ve ilim ile uğraştıkları gibi tutumlu olmayı da öğrenmişlerdir. Her genç elindeki 5 doları gereksiz şeylere harcamadan önce iyice düşünmelidir. Çünkü 5 doları bir işe yatıracak olsa yirmi yıl sonra bu 5 dolar 100 dolar olacaktır. Bahar mevsiminde kaybedilen bir tohum, bir tohumdan ibaret değildir. Daha fazla bir şeydir. 20 yıl sonra bir çuval tohum demektir. ¦> ¦» ¦> ¦> Altıncı Bölüm KAR SAĞLAMAK Potansiyel, fırsat demektir. Büyük olsun, küçük olsun her işin, potansiyel kazanma kudreti vardır. Fakat bunun gerçekleşebilmesi için verimli çalışma ve iyi idare şarttır. İş başında olan insanlar kâr meselelerini akıllarında tutarlarsa işlerini hiçbir zaman karanlık içinde idare etmemiş olurlar. Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 55 'erhangi bir işte daha çok kâr elde etmek için, kâr yapmayı bilen, iyi bir kafaya sahip olmalıyız. İşadamlarının çoğu kendilerinin iyi bir kafaya sahip olduklarını düşünürler. Fakat bu düşünce doğru değildir. Bu tür kimseler, ilgileri günlük işler üzerinde yoğunlaşan rutin kafalı insanlarda bu yüzden yıllarca kâr düşünmekten uzak dururlar. Bunların siyasetleri şudur: "Kâr getirsin getirmesin, iş iştir". Bazı kimseler de sürümü, iş zannederler. Hatta "iş sürüm temin eder, kâr da kendiliğinden gelir." derler. Bu kişiler sürümü arttınmak için sürü sürü para harcayarak reklam yaparlar. Hedefleri, önemsiz bir şey için, boş yere para harcamaktır. Oysa ki bu adamlardan biri iflas ettiğinde, müşterileri onu kalkındırmak için elini uzatmaz. Bazı insanlar da rakiplerinin elinden işi almak için uğraşırlar güya onlara göre malı 5 liraya alınırda 6 liraya satılırsa kazanç sağlanılmış. Bu ne kadar doğru olabilir ki! Kâr zihniyetiyle hareket eden kişinin durumu farklıdır. Bu adam küçük işleri, küçük adamlara bırakır. Sürümün değerini inkar etmez, bunun yanında kâr getirmeyen satışa da yüz vermez. Fiatları masrafları kısmak suretiyle düşürür. Ürettiği mala dikkat ettiği 56 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı kadar satılmasına da özen gösterir. İşi başında olan insanlar kâr meselelerini akıllarında tutarlarsa işlerini hiçbir zaman karanlık içinde idare etmemiş olurlar. Görüştüğüm yüzlerce iş adamına yaptıkları işe dair sorduğum sorulara cevap vermemeleri beni hayrete düşürdü. Araştırıcı olma hasletine pek az kişi önem veriyordu. İş adamlarının başına geçtikleri işleri hakkında sorulan soruları bilmemeleri inanılmayacak kadar ilginçtir. Fakat gerçektir. Örneğin şu suallere alınan cevap sadece "Bilmiyorum" dur. G Yaptığınız iş yüzde kaç boş veriyor? G Zarar ettiğiniz mallar hangileridir? G Binanızın içinde kullanmadığınız yer? G En çok çalışan makinalarımzın çalışma saatleri kaçtır? G Fiatları düşürmek yüzünden geçen sene ne kadar kayba uğradınız? G Geçen yıl kredi ile iş yapan müşterilerden kaçını kaybettiniz? G Hangi ilan tarzı işinize daha çok yaradı? G Makinalarımzdan kaçı kullanılmıyor? ; G Müessesenizin en zayıf noktası nedir? Bu soruların herbiri önemlidir. Bu sorulardan hangisini bilirsek müesseseye kâr getirecek mahiyettedir. Oysa ki masa başında çalışan iş adamları rutin işler içinde bunalırlar ve başlarını kaldırıp da "aramak ve bulmak" için uğraşmazlar. İşin garibi en az araştırma yapanlarda, işleri hakkında herşeyi bildiğini iddia edenlerdir. ¦¦«,,- Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 57 Verimli bir iş adamı daima kendisine yardım edecek fikirler ve olaylar peşindedir. Bunlar sayesinde verimi daha da artar. Böyle bir adam ilmin, tekniğin ve düzenleme hareketlerinin sonu olmadığını, bir iş adamının daima, çalışkan bir hayvan olan monfüs gibi "Git, ara ve bul" prensibiyle hareket edeceğini bilir. Rusya'nın, Brezilya'nın potansiyel serveti çok büyük olmasına rağmen memleket mali sıkıntılar içindedir. Şayet buralara çalışkan ve akıllı İsveç Halkı geçse, o zaman Brezilya yirmi sene zarfında dünyanın en zengin milletlerinden biri olur. Potansiyel kelimesinin manası şudur: Liyakatli adamlar kalkarda çalışırlarsa servet sahibi olurlar." Potansiyel, fırsat demektir. Büyük olsun, küçük olsun her işin, potansiyel kazanma kudreti vardır. Fakat bunun gerçekleşebilmesi için verimli çalışma ve iyi idare şarttır. Potansiyel kelimesi gerçek bir kıymet kazanmadıkça mana ifade etmez. Eğer bu kelimeye değer vermek gerekirse, onun iştah açıcı bir ilaca benzediğini söyleyebiliriz. İş aleminde spekülasyonun da yeri vardır. Fakat iş adamı ile spekülatör arasında çok fark vardır. Birçok kimse bu farkı bilmez. Zira işadamı parasını kazanır, spekülatör ise şanstan faydalanır. Ya kazanır veya kaybeder. Spekülatör, kazandığı zaman büyük para kazanmak ister. Her işte bir spekülasyon unsuru vardır. Fakat liyakatli iş adamı, bilgisi ve tecrübesiyle bunu ortadan kaldırır. Araştırmacı ve ileri görüşlü insanlar birçok risklerden ve tehlikelerden uzak kalırlar. 58 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı Knoeppel son kitabı "Kazanmak için idare" adlı eserinde, bir iş adamının en son öğreneceği şeyin, kazancına hakim olmasıdır." der. Avrupa ve Amerika'daki en yüksek verimli şirketler, kazançlarını hep kontrol altında tutanlardır. Hatta öyle ki, gelecek yıl bile ne kazanacaklarım tahmin ederler. Para, asla uslu durmayan, daima hareket eden, yaramaz çocuk gibidir. Bu sebepten paranın akışım daima gözönünde tutmak zaruridir. İmalat aleminde para kazanmanın en iyi yolu, ma-kinaların çalışma müddetini arttırmaktır. Zira imalat aleminde bundan başka geçerli yol aramak yanlış olur. Londra'nın bilginlerinden birinin şu sözü ne kadar gerçekçidir: " Bir adama para veriyorsan, onu yetiştirmeğe çalış" Zira, iş aleminde en çok ihmal edilen noktalardan biri adam yetiştirmektir. Örneğin bir genç haftada 30 dolar alsa ve her yıl çalıştığı yere 500 dolar kazandırsa ve bu adam yetiştirildiğinde ücreti 35 dolara çıkacak, fakat şirketin kazancı iki misline, yani 1000 dolara çıkacaktır. İşte kâr, bu merkezdedir. Dünyada yapılan her işin bir ölçüsü vardır. Bu ölçüyü elden bırakmamak şarttır. Bu ölçünün adı hesap dengesidir. Yüksek verimli fabrikaların dışındakiler, hesablarını ancak sene sonunda anlarlar ki, iş işten geçmiş olur. Hesap dengesi bir otomobilin hız göstergesine benzer, bu gösterge her seyahat neticesinde kaç kilometre gidilmiş olduğunu gösterir. Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 59 Hesap neticesine bakarak, işin gidişatını, nasıl yapıldığını anlamak mümkündür. Yine bu sayede maki-naların verimi, idarenin ciddiyeti ve otoritesi anlaşılacaktır. Artık günümüzde muhasebeciler eskiye göre daha önemlidirler. Zira, rakamlar onların ellerindedir. Gerçeği açıklamakta onlar tarafından kolaydır. Bu yüzden muhasebeciler sadece hesap kaydetmekle kalmamalı gözlerini açarak fırsattan yakalamalıdır. Yani mali konulara verdikleri önemi, yüksek verim almada da göstermelidirler. Kısacası iş hayatı ile bir bütün olarak ilgilenmelidirler. Bana öyle geliyor ki 2000'li yıllarda muhasebeciler karşımıza verim uzmanları olarak çıkacaklar. Bu şekilde kendilerini güzel yetiştirenle çok yüksek ücretlerle çalışacaklardır. ¦¦¦ ¦> ¦¦¦ ¦ Yedinci Bölüm CESARET VE İŞBİRLİĞİ Her konuda ikinci bir defa düşünmek zorunda olan kimseler, ön sıraları bir defada düşünüp hemen kararını verenlere bırakırlar. Kendileri de devamlı arkadan gelmek zorundadırlar. Her insan kendi gayretine başkalarının yardımını da katmalıdır. Dünyada çeşit çeşit insan vardır, bunların içinde işe yarayandan faydalanmak gerekir. Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 63 irçok iş adamlarının muhtaç oldukları şey birazcık "sinir" dir. Çünkü birçokları onun yokluğu yüzünden, harekete geçememektedir. Zamanında karar veremedikleri için birçok fırsatları kaçırmaktadırlar. Mister E.R. Sunshon, romanlarının birinde, bir adamı şöyle anlatmaktadır. "Allan, muvaaffak olan insanları, muvaffak olmayan insanlardan ayıran tek farkı taşıyordu. Bir anda kararını verir, işi bozmaya imkan vermiyen bir süratle hareket geçerdi." Birçok kimseler sabretmek adı altında işi ikinci bir defa daha düşünmek gerektiğine inanmaktadırlar. Fakat bu ikinci düşünceler, bazen iyi olur, bazen kötü olur. Her konuda ikinci bir defa düşünmek zorunda olan kimseler, ön sıraları bir defada düşünüp hemen kararını verenlere bırakırlar. Kendileri de devamlı arkadan gelmek zorundadırlar. Sürat, çok büyük bir meziyettir. "Birinci adam sütün kaymağını yer, ikincisine ise artıkları kalır." Kararda acele davranan yanılabilir. Fakat yavaş karar veren ürkek adamlar gibi gelen fırsatları kaçırmazlar. Bir insan yaptığından daha fazla yapmaya gayret etmelidir. 1 64 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı Fakat bir insan satışlarını % 10 artırmak isterse o-nun kazancını % 20 artırması mümkün değildir. Ancak bazen imkansız gibi görülen şeyleri yapmaya gayret etmek, en akıllıca bir harekettir. Otomobil sanayisinde araştırmacılığı ile meşhur olmuş Mister C.F Kettering, bir defa şöyle demişti: "İnsan yeterli derecede cesaretle düşünemiyor..." Kendisinden otomobillerin daha süratli boyanması istenmişti. O zaman bir arabanın boyanması otuz saat sürüyordu. Kettering bu teklife karşı: "Bakalım, bir arabayı bir saatte boyayabilir miyiz?" dedi. Onun bu düşüncesi, manasız ve lüzumsuz bir tahmin sayılmıştı. Fakat Kettering, hemen kuruyan bir çeşit emaye bulmuştu. Bu emaye, arabaya seriliyor ve bir araba iki saat geçmeden boyanmış oluyordu. Ketler ing: "Bir arabayı şu anda 30 saatte boyayabiliyoruz. Bu süreyi 20 saate indirmeye çalışırız" denip olsaydı, bu hayret verici başarıyı kazanmağa imkan kalmazdı. Demek ki bir işle ara sıra imkansız gibi gözükenle-ride başarabiliriz. Bir iş adamından sık sık şöyle cümleler duyabilirsiniz: "Mağazama yeni bir vitrin yaptırmayı düşünüyorum..." "Mağazamın stoklarını kontrol altına almak fikrindeyim...", "Mağazamda çalışanları eğitmeye ve yetiştirmeye daha fazla önem verirsem, gelecek için çok iyi olacak". '• Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 65 Bütün bunlar yaz mevsiminde, rahmete vesile olacak gökyüzünde görülen beyaz bulutlar gibi insanın kafasında dolaşan arzulardır. Fakat beyaz bulutların, yeşil tarlalara hiçbir hayn dokunmaz. Ekinlerin olgunlaşması, çayırların yeşermesi için, bulutlardan yağmurların yağması gerek. Bir arzu ne kadar güzel olursa olsun, onun gerçekleşmesine çalışmadıkça hiç bir şey ifade etmez. Gerçi güzel arzuların insana zevk verdiği şüphe götürmez. Ancak bunların hiç bir değeri ve kıymeti yoktur. Güzel bir arzuya değer vermek için, oturup çalışmak ve onu bir gerçek haline getirmek şarttır. İş hayatının kendine göre, gök gürültüleri, bulutlan ve fırtınaları vardır. Ve bunlar faydalanmak isteyenlere imkanlar arzeder. Önemli olan o imkanları güzel bir şekilde değerlendirebilmektir. Bir kriz sırasmda, rekabet yavaşlar ve seyyar satıcılar zarara uğramaktan ve iflas etmekten korkarlar. Bu sırada fırsatı değerlendirmek insana büyük faydalar sağlar. Ve bu faydayı temin eden kimse, üstelik iltifatlar da kazanır. İş hayatında isabetli kararlar vermek için şu gerçeği kavramak ve anlamak lazımdır: "Hiç bir refah devri veya kriz devri ilelebet devam etmez." Bu gerçeği Amerikan iş adamlarına öğretmek iste-dimsede buna fırsat bulamadım. Çünkü Amerikalılar refah devri başlayınca, kriz olmayacağını düşünürler. Ve yine bir kriz baş gösterdi mi onun da son bulmayacağına inanırlar. Yani kısacası hayat hakkındaki görüş Para Kazanma ve Kullanma Sanatı Forma:5 66 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı ve düşünceleri kısadır. Halbuki her şeyin bir başlangıcı ve birde sonucu vardır. Ben şahsen beş refah ve beş kriz devrini çok açık olarak hatırlıyorum. Bu yüzden kriz devrindede, refah devrindede yapmış oldukları hataları ve kusurları inceleme imkanı buldum. Refah devrinde fazla para harcamak âdettendir. O kadar ki tedbirli ve ölçülü hareket etmek kimsenin aklından geçmez. Masraf çoğaldıkça borç da artar. Sonuçta geleceğe bir sürü yükler yükleriz. Diğer taraftan masraflarımız da israflara da, zararlara da göz yumarız. Her şeye karşı "aldırma efendim, çok şükür kazancımız yolundadır" der, geçeriz. Refah devrinde her şey pahalıdır. Asıl mesele almak değil satmaktır. Bu nedenle hisse senetlerinin ve her malın fiatı yüksektir. Bu devir iş adamlarının haset devridir. Para toplamalı ve satışı hızlandırmalıdır. O-nun için iş adamlarının parolaları "satışı hızlandırmak" olmalıdır. Ticarette bir malı almak için en uygun devir, alış verişte durgunluk devridir. Çünkü her şeyin fiatı düşer. 20 dolarlık bir malı 10 dolara almak mümkündür. Onun için refah devrinde masrafı artırmak değil, kısmak ve azaltmak lazımdır. Fiatları tutmak ve her piyasaya mal sürmek gerekir. Bu durum büyük bir kâr yapmak ve onu tutmak zamanıdır. Gelecek yılları düşünerek hazırlanmak gerekir. Kısa görüşlü kimseler bu tavsiyelerden hoşlanmazlar. Fakat bu nasihat ve tavsiye yerinde yapılan bir uyarıdır. Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 67 Para kazanma konusunda bir adamın mizacı, kendisine bazen yardım eder, bazen de zarar getirir. Bir kere bir insan, herkesle uyumlu geçinmenin çaresini ve yollarını bulmalıdır. Şayet böyle yapmazsa, herkesle çatışır ve gerginliğe sebep olacak olaylara sebep olursa onun fazla ilerlemesi mümkün değildir. Hatta böyleleri bir iş kurmakla başanlı olsa dahi, bunun temeli çürük olur ve temeli sağlam olmadığı için ayakta duramaz. Nice ehliyetli insanlar vardır ki sosyal meziyetlerden mahrum oldukları için, hep geride kalırlar. Bunların bütün düşünceleri ferdidir, başkalarının duygu dünyasına değer vermezler. Belki bunların dilleri de yaralayıcıdır ve şakaları ile başkalarını üzerler. Bunlar başkalarının bilgisini hor görürler ve her şeyi ben bilirim iddiasındadırlar. Belki de ufak bir şey yüzünden başkalarının kalbini kıran kimselerdendir. Bütün bu kusurları önemsememek doğru değildir. Çünkü bu ve benzeri kusurlar binlerce kişiyi iş dünyasında başanlı olmaktan alıkoymuştur. Sık sık tekrarlanan bir söz, bir insanın kendine yardım etmesi sayesinde başarılı olduğudur. Bu bir sınıra kadar doğrudur. Ancak bunu fazla ileri götürmemek gerekir. Çünkü insan, bu yüzden sevimsiz, huysuz ve herkese düşman kesilir. Her insan kendi gayretine başkalarının yardımımda katmalıdır. Dünyada çeşit çeşit insan vardır, bunların içinde işe yarayandan faydalanmak gerekir. Hiç kimse arkadaşlarını hor görmemeli, onları tanı-mamazlık etmemeli ve onlardan hiçbir zaman korkmamalıdır. Bazı insanların kafaları, yanlışı gösteren 68 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı ve tanıtan ayna gibidir. Mesela hilekâr bir kimse için, dünya hile ile doludur. Ürkek bir insan için, her tarafı tehlike sarmıştır. Aşağılık bir adam için, bütün dünya aşağılıktır. Velhasıl herkes dünyası, kendi iç dünyasının durumuna göre görür. Bir adam "Bizim ticaretimiz rüşvetle ve daha başka kötülüklerle doludur" dediği zaman, ona % 100 inanarak daha iyi olur. Muhtemelen bu adam, durumun sadece kötü tarafını görüyor. Walpole "her insanın bir fiyatı vardır." dediği zaman, şahsı ile ilgili iyi bir şey söylememişti. Para kazanmak isteyen kişi çapulculuk edecek değildir. Çünkü bu adam alır ve verir. Dünyaya dürüst bakmanın şartı, şu iki prensibe saygı göstermektir. 1- Size yardım edecek insanlar ve fikirler bulmak, 2- Başkalarına yardım için ne yapacağını bilmek... Bir insanın kendi nefsine yardım etmesinin asıl manası da budur. Şayet biz dünyaya, derin bir alakayla, güvenle ve dostça bir görüşle bakacak olursak, yeni fikir ve metodlarla karşılaşır ve biz uygun insanlarla düşer kalkarız. Fakat bir insan, kavga etmek istediğinde, kendisi ile kavga edecek birini bulur. Kendisi ile yardımlaşacak bir kimse arayan da, aradığını bulmakta gecikmez. Şahinler ceset ararlar ve aradıklarını bulurlar. Cırcır kuşları da bal ararlar, onlarda onu bulmakta gecikmezler. Herhangi bir adam işini düzeltmek istediğinde kendine öğretilenleri öğrenmeye haizse, dilediği kadar Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 69 açıklama bulacağı gibi dilediği kadar yardımcı da olur. Başarılı olmuş işadamlarının ne yaptıklarını anlatan bir çok kitap vardır. Sonra kendilerine yardım den hünerli ve mütehassıs yardımcılar vardır. Mütehassısın verdiği talimata uygun hareket kârı artırır. Herkesle dost olmayı bilen bir insan, dostlarından bir çok şeyler öğrenir ve başarılı olur. Sonra kendi muhakemesine de mutlaka güvenir. Unutulmamalıdır ki her yapılan yardımdan faydalanmak dirayet ve basiret eseridir. ¦ ¦ ¦ 'Sekizinci Bölüm1 VERİMLİ ÇALIŞMANIN ÖNEMİ işini kötü idare eden her iş adamı, randıman (verim) kelimesinden sinirlenir, ona kin bağlar, onunla karşılaşmaya çok kızar. Çünkü verimli çalışan rakipleri iş hayatında devamlı ona karşı galip gelir. Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 73 ir insanın kafaca ne çapta olduğunu söylemek için onun verimli çalışma hakkındaki düşüncesine bakmak lazımdır. Verimli çalışma kafanın işlemesini gerektirir. Eğer bir insan umumi bir zeka sahibi değilse, verimli çalışmayı sevmez. Verimli ve başarılı çalışma ile, kendilerini kültürlü sanan kimseler ve işsizler arasında yer alan tenbeller alay ederler. İkisinin de bundan hoşlanmalarının sebebi basiretsizliktir. Çünkü hiç bir kimse cehaletini ve liyakatsizliğini ortaya çıkaracak bir şeyi sevmez. Bir çok skolastik kafalı insanlar, verimli çalışmayı, para toplamayı gözeten bir şey, hatta zulüm sayarlar. Bir Oksford profesörü: "Allaha çok şükür ki beni matematik vadisinde en hurda teferruat ile meşgul etmedi" diyebilecek kadar ileri gitmişti. Bu anormal tipteki insanlar, verim almaktan, verimli çalışmaktan, iğrenerek bahsederler. Bunlar verimli çalışmayı övmüş olsalardı, kendilerine göre en büyük yanlışı yapmış olurlardı. İş dünyasında satıcılık yapan nice insanlar vardır ki bir mağazaya gittikleri zaman, mağaza sahibi onlara "Bana verimden (randımandan) bahsetmeyiniz, lüzumu yok" der. Demek ki bu mağaza çok kötü idare edi- 74 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı liyor ve iflasın eşiğine yaklaşmış demektir. Az para kazanmak yüzünden asla kendini sorunlu tutmaz. Bu adam ömründe kafasını çalıştırmamıştır. Verimli çalışmaya ait konuşmaların kendini rahatsız etmesi bu yüzdendir. Bir adamın kafası cehaletle ve becerisiz-likle dolmuş veya kafası işlemeyecek hale gelmişse, kendisini çaresiz bırakacak bir konunun konuşulmasından asla hoşlanmaz bilakis nefret eder. Verimli çalışmanın manası, iş hayatında masrafları azaltacak, hizmet imkanlarını artırarak, satış vasıtalarını hızlandıracak çareler bulmak demektir. Eğer bir adamın kafasında aydınlık yoksa, kafasının içi köhne bilgilerle doluysa, iş hayatında verimli çalışma onun için hiçbir mana ifade etmez. Bacakları kesik bir adama dans etmekten bahsetmekle, bu adama verimli çalışmaktan bahsetmek arasında hiçbir fark yoktur. Bir adamın verimli, çalışmaya karşı durumu, onun nasıl bir kafa yapısına sahip olduğunu göstermek için yeterlidir. Üreten ve problemleri çözen bir kafa yapısına sahip ise, verimli çalışmayı, dünyanın en ilgi çekici, en faydalı konusu telakki eder. İşini kötü idare eden her iş adamı, randıman (verim) kelimesinden sinirlenir, ona kin bağlar, onunla karşılaşmaya çok kızar. Çünkü verimli çalışan rakipleri iş hayatında devamlı ona karşı galip gelmektedirler. Bir şirketin idare müdürlüğünü yapan bir kişi "Lon-don Klüb" de ona karşı açmış ağzını, yummuş gözünü Onun odadan çıkması üzerine, klüp azasından biri şöyle demişti: Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 75 "Bu zatın verimli çalışmak aleyhinde bulunmasına hayret etmemeli. Çünkü mensup olduğu şirket geçen sene 700.000 sterlin kaybetmiştir." Demek ki bu zat devamlı açık veren gruptandı ve verime karşı kin beslemekteydi. Çünkü verim demek "kâr" demektir. Verim aleyhinde konuşanların hesaplarına bakıldığı zaman ilk göze çarpan hesaplarında açık verdikleri olacaktır. Verimli çalışmanın en doğru tanımı şudur: Daha yüksek bir netice elde etmek ve bunu da herhangi iş veya meseleye ilmi usulü tatbik ile elde etmek. Yoksa daha fazla güç harcamak değildir. Belki ayni neticeyi daha az güç harcayarak elde etmektir. O-nun manası sadece sistem değildir. Çünkü sizden mükemmel olduğu halde verim az olabilir. Tıpkı devlet dairelerinde olduğu gibi. Verimli çalışmaktan maksat, para kısmak, insanları köle gibi işe sürüklemek, yahut idarede şiddet kullanmak değildir. İnsanların çoğu hafıza esiridirler. Gelişi güzel çalışırlar. Bunlar hiç bir vakit yaptıkları işi, ciddi bir şekilde tedkik etmemişlerdir. Yetkili kişiler tarafından o işle ilgili tatmin edici bilgi verilmemiştir. Bu yüzden yapılan işin büyük çoğunluğu hünere dayanmaz. Bu nedenle alman neticelerin verim yüzdesi zayıftır. İlim adamları, bir işi hakkıyla yapmanın çarelerini araştırmış ve bulmuşlardır. Yapılan ilmi araştırmada alışkanlıklara ananelere ve eski düşüncelere değer vermişler ve olayları toplamışlardır. Bunlar devamlı gerçeği araştırmışlardır. 76 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı Onun için ilmi metot dediğimiz vakit maksadımız, vakaları aramak ve buluşlarımızı daima düzenlemektir. Bizim bildiğimiz bir şey her işi yapmanın bir tek doğru yolu bulunduğudur. Bir iş ne kadar küçük olursa olsun onu başarmak içinde hüner gereklidir. Verimli çalışmanın bize öğrettiği en önemli husus başkalarının tecrübelerindende faydalanmayı bilmektir. Onun bize öğrettiği en önemli gerçek, uzmanlık bilgisi kadar kâr getiren bir şeyin bulunmadığıdır. Bu sayede yeni fikir ve düşünceleri öğrenir, ticaretle ilgili yazılan eserleri okuruz. Sonra insanları da araştırırız, müşterilerimizi ve çalışanları da daha yakın tanırız. Yönetim sanatını, satış ve ilancılık sanatımda öğrenir, çalışmakla teşkilatlandırmak arasındaki çok kapsamlı farkı anlayarak daha fazla hüner göstererek çalışır, kazanır ve iş kurmaya başarılı oluruz. Verimli çalışma fikirlerini ve metodunu öğrenen on binlerce insan, imalatçılıkta, toplancılıkta, parakende-cilikte başanlı olmuşlardır. Verimli çalşma ile ilgilenmemiz üzerine daha fazla para kazanmanın yolları da belirmiş olur. Ve bu yollardan daha çabuk faydalanma imkanı kendini gösterir. Verimli çalışma dünyanın en çok ilgi çekici ve en çok kazanç getiren konusudur. Hayatta başarılı olmanın ve mutluluk içinde yaşamanın en mükemmel yolu budur. Engin denizlerde seyreden bir gemi, karadaki her hangi bir şirketten daha kolay yönetilir. Sebebi; çünkü geminin görevli tüm personeli görevlerini hakkıyla ifa için yetiştirilmişlerdir. Gemicilik yapan şirketler, ama- Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 77 törlerle asla ilgilenmezler. Gemiye hakim olan bir kaptan, gemiyi inşa edenler derecesinde teknik bilgiye ve verimli tecrübeye sahiptir. Zengin bir iş adamının okyanus seferleri yapacak bir gemi aldığnı ve onu karadaki şirketler gibi idare ettiğini düşününüz. Mesela onun: "Ben bizzat kaptanlık yapacağım... Gerçi bu konu ile ilgili tahsilim de tecrübem de yoktur, fakat aklı selim sahibiyim. Bu da yeterlidir..." dediğini kabul edelim. Fakat o zaman geminin limandan hareketine izin verilmediği gibi sigorta dahi yapılmaz. Hiç bir kimse onun yönetimi altında çalışmak istemez. Hatta personel onun emirlerini dinlemez. Fakat bu kişinin personel bulduğunu, limandan da kaçmayı başardığını düşünelim. Başka bir limana uğramak istediği zaman ne yapar? Bir gemi limana uğramak istediği zaman bir klavuz pilot gelir, geminin güvertesine çıkar ve geminin sahibi ile konuşur. Gemi sahibi ona şöyle der: "Benim bir pilota ihtiyacım yok ve hiç bir yabancıyı gemimin içine almak ve bana yol göstermesinden faydalanmak istemem..." Pilotun çıkıp gittiğini düşünürsek, onun gitmesinin sonucu, geminin ya kayalara çarpması, ya da resmi memurların gelerek onu adalete teslim etmeleridir. Çünkü karada cehalet suç değildir. Fakat denizde muhakkak ki bir suçtur. Benim bilgime göre şu ana kadar böyle bir olay meydana gelmemiştir. Çünkü geminin idaresinde böyle bir tecrübeye fırsat verilmiyor. Ancak bu gibi hata- 78 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı lara iş hayatında sık sık rastlanmaktadır. Çünkü bir adamın bilgi ve yetenek sahibi olmadığı halde iş başına geçtiği görülmektedir. Bir gemi idaresinin, bir iş şirketten daha verimli olmasının sebebi deniz tehlikesinin daha sansasyonel olmasıdır. Denizin fırtınası ve kayaları vardır. Bu tehlikeler deniz işlerinin verimli olmasını temin eder. Karadaki büyük bir iflas, bir geminin kazaya uğraması kadar ciddi olabilir. Fakat kafa üzerinde ayni tesiri yapmaz. Bu bakımdan uzman olmayan bazı kişiler bu tür tehlikelerin hakkından gelebileceğini sanabilir. Bugün deniz, karadan daha fazla güvenlidir. Yetenek verim ve uzmanlık bilgisi bu neticeyi sağlamıştır. Bu nedenle iflaslar deniz kazalarından daha fazladır. Halbuki iş hayatının yeni metodlarını gösteren eserler iş adamlarını, deniz kaptanları gibi yetiştirmeyi hedeflemektedir. Verimli çalışmaya ait düşüncelerin ve metodlarm değerini ispat eden en önemli delil, hem malların, hem de insanların en iyisi ile en kötüsü arasındaki bulunan farktır. İngilterede bir takım büyük şirketler vardır ki bunların yıllık net kârları 800 milyon sterlinden fazladır. Halbuki bir takım küçük rakiplerde senede 30 bin veya daha az sterlin kazanırlar. Bir şirket, hisse başına % 60 kâr verdiği halde yüzlerce şirket mevcut sermayesinin bir kısmını kaybeder. Bazı ticaret merkezlerini diğerlerinden üstün hale getiren şey nedir? • Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 79 Cevap: Verimli çalışmaktır. Verimli çalışmayı bilen bir adama, 150 sterlin verecek olursanız, 100 sterlin verdiğiniz bilmeyen bir adamdan daha fazla ürün temin edersiniz. Herhangi bir şirkette en iyi çalışan daire ile, hiç çalışmayan arasında ki farka bakınız. Herhangi bir caddede vitrini en iyi mağaza ile en kötü mağazaya dikkat ediniz. Sonra yüzlerce satıcı için en iyisi ile en kötüsünü gözden geçiriniz ve netice alacaksınız. Galiba şu sözü söyleyen Aristo idi: "Flüt çalan insan, ya iyi bir flütçü veya kötü bir flütçü olur. Babam da flüt çalardı, çaldı, çaldı, altmış sene flütü çalmakta İsrar etti. Ancak ömründe flütü iyi çalamadı. Ancak çok az basit nağmeyi becerebiliyordu." Flüt hakkında bu ne kadar doğru ise, her iş alanı hakkında da doğrudur. Bir çok insan vardır ki, ayni işle bir ömür geçirdiği halde, onu yapılması gerektiği gibi bir türlü yapamaz. Gerçek şudur ki, birçok kişiler bir dereceye kadar hüner kazandıktan sonra, bir şey öğrenmeyi ihmal ederler ve yaşadıkları müddetçe "fena flüt çalarlar." İş dünyasında en çok işittiğimiz söz şudur: "Ben iş bilir bir adamım." Halbuki on kişiden dokuzu için bu kanaat yanlıştır. Çünkü halkın çoğu yaptıkları işi, tenkitten korunabilecek kadar öğrendikten sonra duraklarlar. Onun için her iş alanında, yaptıklarını, yapılması gerektiği gibi yapanlar küçük bir azınlıktır. Günümüzde her insanın uzman olması gerekir. Çünkü yalnız aklı selim ile bir otomobil idare edilemez. Ve ayni zamanda bir iş de yalnız aklı selim ile 80 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı idare olunamaz. Fakirliğin ve başarısızlığın en belirgin sebebi cehalettir. Bugün ihtisasın gücünü inkar, cehaletten başka bir şey olmaz. Bir iş adamının yaptığı iş, her ne olursa olsun kendi alanında mütehassıs olabilir. Mütehassıs her hangi bir iş hakkında öğrenilmesi gerekenleri bilen kimsedir. Bir markette çıraklık yapan bir genç mütahassıs olabilir. Bunun için markette bulunan mallar hakkında öğrenilmesi gereken bilgileri edinmesi lazımdır. Nitekim Pitman, bütün bu maddeler hakkında en faydalı seriyi yayınlamıştır. Bir fabrikada çalışan bir makinist mütehassıs olabilir. Çünkü bu konu ile ilgili yüzlerce eser yazılmıştır ve kendisi bunlardan birini seçebilir. Kısacası gözü açık ve kafası çalışan her insan, yaptığı her işle ihtisas sahibi olabilir. Ve buna bir meslek değeri verir. Bunu her meslekte ve her ticaret alanında yapıldığı görülüyor ve bu şekilde hüner ve teknik sahibi olanlar, müşteri bulurlar. ¦?¦ ¦> ¦> ¦> Dokuzuncu Bölüm ı SERMAYE SİSTEMİNİN ÖNEMİ Sermaye bir peteğin içinde bulunan bal gibidir. Baldan bütün arılar faydalanır. Sermayelerden de işçi, memur ve işveren ayrımı olmaksızın bütün millet faydalanır. Sermaye olarak ayrılan para, ekilir ve para ekilerek ondan kazanç elde edilir. Parayı sar-fettiğimizde veya vergi olarak verdiğimiz zaman para ölür. Ancak sermaye olarak yatırdığımızda para çoğalır. Para Kazanma ve Kullanma Sanatı Forma:6 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 83 *!» ', t ermayeden neden uzun uzadıya bahsediyorsunuz? Sermaye bir peteğin içinde bulunan bal gibi değil mi? Sermaye milletin faydalanması için kullanılmıyor mu? Acaba işçiler sermayedarların sermayelerine hakim olmadıklarını ne vakit anlayacaklar? Demek ki unutulmaması gereken en önemli nokta, sermayenin bir petek içindeki bal olduğudur. Baldan bütün arılar faydalanır. Sermayelerden de işçi, memur ve işveren ayrımı olmaksızın bütün millet faydalanır. Mesela bir çiftçi buğday eker. Buğdayı topladığında bir kısmını yer, bir kısmın satar ve bir kısmını da tohumluk olarak ayırır. Buğdayın bir kısmı ölür, bir kısmı yaşar ve yetişir. Demek ki paranın başından geçen de, buğdayın başından geçenin aynısıdır. Paramızın bir kısmım sarfe-deriz. Bir kısmımda sermaye olarak saklanz. Sermaye olarak ayrılan para, ekilir ve para ekilerek ondan kazanç elde edilir. Parayı sarfettiğimizde veya vergi ola- 84 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı rak verdiğimiz zaman para ölür. Ancak sermaye olarak yatırdığımız da para çoğalır. Hükümet bizden fazla para aldığı zaman elimizdeki sermaye ve kullanacağımız para azalır. Böylece büyütülecek paramız eksilir. Çünkü para elimizden gitmiştir. Unutulmaması gereken bir gerçek vardır ki bir yerde yığılan para, ölü paradır. Çünkü hiçbir kimseye faydası yoktur. İngiltere'de yığılan ve gizlenen para yoktur. Çünkü herkes bankalara güvenir. Dünyanın en büyük üç bankası İngiltere'dedir. Bunlardan birincisi Midland'dır. Barclay ikincisidir. Lloyd üçüncüsüdür. Dünyanın en büyük sekiz bankasından beşi ingiltere-dedir. Ücretle çalışan bir işçi ile, bir sermaye sahibi arasındaki fark, ücretle çalışan bir işçinin, parasını hemen istediğidir. Bir işçi hiçbir riski göze alamaz. Halbuki bir işveren, olumlu bir netice almak için sene so-" nuna kadar bekler. Hatta senelerce bekler ve sermayesini kaybetmeyi de göze alır. Akıllı bir sermayedar, işinden asgari derecede para çeker. Yani kazancını sermayenin içinde bırakır ve böylece işi hızlanır. Ancak bazı sermayedarlar gibi aylıkla çalışıyormuş gibi sadece ücret aldıkları halde, para işlerini de idarede hünerli olmadığı için başarısızlığa uğrarlar. Böyle birisi yıllarca çalıştığı halde ücret alamayan bir insandan farksızdır. Sermayedar, işçi, memur işyeri sahibi ve vergiyi ödedikten sonra kasasına en son el atan kimsedir. Her şeyi ödedikten sonra kasada kalan para da onun değildir. Çünkü bu para iş için lazımdır. Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 85 Bir hükümet masraf etmek ve borca girmek istedi mi, kredi sahipleri ile borçlular için felakettir. Bu yolun sonu refah değil, yoksulluktur. İş verenlerin, işe para yatıranların, vergi veren mükelleflerin hakkını korumayan bir hükümet, yavaş yavaş iflas uçurumuna sürüklenir ve bundan zerre kadar şüphe yoktur. Bir millet, mükellefleri ile hisse sahipleri olmadığı takdirde yıkılıp yok olmaya mahkumdur. Bunlar ortadan kalktığı zaman, millet bir çiftçiler sürüsünden ibaret kalır ve düşer. Sovyet Rusya'da bu yüzden sefalete ve fakirliğe uğramıştır. Bununla beraber mükelleflerle hisse sahipleri, organize edilmemiş bir haldedir ve bunların resmi bir sözcüsü de yoktur. Velhasıl bunlar bütün yükü taşırken zevki başkaları çıkarmaktadır. Cahil halk vergilerin zenginler tarafından verildiğine inandırılmıştır. Halbuki onun her alışveriş yaptıkça vergiyi kendinin verdiğini anlaması gerekirdi. Herşe-yin fiyatında gizlenmiş bir vergi vardır. Hükümetin kendisine ait hiç bir parası yoktur. Halkın yani herkesin parasını kullanır. Mesela, herhangi bir işçinin bir şişe su aldığını düşünelim. Bir şişe suyun bedeli olarak verdiği paranın bir kısmı kendi iradesinin dışında doğrudan devlet hazinesine gider. O halde ticaretimiz ve sanayimiz vergi kaynakları arasındadır. Bu dalların herbiri vergi toplamakta etkin görev üstlenmektedir. Bütün ticaretimiz bu merkezdedir. Arasıra hükümet yardımından bahsedilir. Gerçekte böyle birşey yoktur. Hükümetin elinde bulunan para senin benim paramdır. Hazine zenginlerin parası ile değil, dar gelirli işçi ve memurların paraları ile dolu- 86 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı dur. Hükümet trilyonluklardan vergi aldığı gibi, dulların ve yetimlerin vergisini de toplamaktadır ve bunu herkes böyle bilmek zorundadır. İngilterede iş hayatından üstün tutulan birçok şeyler vardır. Belki de iş hayatı yedinci veya sekizinci sıradadır ve bunun sebebi de genellikle cehalettir. Memleketin en önemli problemide hiç şüphesiz budur. Çünkü hakikatle ticaret milli faaliyetlerin en önemlisi-dir. Dünyada iyi ve güzel işten daha yükseltici, daha yaratıcı ve daha hızlı hiçbir şey yoktur. Devlet adam-larınada bu hakikati anlayıp kavramak düşer. Şahsi teşebbüs aleyhinde bulunanlar, tamamı ile sahte, kendilerinin bile inanmadıları bir takım rakamları tekrar edip duruyorlar. Bunlara gerekli cevap verilmelidir. Mesela Amerika'da halktan alınan yüzde iki verginin milli servetin % 90'ına kadar çıktığı söyleniyor ki bunun aslı yoktur. Hakikat şu merkezdedir ki Amerikalıların gelirinden %87 si ücret olarak verilmekte ve yalnız on üçü sermaye sahipine kalmaktadır. Bu %13 yarısı sigorta şirketlerine, tasarruf sandıklarına gidiyor ve bundan da milyonlarca insan faydalanıyor. Gerçek olan pira-mitin üstünü işgal eden zenginlerin az olduğudur. Bunların servetlerinin abartılması da, fakirin bundan bir şey kazanamıyacağı besbellidir. Belki bu çeşit abartmalar hiç kimsenin işine yaramaz. Bir hükümet sözcüsü televizyon konuşmasında şöyle demişti: "Şimdiki halde ihtiyacımızdan çok üstün bir dere-vcede üretim yapıyoruz. Meselemiz herkesin bütün bunları satın alabilecek derecede kazanmasıdır. Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 87 Peki bu parayı herkesin eline kim verecek? Şüphe yok ki veren patronlar!... Ellerinde fazla para bulunanlar bunu ihtiyaç sahibi olanlara vermelidir. İşte bu durum Sovyet iktisadıdır. Gazete ve dergilerde yayınlandığı gibi üniversitede de öğretilmektedir. Bu siyaset Rusya'da denenmiş ve bütün millet açlık tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmış, hatta milyonlarca kişi açlıktan ölmüştür, bu durumda sistemin çökmesine ve Rusya'nın dağılmasına sebep olmuştur. Demek ki refaha kavuşmanın yolu da bu değildir. Refaha kavuşmanın yolu, vergileri düşürmek, halka iş imkanı sağlamak ve çalışarak kazandığını elinde tutmasına yardım etmektir. Tasarruf hakkı beşeri bir haktır. Bu hakkı elden almak kişiyi köleleştirmek demektir. Nitekim eskiden halkın durumu Rusya'da bu merkezde idi. Kazanma ve tasarruf hürriyeti yaşama hürriyeti kadar kutsaldır. Mister Eugene Whitmore American Business adlı dergi de şöyle diyor: "Hakikatte bir kazanç sistemi diye bir sistem yoktur. Ortada bir kazanç ve kayıp sistemi vardır. Ve zarar daima kân tehdit etmektedir." Bunun manası yoruma ihtiyaç duymayacak kadar açıktır. Cemiyete hizmet eden bir sınıf vardır ki bunlar sermayedarlardır. Ve bunlar kazandıklarından daha az ücret alan kişilerdir. Rusya kapitalistlerin çok fazla kazandığını düşünerek bunları ortadan kaldırmış ve Moskova Sovyetleri "Kapitalistlerden kurtularak herşeyi ucuzlaştıracağız!" 88 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 89 !¦¦: demişlerdi. Fakat netice ne oldu? Rusyada istenen herşey bulunmadığı gibi, fiatlar dünyada en yüksek fiyatlardır. Rusya'da Ticaret Odası'nın resmi dergisi olan Eco-nomic Surivy'de şu sözleri okumuştum: "Üretimin gelirini yükseltmek için hızlı bir mücadeleye girişmiş bulunuyoruz." Bunun anlamı Ruslar'in da kazanç temin edebilmek için ellerinden gelen gayreti gösterdikleridir. Başlangıçta Sovyetler ferdi teşebbüste bulunanları memleketten çıkarmışlar, daha sonra da iş hayatında en önemli konunun kazanç olduğunu anlamışlar ve serbest ekonomiye uygun bir siyaset takip etmişlerdir. İngiltere ile Rusya arasındaki fark, İngiltere'de bir kapitalist ordusu bulunduğu halde, Rusya'da tek bir kapitalist bulunduğudur. İki ülkede de idare masrafları verilmektedir. Ancak bu Rusya'da daha çok, İngiltere'de ise daha azdır. Üretim yollarına sahip olmak ayrı bir konudur. Ancak kazanç temini bir zorunluluktur. Çünkü ya kazanç temin edilecek, yahut da iflas edilecektir. Walter Pitkin'in dediği gibi, kapitalisttik bir milletin çoğunun refah içinde yaşamasının en uygun yolu olduğunu ispat etmiştir. "Kapitalistliği yıkmağa uğraşanlar bulunduğu halde onlar vazifesini yapmağa devam ediyor ve devam edecektir." Gerçek şudur ki, halkın eline para geçmesini temin eden sefilliği ortadan kaldırarak herkese çalıştığının karşılığı ücret verilmesini sağlıyan tek âmil sermayedarlıktır. 1914 te İngiltere'de (1801)'e oranla her şahıs en az üç misli ücret alıyor ve aldığı para üç misli satın alma kuvvetini kazanmış bulunuyordu. Demek ki 1914 te bir işçi, para kudreti yönüyle 1801'de ki işçinin üç misli idi. Demek ki, yüz yıllık sermayedarlığın işçiye ve memura yaptığı iyilik bu merkezdedir. Hiç bir sistem bunun yarısını bile temin edememişti. Yıllarca önce "Londra'nın en karanlık tarafı" adlı bir eser yazan, Booth, Londra halkının onda birini sefalet içinde yaşadığm anlatmıştı. Memleketin geliştiği, bu sefalet mahkumlarının %3'e inmiş olmalarından anlaşılıyor. İngiltere'yi Rusya ile kıyaslamak mümkündür. Çünkü Rusya'da halkın %97 si sefalete mahkumdur. Yeryüzünde sefalet, hiçbir zaman büsbütün kaldırılamamıştır. Onun birçok sebebi vardır. Hastalık, kaza, yaşlılık vesaire... Fakat onun verdiği sıkıntıyı en aza indirmek mümkündür. Bunu da yardımlaşma ruhunu yaygınlaştırmakla giderilebilir. ¦ ¦ ¦ Onuncu Bölüm PARAYI ZİYAN EDENLER İyi kullanılmayan para hiçbir işe yaramaz. Para iyi bir uşak kötü bir efendidir. İnsan çabuk ve kolay bir şekilde servet edindiğinde para ona hakim olur. Para delisi olan adam parasını da kendisi-nide kaybeder. Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 93 omancılar, din adamları, tiyatrocular paranın, çok zalim bir kuvvet olduğundan, dünyadaki bütün işlenen kötülüklerin kökü olduğundan, paranın dininin imanının bulunmadığından ve milyonerlerin hiç gülmediklerinden bahsederler. Dünyada Carnegie kadar gülen kimse yoktur. Ama o zenginliğinin muh-teşemliğine rağmen daima fakirlere ve muhtaçlara dağıtarak mutlu olmanın yollarını biliyordu. Buna örnek olarak parasını Carnegie gibi muhtaçlarla hastalarla paylaşan Lord Nuffild'i gösterebiliriz, Dünyada kuvveti ve etkisi en hızlı olan şey paradır. Zira para sayesinde, tahsil görür, rahat yaşar, seyahat eder, mal alır ve mesut evler açarız. Yazdığım eserlerin ve çıkardığım dergilerin hedefi herkese para kazanmayı öğretmektir. Bunu yapmakla neşemizi kaybetmiş olmuyoruz. Paranın manası ihtiyaç duyduğumuz şeyi almak ve başkalarına yardım kuvvetini kazanmaktır. Para, yüksek medeniyet sahibi olmaktır. Parayı kazanmak ve onu iyi kullanmayı bilmek, öğrenilmeye değer güzel bir sanattır. Parayı para olarak seven kimseler sefil kimselerdir. Paranın gerçek manadaki değeri, onunla elde edilebilecek şeylerdir. Ama ilk olarak para sahibi olmalıyız. 94 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı Ona sahip olduktan sonra, yapabileceklerimizi yapar, başarabileceklerimizi başarırız. 1937 yılında fakir, bedbaht ve kimsesiz biri ölmüştü. Oysa bu kişi 1932'e kadar onbinlerce dolarlık servete sahip biriydi. Yıllarca çabalayarak, biriktirerek ve spekülasyonlar yaparak bu serveti toplamış ve sonunda kaybetmişti. Son derece cimri olduğundan dolayı ömründe rahat bir yemek için bile parayı harcamayı göze alamayan birisiydi. Para onun herşeyiy-di. Ömrünün en verimli zamanında ölmüştü. İnsan para kazandığında bunu çevresindeki muhtaç insanlarla paylaşmayı bilmelidir, insanlara yardım etmesi ona huzur verecektir. (İslam dininde zekât müessesi) Bütün kazancı tekrar işyerine çevirmek asla doğru değildir. Kazanılanın bir miktarını ihtiyaç sahiplerine dağıttığında insan mutlu olacak, huzuru artacak, kişiliği gelişecek ve paranın değeri artacaktır. İlginç bir gerçek de servetin mutluluğu arttırmadı-ğıdır. Araba ne kadar büyük olursa olsun sıkıntı ve çileside o oranda büyüktür. Meşhur komedyanlerden birinin sözü bunu çok güzel anlatmaktadır. "Paranız olduğunda, konfor ve rahatlık içinde de sefil olabilirsiniz". Örneğin küçük bir kulübe, mutluluktan cıvıl cıvıl sakladığı halde büyük konaklarda bundan bir iz bile görülmez. Bunun böyle olmasının nedenleri çoktur. Hayatım boyunca rastladığım çok büyük servet sahibi olmalarına karşı çok mutlu olan üç değerli şahsiyet vardır. A. Canegie, J. Fels ve J. Wanamaker.. Kazandıkları servet onların yüzlerine bir tek kırışık eklememiştir. Çünkübu değerli insanlar para kazanmayı da, para harcamayı da bilen insanlardı. Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 95 Bütün eserlerimde öğretmek istediğim verimli çalışmanın manası "bahtiyar olarak para kazanmak" tır. Bir insan iş kurarken kendini de kurmalıdır. Para kazanırken kendini de kazanmalıdır. Yani ev kurarken, kendini de kazanmalıdır. Yani ev kurarken, para kazanırken, dost ta kazanacaktır. Paraların kıymetini anladığı kadar, insani değerleri de anlamalıdır. Zira o zaman parasından faydalanır ve zevk alır. Binbaşı Javris "üç çöl" isimli eserinde Araplar'm fakirliklerinden bahsederek şöyle der: "Arap paradan konuşulduğunda bütün dengesini kaybeder. Bir de kağıt ve nakit para gösterilecek olsa dengesini kaybetmekle kalmaz, bütün zaptı raptını kaybeder." Hayatımda tanıdığım iki cimri kişi vardı. Biri R. Sage idi. 16.000.000 sterlinlik serveti olmasına rağmen sırtında temiz bir elbisesi yoktu. Hayatı boyunca karısını beş parasız bırakmıştı. Öldüğünde karısına kalan servet, karısı tarafından insani işler için akıllıca sarfedilmiştir. Diğeri H. Green idi. Hafta S. Moore "Bayramı seven bir kadın" adlı eserinde onun cimriliğini anlatmıştır. Bu kadına gemileri çok olan babasını bıraktığı servet birmilyon sterlini, 20 yaşında Balinalar prensi ile dansettiğinde prensin hoşun gidip ve onunla iki kere daha dans etmesini sağlayan şu sözleri söylemişti. "Zengin bir adamla evlenen Hetty, kocası iflas ettikten sonra onu sırtından atarak ömrünü kendi işine hasretmişti. Kendisine Amerika'nın en mükemmel bankacı kafasına sahip kişi deniyordu. Amerika'nın en zengin fakat en merhametsiz kadınıydı. Arazi ve 96 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı hisse senetleri alırdı. Daima davalı idi ve avukatları, hakimleri sevmezdi. Müthiş vergi kaçırırdı. Bir dairesi bile yoktu. Bütün işlerini küçük bir masada idare ederdi. Evi yoktu. Ucuz otellerde ve pansiyonlarda yaşamayı tercih ederdi. Zehirlenmek ve öldürülmekten korktuğu için daima otel değiştirirdi. Milyonlara sahip olduğu halde en çirkin ve kirli elbiselerle gezerdi. Yüzü ve elleri daima kirliydi. Bana bütün servetini "Allanın emri ile" yaptığını söylemişti fakat Allah'ın evine asla yardım etmemişti. Gazeteyi okuduktan sonra oğluna o gazeteyi sattırırdı. Bir defa hastalandığında fakirliğini anlatarak hastanede iki ay bedava tedavi görmüştü. Kışın elbisesinin içine gazete koyarak ısınırdı. Çamaşırı kendi yıkar ve gayet sefil yaşardı. Kendisi kraliçeden daha zengin olmasına rağmen dilenci gibi yaşamıştı. Öldüğünde büyük servetini oğlu ile kızı paylaşmıştı." Bu olayın anlatılmasının nedeni ibrettir. Çünkü iyi kullanılmayan para hiçbir işe yaramaz. Para bir ateş gibidir. Yani iyi bir uşak kötü bir efendidir. İnsan çabuk ve kolay bir şekilde servet edindiğinde para ona hakim olur. Para delisi olan adamda parasını, kendisini kaybeder. Para insanın beynine hükmettiğinde onu saygısız ve insafsız hale getirir. Böylesi dünyayı kendisinin kuyruğuna taktığını zanneder fakat sonunda yuvarlanan kendisi olur. İnsan hayatında en önemli şey para değildir. Belki para üçüncü dercede değerli olandır. İnsanın önce karakter sahibi olması şarttır. Ondan sonra mesut olması gerekir. Para bundan sonra gelir. Para iyi insanların iyi Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 97 olmalarına yardım ettiği gibi, kötü insanlarında kötü olmalarına neden olur. Para sahibi olmak büyük bir imtihandır. Bu imtihanda başarılı olanlar, kazandıkları parayı hakederler, onu iyi kullanırlar ve hiçbir zaman paranın kölesi olmazlar. Bana mektup yazarak biriktirdiği parayı nereye yatıracaklarını soranlara, para biriktirerek iyi bir başlangıç yaptıklarını söylüyorum. Zira iş yapmak isteyenlerin atacakları ilk adım budur. Fakat bunlar biriktirdikleri paraları kaybetmek tehlikesi karşısındadırlar. Şayet biriktirdikleri parayı akıllıca kullanmazlarsa hemen kaybedebilirler. Benim daima tavsiye ettiğim, öğüt verdiğim şey şudur: Paranızı az bildiğiniz bir işe yatılmayınız. Paranızı çok iyi bildiğiniz işlere bile bilgi toplayarak, araştırma yaparak yatırınız. Yabancılarla ya da iş hayatında başarı gösteremeyenlerle ilgilenmeyiniz. Para sahibi olduğunuza göre dikkatli olunuz. Zira paranıza göz koyanlar çok olur. Kendi projelerinizi uygulayınız. Başkalarının projelerine alet olmayınız. Paranızı sımsıkı tutunuz. Aile baskısı ile akrabalarınıza borç para vermeyiniz. Çünkü akrabaya verilen borç nadiren geri verilir. Beş yıldan beri tanıyıp sevdiğiniz kişiyle bile aynı para miktarı ile ortaklığa giriniz. Eğer işi çok iyi biliyorsan kendin yap. Borca girerek işe başlamaktan sakın. Yani 300 dolarlık parayla 500 dolarlık işe girişme, net kâr elde edemeyeceğin işe hiç başlama. Para Kazanma ve Kullanma Sanatı FormaJ 98 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı İlk biriktirdiğiniz parayla ilk olarak ev almanız en mükemmeldir. Çünkü insanın en çok muhtaç olduğu şeydir. Daima akıldan çıkarılmaması gereken şey parayı biriktirmekten ziyade parayı korumaktır. Servet canlı bir şeydir. Bu yüzden onu itina ile korumalıyız. Servetin hastalıklarından onu korumazsak hastalanıp ölebilir. Her zengin baba oğluna bu sözleri nasihat olarak söylemelidir. İsraf edilmeyecek derecede büyük olan hiçbir servet yoktur. Nasıl ki parçalanamıyacak derecede büyük hiçbir çiftlik bulunmazsa- avukatlar, vergi toplayıcılar, büyük bir serveti yok edebilirler. O servete bir defa kanca takılsın. Artık ondan hayır gelmez. Zengin olanların çoğu serveti yapmak kadar serveti tutmanın önemli olduğunu bilirler. Zira servetler geçicidirler. Devamlı olamazlar. Servetin devamı iyi idareye bağlıdır. Bana göre refah sadece para ile olmaz. Nasıl ki sadece tuğla ile ev olmadığı gibi... M. Taylor bir eserinde şöyle diyor: "Verimli çalışmanın büyük hedefi, işçilerle patronlar için refaha kavuşmaktır. Bir adamın refaha kavuşmasının manası, onun en yüksek kuvvetlerini çalıştır-masıdır." Refahın daha mükemmel tarifi olabilir mi? Refah, insanın en yüksek kuvvetlerini kullanmasıdır. ¦ ¦ ¦ ¦ Onbirinci Bölüm PARANIN KULLANILMASI Para her şeyin kabını alabilir ama içini alamaz. İlacı alır ama şifasını alamaz, evi satın alabilir ama huzuru alamaz, insanı satın alabilir ama dostluğunu alamaz. Bunları da alabilmesi için paranın kazanıldıktan sonra iyi kullanılması gerekir. Parayı öyle iyi kullanalım ki paranın kölesi değil efendisi o-lalım. Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 101 erimli çalışan ve bir hedefe ulaşma zevkini ta- şıyan bir adamın, mutluluk hakındaki görüşü ne olmalıdır? Bu çok önemli bir konudur ve cevabı oldukça zordur. Zira, iki problem bütün açıklığı ile karşımıza çıkar. 1. Verimli çalışan ve bir hedefe ulaşma zevkini taşıyan bir adamın hayattaki amacı, mutluluk olmalıdır. 2. Ve bu kişi başkalarının mutluluğunu arttırmak için elinden geleni yapmalıdır. Dünyadaki büyük ve faydalı adamların çoğu ya çok mutludur ya da mutluluğu hiç tatmamıştır. Çünkü tüm dikkatleri yaptıkları işin üzerindedir. Hatta çoğunun bedeni sıkıntıları vardır ve huzursuzluk çekiyordun Çoğunun da aile hayatları ya da kendi hayatları tehlikededir. Verimli çalışan ve bir hedef ve amaç peşinde koşan bir insan herşeyden önce mutluluğu değil yaratıcılığı düşünür mutluluk onun için bir problemdir fakat iş, mutlaka olmalıdır. Yaratıcı adamın başardığı mutluluk diğer mutluluklardan daha yüksektir. Öyleki bunu güney denizinin adalarında hüküm süren mutlulukla ölçmemize imkan yoktur. Zira bu mutluluk, başarının verdiği zevktir. 102 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı Kısacası en büyük mutluluk, kendi mutluluğunu düşünmeyen, hayatını yapılması gereken önemli işlere feda edenlere nasip olur. Kendi mutluluğunu düşünmeyen insanlar, başkalarının mutluluğunu düşünmeli, diktatör ruhlu insanlar gibi mutluluk yıkan olmamalıdır. Bir filin ormanı çiğnemesi gibi, hayat alemini çiğ-nememeli, sertlikten ve acımasızlıktan kaçınmalıdır. Beşer hayatının kanunu, yardımlaşmadır. Bu hem sosyal hem de ahlaki bir kanundur. Bu kanun sayesinde hayvanlardan daha üstün bir seviyeye ulaşıyoruz. Örneğin bir kurt, bir sürü kurt içinde yaralanacak olsa, arkadaşları ona yardım etmezler. Bilâkis saldırırlar ve yerler. Çocukluğumu geçirdiğim yerlerde bu yardımlaşmaları çok görürdüm. İnsanlar birbirlerine daima yardım ederlerdi. Birbirlerinin mutluluklarını, acılarını ve kederlerini paylaşırlardı. Yaptıklarından mutlaka komşularına götürürler, hasta olanlara yardıma koşarlar, yemeklerini yaparlardı. Fakir insanlar, para yerine kendilerini vererek yardıma muhtaç olan her komşunun yardımına koşarlardı. İş adamları, fazla sorumluluk yüklendiklerinden olacak durum şahsen bir kimseye yardım etmesine imkan vermez. Bütün vakti faaliyetlerini ve sıhhatini korumakla geçer. Bir başka işadamının yardımına bugününü bile ayıramaz. Fakat yardımlaşma kanunundan da kendini kurtaramaz. Zira, şahsi hizmet mukabilinde para vermek, onun elindedir. Her zengine düşen görev kazancından fakirler ve ihtiyaç sahipleri için pay ayırması ve onu merhamet payı "sayması" gerekir. Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 103 Eğer bunu yapmazsa parası kendisine çok pahalıya mal olacaktır. Bu yüzden. Başkalarına şahsen yardım edemeyecek kadar yoğun çalışan iş adamları, bir miktar nakit ayırarak, başkalarına yardım etmelidirler. Bu insanlığın vazgeçilmez bir prensibidir. Her nesil içinde çok az kişi Carnegie, Lord Nuffi-eld, Rockfeller gibi hareket ederek, milyonlarını insanlara verebilirler. Bu büyük sabırlı insanlar, hükümetlerin ihmal ettikleri yüksek hizmetleri milyonlar vererek sıhhat, terbiye, kültür ve araştırma faaliyetlerini yükseltirler. Şu tuhaf ve kısa olan hikaye bu gerçeği çok güzel anlatmaktadır. "İki pire emekliye ayrılmışlar ve kendilerine bir köpek satın almışlardı": Yani pireler, çalışmaya devam etmek istemişlerdi. Bir iş adamı, iş alemini bıraktığı zaman, yine çalışmağa devam etmelidir. Çalışan ve başarılı olan bir iş adamı, emekliye ayrılmaktan hoşlanmaz. Zira bu onun ömrünü kısaltır. Çünkü o tembellik içinde geçen ömrün yaşanmağa değmez olduğuna inanır. İş aleminden ayrılan bir adam birçok amme hizmetinde bulunabilir. Kasabada müşavirlik, hastane için para toplamak, kasabaya ait projeleri tatbikate koymak v.b. Bu onu mutlu ve huzurlu edecektir. İnsan çalıştığı zaman mutluluğa kavuşur. Hatta, çalıştığımız, cemiyet için faydalı işler yaptığımız zaman, zengin olupta iş yapamayanlar bize gıbta edeceklerdir. 104 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı İnsan çalışmadığı zaman para kazanmayı beklememelidir. Eğer insan, çalışmağa mecbur olmadıkça, işe el atmazsa, kazanacağı şey, bir avuç gümüş ve bakırdır. Hatta, ömründe banka defteri açamadığı gibi cebine bir çek defteri de koyamayacaktır. İnsan çalıştığı zaman işine hayatının bütün cazibesini katmalıdır. Çünkü tembellik bir nimet değil bilakis bir afettir. Tembellik kadar hayatın değer ve zevkini kemiren bir şey yoktur. Altı ay işsiz kalan kişi bunun anlamını ve tarifini çok güzel ifade edecektir. Bir insanın yataktan çıkmasını gerektiren bir sebeb olmaması kadar acı, faydasız olduğunu hissetmesi kadar da korkunç bir şey bulunamaz. İki çeşit tembel adam vardır: Biri parasız ve işsiz olan tembel diğeri de kendini meşgul edecek bir şey bulamayan çok zengin kimseler. Çalışmak insanın normal şeklidir. Ne kadar çok çalışabilirsek o kadar çalışmak az çalışmaktan daha hayırlıdır. Gerçek mutluluğun esası, insanın şeref sahibi olmasıdır. Tembel bir adam şerefini kaybeder. Şerefini kaybeden bir insanın kaybedeceği hiçbir şey yoktur. Para kazanan insanlar, servetleri başa gitmesin diye, ömürlerinin sonlarına doğru plan hazırlamalıdırlar. Muhtaç olmadığı, bir kısım parayı akrabaya vermelidir. Ve bu verdiği kişi paranın değerini bilip iyi kullanan olmalıdır. Eğer parayı çar-çur edenlere bırakırsa bu millet için büyük bir zarardır. Hayatımızın her anında, birçok insanlarla karşılaşıyor ve onlara tesir ediyoruz. Fakirsek tesirimiz az, zenginsek çok oluyor. Para, insanın nüfuzunu arttırır. Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 105 Bir gaye ve hedefi olan, dürüst kafalı her insanın amacı, insanları etkilemek olmalıdır. Bir genç, perakendeci olarak iş hayatına atıldığı ve küçük bir dükkana sahip olduğu zaman çevresi ve etkinliği azdır. Fakat yirmi sene sonra müşterileri binleri aştığında etkisi de çoğalmıştır. O kimselerin hayat yollarına tesir etmişti. Bazen tek bir adam, bir milleti cesaretlendirir ve ayaklandırır. İsviçre'de W. Teli; Washington'da, Amerika'da, İngiltere'de Dreake ile Nelson; Çekoslavak-ya'da Mazarik... Zekası yüksek olan insanlar, servet sahibi olanları, bu nüfuzlarını milli hayatı doğrultmak ve refahı yükseltmek için kullanabilirler. İngilizler arasında akıllılığı, faydalılığı ve mutluluğu ile örnek olarak Joseph Chamburlainle'yi gösterirdim. Herşeyde önce, otuzsekiz yaşına kadar çalışmış ve 38 yaşında kafi derecede para sahibi olduğunda iş hayatından ayrılarak Birmingham şehrinin Belediye Başkanı olarak bu şehri dünyanın en iyi idare edilen şehirlerinde biri yapmıştır. Daha sonraki 30 yılını ise parlementoda yüksek görevlerde geçirmiş ve bir millet kurucusu olmuştur. İflas Kanunu, Patente Kanunu ve Seçim Kanunu onun eserleridir. İyi bir devlet adamı idi. Hayatı boyunca yaratıcı ve dürüst olmuştur. Ölümünden sonra İngiliz Milleti onun siyasetini kabul etmiştir. Hayatını sağlam esaslar üzerine kurarak İngiltere'ye ilham vermiş ve unutulmaz bir örnek teşkil etmiştir. 106 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı Neticede para herşeyin kabını alabilir ama içini alamaz. İlacı alabilir ama şifasını alamaz, evi satın alabilir ama huzuru alamaz, insanı satın alabilir ama dostluğunu alamaz. Bunları da alabilmesi için paranın kazanıldıktan sonra iyi kullanılması gerekir. Parayı öyle iyi kullanalım ki paranın kölesi değil efendisi olalım. Onikinci Bölüm BAŞKA İNSANLARLA İLGİLENMEK Bir insanın, kendine yardım edecek olanların ruhsal durumunu araştırarak ihtiyaçlar noktasından hareket etmesi mutlak başarıyı getirecektir. Mesleğinde veya sanatında lider olmak, parmakla gösterilmek isteyen herkesin yapacağı şey de başka insanlarla ilgili olmak ve onları anlamaya çalışmaktır. Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 109 '.;%•¦* nsanları yönetme sanatına hakim olmak isteyen her insan, yalnız kendi fikir kuvvetlerini değil, fikir ve hareketlerin başka insanlar üzerindeki etkisini de araştırmalı ve ona göre hareket etmelidir. Bu konuyu kavrayacak bir tek kelime varsa, o da, psikoloji, diğer bir deyişle ruh bilimidir. Biz burada bu kavramı "halk ve siz" diye anlatacağız. Bu konu her iş adamı için hayati bir önem taşıyor. Çünkü her iş adamının başarısı şu iki şeye bağlıdır: 1-Kendi kudret ve kuvvetini geliştirmek :? 2- Diğer insanların saygısını kazanmak. Her tüccar ve imalatçının düşündüğü mesele kendisi ve müşterileridir. Her meslek adamı da aynı durumdadır. Son yıllarda, her iş konusunun, beni psikoloji ile meşgul etmeye başladığını gördüm. Romalılar, "bütün yollar Roma'ya çıkar" derlerdi. Biz de bugün iş hayatında, bütün yolların psikolojiye çıktığını söyleme noktasına geldik. Durum şudur: Psikoloji öğrenimi, üniversitelerde daha yeni başlıyor. Psikolojiye ait kitapların birçoğu akademik özellik taşır. Halbuki psikoloji tahsilini herkesten önce yapmaya layık olan 1 10 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı kimseler, alışveriş işleriyle uğraşanlar, patronlar ve ilan işleriyle meşgul olanlar almalıdır. Çünkü bu insanlar hemen her gün tezgah arkasında veya müşteri ilişkilerinde çok titiz davranmak zorundadırlar. Yapacakları en ufak bir hata karşılarındaki insanın kendilerinden alışveriş yapmalarını engeller, hatta zarara uğramalarının en büyük sebebi bile olur. Psikolojinin konusu, her insanın nasıl düşündüğü ve nasıl hissettiğidir. İş adamı için, bundan daha önemli bir şey olabilir mi? Başkalarını idare etmek veya kendi fikirlerine çekmek isteyen her insan, bu konuda kendini geliştirmelidir. Bu sadece okulla olacak bir şey de değildir. İnsanlar kendilerini, insani ilişkiler noktasında geliştirmek için çaba gösterdiği takdirde başarılı olurlar. -.'.¦„;. Psikolojinin önemi İş hayatında psikolojinin önemini anlayan ve anlatan insanlardan biri olan Sheldon, tezgahtarlığa ait dersleri ile bir anda dikkatleri çekmişti. Onun üzerinde durduğu en can alıcı şey, bir tezgahtann kendini ve başkalarını iyi tetkik etmesi ve tanımasıdır. Sheldon'a göre her satış görevlisi şu dört şeyi bilmek zorunda i-di: 1- Kendini, v 2- Müşteriyi, >? :•.,,•-.' ;/ 3-Malını, "? ¦ " „;.. 4- Doğru dürüst bir satış yöntemini. ; t Sheldon okulunda okuyan binlerce İngiliz vardı. Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 1 11 Bunların birçoğu büyük başarılara imza atmış önemli adamlar olmuş, ülkelerinin kalkınması için sürekli çabalayan sanayiciler arasında yerlerini almışlardır. Bazı bilgilerin teoride kaldığı için dikkate alınmadığı hayatta, bu teoriyle pratik tecrübelerin birleşmesini çok başarılı bir biçimde sağlayan Sheldon'ın başarısı işte bu şekilde özetlenebilir. Sheldon'dan sonra durum tamamen değişti. Tezgahtarlığa ait birçok yeni fikir gelişti ve her fikir en doğrusunun kendisi olduğunu savundu. Fakat bugün bile hala Sheldon'ın fikirleriyle hareket eden insanların varlığından bahsetmek mümkündür. Verimlilik hareketi Verimlilik hareketinin başı olan Taylor dahi ölümünden kısa bir süre önce, iş yerindeki başarının anahtarını, "dürüst ilişkiler" olarak ortaya koymuştu. Verimli ve kuvvetli bir insanın, başarıyı diğer insanlarla yaptığı işbirliğine ve onların oluşturduğu ahenkli çalışmaya bağlayan Taylor, işyerindeki uyumun, geleceği de etkileyeceğini açıkladı. Herşeyi kendi üzerine alan ve hiç kimseyi önemsemeyen insanların, en sonunda düşüşe geçeceği bir gerçektir. Çünkü bu insanlar her taraftan engellemelerle karşı karşıya kalacaklardır. Alman İmparatoru Wilhelm, bütün dünyaya meydan okumuştu ama sonuçta ne oldu, bütün dünya milletleri onu yok etmek için birleşti ve yok etti de. 112 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı Yeteneğin keşfi Böyle insanlar ancak kendilerini kutsal bilirler. Böyle yaptıkları için de etraflarında çok az adam olur. Kendi zayıf noktalarını araştırma gereği duymayan bunlar, öğrenmeden nasiplerini de alamazlar. Kabiliyetlerinin farkında olmayan ve aldıkları eğitimi verimli bir biçimde kullanamayan bu insanlar, aynı zamanda çıkarlarını da koruyor gibi görünerek zarardadırlar. Başkalarının duygularına karşı saygılı olmak bir yana hiçbir sempatik yanı bulunmayan onlar, projelerini de ciddiye aldıramazlar. Bu sebeple, iradeleri çürümüş, hayalleri yok olmuş, iş dünyasında sık örneği görülen başarısız insanlar arasında onlar da yerini almışlardır. Kendilerini tanımadıkları gibi başkalarının haklarına da saygı duymayan bu insanlar, yalnız ihtiraslarını tatmin etmek için herkesin kendilerinden çekinmesini isterler, mutlak irade sahibi imiş gibi davranırlar, herkese tavandan bakarlar, kibir ve gururları ile etrafı korkutmaya çalışırlar fakat günün birinde kendi yalnızlıkları ile sarmaş dolaş bir vaziyette kalırlar. Menfaat, Ticaret, Hizmet Öğrenme yeteneğini kaybetmiş ve herkes tarafından sevilmeyen biri, yalnız kuvvetine güvenerek yüksek bir düzeye gelebilir fakat arzu ettiği sonuca bir türlü ulaşamaz. Aslında arzu ettiği sonucun ne olduğunu bilmekten bile uzaktır böylesi insanlar. Hiç kimse, herkesle mücadele edecek kadar kuvvetli değildir. Fransızlar'm gururu Napoleon kendini böyle zannet- Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 113 miş ancak Sainte Helene kayasının üzerinde yapayalnız kalınca gerçekleri görmüş ve fikrini değiştirmişti. Bütün iş hayatının hedefi, başkalarına hizmet etmektir. Çünkü hizmetin karşılığında ortaya çıkan ilişkiler hem menfaat, hem ticaret, hem hizmet üçlüsünü harekete geçirir ve ideallerin en yüksek seviyede gerçekleşmesini sağlar. Hayatta başarı mutlaka ve mutlaka başkalarının yardımıyla olur. Bu yardımı yapacak olanlar işyerinde çalışan işçiler veya bir malı para vererek alan müşterilerdir. Bilgiye bağlı başarı « Bir insanın hayatta gerçekleştirebileceği hizmet o-nun bilgisine ve başarabileceği işe bağlıdır. Onun hizmet edeceği kimselerin sayısı ise bu kimselere göstereceği uygulamaya bağlıdır. İş yapan adam diğer insanların istek ve arzularını dikkate alırsa, sürekli, kazançlı ve sonuca götürücü bir mantıkla hareket etmiş olur. Verimli bir kişiliği olan insanlar, ehliyetli ve sevimli ise mutlaka günün birinde en ön safa geçerek herkesi kendine bağlamayı başarır. Başarının anahtarı belki de budur. ¦ ¦ ¦ ¦ Para Kazanma ve Kullanma Sanatı Forma:8 Onbirinci Bölüm BAŞARININ 10 KURALI Psikolojinin bir iş adamına faydalı olması ancak 10 kuralla mümkün olabilir diye düşünüyorum. Bu 10 kuralı maddeler halinde ele alırsak, pratiğe geçme şansını da artırmış oluruz. Para kazanma Ve Kullanma Sanatı 1 1 7 '¦¦<$?;' .'.İS 1- Satış imkanlarımızı elverişli hale getirmek Bizim en belli başlı konularımızdan biri de müşterilerimizin hoşnutluğunu kazanmaktır. Bu sebeple sürekli araştırmalar yapmak ve müşterilerin ne beklediğini ortaya koymak zorundayız. Eğer müşterinin istek ve arzulan bizim sahibi olduğumuz mekanda karşıla-namıyorsa anlayışımızda bir terslik var demektir. Müşteri her zaman en önemli kanun koyucudur. Böylelikle satışlarımız artar ve işletmemiz daha çok kazanarak hizmete dönük işler yapar. 2-İlanlarımızın etkili olmasını sağlamak ; Her dönemin kendine göre ilan teknikleri vardır. Bugünlerde ilan levhaları çok işe yarıyor. Bununla birlikte resimlerin önemini de gözardı edemeyiz. Biz de bütün bu imkanlardan yararlanarak amacımıza ulaşabiliriz. İlancılığın önemli bir sanat olduğunu kabul etmeliyiz. Mallarımızın iyi olduğunu söylemek her zaman yeterli olmayabilir. Çünkü bizim sesimizi bastıracak insanların yanında bizim sesimizin cılızlığı bu övgümüzü anlamsız kılabilir. Herkesin dikkatini üzerimize çekebilmek için başka yöntemler denemeliyiz. 11 8 Para kazanma Ve Kullanma Sanatı Halkın ne istediğini bilip, ilanlarımızı veya kampanyalarımızı ona göre yönlendirmemiz en akıllı hareket olur. 3- Mallarımızı teşhir etmeyi öğrenmek Ambalaj sanayi eskiye oranla daha dikkat çekici hale geldi. Kutuların dışında daha cicili renkler kullanılmaya başlandı. Elektrik ışığına ayarlı bu çalışmalar sayesinde parlak renkler malın cazibesini daha da artırıyor. İşyeri sahipleri de bu durumun farkına varmış olacaklar ki, satış işinde deneyimli insanları seçerek, ambalajı onlara tanıttırıp müşteri çekmenin yollarını arıyorlar. 4- İhracatı artırmak Bir ülkenin en önemli sorunlarından biri de ihracat-ithalat dengesizliğidir. İşyerlerinin ferdi çabaları ülkelerin arzularıyla birleşince ortaya güzel sonuçlar çıkabilir. Yabancı ülkelerin ihtiyaçlarını iyi öğrenmek gerekiyor. Bunun için yabancı diller öğreniliyor ve bu ülkelere bilirkişi heyetleri gönderiliyor. Başka ülkelerdeki sergilere katılıyoruz ve orada olup bitenlerden istifade etmek için ortaklaşa çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Eskiden yok denecek kadar az olan bu ilişki bugünlerde biraz daha arttı. İleride çok daha artaracak ve artık ülkeler arasındaki ticaret alışverişleri kolaylaşacak. Biz, yurt dışı ticaretimizi artırmanın yollarını aramak zorundayız. Eğer yabancı ülkelerin ne tür mallara ihtiyaç duyduğunu öğrenebilirsek, onların ne düşündüğünü ve bizim hakkımızdaki görüşlerini de öğrenmiş oluruz. 119 5- Yeni ve işe yarar işçiler almak Yeni mesleklerin başında işçi bulmak ve işçi istihdam etmek geliyor. Eskiden insanlar bu kadar çok çalışamazdı çünkü sanayi gelişmemişti. Herkesin kendine yetecek kadar toprağı vardı, orayı ekip biçerlerdi. Şimdi her işe uygun işçiyi bulmak oldukça zorlaşıyor. Son yıllarda işe alınanlar arasında sınav şartı getirildi. Bu yöntem henüz gelişmedi ancak yine de en kötüyü ayırmak ve hatayı en aza indirmek için gerekli diye düşünüyorum. 6- Çalışanları iyi yönetebilmek Bugün işçilerin mutluluk ve güvenini kazanmak için birçok yol var. Bu sayede grevleri önlemek mümkün. Fakat işçilerin beden, kafa ve kalp kuvvetini iyi kullanmak gerekiyor. İş hayatının en önemli meselelerinden biri de yığınlar halinde çalışan insanlardan en üst seviyede yararlanmayı bilmektir. Bunun için yöneticilik bir sanat, bir okul olmalıdır. İşçilerin psikolojisini araştıracak birimlerin bu konuda çok titiz ve çalışanlarla ilişkili olması en birinci görevdir. 7- Çalışma şartlarını iyileştirmek İşçilerin ellerinden geleni yapmalarına imkan verecek en önemli unsur, onların çalışma şartlarını iyileştirmekten geçer. Bir işçi verimli çalışabilmek için birçok şeye ihtiyaç duyar. Bunların başında da işyeri güvenliği, temizliği ve iş sahibinin ilgisi gelir. Bir patron işçilerinin ne istediğini bilmek zorundadır. Tam gün 120 aynı iş yerinde çalışan insanların ne istediğini bilen yönetici, başarısını ikiye katlamış olur. 8-Fikir gelişmelerine açık olmak Her insanın kendine göre yetenekleri vardır. Bu yetenekleri en iyi şekilde kullanmak için duygularımıza hakim olmak ve idealist bir biçimde işimize sarılmak zorundayız. Her başarının arkasında düşünen beyinler vardır. Bu sebeple, düşünmenin ne olduğunu bilmek ve onu iyi öğrenmek gerekir. Fikir üretmek ve bu fikirleri hayata geçirmek için sürekli bir hareket alanı ararız. İş yerlerimiz bunun için iyi birer mekan olabilir. 9- Yeni icatların önünü açmak Her insan önce başkalarından yeni şeyler öğrenir. Bu yeni şeyleri daha sonra başkalarına öğretir. Gelişme kanunu böyle bir ilişkiyi emreder. Her öğrendiklerimize kendi kuvvet ve kudretimize göre yeni şeyler katarız. Başkalarını taklit ederek hiçbir şeyin başarıla-mayacağını iyi biliriz. Kendi halinde olan ve yeni şeyler ortaya koymaya çalışan biri için ikinci durumda olmak hoş bir şey olmasa gerek. 10. Karakter meydana getirmek: Bütün sosyal mücadelelerin en yüksek hedefi, daha yüksek seviyeli insanlar oluşturmaktır. Biz insan doğasını ne kadar araştırırsak, hilekarlığın ve aldatıcılığın anlamsızlığını bir kere daha anlarız. 121 En büyük sermayelerden daha büyük bir şey, insan karakteridir. Yukarıda ele aldığımız maddelerde de görülüyor ki, psikoloji ile meşgul olduğumuz zaman çok istifade ediyoruz. Bu sayede de iş yerlerimizde daha farklı başarılar kazanıyoruz. Başından beri ele aldığımız konulara bakıldığında dikkat çeken en önemli unsur insan unsurudur. İnsanları iyi idare etmek, başkaları ile ilişkileri iyi kurmak ve devam ettirmek bu başarının altın anahtarıdır. --- Hekimhan Hayat Yayınları KİŞİSEL GELİŞİM BAŞARI DİZİSİ Başarının Sırları / Alexis Carrel Kocanızın Başarısı Sizin Elinizde / Mrs. Dale Carnegie Yarınlara Doğru / Alexis Carrel Olumlu Yaşama Sanatı / Harold Sherman Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı / Dale Carnegie Söz Söyleme ve İş Başarma Sanatı / Dale Carnegie Üzüntüsüz Yaşama Sanatı / Dale Carnegie Negatif Limanlardan Pozitif Sulara / Hafıza Eğitim Uzmanı Oğuz Saygın İnsanları İkna Etme ve Uzlaşma Sanatı / Ord. Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan Kendine Yardım / Samuel Smiles Vazife /Samuel Smiles KİŞİSEL GELİŞİM YÖNETİM DİZİSİ İnsan Yönetme Sanatı / Prof. Herbert N. Casson Hayatta İlerle ve İlerlet / Prof. Herbert N. Casson Ticaretin Sırları / Prof. Herbert N. Casson Başarılı İşadamı, Modern İş Metodları / Prof.H.N.Casson Para Kazanma ve Kullanma Sanatı / Prof.H.N.Casson Satış Sanatı ve Pazarlama / Prof. Herbert N. Casson Zorluklarla Mücadele / Prof. Herbert N. Casson Bir Milletin Uyanışı (Beyaz Zambaklar ülkesi) /Grigori Petrov Cesaret ve Fazilet Mücadelesi / John F. Kennedy KİŞİSEL GELİŞİM PSİKOLOJİ DİZİSİ İnsan Denen Meçhul / Alexis Carrel Kitleler Psikolojisi / Gustave Le bon